HIZLI ARAMA
| Paylaşmak İstedikleriniz Bizimle ne paylaşmak istiyorsanız yazında bilelim hani. |
![]() |
| | #1 (permalink) |
![]() Kayıt: 18.04.2008
Mesajlar: 249 İtibar Gücü: 13 | koca yemeği .ExternalClass .EC_hmmessage P{padding:0px;}.ExternalClass body.EC_hmmessage{font-size:10pt;font-family:Tahoma;}Evet, koca yemeği nasıl pişirilir? Evvela kocanızın gönlünü tenkitlerle kırmayın. Kırılırsa sevgi çiçekleri solar. Her insan annesini sever. Bunun bir manası da, her insan her yaşta biraz çocuk gibidir. Öyleyse çocuğunuza gösterdiğiniz şefkati, kocanızdan esirgemeyin. Kocanıza yaptığınız hizmet, hiçbir zaman "hizmetçilik" manasına gelmez. Çünkü siz kocanıza hizmet ettiğiniz ölçüde, onu kendinize "hizmetkâr" etmiş olursunuz. Her kadın, kocasını tesiri altına alabilir! Yeter ki kadınlar bunun sırrını bilsin. Nitekim yabancı ülkelerde pek çok aile mesut yaşarken, bizde en ufak sebeplerden boşananlar görülebiliyor... Demek ki mesut olmanın sırları vardır. Kim bunları yakalarsa, mutlu olur. Şunu hiçbir zaman unutmamalıdır ki, çirkin kadın yoktur; huyu çirkin olan kadın vardır. Denecek ki, "Niçin hep kadın üzerinde duruyorsunuz? Erkeklerden de söz ediniz!" Başta da söyledik; mesut olmanın şartlarını kadın da erkek de öğrenmek zorundadır. Fakat erkek kadına daha fazla muhtaçtır. Dikkat edilirse dul kalan erkekler, hemen evlenmek cihetine giderler. Erkek de, çocuklar da kadına muhtaç olduğu için kadın, yuvayı yapan dişi kuş gibidir. Erkeği yuvaya bağlamak kadının elindedir. Bir ailede reis, şu veya bu değildir. Evin reisi, "MESUT OLMAKTIR!" Eşler, cennet gibi dünyayı başlarına cehennem etmemek için mesut olmanın çarelerini aramalıdırlar. Burada en büyük pay, kadına düşmektedir. Her türlü erkeği, kadın, şefkatiyle, güler yüzüyle ve tatlı diliyle muhakkak yola getirebilir. Kadınlar şunu unutmasın ki, hiçbir erkek tartışmayla yola getirilemez! Akıllı bir hanım, kavgayla, ısrarla değil, eşine yardımcı olmakla, isteklerini insanlığa uygun şekilde yerine getirmekle yola getirebilir. Eğer evin hanımı, kocasını güler yüzle karşılayabiliyorsa, yerine oturana kadar yardımcı oluyorsa, sonra yemeğini, çayını, kahvesini zamanında yerine getiriyorsa, hele hele sohbet edecek kadar halden anlıyorsa, bu erkeğin gözü neden, hangi sebeple dışarıda olsun? Eşiniz açken, uykusuzken veya bir işi acele yapma noktasında iken, ondan herhangi bir istekte bulunmayın. Çünkü bu hallerdeyken erkek, ters cevap verebilir. Her zaman halinizden memnun olmaya çalışınız. Bir erkek için en büyük bahtiyarlık, karısının kendisini beğenmesidir!.. Çocuğunuza nasıl bakıyorsanız, eşinize de öyle bakınız. O zaman çocuğunuz sizi ne kadar seviyorsa, eşiniz de o kadar sevecektir. Toplumumuzda aile hayatına müdahale çok görülür. Şunu hiçbir zaman akıldan çıkarmamalı; eşler mesut olmak zorundadır. Ana-babanın hukuku kadar eşimizin de hukuku korunmalıdır. Yemek nasıl sizin eserinizse, erkeğiniz de öyle!.. Erkeğinden