ÜYE GİRİŞİ

HIZLI ARAMA


Paylaşmak İstedikleriniz Bizimle ne paylaşmak istiyorsanız yazında bilelim hani.

Cevapla
Alt 26-10-2006, 20:41   #1 (permalink)
!NC!PéR!S!
Kendini aşan 2de1'ci
 
!NC!PéR!S! - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
bLackpearL
Kayıt: 20.04.2006
Mesajlar: 6.851
İtibar Gücü: 29


huzun baz sewiSmeLer...

Yılmaz ERDOĞAN
Hüzünbaz Sevişmeler
ÖYKÜ


KEŞKE

Bir dal düştü elimden yere, ağaç sustu. Bense, sanki yaprak konuşan, dal susan ağaçla sırnaş, yanımda iri göğüslü, küçük burunlu bir düşle sarmaş, oturmaktayım. Diyorum ki,
— Ne güzel, gömleğinin üst düğmelerinden birini açık unutman... Ve oradan sütyen kıvrımının görünmesi.
Diyor ki,
Ben bir düş’üm. Pornografiye dönüştürme beni. Benim için fark etmez ama şiire ayıp olur. Düğmeyi iliklememi istediğin zaman, iliklenmiştir artık. Ama bunu niye isteyesin ki. Senin düşünü kim görebilir?.. İnsan düşlerini bile paylaşamıyor, yazık.
Mor dalgalarından sual olunma yenilgisine tünemiş kırılgan deniz. Kayık tıkırtısının şiiri. Ve her anlaşılmaz cümlenin içinde var olan ve hep yalan yere edilen yeminler... Kimi neye benzettiğini bilmeyen tasvirler.. Sebep ve sonuçlarıyla anlatılamayan bir yığın şeyin arasında düş kuran ben...
Düşmüşüm, haberim yok. Nerden düştüğümün bilincinde değilim. Kendine teslimiyet bir şarkıdan belki de. Ki rast makamında, bir şeylerin küflendiği duygusuna kapılırım hep. Türk Sanat Müziği engelliyim.
Diyorum ki,
---Seni ellediğim için kızmıyorsun ya bana?
Diyor ki
---Ben bir düşüm. Senin. Elleyemezsin. İnsan kendi düşünü bile elleyemiyor, yazık.
Kızıyorum ki,
---Bana, düş’üm deyip durma. Zaten düşmüşüm. Biraz gerçek davranamaz mısın. Sömürü kadar mesela… Elle tutulur, gözle görülür bir açlık kadar olamaz mısın? Görüyorsun zor durumdayım. “Ben düş’üm” süz cümleler konuş benimle.
Daracık tefecik, fermuara stres, streç bir kot giymişsin. Lastik ayakkabılar hesapta yoktu. Seni seviyorum. Aşkımız hasır altı edilmiş, enflasyonist duygular yığını. Emisyon hacmimiz daralıyor. Ememiyoruz.
Diyor ki
—Ne anlatıyorsun sen? Hiçbir şey anlamıyorum.
Hep minareli, ayrıntı camlı camiinin minaresinden, komşunun apış mahremiyetini dikizleyen müezzin, bir dengesizlik ve şehvet anını iyi değerlendirerek aşağı yer çekimleniyor. Ne anlaşılmazdır ki, henüz yere düşmemişken daha ortada fol yok, yumurtanın birazı rafadanken ölüyor. Cenazesine konu komşular gelip dedikodu yapıyorlar. Konu, komşu, dedi, kodu birbirine giriyor.
Saçların kendinden permalı. Kuaför çatlatan bir güzelsiz. Seni daha önce bir yerde mi gördüm, yoksa şimdi mi uyduruyorum?
Diyorum ki,
— Bilmiyorum. Belki bir dolmuşta, bir zahmet şunu uzatabilir misinizleşmişizdir.

