ÜYE GİRİŞİ

HIZLI ARAMA


Paylaşmak İstedikleriniz Bizimle ne paylaşmak istiyorsanız yazında bilelim hani.

Cevapla
Alt 20-02-2008, 14:15   #1 (permalink)
SiMeReNya
Banned
 
SiMeReNya - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Hayat bir sakLambaç,geL buL beni (;
Kayıt: 24.01.2008
Yaş: 21
Mesajlar: 3.160
İtibar Gücü: 0


Arrow YASAM KALITESI-okuduğunuza değecek-

İInsanin yasam kalitesini kazandigi para mi belirler? Kucuklugunden beri ona asilanan hirslari mi? Sabahlari yeni yasam tarzinin yansimasi olan plazalara kosup aksam istiflendikleri servislerine yetisen insanlarin kredi karti limitleri mi? Kiskancligin ve anlamsiz rekabetin altinda ezilen kariyerleri mi? ... ...

Suphesiz bunlarin hicbirisi yasamin gercek kalitesini tanimlayamiyor. Bunlar "sik rastlanan insan turu"nun yapay ve elden dusme dusunceleri, insanin eskimis paradigmalarinin sonucu olarak karsimiza cikiyor. Biz de bu yazimizda yasam kalitesi, ozgurluk, degisim, yeniden dogus, arinma kavramlarini inceleyecek, hikayesini degistirmek icin herkesi `baskaldirmaya` tesvik etmeye gayret edecegiz. Bu gayretimizde de Stefano Elio D`ANNA`nin `Tanrilar Okulu`, MEVLANA`nin `Mesnevi, Divan-i Kebir, Mektubat, Fihi Ma Fih, Mecalis-i Seba` eserlerinden Tirmizli Seyid BURHANEDDIN, Ahmet YESEVI ve Yunus EMRE`nin insanliga mal olmus felsefesinden, Aliya IZZETBEGOVIC`in konusma notlarindan ve SOCRATES`in savunmasindan istifade ederek `yeni` dusunce yapisi olusturmaya calisacagiz.


BASKALDIRI

Ruhumuzdan ayristirilarak kolelestirilmis bedenimiz birakin yasamin kalitesini hayatimizin amacini bizlere unutturmus, bizi kendimize yabancilastirmistir. Kariyer ugruna bitirilen okullar, para icin yapilan isler, kibirimiz icin takindigimiz sahtelikler her gecen gun bizi "sik rastlanan insan turu"ne yaklastirmis; mucadele gucumuzu elimizden almis, bizi Mutsuz Insanlar Kulubu'ne dahil etmistir. Dunyanin en buyuk kulubu olan kolelestirilerek yasam kalitesi dusurulen insanlarin olusturdugu Mutsuz Insanlar Kulubu'nden cikmak suphesiz gercek bir "baskaldiri" ile mumkun olacaktir.

Dunyada para, kariyer, hirs, kibir, gurur somut degerler olarak insana sunulmakta, gercek oldugu iddia edilen bu somut degerler papagan gibi tekrarlandikca insani kendisine "bagimli" hale getirmektedir. Oysa yasam "bagimli" olunamayacak kadar degerlidir.

Bagimli olmak insanlik icin bir zorunluluk degil insanin sadece kendi tercihidir. Bu tercihini degistirmenin tek yolu da insanin kendisini tanimasi, kendi ozune donmesi ve kendisine ozgurlugunu haykirmasidir. Diger yonden "bagimli" olmak insanin yasam kalitesini dusurdugu gibi icte bir dagilmanin, tutarsizligin dogal sonucudur.

"Bagimlilik", hakimiyeti ve iradeyi ikinci el yargilara birakmak, ozgurlugu bir avuc "uydurma gerceklikle" takas etmektir.

ESARETIN YARATTIGI KAOS ve SUREKLI GECMISIN TEKRARLANMASI

Bugune kadar aldigimiz egitimde kafamizi tek yonlu bakis acisi ile kabul edilmis kesin yargilarla doldurduk, anlamsiz bagaj yukleri ile yuklendik; gerceklikten uzaklastik. Ruhumuzu erken yaslandirdik. Yaslanan ruhumuz bedenimizi curuttu, beden gencligini yasayamadi. Uzaklastigimiz her an olmek icin binlerce yol ogrendik. Nefes aldigimizi dusundugumuz her an gecmis ile "cezalandirip", gelecegimiz ile "kolelestirildik". Oysa gecmis, zaten gecmisti. Gelecek ise kacinilmaz olandi. Aslolan tek gerceklikte "simdi"ydi.

