HIZLI ARAMA
| Paylaşmak İstedikleriniz Bizimle ne paylaşmak istiyorsanız yazında bilelim hani. |
![]() |
| | #1 (permalink) |
![]() Kayıt: 29.09.2006
Mesajlar: 493 İtibar Gücü: 13 | Bekleme Dönmeyecek ![]() Bekleme Dönmeyecek 'Bekleme dönmeyecek' dedi. Karşılık vermedim. Yüzüne baktım, anlamlı olmayan yüzüne. Kötü bir haberi verirken bir insanın nasıl da böyle soğuk tavır takınabildiğini hiç anlayamamışımdır. Öylece baktım. Belki de ifadesizdi bakışlarım. Belki de birşeyleri beklediğimi farkettirecek kadar anlamlı... Oralı olmadığımı görünce tekrar etti sözlerini. 'Bekleme dönmeyecek' Biliyordum dönmeyeceğini. Gidenlerin 'dönerim' vaatlerini bırakıp dönmemek üzere gittiklerini biliyordum. Biliyordum, terketmenin gidenlere hoş geldiğini. Giden gittiği yere alışmanın telaşında, bıraktıklarını tez unutuyordu belki de. Belki de giden'e değil, kalan'a düşüyordu üzülmek. Üzülmek mi? Yoksa ben gerçekten üzgün müydüm? Nasıl olur! Hayatımın en güzel saatlerini ben bu kahve masasında geçirdim. İşte o adam şahitti buna. 'Bekleme dönmeyecek' diyen, o yüzü anlamsız olan adam. Yine seslendi bardaklara birşeyler doldururken. 'Bekleme dönmeyecek' Baktım yüzüne. Uzun uzun baktım. O bana hiç bakmıyordu. 'Bekleme dönmeyecek' derken bile bakmıyordu. Hergün saat üçte, kahvenin penceresinden rahatlıkla geleni-gideni görebileceğim bu masa, beni ağırlamaya alışmıştı. Hergün evet. Kaç yıl oldu? Kaç koca yıl...? Gün gün sayılmış kaç koca yıl? Çayımı önüme bırakırken aynı sözleri mırıldanıyordu. 'Bekleme dönmeyecek' Ne diyebilirdim. İlk gün buraya geldiğimde, elinde tepsisi sağa sola koşturan bir delikanlıydı. Şimdiyse yüzünde hafif bir gülümseme, ağır adımlar atmaya özen gösteren yaşı geçkin bir adam. Yıllarca aynı şeyi söylemekten bıkmadı. 'Bekleme dönmeyecek' Söylediklerine aldırış etmedim. Sözlerinin beni incitmesine izin vermedim. Burada olmak beni heyecanlandırıyordu. O ilk gün çırpınışlarını hiç yitirmedim. Çayımı her tazeleyişinde bakmadan yüzüme, sözlerini de tazelemek isteği duyuyorsa varsın söylesindi. 'Bekleme dönmeyecek' Dönmeyecekti elbet. Kim döndü ki o dönsün. Öyleyse ben neyi bekliyordum böyle. Bir söz mü? Belki... Veda sözcüğünü belki. Ayrılış kelimesini belki. 'Bitti' demesini belki. Bilip gerçekleri, ben de dönmemecesine gidecektim. Ama ya şimdi gitmek için davranırsam ve o, tam da şimdi gelmeye karar verirse ve gerçekten de gelirse sözleştiğimiz bu yere... ya 'gelmeyecek' diyerek her günümü heyecana çeviren bu bekleyişlerime son verirsem, her gecem 'ya geldiyse'lerle bir kabusa dönerse... Ya gelirse! Ya gelirse! Öyle ya, bir daha duymazdım bu adamın ezberlediği o iki sözcüğü. 'Bekleme dönmeyecek' Çayımın şekerlerini unutmuştu. İki küp şekeri uzatırken bakmadı. Gözlerini yerden nedense kaldırmazdı. Ezberlediği hareketleri dikkatle yerine getirmenin artık bir anlamı da kalmamıştı. Sessiz oturan bunca insan aynı yere bakıp birilerini bekliyordu. Beklenenlerden kimi geliyor, kimi gelmiyordu. Ben bekleneni gelmeyenlerdendim. Bir de bekleneni beklemekten bıkmayanlardan... Uzaktan sesini duydum. 