HIZLI ARAMA
| Paylaşmak İstedikleriniz Bizimle ne paylaşmak istiyorsanız yazında bilelim hani. |
![]() |
| | #1 (permalink) |
![]() Kayıt: 18.01.2007
Mesajlar: 125 İtibar Gücü: 11 | Ben Sustum Ey yâr, susuşum sözümü esirgemekten değil. Sana değen sözleri çoktan yitirdim; dudağım avare, dilim perişan. Aklım ermiyor ki, sustuğumu bileyim. Kalbim ayılmıyor ki sana hitap edeyim. Kelimelerin sıcağı kaçmış, hece hece küllenmişler; sükût lehçesinde aç susuz bir mülteciyim şimdi. Seni taşa benzettiler. Öyle dilsiz, öyle hayatsız, öyle duygusuz diye. Değirmende konuşan taş değil midir peki? Acıyı öğütüp ekmek eyleyen senin dönüşün değil mi? Sen değil misin kabrimi bekleyen sadık yâr? Dillerin sustuğu yerde sen değil miydin ısrarla adını söyleyen unutulanların? Sen değil misin nice dertlinin derdini hiç itirazsız dinleyen? Sahiden taş mı kesildin? Oysa, sen sözlere efsûn bağışlayan dudaksın. Nefesi boşluğun hapsinden kurtarırsın. (Belki de her ses bir mahpusun kırılmış zincirlerinin şakırtısıdır.) Sana değdiği yerde dirilir sessizlik. Sana vuruldukça hece hece kanatlanır suskunluk; şiirlerin ufkuna yükselir söz, öykülerin kuytularında giyinir. Sen, dağı delen Ferhat’sın; söz ki dağı kar gibi eritir de Şirin yâri sımsıcak kucaklar. Sen Aslı’ya Kerem’sin; ses ki çatlak dudaklardan sızan kevserdir. Sen Kerem’in Aslı’sın; söz ki tek bir hecesi bizi varlığın koynuna saklar; “Ol!”sözü hatırına yokluk varlığa yüz bulur. Taşın sözü yok mudur ey yâr? Taş dediğin konuşur. Zamanın dudağıdır. Çatlaklarından acılar sızar; kuytularında çocuk gülüşleri gibi neşeler saklar. Taş dediğin susar. Zamanın dilidir; bir bakışında nice gürültüyü susturur; anlamsız telaşları dağıtır, hoyrat koşturmaları durdurur. Kadîm zamanlar içinden sızıp gelen bir kan gibidir taş; nabzımızı doldurur. Taş zamanla eskimez mi? Sen zamansın, ey yâr, gelir ve gidersin. Saatlerin kadranında uslu uslu gezinirsin amma saçlarımı değil sadece kemiklerimi dağıtırsın. Usulca sokulursun odama; “tik-tak”, sadece “tik-tak”, eşyalarımı değil sadece beni de benden çalarsın; elbisemi değil sadece tenimi de soyarsın. sevdiğimle arama ayrılıklar koyansın. Sen çoğaldıkça ben azaldım; seni tükettim derken ben tükendim. Sen zamansın, ey yâr, pek kıskançsın. Taş kesilmişsin ki sana vefasız dediler. Tanımazmışsın beni. Adımı bile anmazmışsın. Güzellikten hiç anlamazmışsın. Mehtabı kucaklayan sen değil misin her defasında? Günün ilk ışıkları sana koşmadı mı her sabah? Nice surlarda masum bebekleri bekleyen sendin. Nice sütunlarda fısıltılı dualara fısıltını ekleyen sensin. Köprülerde kemerlerde yâri yâre kavuşturan senin metanetin değil mi? Çeşmelerden serin sulara yol veren senin serinliğin değil mi? Dereler boyu suların elinden tutup şarkılar söyleyen sen değil misin? Var-yok arası bir titreyişe dönüşür nefesimiz. İki nefes ortasında dikilir