HIZLI ARAMA
| Paylaşmak İstedikleriniz Bizimle ne paylaşmak istiyorsanız yazında bilelim hani. |
![]() |
| | #1 (permalink) |
| Kayıt: 20.04.2006
Mesajlar: 17.884 İtibar Gücü: 49 | Aldattığın Ben Değildim ki Aldattığın Ben Değildim ki Bunlar doğru değil diye bağırmak, hatta karşısındaki adamı parçalamak istedi, hem de tek tek her zerresine ayırarak..olmazdı ama yapamazdı ki... Salon etrafında döndü, döndü, döndü... Başka biri vardı demek, bunca yıllık emek başka tenin çekiciliğine kurban edilmişti demek... Ya benim sevgim, ya benim aldanmışlığım... Çok güvendiği adam ne kadar kolay unutmuştu demek tüm yaşanmışlığı... Hiçbirşey söylemedi, söyleyemedi, boğulduğunu hissetti. Afallamıştı, şaşkındı çok; bağırarak ağlamak, isyan etmek geliyordu içinden ama bir yumruk gelip oturmuştu işte boğazına, yapamadı. Kalktı usulca, farkında olmadan balkona çıktı, beyaz taşların üzerine oturdu, kolları iki yanda başını kaldırdı yıldızlara baktı uzun uzun... Orda olmak istedi, o kadar uzakta, olamadı... Gece ne zaman şafağa söktü, serinlemiş hava da... Kalktı yatağına gitti, hiçbirşey olmamış gibi uyuyan adamın yüzüne bir tokat almak geldi içinden ama yine kendini tuttu. Gitti kanepeye uzandı, yumdu gözlerini, uyumak istedi, uyanınca herşey bir rüyaymış çok şükür demek istedi, bunu tüm hücreleriyle istedi... Uyandı, herşey aynıydı. Sıkı sıkı yumdu gözlerini, tekrar açtı...Yok, kahretsin değişen hiçbir şey yok! Yokoluştuysa o günler, ilk günü başlamıştı işte... Sorunu olan kadınlar ilk iş kuaföre gider, demişti biri geçen gün. Aniden fırladı bir yere yetişircesine koşar adımlarla kuaförüne gitti... Saçımı değiştir kes, boya... Yap birşeyler ama kalktığımda bu ben olmayayım dedi. Saçları kesildi, boyandı, fönlendi. Güzel oldum dedi içinden. Ama ya gözlerim, bu hüzün kaç saç bakımında silinir ki...Eve gitti alışık adımlarla.. Kapıya anahtarı soktu, açıldı kapı, yüzüne başka tenlerin kokusu vurdu, midesi bulandı. Tuvalete koştu çıkardı içindekileri tüm yaşanmışlığı temizleyecekmiş gibi...Ah aptal kadın! En kötüsü belirsizlikmiş, dedi, ne yapacağını bilmiyordu. Filmlerdeki onurlu kadın tavrıyla kapıyı çarpıp gitmek istiyordu, adamın yine filmlerdeki gibi pişmanca yalvaracağını umarak...Ama gidemiyordu çok emek verilmiş bu sevgiye bir şans tanımak istiyordu. Ondan şans isteyen bile yokken üstelik... Beynindeki yanılsamalar işte tam da bu an başladı. Kocası bir çeşit hastaydı, yanında olmalıydı ona yardım etmeliydi, birşeyler yapmalıydı. Yoksa kadınca bir kaybetme korkusuyla istemdışı bir mücadele miydi , anlamadı hiç bunu. Şaşılası bir hızla tüm tavırlarını “hiçbirşey olmamış” a çevirdi, mutfağa gitti yemek yapmaya başladı, özenerek, tek tek severek her sebzeyi... Lanet olsun neden lezzetli olmuyor ki bu! Elimdeki mutluluk gitti ondan mı diye düşündü , düşünmesiyle de hemen hep yaptığı gibi bilinçaltına itti bunu da. Yok canım domatesler sera domatesi , hiç benzer mi bahçe domatesine. Hah, kokusu bile yok ki tadı olsun... Unuttu tencereyi ocakta, salona gitti... Kokusuz domatesler, soğanlar da karardı kaldı ocakta, tıpkı içi gibi... Olağanüstü bir enerjiyle koltukların yerini değiştirdi tam üç kez, sırtından terler akıyordu, kolları ağrıdı...Ağrıdıkça unuttu, ağrıdıkça daha büyük bir gayretle çalıştı. Koskoca halıyı sildi büyük bir hırsla defalarca...Camları ovaladı, p! arlattı, vitrinin örtülerini değiştirdi, içindekileri tek tek okşarcasına sildi. Çok güzel olmuştu, işte bu benim yuvam, dedi, gururla. Kapının eşiğine oturup eserini keyifli gözlerle izlemeye başladı, bir de sigara yaktı, uzattı ayaklarını.... Vitrindeki çiziğe takıldı gözü, ilk