HIZLI ARAMA
| Paylaşmak İstedikleriniz Bizimle ne paylaşmak istiyorsanız yazında bilelim hani. |
![]() |
| | #1 (permalink) |
| Kayıt: 21.04.2006 Yaş: 18
Mesajlar: 2.147 İtibar Gücü: 18 | ...:::Öpücük Kutusu:::... Çoğu zaman pek çok şeyi çocuklardan öğreniriz. Bir süre önce, bir arkadaşım, 3 yaşındaki kızını, bir rulo altın renkli kaplama kağıdını ziyan ettiği için cezalandırmıştı. Durumları iyi değildi ve kızının kağıtları, ağacın altına koyacağı bir kutuyu süslemeye harcaması onu çok sinirlendirmişti. Buna rağmen, küçük kız, ertesi sabah hediyeyi babasına getirdi ve Bu senin için babacığım" dedi. Arkadaşım, gösterdiği tepki için kendini suçlu hissetti, ama kutunun boş olduğunu görünce için için sinirlenmekten de kendini alamadı. Kızına bağırdı: “Birine bir hediye verdiğin zaman içinin dolu olması gerektiğini bilmiyor musun?" Küçük kız babasına yaşlı gözlerle baktı ve şöyle dedi: “Ama babacığım, kutu boş değil ki. Ben kutunun içine öpücüklerimi üflemiştim. Hepsi senin icin babacığım." Babanın içi paramparça olmuştu. Kızını kucakladı ve onu affetmesi için yalvardı. Arkadaşım bu altın renkli kutuyu yatağının baş ucunda yıllarca sakladığını anlattı bana. Ne zaman cesaretini kaybetse, kutunun içinden hayali bir öpücük çıkarıyor ve onu oraya koyan çocuğunun sevgisini hatırlıyordu. Gerçek anlamda bakmak gerekirse, herbirimiz arkadaşlarımız ve ailelerimiz tarafından bize unulan karşılıksız sevgi ve öpücüklerle dolu altın renkli kutulara sahibiz. Dünyada sahip olabileceğimiz daha değerli bir şey olamaz... __ALINTIDIR__ |
| | |
| | #2 (permalink) |
| Kayıt: 21.04.2006 Yaş: 18
Mesajlar: 2.147 İtibar Gücü: 18 | Ynt: ...:::Öpücük Kutusu:::... ...:::En Sihirli İki Sözcük:::... Yaşamımızı sürdürebilmemiz için ihtiyacımız olan en önemli şeylerden biri sevgi. Sevgiyi ifadenin en iyi yolu da iki sözcük ... Seni Seviyorum.. Ama bir türlü rahatça çıkmaz ağzımızdan. Peki neden? Sürekli birilerini sevme ihtiyacı duyarız. Sevildiğimizi duyabilmek, başka bir biçimiyle de ‘’onay’’ almak için elimizden geleni yaparız. Sonra da ‘’Bu kadar sevdiğim bir insan, bana nasıl böyle bir kötülük yapar’’ diye haksızlığa uğradığımızda acılar içinde kıvranırız. Her insanın sevgiliye, sevildiğini hissetmeye ihtiyacı vardır. Sevgilisi tarafından eşi, annesi,babası, kardeşleri, iş arkadaşları ve çevresinde önemsediği insanlar tarafından sevildiğini hisseden kişi nasıl da ayaklarının üzerinde güçlü durur. Bana sevdiğini söyle! Kadınlar durmadan tekrarlanmasını isterler sevgi sözcüklerinin. Erkekler de kadınların ağzından bolca duyarlar bu sözcükleri. Kadınlar her seni seviyorum dediğinde ‘’ Sen de beni seviyor musun? ’’ sorusunun yanıtını da almak ister. Bu kendilerini güvenmediklerinden, karşılarındaki kişinin onları sevip sevmediğini kontrol etmek ya da sevdiğini bilmediklerinden değildir. Yalnızca ‘’Hayatımdan memnunum, senin de memnun olmanı