ÜYE GİRİŞİ

HIZLI ARAMA


Paylaşmak İstedikleriniz Bizimle ne paylaşmak istiyorsanız yazında bilelim hani.

Cevapla
Alt 25-04-2006, 23:07   #1 (permalink)
@G@NT@
İşi kavrayan 2de1'ci
 
@G@NT@ - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Kayıt: 21.04.2006
Yaş: 18
Mesajlar: 2.147
İtibar Gücü: 18


...:::Yüreğinin Kıyısı:::...

Yüreğinin Kıyısı

yüreğinin kıyısında boş bir kayığım oysa...
dedi adam
kadın düşündü
yüreğimin kıyısında boş bir ...
evet boştu
ve sadece kıyısındaydı
ne kadın doldurabildi kayığı,
ne adam kadını içine aldı.
ne yüzebildi kayık
ne koparabildi urganını.
kıyıda bağlı,
salınıp durdu.
ne bildiler,ne hissettiler.
ve
yüzemeyen kayık yabancılaştı
inkaretti,unuttu.
adam öfkeliydi
kadın tek ve uzak
tahammülsüzdü adam
bağıran yüreğiydi
kelimeleri bıçkın delikanlı,gözükara.
saplandı kadının canına
sevgisine ne olmuştu bilemedi.
kadın gördü ki
çürütmüştü kayığını
o güzelim rengarenk kayığını,
tekbaşınalık,bakımsızlık,anlamsızlık.
artık biraz eksik,biraz ölü.
kadının yüreğine değildi yolculuk.
titrek ellerini daldırdı suya
yüreği yandı,yüreği dondu.
yoktu artık parmakalrı
hissiz buz parçası.
okyanuslara açıl dedi kadın.
birgün...
ve bağırdı,ağladı,sızladı
kayığın çözdü ipini,izledi
dalgalarla gidişini.
bağlandığı yer yaralıydı.yosunluydu,lekesizdi.
kadın durdu öylece,düşündü
öğrenecek miydi
yeniden hep yeniden sevmeyi.
adam gitti önce
kadın gitti önceden de önce.
tuzlu su acıttıkça pişirdi
pişirdikçe acıttı.
şimdi bomboştu kadının denizi.

@G@NT@ Çevrimdışı   Alıntı ile Cevapla
 
@G@NT@ için teşekkür edenler 3 kişi.
BuRcu (30-09-2007), yanlız_ask (30-09-2007), SweetWitch (30-09-2007)
Alt 25-04-2006, 23:08   #2 (permalink)
@G@NT@
İşi kavrayan 2de1'ci
 
@G@NT@ - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Kayıt: 21.04.2006
Yaş: 18
Mesajlar: 2.147
İtibar Gücü: 18


Ynt: ...:::Yüreğinin Kıyısı:::...

Giderken Gördüm, Gördüğünü



Uzaktır ve soğuktur geceler oralarda üşürsün. Üstünü kalın giy sensizliğine benzemesin soğuk.


Bütün niyeleri topla eteğine bir oh ediyorsa bu sabahın sözüm yok. Sözcüklerin dili tutuluyor. Soluksuz kalıyor geceler. Gecelerin ejderhaları köşe başlarında. İhanetlerin ve korkuların tutsağıyız ne fayda. Yırtıp göğsümüzden yüreğimizi açığa çıkarma yoksuluyuz. Bütün aşklar dökülüyor üstümüzden. Yamalı yaşıyoruz hayatı, hayat içimizden geçiyor soğuk ve telaşlı.


O koca düşleri yontan ellerimize bakakaldık çaresiz. Kısacık anlarda atıştırdık sevdayı. Kaçtık kovalandık bütün limanlardan. Şimdi mülteci eskisi horlanmalara uyanıyor düşlerimiz.


Revamı okyanuslar ortasında susuz kalmak bu emekçi gözlerime, revamı bir selama muhtaçlık. Savaşlar ortasında silahsızım, sessizim. Küskünüm bütün Limalara. Her günüm sonbahar, bütün ağaçlarım güz sarısı. Nerde bulurum içime akan yangının müsebbibini?


O; diyordu ağzını kocaman ayırarak “ Bütün davranışlarımız ezberletilmiş, kurulmuş saatler gibiyiz her birimiz. Başkalarının aşklarına basarak seviyoruz, öncekilerin ağlamalarını ezberliyor, onlar gibi ağlıyoruz.”


