HIZLI ARAMA
| Paylaşmak İstedikleriniz Bizimle ne paylaşmak istiyorsanız yazında bilelim hani. |
![]() |
| | #1 (permalink) |
| Kayıt: 21.04.2006 Yaş: 25
Mesajlar: 582 İtibar Gücü: 15 | Lütfen elini uzat... Lütfen elini uzat... Kime ya da niye, Kahrediyor beni her seni gizlice gördügümde beni görüceksin diye bakışlarımı kaçırma zorunluluğu... Oysa ben uzun uzun gözlerine bakmak istiyorum ve o masum yüzünde dolaşmak. Ama bir türlü beceremiyorum, saklanıyorum, kaçıyorum hep... Öylece arkandan bakakalıyorum ve son bir kez dönüp bakman için defalarca yalvarıyorum... Sen kayboluyorsun ve hayatımdaki tüm renkler soluyor yeniden. Siyah beyaz yüzler, siyah beyaz gülüşler, ağaçlar, kuşlar ve simsiyah ben kalıyorum geriye; yüzümde saçma bir ifade, gözlerimde anlamsız bakışlar, içimde garip bir hüzünle... Sonra sahte mutluluklar, tebessümler göstermeye çalışıyorum sana, kendime, hayata karşı ama içim kan ağlıyor her seferinde tıpkı öleceğini bilen bir hasta gibi... Yağmur umuduyla bekliyorum hep bir sonraki saniyeyi çünkü bir tek ona anlatabiliyorum derdimi ve bir tek onun yanında ağlayabiliyorum hıçkıra hıçkıra. Ve sadece yağmur yağdığında dinleyebiliyorum dünyanın en güzel şarkısını... Yalan diyorsun her şey; sen, ben, biz, herkes yalan. Peki gerçek değilmiydi akan bu gözyaşları ve boşamıydı o anlık göz temasları...? Şimdi ben ölümünü bekleyen bir mahkum gibi her şeyi bir yana bırakıp o son soruyu düşünüyorum ve sen hayatımın bağlı olduğu ipin ucu elinde olan bir cellat gibi vereceğim cevabı... Lütfen uzat elini ya da bırak ipin ucunu cevabı beklemeden... Lütfen uyandır beni bu rüyadan ya da izin ver sonsuzluk olsun son rüyam... Lütfen elini uzat... |
| | |
| | #2 (permalink) |
| Kayıt: 21.04.2006 Yaş: 25
Mesajlar: 582 İtibar Gücü: 15 | Can KATMAK NEDİR ? Can KATMAK NEDİR ? Bir yürekte Can olabilir misiniz? O yüreğe Can katabilir misiniz? Bir CAN'IMMMM kelimesine O yürekte bin anlam katabilir misiniz? Gözlerde ışıltılar, pırıltılar görebilir misiniz? Çalınmış zamanları renk renk yaşabilir misiniz? Ellerin, gözlerdeki ışıltıların o yüreğin sıcaklığını Birebir yansıttığını algılayabilir/algılaltabilir misiniz? Ya, yüzlerce, binlerce renklerin dışında renkler bilir misiniz? Can sesini duyduğunuzda; yüreğinizde ürperti ve Titreşimlerin getirdiği telaşın midenize vuruşunu bilir misiniz? İmge'lerin tadını bilir misiniz? Ya kelimelerin, mimiklerin, ifadelerin Yetersiz kaldığını bilir misiniz? Dizlerinizin, omuzunuzun, göğsünüzün Can ateşini arayışını bilir misiniz? Avuçlarınızın, Can çiçeğinin ellerini, Saçlarını, yüzünü özümleyişini bilir misiniz? Saçlarına, gözlerine, burnuna, dudaklarına ve Tenine dokunuşun hazzını bilebilir misiniz? Kalabalıklarda sessizlik şarkıları söylemeyi bilir misiniz? Ya ellerin dansını bilebilir misiniz? Sıkıca sarmanın, yüreğe katmanın tadının haz'a dönüşümünü, Onun dizlerinde, omuzlarında, sonsuza kadar kalmayı Hatta; yok olmayı isteyebilir misiniz? Yani; dostluğu+yüreği+ruhu+mantığı ve bedeni tek tek sırayla yaşamayı, Yudum yudum yüreğe katmayı bilebilir misiniz? Kim bilebilir ! Kim bilebilir ki? Kim yaşamış ve yaşatmıştır, kim algılatmış ve algılamıştır ki, Kimin gözleri acımıştır, kimin yüreği kanamıştır, Kim deli yürek olmuştur, kimin yüreğine yağmurlar yağmış/yağdırılmıştır Ve kim bu "misiniz" lere ve "kim" leri birebir yaşamsalına katmıştır ki? ) İşte bütün bunları sadece ama sadece CANA CAN KATANLAR bilir, yani biz BİLİRİZ. Ben biliyorum. Ya sen CANIM, ya sen ??? |
