HIZLI ARAMA
| Paylaşmak İstedikleriniz Bizimle ne paylaşmak istiyorsanız yazında bilelim hani. |
![]() |
| | #1 (permalink) |
![]() Kayıt: 11.03.2008
Mesajlar: 18.266 İtibar Gücü: 0 | Hep, “bir gün” dedim. Bir gün, attığım gibi çözmesini de bilecektim kördüğümlerimi.. Bir gün, ömrümün siyah sayfalarını, bembeyaz, kocaman bir gülümsemeyle çevirebilecektim.. Bir gün, saçma gelecekti uğruna gözyaşı döktüğüm pek çok şey..! Bir gün, bana içli türküler söyletip, melankolik cümleler kurduran hüzünlü çocuğu avutabilecektim kollarımda..! Bir gün, gidenlerin acısını, paylaşılanların minnettarlığına dönüştürecekti yüreğim.. Bir gün, sağır ve dilsizse yönelttiğin kişi, anlayacaktım, sadece enerjimi tüketmeye yaradığını öfkemin.. Bir gün, zaman bulamayıp da ertelediğim, yapmak istediğim onca şey için fırsat yaratmayı öğrenecektim.. Bir gün, güneşin batışını da, doğuşunu da aynı sevinçle karşılayabilecektim.. Bir gün, yürek yangınlarında serinleyebilecektim.. Bir gün, işe güce tercih edecektim sevdiklerime sarılmayı.. Bir gün, hiçbir şey yapmamanın da bir seçim olduğunu fark edecektim.. Bir gün, sırtımdaki hançerleri çıkarıp birer birer gömecektim toprağa, unutmayı hatırlatacaktım hafızama.. Bir gün, elimde kalbimin kırık dökük parçaları, ihanetin müsebbibi yüreğe sarılabilecektim sevgiyle.. Bir gün, başıma gelen kötü şeyler yüzünden hayatı suçlamayı anlamsız bulacaktım.. Bir gün, yaşamımın sorumluluğunu üstlenmeyi başaracaktım.. Bir gün, “bir gün” demeyi bırakacaktım.. Ama, hep, “bir gün” dedim.. Neler olacağını da biliyordum üstelik..! Bir gün, yıldızlara bakmadan geçirdiğim gecelerin, gökyüzünü selamlamadan akşam ettiğim günlerin hesabını soracaktım kendimden.. Bir gün, söylenmemiş sözcüklerin, atılmamış ilk adımların bedelini ödeyecektim; kalp sancılarıyla, romatizma ağrılarıyla.. Bir gün, ister haklının, ister haksızın yanında çözülmemiş olsun dilim, utanacaktım ödlekliğimden..! Bir gün, sarılacağım hiçbir şeyim kalmayacaktı, anılardan başka..! Bir gün, “ben ne yaptım” diyecektim, gözlerim dolu, ellerim titrek..! Bir gün, ben de bakacaktım, semaya ağlayarak..! Belki de ömrümün en anlamlı gözyaşları olacaktı, son kez döktüklerim..! “Bir gün” leri şimdilere çevirmemişsem, boşa geçmiş bir ömrün ıstırabı akacaktı yanaklarımdan.. “Bir gün” leri şimdilere çevirmişsem, borcunu ödemeye hazır bir insanın, yaşamından duyduğu minnettarlık olacaktı her bir damla..... |
| | |
| | #2 (permalink) |
![]() Kayıt: 11.03.2008
Mesajlar: 18.266 İtibar Gücü: 0 | Ben seni ölümüne sevdim,ölümüne geldim sana.ama ya sen? Fırtınasız sade bir hayatım vardı senden önce.Yaşıyor muydum,bilemem.sıradanlığın griliği içinde kaybolmuş insanlar arasında yaşamaya çalışıyordum.ölmeye hakkım yoktu,biliyordum. Sonra sen geldin.Normal değildi gelişin.Yakıp yıkarak,dünyamı altüst ederek geldin.davetsi z,ama özlenen bir misafir gibi.kasırgalar koptu yaprak kıpırdamayan dünyamda.oradan oraya savrulmaya başladım.içtiğim su gibi, ekmek gibi oldun önce.nefesim olup içime doldun.sesini duymadığım gün, boğulduğumu hissettim; artık can olmuştun.sonra delice aktın damarlarımda; kan oldun bana.