O da benzedi gittiğinde ötekilere. dedi diğeri. Kırılgan bir kağıt gibiydi , sıcaktı yanmak için her şey vardı. Yandı…
Çöl rüzgarları esiyordu içime doğru, küller sözcüklere yapıştı havalandı…


Gördüm gördüğünü, gözlerin titredi bir ölünün yüreğine bastığında. Telaşlıydı karakollar , bir gülümsemeyle paramparça olacaktı sığındığın buzdağı. Damağını ısırarak ağladın, kanın aktı içine doğru, giderken gördüm gördüğünü…


Hatırla , ne büyük dağlara çıktık seninle, yorulduk dinlendik terledik yeni baştan . Sokaklardan gizli geçtik, şarkılarımızı sakladık diş aralarına, üstümüze düştü gökyüzü, altımızdan çekildi toprak da vazgeçmeyiz dedik .



Hala tadı var dilimde toprağına damlayan terinin. Paslı akşamlar gördüm ben senden sonra. Ekmeğimde küf , suyumda ağu. Kalkanım düştü, kırıldı kadehim. Hırsla kapıştığım akşamlara döndü şarkılar. Kanayan yanlarımızı saran türküler camdanmış meğer, eylül rüzgarlarında vuruldu düştü yere, paramparça oldu.


Düşmanı sevindiren rüzgarlar esiyor çoktan beri, içi üşüyor dostlarımın.
Uzaktır ve soğuktur geceler oralarda üşürsün. Üstünü kalın giy sensizliğine benzemesin soğuk.


Sesine hasretim sevgilim ,dostum, yoldaşım. İçim üşüyor. Mevsimler geçer acılar büyümez sonsuza kadar. Bizi böyle kuru yapraklar gibi savuran rüzgar ,yeniden ortaklaştırır adımlarımızı aynı sokaklarda. Çoktan sönmüş gözbebeklerimizdeki ışık yeniden yanar, sonra sımsıcak sarılır ellerimiz, yar deriz, yoldaş deriz halaylara dururuz.



O zamana dek dimdik kal benim biricik limanım .

@G@NT@ Çevrimdışı   Alıntı ile Cevapla
 
Alt 25-04-2006, 23:09   #3 (permalink)
@G@NT@
İşi kavrayan 2de1'ci
 
@G@NT@ - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Kayıt: 21.04.2006
Yaş: 18
Mesajlar: 2.147
İtibar Gücü: 18


Ynt: ...:::Yüreğinin Kıyısı:::...

Esaretime Yenildim

Esaretime yenildim;
Ceketimin düğmelerini bir bir açtım yol alıyorum,
Avucumda yaşlanmış sevgilerin hüznü,
Estikçe özlem rüzgarları,
İçim kanadı,nasıl olur ki anlatamadığım bir acı,beni kollarının arasına aldı.
Hüzünlere gam vuran yüreğimde biliyor artık gerçeği,
Gözlerimde yitirdiğim sevgini,
Şimdilerde gece yarılarında uykumdan olup lanet oku samda kalbimin burukluğuna,
Yalnızlığa kelepçelendi bedenim,
İki kelimeyi söyleyememenin anlamsızlığı yanımda;
en yakın arkadaşım.
elimde çaresiz aşkımın kadehi parçalandı,
zulmün ardında düşü verdim deniz kıyısında,
narin bir duygu,gökyüzü deniz,deniz gökyüzü oldu.
gözlerimdeki sansür kalktı sen varsın her yanımda,
seni sensiz yaşamayı öğrenmiştim ben halbuki,
çığlıkların hapsedildiği karanlık bir odadayım şimdide,
gülüyorum nedensiz,
bir gün karanlığın içinden çıkan güneşin ben olacağını umut ederek.
henüz ayılamadım ama hissetim yel esti üstüm ıslandı,
esaretime yenildim nasihat verilende bendim
kaderime hüküm sağlamıştım oysa,
zira yaşadıklarımın gerekçesini de çoktan imzalamıştım.
evvelde küçük bir çocuktum doğru fakat şu an,
uçurumun ucunda durmuş menfaatlerin intihar etmesi için,
aksini savunduğum tüm yalanları söylemeyi göze alanda benim,
şefkate ancak masallarda rastlıyorum artık,
çekingenlik duyduğum ümidi kesilmiş sevdiklerimle,
vazifem bazen dostane bir bakış,tatlı bir gülümseme ve
sevgimin kudretini aşıladığım kalbimin kabrine çağırmak seni.
borçluyum belki esaretime sabrıma ve cesaretime,
istediğim hayat için irade kuvvetime,
o istemeden ağlattığım hırçın gözlerime,
bir asır geçti üstümden sevgimi esirgemedim de nasiplendim başkalarına,
esaretine yenildim belki aşkım ama rüyalarımda,
düştüm suskunluk yoluna ilerliyorum arada sırada durup,
yumuşak toprakta sen yatıyormuşçasına,
ayırmaya çalışırken kum taneciklerini birbirinden,
birden uyandım ve utandım kendimden,
üstümde bir ışık,etrafımda;
kederde zengin sevgide yoksul onlarca insan,
ne oldu sana diyen sesler çığlık oluyordu kulaklarıma varana dek,
tüylerim diken diken sessizce uzaklaşıyorum oradan,
anlatamam aşkım seni kimseciklere,
ben bile inanmak istemezken içimdeki bu çılgın sevgime!!!

