ÜYE GİRİŞİ

HIZLI ARAMA


Paylaşmak İstedikleriniz Bizimle ne paylaşmak istiyorsanız yazında bilelim hani.

Cevapla
Alt 25-04-2006, 02:49   #1 (permalink)
**Zerd@**
Kendini aşan 2de1'ci
 
**Zerd@** - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Kayıt: 20.04.2006
Mesajlar: 7.680
İtibar Gücü: 31


Bir şiir yazmak istedim...

Bir şiir yazmak istedim...
Kendimi anlatan,ama ne çare bilmem ki öyle güzel ve kafiyeli sözler.bir araya getiremedim düşüncelerimi;seni,beni,bir türlü o anlam dolu sözlere yükleyemedim.aradığım şey sevgiydi oysa;öylesine basit gibi görünen ama bir türlü elde edemediğim "sevgi"....
şiirde bulmak istedim.Birazcık sevgi...
Sonra kendimi senle özleştirmeyi bıraktımsadece seni düşündüm,sadece seni yazmak istedim.sıcacık gülüşünü,anlam dolu bakışlarını ama yine veremedim o sıcaklığı kelimelere.seni bıraktım kendimi anlattım.çaresizliğimi,sabırsızlığımı,muhtaç olduğumu..ama olmuyordu işte getiremiyordum sözleri bir araya..Ne seni anlatabildim ne kendimi ne de BİZİ...!!Herkesin istediği oldu yine,yine birleşemedik...herkesin istediği gibi...
Olsun varsın kimse istemesede,kimse farkına varmasada senin sıcaklığın benim içimde.Biliyorumki benim sevgimde seninkinde..Tek istediğim;Koru onu ,sakla ,sahiplen...
Elbet birgün bu duvarları kıracağız.elbet birgün çevremizdekileri unutacağız ve ben biliyorumki elbet birgün sen ve ben bir şiir olabileceğiz...ikimizin yazdığı bir şiir....
**Zerd@** Çevrimdışı   Alıntı ile Cevapla
 
Alt 25-04-2006, 02:52   #2 (permalink)
**Zerd@**
Kendini aşan 2de1'ci
 
**Zerd@** - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Kayıt: 20.04.2006
Mesajlar: 7.680
İtibar Gücü: 31


Ynt: Bir şiir yazmak istedim...

üzerinden dumanları çıkıyor halen yüreğimin,
halen o kadar sıcak sana sevgim,
ilk günkünden bir gram farksız,
aralıksız,korkmadan,hiç pişman olmadan sevdim seni...
zor gelmedi bana gözlerime bakmayışın ben karşılıksız sevdim,
tek seni bildim,bir tek seni..

karanlık gecelerede meze yapmadım hayalini,kıyamadım,senden diye senin için diye gözyaşlarımı bile akıtmadım...

güzel gözlerinden öpebilir miyim seni son kez.?
sonkez kokunu duyabilr miyim içimde?
haykırabilir miyim acaba sen benim herşeyimsin diye?

o zaman yemin ediyorum seni ölürcesine seveceğime...


**Zerd@** Çevrimdışı   Alıntı ile Cevapla
 
Alt 25-04-2006, 03:02   #3 (permalink)
**Zerd@**
Kendini aşan 2de1'ci
 
**Zerd@** - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Kayıt: 20.04.2006
Mesajlar: 7.680
İtibar Gücü: 31


Ynt: Bir şiir yazmak istedim...

