HIZLI ARAMA
| Paylaşmak İstedikleriniz Bizimle ne paylaşmak istiyorsanız yazında bilelim hani. |
![]() |
| | #1 (permalink) |
![]() ИΘŤħiNg Kayıt: 19.01.2007 Yaş: 25
Mesajlar: 389 İtibar Gücü: 14 | S.İ.L.İ.N.D.İ.N ben seni yaralarından tanıdım ecelime son kurşundun deli davalım n'olur bulutsuzluğuma darılma dudağında bizi gül kıyametime adım kala beni senden alma.. aklım kara kış ellerim seni üşüyor bugün günlerden soğuk... ben aysız gecelerde çocukluğuma mektup yazardım, ah çocukluğum kağıt gemilerim düşlerim dudaklanıyor sesin kokuma gizli, yıldızları sönük gecelerde dilime yağmursun... gözlerini uyuyorum her gece bu kent içimin bahçesi gemilerim çözülüyor yüreğine ellerinle okşuyorsun bilmiyorsun. kendi bakışlı kız, ömrümün hırçın masalısın uçurumlar vaadetme bana yaralısın... Aşkı ayrılıklar yaşatır . Hadi küs kendini ona , Sonra kendi içine kus Bir şiir kana , Dilinden susul .. İntihar kurgulu gözlerinde Kör bir uçurum var dalgın Gölgen kendine dargın Ona çığlığın çok ama İçin kendinden YoRquN ... Bir yağsan ıslanacaksın Kanamalı bir düşe . Eski bir cinneti asacaksın , Gece kara çalınca yüzüne . Heybenden intihar çıkaracaksın . Aşkı ayrılıklar yaşatır , Kendini biriktirme Ayrılacaksın... Bana kalbini ver. Avuçlarımla tutacağım mayınların yerine Acele giden gece zamanlarında, çarpacağım bir duvar emniyetinde gülüşünü ver bana... Düşerken dibe, soluklanacağım ama asla tutmayacağım ellerini ver bana.. Tercüme edilmiş öfkeler seyrelsin ömrümde. Yüksek sesler alçakça dinlenir. Bana usul sessizliğini ver. Lütûflar karşılık ve karışıklık için sunuluyor hayatın asil isimlerince. Adının anlamını ver bana. Telaffuzunda özlemlerimin dindiği adını ver bana. Başkaları, bu aşkı oyalamak için var olur, Ne kadar durdururlarsa nefsini, o kadar hızlanır. Bana kendini ver. Her şeyden ayıkladığın kendini… En iyi ölüm berbat bir yaşamın kıyısında bekler. Seninle, gerçeklerin intizamlı duruşunda yalanlar yumağını çözmek için varım. bana gücünü ver. Yaralar değil canı yakan. izin tendeki çirkinliği ve merhemin kabadayı yardım severliği… yaralarını göster ve bana izlerini ver. Günün bütün aynaları beni gösterdi aksinde. Baktıkça seni gördüm. Bana varoluşunun sırrını ver. Gün batımlarında gözümün değdiği yerlere kurul. Senden olma güneşlere kamaşsın bakışım. Bana zamanını ver. Atlardan daha hızlı koş oraya. Soluk soluğa kaldıkça koş… Yarını ertelediğim geçmişin geçmezliğine inat, Vaktinde yetişmek için bana, bir kez olsun yok et geç kalışını ve durmadan koş oraya. Bana verdiklerinle bekliyorum seni. Düşsüz ve sonuna kadar gerçekli bir aşkın içinde… Kuşlara takılmasın ayakların. Tâkatini zorla ve koş… Oraya… Kent soysuzlarının , aşk eşkıyalarının, gurur kırmak için hendek kazanların, dokunuşun esrarından acizlerin, kontrol edilmeyen sevilerin, intiharla harlanmayan yaşamların olmadığı oraya…koş… Ben bütün gemileri uğurladım. Gitmeyeceğim. İçilmiş yeminleri kustum şehrin meydanına. Yıldız sağanağına bağır açmış bir yeryüzündeyim. Yazılmış sözleri susuyorum, Konuşarak yazılmamışları siliyorum. Bana hecelerini ver… Yarım kalan öykülerimin noktası olmaktan vazgeç. Bana başlangıçlara