istiyorum ve elimden geleni yapıyorum’’ un cevabını alabilmek içindir. Sevgine ihtiyacım var! Kadınların nasıl yetiştirildiğini bir düşünün. Aileyi memnun etme, hayaller, aileyi memnun etme, çocukları sevme, koruma, bolca fedakarlık, fedakarlık... Tamam erkekler de bu ‘’memnun etme’’ lerle yetişiyor ama onlar ‘’maddi memnuniyetler’’ aşılanarak büyüyorlar. Kadınların ihtiyaçlarını karşıladıkları ölçüde sevgililerinden de emin olunmasını bekliyorlar. Bu onların sevgilerinin kanıtı haline geliyor. Ah bir bilseler insanın sevildiğini duymak ya da birini sevdiğini söylemek kadar ihtiyaç duyduğu başka şey olmadığını... ‘’Sana sevdiğimi göstermek daha çok hoşuma gidiyor.’’ Bu da erkeklerin ağzından sıkça duyulan bir cümle. Sevgiyi duymak kadar hissetmek de önemli . Ama o sihirli iki sözcük var ya, dünyaya bedel geliyor insana. Stresli, yorucu bir günün ardından ya da hayatımızda her şey yolunda giderken gönderilen bir öpücük, size sarılması yanında, gözlerinizin ta içine bakarak ‘’ Seni seviyorum’’ demesini istemez miydiniz.? İstediğim gibi davranmıyor Bambaşka iki kişilik farklı hayatlar... Bir araya gelip, uzlaşmak o kadar kolay mı? Doğrularınız arasında ortayı bulmak olduğu gibi, günahıyla sevabıyla kabul etmek... Zor,çok zor... Birini sevdiğimizde, onun kendi hayatına dair, bizim pek de görmek istemediğimiz huyları davranışları biçimleriyle bizi nasıl da huzursuz eder. Asla onun da kendisine ait bir dünyası olduğunu kabul edemeyiz. Her şeyi kendi açımızdan düşünür, ‘’Ben bu durumda öyle yapardım’’ der onu suçlarız. Sıklıkla da onda gördüğümüz hatalar zaten bizde var olanların yansımalarıdır. Karşımızdaki kişi aracılığıyla kendimizi eleştiririz. Başkalarında kusur bulmak ne kadar da kolay değil mi? Kendimize olan güvenimiz azaldığı ölçüde, mükemmel bir ilişki arayışımız da artar. Çünkü böylece mükemmel bir insan seçerek kendimize olan güvenimizi telafi yoluna gideriz. Aslında mükemmel gördüğümüz biri tarafından seçilmek içindir bütün yapılan. Hayatta bütün gün ne kelimeler sarf ediyoruz bir düşünün. İki güzel kelimeyi söylemek çok mu zor? SENİ SEVİYORUM __ALINTIDIR__ |
| | |
| | #3 (permalink) |
| Kayıt: 21.04.2006 Yaş: 18
Mesajlar: 2.147 İtibar Gücü: 18 | Ynt: ...:::Öpücük Kutusu:::... ![]() ...:::Mutlu Ol:::... Seni ne çok sevdim ben. Ne çok gözyaşı döktüm senin için. Geceleri sen yatağında meleklerin kanatlarıyla uçarken ben penceremin önünde senin rüyana girmek için dua ederdim. Bir bakışına, bir dudak kıvrımında titreşen gülüşüne ulaşmak için dünyanın bütün çiçeklerini önüne sererdim. Şiirler, şarkılar, sevgiler içimde tutuşan bir ateş, onun yangınında senin için kül kesildim. Ağır hastalar geceyi zor geçirir. Sabahı bekler kırgın yürekler, hasta umutlar, yalnız ruhlar. Yalnızdı gecelerim. Hastaydı gecelerim. Kan kaybından giden bir yaralı gibi umarsızdı gecelerim. Bir uçurumun kenarına beni taşıyan karabasandı