Biliyor musun, saçlarım dökülmeye başladığında, bıyıklarımdan iz yoktu. Çok berber sökün etti, muhabbet olsun dert paylaşımına. Seni yanımda tutabilmek için aklıma gelen her şeyi söylüyorum. Daha ünce ağır kayıplar verdik. Yenildik ama ezilmedik. Hep beraberliğe oynuyoruz, ondan herhalde.
Bir düş düştü elimden yere, unufak oldu.
Onlar erdi muradına, biz kerevet bulamadık.
Aşkımız, iki gözlüklünün öpüşme çabasıydı. Gözlükleri çıkarmak hiç aklımıza gelmedi.
Diyorum ki,
---Bu yalnızlık bana büyük geliyor. Çok. İç kavgalar dan arınıp, büyük kavgaya soyunmak istiyorum artık... Sana söylüyorum.. Beni dinlemiyor musun?.. Heeeey.. Neredesin?.. Nereye kayboldun? Bir dakika.. Dön geri.. Daha sevişecektik.. Ne yandasın?
Bir düş düştü elimden yere. Undan ufak oldu. Onlar el koydu bütün kerevetlere, ben ve ağaç, yaprak konuş tuk, dal sustuk. Yazık.
1990
!NC!PéR!S! Çevrimdışı   Alıntı ile Cevapla
 
Alt 26-10-2006, 20:46   #2 (permalink)
!NC!PéR!S!
Kendini aşan 2de1'ci
 
!NC!PéR!S! - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
bLackpearL
Kayıt: 20.04.2006
Mesajlar: 6.851
İtibar Gücü: 29


HÜZÜNBAZ SEVİŞMELER

Adam, sessiz sebepsiz aşklarının uğultusunu dinleyerek, hatta ve zaman zaman, bu seslere içten içe yanıtlar yetiştirerek yürüyordu, kaldırımı kendisinden büyük yolda. Bulutlar vardı, mor, gri, beyaz, kül rengi bulutlar. Bu, mor gri, beyaz, kül rengi bulutlara bakadurdu bir süre. Ve yürüdü Adam mor, gri, beyaz, kül rengi bulutların gözetiminde kendisi kaldırımından küçük yolda.
Simitleri gerçekten gevrek ve sıcaktı vapurdaki simitçinin. Simitleri satılsın da para kazansın diye bağırmıyordu, bir gerçeği dile getiriyordu insanca. Ama kimse inanmıyordu. Adam inanıyordu ve belki de bu yüzden buluştu gülücükleri, vapurun çok kuytu bir yerinde.
Suya baktı Adam, sudaki yüzüne, kendisine. Kim, nerede ve ne zaman kendisidir? Deniz, parıltısı gözde yansı yan, mavilere giyinik bir sonsuzluk o zaman.. Mavi’den siyaha kaçak ve mora meyilli, alışık gözlere yeni yeşil gökkuşakları sunmaya üretken çılgın bir ıslaklık.. Islandı gözleri.
İndi vapurdan. Vapur rahatladı. Hafifçe gerindi kaptan.
Adam ince ince gülüyordu. Körpe körpe, köpüre köpüre cilveleşen denizin kıyısında.. Yakışıklı mıyım, diye sordu Bıyıklı Adama. Bıyıklı Adam orada değildi, duymazlıktan geldi. Bıyıklı bir adama yakışacak davranış değildi ama bıyıklı adamlar davranışacakları zaman bize sormuyorlardı. Çok az insan bilir soru eklerinin ayrı yazılması gerektiğini. Bıyıklı Adam da bilmiyordu, zamanın düşünceden ayrı yazılacağını.
Yakışıklı sayılırsın, dedi Dilsiz Kadın. Yıllar yılı herkesler Onun kör olduğunu sanmışlardı. Kör olmadığını görememişlerdi ve yine yanılmışlardı. Yanılmışlıklarını yinelemişlerdi de denebilir ama bu gerçeğin façasını değiştirmez. Zaten hangimiz değiştirebildik ki, az buçuk gayri safii milli hasıla telaşlanmalarını?
Değiştirmek gibisi var mı, dönüşmek gibisi? içine hagayretlik getirdiğin küçük evrak çantası ve özel kalem müdürü yaşantısının içinde bir çıban asilliğinde aykırılaşmak.. Birinci Adam olmak da var, Yoldan Geçen Adamın Sesi olmak da.. Ya da hiç zamanlanmadığı halde, bir teşrifatçının teşrifatına sanık o1arak, en arkadan kendi filmini izlemek de var...
Kadın ürkek ve çorabı kaçmışçasına tedirgin ve trafik kurallarına Özenli adımlarla geçti kırmızı ışıktan.
Söyleniyordu.
Neden sevgililer içi el teri paylaşımında bulunamıyorum. Seni seviyorum, öyle mi? Niye? Söylenmiş replikleri yinelemek mi bütün işimiz? Yoksa darağaçlarının iz düşümüne serpiştirilmiş doğruları mı doğrultmaya didiniyoruz?
Kadın, dalları salkım saçak özentili bir ağacın gariban gölgesine sokulurcasına, sessiz bir çığlık attı, teri diz boyu otobüs sıkıntısının içinde:

— Ben otobüste değildim ki.. Kırmızı ışıkta durmaya çalışıyordum. Neden başkasına ait kendi kaderimin tayin hakkı?
Adam bankta, Kadın otobüste terlemekte.. Saatler zamanın olağan seyrinde, sancı içinde.. Belki birbirlerine verebileceklerinin çoğunu tüketmişler görücü yöntemi yazgılarında ama yine de anne sütü sıcaklar saklıyorlar, ikili düşlere yamanacak. Görseler, sezebilseler, konuşacak bir konu başlığı ortaya atmanın ve paylaşmanın deli deşik sevincini.. Merhaba, nasılsınız, siz kimsiniz, ben nasılım, siz 0 musunuz, sağ olun, tanıştığımıza memnun olmak isterim, beni hayal kırıklığına uğratmayın, sağ olun kullanmıyorum..
Kadın bankın biraz gerisinde durdu. Karşıya baktı. Karşılara.. Kimi kimsesi olmayan nice kimseler bakıyor, kirli duvarlara yazılı, çok zaferler özlemiş yazıların, artık soyut resim olmuş haline, diye düşündü. Siyahla umut yazılmış, polis beyazla silmiş, diye düşündü. Diye düşünmek özgürce. İsteyen istediğini, diye düşünebilir, diye düşündü.
Adam, rüzgara aldırmadan bakıyordu Kadına. Kadının küçük ama dik başlı, varlığını her fırsatta duyurmaya çabalı armut memelerine.
Keşke öyle oturmasaydı Kadın. Keşke, düşlediğim gibi, amaçlı sonuçsuz yolculuklara hazır, ölümle alaylı bir huzurla bırakı-düşü-oturuverseydi.
Merhaba, diyebilseydim.
Siz kimsiniz, nedensiniz, sorabilseydi.
Merhaba, dedi Adam,
Merhaba, dedi Kadın.
Oysa az geride, olmamış bir sevda böyle bitmişti:
(Sana söylemeliyim. Haksızlık bu. Ama öyle incesin ki ya kırılırsan, bu dikensiz akşamüstü?.. Bileklerim incinir, yüreğim burkulur inan.. Sana bitti demek, üzgünüm söylemek, kal gitme, ben giderim, ben ölürüm, hasretler eritirim omuriliğim de.. Ayrılalım.. Dur, düşürme gözlerini katışıksız hüznüme. Hayır, ağlama n ‘olursun.. Gemilerin çürür batak sularımda, intiharlara jilet olur. Acım sırrına erdirmez. N’olursun ağlama. Biliyorum hazır değildin, beklemiyordun ama o güzel gözlerini yalanlamak.
—Ama.. ben seviyorum., neden?
Ağlama n ‘olur..
Gözyaşın hüzün büyütür, damlar yüreğime geceleri.. Kapa parantez
)