'Bekleme dönmeyecek' İki saat böyle bekleyerek, hergün olduğu gibi, yine geçti. Toplam on yedi bardak çay içtim. Demli ve iki küp şekerli. Kalkacağım zaman kahve sahibini aradı gözlerim. Oradaydı. Arkası bana dönük, bir masanın çekmecesinde birşeyler arıyordu sanki. Ödemem gereken paranın ne kadar olduğunu soracaktım. Bana bakmasını bekledim. Elimi kaldırıp işaret edecektim hesap için. Bir türlü dönmek bilmiyordu. Yanına gitsem diye geçirdim içimden. Vazgeçtim. Yıllardır bunu yapmamıştım. Şimdi böyle davranmak için bir sebebim yoktu. Bekledim. Birkaç dakika daha seyrettim dışarıda olanı-biteni, geleni-geçeni. Beklemek benim işimdi zaten. Ne çıkardı birkaç dakika fazla beklesem. Bekledim. Uzaklara daldım bilmem kaç zaman. Yanıma gelip masama oturduğunu bile farketmedim. Sesini duyunca şaşırdım bu sefer, çok yakınımdan geldiği için belki. 'Bekleme dönmeyecek' dedi. Bir şey söylemedim. Doğruydu. Gelmeyecekti. 'Yıllar geçti' dedi. Doğruydu. Yıllar geçmişti. Üstelik bekleyerek. Beklemek zordur oysa. Beklemek zamanı öldürür oysa. Yine de geçti işte yıllar. Sandalyeler eskidi, masalar yıprandı, kapılar bilmem kaç kere yeniden boyandı... o gelmedi. 'Sen beklemekten vazgeçmedin' dedi. Evet, vazgeçmedim. Vazgeçmem için bir işaret gönderen olmamıştı. Bir söz... bir mektup... bir, bir, bir herhangi bir şey... 'O ise vazgeçeceğini düşünmüştü' dedi. Öyle mi? Neden? Böyle düşünmesi için sebep? Yavaş yavaş düşüncelerim karışıyordu. Birden geçmişe dönme telaşı yaşadım. Birşeyleri hatırlamaya çalıştım. Zordu bu. Farkına varmadığım bir şeyi anılarımın arasından bulup çıkarmak öyle kolay değildi. Zihnim yorgun düştü bir an. Bulamadım bir sebep. 'Gitmek kolaydı' dedi. Kolayı seçer mi her zaman insan? Belki... ama onun böyle bir kolay'ı seçmesi için olan neydi? Bulanıklaşmaya başladı olaylar, kişiler, mekanlar... 'Bir mektup bıraktı sana, beklemekten vazgeçmeyeceğin kesinleşirse verilmek üzere' dedi. Dondum. Her şey donmuştu. Ben, o, dünya, yoldan geçenler, denizde yüzenler, dalgalananlar... Olabilir miydi böyle bir şey? Mümkün müydü? Bunun doğru olmadığını söylesindi biri. Lütfen biri çıkıp 'yalan' desindi. Çıkmadı öyle biri. 'Yalan' demedi. Kalktım masadan. Bakmadım, 'bekleme dönmeyecek' diyenin yüzüne. 'Keşke' dedim güçlükle, 'keşke ben her gün beklemeye devam etseydim. Keşke bana böyle bir şeyi hiç söylememiş olsaydın. Keşke 'bekleme dönmeyecek' demekten yorulmamış olsaydın da bana bu haberi vermeseydin bunca yıl sonra. Keşke...' Kapıdan çıkarken son olarak duydum aynı sözleri. 'Bekleme dönmeyecek' Demek bir bildiği vardı, benim bilmediğim. Artık beklemiyorum, dönmeyecek. |
| | |
| | #2 (permalink) |
![]() _FaFa_ Kayıt: 20.06.2006
Mesajlar: 7.875 İtibar Gücü: 65 | ellerine ve yüreğine sağlık arkadaşım gerçekten güsel bir paylaşımdı bislerle paylaştıgın için çok teşekkür ederim |
| | |