Insan bize gecmisi dusunmeyi emretti ve ona esir olduk. Insan bize gelecege hazirlanmayi buyurdu ve gelecegimize esir olduk. Biz her iki durumda da esarete alistik.

Sorgulamaktan uzaklastirilmis somutluga yonelis, hepimizin maddi ve manevi dunyasi, ruh ve beden ile olan mukemmel uyumuna kalici hasar verdi. Yuregimizde tedavisi cesaret isteyen bir kaos yaratti. Bu kaos hepimizin yuregini doldurdu, korku, izdirap ve uzuntu verdi. Oysa bu hisler sikintilarimizin sonucu degil; yapay nedenleriydiler.

Sizin de yasantinizda hersey birbirini tekrar ediyor mu? Bundan sikayet etmiyor musunuz? Surekli birilerinin sizi incilttigini veya size felaket getirdigini mi dusunuyorsunuz? Evet hepsi ayniysa demek ki gercekten degismek istemiyorsunuz. Zamanin dongusunde sikisip kalmissiniz. Bu donguden kurtulamiyorsunuz. Sonucta gercek bir geleceginiz yok yalnizca tekrarlanan bir gecmisiniz var.

Bugun bir silkelenip ben ne icin yasiyorum sorusuna odaklanmiyor, kendimizi gecmise hapsediyor, bunun tekrar ederek dis dunyanin gelecegimizi zapt etmesine izin veriyoruz.

Bir yerde durmaliyiz. Defetmeliyiz icimizdeki bizi. Kontrol bizde olmali ...

YASAM KALITESI ve AZLA YETINMEK

Yasamimizin kalitesini belirleyen dort ana unsur vardır. Bu dort temel unsur vucudumuza ve ruhumuza ulasmasina izin verdigimiz ihtiyaclarimizdir. Bu ihtiyaclari yiyecek, icecek, hava ve dusunce olarak ozetleyebiliriz.

Dusunce dunyamizin nasil kolelestirildigine dair cesitli ornekleri yukarida aciklamaya gayret ettim. Yine insan sayesinde havanin kalitesinin ne denli azaldigi iceceklerin ne denli kirlendigini ifade etmeye gerek yok. Ote yandan maddi ve manevi dunyamizdaki tutarsizlik bizi zaten kaotik bir acmaza ve mutsuzluga suruklemistir.

Birisine kizdiginizda sinirlenip, bagirirsiniz. Organlariniz asil islevlerini birakip sinirinize, sikintiniza uyum saglamaya, onlara verdiginiz emri uygulamaya gayret eder. Gereksiz itaatten yorulup, terler, kendi islevinden uzaklaslar. Tum bu eziyetin size ne katkisi olmustur? Koskoca bir hic... Tum siniriniz alninizdan damlayan bir kac damla tere donusmus, siktiginiz yumruklarinizda kasilmalar meydana gelmistir. Organlariniz delicesine sizin emrinize itaat etmis, kizdiginiz kisi ise coktan gitmistir. Ordan uzaklasmis belki de sizinle ilgilenmemistir bile ... Oysa siz dis dunyaya o kadar odaklanmissinizdir ki, bedeninizin yipranmasina aldirmamissinizdir. Oysa sinirinden bedeniniz yorgun dusmus, bir koltuga oturmak zorunda kalmis, bogaziniz kurumus bir bardak su istemissiniz. Farkinda olmadan kendinizi tuketmis olmaniza ragmen hala sayikladiginizin farkinda misiniz? Bu gereksiz ve yararsiz ofke ve uzuntunun yarattigi "zehirle" yasam kaliteniz en alt seviyeye inmis, ruhunuz ve bedeniniz utancindan sizi nakavt olmus bir boksore benzetmistir.

Dis dunya icin deger mi? Dis dunyayi belirleyenin kendiniz oldugunu anladiginizda degmeyecegi ile yuzlesmis olursunuz.

Ya yiyeceklerimiz?