| | |
| | #3 (permalink) |
| Kayıt: 21.04.2006 Yaş: 25
Mesajlar: 582 İtibar Gücü: 15 | V a r m ı s ı n ! V a r m ı s ı n ! Saatlerdir bilgisayarın başında oturuyordu, hala bekledigi mail gelmemişti. Silkindi. Kac saat olmuştu bilgisayar başına oturalı? İki saatten fazla olmuş, koskoca iki saat? Arkadaşları yemeğe davet etmişti, Sinan sinemaya, oda arkadaşları ise fal partisine.. Hiçbirini kabul etmemisti. Şimdi bu ücra internet cafede gelecek o maili bekliyordu. Daha ne kadar sürecekti? Kimbilir belki bugün hesabına bile girmemişti, girmeyecekti? Girse bile yazacağı daha önemli insanlar vardı belki... Belki de onun ona önem verdigi gibi o ona önem vermiyordu? Yok canım! O da en az Sevgi kadar değer veriyordu Sevgi'ye, yazdiğı her mesajin karşılıgı ertesi güne geliyor, hadi ertesi gün olmadı birkaç gün içinde gecikmenin özürünü de içeren mail hesabında bekliyordu Sevgi'yi. Aylar olmuştu yazışmaya başlayalı, bir kez bile aksamamıştı mailler. Ta ki bu haftaya kadar. Hafta başından beri tek bir satır gelmemişti ondan. Tuhaf! Oysa kendisi yazacak bir şey bulamasa ki bu da ayda yılda bir olurdu ! forward edilmis mesajlar gönderirdi, güzel sözler, fıkralar ya da ufacık bir e-kart. Üçüncü gün dayanamamış, onu merak ettiğini söylediği bir mail göndermişti: Heeeey, öldün mü kaldın mı? Haber verseneeeee! diye şakalaşmıştı üstelik. Ses seda yoktu yine karşı tarafta, beşinci gün iyiden iyiye meraklanır olmuştu, hatta bir sapığın onun hesabına girip gelen mesajları ondan önce okuyup sildiğini bile düşünmüştü. İyisi mi oturup bütün gün bekleyecekti bilgisayar başında, hem icinde de bir şüphe kalmayacaktı böylece. Bugün sekizinci gün de bitmişti. Yine en ufak bir yazı bile gelmemişti. Unuttu beni diye geçirdi içinden. Tabii, ne bekliyordun ki! diye kızdı kendi kendine. Alay etti bir süre bu cocukluğuyla. Hiç görmediği, sadece yazılarıyla, şiirleriyle tanıdığı biriydi karşıdakı ve hep öyle uzakta öyle bilinmez kalacaktı. Ne bekliyordu ki? Kendisi de bilmiyordu. Hayalinde bu yazıları yazan kişiyi bir türlü canlandıramıyordu. Ne zaman gözlerini kapasa sadece bir çift el görüyordu, klavyenin tuşlarına dokunan güzel parmaklar... Bu elin kime ait olduğunu görmeye çalışıyor didiniyor ama hayali bir anda dagılan sis gibi yok oluyordu. Ertesi gün soluğu yine bilgisayar başında aldı. Bekledi, bekledi. Birkac arkadaşından gelen mailleri yanıtladı hemencecik. Aslında böyle beklemek fena da olmuyordu hani.Zaten tatildeydi yapacak başka bir işi yoktu, arkadaşlarından çoğu eve dönmüştü kalanlar ise onu çağırsa da o pek istemiyordu. Bu düşüncelere dalmışken yeni bir mesaj geldi. Hayret adres pek yabancıydı ona. Biraz tereddüt ettikten sonra yüreği korku içinde açtı. Mail "Merhaba ben Akin'in çok yakın arkadaşıyım. Kendisini trafik kazasında kaybettik, telefon defterinin arasında sizin mail adresinizi bulduk ve haber vermeyi uygun gördük. Başımız sağolsun" diyor ve devam ediyordu ama mailin devamı onu ilgilendirmiyordu artık. Okuyacağını okumuştu zaten. Kaçıncı ölum haberiydi bu, bu kaçıncı