ÜYE GİRİŞİ

HIZLI ARAMA


Paylaşmak İstedikleriniz Bizimle ne paylaşmak istiyorsanız yazında bilelim hani.

Cevapla
Alt 18-09-2006, 01:46   #1 (permalink)
**Zerd@**
Kendini aşan 2de1'ci
 
**Zerd@** - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Kayıt: 20.04.2006
Mesajlar: 7.680
İtibar Gücü: 31


"Ben Sana Mecburum..."




"Ben Sana Mecburum..."



“Ben sana mecburum bilemezsin
Adını mıh gibi aklımda tutuyorum
Büyüdükçe büyüyor gözlerin
Ben sana mecburum bilemezsin
İçimi seninle ısıtıyorum”


Birine mecbur olmak zorunlulukla ilintili miydi acaba?

Şartlar insanı nasıl zorunlu kılar yaşanılana karşı hiç anlamam. Hayatın bitişiğinde duran zaman yalnızlıktan ibaret değildir oysa. Ama birine mecbur olmazsa insan, adını mıh gibi aklında tutmayı da öğrenemez elbet. Büyüdükçe büyüyen gözlerin, aşkla ısıttığı yüreği tazeleyemez hiç. Birine mecbur olup, içini onunla ısıtmak; bunu yapmak çok zor gibi görünebilir. Ama, uykusundan yeni uyanan çocuk gibi gözleri açılsa dünyaya, rollerde korkudan uzak duygulara yer verilse, içtenliğini duyacaktır belki de...

İnsan neyi nasıl yaşayacağının hesabını yapamıyor bazen. En azından ben bunu hiç başaramıyorum. Hesaplı yaşamayı kitabını okuduğum bir filmi izlemeye benzetiyorum. Kitabı okuyan kişi, okuduğu satırları beyaz perdede hayalleriyle eşleştirmeye başlıyor. Sonucunu önceden bildiği bir oyunun içinde birkaç saatini geçirip, gününün kalan kısmına devam ediyor. Peki sonunu bildiğin bir şey ne kadar sürpriz gelebilir insana? Ya da yaşanılanların içi hesap yüklüyse ne kadar mutlu edebilir? Her adımı hesaplanmış eğik eksenli bir sevgi, metalik duygular yayarak ilerleyişini sürdürür oysa. Lakin, birine mecbur olmak, aşkla, ne güzel şeydir zorunluluktan uzak...

Birine mecbur olmak yüreğin dile gelişi mi yoksa?

Evet, yüreğin dile gelişidir.
Güzelliği de, buradadır işte.
Sevginin merkezine hareket eder insan. Büyüdükçe büyüyen gözlerin içine akar çılgın bir hızla. Dakikaları sürmek dahi zor gelir o an. Özgürlük bile yabancı ve rahatsız edicidir. Çünkü aşkta zaman yoktur. Fakat, zaman alır yaşanılanlar, hissedilenler kadar. Sesinde titreme başlar insanın. Duygularını kovalayan onlarca düşünce yüreğini didik didik eder eğitimsizce. Her nereye kaçıp gizlenmek istese de bakışlar, büyüdükçe büyüyen bir çift gözde kilitlenip kalır öylece.

“Ağaçlar sonbahara hazırlanıyor
Bu şehir o eski İstanbul mudur
Karanlıkta bulutlar parçalanıyor
Sokak lambaları birden yanıyor
Kaldırımlarda yağmur kokusu
Ben sana mecburum sen yoksun”


Hissedilen bu olağanüstü duygular ruhunda fırıldak gibi dönmeye başlar. Baş edemezsin. Çektiğin mutluluk acıyla harmanlanırcasına karışır hayatına. Yaşam çantanda ne karanlık bulutlar parçalanmış, kaç sonbahar geçmiştir sayamazsın. Tenine karışan yağmur kokuları yerini fırtınaya bırakmıştır bir zaman. Önüne hiçbir yere dayanamayan duygular dizilmiştir. Sonra, mecbur olduğunun yokluğuna şahitlik eder çaresizliğin. Ne İstanbul eskisi gibi görünür gözüne, ne de muhteşem güzellikteki bir bahçenin ortasında oturuyor bulursun kendini.