yeter hevesini ver. ‘susacak var’ edilen bir yemin,sözle tutulamayan. Bana yüzünden çizgiler ver,gülüşünle belirginleşen ve hiçbir gamzeye yer açmayan. Suya yazılmaktan kurudu kelimeler. Bana bir cevap ver! Hasret hasret olu verdin bir bahardan bir bahara kalbin topraktı sevdam tohum uzaklarında yeşerdim daha da uzakların ağlayışlarında olamadı sonum çaresizim gÜlÜn adını ezbere bil, ezbere dinlet ağustos şarkılarını ağustos böceğine.. ne barışıktı gÜlÜşÜnle, yanlışın.. gözlerin sözlerine esir hani her yEminde her rÜzğarda dağılışın Üzerimde.. tÜm sevdalar arabesk mi sence? ayrılık, keder, ızdırap, sitem hasretliğin şimdi olmasa işkence yakar mıydı bu ateş kÜlÜnÜ kader, çile yalnızlık, ölÜm solamadı ellerinde, uzaklarda daha da uzaklarda al renkli sevdayı aşkın gÜlÜm.. hasret ne kadar öldÜrÜr oysa sabah olur gÜneş doğar nisan gelir yağmur yağar uzaklarda, daha da uzaklarda yerinde sayar hasretin yavrusu zulÜm çaresizim.... Ayrılığın harfsiz lisânıydı, tren rayları... Bazen vuslata değse de Yan yana gibi görünse de Hep ayrıdır birbirinden; Hep ayırır birini birinden... Şehirler arası ağlamayı, Vagon camlarına yaslanırken öğrendim ben... Bu kaçıncı şehir bilmiyorum; Beklediğimiz her gar da, Annemi görüyorum.. Hâla üzerimde gözü, Hüznü verene sığınmış gül yüzü.. Hâla el sallıyor tepelerin ardından Ve hâla ağlıyor tülbentinin altından... Ağlama be anam ! En çok gideni yakar, Ayrılırken ağlayan ! Ve en çok ağlayanı yıkar, Gözlerinden akan..! Bir şehir daha uzaklaşıyor, Bir şehir daha, Bizi taşımaktan yoruluyor Rayların sırtlarından... Yüzüme değiyor havası, Bazı memleketlerin... Üstelik bedava koklaması; Dağ ve kır çiçeklerinin ! Raylar gıcırdamasaydı; Bi güzel uyku çekerdim... Senli bir düşün kapısını aralar, Sessizce içeri girerdim... O vakit; Saklamazdı yüzünü, gökyüzü; Koşarken kenarından mavi bir adanın, Serinliğini hissederdin dalgaların... Bir de toprak koktu mu, yeşil yapraklar... Daha ne isterdim ki? Keşke, Gıcırdamasaydı raylar..! Uyuyabilseydim.. Bir şehir daha geçtik demek ! Babamdan kalan yolluğum da; Bir şişe su, Bir kaç peynirli ekmek... Ahh be babam... Nasip olur mu dersin ? Bir daha elini öpmek... Bayramı bekler misin ? Alayım sana bir gömlek En pahalısından; En kıyağından... Ne dersin? Görmek kısmet olur mu bir daha? Son şehiride geçtik az önce... Az kaldı İstanbul'a Az kaldı... Aklıma düştü yarin hayali... En yalın hâli.. Şimdi yine oturmuştur, İhtiyar çınarın gölgesine; Ağlamıştır deli çaylarımıza... Bekle yarim... Geri döner inşallah beklediğin... Bekle... Tren rayları... Yan yana görünselerde Hep ayrıdır birbirinden... Bazen vuslata gelse de Hep ayırır birini birinden... Sana bu kez kanayan şiirlerimi değil, Yüreğimin en sessiz harfini yazıyorum. Avaz avaz haykırışlar değil, Sus pus cümleler ayırıyorum. Kalemimle ellerimi kanatıyorum, Şiirimde kendimi boğuyorum. Ayrılıktan dönüyor, söylenemeyen tüm sözler. Hasret nöbete duruyor, hüznüm gözyaşlarıma vuruyor. Gönül sevda makamında sana döküyor içini, Oyulmuş yaralarıma nasır soruyor. Ceplerimden geceler dökülüyor sana, Zaman aklımın kapılarını bir bir çarpınca Anlıyorum ve susuyorum. Geçmişin