Gecenin ilerleyen saatlerini seviyorum.Herkesin uyuduğu, müziğim ve kitabımla kaldığım zamanları.Hazırladığım bol buzlu bacardy-limonun yudumlarken verdiği nefis tat dudaklarımda.Pencereden gelen hafif esinti ve loş ışığın aynadaki yansımaları.Birden biten günün en güzel zamanı oluyor.Yalnızlığı değil de günün yorgunluğunu atmayı seviyorum, sessizlikte…
Kendimi bazen okuduğum kitap elimde başka düşüncelere dalmış ,buluyorum.Yaş ilerlediğinden mi ne, geçmişe dönüşümler yaşıyorum.Kimi zaman gülümsüyorum, kimi zamanda gözlerimde bir damla yaş akmadan duruyor.
Yalnızca olaylar şerit gibi akıyor.Yanlış mı, doğru mu takılmıyorum.Yaşanmışları unutmuyorum lakin yargılamıyor da…
Güzel olan bu olsa gerek.Yaşamın sayfalarını yargılamadan içinde dolaşa bilmek.Öylece düşüncelerimde dolaşıyorum.
Birden içimden yandaki dolaptaki fotoğraflara bakmak geliyor. Eski fotoğrafların albüm sayfalarında kalbi çocukça bir sevgi yaşıyor, kocaman siyah gözlü bu küçük kızın…
Birden aynada yüzüme bakıyorum.Saçlarımda ne çok beyaz var.Hayatımdaki olayları anlatırcasına, pek çok…
Saatin oldukça geç olduğunu görüyorum.Anılarda kalan iyi, kötü olayları tüm yaşanmışlığı ile aklımın ve yüreğimin bir köşesinde bırakıyorum.Kalması gereken yerinde…
Önemli olan geçmişin sizden aldıklarını yada size kazandırdıklarını asla unutmamak.Ve asıl önemli olan yarın sabah uyanıp, günaydın diyebileceğiniz yaşamı , sevgileri paylaştığınız güzel bir ailenizin ve dostlarınızın olduğu bilmek.Yaşanacak günlerinize ne olursa olsun gülümseyerek başlamak.Aynı gece ışığı söndürüp,yatağa giderken ki
mutlu sımsıcak gülümsemeniz gibi..
**Zerd@** Çevrimdışı   Alıntı ile Cevapla
 
Alt 25-04-2006, 11:06   #4 (permalink)
tatlı_bela
Hırslı 2de1'ci
 
tatlı_bela - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Kayıt: 20.04.2006
Yaş: 21
Mesajlar: 589
İtibar Gücü: 15


Ynt: Bir şiir yazmak istedim...

Sadece nefes almanın yaşamak olmadığını,
Bir bebeğin mis kokusunu hiçbir kokuya değişilmeyeceğini
Yarının gelmesini bekleyip,kar gibi avuçlarında hayatın eriyebileceğini
Seni özledim demeyi,sevgini söylemeyi ertelemeyi bırakman gerektiğini
Paranın sadece üzerinde etiket olan şeylerde değer bulduğunu
Kırılan bir kalbin,kaybedeceğin paradan daha değerli olduğunu
Alınan en ufak bir hediyenin yürekte ne büyük değeri olduğunu
Söze gerek yok bakışlarında bir anlamı olduğunu,
Ateş çemberi içinde akrep gibi kendini sokmanın değil
Çemberden dışarı çıkmanın da bir yolu olduğunu
Gülmek için gürültülü kahkahaların gerekmediğini
Geriye dönüp baktığında hatırladığın anılar kadar yaşadığını
Yağmurda sevgilinle ıslanmanın ne kadar büyük mutluluk olabileceğini
Hayatının akan bir su gibi hızla akıp gittiğini öğrenmen gerekir.
Hep bir şeyleri bekleyerek hayatının ellerinden kayıp gitmenin izliyorsun
Neden kapının çalınmasını beklemektense, sen birinin kapısını çalmıyorsun
Neden bir bebeğin kokusunu değil ağlayışlarını duyuyorsun,
Neden özledim demek için özlendiğini duymak istiyorsun
Neden en ufak bir hayal kırıklığında hayatımın sonu bu diyorsun
Yaşam o kadar güzel o kadar kısa ki,neden sadece nefes aldığın için yaşadığını sanıyorsun.
Kaç kez birine öylesine, içinden geldi diye bir hediye aldın?
Kaç kez yağmurdan kaçmak yerine altında ıslanmayı istedin?
Kaç kez etiketlere bakmadan alış veriş yaptın?
Kaç kez sabah uyandığında kendine gülümsedin?
Kaç kez gecenin en olmadık saatinde uyanıp sevdiğine onu sevdiğini haykırdın?
Yıldızlara bakıp kaç kez hayal kurdun,kaç kez yarını umursamadan anı yaşadın?
Kaç kez telefonu eline alıp uzun zamandır görmediğin bir dostunu seni özledim demek için aradın ?
Eline bir kitap alıp kaç kez kendini sayfaların arasında kaybedinceye kadar kitap okudun?
Yaşadın saymak için nefes almak yetmez,yaşam sana sunulan bir armağansa
Kıymetini iyi bil çünkü bugün de yarın gibi geçmiş olacak,
Yaşamak için yarını bekleme belki yarın hiç olamayacak.
tatlı_bela Çevrimdışı   Alıntı ile Cevapla
 