evimizi yerleştirirken olmuştu, kapıya sürtünmüştü taşırken, nasıl üzülmüşlerdi, daha taksitleri bile bitmedi diye. Üzülme demişti, kocası, üzülme... Bizim mutluluğumuz minicik bir çiziği görmeyecek bu evde...Hep mutlu olacağız hep!!! Şu küçük hurda televizyonu da atmaya kıyamadılar hiç, oysa şimdi kocaman ekranlı bir tane varken..Ama onu ikinci el eşya satan bir dükkandan alıp koymamışlar mıydı başköşeye, atmaya kıyamadılar anıların hatırına ... En güzel örtülerle süsledi onu hep, üstünde de mutlu fotoğrafları... Hayvannn diye haykırdı, hayvansın, nasıl yaptın, nasıl unuttun? Böğürerek ağladığının ayırdına vardığında kendini durdurması imkansızdı. Günlerdir biriken ne varsa kusuyordu, sefilce ağlıy! ordu, evin salonunda mutfağında yankılandı ağlaması, hıçkırıkları,.. Duvarlar sustu, vitrin sustu, televizyon sustu...Hepsi dinlediler...Sonra sesi yavaş yavaş küçük iç çekişlere kaldı. Kendini sürükleyerek banyoya attı, suyun altına girdi, hiç kıpırdamadan gözlerinden sicim gibi yaşlar inerek ne kadar kaldı suyun altında farkına bile varmadı. Uyumak istiyordu, uyumak... Uyandığında tüm belirsizliğin dağıldığını görmek, hayat onu uykudayken nereye bırakmışsa, kalkıp ordan devam etmek istiyordu. Birileri birşeyler yapsa, uyutsalar onu... Zaman neyi çözmemiş ki, hangi acı sonsuza kadar sürmüş ki? Sonraki günler, içinde büyük bir sessizlikle, büyük bir kurulukla geçti, sadece nefes alıyordu, çok sevdiği kahvenin bile tadı, kokusu eskisi gibi değildi... Ağlamak bile zor geliyordu ona, parmağını dahi kıpırdatmadan içine gömülü günler, aylar geçirdi. Ve birgün diğer kadından gelen mesajı gördü telefonda, sadece git dedi adama, haketmiyorsun hiçbirşeyi, git... Adam gitti. Kapıyı kapattı ardından, mekanik adımlarla mutfağa gitti, içecek bişeyler hazırladı, televizyonu, ama büyük ekran olanı, açtı. Kendini de şaşırtan bir ilgiyle izledi filmi, film çok acıklı geldi ona nedense, gözyaşlarıyla oyuncuların gerçekliğini kutladı. Sonra sildi gözlerini, ertesi gün giyeceği kıyafetleri çıkardı dolaptan tek tek...Yattı, uyudu... Her geçen gün aşk sandığı duyguyla hesaplaşmasını sürdürdü. Meğer ne çok dibe saklamış kendini yıllarca, dehşetle farketti. Sanki kendi kendine bir evlilik masalı yaratmıştı da onunla mutlu oluyormuş, adamla paylaşamadığı ne çok şey varmış içinde kalan. Şaşırdı, afalladı...Şaşırdıkça netleşti herşey...Beyni sanki bilinçaltına ittiği ne varsa dışarı kusuyordu tek tek. Bu adam mıydı sevdiği, kendine inanamadı, hayatındaki en önemli tutkularını bile paylaşamadığı bu adam mıydı hayatını bu hale getiren. Buna nasıl izin verdiğine inanamadı, bu kadar acıyı çekmesine anlam veremedi. Acımı çektim bitti artık, ben bunları haketmiyorum dedi tüm inancıyla. Aynanın karşısına geçti. Düzelecek herşey eskisinden güzel bir hayatın olacak, az güven, az cesaret, az onur, az kendinin farkında ol, silkelen bitsin artık.... Balkona çıktı, yağmur yağmış! Yıkanmış çamlarla karışık toprak kokusunu ciğerlerine çekti keyifle. Orta şekerli bir türk kahvesi yaptı sonra kendine. Kahve yudumunu ağzında ! tuttu, kokusunu tadını hissetti, hissedebilmenin keyfini sürdü, aylar sonra... 15 gün sonra adama bir mahkeme celbi ulaştı. Hakedemediği hayattan çıkarılışını bildiren celbi okurken onun da aklına geldi vitrindeki çizik... |
| | |
| | #2 (permalink) |
![]() Her şey geçecek,biliyorum:) Kayıt: 16.06.2006
Mesajlar: 3.024 İtibar Gücü: 20 | Ynt: Aldattığın Ben Değildim ki tek solukta okudum hocam ya..İnan mütiş bir hikaye... eline sağlık..kabul edersen tek yazıya tek rep vermek isterim.. |
| | |
| | #3 (permalink) |
| Kayıt: 20.04.2006