@G@NT@ Çevrimdışı   Alıntı ile Cevapla
 
Alt 25-04-2006, 23:11   #4 (permalink)
@G@NT@
İşi kavrayan 2de1'ci
 
@G@NT@ - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Kayıt: 21.04.2006
Yaş: 18
Mesajlar: 2.147
İtibar Gücü: 18


Ynt: ...:::Yüreğinin Kıyısı:::...

Unutulmazım
Yıllar yılı acı çekmiştin, istemediğin bir ortamdaydın ve sana ters düştüğü halde yanlış şeyler yapmıştın. Acına, yaşam mücadelene ortak olup, yüreğimi yüreğine, ömrümü ömrüne katıp seni mutlu edecektim. Ben senden sadece sana verdiğim sevgiyi kabullenip, bu sevgiyi yaşamanı istemiştim. Yalnız seni istiyordum… Ama o kadar ters davranıyordun ki bana… Çok sevilmek bu kadar kötü müydü? Gerçekten böylesine ağır mıydı ki?

Sevgiye hasretim dediğini düşünüyorum da... Hayatıma bilmediğim anlamlar getirmiştin. Gözüm kapalı hayatımı ortaya koyduğum bir kumar oynamıştım. Ya seni kazanacaktım, ya da kendimden VAZGEÇECEKTİM. Hem seni kaybettim, hem de kendimden VAZGEÇTİM.

Var mıydı böyle kimsesiz darmadağın olmak, biçare kalmak, var mıydı? Keşke beni böyle ödüllendireceğine, hiç ödül vermeseydin. Onca yüreği senin yüreğine feda ettiğim halde, yüreğin kocaman sevdamı alabilecek kadar büyümedi…

Ben de sana büyük bir sevgiyi vermekte diretiyordum. Bu kadar direttiğim için beni bağışla…

Beni kırgınlıklarla, çelişkilerle, cevabı sende olan bir sürü soruyla ve bitmek tükenmek bilmeyen "keşke"lerle bıraktın, bana onca acı verdin ama yüreğim düşmanın olamıyor. Her gün alabildiğine yanıyor, istesem de istemesem de seni özlüyor, seni istiyor.

Yüreğimi koparıp atmak mümkün olsaydı hiç düşünmeden koparıp atardım. Ama artık kendime sözüm geçmiyor.

Başımı ellerimin arasına ne ilk ne de son alışım. İlk acım değil ama en büyükacımsın.

Bir limandayım ve senin bindiğin gemi çoktan uzaklaşıp gitti. Bunu kabullenemiyorum, zoruma gidiyor, canımı acıtıyor.

Sen yüreğimdeki hasret! Yarım kalmışlığım, unutulmazımsın…

@G@NT@ Çevrimdışı   Alıntı ile Cevapla
 
Alt 25-04-2006, 23:12   #5 (permalink)
@G@NT@
İşi kavrayan 2de1'ci
 
@G@NT@ - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Kayıt: 21.04.2006
Yaş: 18
Mesajlar: 2.147
İtibar Gücü: 18


Ynt: ...:::Yüreğinin Kıyısı:::...

Ölümden Sonra Hayat

Hani ölümden sonra hayat yok diyenlere ithaf olunur.

Karanlıktaymışlar. İki embriyo, bir ana rahminde...

Her şeyden habersiz bekleşiyorlarmış, sudan bir beşiğin içinde...

Sarılıp birbirlerine, karanlıkta uyumuşlar öylece...

Haftalar geçmiş, ikizler gelişmiş.

Elleri, ayakları belirginleşmiş.

Gözleri çıktıkça meydana, Ikisi de çevrede olup biteni fark etmiş...

Ne rahat, ne güvenli bir dünyaymış bu...

Sıcak, ıslak, sevgi dolu...

"Öyle güzel bir dünyada yaşıyoruz ki" demişler, "...bize ne mutlu..."

Gel zaman git zaman, çevreyi keşfe girişmişler.

Bu karanlık dünyayı ve hayatın kaynağını deşmişler.

Onları besleyip büyüten kordonu fark edince O kordonla kendilerini var eden Anne'lerine şükretmişler.

Sonra başlamış bir var oluş tartışması:
"Buraya nereden geldik, biz nasıl olduk" diye sormuş ikizler...

"Annemiz" demiş biri, "O bizi var etti, bize can verdi."

"Ne biliyorsun" diye itiraz etmiş öteki, "Sen hiç Anneni görmedin ki...": "Belki de o sadece zihnimizdedir. Anne inancı bizi rahatlattığı için uydurduğumuz bir şeydir."

