HIZLI ARAMA
| Paylaşmak İstedikleriniz Bizimle ne paylaşmak istiyorsanız yazında bilelim hani. |
![]() |
| | #1 (permalink) |
![]() bLackpearL Kayıt: 20.04.2006
Mesajlar: 6.851 İtibar Gücü: 29 | MaVi öLüm ![]() Yine sana sesleneceğim... Senin kim olduğunu hiç bilmeden, Senin kim olduğunu en çok bilerek, İsyankar zambakların, çılgın nilüferlerin, Dört nala açan kiraz çiçeklerinin, Dudak kıvrımlarına yoldaş olacağım. Sarı bir hüzün, kızıl bir gurur ve Siyah bir öfkeyle konuşacağım sana... Sana oklardan değil, yaydan bahsedeceğim, Gülün dikenlerinden değil, Gülleri ve dikenlerini doğurmaktan yorulmayan, Topraktan söz açacağım. Akan su gelmeyecek kelimelerime, Suyu şefkatle kucaklayan sessiz taşların canını yakan Damlaları dillendireceğim. Yine sana sesleneceğim, senin kim olduğunu hiç bilmeden, Bilmek istemeden... Alaattinin sihirli lambasından çıkan cin bana gelseydi ve Ne dilersem dilememi isteseydi, Hiçbirşeyi elde etmeyi dilemezdim. Birşeyden vazgeçmeyi isterdim sadece, Hayatta birşeyden vazgeçmem lutfedilseydi. Bedeli herşeyim olsa bile Sana seslenmekten vazgeçmek isterdim. Garip değilmi.. Sana seslenmekten vazgeçmek istemediğimi, Bundan hoşlandığımı düşünüyorsun belkide, Oysa sana seslenmek, Bütün hesaplarımı gördüğüm bu dünyadaki Tek geride kalmış hesap benim için. Bu dünyadaki tek yük, Bu seslenişin kalbini avucumda tutabilmek. Kürek mahkumu için kürek neyse, Benim içinde sana seslenmek o. Bir yandan gemiyi ufka ulaştırmanın tek yolu, Öbür yandan, bileklerimden sızan kanların Gönlümü işgale yeltendiği bir rotanın can suyu. Oysa ben sana küreklerden değil, Gemiden bahsetmek isterdim. Atalarım bana, kadınlara gökyüzünü, Gemileri ve yelkenleri anlatmayı öğrettiler. Sen kürekleri, yağlı urganları, Geceyi siyaha gömen fırtınaları öğretmeye çalışıyorsun. Sana ellerimle dokunarak, Gözlerimle okşayarak göstermek isterdim, Rüzgarla şişen beyaz yelkenleri. Ama senin vaktin yoktu, ben bunu hiç anlayamadım. Kavmimin kadınları bana öğretmediler ki, Bazı kadınların beyaz güvercinlerden daha çok, Siyah apoletleri sevebileceğini. Sana sesleniyorum... Ve gözlerin bileklerimden parmak uçlarıma kadar toplanmış Kan pıhtılarını seyrediyor. Kürekleri bırakmıyorum, Önce yücelttiğin, sonra terk ettiğin aşkın onuru için, Kalemi bir an elimden düşürmüyorum. Ankara kalesinin önünde sana sesleniyorum. Benden kaçıp cennete gitmek isteseydin, Seni cennetin kapısına kadar götürürdüm. Bana gelmek için seni korkutan cehennem olsaydı, Cehennemle konuşurdum, Seni ona anlatabilirdim. Oysa sen ne cenneti isticek kadar aşık oldun, Ne de cehennemi isticek kadar ayrılık. 'Seviyorum seni ama..' dedin, 'Hoşçakal' diye ekledin. 