değer verdigi insandı yitip giden? Bazen bütün uğursuzluğun kendinde olduğunu düşünüyordu. Sonra saçma geliyordu düşündükleri, ama ne farkederdi ki işte çok sevdiği, her gün yazdıklarıyla onun gününe renk katan o kişi artık yoktu. Kötü bir şaka olamaz mıydı? Ne yapacaktı şimdi? Beklediği mail gelmiş miydi? Ne yani kalkıp gidecek ve bir daha gelmeyecek miydi? Bir daha o güzel mesajları hiç göremeyecek bir daha o elleri hayal edememenin üzüntüsüyle doğruldu. " Cebinden size henüz yollamadığı, yollamak için doğum gününüzü beklediği bir şiir bulduk. Tıpkı sahibine ulaşmamış bir mektup gibi duruyordu oracıkta. Aşağıda onun sizin için yazdığı son şiiri bulacaksınız." VAR MISIN? Biliyorum şasıracaksın, Son sözler gibi gelecek kulağına, Yoo yanılmıyorsun , son sözler bunlar Bu uzaklığı kaldırmak için ortadan sadece bir ufacık bir histik Sen bana ben sana iki satır laf iki misralık şiirdik, Bir gülücüktük, bir soru işareti, Oysa daha fazlasını istemek bencillik mi? Anla artık! sözler var ama satırlar yetersiz, Düşünceler var ama sayfalar yetersiz, Duygular var ama mısralar yetersiz, Anla artık, biliyorum bir sen var bir de ben , Uzak uzak yerlerde ayrı ayrı şehirlerde Ama desem ki sana, biz demeye var mısın? Desem ki ne sen olsun ne de ben, Bir biz olalım Var misin? Şaşırmıştı, istemezdi etraftakilerin gözü önünde ağlasın. Hiç adeti değildi ne de olsa. Oysa Akin hep "Nasıl hissediyorsan öyle ol başkalarını boşver " derdi. İşte her zamanki gibi yine dinlemişti onun sözünü. Demek o da ayni şeyleri hissetmiş, o da artık bu uzaklığı kaldırmak istemişti. Doğum günü geçmişti, hem de yine bilgisayar başında.Yeni bir yaşa daha girmişti işte, yepyeni bir yaş, yepyeni umutlar, acılar, mutluluklar. Her yas olgunlaştırırmış biraz daha insanı, belki de en cok bu yaşa girdiğinde olgunlaştığını anlayacaktı yıllar sonra arkasına dönüp baktığında kimbilir. Akin! Kahretsin, seni şimdiden özledim diyerek hıçkırıklara gömüldü. Neden? sonra eli yanıta gitti. Akin'a gec kalmiş bir yanıttı bu. Sadece tek bir sözcük yazdı: VARIM! ŞİMDİ SANA SOROYORUM VARMISIN... |
| | |
| | #4 (permalink) |
| Kayıt: 21.04.2006 Yaş: 25
Mesajlar: 582 İtibar Gücü: 15 | Ölemiyorum Bile Ölemiyorum Bile. Şişirip yelkenleri, açılma vaktin gelmiştir denize. Bilirsin ki ne fırtınalar, ne deli dalgalar beklemektedir seni. Korkarsın, terk edemezsin limanı, bir köşesine sığınırsın. Kabullenmesen de artık aşk bitmiştir, İşte son bu... > > İçin hep hüzün doludur, bir türlü kabullenemezsin bittiğini. Gözlerinin > içine bakıp seni seviyorum demesini beklersin. O sözler hiç çıkmayacak o > dudaklardan bilirsin. Yinede umudun yeşildir, İşte hayal bu... > > Gururlusundur, istenmediğin yerde durmazsın. An olur ki ne olur bitmesin > dersin. Bu sözlerin dudaklarından nasıl çıktığına kendin bile inanamazsın. > Oysa o yüzüne bakıp sadece gülümser, İşte acı bu... > > Ondaki sıcaklığı kimsede bulamayacağını düşünürsün. Kimse onun gibi gülemez, onun gibi dokunamaz dersin. Ve kimseyi onun kadar sevemeyeceğini bilirsin. Kahredip başını eğersin önüne. İşte hüzün bu... > > Nefes alamaz hale gelirsin, daralır için. Bir kaç saatlik derin bir uykuya > hasretsindir. Bilirsin ki gözlerini kapasan da terk etmeyecektir hayali. > Atarsın gecenin kollarına