giyotininden azatlı gözlerimle Bir pencere açıyorum sana, Sen kelimelerinle bana dost oluyorsun ya Ben kırılıyorum en acıyan yerden, bazen ıslak Kulaklarımda yitirilmiş ne varsa ! Camları sırdaş yapıyorum, yüzümün ayrılık tarafına, Yollar sende acıtıyor, içimin gizlerini. Hüzün böyle yaşanmalı diyorum ;adam gibi ! Yine yaşlara vuruyorum kendimi, Kendim oluyorum, içimi kaybedince sende. Ben’i kaybediyorum sevdama ortak sesinde… Damarlarımdan fışkırıyor içimin leylası, Ben bir deli koşuyorum ardınca…! Yüreğimin kırışıklıkları anlamını buluyor; Dostun kapısında… Yalnızlığıma yazdığım her mektubu, sevdaya yolluyorum. Sevdamın her sesini de sende demliyorum. Aşkımın sonu üç nokta… Bendeki her noktaysa aşk..! Ay doğdu gece Baktım sen varsın gökyüzünde Odamdaki kokun sinmiş üstüme Sensizliğin canıma kastı var bu gece Gelirsen ağlayan gözler durur Ellerimdeki kelepçe çözülür Yüreğimdeki yaralar kapanır Hasretinin kurşunları canıma kast etmez... Bu gece sensizliğin canıma kastı var Bir senle gülerdim başlayan güne Seninle açardım gözleri her güne Her gün bana mutluluk getirirdin yanımda Şimdi hasretinin canıma kastı var bu gece Ölmek Kolaydır,sensizlikten Öldürse hasretin korkmam toprak olmaktan Bu zulüm beni korkutan Yaşları tüketmeyip her gün ağlatan Gözlerim kapıda seni arar Bu gece canıma kastı var hasretin Gelde Solmasın Seni seven yüreğim..... Sana aşkımı anlatmanın yollarını aradım her gece Olmadı , bulamadım. Seni sevdiğimi haykırsam Dünyaya dedim, Olmadı , yapamadım. Sana aşkımı anlatmanın yollarını aradım her gece. Sırılsıklam olmuş bir günde, Yüzümde tatli bir tebessümle gecenin karanlığında kulağına fısıldasam Seni Seviyorum diye. Ölümü kaç türlü tanıdın ki sen..? Yaşamanın içinde feryadı olsun.! Hasretin sırrına erdinmi ki sen.? Aşkın sadakatin anlamı olsun.! Sana gülmek; Ölmek, bana yaraşır.! Günah: Beyaz tahta, beyaz tebeşir.! Pişkinlik tadına sende ulaşır.! Dertmi ki..! Ayıbın tesiri olsun...! Git ve gel, ne olsa bekleyenin var. Kötülüksen, güzellik ekleyenin var. Kuru zaaf, eksiklik.. başka neyin var.? Düşünmek mi..! Ne hacet ne gerek olsun..! Sana göre hayat, bana ki zindan..! Çıktım zevklerinden, bıktın adımdan..! Vallahi hayatı içsen kanımdan, Beklemem kalbinde merhamet olsun, İşin bu küfretsem mutlu olursun..! hayatta hiçbir şey beklediğim gibi olmadı ne hayallerim gerçekleşti ne de beklediğim şeyleri hayal edebildim her zaman kaybeden ben oldum çaresizliğin içinde her an kayboldum artık tutunacak hiçbir şeyim kalmadı ne sevdiklerim ne nefret ettiklerim herkesi kaybettim artık hayatta kimsem kalmadı. hep bekledim hep sabrettim belki,belki bir gün düzelir diye hep umut ettim geride sadece gerçekleşmeyen hayaller kaldı umut ettim belki hayallerim gerçekleşir diye ama olmadı. bir türlü yapamadım akılsızca,düşüncesizce kendi doğrularımın peşinden koştum uçurumun kenarına getirdi doğrularım beni yanlış yolda olduğumu bilerek gittim uçurumun kenarına kadar şimdi ne olacaktı ne yapacaktım yanlış yaptığımı bile bile uçurumun kenarından dünyaya son bir kez bakmak, herkesçe güzel olan dünyaya herkesin umutlarının gerçekleşeceğine inandığı dünyaya gözlerimi