Alt 27-04-2006, 15:07   #5 (permalink)
**Zerd@**
Kendini aşan 2de1'ci
 
**Zerd@** - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Kayıt: 20.04.2006
Mesajlar: 7.680
İtibar Gücü: 31


Yamalı YürekLİLer

Emin misin? Diye bir sorsanız yabancı kişiliğinize, tanımakta güçlük çektiğiniz o düşünceli, isyankar benliğinize, yarınlar altında sakladığınız, beklentilerinizin ümitlerinizin, hayallerinizin bugünle bir akrabalığı olup olmadığını bir sorsanız…
Çok kolay değimli kandırmak o yabancı benliği bugünden kalma yarınlarınızla. Korkmadan şöyle bir geçmişinize dönseniz ve yaşadığınız şu anı tazeliği ile mi yoksa yılların getirdiği, sağa sola savrulmuş ümitlerinizin bayatlığı ile mi yaşıyorsunuz… bir sorsanız heyecanlarınıza.
Ne gerekir acaba tazeliğindeki hayatın, serin rüzgarlarının teninizde püfür püfür esmesi için. Bütün albümlerinize yeniden baksanız bütün fotoğraflarınızı yeniden çekseniz, bir gün öncesinden daha solgun yüzünüzde sahte kahkahalarınızın yerine, gerçek üzüntülerinizi görebilir misiniz?
Geleceğiniz yaşadığınız bugünde mi saklı yoksa yıllardır giymediğiniz naftalin kokan pantolonunuzun cebinde mi? Yeni bir sayfa açmak istediniz hep hayata, peki yeni bir sayfanız kaldı mı? Yoksa arkasını boş bulduğunuz bir karalanmış kağıt mı yeniden başlıyorum dediğiniz? Tekrar mı doğmanız gerekiyor yada her şeyi yeniden mi öğrenmeniz? Yeni yeni anlamlar katsanız kelimelere, cümlenizin öznesi çıkar mı senelerdir saklandığı yerden. Gözlerinizin rengi değişse bakışlarınızda değişir mi acaba hayata? Bir kaktüsü papatya gibi görebilir misiniz? Yaralı yüreğinize yama diki giyebilir misiniz? her şeyin karşılığında…
Yenisini almaya umutlarınızın, hayallerinde bile cimrileşen düşüncelerinizin gücü yetmediği için hep yamalamadık mı acılarımızı yüreklerimizi, dünden kalma bugünlerimizi.
Artık vazgeçin yarınlarınızı düşünmekten, yarınlarınızı düşünerek bugünlerinizi bayatlatmaktan, yeni sayfalarınızın arkasını daha bugünden karalamaktan artık vazgeçin.
Bırakın isteği yere essin rüzgar,
bırakın tazeliğinde yaşasın hayat teninizi…





''yeni yeni sayfalar açmak istediniz hep hayata, peki yeni bir sayfanız kaldı mı? Yoksa arkasını boş bulduğunuz bir karalanmış kağıt mı yeniden başlıyorum dediğiniz?'' şöyle bir geçmişi geleceğini yorumlamak isterseniz bu denemenin size yardımcı olacağını umud ediyorum...
**Zerd@** Çevrimdışı   Alıntı ile Cevapla
 
Alt 27-04-2006, 15:09   #6 (permalink)
**Zerd@**
Kendini aşan 2de1'ci
 
**Zerd@** - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Kayıt: 20.04.2006
Mesajlar: 7.680
İtibar Gücü: 31


Yaşamak Direnmektir!



