ÜYE GİRİŞİ

HIZLI ARAMA


Paylaşmak İstedikleriniz Bizimle ne paylaşmak istiyorsanız yazında bilelim hani.

Cevapla
Alt 09-09-2008, 11:12   #1 (permalink)
malerina
Hırslı 2de1'ci
 
malerina - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
..
Kayıt: 31.08.2008
Mesajlar: 610
İtibar Gücü: 25


Post Klavyedeki Sahte Dostluk..

Beni okuyorsanız eğer, buralara kadar ulaştıysanız yani, sizin de bu ortamda dostluk ve sevgi aradığınızı ya da er geç arayacağınızı düşünüyorum...

Birbirimizi görmeden, tanımadan ve sadece "hissederek" yürüttüğümüz dostluk ilişkisi yaşamımızdaki diğer ilişkilerden çok farklı gelişiyor..

Gerçek yaşamda önce fizikleriyle, giyim kuşamlarıyla, sonra da fikirleriyle ve yaşam görüşleriyle, zihinleriyle tanışırız insanların..

Oysa burada, sanal ortamda, önce fikirler ve görüşler ön plandadır, birbirimizi zihinlerimizle tanırız, severiz (ya da sevmeyiz) ve bazen de tanımak isteriz, görüşür tanışırız....






Değer verir, dost oluruz..


Bazen bu büyü bozulmasın diye, dürüst olamadığımız için, tanışmayı istemeyiz. Karşımızdakinin dürüstlüğü veya bizimki, bir şekilde kafamızda hep dürüstlüğü sorgularız, güvenmek isteriz yazılana, dostlarımıza....
Gerçekten o kişi mi...
Gerçekten böyle mi düşünür...
O mu gerçekten bizim etkilendiğimiz...
Sevgi duyduğumuz...
Yoksa yalan mı bize söyledikleri....
yoksa...
yoksa...
En azından, insanları iddia ettiği kadar sevmiyor olabilir mi? Zaman içinde tanıdıkça kuşkular başlayacaktır...

Hiç kimse yalanı sürekli sürdürecek kadar zeki değildir...Ve hiç kimse de bu yalanlara sonsuza kadar inanacak kadar saf değil...

Dürüstlük, özgürlük demektir ve özgürlük kısıtlanmamalıdır asla...
"Özgürlüğünüz, kendisine vurulmuş olan zincirlerinden kurtulduğunda, daha büyücek bir özgürlüğe zincir olur..."

Ne kaybederiz , ne olur boyumuz kısa veya uzun ise, zayıf veya şişman isek....
Sağlığımız yerinde veya değil ise...
Eksiklerimiz varsa...
Paramız olsa veya olmasa...
Veya o filmi görmemişsek, o şiiri duymamışsak....
Ya da o ülkeye gitmemişsek...
Sesimiz güzel değilse...
O konuya yabancı isek....
Söylediğimiz yaşta değilsek...
Manken-fotomodel bir kadın değilsek..
Ya da yaşamımızda olmadığını söylediğimiz birileri varsa...
Ne fark eder dostluk adına..
Yalanların esiri olarak yaşamak ve bir gün her şeyden kaçmaktansa, dürüst olmayı denesek dostlarımıza ve kendimize...
Yarattığımız dünyanın birgün başımıza çökmesindense....
Daha kötüsü, bir başkasının dünyasını yıkmaktansa....
"Tıpkı okyanusun sahilinde durmadan kumdan kaleler yapan ve sonra da bir vuruşta gülerek yıkıveren çocuklar gibi. Oysa sizler kumdan kaleler yaptıkça okyanus sahile daha çok kum yığmaktadır. Ve yaptığınız kaleleri yıktıkça okyanus sizlere gülmektedir..."
Kendine mükemmel bir kişilik yaratmak çok kolay..
Zor olan,olduğunu dürüstçe olabilmek.....
En acı gerçeğin bile en güzel yalandan üstün olduğunu hatırla....
Dürüstlük temelinde oturan dostlukların daha değerli ve uzun ömürlü olacağını ta içinde biliyorsun...
Unutma, uzun vadede dürüstlük her zaman galip gelecektir...
Kendini zor olsa da, acı olsa da, kabullen...
Çünkü sen biriciksin, çok değerlisin. Sonradan acısını çekeceğin hayalleri yaratma..
Karşındakine güvenmek istiyorsan, dürüstlük arıyorsan, önce kendini güvenilir kılmalısın. Bunun da yolu bir; acı da olsa, zor da gelse kendinle tanış ve bize seni sun..