gecelerim. Adına yalnızlık dedim. Sensizlik dedim.. Sen beni bilmedin, beni tanımadın, beni sevmedin.. Bu bir ölümdü, bu bir fermandı .. Bıçak kesmez artık beni, ip asmaz, çeküller yüreğimi taşımaz. Yaşamak mümkün değil, yalnızlık karanlık kapılarıyla üstüme kapandı. Amansız acılar içindeyim. Ey Sevdiğim.. Ben seni ne çok sevdim. Dünya bildi, bir sen bilmedin. Yalnızlığın diğer adı aşka karşılık almamaktır. Kaçılamayacak kadar yakın, tutulamayacak kadar uzak bir yerdesin.. Benim aşkıma yalnızlık kucak açtı. Senin yokluğuna dokundum, içim yandı. Odamın çıldırtan sessizliğinde sana seslendim. Yankısı döndü dolaştı, senin kapıların bana kapalı. Kendi sesim yine bana ulaştı. Anladım ki beni hiç duymayacaksın. Sana sitem edemem. Sana kırılamam. Bir tek dileğim var senden, son bir tek isteğim. O da MUTLU OLMAN. MUTLU OL SEVDİĞİM.. BİRİCİĞİM.. AŞKIM. NEREYE, KİME GİDERSEN GİT YETER Kİ SEN MUTLU OL... __ALINTIDIR__ |
| | |
| | #4 (permalink) |
![]() Zaman Kaybımsın !! Kayıt: 21.04.2006 Yaş: 20
Mesajlar: 5.732 İtibar Gücü: 47 | Ynt: ...:::Öpücük Kutusu:::... yüreğinizden düşen bu altın sözcükleri bizlere aktardığınız için çok teşekkürler |
| | |
| | #5 (permalink) |
![]() canını yakacak eller uzatıyor insanlar.. Kayıt: 20.04.2006 Yaş: 25
Mesajlar: 853 İtibar Gücü: 16 | Ynt: ...:::Öpücük Kutusu:::... evet cok guzel yazılar cok guzel sozler ama nedense polyanna her zaman pembe deıl bazen aramızda elınde orakla dolasıo nyse elıne salık |
| | |
| | #6 (permalink) |
| Kayıt: 21.04.2006 Yaş: 18
Mesajlar: 2.147 İtibar Gücü: 18 | Ynt: ...:::Öpücük Kutusu:::... Gözlerinize Sağlık Arkadaşlar ... Yorumlar İçin Tşkler ... ![]() ![]() ...:::Ağladığımda Mendilim Ol:::... Ağladığımda mendil, güldüğümde kahkaham, susadığımda su olmanı; uyuduğumda rüyalarıma girmeni, her sabah alnımdan öperek uyandırmanı istiyorum...Sen canımdan öte can, damarımda kanımdın. Sevmeye, okşamaya kıyamadığım, yıllarca yüreğimde saklayıp, kimselere anlatamadığımdın ... Ne zaman gözlerine baksam, menekşe gözlerinden beyaz güvercinler uçardı mavilere, güller açardı yüzünde ne zaman ellerini tutsam... Hayat bir şiir kadar güzel ve içtendi dağların eteklerinde. Irmakların dilinde söylenen türküler gibiydi sevdamiz, güneş atarken karşı yamaçlara ve pınarlara gülerken kırmızı benekli çiçekler. Bilki sensiz uzak bir dağbaşı ıssızlığıyım, yoksan ürpertilerde tiril tirildir yapraklarım, seni özlemenin korkunç girdabında ve yönünü yitirmiş göçmen bir bulut olur her gece uçurumlara ağlarım... Hüzün kafesteki kuşlara benzer sevdiğim, sarı sarı yapraklara sonbaharda; tütünü bitmiş bir babanın acı gülüşüne benzer, yavrusundan ayrı düşmüş bir ananın gözyaşlarına. Dün yine gökyüzünün masmavi görkemi ve hayalini çizdiğim beyaz bulutlarının altında seni bekledim. Uzaklarda gülümseyen gökkuşağının renkleri içinde aradım seni, yoktun. Yokluğun, bir canavarın dişlerinde yüreğimi