kendini, İşte huzur bu... > > Ondan gelecek tek bir haberi umutsuzca beklersin Bir de beklemek ölüm gibi > gelir insana böyle zamanlarda. Aslında ölüm fikride garip değildir artık > sana. Geri dönerse diye ölemezsin bile, İşte sabır bu... > > Hayat devam ediyordur ama her şey yarımdır, hep bir yanın eksik. Yüreğin > eskisi gibi atmayacaktır, başka aşklarsa seni kandırmayacaktır. O > başkalarıyla, mutlu bir hayatı yaşıyor olsa da, yine de sevginden > vazgeçemezsin. İste aşk bu... > > > Boşver, Hep aynı MaSaL. "Hayat ve Ben" işte hepsi bu kadar. seni diğerlerinden farksız yapmaya bütün gücüyle gece gündüz calışan bir dünyada, kendin olarak kalabilmek , dünyanın en zor savaşını vermek demektir. Bu savaş bir başladımı,artık hiç bitmez..." ( E.E.Cummings ) |
| | |
| | #5 (permalink) |
| Kayıt: 21.04.2006 Yaş: 25
Mesajlar: 582 İtibar Gücü: 15 | Gönderilmeyen Mektup Gönderilmeyen Mektup Biliyorsun,gayem sana zarar vermek,seni incitmek,kırıp dökmek değildi.Yılar yılı açı çekmiştim, istemediğin bir ortamdaydın ve sana ters düştüğü halde yanlış şeyler yapmıştın.Acına,yaşam mücadelene ortak olup yüreğimi yüreğine,ömrümü ömrüne katip seni mutlu edecektim Ben senden sadece sana verdiğim sevgiyi kabullenip ,bu sevgiyi yaşamanı istemiştim Yüreğim tahtı da tacı da sana vermişti. Yalnız seni istiyordu.Yüreğimde kalıp saltanat sürmek varken beni sıradan bir şeymişim gibi elinin tersiyle ettin. Çok sevilmek bu kadar kötü müydü?Gerçekten böylesine ağır mıydı ki? Sevgiye hasretim dediğini düşünüyorum da,kocaman bir iğrenç oyu oynamışsın. Hayatıma bilmediğim anlamlar getirmişsin .Gözüm kapalı hayatimi ortaya koyduğum bir kumar oynamıştım.Yasini seni kazanacaktım,ya da kendimden ya geçecektim . Hem seni kaybettim ,hem de kendimden vazgeçecektim. Var miydi böyle kimsesiz darmadağın olmak biçare kalmak ,var miydi? Keşke beni böyle ödüllendireceğine,hiç ödül vermeseydin. Onca yüreği senin yüreğine feda ettiğim halde yüreğin kocaman sevdamı alabilecek kadar büyümedi. Ben de sana büyük bir sevgiyi vermekte diretiyordum. Bu kadar direttiğim için beni bağışla... sevmek ölümüne cesaret, buzdan değil ateşten yürek ister. Adı üzerinde sevdaydı bendeki, zorda sevdayı büyütmek kolay değildi elbet. Bütün güzellikleri bütün kainatı seni sevmesi için birine verseydin, yine de bu kadar sevilemezdin. Hiç kimsenin yüreği benim ki kadar büyük ve deli olamaz. Beni kırgınlıklarla çelişkilerle, cevabı sende olan bir sürü soruyla ve bitmek tükenmek bilmeyen ‘’ keşke’’ lerle bıraktın. Bana onca acı verdin ama yüreğim düşman olamıyor. Her gün alabildiğine yanıyor, istesem de istemesem de seni özlüyor seni istiyor. Yüreğimi koparıp atmak mümkün olsaydı hiç düşünmeden koparıp atardım. Sevdan beni divane etti, beni asileştirdi, kendime sözüm geçmiyor artık. Başımı ellerimin arasına ne ilk ne de son alışım. İlk açım değil ama en büyük açımsın. Bir limandayım ve senin bindiğin gemi çoktan uzaklaşıp gitti. Bunu kabullenemiyorum, zoruma gidiyor canımı acıtıyor. Sen yüreğimde bir hasret en büyük ve hiç kapanmayacak bir yara olarak kalacaksın. Yarım kalmışlığım, unutulmazımsın. Yüreğimin sarayından seni kovmuyor, tacı da tahtı da sensiz bırakmıyor |
| | |
| | #6 (permalink) |
![]() bLackpearL Kayıt: 20.04.2006