şikâyetçi hanımlar "Acaba hangi hususta hata yapıyorum?" diye kendini kontrol etmeli ve noksanlığını erkeğine sorarak öğrenmeli. Hiç düşündünüz mü, midemiz güzel yemekler istediği gibi, beyin ve kalp midesi de bir şeyler istemekte...Acaba bunlar nedir?.. Erkeğin zaafları bellidir. Kadın bunları çözerse, erkeği kendine bağlar. Bir kadının sadece tutumlu olması, güzel olması, güzel yemek pişirmesi erkeğe yetmiyor. Eşine hayat yoldaşı olması gerekiyor... |
| | |
| hannan için teşekkür edenler 4 kişi. |
| | #2 (permalink) |
![]() ''Bana SEN'i gerek, SEN'i... Kayıt: 18.07.2008
Mesajlar: 6.496 İtibar Gücü: 82 | Eşine hayat yoldaşı olması gerekiyor... *** kesinlikle...yemeği çamaşırı bulaşığı herkes hallediyor... |
| | |
| | #3 (permalink) |
![]() Kayıt: 18.04.2008
Mesajlar: 249 İtibar Gücü: 13 | AİLENİN VAZGEÇİLMEZ ŞARTI, NİÇİN SABIRDIR? Arzulanan aile hayatı odur ki hanımla bey ortak düşüncede ve anlayışta olsunlar, verecekleri kararlarını ortak olarak versinler, ‘evet’lerini, ‘hayırlarını birlikte tespit etsinler. Ancak bu, bir idealdir; idealler her zaman vaki ve mümkün olmamaktadır. Ya bey ya da hanım tarafında farklı mizaç, kültür ve beğeniler söz konusu oluyor, bazen ortak noktayı da bulamadıkları görülüyor; bu defa birinin isteğine ötekinin evet demesi, anlayış göstererek aile hayatını sürdürmesi söz konusu olabiliyor. İşte burada sabır devreye giriyor. Zaten ben de bugün sabırdan söz etmek istiyorum sizlere. Gerçekten de aile hayatında sabrın yeri küçümsenemez. Hatta denebilir ki sabırsız aile hayatı olamaz, olursa mutlaka birilerinin öfkesi, hiddeti, şiddeti havayı gerginleştirir, Bu da zor bir hayat olur. Bundan dolayı Efendimiz (sav), aile hayatında sabra dikkat çekmiş, fevkalâde özel ve güzel değerlendirmeler nazara vermiştir. Şöyle ki: Sabır her yerde güzeldir; ama aile hayatında daha güzeldir. Çünkü aile hayatındaki sabır sahibini Cennete götürmekle kalmaz, sabrın derinlik ve şiddetine göre de cennetteki makamları da yüceltir, hatta cennet hanımlarının ablası, ağabeyi makamına bile yükseltebilir. Daha da ilerisi, sabır, erkeği Eyyüb aleyhisselam’ın sabrının sevabına ulaştırabileceği gibi; hanımı da Asiye validemizin sabır sevabına kavuşturabilir. Efendimiz (sav)’in bu konudaki Hadis-i Şerifini İmam-ı Gazali Hazretleri, Mükaşefesinde şöyle nakletmektedir: – Kim hanımının uyumsuzluğuna sabrederse (sabrın zorluk ve şiddetine göre) Allah o beye Eyyüb aleyhisselam’ın sabrına verdiği mükafat gibi mükafatlar verebilir. Kim de beyinin uyumsuzluğuna sabrederse (yine sabrın şiddet ve zorluğuna göre) Allahü Teala o hanıma da Firavun’un hanımı Asiye’nin sabrına verdiği sevap gibi sevap verebilir. Evet, aile içindeki taraflara sabrın kazandırdığı uhrevi derece ve mükafatlar böyledir. Zaten sabrın bu türlü sevabını düşünüp de sabredenler, derhal evde güzel bir havanın esmesine de sebep olurlar, kendilerini sabra zorlayan olumsuzluklar da bu sebeple azalır, hatta zaman içinde