'Şimdi gitmeye mecburum, belki yine gelirim.. Umarım gelirim...' son sözün oldu. Cennetin ve cehennemin dillerini, Savaş naralarını ve aşk şiirlerini, Gazelleri ve boleroları öğreten atalarım, Senin sözlerinin anlamını öğretmediler. Hiçbirşey söylemeden gittin... Ayrılığın dilsiz olduğunu ben senden öğrendim. Dilsiz olanın yaşayabileceğini sen öğrettin bana, Ve kalemime ilk defa yavan gözlerle baktım. Yine, yeniden, sadece sana sesleneceğim, Müebbet bir aşk dışında, Bildiğim tüm duyguları terk edeceğim. Sana sesleneceğim yine.. Seni sadece kuru bir sevgiyle değil, Derin bir hüzünle, binlerce yıllık bir gururla, Ve pervasız bir öfkeyle sevdiğimi duyumsuyor musun? Mütevazi bir sevgiyle değil, Küstah bir aşkla sevdim seni. Ben Osmanlı gibi, Kollarımın yetişemediği bir aşkı kucaklamaya çalışırken, Sen köprülerin ülkesi Venedik'teki son sancağı, Kışın üşümemek için şal yaptın kendine. Neden bilmiyorum özlemin artıyor içimde, Zaman geçtikçe eksilir demiştin oysa Atalarımın öğrettiklerine ters düşsede, Sana inanırım bilirsin, Zamanla unutursun demiştin. Niye daha derinleşiyor öyleyse? Derinleşiyor özlemin, Ve gönlümde bir iç savaşta dökülen Kanları coşturuyor, ayrılık sözlerin. Öfkelerimin kararlılığını aşka katık ederek konuşucam. Bedenim bu dünyayı terk edene kadar. Öyle sanıyorumki hüzünle ve acıyla Pek barışık olmadığın için benden uzun yaşayacaksın. Benden sonra kelimelerim gelecek gönlüne, Onların benden geldiğini birtek sen bileceksin. Küstah bir aşkla seveceğim seni, Ben savaş ve ölümle haşır neşir olan kelimeler dışındakileri, Unutmaya gayret edeceğim, ömrümün geri kalanında. Sana sesleneceğim yine... Ben seni Beyrut gibi sevdim ama, sana ne Mağrib'i Ne de Manhattan'ı anlatamadım. Bağdat'ı ve Şam'ı işgale yeltenmişken, Venedik'ten gelen ihanet tarumar etti ordularımı. Sarı bir keder, kızıl bir kibir ve Siyah bir isyanla konuşacağım sana... Senin kim olduğunu hiç bilmeden, Ağlayan zambakların dudak kıvrımlarına yoldaş olacağım. Senin kim olduğunu en çok bilerek, Kavmimin bana vaadettiği tüm aşkları terk edeceğim. Müebbet bir aşk, sarı bir hüzün, kızıl bir gurur ve Siyah bir öfkeyle konuşacağım, Bu dünyayı terk etme müjdesi gelene kadar. Hüznü, gururu ve öfkeyi bilseydin keşke........ Hüznümün beni aşan taşkınlığını, Gururumun binlerce yıl önceden miras kalmış hoyratlığını, Öfkelerimin hiçbir zaman sona ermeyecek ve Azalmayacak kararlılığını anlayabilseydin... Anlatabilirdim sana; Seninle yaşanan bir aşktan sonra, Ayrılığın, ölüm bile olsa, mavi bir ölüm olacağını |
| | |
| | #2 (permalink) |
![]() bLackpearL Kayıt: 20.04.2006
Mesajlar: 6.851 İtibar Gücü: 29 | Ynt: MaVi öLüm Dışarıda hafif ılık bir rüzgar esmekte Benimse içim de fırtınalar Ne kadar belli etmesem de içim içimi yemekte... Uykum geldi sandım gittim yattım Bir sağa bir sola döndüm durdum Bir ofladım bir pufladım Yok benim derdim uyku değil... Kalktım bir kahve yaptım Gerçi bugün kaçıncı onu bile sayamadım Göğüs kafesin sıkışır da nefes alamazsın ya Hıçkırarak ağlamak istersin de bir damla yaş gelmez ya Böyle garip bir durumdayım işte Radyodan bir melodi fısıldıyor Oysa benim melodim sensin,ama nerdesin... Biraz kitap okusam bir faydası olur mu acaba Hoş okuduğumu da anlamam ya neyse Daha açmadan kapağını da kapadım zaten Gözüm telefon da bir haber gelir mi senden Ben yine de beklemeye devam edeyim seni.. Sana bir şiir yazayım dedim Hani bazen kelimeler kifayetsiz kalır anlatamam ya Hemen şiirlere