| | #3 (permalink) |
![]() ****$@I(!RT'3*** Kayıt: 21.04.2006 Yaş: 31
Mesajlar: 8.400 İtibar Gücü: 63 | Kalktım masadan. Bakmadım, 'bekleme dönmeyecek' diyenin yüzüne. 'Keşke' dedim güçlükle, 'keşke ben her gün beklemeye devam etseydim. Keşke bana böyle bir şeyi hiç söylememiş olsaydın. Keşke 'bekleme dönmeyecek' demekten yorulmamış olsaydın da bana bu haberi vermeseydin bunca yıl sonra. Keşke...' paylaşımın için teşekkürler ,güzel bi yazı. |
| | |
| | #4 (permalink) |
![]() Kayıt: 29.09.2006
Mesajlar: 493 İtibar Gücü: 13 | teşekkür ederim elleriniz dert görmesin |
| | |
| | #5 (permalink) |
![]() Kayıt: 29.09.2006
Mesajlar: 493 İtibar Gücü: 13 | ![]() Artık kabullenmişliğin yorgun havasını çalıyorum şimdi.. Vurgun yemiş satırlarım son yıkıntıların altında çırpınırken, Ben derinden bir türkü tutturmuşum akıp giden zamana.. Hislerim yanıyor!.. Dumanını çekiyorum içime efkar sigarasıdır diye, Ve ben artık, kaybetmişliğin ardından ağlayan çocukları oynuyorum.. Neydi bizi bu karanlığın girdabında rotasız bırakan, Neydi hislerimizin dumanını savuran?.. Yok olmuşluğun keyifsizliğini mi sürmeliyim şimdilerde, Yoksa senin yok oluşunun acısını mı sindirmeliyim içime?.. Yoksun!.. Bir hayal kadar duman, bir duman kadar bulanık hayalin.. Tutunacak gibi oluyor ümitlerim, Bir adım veriyorum sana karşı, Bulanıklığı da kalmıyor dumanının.. Yoksun!.. Az önce verdiğim nefes kadar anlıktı varlığın, Az önce hayat verdin bana, ama şimdi; yoksun!.. Karşımda bulanık dumanın, içimde hislerin alevi Ve elimde kalemim.. Son demlerini döküyorum satırlara teslim olmuşluğun, Son nağmelerini mırıldıyorum titrek dudaklarımdan Ve üşüyen ellerimle enkazını oluşturuyorum Ardında yıkıntısını bıraktığın satırların.. Sen, tutulan el kadar sıcak bir gerçek, Verilecek bir nefes kadar da gidicisin.. Tutsam içimde öldürecek, bıraksam uçup gideceksin.. Sen, efkar sigaramdaki duman kadar hayal, Enkazından kurtulamayacağım kadar da Yıkıntı bıraktın ardında.. Ve ben kabul ettim.. Yenildim, yok edildim.. Bir ruh kadar sessizim şimdi odalarda gezinen, Gözdeki fer kadar gidiciyim ben de.. Elveda hayallerin kahramanı, elveda aşkın dumanı, Ve elveda yıkıntılarımın mimarı.. Yak!.. Yık!.. Estir dumanını!.. Gözlerimden feri de çek!.. Öyle git!.. |
| | |
| | #6 (permalink) |
![]() Bildiğin Meleq İşte :) Kayıt: 20.04.2006 Yaş: 21
Mesajlar: 8.501 İtibar Gücü: 32 | Ey Sevgili..! Seni sevip sevmediğimi söylemeyeceğim. Ama sevgiyi öğretebildim sana sanırım_? [ne kadar öğretilebiliyorsa..] Dilerim kalbine kalbimden verdiğim şey yüreğinde yeşerip meyve verir o zaman.. Böylece ne sen bende kaybolacaksın, ne de ben sende.! Sen beni kendinde, ben seni kendimde bulmuş olacağım. O zaman hiç ayrılmayacağız. Sakın sevgimle seni tuzağa düşürdüğümü sanma. Sevgi hayatın hem çekirdeği hem de meyvesidir.! Bir ağaç, meyvesiyle seni kendine çağırıyorsa bu bir aldatma sayılmaz. Unutma ki ağaç meyvesine çağırır, kendisine değil..! Ey Sevgili..! Sen bir