“Sevmek kimi zaman rezilce korkuludur
insan bir akşam üstü ansızın yorulur
tutsak ustura ağzında yaşamaktan
kimi zaman ellerimi kırar tutkusu
bir kaç hayat çıkarır yaşamasından
hangi kapıyı çalsak kimi zaman
arkasından yalnızlığın hınzır uğultusu”


Bile bile yaşarsın. Rezilce korkulu, yorgun bir sevgiyi. Tutsak olduğun fikrine çoktan hazırlamışsındır kendini. Ölümcül sessizliğin dahi bisturi keskinliğindedir. Etrafını saran birçok an, ses ve görüntü cümbüşü neşesizliğiyle infilak etmiştir. İçin, aşık olduğun gün gibi ayrılığın ateşiyle alev alev olmuştur. Ancak, birkaç hayattan çıkacak heyecanlar, coşkular ve pırıl pırıl parlayan hayaller, yaşadıklarının mükemmel bir armağanıdır sadece. Tüm kapıların yalnızlığa açılması hınzır bir uğultunun kulak çınlamasına dönüşmüştür. Yalnızlığa çıraklığın, zaman ilerledikçe egzersiz yapar hale gelmiştir. Ruhunun itaatsiz duygulara sarılışı, gündüzün çekilip, yerini bıraktığı gecelerde yaşanmıştır. Onun nefesini taşıyor, o yaşadıkça yaşıyor ve o öldüğünde ölmeyi düşlüyorsundur.

“Fatih’te yoksul bir gramafon çalıyor
eski zamanlardan cuma çalıyor
durup köşe başında deliksiz dinlesem
sana kullanılmamış bir gök getirsem
haftalar ellerimden ufalanıyor
ne yapsam ne tutsam nereye gitsem
ben sana mecburum sen yoksun”


Bırakırsın müziğin derinliklerine kalbini... Eski zaman aşkları gelir aklına incinirsin gizliden gizliye. Hamlaşan bunca duygunun içinde sevginin de, sıkışıp kalmasına anlam yükleyemezsin. Deliksiz ve mucizevi bir uyku çekmek istersin bu ham dünyanın içinde. Yapamazsın. Kullanılmamış onlarca gök bağışlamak istersin, her şeyi yaşantına katacak türden. Kaç güzel akıl bahçesinde dolaşmayı düşlerken, tutarsızlık cüppesini giymiş bulursun kendini. Ellerinde ufalanan haftalar, kol kasların misali güçlenmiştir yarattıklarınla. Ne yapsan, ne tutsan, nereye gitsen, onun yokluğundaki mecburiyetin keskin kokusunu duyarsın.

“Belki haziranda mavi benekli çocuksun
ah seni bilmiyor kimseler bilmiyor
bir şilep sızıyor ıssız gözlerinden
belki Yeşilköy’de uçağa biniyorsun
bütün ıslanmışsın tüylerin ürperiyor
belki körsün kırılmışsın telaş içindesin
kötü rüzgar saçlarını götürüyor”


Ruhundaki çocukluğu, yalın duygularla kaplı yüreğini anımsıyorsun. Kimseler bilmiyordu onu öyle. Issız gözlerinde kayalıklara çarpan gemiler gibi savruluşunu düşlüyorsun. Ayakları kaç kez kesildi yerden uçarcasına sevgiyle oysa. Islaktı benliği. Ağırlaşan bir yaşamın içinde ilerliyordu durmamacasına. Görüyorsun... Karanlığın içinde telaşla yürüyordu adeta. Yarı kapalı göz kapakları bilinçli körlüğe amacı yönünde destek veriyordu. İstemiyorsun böyle olsun. Dünyadaki çoğunluk en az onun kadar kırgındı hayata ya da insanlara. Onunla inciniyorsun sende. Kötü rüzgarlarda dalgalanan saçları, düşlerine gölge düşüren dert olmuştu felaketlere açık. Üşüyorsun.