sarılırım Ama artık onu bile sensiz yapamıyorum Sen olmadan kafiyeler yerini bulmuyor Sen olmadan cümleler ahengini kaybediyor Bir araya gelseler de bir anlamı olmuyor Sen olmadan olmuyor... Gördün mü bunu da beceremedim Bunu da elime yüzüme bulaştırdım Bundan da aldım dersimi ama yine ezberleyemedim.. Ruhumun sesini bir dinle sevdiğim Sana diyecekleri var Seni çok özlüyor ve çok seviyorum... Aslın da kırmak istemedim seni Ya da kırılacağını bilemedim Bilse dile gelirmiydi cümlelerim Bilse üzermiydi seni yüreğim... Saat epey geç olmuş Gerçi uyumazsın bu saatler de ama Kimbilir nerelerdesin... Acaba beni düşünüyor musun? Belki de ...... Gideyim de biraz hava alayım Ya da havamı alıp geleyim... Bakma sen bana Sensizlikten ne yazdığımı bile bilmiyorum Aslın da yazmak tek istediğim SENİ ÇOK SEVİYORUM.... |
| | |
| | #3 (permalink) |
![]() bLackpearL Kayıt: 20.04.2006
Mesajlar: 6.851 İtibar Gücü: 29 | Ynt: MaVi öLüm SEN ÇEKİP GİTTİN YILLAR ÖNCE BÜTÜN KAPILARI KAPATARAK _______________ AMA BEN UNUTAMADIM _______________ Sabah erken terminale indim. Çantamı yere bırakıp öylece beklemeye başladım. Bilinçsizce gözlerim etrafı tarıyordu, biliyorum beklemiyordun ama yinede gözlerim seni arıyordu eskiden kalma bir alışkanlıkla... Sen uzun bir zaman önce gitmiştin bu kent de biliyorum ama inatla gözlerim seni arıyordu yine de, arada geçen bunca zamana rağmen... Soğuktu, Ankara’ya kar yağıyordu, üşüyordum... Benim de düşlerim yağdı Ankara’ya... Ellerimi cebime soktum bir süre öylece bekledim... Sanki biraz sonra bir köşeden çıkıp gelecektin, sadece birazcık geç kalmıştın; koşarak çıkıp merdivenleri gelip sarılacaktın hasretle Biliyorum uzaklardasın şimdi .. Kimlerlesin kimbilir, yalnızsın belki de benim gibi şu an..? Oralar da soğuktur belki, üşüyor musun..? hala canını sıkıyor mu, bir ömür tükettiğin bu hayat kavgası..? Beni sorma! Suyu tükenmiş limanların denizlerine yürüyüp duruyorum hala... Hayatımın sesi kısılmış, yaşlanmış dudaklarımdaki kelimeler, kimse aramıyor, anlamıyor beni... Unutulmuşum anlayacağın... Beklerken gözlerin geldi gözlerimin önüne, dudakların, duruşun, gülüşün, sevgiyle bakışın... Sonra aklım ayrılığın bir burgu gibi işlediği yüzüne bakmaya, elini tutmaya korktuğum günlere gitti. Burgu ağır ağır işliyordu içime, ağır döndüğü içinde daha çok acıtıyordu... Yıllardır bu terminale her gelişimde aynı acıyı duyarım, aynı özlemi hissederim, aynı hüznü yaşarım... Oysa aradan uzun yıllar geçmişti ama her şey daha dünmüş gibi gözlerimin önünde canlanıyordu... Ne zaman bu terminale insem içim burkulur, gözlerim durup durup dolar. Her esen yelde, yağan yağmurda, çağlayan ırmakta, uğuldayan ormanda senin kokunu duyarım... Her esintide soluğunu hissedip içime ferahlık dolar ve her yokluğunu yokladığımda ruhum sızlar. Çekip gitmiştin kalbinin bütün kapılarını kapatarak ardında.. Durmadan büyüdü içimde yokluğun. Günler aylar, yıllar geçip gitti ardına bakmadan ama sen yoktun gelmiyordun... Gelmiyeceğini biliyorum beklemem nafile ama yine de köşe başlarına bakıyorum belki bir köşeden çıkar