kapamak istedim geride hiçbir şeyi düşünmeden atmak istedim kendimi o uçurumdan ama yapamadım bir kez daha yanlış yapmayı göze alamadım bu kez kendi doğrularımın peşinden gitmeyecektim İstemeyerekte olsa dünyaya gözlerimi yeniden açmak zorunda kaldım bu sefer umutlarımın beni yarı yolda bırakacağına inanmak istemeyerek atmadım kendimi şimdi dünyada olmamın tek sebebi kendi yanlışlarım...!!! Aşkımı anlatsam anlar mısın ki? Yer açabilir misin bana kalbinde, Haykırsam sesimi duyar mısın sanki, Çare bulabilir misin feryadıma. Günden güne artan kederlerimin, Amansız dermanını bulabilir misin? Kurtarabilir misin beni yalnızlıktan, Hayatın varlığından akışından? Yarım kalan aşkların acısını bulabilir misin? Hiç çektin mi bu acıyı yüreğinde? Hiç dermansız derde tutuldun mu, Bir gün olsun sevip de unutuldun mu? Şafak vakti uyandın mı benim gibi? İçini döktün mü hain karanlığa, Dualar ettin mi hiç ezan vakti, Beraber olmamızı bekleyen yalnızlığa... var mıydım hiç olmuşmuydum olabilecek bir ihtimal miydim olmazlarından mıydımsenin olmayacaklarından mıydım hiç görmediğim belki de hiç göremeyeceğim hiç duyulmayanındım en muhteşem çığlıklarda bile sesi çıkmayanındım kulaklarına eşsiz nağmeleri fısıldayamayacaktım hiç dokunulmayanındım dokunamayacağın dokundurmayacağındım masum teninden istemeyerek sürgün edilenindim sorgusuz sualsiz sessizliğe hapsedilenindim yüreğindeydi en masum duyguların onlardı beni benden alan varlığın değil yokluğundu sürgün edilen yüreğime en acı darbeyi vuran sahipsiz kalan biçare uğultularımdı sensizliğin engin kıyılarından taşan yüzyılın seliydi…. kül rengindeki yanışlardı hasret ikliminde gül rengine bürünen. ve gözlerindi iklimi belirleyen, bakışlarındı yağmuru yağdıran, kar tanelerini yüreğime özenle serpen.. gözlerini kaçırmadan izle her günbatımında akşam güneşinin engin ufkunda olacağım kulaklarını iyi aç ve dinle, buzul dağlarının en kavruk esintilerini fısıldayacağım.... Git artık !… Sustuklarını bana harcama… Dilimdeki pasaklı küfürleri kaldıramazsın. Yüreğine gelmeye vesaitim yok. Ve kalmaya yerim… Git artık ! Yollarını bana harcama… Sürgün ve hükümlü yanlarımdan vurgun yiyorum en çok… Düşlerimi tükürüyorum mosmor bir kusmukla. Bitmiyor öksürük nöbetlerim. Sökül artık nikotine kesmis ciğerimden… Duvar örülü kapıların ardında özgürce büyüdüm ben oysa… Tutsaklığım sanaymıs. Şimdi azad ettim kendimi Parçalandı zincir.. Git artık!.. Suskunluğumun Katili…, Kelepçe vurma özgür düşüncelerime! Sana haykırdığımı sandığım her yazıda, Kendime çarpıyorum.. Dipteyim şimdi, sevin! Bu yüzden “gel” bitti dilimde… "Git" büyüdü içimde… Çıplağım…Ardışık hüzünlerde… Elbiselerimi zaman giymis teker, teker.. Beğenmemiş ,çıkarmış hepsini… Sesine yakın bir notam yok, söylediğim şarkilarda… Bu yüzden çekmiyorum geri öfkemi… Çıkma karşıma, silindin! Daha sokak köpeklerinin küfürleri var dilimde.. Katı bir yalnızlık hükmüne boyun eğmiş, Suskunluklarımı bozdun sen! Sustuklarınıda bana harcama, Sustuklarınla birlikte silindin! Sakın.. arkana bakma, sakınnn… Dedim ya, Kaldıramazsın dilimin pasaklı küfürlerini! Simdi ebediyete kadar sus, "S.i.L.i.N.D.i.N" Yokluğunun