— Şiire inanır mısınız, diye sordu Adam.
Şair misiniz, diye sordu Kadın.
Kadife pantolon giymişsiniz, ne güzel. Kalçalarınız federe, memeleriniz ufacık. O’nun da öyleydi. Ama hiç kadife pantolon giymezdi. Gri, yırtmaçlı bir eteği vardı, çok sık giydiği. Saçları kısaydı. Kısa saçlarına gri etek yakışırdı. Gri etek giydiğinde, saçları yırtmaçlı bir kısalığa bürünürdü. Bilirdi uzun gömlek sevdiğimi ve yaprak dolması. Asıl işimiz bilmek değil. Kısa saçları, gri yırtmaçlı eteği ve uzun gömleğiyle severdi beni bilmeden.
Okumak isterdim şiirlerinizi, dedi Kadın.
Yüzünüz sivilceli. Kadife pantolon giymişsiniz. Dudaklarınız öldüm ölesiye güzel. Yanaklarınız anlatılmamalı. Şarap içiyoruz yanaklarınızın rengine. Bankta filan değil evdeyiz şimdi. Saz çalıyorum, türküleri paylaşıyoruz, kimsenin imzası olmadan. Bütün türkülerimiz ve şarap anonim. Demiri toz ediyorlar sevgiyi yoz.. Güzel uyak.
Ben de şiir yazıyorum, insanlara rağmen.
— Neden insanlara rağmen? Oysa insanlar için olmalı.
Yok ya? Niye?
Bir kinaye gülüşle kaldırdı şarap kadehini Kadın. Demek tartışacağız. Demek sözcükleri ayıklayıp seçip savuracağız birbirimize.. Ne güzel. Ne sıcak.
Öpmeli o dudakları düşüncesi, Adamın içinde kıvranıyordu, aç bir salgı gibi. Yüzünün sıcaklığında döllenme isteği.. İlk öpüşmeler.. Sabah, zamansız uyanmalarda duyulan uyku hasreti.. Kırılasıya susamışken, durup bir süre izlemek berrak suyu.. Kimi öfkelerden alnının akıyla sıyrılması insanın...
Öpüşerek gidilir gizlerin kolkola gülümsediği yere. Öpüşüyorlardı. Dudaklardan beyne transit taşımacı sinirlerin cümbüşü duyuluyordu kulaklarında.. İri, öpbenili dudaklar.. Öpüşüyorlardı.. Hiç tanınmayan toprakları eşeler gibi.. Suları göbekten damlatır gibi geceye.
Saatlar geçiyordu, daha öncekiler gibi. Biri öncekinden yanlış, biri berikinden yalnız. Akrep yelkovana alışık. Alışmışlık işte: Bir vazoyu her zaman aynı yerde görmenin, görmek istemenin aşağılığı...
Biz alışmayacağız, değil mi?
Zamanlar zamanların peşisıra, belkili, acaba’lı, herhalde ’ li bir alışmışlığı yürütüyorlardı. Dudaklarda öfkenin, sevincin, birini, birşeyi bulmuşluğun izleri.. Ve kaybetmek korkusu.
(Sarı! bana. Son bir kez belki ama n ‘olursun sarıl. Öpüşelim yine. Binlerce kez hükümran olduğum o dolgunluklar, neden ırak şimdi, sevincimin dalga dövmüş kıyılarına? Neden daha öpbenili bu ölüm dudaklar?.. Neden iç kıran heyecanlar, yangılar üretiyor bin akşam dayandığım duvarlar?.. Öpüşelim.