kemirip durdu. Yokluğun cehennemim oldu, yokluğun zifiri karanlığım, yokluğun zindanım oldu. Belki bir köşeden çıkıp gelirsin diye bütün gün seni düşleyip, gözlerim ufukta, kucağım dolu sevgi, yüreğimde binbir umutla bekledim; baharlar yeşertip hayallerimde, ölesiye bir özlemle bekledim seni, gelmedin... Seni ne kadar özlediğimi bilmiyorsun. Bilsen; dağları, tepeleri aşar, denizleri, ovaları devirip gelirdin gülüm.. İçim özleminle dolup taşıyor, özleminle tutuşuyor gönül bahçemin çiçekleri. Yüreğimin bütün bentleri paramparça şimdi. Söz geçiremiyorum yüreğime artık. Düşlerime de sığmıyorsun, büyüyorsun günbegün yüreğimde.. Biz seninle bu dünyada hesapsız, çıkarsız, yalansız sevdik birbirimizi.. Yüreğimizin bembeyaz tuvaline maviyi fonlayarak ve aşkın kıpkızıl resmini çizerek aynalara; insanları, kuşları, dağları, çiçekleri, suları da öyle sevmiştik gülüm. Biz seninle bütün engellere rağmen, bitmez tükenmez bir azimle sevginin doruğuna erişmek için tırmandık hayat yokuşunu. Ve bitip tükenmeyen bir aşkla sevdik yaşamı. Biz seninle uzak dağ başlarına yazdık umutlarımızı gülüm. Denizlere, dalgalara, fırtınalara, acılara, korkulara inat, uçurumlara yazdık sevdamızı. Biz seninle kanatları sevdalı iki güvercindik mavi göklerde. Kanat çırptıkça yükseldik, yükseldikçe sevdalara avcılar düştü peşimize. Zamanın acımazsızlığına, aramızdaki mesafelere, etrafımızdaki çirkinliklere, günübirlik aşklara, saldırılara, satılık sevgilere rağmen; biz yine de yüreğimiz de hiç sönmeyen bir yangınla özledik birbirimizi, en kutsal aşkla sevdik, bekledik kirletmeden umutlarımızı... Senden ayrılalı günlerin, ayların, yılların nasıl geçtiğini bilemez, hesabını tutamaz oldum gülüm. Her seher uyanınca dağların esen rüzgarlarına açıyorum penceremi, o ölümüne özlediğim gül kokunu getirir diye. Bir nebze de olsa dindirir yada söndürür diye yüreğimdeki aşk ateşini... Şimdi her zamankinden daha çok çaresiz ve kimsesizim ve sana daha çok ihtiyacım var. Özlemin içerimde volkan, vucudum buzlar içindeymiş gibi titriyorum... Dışarda haziranın kırk derece sıcağı var ama ben kar altındaymışcasına üşüyorum. .. Her gece menekşe rengi gözlerini demlerim hayalimde. İpek saçlarını, sevdalı gülüşlerini, inci dişlerini demlerim. Ne çok severdik yayla yollarında türküler söylemeyi gülüm; ellerimi avucunun içine alıp, başını göğsüme dayamayı. Şimdi her gece insana hayat veren ve yüreğime nakış nakış işledigim sevda sözlerin dolaşıyor kulaklarımda, paylaştığımız ümit dolu hayaller. Yılmak yoktu bizim için bu yolda. Ağlamak, sızlamak, geriye dönmek hiç yoktu. Zordu, çetindi bizim sevdamız ama her şeye ve çekilen tüm acılara değerdi. Sabır diyordun. Sabrı da, ümit etmeyi de senden öğrenmiştim. Senden öğrenmiştim sevmeyi, zorluklara karşı direnmeyi. Konuşurken insanın yüzüne dosdoğru, dürüst ve namuslu bakmayı, merhameti, acımayı, insan gibi düşünmeyi senden