Çünkü biz birbirimizi seviyoruz, klavyenin tuşlarındakini sahte dostu değil, sadece ve tam da şu halimizle birbirimizi..



alıntı

malerina Çevrimdışı   Alıntı ile Cevapla
 
malerina için teşekkür edenler 2 kişi.
BurcuUu_ (09-09-2008), shaMarıq (11-09-2008)
Alt 09-09-2008, 11:14   #2 (permalink)
malerina
Hırslı 2de1'ci
 
malerina - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
..
Kayıt: 31.08.2008
Mesajlar: 610
İtibar Gücü: 25


Post Her Şeyi Çürütür Zaman...

Kalplerimizin kuytu yerlerinde bize özel sığınaklar vardır; o sığınakların gündemleri, hayatın hay huyundaki vasat gündemlerle örtüşmez…Orada bazen buruk, ağlamaklı, bazen de kasırgalar gibi dolaşır durur düşlerimiz.

Kalplerimizdeki düşleri üşüttüğümüzde, ateşi bilincimizi sarar ve o ateş, giderek içimizin sokaklarında bir kaos başlatıp iç barışımızı bozar.

O zaman ya düşlerimizin iniltilerini teskin edip o ateşi düşürmemiz veya hep acıyan, acıtan o ateşle ve içimizin sokaklarındaki tedirgin sorularla yaşamayı kanıksamamız gerekir.

Çünkü düş oldukça peşi sıra insandır; çünkü en çok düşlerimizin bize hesap sormaya hakkı vardır.

Sonra kalplerinizin kuytu yerlerindeki sığınaklarda kendi kendimize telkin ve terapi seans-larıyla bekleriz…Bekleriz…İnsanı, aşkı, olmayı, onarılmayı ve zamanın açtığı yaraları yine zamanın sarmasını bekleriz.Düşlerimizin başucunda bir tüfek gibi dikilerek bekleriz. Küçük nehirlere burun kıvırır ve hep okyanuslara ait olduğumuza inanırız…

Düşüp kaldığımız ya da itilip unutulduğumuz derin, karanlık kuytularda sabırsız ve tedirgin kederlerle beklerken, küçük sevinçler, küçük yolculuklar hep bir kenarda durur, hep erteleriz…O kitabı sonra okuyacak, akşam yürüyüşlerine sonra çıkacağızdır; hele şu işimiz de bitsin, filancalar gelip gitsindir, elbette zaman olacaktır...Her şey, her şey yoluna girdiğinde yapılacak, söyleyeceklerimiz bile sonra söylenecektir.Sonra...Sonra!

Derken zaman, yani o büyük ve gizemli güç, hayatın düşlerimizin gerisindeki kırıntılar olduğunu anlatır bize.

Belki okyanuslara gider, kasırgalarla boğuşur, ama bir damlaya yenilip döner ve zamanın, hep ertelediğiniz ne çok şeyi nasıl öğüttüğünü, küçümsediğimiz nehirleri nasıl kuruttuğunu; ihmal ettiğimiz küçük sevinçlerin, sevgilerin nasıl solduğunu ve ileride, bir gün yürümeyi düşündüğünüz ıssız yollara devasa binaların inşa edildiğini fark edince, tıpkı bir İspanyol atasözünde olduğu gibi,“Don Kişot olmaya giderken, evimize bir Şanso Panço olarak dönmek”le kalmayıp, burun kıvırdığımız o küçük şeyleri de büsbütün yitirdiğimizi görürüz.