de yok bile olabilir. Ahiretten önce dünyada sabrın karşılığını alırlar. İmam–ı Gazali bu hadisi naklettikten sonra taraflara oldukça ikaz edici bir not daha ilave etmekte ve demektedir ki: Bu niçin böyle? Allahü Azimüşşan yuvanın yıkılmasını değil, devamını istiyor da ondan. O yüzden evliliğin devamını sağlayacak beylere Eyyüb aleyhisselam, hanımlara da Asiye validemizin sevabını vaat ediyor. Sözü uzatmamak için diyebiliriz ki: – Ailede ideal olan, tarafların konuşarak, anlaşarak kararlarını ortak vermeleridir. Ancak idealler her zaman vaki ve mümkün olmamaktadır. Geriye sabır kalıyor. Sabrı tercih edenlerin asla pişman olmayacakları, hatta ahretteki mükafatlarını görünce keşke daha da sabırlı davransaydık diyecekleri de hatırlatılıyor. |
| | |
| | #4 (permalink) |
![]() Kayıt: 18.04.2008
Mesajlar: 249 İtibar Gücü: 13 | Ailenin vazgeçilmez şartı, niçin sabırdır? Karı koca demek iki tane ağaçtan yapılmış manken insan gibi birbirinden farksız olmak demek değildir.Mesele, temel, mefhumlarda ayrı olmamak, İslâm’ın esas konularında zıt düşmemektedir. Bunlarda bile farklılık olsa işi zamana bırakıp, düzeltmeye yönelmek gerekir. İnsanın kalbini, gönlünü gerçeğe çevirme selahiyeti yalnız kendi elinde olan Allah’a havale etmelidir. Rabbimiz Rasulü’ne bile: – Sen sevdiğini hidayete erdiremezsin. Ancak Allah’tır istediğini hidayete erdiren, gerçeğe döndüren, buyurmuştur. Sözün burasında insanlığa örnek aile hayatı yaşamış olan Efendimiz (sav)’den bir misal arz edeyim de görün aile içinde ne gibi olaylar olabilir, ne türlü de düzeltme yoluna gidilir. Olayı Buhari’den özetleyeceğim: Efendimiz Hazretleri kızı Fatıma’nın evine girdiğinde damadı Ali’nin bulunmadığını görünce soruyor. Cevap: – Ali ile bir konuda biraz tartıştık. O da küsüp gitti, nerede olduğunu bilemiyorum. Efendimiz (sav) üzülerek yanında bulunan Sehl bin Sad’a emir verir: – Git Ali’yi bul. Nerede olduğunu bana bildir. Az sonra gelen Sehl bin Sad: – Ya Rasûlallah, Ali mescitte toprak üzerine uzanmış uyuyor, der. Efendimiz (sav) hemen mescide gider, uzanmış halde toz toprağa bulanmış vaziyette görünen Hz. Ali’ye şöyle seslenir: – Kalk ya Eba Tûrab! Bu sesleniş üzerine uyanıp baktığında başı ucunda Rasûlullah’ı (sav) gören Hz. Ali (ra) hemen fırlayıp ayağa kalkar. Efendimiz (sav) şefkatle elinden tutar, evine getirir ve birlikte otururlar. Şuradan buradan sohbetle arayı bulup küslüğü giderir, tam bir sevgi saygı ortamı meydana getirdikten sonra kalkıp gider. Bu sırada Rasûlullah’ın mübarek yüzündeki sevinci gören sahabi sorar: – Ya Rasûlallah, sizi çok sevinçli görmekteyiz. Şöyle cevap verir: – Nasıl sevinmeyeyim? Çok sevdiğim iki kişinin arasını bulmaya muvaffak oldum. Bu sevinilecek bir olay. Beylere ve hanımlarla bu olay bir şeyler fısıldamış olmalı, benim bir şey ilave etmeme ihtiyaç duyulmamalıdır. Zira Hazret-i Ali ile Hazret-i Fatıma da aile içi nazlanmalara maruz kalabiliyor; ama işi uzatmayıp düzeltmeye yöneliyorlar. Bize ne oluyor sanki? Yoksa (haşa!) biz onlardan daha mı ileriyiz? |