Eski dusunce tarzi ile yeninin savasacagi alan bellidir. Bu alan insandir. Insani olusturan da insanin bedeni ve ruhudur. Hadi savasalim. Kendimizle, bize dayatilan sahte gerceklerle, sorgulamadan kabul ettigimiz ve putlastirdigimiz dusuncelerle savasalim.

Olume karsi zafer kazananlarin, en basit degisimlerine nasil kendi iradelerinde basladigina bir goz atalim.

Buyuk Iskender'in yanindaki tarihci Arrianus, Buyuk Iskender'in basarisinin ve tukenmek bilmeyen enerjisinin ardina "beslenme ilkesi" oldugunu belirtmistir. Arrianus der ki "O azla yetinmek icin egitilmisti: kahvalti olarak safak sokmeden bir yuruyus ve aksamlari hafif bir yemek... Cesaret ve gucun essiz ornekleri sayilan Makedon savascilarinin, dillere destan olan azla yetinmeleri de boyleydi. Onlar toprak uzerinde uyur, en asiri efor ve en cilginca girisimlerden sonra bile sadece bir avuc zeytin yerlerdi. Yine de asla yorgun dusmezler ve hasimlarin en tehlikelisi sayilirlardi; dusmanlari icin gercek bir kabus."

"Tanrilar Okulu"nda Lupeus'un el yazmalarinda da ifade ettigi gibi "Bir gram yiyecegin bile "bilerek" eksiltilmesi ve uykudan kacinmak, oylesine guclu bir etki yapar ki, kisinin butun inanc sistemini yerinden oynatabilir ve yanlis kurulmus dengelerini alt ust edebilirdi." Ayni inanis savas alaninin insanin bedeni oldugunu haykiriyor ve reddedilen her yiyecegin, uykudan kurtarilan her anin, olume karsi bir zafer kazandigini iddia ediyordu. Baska bir degisle yiyecek, uyku ve calismada azla yetinmemenin, enerji ve canlilik kaybindaki en onemli neden olduguna inaniyordu; bu tutum fiziksel olumu artik kacinilmaz hale gelene dek olanakli kildi.

Her gun olmek yerine nicin yeniden dogmayi denemiyoruz? Kendimizden, toksinlerimizden arinarak, azla yetinmeyi, ruhani degerleri kesfetmeyi ve arinarak yeniden dogmayi nicin tercih etmiyoruz.

Hep disaridan medet umuyoruz. Azla yetinmiyor, dogal olmayan herseyi bedenimize sokmaya calisiyor, sonra kendi yansimamizdan memnun olmuyor ve yuzlerce cesit kimyasali bedenimize surerek memnuniyetsizligimizi aynadaki yanilsamamiza ispat ediyoruz.

Guzelligimiz dogalligimizda, cirkinligimiz yapayligimizda degil mi? Aslinda disaridan hic bir seye ihtiyacimiz olmayacak kadar yeniden dogmaya haziriz. Icerisinde bulundugumuz totemlestirilmis Dunya "guzel insan olmayi" o kadar putlastirmis ki, biz o verili guzellige bedenimizi benzetmek icin inanilmaz caba sarfediyoruz. Basarinin kriterleri seytani papaganlar tarafindan o kadar cok haykirilmis ki daha fazla para kazanmanin, ozgecmisimizi doldurmanin en onemli yasam amaclari olduguna inanmis, buyuk is merkezlerinde yapay hava solumaya katlanir hale gelmisiz. Aslinda "guzel insan olmak" insanin ruhani dunyasi ile saglikli bedeninin birbiri ile tutarli olmasindan baska bir sey degil.

ARINMA ve YENIDEN DOGUS

Asla disaridan medet umma!

Dis dunyayi suclama!

"Kendine ne yaparsan bunu aslinda sen yapiyorsun." Eger bu yaklasimi kabul edebilirseniz "degisime" ne kadar yatkin oldugunuzla yuzlesmis olursunuz. Insanin bedenini olusturan organlar "arinma" gorevini ustlenmek icin yaratilmadilar.