Süredursun ana rahmindeki tartışma, ikizler büyüyüp gelişmişler.

Rahme sığmaz olup tekmeleşmişler.

Artık parmakları ve kulakları varmış kerataların...

Büyüdükçe anlamışlar ki, yolun sonu yakın...
Gün gelecek, bu güzelim hayat bitecek;
Karanlık bir yolculuk, onları bir başka diyara çekecek.

"- Buradaki hayatımızın sonuna yaklaşıyoruz" diye fısıldamış ikizlerden biri efkarla...

"- Ben gitmek istemiyorum" diye diretmiş öteki; "doyamadım ki daha hayata..."

"- Ama mukadderat alnına yazılandır; dua et, belki doğumdan sonra hayat vardır." Sormuş karamsar olan:

"- Bir gün bize hayat veren kordon kesilecek. Ondan sonra başımıza neler gelecek?"

Şiirle cevaplamış iyimser olan: "Birçok giden/ memnun ki yerinden/ çok seneler geçti/ dönen yok seferinden..."

Ve günlerden bir gün, yer sarsılmış, duvarlar kasılmış.

Dayanılmaz sancılarla ikizler beklenen günün geldiğini anlamış.

Buruşuk kollarıyla birbirlerine son kez sarılıp vedalaşmışlar.

Ve

"ömrümüz bitti" diye çığlık çığlığa ağlaşmışlar.

Azrail sandıkları bir el kesmiş onları hayata bağlayan kordonu,

Ağlaya ağlaya karanlık bir koridordan öbür hayata çıkmışlar.

@G@NT@ Çevrimdışı   Alıntı ile Cevapla
 
Alt 25-04-2006, 23:13   #6 (permalink)
@G@NT@
İşi kavrayan 2de1'ci
 
@G@NT@ - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Kayıt: 21.04.2006
Yaş: 18
Mesajlar: 2.147
İtibar Gücü: 18


Ynt: ...:::Yüreğinin Kıyısı:::...

Tıkanıp Kaldığında Hayat

Bir yerlerde tıkanıp kaldığında hayat, soluk almak güçleştiğinde,

Yüreğin susup, mantığın sürüklemeye başladığında ayaklarını,

Dağlara dönmeli yüzünü insan.

Yeni patikalar, yeni yollar seçmeli, yüreğini ferahlatacak;

Yeni insanlarla 'tanışmalı, yeni keşifler yapacak....

Hep isteyip de, bir gün yaparım diye ertelediği ne varsa, Gerçekleştirmeyi denemeli!

Her geçen gece, ölüme bir gün daha yaklaştığını; zamanın bir nehir,

Kendisinin bir sal olup da, O dursa da yolculuğun devam ettiğini anlamalı.

Baş döndürücü bir hızla geçiyorsa birbirinin aynı günler,

Her akşam aynı can sıkıntısıyla eve giriliyorsa,
Değiştirmeye çalışmalı bir şeyleri;

Küçük şeylerle başlamalı belki; örneğin, bir kaç durak önce inip

Servisten, otobüsten; yürümeli eve kadar, yüreğine takmalı güneş gözlüklerini;

Gördüğünü hissedebilmeli!

Sağlığını kaybedip, ölümle yüz yüze gelmeden önce,

Değerli olabilmeli hayat!

İlla büyük acılar çekmemeli, küçük mutlulukları fark etmek için!

Başkasının yerine koyabilmeli kendini;

Ağlayan birine "gül", inleyen birine "sus" dememeli!

Ağlayana omuz, inleyene çare olabilmeli!

Şu adaletsiz, merhametsiz dünyaya ayak uydurmamalı; Sevgisiz, soysuz kalarak!

Dikeni yüzünden hesap sormak yerine gülden,
Derin bir soluk alıp, hapsetmeli kokusunu içine...

Güneşin doğuşunu seyretmeli arada bir, seher yeli okşamalı saçlarını...

Karda, yağmurda; sevincine, coşkusuna; fırtınada boranda; Öfkesine, isyanına ortak olabilmeli doğanın!

Bir çocuğun ilk adımlarında umudu; bir gencin düşlerinde geleceği;

Bir yaşlının hatıralarında geçmişi görebilmeli! Çalışmadan başarmayı, sevmeden sevilmeyi, mutlu etmeden mutlu Olmayı beklememeli!

Ama küçük, ama büyük; her hayal kırıklığı, her acı; Bir fırsat yaşamdan yeni bir şeyler öğrenebilmek için; kaçırmamalı!

Çünkü; hiç düşmemişsen, el vermezsin kimseye kalkması için, hiç Çaresiz kalmamışsan, dermanı olamazsın dertlerin; ağlamayı bilmiyorsan, Neşesizdir kahkahaların;

Merhaba dememişsen, anlamsızdır elvedaların...

Ne, herkesi düşünmekten kendini, ne; kendini düşünmekten herkesi unutmamalı!