| | |
| | #5 (permalink) |
![]() Kayıt: 18.04.2008
Mesajlar: 249 İtibar Gücü: 13 | Evlilikte 'problem çözmenin' 9 yöntemi Her evlilikte birtakım sıkıntılar yaşanabilir. Eşlerin birbirlerini tanımaları ve uyum sağlamaları esnasında bazı pürüzler olabilir. Sevginin yıpranmaması ve mutluluğun zedelenmemesi için dikkat edilmesi gereken husus; bu sıkıntıları probleme dönüştürmeden aşmaktır. 1) Problem kitabı değil, çözüm anahtarı olunEvlilikteki problemi çözmenin tek yolu problem çıkarmamaktır. Çünkü problem kitabının olmadığı yerde çözüm kitapçığı da olmaz. Ancak insan iradesi olmadan çıkan problem karşısında çözüme odaklanmak, problem kitabı olmak yerine cevap anahtarı olmak gerek. 2) Çözüme harcayacağınız enerjiyi panikle tüketmeyinProblem karşısında problemi çözmeye harcayacağınız enerjiyi panikle tüketmeyin. Tıpkı düşman askeri gelmeden düşmana saldırıp mermisini tüketen asker gibi olmayın. Su-i zanlarla ve “ben öyle tahmin etmiştim. Eee, ben şöyle sanmıştım” cümleleriyle anlayıp dinlemeden hareket etmeyin. Problem yokken problem varmış gibi davranmayın. Unutmayın ki, tahrip kolay, tamir zordur. Bir sözle eşinizin kalp sarayını yıkabilirsiniz. Fakat bin sözle tamir edemezsiniz. 3) ‘Keşke’ dememeye çalışınSürekli yanlış yapıp, problem çıkararak eşinizi canından bezdirmeyin. “Artık canıma yetti senin kaprislerini çekemeyeceğim” dedirterek sevgisini kaybetmeyin. “Keşke şunu yapmasaydım, keşke bunu söylemeseydim. Keşke şimdiki aklım olsaydı” vb. sözleri söylemek zorunda kalmayın. Çünkü sevgi güneş gibidir. Siz gönül pencerelerinizi sonuna kadar açarsanız o güneş içeriye bol bol girer. Pencerelerinizi sıkı sıkıya kapatırsanız yol bulup içeriye giremez. “Benim güneşim bir yolunu bulup girer” demeyin. Sonuna kadar açık olan gönül pencerelerinden birine kayabileceğini göz önünde tutun. 4) ‘Ama’ silahından uzak durunHata yapmayan bir melek gibi davranmayın. Hep kendinizi müdafaa etmeyin. Eşiniz “şunu neden şöyle yaptın?” dediği zaman “ama” silahına sarılmayın. Ya da sürekli “ama ben öyle söylememiştim. Ama, ama” diye “ama” silahının arkasına gizlenerek eşinize ateş etmeyin. Karşınızda ateş edecek düşman değil, sevgisini kazanmanız gereken dostunuz var. Unutmayın “dostun attığı gül” düşmanın attığı silahtan daha çok yaralar. 5) Kendinizi polis hafiyesi sanmayınKimi eşler, eşlerinin yanlışlarını yüzlerine karşı dobra dobra söylerler. Kendilerini eşlerinin yanlışlarını araştırmakla görevli polis hafiyesi gibi görürler. Sebebi sorulduğunda “ben doğruyu söylüyorum. Onun yanlışını gösteriyorum. Onun iyiliğini düşünüyorum” diyerek kendilerini müdafaa ederler. Halbuki, her doğru her yerde söylenmez. Her doğruyu söylemek insanın görevi değildir. Bir lokma ekmek bile çiğnenmeden yutulmaz. Önce ağızda çiğnenir, mide özsuyuyla parçalanır. Sonra ince bağırsakta süzülür. Şayet çiğnenmeden yutulursa ya boğaza oturur ya da mideye. 