Yaratılan mistik inançların tek bir kaynağı vardır, o da yaşanılan bu dış dünyanın tahammül edilemeyecek ölçüde gerçek ve korkutucu olmasıdır. Her inanç, insanoğlunun tarih boyunca kendi içine doğru yapmış olduğu yalın ayak kaçışının, sözde birer mükafatı olup boyunlara asılan zincir bir kolyesidir. Dış dünyamızda yaratılan düşünceler engin bir deryaya açılan kapılardan geçerek ruhumuzun içinde yol kateder. Her ne kadar mistizm bu derya içerisinde kendine bir yol bulmak istese de her kafadan çıkan ayrı bir esintiye kapılıp durmaktan kendini alıkoyamaz. Ruh alemine dinler, inançlar ve daha farklı yaşam sistemleri adı altında varlık kazandırılmaya çalışılır.

Oysa insanı mistizme inandıran tek şey gerçek olan yaşamın korkusundan başka bir şey değildir. İçsel kaçışla gerçeğe mağlup düşmüş olan insan içindeki ruh arayışını sistemleştirerek hayata anlam katar, kendini yaşam savaşından tek başına galip çıkabileceğine, ruhani dünyasında yaratmış olduğu tek kişilik kıvançla er ya da geç hidayete ereceğine ikna eder. Mistizm insanın içindeki derin deryalarda koparılmak istenen bir fırtına gibi esip dursa da gerçek olan hayat somut ve maddeci dünyanın azgın sularında tepe taklak yaşanmaktadır. Karşı durulması gereken ve durdurulması gereken tek şey de budur, hayali günahlarla içsel ıstıraplar çekip, inleyip sızlayarak şeytanların karşısında don kişotçuluk oynamak değil. Ne yazık ki tüm insanlık bir kere hedefi saptırmış olmanın cezasını yüz yıllar boyu ödemeye mahkum olmuştur.

“İnsanın dış dünyayı seyreden gözleri her ne kadar kalbinden çok kendi “beynine” yakın olsa da mistizm kanla beslenir, tartışma götürmez bir gerçek olarak her dinin geçmişinde kanlı bir tarih yatmaktadır. Bu tarih dünyanın dört bir yanında kan akıtılarak yazılmaya ise halen devam etmektedir. Onun için mistizmde beyin kalpten sonra gelir, inanç her daim ilkin kalbi arar, bulur ve böylelikle yaşama hükmeder.”

Bundan sonrası ise soyut olanın somut olan karşısındaki zaferinin tanrıyla ilahlaştırılmasıdır. Sonsuzluğa hükmetme isteğinin varabildiği en aşırı uçta her daim bir tanrı sureti belirir. Mazlum ruhlar tarafınca dış dünyadan içsel mistizme doğru yapılan bir kaçışın Tanrılara sığınmaktan başka çıkar bir yolu bulunmamaktadır. Böylelikle yalnız dünyanın değil tüm evrenin var oluş tarihi yazılmış olur. İnsanoğluna gelen bu erken cevap onun cesur keşfinin de sonu olmuştur. Sorular “cevaplarını” buldukça korkunun boşluğu gittikçe dolar ve nihayetinde esaretten feda uğruna cesaret doğar.

Kanlı tarih yazılmaya hazırdır artık, soyut olanın uğruna somut olan başta insan olmak üzere ne varsa kurban edilir, insan dört elle yaşam yerine kılıca ve silaha sarılır. Gerçek olan hayallerin ardına atılır, insanoğlu aslında hiç var olmadığına inandırılmak istenir. Tanrı ile şeytanın kavgasında insan eline tutuşturulan “kutsal” hançer, düşlerde yatan cinneti cinayete, içimizde duran cenneti ise cehenneme çevirir. Bir taraftan mistik düşler uğruna insanlar çekilip koparılırken yaşam ağacından diğer taraftan ölüm çiçeğinin tohumları serpilir kara toprağa. Oysa ne o ölümün üzerine ekilen düş çiçeği bir gün gelip açacaktır ne de açsa dahi zaman aynı zaman olacaktır.