Mesajlar: 17.884 İtibar Gücü: 49 | Ynt: Aldattığın Ben Değildim ki yorumun için sağol |
| | |
| | #4 (permalink) |
![]() bLackpearL Kayıt: 20.04.2006
Mesajlar: 6.851 İtibar Gücü: 29 | Ynt: Aldattığın Ben Değildim ki Akması gerektiği için akıyor zaman yada adı zaman olduğu için akıyor sadece ve biz kâh zamanlı yaşanmışlıklarımızla kâh zamansız yalnızlıkların durağanlığıyla akıyoruz yaşamak zorunluluğundan hayatın içine ve hayat akıyor içimize zaman zaman... Çalan mı çalınan mı... Eksilten mi eksilen mi... Kimim ben ? Sen kimsin ? Zamanın anlamsız bir diliminde kaybolmuş yaşanmışlıklar... Hatıralar... Kırgınlıklar... Kırmalar... Hatalar... Dengeler...Dengesizlikler... Tekerrür eden bir yaşamın ortasında kalabalık yalnızlıklar... Su gibi akmaktan öte zift gibi yapışkan zaman, kara... Akıp gitmesi ve beraberinde her şeyi götürmesi gerektiği halde, üstümüze başımıza bulaşmış tüm hüzün ve mutluluklar zamanla, yalanla, zararla... Kaçıp gitsen neye yarar , bu siyahlık bulaşmış tenimizin en derinine bile. Oysa hayat pamuk şekeri kıvamında ağızda erimeli ve hep pembe olmalıydı... Nerden çıktı bu siyahlık, bu yapışkanlık... Yakamızı bırakmıyor istemesek de zaman... Günler geçiyor ve unutuluyor her şey aslında unutulmuyor da sadece göz yumuluyor... Seni yaşadım... Masal gibiydin... Oysa sürekli bir yalnızlık halinin siyah yakıcılığının bir yapayalnızlık uzantısında... Yağmur yağıyor lakin arınamıyoruz bile bu karanlıkta... Uzun zaman oldu... Neydim ne oldum..Aslında asıl düşündüğüm neydik ne olduk... Ve neler olamadık, neleri kaçırdık, tatsızlaştık... Oysa tek sorunum zamandı... ben çok zamansızdım ve zamansız geldi tüm beklenilenler... Çekiliyorum yavaş yavaş bilmediğim bir yerlere bilinmezler üstüme geldikçe... Zaman... Değiyor bir yerden yaralarıma, açılarım daralıyor, yer yer bunalıyorum ve her bunaltan havanın bir muson yağmuru var tropikal iklimimde... Karmaşık her şey. Hangi dakika ne olacağını bilmeden... Kompleks ritim... Bazen sadece boşluğa boşluk ekleyerek yaşıyoruz yaşama zorunluluğundan, değersizleşiyor her şey , tüm anlamlar kayboluyor, uzaklık... yakınlık... her şey yok oluyor, hisler bile donuyor, birbirimize teğet bile geçemiyoruz... Düşey asimptot... Aynı yine günler... Suskun...Sakin... Yorgun... Ama sanırım mutsuz değil... Yetiyorum kendime zaman zaman ve bazen her şey çok yetersiz anlatmaya kendimi, bilinmezlerimi, içime sinmeyenleri, içime sinip silinmeyenleri, sinmesini istemeyip de zorla içime işleyenleri... Çok zor oyunlarla oynatılmak... Dar geliyor her şey, sıkıyor, geriyor, bunaltıyor, yetmiyor... Standart sapma... Yüzeysel her şey ve çok içerde gizli aslında bütün gerçekler ben iniyorum ama kimsenin peşimden gelmesine izin vermiyorum, saklıyorum, saklanıyorum. Kör bir kuyu gibi benliğim... Derin...Bazen gücüm yetmiyor... Güçsüzlüğüme rağmen yine de hala aynaya bakabilmenin haklı gururu yüzümde... Uzun zaman oldu.. Konuşamıyorum... Eziliyor kelimelerim haksızlıkların haksız galibiyetiyle |
| | |
![]() |
| Konuyu Toplam 1 Üye okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir) | |
| Seçenekler | |
| Stil | |
| |
Benzer Konular | ||||
| Konu | Konuyu Başlatan | Kategori | Cevaplar | Son Mesaj |
| o ben değildim | arus_1354 | Şiir Köşesi | 10 | 02-08-2007 02:44 |
| Art niyetli değildim | @izci@ | Galatasaray | 0 | 21-03-2007 09:34 |
| Ben sen değildim, Sen bendeydin! | DiLrUbA | Paylaşmak İstedikleriniz | 13 | 28-11-2006 21:40 |
| ...:::Aldattığın Ben Değildim Ki:::... | @G@NT@ | Hikayeler ve Efsaneler | 1 | 13-07-2006 22:40 |
| Farkında Değildim... | PariLine_ | Paylaşmak İstedikleriniz | 6 | 09-07-2006 00:12 |