Çünkü avuçlarına bırakılan dostlukları, sevgileri çürütür zaman.Çünkü zamana rüşvet veremezsiniz, çünkü kendinizi ikna etseniz de zamanı edemezsiniz…

Yaşadığımız gezegen milenyumu kutlarken, ben o tarihte“düşünce suçu” mahkumi-yetlerimin bir yenisi için bir cezaevindeydim.Diktörtgen bir gökyüzünün altında ikinci baharımdı.Yirmili yaşlarında siyasal suçlardan mahkum olmuş altı yedi kişiyle birlikte kalıyordum.

Koğuşumuzun havalandırmasında bazalt taş duvarlar, bir basketbol potası, koridorlarda küf

kokusu,kasvet ve karanlık, dışarıda ise kışkırtıcı bir bahar vardı...

O bahar, koğuş pencerelerinin tam karşısındaki avlunun taş duvarlarına boydan bo-ya sarmaşık ekmeye karar verip, ceplerine üç beş sıkıştırdığım gardiyanlara rica minnet poşetler dolusu toprak getirttik.Duvarın dibine yığdığımız toprağa geniş suntalarla çevreleyip sarmaşık tohumlarını ektik.

Birkaç ayda gelişip uzayan sarmaşıklar, havalandırma duvarında çivilere çaktığımız iplere boylu boyunca sarılmakla kalmayıp, kimileri duvarları aşarak dışarıya göz kırpma-ya başladılar.

Ancak koğuştakiler, şarmaşıklar yüzünden basketbol oynayamıyor ve o bana arada bir tedirgin bir sesle:“Top oynayabilsek çok iyi olurdu hani,” diye mırıldanıyorlardı...


Yeni bir sonbahar geliyordu ve biz, bütün kışı tabut gibi daracık bir koğuşta balık istifi geçirecektik.Bu yüzden bir tercih yapmak zorundaydık.

Bir gün ranzalarına uzanmış koğuş arkadaşlarıma dönüp,”Sarmaşıkları artık sökebiliriz,"

dedim…Onlar ranzalarından sıçrayıp sevinçle avluya yöneldiklerinde, ben de o infazı görmemek için cezaevi kütüphanesine gittim.Bir saat kadar sonra döndüğümde, koğuştakiler sarmaşıkları yolup toprağıyla birlikte bir köşeye istif etmiş, keyifle top oynuyorlardı.

Beni görünce bir an duraksayıp yüzüme mahcup bir ifadeyle baktılar.Ben de gülümsemeye çalışarak:”Sorun değil çocuklar, kışın nasılsa kuruyacaklardı,”dedim...Sonra gün be gün büyüttü-ğüm sarmaşıkların bir köşede büzüşüp kalmış cesetlerine burkularak bakarken, küçük, siyah tohumları dikkatimi çekti.O tutsak ve ölü sarmaşıklar, gövdelerinde bıraktıkları tohumları atıldıkları yerden sanki bir vasiyet gibi sunuyorlardı...

O tohumları bir kalem kutusuna bırakırken, onları bir gün, dışarıda diledikleri gibi büyüyebi-lecekleri bir alanda ekeceğime kendi kendime söz verdim…

Zaman geçti, içeriden çıktım.Sonraki üç yıl oturduğum evlerin hiçbiri o sarmaşık tohumlarını ekmeme uygun olmadı.Arada bir onları barıktağım kalem kutusunu açıp bakıyor, o tohumlara dokunuyor ve bir gün her tohumun artık dışarıda, özgürce bir evin duvarlarını nasıl da boylu boyunca kaplayacağını düşlüyordum…

Dördüncü yıl taşındığım müstakil evde bir ilkbahar, o tohumları evimin duvarının ön cephesindeki toprağa ektim.Üç günde bir sulayıp sabırla bekledim…Bekledim, fakat filizleri bile görünmeyince, dört yıl boyunca sakladığım sarmaşık tohumlarının çürüdüklerini anladım…

Şimdi dönüp geriye, upuzun yıllara bakıyorum; aşklar vardı, dostlar vardı, gidilecekti…Söyleyeceklerim aklımın, yazacaklarım kalemimin ucundaydı; kalbimin ve zamanın avuçlarından nasıl da kayıp gittiler…

Gittiler….O dostlar, şimdi görmek istediğim dostlar değil, eskiden okuyacağım kimi kitaplar artık okumayacaklarım, o yıllar yapmak istediklerim şimdi yapmayacaklarım…Örneğin, eskiden kalabalık olmak isterken, şimdi yalnız kalmayı yeğliyorum.Beğenilerim, tutkularım, rüyalarım, yaşam üslubum bile değişmiş...