Sonuç olarak mistizmle yaratılan ve iç dünyalarda avuçlanıp yakalanmak istenilen düşler parmakların arasından sıyrılıp gider, onları ne tutmak ne de yaşamak mümkündür. Çünkü bu düşsel idealler varlığı kabul edilmeyen bir dünyanın yansıması olarak kalplerde yaratılmış olan başka bir dünyaya aittir. İnsanoğlunun ilkin var olan her ne ise onu değiştirmeyi ve yaşanılır kılmayı denemek yerine, yaşamın soğuk ve kaçınılmaz gerçeklerinden kaçarak tanrının sıcak kollarına kendisini bırakması, aslında abartılanın tersine yaşamda seçilebilecek en kolay yoldur. Her ne kadar göz ardı edilmek istense de kanlı ellerle tutulmak istenen sürekli karanlığın yüzü olmuştur. Gerçek olan durağanlığın yerinde sayması ya da aynı söylemlerde bulunması değil “değişim” trenini kaçınılmaz bir hızla insanın ardından ilerliyor olmasıdır. Doğadaki bin bir çeşit renkten kaçmak için bir inancın tünellerinde mesken edinmek, geçici bir teselli yaratmaktan başka bir şey değildir.

Peki insan neden bunca mistik çığırtkanlığa rağmen yolunu tam olarak bulamamakta, içinde taşıdığı sorulardan daha ağır bir şekilde sırtına binen cevaplarla aylak aylak gezinmeye devam etmektedir? Tüm bu sıradanlaşmanın tek bir sorumlusu bulunmaktadır ki o da inançların insanlar tarafından harfiyen yerine getirilmemiş olması değil insanoğlunun kendi ihtiyaçları karşısında tüm inançların artık cevapsız kalmış olmasıdır.

İşin en kötü tarafı böylelikle yaratılan son umut da tükenmiştir artık. Yaşamın gerçekleri insanın yüzüne vurdukça, insanın içindeki “anlam tapusu” yerini “adalet paradoksu”na terk eder. Ruhumuzu öyle pamuk ellerde yumuşatmaya çalışmışızdır ki hayatın demir yumruğunu bu yüzden hep en derinlerde hissetmişizdir.

“İnsanın gözleri hakikati görmeye başladığı vakit “beyni” yalnızca kalbinden gelen sıcak kana değil gerçeğin soğuk esintisinden içine çekmiş olduğu oksijene de kavuşur.”

Yaşamda benimsenmesi gereken tek yol içsel ve ruhani kaçışlar yerine bu hayatın tüm soyutluğu ve çıplaklığı ile ele alınıp “değiştirilmesi” olmalıdır. Eskiden insanoğlu bir taraftan tapmış olduğu putları parçalarken diğer taraftan farkında olmasa da içinde yükselmekte olan ve artık kırılması mümkün olmayan yeni bir putun harcını kanıyla karmaktaydı. Bu tarihin saklı gerçeği bilinmediği sürece insanlık diz çökmeye ve binlerce yıl susmaya devam edecektir.

“Varlığımızın en derinliklerinden başka hiçbir yerde cennet yoktur. CIORAN”
**Zerd@** Çevrimdışı   Alıntı ile Cevapla
 
Alt 31-10-2006, 17:59   #7 (permalink)
!NC!PéR!S!
Kendini aşan 2de1'ci
 
!NC!PéR!S! - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
bLackpearL
Kayıt: 20.04.2006
Mesajlar: 6.851
İtibar Gücü: 29


Bunca zamandır nerede olduğumu soracak olursan
"Oldu bir şeyler" demeliyim
oturmalıyım bir taşa
kararan dünyada,
kendini yemiş bitirmiş bir nehirde.
Korumasını bilmiyorum yitirdiklerini kuşların
Geride bıraktığım denizi
ya da çığlığını kızkardeşimin.
Nedir bu toprağın zenginliği?
Gün neden günle kapanıyor?
Neden karanlık gece çalkalanıyor ağzımda?
Ve ölüm neden?