Dogal olmayan aldigimiz tum besinler ve "bize dikte edilen" ac gozlulugumuz sonucunda hakim olamadigimiz nefsimiz yardimi ile bizi zehirlemekte, bedenimizde yiginlarca cop, "zehir" uretmesine neden olmaktadir. Bu zehirler ve organlarin yorgunlugu bizi icin icin oldurmekte, vucudumuzda asit birikimini hizlandirmakta, surekli yorgun hissetmemizi saglamakta ve bizi uyku hastaligina mahkum etmektedir.

Peki siz organlarinizin urettiginiz yapay toksinlerden kurtulmasi icin mi calismasini tercih ediyorsunuz? Yoksa gercek gorevlerini icra etmelerini mi? Bu kritik soru sizin kendinizle hesaplasmanizi saglayacak, suphesiz azla yetinmeniz ile sonuclanacaktir. Eger degisime yatkin ve bunun kelime anlaminin otesini yasamaya hazirsaniz fiziksel ve zihinsel kotu aliskanliklarla mucade edebilirsiniz. Boylece daha az olerek, edebiyen yasayabilirsiniz.

Artik "arinmaya" ve "yeniden dogusa" hazirsiniz. Herseyi sorgulamanin tadina varabilirsiniz. Artik karsidan karsiya gecerken kirmizi isikta gecen insanlar daha cok gozunuze batacak, yere tukuren insanlar sizi daha cok rahatsiz edecek, sagda solda izmarit gordukce sasiracaksiniz. Azla yetindikce daha mutlu oldugunuzu hissedecek, bu hafifligi bedeninizde hissederek daha az uyuyup kendinize daha cok zaman ayirabildiginizi goreceksiniz. Aslinda yillardir ihtiyaciniz olduguna inandirdiginiz yemeklerin, iceceklerin, uykunun, hirslarinizin, ruhunuzun ihtilaflara acik savunmasina ihtiyaciniz olmadigini gorebilirsiniz.

Eger sevgiye hazirsaniz; hakikati kurcalamaya cesaretiniz varsa, eger "arinmaya" ve "yeniden dogmaya" kendinize hazir hissediyorsaniz sizi mukemmel bir dunya bekliyor:

"Bagimsizliginizi ilan edin!"

OZGUR INSANLAR TOPLULUGU

En kotu hastalik "bagimli" olmaktir. Ozgur olmakta dunyanin kendi yansimamiz oldugunun farkina varmaktir.

Anadolu'nun Genc Liderleri (AGL) Hareketi olarak sectigimiz logomuzda turuncu bir denizati vardir. Turuncu denizatinin uc temel belirleyici ozelliginden birisi, denizatlarinin gozlerinin ayni anda farki yonlere bakabilmesidir.

"Azla yetinmek" farkli bir acidan yaklasabilmektir. Alkolden yuzlerimiz sistiginde aynadaki yansimamiza bakip kederli bulusmalari nasil keyifli zamanlar diye adlandirabiliriz? Bize zararli oldugunu dusundugumuz icin azla yetindigimizde basit bir izmarite karsi neden yenik duseriz? Cunku paradigmalarini degistiremedigimizde hayatimizi biz degil aslinda dis dunya yonetmektedir.

Iste biz AGL Hareketi'ni olusturan ve Turkiye'nin yeni "degerlerle" yeniden yapilanmasini arzu eden bir topluluk olarak "arinmali", maddi ve manevi dunyamizin uyumunu saglamali, "dayatilmis hikayemizi degistirmeli" degisimi kendi icimizde basarmali ve bunu Turkiye capinda gencler arasinda yayginlastirmaliyiz.

Yani biz kendi hikayelerimizi degisiterek, Turkiye'yi "arindirmali" Turkiye'nin "yeniden dogmasini" saglamaliyiz.

BEDEN VE RUHUNUZ DEGISIME DIRENECEK

"Degisim" disarida degil, "degisim" hepimizin icerisindedir. Dolayisiyla degisim icin verecegimiz mucadele zemini dis dunya degil, oz benligimizdir. Mucadele elbette zorlu olacaktir. Yillarca kotu muamele yaptiginiz ve ozen gostermediginiz beden ve ruhunuz suphesiz yorgun dusmustur. Her turlu degisim hamlesine karsin olumcul bir savunma tepkisi verecektir. En basit aliskanliklardan birisi olan sigaradan kurtulamamak da bedenin degisime karsi en somut direnisi degil midir?

