Gece siyah gözlerin gibi
Sözlerin siyah gece gibi
Konuşturdun bütün siyah kelimeleri
Zehrini akıttın bugün içime
Damarlarımda dolaşıyor sözcüklerin
Söküp atamıyorum
Gözlerinde ki kin geliyor önüme
Unutamıyorum
Bütün bitişleri sen seçtin
Terk edişler senden
Gidişler senden
Dönüşler senden
Neden
Bu öfke
Niye bu kinin
Anlamıyorum
Neden, neden
Bu kabullenmeyişin
Her dönüşünde bir evet duyacağını biliyordun
Her gelişinde kucak açılacağını biliyordun
Artık yok vazgeçtim
Seni kabullenişlerimden
Duruşun da bir kırgınlık
Bakışın da bir öfke, kaçırıyorsun...
Omuzlarında kaldıramadığın ağırlık
Sözlerin her biri mızrak
Bütün siyahların dökülüyor ortaya
Gece siyah gözlerin gibi
Gözlerin siyah gece gibi
Hoşnutsuz esen rüzqar
Firari doLunay
NemLi qeCe kOkusu
Yürek sanCıLı, ßeden tepe-takLak...
Öfke yalınayak,öfke siyah,öfke kapkara
Öfke kızıL bir evren
Merhamet,kayıp bir şehir
Samimi deqiL cümLeler.......
Anlamsız qeLiyodu dinlediqim türküLer,okuduqum $iirLer...
Düş içinde düş,karabasan zamanLar
Kan-revan içinde sıçramaLar
İnLeyen qökyüzü,kovalamaç Oynayan ßuLutlar
Ve ısLak, yarım kaLmış sayfaLar
Ruh ßedene küs, Pas tuttu yürek çaresiz...
Ne keyifle okuduğum şiirler ezberimde, ne de bağıra çağıra söylediğim şarkıların sözleri. Dalgın gözlerle yürüdüğüm caddelerde kayboluyorum...
Sonsuz bir inatla sarıldığım radyodan gelen o harika melodilerin de tadı yok? Peki ya o yağmurda iliklerime kadar ıslanmalarımı kim çaldı benden? Bilmiyorum!
Susuyorum artık... Sustukça susuyorum. Sustukça, üzerime gelen insanlardan kurtarmak için ruhumu, suskunluğuma sarılıyorum. Ama yine de saplanıyor yüreğime bazı kelimeler. Bazıları da acıtıyor üstelik…
Sessiz geceler benim için sığınılan bir liman sanki. Kendimi bulup bulup kaybettiğim karanlıkta, şöyle bir uğradığım kelime hazinem de bir anlam ifade etmiyor. Düşünüyorum da bu güne kadar hep; gibi yazmışım, gibi okumuşum, gibi söylemişim ve en önemlisi; gibi sevmişim...
Elbette hiçbir şey, ben ol deyince olmaz. Bunu biliyorum ama zaman da geçiyor hızla. Tükenmez sandığım bütün sözler bitiyor ve ben de yavaş yavaş tükeniyorum...
Onca yıldan sonra; hayata dair ne kaldı ki elimde? Kocaman bir hiç! Öyleyse neden bunca çaba, neye bunca isyan…
Öyle anlamsızki yaşadığım hayat. Her şey az sonra gerçekleşecekmiş gibi duruyor, elimi uzatıyorum tutmak için, kayboluyor. Benim dışımda kopuyor bütün kıyametler ve ben kendime uyan bir kıyamet beğenmiyorum…
Kalbime bir kurşun sıkacak gönüllü katilimi arıyorum ya da yüreğime su serpecek elin sahibini... Toprağa ateşi düşürecek, denizi yakamozlarla süsleyecek sesin sahibini… Artık basit şeyler bekliyorum yaşamdan. Örneğin, kimselerin bilmediği sırlarım olmalı ölürken... Kimselerin gitmediği sokaklarım olmalı... İçimi kanatan özlemlerle yaşlanıp, sonra da sessizce gitmeliyim bu dünyadan.