öğrenmiştim. Senden öğrenmiştim sevdalara türkü yakmayı gülüm.. Şimdi Ren nehrinin kıyısında dalgın bakışlarla dalıp dalıp gidiyorum uzaklara. Gökyüzü masmavi ve saatler yorgun bir su gibi akıp gidiyor gözlerimde.. Ufka, gökmavisinin kızılla birleştiği o ince sıcak ve yumuşak çizgiye bakıyorum. Bir kuş gelip konuyor saçlarıma, yüreğimi ipekten kanatlarına sarıp sana gönderiyorum... Saatler su gibi akıp gidiyor. Bir gemi yanaşıyor kıyıya, inen yolcuları izliyorum, sen yoksun. “ Kahretsin !”. diyorum.” Ne olur çıkıp gelse, sarılsa boynuma.” Bir gemi uzaklaşıyor limandan. Suların devinimleri akıyor gözlerimde, karışıp gidiyor uzaklara... Seninle suyu pırıl pırıl bir pınarın başında buluşmak, ellerini tutmak, yüreğinin sımsıcak yerinden, menekşe gözlerinden, narçiçeği dudaklarından öpmek, serin nefesini doyasıya içmek ve doyasıya içime çekmek geçiyor içimden... Sonra sarılıp, sımsıkı kucaklamak ve sevinçten havalara uçmak geçiyor ... Seni düşünüyorum. Seni düşünmek gökyüzü olmak gibi bir şey bazen, ya da rotası belli olmayan bir gemiye binip, yeni iklimlere yelken açmak gibi. İnsan olmayan bir adada inip, Robinson gibi insansız bir yaşam kurmak istiyorum. Ve o adada bir ömür yalnız seni beklemek istiyorum... Ağladığımda mendil, güldüğümde kahkaham, susadığımda su olmanı; uyuduğumda rüyalarıma girmeni, her sabah alnımdan öperek uyandırmanı istiyorum... Upuzun köprüler kuruyorum içimdeki yolculuklara sana kavuşmak için, beyaz günlere uzanıp beyaz atlarla, sana getirsinler diye umutlarımı bulutlara yalvarıyorum. Sevgiler büyütüyorum kır çiçeklerinden güneşin kanını emen. Umutlar yeşertiyorum bahar renginde al yeşil, dağlarda kar erirken ceylanlar emziriyorum, melekler uyandırırıyorum her tan ağardığında. Toplamak için bütün düş kırıklarını aynalardan, yıldızlarla selam yolluyorum sana. Ve her gece mavi bir kuş tutup avuçlarıma, dudaklarına gül ve rüzgar iliştirip sana yolluyorum gülüm Her gece kuş olup sana doğru uçmak, ardında serin rüzgarlar bırakarak, dağlar, denizler, ormanlar aşıp, bir pınarın başında menekşe gözlerine konmak geçiyor içimden. Dalgın bakışlarından, sevdalı yüreğinden öpmek geçiyor. O an bütün ağaçlar diz çökmeli diyorum, özleminle kanayan yüreğime. Bütün yıldızlar göz kırpmalı mutluluklara. “Allahım bu kadar mutluluk çok.” deyip, ellerimi gökyüzüne kaldırıp ağlamalıyım. Gökler de ağlamalı benimle, bulutlar, ırmaklar, yıldızlar da ağlamalı... Şunu bilmelisin ki, nerede olursam olayım, hangi iklimde kalırsam kalayım, vakti geldiğinde bir gün mutlaka, yüreğim alıp beni sana getirecektir. Ben buna bütün kalbimle inanıyorum, sen de inan bütün kalbinle. Hiç bir yol bilmesem de, gelmeye kalmasa da mecalim, geleceğim inan... Bekle... Bir gün gökyüzü gülünce ve geçince üşümesi kalbimin, bütün hasretleri yükleyip rüzgarın kanatlarına, yüreğimde taşıdığım sevda aleviyle, upuzun yollardan çıkıp geleceğim sana... Nuri CAN |