Eger ozgurlugumuze kosmak istiyorsak, herseyi ters yuz etmek, hikayenizi degistirip kendimize sahip cikmak, ikinci el yazgilara dur demek gerekmektedir. Bu buyuk bir caba ve buyuk bir mutluluktur. Hayat kalitesini arttiran "dogal gerceklik" kisinin kendi icerisinde kendisine karsi ayaklanmasidir.

Bizi mutsuz insanlar kulubunden, genc liderlere tasiyacak ayricalikta bu isyan ile baslayan kendi "oz benligimizi" tanima surecimizdir.

GENETIK KODLARIMIZ

Aslinda bunlarin hepsi bizim kulturumuzde mevcuttur. Genetik kodlarimiza yazilmistir. Sadece zaman icerisinde bastirilmistir.

Yasadigimiz topraklarda sivil toplum birikimi var midir? Bize ogretilmis yanit yoktur. `Derneklerimizin %80'i cami guzellestirme dernegi, insanlarin da sivil topluma ilgisi yok dolayisiyla sivil toplum birikimi batinin cok gerisindedir`. Bu yaniti duydukca "arinmanin" onemini daha cok hissederim. Modern cagin kolelerinin yaniti budur. Bu yanit totemlestirilmis, putlastirilmis yanilsamadan baska bir sey degildir. Bu sorunun "hakiki" yaniti sivil toplumun bu topraklardan dogmus oldugudur.

Ahilik, dunyanin ilk sivil toplum deneyimlerinden birisi degil midir? Ahilikte kalite anlayisi ve usta cirak iliskisi bugunku "toplam kalite yonetimi" anlayisinin temellerini teskil etmez mi? Osmanli Doneminde vakfetmek ve Vakiflar gelenegi - sistemi hala Batinin merakla inceledigi bir sivil toplum deneyimi degil midir? Ya Mevlana'nin yarattigi felsefe?

Dunyanin en pahali teknolojileri, dunyanin en zor gelistirilen teknolojileri itfaaiye teskilatlaridir. Tum Dunya bu konuda akil almaz paralar harcamaktadir. Oysa dunyada ilk oldugu kabul edilmis itfaaiye teskilati "tulumbacilar" degil midir? Tulumbacilar mahallenin mert delikanlarinin olusturdugu "gonullu" bir kurulus degil midir? Yani tanimi ve isleyisi itibari ile sivil toplum orgutu degil midir? Baska bir degisle "katilimci demokrasi" anlayisini bu topraklara yeni diye sunmak "ahilik gelenegini" bilmeyen insanlarin hepimizi aldatmacasi degil midir?

Peki biz bu durumda neden bu topraklarda sivil toplum gelenegi yok diyoruz? Yaniti "kirmizi isikta gecmekten, burasi Turkiye hersey mubah demekten, bu burda olmaz" demekten farkli degil. Ruhumuz dunyanin en kotu hastaligi olan ihtilafli dusunce sistemine yakalanmis. Hep olumsuz dusunceler ile ruhumuzu bastirmis, kendimizi kolelestirmisiz.

Biz, "hikayemizi degistirmeye, arinmaya ve yeniden dogmaya hazir miyiz?"

BASKALDIRMIS INSANLAR TOPLULUGU: AGL

"Azla yetinmek" kendi kulturumuzde de cok ciddi yer tutmustur.

"Az yemede cok faydalar vardir. Az yemekle insan; saglam vucutlu, hafizasi kuvvetli, parlak zekali, aydin kalpli, az uykulu, hafif nefisli, keskin goruslu, salim tabiatli, az ihtiyacli, tolerans sahibi ve kerim ahlakli olur." Ariflerin Menkibeleri I/587

Direnecegiz, bize dikte edilen her turlu yanilsamayi sorgulayacagiz. Aynanin onunde neden ters gorundugumuzden aynanin arkasina bakacak kadar sorgulayacagiz. Degisimi icsellestirmeye calisan bizler asla bir kalibin icerisine hapsolmayacagiz. Mevlana'nin 800 yil once soyledigi gibi
"su, atese galiptir. Ancak bir kaba girerse, ates o suyu kaynatir yok eder"
Bugun gencligimiz bir kaliba hapsedilmis, ozgurlugu gasp edilmis, oz guveni yok edilmistir.