gelirsin diye.. Uzaktasın oysa ki bir ömür kadar... Özlem tek yönlü bir yol işte gidip de dönmeyen...Ve sen bir yel gibi esip gittin hayatımda ardına bakmadan, ben yelkenleri kırık tekneler gibi bakakalmıştım yorgun denizler üzerinde... Seni ne zaman ansısam bir hüzün şarkısı kırılır kalbimde; hiç unutamadım ki seni zaten, yıllar oldu buraları terkedip gideli, yıllar oldu ayrıyız, dudaklarımız biribirinden uzak, bedenlerimiz, ellerimiz, gözlerimiz uzak. Oysa aşk karşılıklı sevmektir, dokunmaktır, gerçek aşk paylaşmaktır hayatı. Hala kulağım sesinde, gözlerim etrafta seni arıyorum, çok uzaklarda olduğunu ve gelmeyeceğini bile bile... Kırık bir tebessümdür anımsadığım, bir sevda türküsüydü adın... Herkese bir şeyler verilir belki ama ben sana kalbimi verdim... Kalbimi de alıp gittin beraber... Çekip gittin hayatımdan düşlerimi ve anılarımı sarsarak.. hayatımda artık mutluluk olmayacak, teselli olmayacak. Hep bir boşluk, hep acılar, hüzünler olacak... Şimdi güz sonu, kışa giriyoruz ben dört mevsim baharı yaşadım seninle. Dört mevsim çiçek açtın kalbimde, taze bir yaprak gibi yeşildin, sevgi çiçeğiydin, üzerine çiğ taneleri düşmüş kırmızı güldün, maviydin, beyazdın bütün renklerde sevmiştim seni... Seni severken hayatı da sevmiştim ben, dünyayı da,insanları da... Uçup gitti şimdi sevgi kuşları hayatımda. Günlerin, gecelerin tadı yok. En sevdiği oyuncağı kaybolmuş bir çoçuğum şimdi, Hiçbir oyuncak kabul etmeyen... Soğuk karanlık gecelerde kayıp çocuk resimleridir hüznün bir başka adı. Gittiğinden beri kayıp içimdeki çocuk... |
| | |
| | #4 (permalink) |
| Kayıt: 11.07.2006 Yaş: 26
Mesajlar: 354 İtibar Gücü: 13 | Ynt: MaVi öLüm Usta Beni Öldürsene...!!! Sana ağlıyorum bu gece, en çokta kendime. Karşı konulmaz bir basınçla bastırıyor ızdırap. Gelgitleri sıcak bir rüzgar gibi tenimi yakıyor, içten içe tüm vücudumu sarıyor. Korkuyorum yalnız kalmaktan. Hayatımın sonu mutlaka kendi elimden mi olmalı? Yitmişliğin içinde perişan bir halde düştüğüm kuyunun dibine inmeyi bekliyorum. Sigara düşmüyor artık, kendime ve bu lanet olası dünyaya milyonlarca küfür saydığım dudaklarımdan. Sigaramla, sigaralarımla dertleşiyorum, ateşin dilinde. Her ikimizde "başkası tarafından YAKILIYORUZ"... Keşkelerim ayrı bir vücut oldu karşımda, hiç susmayan bir kocakarı gibi azarlıyor beni. Mahvoluşum, artık zayıflayan belleğimin en canlı anısını oluşturuyor. Off of... Bitmiyor bu acı, bitmiyor. Her göz yumuşumda binlerce renkli pencere açılıyor, içinde binlerce kompozisyon barındıran, ana tema hep ACI. Artık acıya bağımlı oldum, acı yetmez oldu yüreğime. Unutabilmek, en azından saklanabilmek için geçmişimden acıya muhtacım, anlıyor musun Pollyanna? Karşı koyma girişimleri sonuçsuz kaldı komutanım. İçsel savaşta kaç yaralı, kaç ölü mü var? Kendimle başlayıp kendimle bitirebileceğim "çok uzun" bir liste var sadece... Kandırmıyor sahte gülüşlerim gerçek "ben"i. Kıpkırmızı kesildi tan yeri, bileklerimden akan kanı görüyorum kırmızılığın bağrında. Yıldızlar küçülüyor gözlerimde. Varoluşları aslında "hiçliğe" mi