“Ne vakit yaşamak düşünsem
bu kurtlar sofrasında belki zor
ne vakit bir yaşamak düşünsem
sus deyip adınla başlıyorum
için sıra kımıldıyor gizli denizlerim
hayır başka türlü olmayacak
ben sana mecburum bilemezsin.”


Ne vakit yaşamak düşünse insan, parçası olduğu hayatın içinde ya kurtlaşıyor, ya da kurtların sofrasına meze oluyor. Yaşamak zor esasında. Ne vakit yaşam aksini söylese de hayata, zamanın kıymetli olduğunu anlıyor insan. Duygularına efendilik ederek, suskun yalnızlığına onun adıyla başlıyor. Yüreğinde açılan yarığın sessiz sedasız ilerleyişine izin veriyor düşünmeden. Yaşadıklarına kutsallık ve yücelik gibi zengin anlamlar yüklüyor. Türlü yolları denemesine rağmen, kendisini yine ona bırakıyor. Bu mecburiyetin beraberinde hiçbir şey olmaksızın bardağın boş kısmını görmeye devam ediyor. Aşkına mecburiyetle bile olsa sahip çıkıyor.

Mecburiyetin adını mıh gibi aklına kazıması yaşamın toplamındaki hayatın en güzel yanıydı belki de. Kendinden ve hayat içinde sergilediği rolünden memnun görünüyordu esasında. Gözleri, güzel şeylerin umuduyla için sıra kımıldayan gizli denizlerinde yol alıyordu. Özünde; onun, üzerinde yürümekte olduğu yol da mecbur olduğunu bilmekten geçiyordu.
**Zerd@** Çevrimdışı   Alıntı ile Cevapla
 
**Zerd@** isimli kullanıcıya, bu konu için teşekkür edenler:
Mahbube (19-06-2008)
Alt 13-06-2008, 17:19   #2 (permalink)
Mahbube
Kendini aşan 2de1'ci
 
Mahbube - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
pardon ...
Kayıt: 28.09.2007
Mesajlar: 8.124
İtibar Gücü: 80


ben sana mecburum sen yoksun

yokluksun ...

sonumsun ...
Mahbube Çevrimdışı   Alıntı ile Cevapla
 
 
Cevapla


Konuyu Toplam 1 Üye okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir)
 
Seçenekler
Stil

Yetkileriniz
You may not post new threads
You may not post replies
You may not post attachments
You may not edit your posts

BB code is Açık
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-KodlarıKapalı
Trackbacks are Açık
Pingbacks are Açık
Refbacks are Açık


Benzer Konular
Konu Konuyu Başlatan Kategori Cevaplar Son Mesaj
"""Bir Aile 30 Yıl Boyunca Her 26 Kasım da Fotoğraf Çektirmiş""" Law Fotoğrafçılık ve Resimler 50 29-03-2009 18:54
""""Sevabını 12 Bİn Melek Yazmakla Bitiremiyor""""" NuR-u HüdA Dini Konular 32 19-10-2008 23:22
" Sendeki " beni " öldürebilirsin lakin bendeki " seni " asla ! " **Zerd@** Paylaşmak İstedikleriniz 8 25-05-2007 16:00
DAHA FAZLA YABANCI "ÖLMEK" İSTEMİYORUM SANA MorFistan Hikayeler ve Efsaneler 3 29-04-2007 22:13
Sana "Yar" Diyorum.."YaraLarım" Kanıyor!.. aSi MeLeq Paylaşmak İstedikleriniz 13 26-09-2006 18:25