Oysa tam sorunlarımı çözdüm, işte oturdum ve artık gidebilirim derken, bir baktım ki git-

mek istediğim pek fazla yer de kalmamış…

Bu yüzden siz olun, tutkularınızı, düşlerinizi, sevgilerinizi ve yolculuklarınızı hiç ertelemeyin; çünkü çürürler.Çünkü dokunduğu her şeyi çürütür zaman.Her şeyi...Her şeyi çürütür zaman...



alıntı
malerina Çevrimdışı   Alıntı ile Cevapla
 
Alt 09-09-2008, 11:16   #3 (permalink)
HüzünBaz
ﻁαLﻁoηcuk(:
 
HüzünBaz - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Kayıt: 11.03.2008
Mesajlar: 18.266
İtibar Gücü: 133


sanırım bu araLar benim düsLerim hep hayaL kırıkLıkLarı yaşıyor ve mutsuzLukLar dem vuruyor yüreğimde

Ama zamanLa herseyin üstesinden geLiyor ya insanLar bende diyorum geLirm.Bende bitirirm içimdeki özLemLeri hasretLeri.BeLki bitiremem ama soğutabiLirim yüreğimi o insana karsı insaLLah

SaoL AbLa çok güzeL bir yazıydı
HüzünBaz Çevrimdışı   Alıntı ile Cevapla
 
Alt 09-09-2008, 11:17   #4 (permalink)
malerina
Hırslı 2de1'ci
 
malerina - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
..
Kayıt: 31.08.2008
Mesajlar: 610
İtibar Gücü: 25


Post Sustukça Bizi Dinliyor Sevda

Susar deniz
___________Gözyaşlarıma uzandığında ellerin…
Unutulmuş bir bayram yerinde
Cayır cayır yanarken hasretin
Alıp başını hemen gitme
Bir buluta konmak isterken
Kanadını kırasım geliyor şiirlerin
Dalıp giderken ağlayıp inleyen düşlerime
Karşı koyma gözlerime yolun başında
Mücadeleyi bırak uzakların özgesi
Sensin sevgi dolu her cümlemin öznesi
Issız ada’mdaki tek sevdiğim
Duy çığlığını özlemli yüreğimin
Duy ve koş bana ağlamasız…


Susar rüzgar
___________Hüzünlerime dolandığında sevinçlerin…
Karmakarışık dalgalanırsın saçlarımda
Sahi üşümüyor değil mi ellerin
Ellerin yalnız bana…
Ellerin en güzeli hediyelerin…
Gözlerine gömüldüğünde gözlerim
Dudağımdaki en tatlı sözcüğe
“Nereden geliyorsun” desem… Sen…
Ufuklara dikiyor gözlerini alfabem…
Yakın ederek uzakları, sever ya şairler ufukları
Mürekkebine sevda içirdiğin her gün batımı
Düş de olsa sev rutubetli bakışlarımı
Sev ve dudaklarını daya…


Susar mehtap
____________Yaprak yaprak döküldüğünde ümitlerim…
İfadesi alınmamış bir çift dudak
Sevdiğine seslenir gibi bin bir çiçek
Suskuncadır elbet her yudumda…
Uçamam ya gurbetinin semalarına
Kanatlarım damla damla sızı
Sırf sana yakın olsun, sende kalsın diye
Noktasız güllerimin neşesi
Gülümse ve gözlerine al bu fakir kızı…




Susar harflerin cümlesi
____________Dudağının kıvrımından dökülürken özlemlerin…
Mısra mısra akan özlemli söze
İlmik ilmik köze yazılır sevdam
Geceler boyu susarak haykırırken
Gözlerimin buğusundaki hasreti
Yıllanmış yüreğine kazırım ismimi
Saymayı unuttuğum ışıklar içimde bir bir yanar
Sesin yüreğimde tüter kalpler boyu
Ah derim… Yollar… Yollar… Yollar…

O vakit…
Deniz, düşlerinde.
Rüzgar, ellerinde.
Mehtap, gözlerinde susar…

Sustuğun kadar susarım sana yar
Sen yine konuşkanlığınla kal
Ne olur susma, düşürme gözlerini
Sustukça bizi dinliyorlar.