bilmem kaçıncı gecesindeyim Gecenin ayazında içimin maviliklerinden Dışa kovulan son umutlarım Sevda yüklü katarlara yüklenip Sözün bittiği yere doğru yolculuğa çıkmışken Ben ise sensizliğin bana armağan ettiği “Sus”larımı ağırlamaya başlamıştım Bende ki “sus”lar üç harften ibaret değildi Bana ait olan tüm kelimelerimi kaplamıştı Tüm benliğimi sarıp sarmalamıştı Kendi hapishanemde mahkumları oynuyordum Sana susuşlarımla, senin susuşlarınla Ayaklarıma prangalar vurulmuştu Ellerime kelepçe Ne zaman bitecek bu işkence Hangi yana çekseler, nereye döndürseler Sana çıkıyor tüm yollar Sana açılıyor bütün kapılar Kesmiyor mu seni bu hapislik halim Tatmin etmedi mi çektiğim çile Artık benden pes Hayatımın son biletini istediğin gibi kes İster öldür, istersen ez Ama hediyene dokunma “Sus”larıma sakın dokunma Onlar umutlarımın gittiği yerde, Sözün bittiği yerde Zamanı gelince “KONUŞACAKLAR” keşke yazamasaydım..' ' ' ' ' ' ' ' ' ' ' ' |
| | |
| | #2 (permalink) |
![]() ИΘŤħiNg Kayıt: 19.01.2007 Yaş: 25
Mesajlar: 389 İtibar Gücü: 14 | Ben umudumu sürüp dudaklarıma, adını döküyorum hece hece... |
| | |
| | #3 (permalink) |
![]() Kayıt: 12.04.2008
Mesajlar: 2.652 İtibar Gücü: 57 | etsekkurler cok gusel |
| | |
| | #5 (permalink) |
![]() Kayıt: 03.03.2008
Mesajlar: 490 İtibar Gücü: 0 | yorgun sen gerçekden yorulmuşsun be ![]() yüregine saglık emegine saglık silindin ve unuttum demek bile onu hatırlamakdır. |
| | |
| | #6 (permalink) | |
![]() ИΘŤħiNg Kayıt: 19.01.2007 Yaş: 25
Mesajlar: 389 İtibar Gücü: 14 | Alıntı:
![]() Bir şiir bir geceye değer, Bir şiir bir uykuya değer, Bir şiir bir uyanmaya değer, Bir şiir bir sigaraya değer, Bir şiir bir rakıya değer, Bir şiir bir şarkıya değer, Bir şiir bir türküye değer, Bir şiir bir ağrıya değer, Diye-diye.. Meğer.... | |
| | |
| | #7 (permalink) |
![]() Kayıt: 03.03.2008
Mesajlar: 490 İtibar Gücü: 0 | valla bir şiir bir ömre deger be kardeşim. umarım güzel ve umut dolu şiirler yazarsın ve sana bu şiirleri yazdıracak kişiyi bulursun. |
| | |
| | #8 (permalink) | |
![]() ИΘŤħiNg Kayıt: 19.01.2007 Yaş: 25
Mesajlar: 389 İtibar Gücü: 14 | Alıntı:
\\\\\\\\\\\\\\\\\\\\\\\\\\\\\\\\\\\\\\\\\\\\\\ Dudağında kırmızı bir notayla şarkılar dokuyorsun sağırlığıma "hani gitmesen diyorum hani gitmesek diyorum" gitme sisli ülkemin çığlık notası damarımda patlayan kırık şiirim sen aşkın ana dilisin kalabalıktan yalnızlık yapma becerimsin... \\\\\\\\\\\\\\\\\\\\\\\\\\\\\\\\\\\ | |
| | |
![]() |
| Konuyu Toplam 1 Üye okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir) | |
| Seçenekler | |
| Stil | |
| |
Benzer Konular | ||||
| Konu | Konuyu Başlatan | Kategori | Cevaplar | Son Mesaj |
| """Bir Aile 30 Yıl Boyunca Her 26 Kasım da Fotoğraf Çektirmiş""" | Law | Fotoğrafçılık ve Resimler | 50 | 29-03-2009 18:54 |
| """"Sevabını 12 Bİn Melek Yazmakla Bitiremiyor""""" | NuR-u HüdA | Dini Konular | 32 | 19-10-2008 23:22 |
| " Sendeki " beni " öldürebilirsin lakin bendeki " seni " asla ! " | **Zerd@** | Paylaşmak İstedikleriniz | 8 | 25-05-2007 16:00 |
| "H"ayatımın "E"n "G"üzel "H"atası'na | !NC!PéR!S! | Paylaşmak İstedikleriniz | 3 | 22-02-2007 10:27 |