sığınak arıyorsun.. Ama ben durulmaz bir fırtınayım.! Sen kendinin sakini olmak istiyorsun.. Ama ben evrenin sakini olmak istiyorum.! Sen olmayacak bir barışı arıyorsun.. Bense tüm kötülüklerle savaşmak istiyorum.! Sen küçücük bir çocuksun.. Ama ben küçükken çook büyüdüm.! Sen dünyadan kopup yıldızlara sığınmak istiyorsun.. Ben karanlıkları aydınlatmak istiyorum.! Sen bir ağacın gölgesine sığınıp yaşamak istiyorsun.. Bense ülkemi[yolları aydınlık, insanları ümitli ve huzur dolu olan bir ülke] arıyorum.! Sen bende kaybolmak istiyorsun.. Ama ben seni kaybetmek is-te-mi-yo-rum.!!! Sen susuyorsun.. Bense haykırıyorum.! Sakın unutma: Kalbim paylaşılamayacak kadar senindir.Seninle bile. [ Ama bilmiyorum sen bu kadar bende misin_? ] Lütfen kendini ara..Beni değiL_! |
| | |
| | #7 (permalink) |
![]() Kayıt: 29.09.2006
Mesajlar: 493 İtibar Gücü: 13 | aSi MeLeq teşekkürler canım ellerine saglık ![]() ![]() İnceden... Gelip yerleştiği yeri çok da fazla düşünmeden, düşün içinden; düşe dokunarak... Yâr kokusu düşmüyor kağıtlardan... Baharın incelen yerlerinden kopup gelen kayıp bir dizenin, sıradışı bakışlarıyım ben.. Ne önsözüm ne de sona yakışacak bir son sözüm var... Olup biten kargaşanın tam ortasında salınan bir rüzgar gibi dokunuyorum açık yerlerime. Bir ses... İç koridorlarımın kuytu bir bölmesinden çıkıp dışımda gülümsemeye dönüşen... Bir tat... O uzun yolda, üzerini örten sayısız başkalaşımlara karşı direnen ve kendisini koruyabilen.. ve bir çekim... birlikteliğin böylesine sağlanabildiği... Koşuyorum... Soluksuz kalana ve ter damlacıklarının tenimde kristalleşerek, buğulu özlemlerimin canını acıtacak kadar... Sürekli tırmandığım hayallerimin yokuşunda, küçücük sinyallerin canıma can olduğu noktada başlıyor mücadelem.. Yıllardan sonra açılan kapının ardından, bembeyaz ışıkla kaplı tünelin sonunda sıcaklığını hissedebiliyorum.. Tıpkı ilk geldiğin ağustos sıcağı gibi... Kelimelerin beline dolanıp birkaç paylaşımı atkı niyetine boynuma dolayıp huzurla terk etmek istiyorum bu şehri... Ayaklarıma batan yüzlerce dikenin içerisinden, bir tek seninle yürümek istiyorum kum tanelerinin üzerinde sevdiğim... belki de siyah bir aşkın beyaz öyküleri olacağız -ki siyah huzurudur bakışlarımın... Ayrı şehirlerin aynı yüreği ortaklaşa çizen elleriyiz seninle.. Yolumda yanımda ol |
| | |
![]() |
| Konuyu Toplam 1 Üye okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir) | |
| Seçenekler | |
| Stil | |
| |
Benzer Konular | ||||
| Konu | Konuyu Başlatan | Kategori | Cevaplar | Son Mesaj |
| BekLeme Yüreğim.. | BurcuUu_ | Paylaşmak İstedikleriniz | 7 | 25-12-2007 22:26 |
| Git gideceksen bekleme | !NC!PéR!S! | Paylaşmak İstedikleriniz | 9 | 17-05-2007 09:30 |
| O gitti, bana dönmeyecek.... | metalik | Şiir arşivi | 8 | 18-01-2007 14:56 |
| Brezilyalılar dönmeyecek! | @izci@ | Beşiktaş | 0 | 22-12-2006 10:00 |
| Git....!Bekleme.....! | SweetWitch | Paylaşmak İstedikleriniz | 2 | 30-10-2006 12:58 |