Pekiyi, dedi Kadın.. Son ve tek..
Öpüştüler, öpüşmek denirse. Üşmek değildi, üşmek yoktu. Sadece öpmeye telaşlıydı Adam.
— Sevişelim, dedi Adam.. Son ve tek.
— Hayır, yapamam.
Hayırlar, yapamamlar uzaktı. Olmazlar öykü...
Başkasını seviyorum, dedi Kadın. Ona karşı...
Yani.. Öyle işte...
0?.. Demek o, onlar var artık? Ama benim, bilmiştim, sıcak şiirimsi bel kıvrımını. Nasıl olur da nasıl olur sorusunu sorar olurum? Demek şimdi o tüttürüyor şiirimizi? biz yazmadık mı? Düşümüzden tırnağımızdan arttırmadık mı?)
Öpüşmeler acımasızca yetersiz kalmaya başlamıştı. Çekimser, dokunulmaz, bakılmaz yerlere gidiyordu seyir. Adam ve Kadın doğal bir sete takılmışlardı. Doğallığın ilkel inatçılığına.
Demek bakiresin.. Kadife pantolon giymişsin bakireliğine.. Ne güzel.. Bu yüzden mi kalçaların federe, memelerin ufacık?
(Gitme, Dur... Yalnızım.. Ünlem işaretleri büyüyor içimin yanık aydınlığında. Gitme.. En aptal şarkılardaki yalnızlık bu.. Elim şair sancılarım.. Gidişin... Akşamdan akşama demlediğimiz sevda... Birbirinizi seviyorsunuz, bunu anlıyorum. Hayır anlamıyorum. Biri birine gel beraber bir olalım demiş, biri yalnızmış biri gibi, birbirleriyle bir olamayacaklarında birleşince fikirleri biri birine, O ’nunla birlikteyiz, birbirimizi seviyoruz, demiş)
— Neden konuşmuyorsun insanlarla? Onlar benim arkadaşlarım, diye bağırdı adam.. İlk kavgadan son kavgaya giden yolun ortasında.
— Biz de mi çürüttük yoksa?
Gittin.. Arkana bakmadan... Benim, arkana bakıp bakmayacağını düşündüğümü düşünerek. Farelerin bile kemirmekten usandığı film şeritlerindeki gibi. Beni bırakıp kimsesizliğin ülser gecesine, gittin.. O’nunla giyeceksin kadife pantolon gecelerini
Çoğunu anlatamadım seni sevmelerimin. Kadife pantolon giymiştin çünkü. Kalçaların federeydi, memelerin ufacık.. Sıcaktı, güzeldi. Tarihlerden dili geçmiş zamandı. Geniş zamanlara sarkıyor şimdi yalnızlığımız.
Adam bankta oturmaktan sıkılmıştı, Kadın karşılara bakmaktan. Adam banktan kalktı, Kadın karşılara bak maktan yorgun. İkisi de ayaktaydı şimdi. İkisi de ayakta oldukları halde, insanlar telaşlıydılar. Kadın Adam’a baktı, tıpkı karşılara bakar gibi. Adam Kadın’ı süzdü bir an, bankta oturur gibi Sonra yürüdü Kadın, karşılara.
Adam başka, Kadın karşılarda. Saatler zamanın her hangi bir yerinde sancı içinde.
Yalnızlığın geniş zamanında Adam, Kadın ve saatler..
1989