Aynalarda sukutun can verdiği güleç yüzüm,
Sanadır durmaksızın çiçek açan her sözüm
Gizlice örgütlenir içimdeki büyüyen özün
Şarapla ıslanırken dellenir en çok hüznüm
Tek kelime beş harfsin, ah benim iki gözüm…

Buz gibi bir gecede

“Damarımda akan sen’e inat
Göğsümde ağlayan sensizliği
Gözlerindeki hayatla kurşunlayıp
Öldürmeye karar verdim”

Suskun dudaklarının gölgesinde
Faili meçhul değil bu cinayetin
Bütün suçlarını sahiplendim gecenin.

Ölümle yaşam arasında
Geceye yazsan da beni
Sensizliğin katiliyim sevgili
Ve sen en güzel suçsun gözlerimde
Sukut eden her sözün özünde
Tek kelime
Beş harfsin.

Ey “Sevda”
Unutmayasın ki,

Sen bendesin…




alıntı
malerina Çevrimdışı   Alıntı ile Cevapla
 
Alt 09-09-2008, 11:18   #5 (permalink)
Mahbube
Kendini aşan 2de1'ci
 
Mahbube - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
pardon ...
Kayıt: 28.09.2007
Mesajlar: 8.124
İtibar Gücü: 80


bazılarona çok kullanıyorum bu kelimeyi ,, gelmiş bana ''senden hoşlandım '' vs kelimeler kullanan erkeklere diyorum KLAVYE ERKEĞİ diye

Güzel bir yazı
Mahbube Çevrimdışı   Alıntı ile Cevapla
 
Alt 09-09-2008, 11:29   #6 (permalink)
malerina
Hırslı 2de1'ci
 
malerina - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
..
Kayıt: 31.08.2008
Mesajlar: 610
İtibar Gücü: 25


okuyup hayatına geçirmeni dilerim..zamanla herşeyi çok iyi ve net anlayacaksın.. ve acı bir tebessümle gülümseyeceksin.. zamanını gözyaşlarınla harcama kaybeden biri olarak söylüyorum..

okuyan gözlerine sağlık ablası..
malerina Çevrimdışı   Alıntı ile Cevapla
 
Alt 09-09-2008, 16:17   #7 (permalink)
BurcuUu_
~ кıвяıѕℓıм ~
 
BurcuUu_ - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
|| NefeSimSin ||
Kayıt: 02.06.2007
Yaş: 17
Mesajlar: 9.366
İtibar Gücü: 58


Her böLümde günLük konu açma Limiti 2 oLduğundan konuLarını birLeştirdim..
ELLerine sağLık..
BurcuUu_ Çevrimdışı   Alıntı ile Cevapla
 
 
Cevapla

Etiketler
bizi, Çürütür, dinliyor, dostluk.., klavyedeki, sahte, sevda, sustukça, zaman..., şeyi


Konuyu Toplam 1 Üye okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir)
 
Seçenekler
Stil

Yetkileriniz
You may not post new threads
You may not post replies
You may not post attachments
You may not edit your posts

BB code is Açık
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-KodlarıKapalı
Trackbacks are Açık
Pingbacks are Açık
Refbacks are Açık


Benzer Konular
Konu Konuyu Başlatan Kategori Cevaplar Son Mesaj
En Son Tokat'ı Ne Zaman Yediniz Ya da Ne Zaman Attınız... ÖLü_DamaT 2de1-Café 35 19-07-2008 01:10
Zaman Her Şeyi Degiştiriyor... king lord Fotoğrafçılık ve Resimler 9 27-10-2007 13:35
BiR TeK ŞeYi UnUtMa ewa Paylaşmak İstedikleriniz 12 23-04-2007 00:06
Bir Tek Şeyi Unutma! DiLrUbA Şiir Köşesi 0 06-03-2007 00:24