| | |
| | #7 (permalink) |
| Kayıt: 21.04.2006 Yaş: 18
Mesajlar: 2.147 İtibar Gücü: 18 | Ynt: ...:::Öpücük Kutusu:::... ![]() ...:::Aşk Ertelenmez:::... Bu gerçek bir öyküdür... Ne yazık ki sonu acı bir şekilde bitmiş. Aşkı erteleyenlerin hep kaybedeceklerini savunurum. Aşkı erteleyenler ibretle okusun... 1995' te dershanenin kapısında göz göze geldik. Ben o sırada kahkahalarla gülüyordum. Ama onun yakışıklılığı da dikkatimden kaçmamıştı. Arkadaşımın kuzeniydi. Bu ilk karşılaşmadan on gün sonra arkadaşım "Mustafa senin gülüşüne hayran olmuş seninle tanışmak istiyor ne dersin?" diye sorduğunda "Olur tanışalım" dedim. Ertesi gün bir kucak dolusu gül ile gelmişti. Bir hafta sonra da bana evlenme teklifi etti. Ben de "Bu denli yakışıklı ve zengin biri neden beni sevsin? O bir heyecan yaşıyor ve bitecek" düşüncesi hakimdi ve sevgisine güvenmediğimi iddia ederek "Hayır" dedim. Üzüldü, haftalarca teklifini yineledi. Ben reddettim. Çünkü, yüreğimi değil mantığımı dinliyordum. "O çok zengin, ben orta halli bir aileden geliyorum, o üniversite mezunu, ben hala sınava hazırlanıyorum, o çok yakışıklı ben ise güzel ama şişman bir kızım." diye düşünüyordum. O ise tekliflerini yenilemekten yılmadı. Beni sevdiğine, aramızda bir fark olmadığına beni inandırmaya çalışıyordu. Bu şekilde tam üç sene geçti. 1998'de bir perşembe günü otobüs durağında beklerken omuzuma bir el dokundu. Arkamı döndüğümde Mustafa ile karşılaştım. Yaklaşık bir senedir sadece telefonla görüşmüştük. Çünkü o her buluşmak istediğinde bir bahane bulup onu atlatıyordum, yüz yüze gelirsek yüreğime yenilmekten korkuyordum. Adeta mantığımın esiri olmuştum. Onu karşımda görünce dayanamadım ve boynuna sarıldım. Hayatımda birinin olup olmadığını sordu. "Yok" dedim ve bana yine evlenme teklifi etti. Ona düşünmek istediğimi söyledim. Bu arada pazar günü ÖSS sınavına yeniden gireceğimi ve okulun yerini söylemiştim ama adını söylemimiştim. Pazar sabahı sınava gireceğim okulun kapısında beni bir kucak dolusu gülle bekliyordu. Araştırıp sınava gireceğim okulu bulmuş ve bana şans dilemek için oraya gelmişti. Bu sevgiyi daha fazla ertelememeye karar verdim. "Teklifini düşündüm artık karın olmak istiyorum ve seni çok seviyorum" diyerek onu öptüm. Dünyalar onun olmuştu sanki. Sınavdan sonra eve telefon açtığını anne ve babasının bizi beklediğini söyledi. Kıramadım ve ailesi ile tanışmaya gittim. Günün süprizi ise annesinin genç kızken Mustafa' nın babası tarafından kendisine hediye yüzüğünü bana verip "Bunu söz yüzüğü olarak takmanı istiyorum, en kısa zamanda da nişanı yaparız" demesiydi. Ve ben o gün, o evden Mustafa' nın sözlüsü olarak çıktım. Her şey bir anda gelişiyordu. 2 Nisan akşamı beni istemeye gelecekler ve nişan yapılacaktı. Önümüzdeki iki günü çılgınlar gibi dolaşarak geçirdik. Planlarımıza göre en geç Mayıs sonunda evlenmiş olacaktık. Oturacağımız evin renginden, mobilyalarına varana kadar bir sürü karar verdik. İki aile de çılgınca bir koşuşturma içindeydi. 