1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 24 25 26 27 28 29 30 31 32 33 34 35 36 37 38 39 40 41 42 43 44 45 46 47 48 49 50 51 52 53 54 55 56 57 58 59 60 61 62 63 64 65 66 67 68 69 70 71 72 73 74 75 76 77 78 79 80 81 82 83 84 85 86 87 88 89 90 91 92 93 94 95 96 97 98 99 100 101 102 103 104 105 106 107 108 109 110 111 112 113 114 115 116 117 118 119 120 121 122 123 124 125 126 127 128 129 130 131 132 133 134 135 136 137 138 139 140 141 142 143 144 145 146 147 148 149 150 151 152 153 154 155 156 157 158 159 160 161 162 163 164 165 166 167 168 169 170 171 172 173 174 175 176 177 178 179 180 181 182 183 184 185 186 187 188 189 190 191 192 193 194 195 196 197 198 199 200 201 202 203 204 205 206 207 208 209 210 211 212 213 214 215 216 217 218 219 220 221 222 223 224 225 226 227 228 229 230 231 232 233 234 235 236 237 238 239 240 241 242 243 244 245 246 247 248 249 250 251 252 253 254 255 256 257 258 259 260 261 262 263 264 265 266 267 268 269 270 271 272 273 274 275 276 277 278 279 280 281 282 283 284 285 286 287 288 289 290 291 292 293 294 295 296 297 298 299 300 301 302 303 304 305 306 307 308 309 310 311 312 313 314 315 316 317 318 319 320 321 322 323 324 325 326 327 328 329 330 331 332 333 334 335 336 337 338 339 340 341 342 343 344 345 346 347 348 349 350 351 352 353 354 355 356 357 358 359 360 361 362 363 364 365 366 367 368 369 370 371 372 373 374 375 376 377 378 379 380 381 382 383 384 385 386 387 388 389 390 391 392 393 394 395 396 397 398 399 400 401 402 403 404 405 406 407 408 409 410 411 412 413 414 415 416 417 418 419 420 421 422 423 424 425 426 427 428 429 430 431 432 433 434 435 436 437 438 439 440 441 442 443 444 445 446 447 448 449 450 451 452 453 454 455 456 457 458 459 460 461 462 463 464 465 466 467 468 469 470 471 472 473 474 475 476 477 478 479 480 481 482 483 484 485 486 487 488 489 490 491 492 493 494 495 496 497 498 499 500 501 502 503 504 505 506 507 508 509 510 511 512 513 514 515 516 517 518 519 520 521 522 523 524 525 526 527 528 529 530 531 532 533 534 535 536 537 538 539 540 541 542 543 544 545 546 547 548 549 550 551 552 553 554 555 556 557 558 559 560 561 562 563 564 565 566 567 568 569 570 571 572 573 574 575 576 577 578 579 580 581 582 583 584 585 586 587 588 589 590 591 592 593 594 595 596 597 598 599 600 601 602 603 604 605 606 607 608 609 610 611 612 613 614 615 616 617 618 619 620 621 622 623 624 625 626 627 628 629 630 631 632 633 634 635 636 637 638 639 640 641 642 643 644 645 646 647 648 649 650 651 652 653 654 655 656 657 658 659 660 661 662 663 664 665 666 667 668 669 670 671 672 673 674 675 676 677 678 679 680 681 682 683 684 685 686 687 688 689 690 691 692 693 694 695 696 697 698 699 700 701 702 703 704 705 706 707 708 709 710 711 712 713 714 715 716 717 718 719 720 721 722 723 724 725 726 727 728 729 730 731 732 733 734 735 736 737 738 739 740 741 742 743 744 745 746 747 748 749 750 751 752 753 754 755 756 757 758 759 760 761 762 763 764 765 766 767 768 769 770 771 772 773 774 775 776 777 778 779 780 781 782 783 784 785 786 787 788 789 790 791 792 793 794 795 796 797 798 799 800 801 802 803 804 805 806 807 808 809 810 811 812 813 814 815 816 817 818 819 820 821 822 823 824 825 826 827 828 829 830 831 832 833 834 835 836 837 838 839 840 841 842 843 844 845 846 847 848