dewamı glck...
!NC!PéR!S! Çevrimdışı   Alıntı ile Cevapla
 
 
Cevapla


Konuyu Toplam 1 Üye okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir)
 
Seçenekler
Stil

Yetkileriniz
You may not post new threads
You may not post replies
You may not post attachments
You may not edit your posts

BB code is Açık
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-KodlarıKapalı
Trackbacks are Açık
Pingbacks are Açık
Refbacks are Açık


Benzer Konular
Konu Konuyu Başlatan Kategori Cevaplar Son Mesaj
Huzun Coktu Yalnizliklarima fatihk Şiir Köşesi 3 12-12-2007 19:07
Huzun Mutluluk Ve Sessizlik.. Gecem Fotoğrafçılık ve Resimler 6 23-10-2007 16:00
Adin Huzun oLsun ~MaNoLYa~ Paylaşmak İstedikleriniz 1 22-02-2007 10:03





1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 24 25 26 27 28 29 30 31 32 33 34 35 36 37 38 39 40 41 42 43 44 45 46 47 48 49 50 51 52 53 54 55 56 57 58 59 60 61 62 63 64 65 66 67 68 69 70 71 72 73 74 75 76 77 78 79 80 81 82 83 84 85 86 87 88 89 90 91 92 93 94 95 96 97 98 99 100 101 102 103 104 105 106 107 108 109 110 111 112 113 114 115 116 117 118 119 120 121 122 123 124 125 126 127 128 129 130 131 132 133 134 135 136 137 138 139 140 141 142 143 144 145 146 147 148 149 150 151 152 153 154 155 156 157 158 159 160 161 162 163 164 165 166 167 168 169 170 171 172 173 174 175 176 177 178 179 180 181 182 183 184 185 186 187 188 189 190 191 192 193 194 195 196 197 198 199 200 201 202 203 204 205 206 207 208 209 210 211 212 213 214 215 216 217 218 219 220 221 222 223 224 225 226 227 228 229 230 231 232 233 234 235 236 237 238 239 240 241 242 243 244 245 246 247 248 249 250 251 252 253 254 255 256 257 258 259 260 261 262 263 264 265 266 267 268 269 270 271 272 273 274 275 276 277 278 279 280 281 282 283 284 285 286 287 288 289 290 291 292 293 294 295 296 297 298 299 300 301 302 303 304 305 306 307 308 309 310 311 312 313 314 315 316 317 318 319 320 321 322 323 324 325 326 327 328 329 330 331 332 333 334 335 336 337 338 339 340 341 342 343 344 345 346 347 348 349 350 351 352 353 354 355 356 357 358 359 360 361 362 363 364 365 366 367 368 369 370 371 372 373 374 375 376 377 378 379 380 381 382 383 384 385 386 387 388 389 390 391 392 393 394 395 396 397 398 399 400 401 402 403 404 405 406 407 408 409 410 411 412 413 414 415 416 417 418 419 420 421 422 423 424 425 426 427 428 429 430 431 432 433 434 435 436 437 438 439 440 441 442 443 444 445 446 447 448 449 450 451 452 453 454 455 456 457 458 459 460 461 462 463 464 465 466 467 468 469 470 471 472 473 474 475 476 477 478 479 480 481 482 483 484 485 486 487 488 489 490 491 492 493 494 495 496 497 498 499 500 501 502 503 504 505 506 507 508 509 510 511 512 513 514 515 516 517 518 519 520 521 522 523 524 525 526 527 528 529 530 531 532 533 534 535 536 537 538 539 540 541 542 543 544 545 546 547 548 549 550 551 552 553 554 555 556 557 558 559 560 561 562 563 564 565 566 567 568 569 570 571 572 573 574 575 576 577 578 579 580 581 582 583 584 585 586 587 588 589 590 591 592 593 594 595 596 597 598 599 600 601 602 603 604 605 606 607 608 609 610 611 612 613 614 615 616 617 618 619 620 621 622 623 624 625 626 627 628 629 630 631 632 633 634 635 636 637 638 639 640 641 642 643 644 645 646 647 648 649 650 651 652 653 654 655 656 657 658 659 660 661 662 663 664 665 666 667 668 669 670 671 672 673 674 675 676 677 678 679 680 681 682 683 684 685 686 687 688 689 690 691 692 693 694 695 696 697 698 699 700 701 702 703 704 705 706 707 708 709 710 711 712 713 714 715 716 717 718 719 720 721 722 723 724 725 726 727 728 729 730 731 732 733 734 735 736 737 738 739 740 741 742 743 744 745 746 747 748 749 750 751 752 753 754 755 756 757 758 759 760 761 762 763 764 765 766 767 768 769 770 771 772 773 774 775 776 777 778 779 780 781 782 783 784 785 786 787 788 789 790 791 792 793 794 795 796 797 798 799 800 801 802 803 804 805 806 807 808 809 810 811 812 813 814 815 816 817 818 819 820 821 822 823 824 825 826 827 828 829 830 831 832 833 834 835 836 837 838 839 840 841 842 843 844 845 846 847 848