taşımız. Taştan taşa koşar bakışımız. Hatıralarda saklı, solgun fotoğraflara nakışlı yüzler üzerine uzanır gölgesi. Sen değilsin; taş benim ey yâr. Kendimi taşımaya mecâlim yok. Kendime söyleyecek sözüm yok. Kabrimden kalbine taşınıyorum ey yâr. Suskunluğum taş olmaklığımdan. Sözsüzlüğüm sözümü taşa devrettiğim için. Bağrımda ağır ve soğuk bir suskunluk... / Taşıdığım sensin ey yâr. / Söze sığdıramadığım. / Ve hiç susturamadığım. / Ne oldu kalbime? / Katılaştı, katılaştı. / Taştan da katılaştı. / Ağlarsa, taşlar ağlar. / Ben ağlayamadım; sen ağla... / Taş değil misin ey yâr? SENAİ DEMİRCİ |
| | |
| filizmm için teşekkür edenler 2 kişi. | meltemmm (27-03-2008), Osmanlıkızı (15-06-2008) |
| | #2 (permalink) |
![]() Kayıt: 18.01.2007
Mesajlar: 125 İtibar Gücü: 11 | ![]() Bu gece öyle doluyum ki! Sana, yine sensiz bir gecenin karanlıklarından sesleniyorum.Gece her zamankinden daha sessiz, dört duvar arasında bir sen, bir ben varız şu odanın yine uyku yok gözlerimde bir başka hüzün çöktü içime sevgili, bambaşka bir hüzün sen ağladığımı hissediyorsun diye, sen üzülüyorsun diye, günlerdir ağlayamıyorum sevgili, ağlayamıyorum... Çok yalnızım sensizliğe dayanamıyorum.Bu gece izin ver bana sevgili,izin ver çok doluyum.. Bu gece ,hıçkırarak ağlamak istiyorum, hıçkırarak! Bu gece yanıma gel sevgili, yanıma gel! Sana çok ihtiyacım var anlatacak o kadar çok şeyim var ki! Ama sana söz sevgili, üzmeyeceğim seni yokluğunda çektiğim acıları değil,döktüğüm gözyaşları değil,yalnızlığımı,sensizliğimi, sen yoksun diye kimsesizliğimi değil sana olan bitmez tükenmez sevdamı anlatacağım sana. Hani ağladığımız zaman sen benim kollarımda ben senin kollarında ağlayacaktık ya! söz vermiştin ya! Gel sevgili, bu gece yanıma gel çok ihtiyacım var sana kokuna, sıcaklığına ihtiyacım var.”Ağlamaktan hiç utanmam” derdin ya!sende benim gibi çok ağlarmışsın ya! Aşkımız için döktüğün gözyaşlarının her damlasına kurban olayım sevgili, göremediğim o kara gözlerine kurban olayım. Bu gece bambaşkayım bambaşka, yine seninle gecen günlere daldım. Seninle ne güzel günler yaşadık sevgili.. Bambaşka bir dünyada yaşadık ne hayaller kurardık gerçekleşmesi imkansız hayallerdi, ama bizi nasılda mutlu ederdi.. Mutluluktan uçardık zaman dursun, saatler geçmesin isterdik geceleri de hayallerde birleşirdik hani anlatırdık ya birbirimize.. "Bu gece yine, sana sıkıca sarılarak kollarında uyudum,saçlarını okşadım seni mis gibi kokladım, gecem yine seninleydi bitanem” diye anlatırdık ya!Ne hayallerimiz vardı sevgili,ne kadar çok isterdik gerçekleşmesini dilimizde hep keşke….keşke kelimesi... Şimdi sen yoksun artık sevgili,sen gittin giderken hayallerimi ,umutlarımı, sevinçlerimi de beraberinde götürdün. Şimdi kim sevecek beni senin gibi,kim özleyecek kim bekleyecek özlemle yolumu sevgili,ya ben kimi bekleyeceğim kiminle hayaller kuracağım,kiminle aşkı paylaşacağım ne güzel paylaşırdık ne güzel yaşadık aşkı sevgili hem de aşkların en güzelini. Ruhum, sevdiğim,gözbebeğim duyuyormusun beni, ben seni çok sevdim çoookkk canımdan çok hala seviyorum bi tanemm .. SENİ SEVİYORUM, SENİ SEVİYORUM, SENİ SEVİYORUM söyledikce daha çok seviyorummm melekler haber verin sevdiğime... ONU ÇOK SEVİYORUM bunu bilsin içi rahat olsun sevdiğimin.. Alıntı.. |