Mesajlar: 6.851 İtibar Gücü: 29 | Ynt: Lütfen elini uzat... her üye günde sadece 2 baslıq acablir ltfn kuralları okuyalım konularınız birleştirildi teşekkürler |
| | |
| | #7 (permalink) |
![]() ... . .-. .--. .. .-.. Kayıt: 21.04.2006 Yaş: 26
Mesajlar: 7.764 İtibar Gücü: 34 | Ynt: Lütfen elini uzat... Aşk masum bir çocuk gibidir yeniden doğarken.Güneşin farklı ışıltılarını yakalamıştır , sevinçlidir..Ne rüzgarlar vardır peşinde nede sağnak yağmurlar,her anı kişisel bir tarihtir yazıldıkça..Gönül penceremiz gökkuşağıyla kaplıdır sanki , görülmez ardındaki karanlıklar..Yaşamak bir ömür ,yaşatmak ise bir asır sürer aşkın matemini içimizde hissettikçe.Aşkı tek zedeleyen sahiplenme egomuz ve riyadır gözü kör olsun..Ahhh aşk kalbim kanıyor, yaralanıyorum seni andıkça.Ama ortada ciddi bir gerçek varki yaşama doyamadığım gibi kalbimi titreten o aşka hiç doyamadım bu dünyada….Biliyormusunuz dostlar hakkımı helal etmeyeceğim bu dünyadan göçerken.. Bir tarafta yaşadıklarım bir tarafta yaşamak isteyip de yaşayamadıklarım. Belki bu dünya denen yalan dünyaya sığabildim dünyaya gelirken.Ama aşkımı ilan ettiğim bir ufacık kalbe sığamadım nedense..Eyy aşk sana sesleniyorum senin ömrünün kısalığı benim bedenimde iflas etti işte. Çünkü hala aşkı taşıyorum ilk günkü gibi ve hala aşka hizmet ediyorum karanfiller konağındaki bir hizmetçi gibi.Bence dostlar aşkın ömrü kısa değil , kısa olan ömürler ,bedenimizin ömrü.Biz ki bedenimizin yaşlanmasına bakıp ruhumuzu karartıyoruz, biz ki hala yüreğimizi yaşlandırmaya çalışıyoruz.Seni seviyorum eyy aşk sen ki şu yalan dünyada tek zevk aldığım ve her gün yeniden döner diye umutlandığım tek şeysin. Biliyorum yaşım 40 ları çoktan geçti, seni tekrar yaşamak istiyorum eyy aşk... Çünkü ikinci baharımda beni terk etmeyeceğini iyi biliyorum. Gecelerin hüznüne yaslı kalbimin matemini sokmak için merhaba demeyeceğim, korkma bu yaralı yürekten. Hayat bana riyakarlığı sayende öğretmiş, iki riyakar gül gibi geçinip gideriz seninle.. |
| | |
| | #8 (permalink) |
| Kayıt: 29.07.2006 Yaş: 22
Mesajlar: 11 İtibar Gücü: 0 | Ynt: Lütfen elini uzat... ellerine sağlık mütiş |
| | |
| | #9 (permalink) |
| Kayıt: 14.06.2007 Yaş: 16
Mesajlar: 67 İtibar Gücü: 9 | hikayeler çok güsel ama ilk hikaye en gslleri...ben hala yalvarıyorum elini uzat die ama uzatmıyo belkide zmnında uzattı ama ben onun değerini anlamadım...ona hala yalvarıyorum cml seni seviorum....nolur elini uzat artık ben zmnında senn elini tutmayı bilemedim ama sen tut benm elimi..eğer uzatmassan senn sevginin boşluğunda kaybolucsm |
| | |
![]() |
| Konuyu Toplam 1 Üye okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir) | |
| Seçenekler | |
| Stil | |
| |
Benzer Konular | ||||
| Konu | Konuyu Başlatan | Kategori | Cevaplar | Son Mesaj |
| Ne OLur Yar, Uzat Ruhunun ELLerini..!! | BurcuUu_ | Paylaşmak İstedikleriniz | 17 | 15-04-2008 22:16 |
| Ver elini İstanbul | yadat | Şiir Köşesi | 3 | 26-01-2008 14:56 |
| Sana Beni YoLLuyOrum Uzat ELLerini.. | BurcuUu_ | Paylaşmak İstedikleriniz | 5 | 03-08-2007 22:09 |
| lütfen osarkiyi yollayin bana lütfen | babür | Genel Müzik Konuları | 5 | 24-05-2007 18:52 |
| ABD'den PKK itirafı: Türkiye'ye, 'Diğer yanağını da uzat diyemeyiz' | Haberci | Son Dakika Haberleri | 0 | 02-02-2007 13:40 |