1 Nisan çarşamba günü alyanslarımızı almak için buluşacaktık. Öğlen arayıp işi olduğunu ve gecikeceğini söyledi. Ona sakin olmasını söyleyip hastalığını hatırlattım ve bana seni seviyorum deyip telefonu kapattı. Saatler sonra ablası aradı. Mustafa' nın kötü bir astım krizi geçirdiğini durumunun kötü olduğunu ve acile kaldırıldığını söyledi. Kulaklarıma inanamadım ve bunun 1 Nisan şakası olduğunu zannettim. Yol boyunca bunun şaka olduğunu tekrarlıyor, hastahanenin kapısında beni çiçeklerle karşılayacağını hayal ediyor ama hayalim değil, ablasının söyledikleri gerçekti. Hastahanenin kapısında beni Mustafa' nın kuzeni Hakan karşıladı.Yüzü bembeyazdı. Ne olduğunu sorduğumda "Yok artık bir şey Mustafa' da yok, o öldü." dedi. İnanamıyordum, çığlıklar atarak hastahanenin içinde koşmaya başladım. Yoğun bakımın kapısına geldiğimde herkes perişandı ve olanlar gerçekti. Büyük sevdam, gerçek aşkım, mutluluk kaynağım ölmüştü. Bomboş ve soğuk bir odanın içinde, bir sürü beyaz yataklardan birinin üzerinde beyaz çarşaf örtülmüş bir şekilde yatıyordu. Son hatırladığım ise, çarşafı kaldırdığımda gülümseyen bir yüzle son nefesini vermiş aşkımın yüzüydü. "Bir gün olsun seni parmağında benim yüzüğümle göreyim, ölsemde gülerek ölürüm" demişti ve en büyük isteği oldu. Mustafa yaşama veda edeli tam beş sene oldu. Ve ben hala sevdamı bu denli ertelediğim ve onunla geçirebileceğim sayısız güzel güne yazık ettiğim, yüreğimi değil mantığımı dinlediğim için kendimi affetmedim ve asla da affettmeyeceğim. Lütfen sevdanızı ertelemeyin. Mantığınız ya da gururunuz yüzünden yaşanabilecek mutlu günlere yazık etmeyin. Çok pişman olabilirsiniz ama unutmayın son pişmalık fayda etmez. Mehmet COŞKUNDENİZ ' in "Alev alev aşk" isimli kitabından |
| | |
| | #8 (permalink) |
![]() _FaFa_ Kayıt: 20.06.2006
Mesajlar: 7.875 İtibar Gücü: 65 | Ynt: ...:::Öpücük Kutusu:::... süper yaa bunlar çok güsel gerçekten ellerine sağlık arkadaşım |
| | |
| | #9 (permalink) |
![]() ... . .-. .--. .. .-.. Kayıt: 21.04.2006 Yaş: 26
Mesajlar: 7.764 İtibar Gücü: 34 | Ynt: ...:::Öpücük Kutusu:::... Ay gece gece nasıl duygulandım anlatamam sağol bebeğim,gerçekten mükemmel yazılar Keşke kıymetini bilsek sahip olduklarımızın Ama insan kimi zaman hoyratça davranabiliyor o güzelim değerlere |
| | |
| | #10 (permalink) |
| Kayıt: 21.04.2006 Yaş: 18