| | |
| | #3 (permalink) |
![]() Kayıt: 18.01.2007
Mesajlar: 125 İtibar Gücü: 11 | Offf... Geceme düştüm yine yar...girdin zamansız saatlerde,damarlarımda dolaşan kana...bak; süzülüyor yine gözümden sevdan...halbuki; daha yeni devretmiştim nöbetimi,ictima saati gelmemişti daha gözümden süzülürek sıraya giren neferlerimin... Işıkları sönmemiş düşlerini sakladığın,gizli mabedinin...öyle bir koruyorsunki, düşlerini; daha oraya girmeyi başaran bir kahraman çıkmadı..kahramanın olamadı düşlerinde, hiç bir zaman...kimbilir neler düşlüyorsun şimdi,kimbilir; hangi düşlerinin arasında kaybettim sevdanı... Offf... İçime düştün yar.. Kaç vakit geçti,vucuduma alkolden başka bir şey girmiyor.her kadehte sana biraz daha yaklaşıyorum sanki..ancak,sarhoşken benliğimi unutup,gidişini güzel anlamlara bağlıyabiliyorum..ve öylece sızıp uykuya dalabiliyorum... Ey; varlığının sarhoşluğuna kurban olduğum sevdam...bir bak mabedinin penceresinden,görebiliyormusun penceremedeki,kanayan tırnaklarımın izlerini... Yoğun bir alkol ve kültablası kokusu arasında uyanıyorum..başımda inanılmaz bi sancı,kalbimde yokluğunun acısı ile zoraki bir güne,merhaba diyorum...okadar güzelki aslında yoğun bir şekilde seni yaşamak,gün boyunca hayaline dalmak; ama işte bazan atıyor insanın sevdasına dolandığı kayışı...ve bir bakmışsın isyanın,yeri geldiğinde mükemmel olduğu zamanda buluyorsun..bir anda sevdana vurur gibi, duvarı yumruklarken buluyosun kendini... Ey; kaybolan düşlerimin arasında durmadan aradığım sevgilim nerdesin... Bir bakıyorum ki; hayatım monotonlaşmaya başladığını hissediyorum bir zaman sonra...sabah kalkıyorum,her gün olağan kişisel temizliğimi yapıyorum,sırtıma ceketimi,beynime sevdanı yerleştirip; işe koşuyorum...sonra akşam oluyor,ceketimi bir kenara atıp,beynimdeki sevdanı kadahe koyup,içmeye koyuluyorum...(sızı) yorum... Hayat anlamlarına seni katabildiğim sürece güzel; yüreğimi ellerinde unuttuğum kadınım; nerdesin... Çok nadir gece dişarı çıkıp,şehrin en ucra köşesindeki meyhaneye atıyorum kendimi...başkalarıyla içiyorum sevdamı...ben seni içiyorum; onlar sana olan sevdamı...sızıyoruz... gözümü açtığımda,bir parkın bankında buluyorum kendimi..başımda iki polisle...insanların pislikmişim gibi,bakışları arasında,eve zor atıyorum kendimi...işe gitmek istemiyorsam,geçip mabedinin karşısındaki kanepeye,evelki geceden kalma yarım şişe şarabı dikiyorum kafaya...mabedeni seyre dalıyorum; yaşadığımı unutarak... Ey mabedine ulaşılması imkansız sevdam; süni teneffüsüne muhtaç bedenim...nerdesin... *alıntı* |