Bilmeli; çok kısa olduğunu hayatın; hep vermek ya da hep almak için...

Sadece, anlatacak bir şeyleri olduğunda değil,
Söyleyecek bir şey bulamadığında da dinleyebilmeli!

Aklı ve kalbiyle katılabilmeli sohbetlere...
Hafızası olmalı insanın; hiç değilse, aynı hataları, aynı bahanelerle tekrarlamaması için!

Soruları olmalı, yanıtları bulmak için bir ömür harcayacak! Dostları olmalı, ruhunun ve zihninin sınırlarını zorlayacak!

Herkese yetecek kadar büyük olmalı sevgisi;
Ama, kapasitesi sınırlı olmalı yüreğinin ki, hakkını verebilsin sevdiklerinin;

Zaman bulabilsin; Bir teşekkür, bir elveda için...

Yaşam dedikleri bir sınavsa eğer; Asla vazgeçmemeli sevmek ve öğrenmekten;

Ama, herkesi sevemeyeceğini de her şeyi bilemeyeceğini de fark edebilmeli insan!

Tıpkı, her şeye sahip olamayacağı gibi...

Zamanın ninnisiyle, uykuda geçirmemeli hayatı...!

@G@NT@ Çevrimdışı   Alıntı ile Cevapla
 
Alt 25-04-2006, 23:15   #7 (permalink)
@G@NT@
İşi kavrayan 2de1'ci
 
@G@NT@ - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Kayıt: 21.04.2006
Yaş: 18
Mesajlar: 2.147
İtibar Gücü: 18


Ynt: ...:::Yüreğinin Kıyısı:::...

Olur Mu Ki

Kayıtsızlık ve kararsızlıktan yoksun kalmak,
Aya bakarak derleştiğim o akşam saatine geri dönmek,
Çıplak bedenime bir kırbaç gibi inen sözlerden arınmak,
Çıkmazların derin kuyusunu satın almakla olur mu ki?..

Bir buruk vaktim zamanı geri almak istiyorum.
Ahenksiz yükselttim sevimsiz ve görsel imkanlarımı,
Düşünce temsilcilerimden yoksunum,
Duygularımla idrak ettiğim hakaretler bana ait değil,
Benim olamazlar…

Ezgi meltemlerim neredeyse kan kusacak,
Nihayet kelimesinin semalarında dolanır ve ağlar nezaketim,
bir zaman kesitinde şebnemlerini asla kurtaramam diyerek.
nadide ruh dünyası boşaltılıyor,
ansızım hidayetimi yitirme çağrısı inletti hayallerimi,
belli bu sadece bir ilkti…

evrendeki bu istila aşkı nedendir?
tahammülüm ikileme krizinde!
avuçlarımın arasında tuttuğum sessiz heyecan sahibi hüznüm,
uzun zaman önce terk ettiğim,gözyaşlarını içime almadan gittiğim bebeğimin…

seyrettim öylece bütün geceyi;
sessizlikte fırtınalar serenat yapıyor,
dalgalar maskesini giymiş kıyılarıma vuruyor,
kaldırımların en ücra köşelerindeki su birikintileri kendini nehir sanıyor, bu gece!
be gece! duygularım soluk soluğa, aşkım yağan yağmurda,
hayallerim kimsenin olmadığı sokaklarda, hem de ağlamaklı…

@G@NT@ Çevrimdışı   Alıntı ile Cevapla
 
Alt 25-04-2006, 23:16   #8 (permalink)
@G@NT@
İşi kavrayan 2de1'ci
 
@G@NT@ - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Kayıt: 21.04.2006
Yaş: 18
Mesajlar: 2.147
İtibar Gücü: 18


Ynt: ...:::Yüreğinin Kıyısı:::...

Bekliyorken

Yine otogar…
Ve yine sadece kendime gidecek bir yolculuğun kıyısında zamanın geçmesini bekliyorken…
Tam da güneş tutulmaktayken üstelik…

Geldi…
Çok yakın olayları bile çok kolay unutuyorken, nasıl hatırladığıma şaşırıyorum aklıma geldikçe…
Şaşırıyorum ama yine de geldi işte…
Durup dururken…