6) İnatlaşmayınKimi eşler evlilikte çıkan problemlerde bir türlü çözüme yanaşmaz, inatlaşırlar. “Böyle yapayım da bu ona ders olsun” havasına girerler. Acaba hangi öğrenci “ben bu problemi çözmeyeyim de öğretmene ders olsun” diyebilir? Bu düşünceyle öğretmenle inatlaşarak “ben bu problemi çözmem” diyen öğrenci sınıfta kalmaya mahkûmdur. 7) Kindar olmayınProblemlerin çözümünde kilit nokta kindarlıktır. Eşler arasında bir sıkıntı yaşanmış geçmiştir. Eşlerden birisi olayı unuturken diğeri günlerce “neden sen bana öyle söyledin? Neden şöyle davrandın? Niye bana hakaret ettin?” vb. sözlerle olayı günlerce gündemde tutarlar. Halbuki evlilikte problem olduğu zaman “şu an matematik dersindeyiz. Önümüzde bir problem var. Bunu çözmeliyiz” diyerek problem çözülmeli. Sonra da “zil çaldı ve matematik dersi bitti” diyerek matematik dersinden çıkılmalıdır. 8) Affedici olunİnsan olmak hasebiyle eşiniz hata yapabilir. Sonra bunun farkına varıp özür dileyebilir. Affedici olun “Neden öyle yaptın?” vb. sözlerle hesaba çekmeyin. Kim affedici olursa o daima kazanır. Nitekim ayette de: “Bir hayrı açıklar veya gizlerseniz yahut bir kötülüğü affederseniz (bilin ki), Allah da çok affedicidir, her şeye hakkıyla gücü yetendir.” (4.149) buyruluyor. 9) Evliliği çözüm bekleyen problem değil, yaşanması gereken mutluluk olarak görünYüzünüzde tebessüm gülleri açsın…Lisan-ı haliniz mutluluğun şarkısını mırıldansın. Mutluluk tülleri evinizin her yanını sarsın. Eviniz saadet sarayı, siz iyilik perisi eşiniz de o sarayın sevgili prensi olsun. Ailem Dergisi |
| | |
| | #6 (permalink) |
![]() Sevdim Seni Ne Çare... Kayıt: 25.02.2008 Yaş: 22
Mesajlar: 3.102 İtibar Gücü: 56 | Allah razı olsun canım her musluman kadının esıne davranması gerekenlerı yazmısın tabı karsılıklı olmalıdır ama unutmayalım kı yuvayı dısı kus yapar sız esınıze karsı nasıl olursanız o da sıze o sekılde olur... |
| | |
| | #7 (permalink) |
![]() ßeDeLLi MuTLυLυKLaя Kayıt: 17.04.2008
Mesajlar: 12.892 İtibar Gücü: 121 | Toplumumuzda aile hayatına müdahale çok görülür. Şunu hiçbir zaman akıldan çıkarmamalı; eşler mesut olmak zorundadır. Ana-babanın hukuku kadar eşimizin de hukuku korunmalıdır. teşekkürler paylaşım için ..harika bir yazı .. |
| | |
![]() |
| Etiketler |
| hayatin icinden |
| Konuyu Toplam 1 Üye okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir) | |
| Seçenekler | |
| Stil | |
| |
Benzer Konular | ||||
| Konu | Konuyu Başlatan | Kategori | Cevaplar | Son Mesaj |
| MÜSİAD Başkanı'ndan veda yemeği | Haberci | Son Dakika Haberleri | 0 | 16-04-2008 15:30 |
| En güzel Türk Yemeği Hangisi ? | ahSenTi | Anketçe | 51 | 22-03-2008 13:34 |
| Öğretmenlere teşekkür yemeği | Kr㣠| Son Dakika Haberleri | 0 | 26-11-2007 18:30 |
| AK Parti'den Büyükelçilere iftar yemeği | Kr㣠| Son Dakika Haberleri | 0 | 18-09-2007 22:40 |
| Geç akşam yemeği erken yaşlandırır... | @izci@ | Sağlık | 2 | 24-01-2007 17:57 |