aMa NeDeN_? ИΘŤħiNg
Kayıt: 19.01.2007 Yaş: 25 Mesajlar: 389 Rep gücü: 11 | Aşka ve Ayrılığa Dair..!  | |  | | | Aşka Dair...!
En güzel yıllarımızın, acı tatlı hatıralarımızın ortağıdır..
İç çekişmelerimizin sebebi, yazılarımızın ilhâm kaynağıdır..
Sohbetlerimizin konusudur. Göz yaşlarımızda, bilinç altımızda, kahkahalarımızdadır.. Korkunca saklandığınız bi sığınak, coşunca öptüğünüz bir dudak.. Sevdanız rîyasız, çıkarsız, karşılıksızdır. Sınırsız ve nihayetsiz; ÖLMEK VAR DÖNMEK YOK'tur...
Lâkin gün gelir anlarsınız, içten içe bi şeylerin kanadığını.
Tutkulu sevdaların gizli hançerleri başlar parıldamaya.
Şurasından, burasından eleştirmeye koyulursunuz.
-Şöyle görünse,
-Böyle demese, değişse biraz ya da eskisi gibi olsa ..! Başkalarını örnek göstermeye.. -Bak.. Bak onlar nasıl yaşıyor, demeye başlarsınız..
Hem birlikte yaşayıp, hem de özgür olmanın yollarını ararsınız.
Aşkınızın gözü kör değildir artık..
Yanlışını görür düzeltmek istersin. -Eskiden böyle miydi yaa.. diye başlayan sohbetlerde açılır eleştrilerin kapısı.. Açıldıkça, bastırılmış itirazlar yükselir bilinç altından.. Böyle süremeyeceğini bilirsiniz, değişsin istersiniz.. O sevgisizliğinize yorar bunu.. İhanete sayar.. Tutkulu ilişkilerde ihanetin bedeli ÖLÜM'dür.. Ya sev böyle.! Ya da terk et, diye gürler..
Bir zamanlar, bir gülücüğü ile alaca karanlığı ışıltan bu rüya, bir kâbusa dönüşür birden..
Kapatır gönlünün kapılarını, yasaklar kendini size..
Hoyrattır, bakmaz gözünüze.
Zehir akar dilinden. Konuşturmaz, suçlar, yargılar, mahkum eder..
Mühürler dudaklarınızı, yırtar atar yazdıklarınızı..
Siler sizi defterden... İyiliğin içindi hepsi, seni sevdiğim içindi dersiniz, dinletemezsiniz. Ayrılırsanız yaşayamayacağınızı bilirsiniz ama böyle de sevemezsiniz. İhanetten kırılmıştır kaleminiz.. Severek..! Terk edersiniz..
" Mâdem öyle.. " nin çağı başlar ondan sonra..
-Mâdem ki ! Siz böylesine tutkunken o hep başkalarını seçmiştir,
-Mâdem ki ! kıymetinizi bilmemiştir, o halde günah sizden gitmiştir..
Lânet ederek bu karşılıksız aşka,
Çekip gitmeleri denersiniz..
Aşkın göçmenlik çağı başlar böylece..
Daha özgür olacağınız limanlara demirlersiniz bir süre.
Ne var ki unutamaz, uzaktan uzağa izlersiniz olup biteni..
Etrafı bir sürü uğursuzla dolmuş, kurda kuşa yem olmuştur..
Delikanlılar, elikanlılar, uğruna ölenler, sırtına binenler sarmıştır çevresini..
Gurur duyar onlarla, koynunda besler gözünü oysunlar diye..
Uğruna kan dökenleri sever, yoluna gül dökenlerden daha fazla.. Bana ne_? - " Kendi seçimi " diye omuz silkelemeye çabalarsınız bir süre. Ama sonra; Ansızın kulağınıza çalınan bi şarkı, ya da kapı aralığından süzülüp gelen bir koku hatırlatır onun yokluğunu..
Yaban ellerde, başka kollarda ondan bahseder ağlarsınız.
Kokusunu özlersiniz, türküsünü söylemeyi, şarkısını dinlemeyi, yemeğini yemeyi, elinden bi bardak su içmeyi..
Karşı nehirin kenarından hasret şiirleri haykırısınız,
Sular.. Sular kulağına fısıldasın diye dönüp " seni hâlâ seviyorum " diye bağırmak geçer içinizden,
Dönemezsiniz.. Göremedikçe bağlanır, uzaklaştıkça yakınlaşırsınız. Anlarsınız ki, bir çaresiz aşktır bu.. Ne onunla, ne onsuz... Hem kollarında ölmek, kucağına gömülmek arzusu, Hem, ne olacak sonunda? kuşkusu...
Böyle sevemezsiniz, Terk de edemezsiniz.. Sürünür, gidersiniz.... | |  | |  | |