ölüme eşdeğerdi sensizlik. Ama, baştan ayağa yasaktın,imkansızdın; yıkamadığım,aşamayacağım engellerin ardında. Ölüm bir madalyon gibi boynumdaydı artık. Sensiz ölüyordum;ama seninle de ölümdü ölümdü hayat. Uzak durmak istedim, yaklaşmamak. Akıllı hiçbir insan, yanacağını bile bile yaklaşmazdı ateşe. Oysa ben, ateşle oynuyordum. Anladım ki, sevgim deliliğimdi. Sen gelirken aklım firar etmişti. Düşünmeden, delice sevdim;hesapsız, karşılıksız. Ya sen?.. önce aklımı aldın;başka bir şey düşünemez oldum. Sonra sözlerimi.senden gayrısını konuşamaz, yazamaz oldum.gözlerimi istedin sonra, aldın. Göremiyordum artık başkasını. Yüreğimin sende olduğunu fark ettiğimdeyse, çok geçti.ben, bende değildim artık.beni almıştın;çalmıştın belki de. İnatçı, hırçın, alabildiğine güçlüydüm herkese karşı. Sana ise, sadece aşık.sana hırçınlığım, ölesiye kıskançlığımdı. Baktığın, konuştuğun herkesten kıskandım seni;annenden bile. Sonra, çağırdın bir gün; ”gel” dedin. Gelmemem lazımdı. Ama, sana kullandığım lügatte “hayır” yoktu. Oysa imkansızdı,yasaktı,zordu. Dağların kucaklaşmasıydı sana gelmek. Bir damla su içmeden çölleri aşmaktı. Martının balığa aşık olmasıydı. Kuru güllerin hayat bulmasıydı. Garip bir teslim oluştu;geldim… ay dünya’ya değdi; dünya güneş’e. Kıyamet koptu. Aşkta imkansız yoktu.dağlar delinmiş çöller aşılmıştı. Aşık için vuslat, sevgilinin yüreğine dokunmak demekti;tenine değil. Yüz sürmekti yüzüne;omzuna başını koymaktı. Sadece nefesinin sıcaklığıyla yetinebilmekti . Bir ömrü, bir saate sığdırabilmekti. Sarılıp ağlamaktı belki de vuslat. Bulutlarını yağmura dönüştürüp,sevgilinin yanağını sulamaktı. Ona dokunmadan, onu almaktı belki de. Gözyaşlarını zincir yapıp, onu bağlamaktı;bırakmamaktı. Anlıktı. Vuslat başlangıçtı ayrılığa;ölüm demekti. Geldim yine de. Her gelen giderdi,gitmeliydi. Bende öyle yaptım. Gelmek kadar zordu gitmek,ardıma bakmadan. Çağlayanlarımı içime akıtıp, sevgiliyi yakmadan. Aslında bir enkazken, dimdik gözükmeli, ayakta kalmalıydım. Dayanmalıydım. Bedendi sadece, ardına bakmayan. Gözleri, sözleri, hiç söylemediklerim ve yüreğim sende kalmıştı. Gitmekten de zordu belki, gidenin ardından bakmak. Giden mi sürgündü, kalan mı? Giderken geride bırakmışsa yüreğini, gidendi sürgün. Gidene vermişse yüreğini,kalan hem sürgün,hem sılada gurbeti yaşayandı. Gidenden de,kalandan da, bir yığın soru işareti kalırdı geriye. Vuslat mı daha zordu, ayrılık mı? Gitmek mi zordu, yoksa kalmak mı? ayrılık mı zordu, yoksa ölüm mü? Aşık için, ayrılık ölümden zordu. Çünkü, ölümden öte köy yoktu. Hayat, sevgilin yanında başlar, son bulurdu. Ve ben, sevgili; seni ölümüne sevdim; sana ölümüne geldim; senden ölümüne ayrıldım. Ya sen?.. |
| | |
| | #3 (permalink) |
![]() Kayıt: 11.03.2008