Eskiden…
Hem de çok eskiden, birkaç saniyelik bir görüntü bu..
Oldukça küçük olmalıyım..
Ki; babamın kucağındayım…
Güneşli bir bahar günü…
Tam da bugün gibi..
Ve stadyumun önündeyiz…
Benim gözlerim ve yüreğim ayağımdaki kırmızı rugan pabuçlarda…
Öncesi yok bu görüntünün..
Nasıl gidildi?
Nerden alındı?
Nasıl beğenildi?
Yok hiçbiri…
Sadece kırmızı rugan pabuçlarım…
Gözümü alamıyorum onlardan..
Nasıl da sevinmişim…
Nasıl da coşkuluyum…
Eve gitsem…
Onlara dokunabilsem…
Bunlarla nasıl yürüneceğini merak ediyorum sonra…
Sıyrılıyorum kucağından babamın..
Gözlerim hala kırmızı pabuçlarda…
Koşmaya başlıyorum sonra…
Kaç adım hatırlayamıyorum ki….
Sonra…
Pat…
Yerdeyim..
Dizlerimden akan kanla aynı renk o sıra pabuçlarım…
Ağlıyorum…
Kırmızı rugan pabuçların sıyrılan ucu acıtıyor canımı en çok…

Hepsi bu kadar görüntünün…
Öncesi yok…
Sonrası da…

Aradan yıllar geçti…
Hem de uzun yıllar..
Ama değişen pek bir şey yok sanki…
Ne zaman o çocukça, kırmızı rugan pabuç coşkusunu, sevincini yakalasam yüreğimde…
Yine pat yerdeyim…
Yine yaralanıyorum…
O coşkuyu tüketmek bir yana, doyasıya yaşayamadan üstelik…

Yıllar değişiyor..
Sevinçler, coşkular değişiyor…
Mekanlar değişiyor…
Ama sonuç aynı..

Bir yolculuğun kıyısında..
Gelip geçiyorken uğranacak kadar hayatıma giren, bilmediğim bir şehirde bekliyorken…
Ve tam da güneş tutulmaktayken…
Neden geldi ki aklıma?

@G@NT@ Çevrimdışı   Alıntı ile Cevapla
 
Alt 25-04-2006, 23:17   #9 (permalink)
@G@NT@
İşi kavrayan 2de1'ci
 
@G@NT@ - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Kayıt: 21.04.2006
Yaş: 18
Mesajlar: 2.147
İtibar Gücü: 18


Ynt: ...:::Yüreğinin Kıyısı:::...

Zaten Yoktun



Zaten olmuyordu…Ya benden az önce geçmişti, ya o geç geliyordu nefes arası sokaklara.


Şimdi hangi hesapların tutmadığı defterleri yeniden karıştırmanın ne anlamı vardı.


Ardından baktığım saatlerde değimliydi, radyolu kan arayışlarım? Yusuf ağlıyordu gece yarılarında, biz içiyorduk, nikotin yüklü arabalarda sesine benzer sesleri kovalıyorduk. Karakuş tesisleri ilçenin başıydı kimilerine, kimilerine sonu…Yüksekçe bir yer tutup önümüze gelen ağaçlara çelme takıp gözetliyorduk halı sahada ışıklara koşuşarak ölen gece böceklerini.


Yahut yıldızlardaydı gözlerimiz, kimin kaçıncı dakikada attığı golle çınlayan sese aldırmadan. Zaten olmuyordu ya biz zorluyorduk.


Cevapsız sorular sormakta üstümüze yoktu. Onun kaşı karaydı, öteki ezelden sabıkalı söylemde, hele iki türkü duymayıversin beriki, iki gözü iki lal susmak ki, dağlar yıkılır sanırdınız üstüne… Derken kar yağardı pencerelerinize, buz tutardı aşklar ağlayamazdınız. Her solukta eskimiş şiirler düşerdi yollarımıza. Düşlerdeki umutları saklardık dağlara. O dağlar ki bin yıllık eşkıyalığımıza sığınaktı her dar zamanda, biz bunu bildik. Bunu söyleyemedik ve fakat biz buyduk. Herkes kadar kahraman, herkes kadar korkak, herkes gibi cahil ve cesur.


Zaten olmuyordu, herkes gibi yaşayarak herkesten farklı olunmuyordu.
Bütün saatleri keşkelerle doldurup yeni bir başlangıç yapmak mümkün mü hayata dair?
Zaten olmuyordu da biz olduruyorduk yarı aydınlık sabahları , yarı karanlık duraklarda. Oysa o vardı apaçıktı, çıplaktı ay gibiydi, ay gibi çırılçıplak, ay gibi uzak benden. Saatler geçiyordu habire. Terliyorduk, tekliyordu kelimeler dudaklarımda. Hücreme girip en ayıp sözcüklerimi yazıyordum herkesten gizli. Ben bu ayıp sözcükleri seviyordum işte. Kime neydi, kim bileydi?


Tenhaları seviyordum en çok. Tenhalar soru sormuyordu, yargılamıyordu. Levhalar sokmuyordu gözüme, sesimi kesmiyordu. Sessizliği bu yüzden seviyordum, sensizlikle yıkıyordum sessizliği. Sessizlik sana bakıyordu, ben akıyordum dilsizliğe.
Zaten yoktu benimki delilikti. Ben deliliğimi seviyordum, delilik sınıyordu sabrımı. Ben her akşam bir kez daha öldürerek kendimi dağlara bakıyordum. Dağlar kızıla dönüyordu, donuyordu içimdeki ateşle. Ben dağa bakıyordum, dağ orda hiç usturubunu bozmadan öylece duruyordu.