Nereden geldiğimi sormayacak mısın?
Anlatayım sana;
Kırık şeyleri
Acılı kapları
Sık sık tozlanan koca sığırları
ve tutulu kalbimi.

Bunlar ne belleğimizde uyanan sarı güvercinler,
ne de anılardır kuşaktan kuşağa akan.
Ağlayan yüzlerdir bunlar,
Parmaklardır gırtlağımızdaki,
ve toprağa düşen yapraklardır.
Yiten günün karanlığıdır.
Yeşertir kaleleri hüzünlü kanımızdaki.

İşte menekşeler ve işte kırlangıçlar,
Sevdiğim her şey
Tatlı mesajlar veren günbegün
aktıkça zaman
tatlılığı artan.
Kaçamayız biz; Dişlerimizin arasından:
Neden kemiriyor boşa giden zaman
sessizlik kabuğunu?
Ne yanıt vereceğimi bilmiyorum.

O kadar çok ki ölümüz
Ve o kadar çok ki kızıl güneş önünde setler
Ve o kadar çok ki çarpık kabuklu başlar
Ve o kadar çok ki öpücüklerimizi engelleyenler
Ve o kadar çok ki unutmak istediklerim
!NC!PéR!S! Çevrimdışı   Alıntı ile Cevapla
 
Alt 31-10-2006, 20:06   #8 (permalink)
^^DoLCe^^
Kendini aşan 2de1'ci
 
^^DoLCe^^ - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
... . .-. .--. .. .-..
Kayıt: 21.04.2006
Yaş: 26
Mesajlar: 7.764
İtibar Gücü: 34


Bir hayal gibi yaşanmış bu aşkın
Sadece bana ait olan ve
Sadece benim yaşadığım
O yorgun, yıllanmış anılarını
Bir çiçek gibi kuruttum, sakladım...
Gözlerimden uzaklaştığın günden beri
Kokusunu duymadım aşk çiçeklerinin
Şimdi.....Serden kalan son izler de kaybolmaya başlarken
Anılarım gün gördü gözümdeki yaşlarda
Senin için, son defa
Bir damla hediye ediyorum....
Sana dair son kırıntıların silinişini izlrken
İçimde bir buruk hüzün....
Yarın bir başka çiçek daha var
Mazinin tozlu sayfalarında saklanacak
Bir silik siluetle beraber......
^^DoLCe^^ Çevrimdışı   Alıntı ile Cevapla
 
 
Cevapla


Konuyu Toplam 1 Üye okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir)
 
Seçenekler
Stil

Yetkileriniz
You may not post new threads
You may not post replies
You may not post attachments
You may not edit your posts

BB code is Açık
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-KodlarıKapalı
Trackbacks are Açık
Pingbacks are Açık
Refbacks are Açık


Benzer Konular
Konu Konuyu Başlatan Kategori Cevaplar Son Mesaj
Birkez Daha Yazmak Istedim Sana... Sümbüle Paylaşmak İstedikleriniz 80 10-04-2008 00:14
Angelina'yı çok istedim Ruhsar Magazin Haberleri 0 09-10-2007 14:41
Bir Şiir Yazmak İstedim... MoRiaNTeS Paylaşmak İstedikleriniz 6 28-05-2007 21:32
Tanrı'dan istedim... Cazibe Dini Konular 7 21-02-2007 18:49
Sana şiir yazmak ahmaklıktır... **Zerd@** Magazin Haberleri 0 22-06-2006 04:44