Bizim yeniden dogusa, zihinsel bir baskaldirisa ihtiyacimiz var.

Bizi hapsettiler, kitaplari putlastirdik, ekrana yapistik, tuketime odaklandik. Ihtiyacimiz olmadigi kadar yedik, uyumak zorunda oldugumuza inandirildigimiz icin uyuduk. Hayatimizi eski dunyanin paradigmalarina sattik. Bagimsizligimizi uydurma gerceklere terk ettik. Eger Turkiye'nin degisen, yuzunu yansitmayi amacliyorsak hayatimiza yon vermeliyiz. Kendimizi kendi yuregimizde defetmeliyiz. Onun zihnimize kazidigi aliskanliklari reddetmeli, baskaldirmali ve ozgurlugumuzu kazanmaliyiz. Onu yasamimizdan sonsuza kadar atmaliyiz.

Bu arayisimiz bir zafer ile sonuclanacaktir. Napoleon'un soyledigi "zafer iradedir" sozu bu yolda destek olacak kilici hatirlatmakta; Eflatun'un "insanin kendi kendisi fethetmesi, zaferlerin en buyugudur" sozu de yontemi ortaya koymaktadir.

Toplumsal bir mucadelenin kendinizi tanimakla basladigina olan inanci gerektirdigini hatirladigimizda bu savasin ordusunun sizinle yanyana mucadele eden dostlarla olabilecegini unutmamak gerekir. Kendisini daha iyi taniyarak degisim mucadelesine katilmaya gayret eden bu insanlardan olusan toplulugu genisletmek hepimizin ortak gorevidir. Burda anlatilanlari en yakin dostlariniz ile paylasarak boyle bir mucadele oldugunu mujdelemek, katilmadiklarinizi ifade ederek dusunce paylasimini derinlestirmek yine bu toplulugu olusturan bizlerin odevidir.

Belki de son sozu Mevlana'ya birakarak yasam kalitesi, ozgurluk, degisim, yeniden dogus, arinma ve baskaldirma kavramlarini incelemeye gayret ettigimiz yazimizi sonlandirmaliyiz.

"Dunyada herseyi unutabilirsin; bir tek sey disinda: neden varsin bu dunyada? Kendini ucuza satma, cunku ederin pek yuksektir senin"

"Ya gorundugun gibi ol ya oldugun gibi gorun" sozunde oldugu gibi degisimden bahsediyorsan irade kilicini yureginin derinliklerine kadar sapla, ya da oldugun gibi gorun degisimden soz etme!



http://www.ekonometri.com.tr/kategori.php?link=devam&grup=16&kat_id=15&sayfa_id =95

SiMeReNya Çevrimdışı   Alıntı ile Cevapla
 
Alt 20-02-2008, 22:30   #2 (permalink)
cyrano
Hırslı 2de1'ci
 
cyrano - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Kayıt: 16.01.2008
Mesajlar: 962
İtibar Gücü: 7


Ya gorundugun gibi ol ya oldugun gibi gorun" sozunde oldugu gibi degisimden bahsediyorsan irade kilicini yureginin derinliklerine kadar sapla, ya da oldugun gibi gorun degisimden soz etme!


bu sözden başlarsak yani aslında yazının artık yuh dedirtecek yerine baktığımızda mevlana (alyı çizili mavi renkte vurguladığım) bunu demek istemiyor. değişmek istyorsan kılıcı derinlerine sapla yada değişimden söz etme. çok ustaca çarpıtılmış bir söz. bunun altında mana aramaya gerek yoktuk. burada içinde ne varsa onu göster yada dışında ne varsa içindende onu görelim. burda tezat yok ikiside aynı şeyi ifade ediyor. aslında anlatılmak istenen aynı şey. burada bir felsefi öğreti de yok öğüt var burda.