De ki ölmek kolay değil, sulara dönmek toprak olmak, ama işte ölümü özleten gözlerin vardı, vakit dardı. Zaten yoktu ya ben var diyordum sorgucularıma .


Kirli tutanaklara geçiyordu adımız. Mürekkebi dağılmış sözcükleriydik vakitsiz aşkların. Sahipsiz dosyalara kilitlenecek unutulmaya mahkum edilecektik.


Kaç bin yıldır susuyorum olmuyor hep susmak. Değimli ki aç kalkıyoruz bütün sofralardan , değimli ki hep sonradan haklı buluyorlar sözlerimizi, bağırasım geliyor avaz avaz .


Zaten yoktu… sararmış bir fotoğraf bile bırakmadan ardına gidenlerin sesleri ne kadar kalırsa o kadar vardı...


Gizil haberlerin ortasında küskün bir selamla anıyorum kucaklaşma saatlerini. Küskünlük sırası bende diyorum, susuyorum adamakıllı. Bu suskunluk beni öldürür biliyorum.

@G@NT@ Çevrimdışı   Alıntı ile Cevapla
 
Alt 25-04-2006, 23:17   #10 (permalink)
@G@NT@
İşi kavrayan 2de1'ci
 
@G@NT@ - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Kayıt: 21.04.2006
Yaş: 18
Mesajlar: 2.147
İtibar Gücü: 18


Ynt: ...:::Yüreğinin Kıyısı:::...

Yalnızlığa Alışmalı

Bavulları hep toplu durmalı insanın...

Bir gün telefonların hiç çalmayabileceği hesaplanmalı...

Tül perde arkasından misafir yolu gözlemekten vaz­geçmeli...

İhanetlere, terkedilmelere, bir başına bırakılmalara hazırlıklı olmalı...

Yalnızlığa alışmalı...


Çünkü \"omuz omuza\" günlerin vakti geçti. Dayanışma... günümüz borsasının değer kaybeden hisse senet­lerinden biri artık...

Bireyin keşif çağı, geride kı­rık dökük yalnızlıklar bıraktı.

Terörün bile bireyselleştiği çağdayız. Zaman, birlikten kuvvet doğurma zamanı değil; zaman, tek başına dimdik ayakta kalabilmeyi becerme zamanıdır.

İşte o yüzden alışmalı yalnız­lığa...

Sokaklar dolusu ıssızlıkla başbaşa yaşamayı göze almalı insan... Güvendiği dağlardaki karlara bakıp ders çıkarmalı... Hüzünlü bir şarkıyla paylaşı­lan gecelerde başım dayayacak bir omuz arama huylarından vazgeçmeli... Sofrada tek tabağa, tabakta az yemeğe alışmalı...

Romanlardan yalnızlığı yücelten paragraflar aşmalı evin en görünür duvarlarına...

\"Yalnızlık paylaşılmaz/ Paylaşmılsa yalnızlık olmaz\" dizeleriyle başlamalı güne...

Telesekretere \"şu anda size cevap verebilecek kim­se yok\" denmeli, \"... belki de hiçbir zaman olmaya­cak...\"

Cevapsızlığa, sessizliğe ısınmalı...

Oysa sessizlik haksızlığa alkıştır.

Haklılığın onuru yaşatır insanı... Susmanın utancı öldürür.

O yüzden en sessiz gecelerde \'\'doğruydu, yaptım\"la teselli bulmalı insan...

Feryada komşuların yetişmemesine, soğuk duvar diplerinde sessizce ağlaşmaya alışmalı... Kendiyle he­saplaşmaya çalışmalı...

Gece yastıkla ağlaşmaya, sabah aynayla gülüşmeye, kendiyle hüzünlenip, kendiyle keyiflenmeye hazır ol­malı...

Hep başını alıp gidebilecek kadar cesur, ama hep kalıp savaşacakmış kadar gözüpek olabilmeli...

Sessizliği, sese dönüştürebilmeli...


Ve sırt çantasını her daim hazır tutmalı insan...

Yollarla barışmalı...

Yalnızlığa alışmalı...