1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 24 25 26 27 28 29 30 31 32 33 34 35 36 37 38 39 40 41 42 43 44 45 46 47 48 49 50 51 52 53 54 55 56 57 58 59 60 61 62 63 64 65 66 67 68 69 70 71 72 73 74 75 76 77 78 79 80 81 82 83 84 85 86 87 88 89 90 91 92 93 94 95 96 97 98 99 100 101 102 103 104 105 106 107 108 109 110 111 112 113 114 115 116 117 118 119 120 121 122 123 124 125 126 127 128 129 130 131 132 133 134 135 136 137 138 139 140 141 142 143 144 145 146 147 148 149 150 151 152 153 154 155 156 157 158 159 160 161 162 163 164 165 166 167 168 169 170 171 172 173 174 175 176 177 178 179 180 181 182 183 184 185 186 187 188 189 190 191 192 193 194 195 196 197 198 199 200 201 202 203 204 205 206 207 208 209 210 211 212 213 214 215 216 217 218 219 220 221 222 223 224 225 226 227 228 229 230 231 232 233 234 235 236 237 238 239 240 241 242 243 244 245 246 247 248 249 250 251 252 253 254 255 256 257 258 259 260 261 262 263 264 265 266 267 268 269 270 271 272 273 274 275 276 277 278 279 280 281 282 283 284 285 286 287 288 289 290 291 292 293 294 295 296 297 298 299 300 301 302 303 304 305 306 307 308 309 310 311 312 313 314 315 316 317 318 319 320 321 322 323 324 325 326 327 328 329 330 331 332 333 334 335 336 337 338 339 340 341 342 343 344 345 346 347 348 349 350 351 352 353 354 355 356 357 358 359 360 361 362 363 364 365 366 367 368 369 370 371 372 373 374 375 376 377 378 379 380 381 382 383 384 385 386 387 388 389 390 391 392 393 394 395 396 397 398 399 400 401 402 403 404 405 406 407 408 409 410 411 412 413 414 415 416 417 418 419 420 421 422 423 424 425 426 427 428 429 430 431 432 433 434 435 436 437 438 439 440 441 442 443 444 445 446 447 448 449 450 451 452 453 454 455 456 457 458 459 460 461 462 463 464 465 466 467 468 469 470 471 472 473 474 475 476 477 478 479 480 481 482 483 484 485 486 487 488 489 490 491 492 493 494 495 496 497 498 499 500 501 502 503 504 505 506 507 508 509 510 511 512 513 514 515 516 517 518 519 520 521 522 523 524 525 526 527 528 529 530 531 532 533 534 535 536 537 538 539 540 541 542 543 544 545 546 547 548 549 550 551 552 553 554 555 556 557 558 559 560 561 562 563 564 565 566 567 568 569 570 571 572 573 574 575 576 577 578 579 580 581 582 583 584 585 586 587 588 589 590 591 592 593 594 595 596 597 598 599 600 601 602 603 604 605 606 607 608 609 610 611 612 613 614 615 616 617 618 619 620 621 622 623 624 625 626 627 628 629 630 631 632 633 634 635 636 637 638 639 640 641 642 643 644 645 646 647 648 649 650 651 652 653 654 655 656 657 658 659 660 661 662 663 664 665 666 667 668 669 670 671 672 673 674 675 676 677 678 679 680 681 682 683 684 685 686 687 688 689 690 691 692 693 694 695 696 697 698 699 700 701 702 703 704 705 706 707 708 709 710 711 712 713 714 715 716 717 718 719 720 721 722 723 724 725 726 727 728 729 730 731 732 733 734 735 736 737 738 739 740 741 742 743 744 745 746 747 748 749 750 751 752 753 754 755 756 757 758 759 760 761 762 763 764 765 766 767 768 769 770 771 772 773 774 775 776 777 778 779 780 781 782 783 784 785 786 787 788 789 790 791 792 793 794 795 796 797 798 799 800 801 802 803 804 805 806 807 808 809 810 811 812 813 814 815 816 817 818 819 820 821 822 823 824 825 826 827 828 829 830 831 832 833 834 835 836 837 838 839 840 841 842 843 844 845 846 847 848