Mesajlar: 2.147 İtibar Gücü: 18 | Ynt: ...:::Öpücük Kutusu:::... Tşk Ederim melihcan Gözlerine Sağlık... ![]() ^^MiReLa^^ Ablacım Sanada Tşk Ederim Yorumun İçin...Gözlerine Sağlık... ![]() , ![]() ...:::Hani Sennn:::... Hani ben bulut Sen yağmur olsan Sokakları dargın bu ülkeye yağsak Bir damla yağmura sağanak aşklar sığdırsak... Bilirsin bu ülke hep benim yaralı yanım oldu. Bu ülkede gülümseyen insanlar vardı sevgilim. Şimdi ise susamış, aç insanlar bu kaybolmuşların -kayboluşların- ülkesinde... Sokaklarında küfre dönüyor her sözcük. Bir kaçakçıları ve bir de yağmurları bağrına basıyor... Hani sen çakmak Ben mum olsam Bir damla ışıkla bu kenti aydınlatsak... Bilirsin bu ülkeye hiç sığmadım. Koynuna sarmadı sığınaksızları ve ölümcül bir virüs gibi yayıldı içimize ülkenin griliği. Renk cümbüşünü hiç yaşamadı bu ülke... Kaldırımlar; gülüşsüz insanlardan ibaretti. Her evin çatısına hüzün yağdı, kuşlar konmaktan korktu.... Hastalıklıydı bu ülke. Caddelerinde kaypak aşklar el ele. Her gölge kendine çekilirdi. Konuşmak, sevgilinin omzuna yaslamak başını, belli bir saatten sonra sokaklara çıkmak yasaktı. Belirli sözcüklerden ibaret cümleler kurulabiliyordu ve gerisi kişinin sözcük cambazlığına kalıyordu. Hani sen gökyüzü ben kuş olsam her mevsim dönüşünde suskun çatılar ülkesine göç etsek... Bilirsin bu ülkeden gidecek cesaretim yoktu ama kalacak kadar cesaretim vardı. Senin ve dostlarımın gidişini seyrettim birer birer. Bu ülkenin terminalleri benim için hep veda ve hüzün koktu, ayrılıklarımın ilk şahidi oldu hep... Ayrılıklar bana kalmalar bana, gitmeler sizeydi. Baka kaldım gidenlerin ardından.... Kirpiklerim ve bakışlarımın arasında kaldı yakamozlarım... Yalnızım belki. Bu bir başınalık o kadar da zor değil yalnız kalmayı bildikten sonra. Siz gittiniz ya; düşlerimi düşümden yarattım. Bu ülkeye yetecek kadar düşlerim var ama, neresinden başlamalıyım bu verişlere bilmiyorum. Belki diyorum versem düşlerimi, betonların arasından filizlense bir yeşil... Döner misin?.. Döner misiniz?.. Kalmak bu sanırım... Bir umutla tutunmak yaşama bu olsa gerek. Bilirsin umut fakirin ekmeğidir derler. Yeşilin ve mavinin fakiriyim şimdi ekmeğimin yarısı sende kaldı... Dönüşsüz gidişlerin vasat çıbanları gözlerimde.. Hani sen yol Ben yolcu olsam her yolun sonunda sokakları yorgun bu ülkeye varsak... Hani diyorum sen dönsen ben kendime dönsem bir ekmeği ısıran binlerce ağız olsak Hani sen; dönsen bu kente bir yeşile tutunsak bir umutla başlasak Hani sen bulut ben yağmur olsak sokakları dargın bir ülkeye yağsak bir damla yağmura bir umutla sağanak aşklar sığdırsak... Döner misin Sevgilim? __ALINTIDIR__ |
| | |
![]() |
| Konuyu Toplam 1 Üye okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir) | |
| Seçenekler | |
| Stil | |
| |
Benzer Konular | ||||
| Konu | Konuyu Başlatan | Kategori | Cevaplar | Son Mesaj |
| **GüNaYDıN & İYİ AKŞAMLAR / DiLeK KuTuSu** | **Zerd@** | Paylaşmak İstedikleriniz | 2312 | 12-06-2009 09:37 |
| Kurtulan'ın sır kutusu açıldı | Kr㣠| Son Dakika Haberleri | 0 | 08-11-2007 21:40 |
| Öpücük KutuSu | sweet_ | Fotoğrafçılık ve Resimler | 32 | 27-08-2007 14:58 |
| Hediye kutusu yapımı | eLFiDa | Bilelim Öğrenelim | 1 | 18-08-2007 00:26 |
| Aptal kutusu akıllanmaya başladı | DiLrUbA | Windows İşletim Sistemi | 0 | 01-02-2007 06:21 |