1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 24 25 26 27 28 29 30 31 32 33 34 35 36 37 38 39 40 41 42 43 44 45 46 47 48 49 50 51 52 53 54 55 56 57 58 59 60 61 62 63 64 65 66 67 68 69 70 71 72 73 74 75 76 77 78 79 80 81 82 83 84 85 86 87 88 89 90 91 92 93 94 95 96 97 98 99 100 101 102 103 104 105 106 107 108 109 110 111 112 113 114 115 116 117 118 119 120 121 122 123 124 125 126 127 128 129 130 131 132 133 134 135 136 137 138 139 140 141 142 143 144 145 146 147 148 149 150 151 152 153 154 155 156 157 158 159 160 161 162 163 164 165 166 167 168 169 170 171 172 173 174 175 176 177 178 179 180 181 182 183 184 185 186 187 188 189 190 191 192 193 194 195 196 197 198 199 200 201 202 203 204 205 206 207 208 209 210 211 212 213 214 215 216 217 218 219 220 221 222 223 224 225 226 227 228 229 230 231 232 233 234 235 236 237 238 239 240 241 242 243 244 245 246 247 248 249 250 251 252 253 254 255 256 257 258 259 260 261 262 263 264 265 266 267 268 269 270 271 272 273 274 275 276 277 278 279 280 281 282 283 284 285 286 287 288 289 290 291 292 293 294 295 296 297 298 299 300 301 302 303 304 305 306 307 308 309 310 311 312 313 314 315 316 317 318 319 320 321 322 323 324 325 326 327 328 329 330 331 332 333 334 335 336 337 338 339 340 341 342 343 344 345 346 347 348 349 350 351 352 353 354 355 356 357 358 359 360 361 362 363 364 365 366 367 368 369 370 371 372 373 374 375 376 377 378 379 380 381 382 383 384 385 386 387 388 389 390 391 392 393 394 395 396 397 398 399 400 401 402 403 404 405 406 407 408 409 410 411 412 413 414 415 416 417 418 419 420 421 422 423 424 425 426 427 428 429 430 431 432 433 434 435 436 437 438 439 440 441 442 443 444 445 446 447 448 449 450 451 452 453 454 455 456 457 458 459 460 461 462 463 464 465 466 467 468 469 470 471 472 473 474 475 476 477 478 479 480 481 482 483 484 485 486 487 488 489 490 491 492 493 494 495 496 497 498 499 500 501 502 503 504 505 506 507 508 509 510 511 512 513 514 515 516 517 518 519 520 521 522 523 524 525 526 527 528 529 530 531 532 533 534 535 536 537 538 539 540 541 542 543 544 545 546 547 548 549 550 551 552 553 554 555 556 557 558 559 560 561 562 563 564 565 566 567 568 569 570 571 572 573 574 575 576 577 578 579 580 581 582 583 584 585 586 587 588 589 590 591 592 593 594 595 596 597 598 599 600 601 602 603 604 605 606 607 608 609 610 611 612 613 614 615 616 617 618 619 620 621 622 623 624 625 626 627 628 629 630 631 632 633 634 635 636 637 638 639 640 641 642 643 644 645 646 647 648 649 650 651 652 653 654 655 656 657 658 659 660 661 662 663 664 665 666 667 668 669 670 671 672 673 674 675 676 677 678 679 680 681 682 683 684 685 686 687 688 689 690 691 692 693 694 695 696 697 698 699 700 701 702 703 704 705 706 707 708 709 710 711 712 713 714 715 716 717 718 719 720 721 722 723 724 725 726 727 728 729 730 731 732 733 734 735 736 737 738 739 740 741 742 743 744 745 746 747 748 749 750 751 752 753 754 755 756 757 758 759 760 761 762 763 764 765 766 767 768 769 770 771 772 773 774 775 776 777 778 779 780 781 782 783 784 785 786 787 788 789 790 791 792 793 794 795 796 797 798 799 800 801 802 803 804 805 806 807 808 809 810 811 812 813 814 815 816 817 818 819 820 821 822 823 824 825 826 827 828 829 830 831 832 833 834 835 836 837 838 839 840 841 842 843 844 845 846 847 848