@G@NT@ Çevrimdışı   Alıntı ile Cevapla
 
 
Cevapla


Konuyu Toplam 1 Üye okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir)
 
Seçenekler
Stil

Yetkileriniz
You may not post new threads
You may not post replies
You may not post attachments
You may not edit your posts

BB code is Açık
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-KodlarıKapalı
Trackbacks are Açık
Pingbacks are Açık
Refbacks are Açık


Benzer Konular
Konu Konuyu Başlatan Kategori Cevaplar Son Mesaj
Karadeniz kıyısı Trabzon'da buluşuyor Haberci Spor haberleri 0 02-07-2007 06:20
Burdur Gölü kıyısı yosunlarla kaplandı Haberci Son Dakika Haberleri 0 03-06-2007 18:20
Yüreğim Yüreğinin Neresinde? aSi MeLeq Paylaşmak İstedikleriniz 4 17-11-2006 16:17
Hayatınızın Karşı Kıyısı... **Zerd@** Paylaşmak İstedikleriniz 3 04-11-2006 15:03
Akdeniz’e kıyısı olan bir kasabaydı orası **Zerd@** Hikayeler ve Efsaneler 1 17-07-2006 06:51





1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 24 25 26 27 28 29 30 31 32 33 34 35 36 37 38 39 40 41 42 43 44 45 46 47 48 49 50 51 52 53 54 55 56 57 58 59 60 61 62 63 64 65 66 67 68 69 70 71 72 73 74 75 76 77 78 79 80 81 82 83 84 85 86 87 88 89 90 91 92 93 94 95 96 97 98 99 100 101 102 103 104 105 106 107 108 109 110 111 112 113 114 115 116 117 118 119 120 121 122 123 124 125 126 127 128 129 130 131 132 133 134 135 136 137 138 139 140 141 142 143 144 145 146 147 148 149 150 151 152 153 154 155 156 157 158 159 160 161 162 163 164 165 166 167 168 169 170 171 172 173 174 175 176 177 178 179 180 181 182 183 184 185 186 187 188 189 190 191 192 193 194 195 196 197 198 199 200 201 202 203 204 205 206 207 208 209 210 211 212 213 214 215 216 217 218 219 220 221 222 223 224 225 226 227 228 229 230 231 232 233 234 235 236 237 238 239 240 241 242 243 244 245 246 247 248 249 250 251 252 253 254 255 256 257 258 259 260 261 262 263 264 265 266 267 268 269 270 271 272 273 274 275 276 277 278 279 280 281 282 283 284 285 286 287 288 289 290 291 292 293 294 295 296 297 298 299 300 301 302 303 304 305 306 307 308 309 310 311 312 313 314 315 316 317 318 319 320 321 322 323 324 325 326 327 328 329 330 331 332 333 334 335 336 337 338 339 340 341 342 343 344 345 346 347 348 349 350 351 352 353 354 355 356 357 358 359 360 361 362 363 364 365 366 367 368 369 370 371 372 373 374 375 376 377 378 379 380 381 382 383 384 385 386 387 388 389 390 391 392 393 394 395 396 397 398 399 400 401 402 403 404 405 406 407 408 409 410 411 412 413 414 415 416 417 418 419 420 421 422 423 424 425 426 427 428 429 430 431 432 433 434 435 436 437 438 439 440 441 442 443 444 445 446 447 448 449 450 451 452 453 454 455 456 457 458 459 460 461 462 463 464 465 466 467 468 469 470 471 472 473 474 475 476 477 478 479 480 481 482 483 484 485 486 487 488 489 490 491 492 493 494 495 496 497 498 499 500 501 502 503 504 505 506 507 508 509 510 511 512 513 514 515 516 517 518 519 520 521 522 523 524 525 526 527 528 529 530 531 532 533 534 535 536 537 538 539 540 541 542 543 544 545 546 547 548 549 550 551 552 553 554 555 556 557 558 559 560 561 562 563 564 565 566 567 568 569 570 571 572 573 574 575 576 577 578 579 580 581 582 583 584 585 586 587 588 589 590 591 592 593 594 595 596 597 598 599 600 601 602 603 604 605 606 607 608 609 610 611 612 613 614 615 616 617 618 619 620 621 622 623 624 625 626 627 628 629 630 631 632 633 634 635 636 637 638 639 640 641 642 643 644 645 646 647 648 649 650 651 652 653 654 655 656 657 658 659 660 661 662 663 664 665 666 667 668 669 670 671 672 673 674 675 676 677 678 679 680 681 682 683 684 685 686 687 688 689 690 691 692 693 694 695 696 697 698 699 700 701 702 703 704 705 706 707 708 709 710 711 712 713 714 715 716 717 718 719 720 721 722 723 724 725 726 727 728 729 730 731 732 733 734 735 736 737 738 739 740 741 742 743 744 745 746 747 748 749 750 751 752 753 754 755 756 757 758 759 760 761 762 763 764 765 766 767 768 769 770 771 772 773 774 775 776 777 778 779 780 781 782 783 784 785 786 787 788 789 790 791 792 793 794 795 796 797 798 799 800 801 802 803 804 805 806 807 808 809 810 811 812 813 814 815 816 817 818 819 820 821 822 823 824 825 826 827 828 829 830 831 832 833 834 835 836 837 838 839 840 841 842 843 844 845 846 847