Mesajlar: 18.266 İtibar Gücü: 0 | Bir tek adın kaldı dudaklarımda, Bir de gözlerimde hatıraların... Hani dik duracaktık acıya, Hani aynı yürekle gülüp Aynı gözlerde ağlayacaktık sevdaya... Şimdi yalnızlığın ipi geçti boynuma. Yokluğun yükledi sırtıma... Bir tek acıların kaldı gözyaşlarımda.. Güneşi bile ağlatacak acıların.. Oysa ben yemin etmiştim, Acıların icin sırtımı semer bileceğim diye. Söz vermiştim, Sensiz ölmeyeceğim diye... Şimdi sensizlik duruyor başucumda.. Şİmdi ayazlar yüregimi sorguluyor Ayrılığınla yüzüme vurduğun kapımda.. Söyle ne olur... Beni unuttuğunu söyle... Hiç sevmediğini haykır.. Yeminlerinin yalan olduğunu, Sevginin sahte olduğunu vur yüzüme... Yemin olsun ki, Bir damla gözyaşı düşmez artık.. Çünkü gittiğin gün, Ayak uçlarında Sana " ölmüştüm sevgili.. |
| | |
| | #4 (permalink) |
![]() Kayıt: 11.03.2008
Mesajlar: 18.266 İtibar Gücü: 0 | Acı bir itiraftım... En çok kendimi yaktım! Neydi ki içimdeki bu "ahh"? Sonsuzluğuma düğümlü günah... Bendim, soğuk bir adın ardından koşar adım sürünen. Bendim, ellerimde sakladığım düşleri parçalayıp kırık dökük mektuplara bürüyen. Issızlığıma çokluk sayacak kadarken, hep en yalnızlığım oldun neden? Bir düşü anlatmanın kaç hali vardı dilimde? Kelimelere yüklenen hangi hal halimden haberdar edebilirdi? Hangi kelime bir gözyaşını gösterebilirdi? Yüzüm bile saklarken hüznü, bunu kelimeler başarabilir miydi? Bir yaraya inatla tuz sürmekti her şey. Ölüme giderken, sigara basmaktı içimdeki isme. İsminin üzerindeki darp izlerinden sorgulanmalıydım belki. Suçluydum. Oysa isminde bulunan her iz benim ölüm sebebim oluyordu. Suçluydun… Tüm korkmalarımı acemi bir cesarete çevirip yürüdüm. Hep kırıldım, hep düştüm… Bildiklerimi kendimden saklamayı nereden öğrenmiştim ben? Kaç kez yutmuştum ömrümün çığlıklarını "Sen ya bir yanılgının yangınıydın ya da yazgının." Ardı yoktu / ötesi çoktu… Hiçbir harf yazmaktan öteye gidemiyordu ve hiçbir yazı, yazmak istediğin kadarı olamıyordu. Ben gibi beceriksizleşiyordu... Tüm acılarının parmak izlerini yüreğimde aramamalıydın. Dillendiremediğin, bilemediğin tüm sahnelerin oyuncusuydu satırlarım. Ben ikileminin kaçışlarıydım. Yanlış adreslerdi avuçlarımda doğru yol diye sakladığım. Bilmek istenilmeyen her şey susarak dinlenirmiş meğer. Bilinmek istenilmediğimde susulacak mıydım? Her aynada kendimi görmekten uzağım artık. Göz bebeklerimde yatan yaraları tüküremiyorum geçmişe. Sessizce çekip giderken düşlerimin can çekişlerine, içime gömdüğüm gözyaşlarımı sezemeyecek hiç kimse… Bir gece yarısı bıçaklanırken en sessizliğimden, dilimden dökülen harfleri toplayınca hep sen ediyor neden? Sen bilir misin düş diye sabahlamayı? Ve kırıklarını bir teselli ile değil başka bir kırıkla sarmayı? ![]() Acı bir itiraftım, en çok kendimi yaktım… Şemsiyeler altında yağmura direnirken ruhum, ardımdan geçip giden her şeye sessiz kaldım. Unutulduğum köşedeydim her vakit. Aransam bulunacaktım. Sorulsa tarifi mümkün olan gidişlerim vardı benim. En fazla iki sağa bir sola uzunca adımlardın. Ve adımlarından düşen her ses canımı ağzıma alırdı, açıldığında