denk? Güneş illa ısıtmalı mı, zaten zorbalıkla kor haline gelen dünyayı? Düşünceler, düşünceler... Yeter artık, yeter. Bir an için çıkın aklımdan, nerden geldiği belli olmayan, sahipsiz sesler(hepsinin sahibi ben olamam değil mi?). Sizi kim çağırdı buraya??? Derman kalmadı bende artık, otomatik pilota nasıl bağlanabilirim? Geceye kurban ediyorum duygu koleksiyonumu, hayal kırıklığı stoklarımı. Vasiyetimde sadece onun ismi olacak. Paraya çevrilemez tüm servetim senin olsun siyahın ana vatanı geceler. Kan kusuyorum geçmişimle yaptığım münazaralarda. Açıklayacak geri dönüşüm planlarım yok, elde kalanla yetinmeli bütçe komisyonum, hala birşeyler varsa kapısı olmayan kasamda. Yağmur altında dans ediyorum deliler gibi. Nedensiz, niçinsiz gülüyorum, hiç gülemediğim kadar. En sevdiğim manzaranın bir parçasıyım artık. Kendimi zorlarsam belki yağmura karışıp akabilirim, en göz görmez göllere, nehirlere. Ve bir çağlayanda son bulur belki yolculuğum, buharlaşıp yeniden yağa yağa... Güzel eline verdiğim magnum (yalnızlığım)'a 9 milimetrelik mermiyi (acılarımı) koy... Tetiği çek, esrarengiz, güzel, küçük parmak (sen)... Gözlerini gözlerime dik! Ve yapman gerekeni yap... Not: Başlık bir filmin (sanırım bir Türk filminin) adından alıntıdır. |
| | |
| | #5 (permalink) |
![]() bLackpearL Kayıt: 20.04.2006
Mesajlar: 6.851 İtibar Gücü: 29 | Ynt: MaVi öLüm saoL ![]() Otur yani basima... dertleselim biraz... Sonra seni isinden alikoymam... Dinle bitmeyen SIZIMI... Icimdeki ACIYI... Bitmeyen O`NSUZLUGUMU... Yaptigim HATALARI.... Isledigim GÜNAHLARI... Hayirli evlat olamadigimi ... Dostlarima yüz cevirdigimi... Sensizlige gömüldügümü... ANLATAYIM... ARTIK cok GEC... bana akil vermene gerek yok... Dinle... nasil yok olmuslugumu... ... dinle caresizligimi... ARTIK cok GEC... al götür beni... cok uzaklara... uzaklarda, onsuz biryerler... Sil beynimden herseyi... ALLAH imin verdigi cezaya HAZIRIM.... CEKERIM basim öne eyik.... Suclu olan benim... ALLAHIM AFFET beni... SIMDI hazirim... ARTIK vakit tamam... ÖLÜM öldür beni... HOSGELDIN ÖLÜM..... |
| | |
| | #6 (permalink) |
| Kayıt: 11.07.2006 Yaş: 26
Mesajlar: 354 İtibar Gücü: 13 | Ynt: MaVi öLüm ZAMAN GÖRÜNMEZ BİR MEZARLIKTIR AŞKIM. AKREPLE YELKOVAN ALMIŞLAR ELLERİNE BİRER KÜREK TOPRAK ATIYORLAR "BESMELEYLE"AŞKIMIZIN ÜSTÜNE. SENSİZ YAŞANACAK BİR AŞKIN CEZASI DA BUDUR ZATEN . OMUZLARIM ÇOK AĞIRDI AŞKIM , TEK BAŞIMA TAŞIYAMIYACAĞIM ARTIK BU YÜKÜ. YARDIMINA, AŞKINA İHTİYACIM VAR |
| | |
![]() |
| Konuyu Toplam 1 Üye okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir) | |
| Seçenekler | |
| Stil | |
| |
Benzer Konular | ||||
| Konu | Konuyu Başlatan | Kategori | Cevaplar | Son Mesaj |
| MaVi Bir ÖLüm !!! | ahSenTi | Şiir Köşesi | 7 | 17-01-2008 08:40 |
| ÖLÜ MAVi | FoRuM_MeLeGi | Şiir Köşesi | 3 | 23-05-2007 16:24 |
| Mavi Bir Ölüm.. | yusuf | Şiir arşivi | 3 | 23-12-2006 17:45 |
| Mavi | asi_girl | Şiir arşivi | 9 | 10-08-2006 11:13 |
| ben ondan bir yudum mavi istemiştim mavi yudum bir ondan ben | poem | Paylaşmak İstedikleriniz | 0 | 15-06-2006 11:20 |