| | |
| | #4 (permalink) |
![]() !!! ((yA))sAkLı !!! Kayıt: 14.09.2007
Mesajlar: 1.805 İtibar Gücü: 16 | emeğine sağlık |
| | |
| | #5 (permalink) |
![]() Kayıt: 20.04.2006
Mesajlar: 2.355 İtibar Gücü: 24 | ellerine emeğine sağlık okumuştum bunu güzel paylaşım |
| | |
| | #6 (permalink) |
![]() bir gece bitti herşey ansızın.. Kayıt: 04.02.2008
Mesajlar: 825 İtibar Gücü: 9 | emeğine sağlık |
| | |
| | #7 (permalink) |
![]() .::Bu Yürek Ağır Bana::. Kayıt: 13.08.2007
Mesajlar: 4.025 İtibar Gücü: 45 | teşekkürler filizmm ellerine sağlık |
| | |
| | #8 (permalink) | |
![]() "SaHiPSiZ YaZaR" Kayıt: 22.04.2006 Yaş: 19
Mesajlar: 6.635 İtibar Gücü: 64 | Alıntı:
| |
| | |
| | #10 (permalink) |
![]() Kayıt: 18.01.2007
Mesajlar: 125 İtibar Gücü: 11 | ’Yalnızlığını anlat bana… ‘’ Aldım elime kalemi, boş bir sayfa buldum sen’li yazılarımın arasında… Yalnızlığı beklemeye koyuldum,beyaz düşlerime esir olan karanlık odamda… Geldi,sensizliğin çarpıcı boşluğunda.. Nefesim daraldı,yuttum içimde her ne varsa… Dört duvar dillendi sessizliğimden ! Sustu yakarışlar… Taştı sessizlik içimden… Kelimeleri karanlığa bıraktım hissedilebildiğince ! Ben konuştum, ‘o’ dinledi… Ansızın,sustum… Sessizliğini dinledim.. Dinledikçe, Sevdim sonu çığlık olan yalnızlığı.. Sarıldım kuytu gecelerde birtek o’na…! Ne bir şikayet ne bir bıkkınlık.. Sevdim gecelerimde,adı yalnızlık olan,sessiz çağrını… O’na rehin bıraktım ruhumun derinliklerini.. Yine yalnızlığa alabildiğine konuştuğum bir gecede, Hayallerim düştü gözlerimden birer birer.. Yüreğimi gördüm karanlığın en ücra köşesinde.. Lime lime oldu gözlerimin önünde.. Tutamadım.. Yetişemedim yüreğine ! İşte o gece,yalnızlığa yakardım sayfalarca.. Ben konuştum.. Yine ‘O’ dinledi.. Öyle sessizdi ki.. İsyana meyilli sorularıma,cevap olamadı yalnızlığım.. O sustukça,ben haykırdım çaresizce.. Olmadı.. Sensizliğe çare olamadı… Duvarlarım yıkıldı benliğimin üzerine.. Nefesim daraldı, bu kez acıyla… Yutkundum,her kelimeyi yüreğime batırırcasına ! Sebebim oldu,her hecesi yüreğimi yakan kelime… Yalnızlığı,yalnızlığa anlattım gecelerimde... Pabucu dama atılmış hayallerime ağladım karanlığın yaralayıcı boşluğunda… alıntı |
| | |
![]() |
| Konuyu Toplam 1 Üye okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir) | |
| Seçenekler | |
| Stil | |
| |
Benzer Konular | ||||
| Konu | Konuyu Başlatan | Kategori | Cevaplar | Son Mesaj |
| SuSTum.... !!! | ahSenTi | Şiir Köşesi | 3 | 12-10-2008 13:20 |
| Sustum | ilaydaa | Paylaşmak İstedikleriniz | 9 | 30-03-2008 23:04 |
| Sustum | siirkosem | Şiir Köşesi | 6 | 18-11-2007 17:30 |
| ..:: Sustum ::.. | KãRdé£éN | Paylaşmak İstedikleriniz | 8 | 26-08-2007 21:22 |
| SuStUm ... | SweetWitch | Şiir Köşesi | 13 | 12-05-2007 20:41 |