ağzımdan düşecek kadar. Oysa hiçbir adımın kayıplığımın yanına düşmeyecekti. Aranmayacaktım… Ellerimde bilinmez uçurumlar vardı. O nedenle hep avuç içlerine dönüktü parmaklarım. Gelen durakta kendimden inmek ve bir şehre yüzüstü düşmekti dileğim. Uyuyakaldım. Ne kendimden inebildim ne de bir şehre yüzüstü serildim Ne kadarlıktı ki adım ve kaç harf kalınlığı vardı ki birilerinin hatırlayışlarına ağırlık yaptım? Birilerini acıttım, ağlattım. Ya ben ömrüme düşen acıları, göz kapaklarımda saklı yaşlarımı kimden kuşandım? Yokluğunun alnına üflenirken satırlarım, nasıl oldu da ben hep varsın sandım? Bir yıl daha geçmişti geçen yılların üstüne. Kimsizdin sessizliğinde? Hangi yaranın kabuk bağlanışına tanık oluyordun ve hangi acıdan dökülen yaşları benliğinde buluyordun? "Ben tüm acımaları kendi saflarıma çekiyorum" sandığımda sana hangi üzülmek kalıyordu? Hiçbir şeyi düzeltmek zorunda değildim; ama bozan bir eldim, bozduklarımı düzeltmenin geç kalışlarında… Söylenmiş olan hiçbir söz geriye alınamazdı, bilirdin. Diyemezdim; saçmaydı, yalandı… Diyemezdim… Desem yıllar sonra yine aynı sözcükleri dökerdim harflerimden. Ki susmayı bilmeyen bir alfabeydi bendeki. Söz veremezdim bildiklerimi yutacağıma. Bir dahası yok, üzülme diyemezdim ![]() Hep en kötü yanından tuttum geleceğin. Söylenmiş olan her şey bir düşün ön adlarından oluşmaydı. Söylenmiş olan her şey benim yükümdü, peki sana neden ağır geldi? Alışkanlıklarla başlayan kelimelerin arasında yer buldum kendime. Simetrik bir duruş sergileyebilirdim çünkü yerimi en başından belirledim. Yadırgamadım üzerime yürüyen sözcükleri, bilmek istemesem de biliyordum bir gün hepsinin kapıma geleceğini. Tutulmamış bir söz kadar acıdı içim. Tutulmamış bir söze yapılan sayısız itiraz kadar ezildim. Madem biliyordun neden acıyorsun ki yüreğim? ![]() Şimdi hiçbir mutluluğu birbirine yamayıp koca bir gülüş kondurmuyorum dudağımın kıyısına. Susmalarımı biriktirerek yazıyorum. Hadi at tüm yüklerini, ben caymıyorum... Adıyla var olan darağacım! Mutlu olabilirsin, imkânsızlığına inandım… |
| | |
| | #5 (permalink) |
![]() Kayıt: 07.10.2008
Mesajlar: 2.174 İtibar Gücü: 54 | Hepsi cok güzeldi eline sağlık... ![]() |
| | |
| | #6 (permalink) |
![]() qüzeL yürekLim ღ Kayıt: 02.09.2008
Mesajlar: 3.241 İtibar Gücü: 77 | çok qüzeL payLaşımLar cnm emeğine yüreğine sağLık |
| | |
![]() |
| Konuyu Toplam 1 Üye okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir) | |
| Seçenekler | |
| Stil | |
| |
Benzer Konular | ||||
| Konu | Konuyu Başlatan | Kategori | Cevaplar | Son Mesaj |
| Sevmek dedim... | sevdigim_1907 | Şiir Köşesi | 7 | 30-10-2008 20:24 |
| ortaya bi karısık atim dedim =p | swindler | Fotoğrafçılık ve Resimler | 15 | 21-06-2007 20:21 |
| RuhuM Sensiz HuzuRsuz..GozyaSi`m | !NC!PéR!S! | Şiir arşivi | 722 | 24-01-2007 02:28 |
| Seni Sevmek... | aSi MeLeq | Şiir arşivi | 775 | 24-01-2007 02:28 |
| SENİNLE SOHBET | GiRL_Léé | Paylaşmak İstedikleriniz | 9 | 20-09-2006 10:09 |