İşte yine susuyorum; siyah bir geceye dönüyor her anım ve okuduğum her şiir kanatıyor yaralarımı. İçimdeki çocuk ölüyor... Yalancı gülümseyişlerle beni ciddiyete çağıran insanları da önemsemiyorum. Elimden
kayıp gidenlerden korkmadığımı bilmiyor ki hiç biri…







bu gece sensizim
ellerim sensiz
sıcaklığın, beni saran kokun yok
nefesini odamda hissedemiyorum
bedenin uzanmıyor kollarıma
sensiz olmuyor
bedenim ürkek bugün
sağanak yağmurda sokaklardayım
yağmur damlalarıyla ıslanıyorum
seni düşünürken yaşlar çıkıyor gözlerimden
yağan damla yağmurda içime işliyorsun
sen bunu bilmiyorsun
sensizliğime dayanamıyor gözlerim
nedense gözkapaklarım ıslak bu gece
nedense ellerim üşüyor
gözyaşlarım ıslatıyor tenimi, ve ısıtıyor
eskiden olsa sen tutardın ellerimi
nefesini verirdin
nedense bu gece!
ne sen yoksun
nede ellerimde parmak izlerin...
bugün sensizim
ve bugün sensiz yakalandım yağan yağmura
sahilde bir başımaydım yoktun yanımda
ellerim bir seni aradı
gözlerimse gözlerini
bugün sahilin bi şeridinden yürüyorum
düşlerimde, gözlerini özlüyorum
kendimce soruyorum nedensiz bu gidişin niye?
ellerim artık sensiz, cam kırıkları yapıştı sanki ellerime
her seni arayışımda kanıyor ellerim
denizin masumluğu yok bugün
dalgalar beni andırıyor
sensiz olan beni
arımlığımı çaresizliğimi
deniz bile çıldırıyor, asice kıyıya vuruyor dalgalar
ben sahilin bir köşesinde
seni düşlüyorum, rüzgarsa dalgaları
ben içimde seni düşünüp isyan ederken
rüzgarla dalgalar birlikte oluyor
ben yokluğuna alışırken.
her dalga rüzgarsız olmam diyor!
üşüyorum...
ama bedenim değil, hislerim üşüyor bu sefer.
yalnızım, sensizim, biçareyim şimdi...
somut değil aşkımız artık; sen yoksun ki!!!
soyut olanlara sarıldım,
yalnızlık, boylu boyunca koynumda geceleri.
tenimde senin kokunla avunuyorum...
sen gittiğinden beri, sensizlik yer etti içimde.
sensizlik, senden kalan soğuk bir sığınak artık...
kankırmızı sevdamın rengi önce alabula oldu,
</STRONG>sonra kapkara karardı dünyam.dipsiz kuyulardayım şimdi,
ellerimde bir avuç sensizlik.
gözlerimde sana dair nemli, buhulu, senli bakışlar...
biçareyim işte, nedenini sorma sakın.
senden sonra herşey o kadar anlamsız,
tatsız tutsuz ve gereksiz geliyor ki bana...
inan senin için kendimden vazgeçmeye ,
biran bile tereddüt etmezdim.
kendimden vazgeçerek sevmiştim zaten seni.
şimdi yoksun!!!
artık ne aradığımda cevap vereceksin, ne de mesajlarıma...
ne kadar kızardım, geç açıyorsun diye telefonu.
ve mesajlarıma saatler sonra cevap veriyorsun diye...
şimdi ne aradığımda açılıyor telefonun,
ne bir ses ne bir nefes...
boş bu dünya sevdiğim...
sen gittiğinden beri bomboş ve bir o kadar da seninle dolu aslında...
benden kilometrelerce uzakta olsan bile,
keşke nefes alıyor olsaydın.
sadece iyi olduğunu bilseydim.
inan ne bir ses isterdim, ne bir mesaj...
sevdiklerinizin kıymetini yaşarken, yanınızdayken bilmeniz dileklerimle... unutmayın, yarın çok geç olabilir!!! 