yaşam kalitesi sözüne geldiğimiz zaman bunu dış dünyayla bağlantılarımızı kopararak, sadece tüketimle bu işi yapamayız. yazının özünde kendini dış dünya ile bağlarını kopar, sıkıntıları, olumsuzlukları görme, varsa da bunları bir takım ruhani tavsiyelerle kurtul.
yaşam kalitesini klasik nlp yöntemleriyle yükseltemezsiniz. nlp size sadece nasıl yapmanız gerektiğini söyler neyi yapmanız gerektiğini değil. yukarıda reklamı yapılan yaşam kalitesini yükseltin, baş kaldırın, mutlu olun falan filan bence hepsi hikayedir. paranızı cebinizden almaya çalışıyorlar. ağdalı laflarla, cafcaflı sözlerle kzuu gibi bu kadar basit.
yaşam kalitenizi yükseltmek mi istiyorsunuz?
bir kere psikolojinizi düzeltin, komplexlerinizden arının, bilgiye açık olun, hiç bir şeyi bilmeyin sadece öğrenci olun,toleranslı olun, alçakgönüllü olun, çok kitap okuyun ( yalnız çok bilmek komplex yapar. mütevaziliği elden bırakmayın) çevreyi analiz edin, insanları rahatsız etmeden inceleyin. yukarıda bahsettiği gibi kendi içinize değilde dışarıya açık olun. kesinlikle işiniz olsun, sosyal olun, hayattan korkmayın.

yazıda sivil yoplumlardan bahsederken vakıfları örnek vermiş. vakıflar osmanlı zamanında devlet tarafından krulmuştur. o sivil toplum örgütleri zamanla yayılmış kürt teali cemiyeti gibi birçok devlet aleyhine kurulmuş sivil toplum örgütleri yabancılar tarafından desteklenmiş ve sonunda devletin çöküşüne biraz da onlar katkı sağlamıştır. örnek verilen vakıf şimdiki çocuk esirgeme kurumu veya darüleceze gibidir. fakirlere yiyecek, giyecek, barınma yeri sağlayan bir örgüttür.

dünyaya bir bakın avrupayı inceleyin, amerikayı;
avrupa biriktirmiş ve sürekli çalışmıştır. teknolojide ilerideyseler çalışarak yapmıştır bunu. hatta herkes duymuştur ingiltere madenlerde çocukları çalıştırmış ve bunun için günümüzde kınanmış. (tabi bu sanayi devriminden önce)
kendinizi asla dış dünyadan koparmayınız, entegre olunuz çünkü birliktelikten güç çıkar. biz çevremizdeki insanları beğensekte beğenmesekte onlarla aynı havayı solumaya mecburuz. bilgili toplumlar asla ayrı ayrı yaşamazlar.
eskiye bakınız:
medeniyetin gelişmesine dikkat ettiğiniz zaman kabileler ilk önce kent devlet yada şehir devletleri kurmuşlar ve yaşamı pratik hale getirirken, teknolojik ilerlemelerde hep sosyal yaşamdan yada iç içe yaşamdan geliştiğini görüyoruz.
cyrano Çevrimdışı   Alıntı ile Cevapla
 
 
Cevapla


Konuyu Toplam 1 Üye okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir)
 
Seçenekler
Stil

Yetkileriniz
You may not post new threads
You may not post replies
You may not post attachments
You may not edit your posts

BB code is Açık
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-KodlarıKapalı
Trackbacks are Açık
Pingbacks are Açık
Refbacks are Açık


Benzer Konular
Konu Konuyu Başlatan Kategori Cevaplar Son Mesaj
İstanbul'un yaşam kalitesi 104. sırada Kr㣠Son Dakika Haberleri 0 06-09-2007 05:30
Karda Yasam... Gecem Fotoğrafçılık ve Resimler 10 14-06-2007 16:03
Sendikaya kadın eli değecek Haberci Son Dakika Haberleri 0 21-01-2007 10:00
Her Kare Bir Yasam.. NewYorkeR Fotoğrafçılık ve Resimler 8 02-12-2006 03:42
---:::::::::::USB ile yasam::::::::::--- swindler Fotoğrafçılık ve Resimler 10 22-05-2006 23:39





1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 24 25 26 27 28 29 30 31 32 33 34 35 36 37 38 39 40 41 42 43 44 45 46 47 48 49 50 51 52 53 54 55 56 57 58 59 60 61 62 63 64 65 66 67 68 69 70 71 72 73 74 75 76 77 78 79 80 81 82 83 84 85 86 87 88 89 90 91 92 93 94 95 96 97 98 99 100 101 102 103 104 105 106 107 108 109 110 111 112 113 114 115 116 117 118 119 120 121 122 123 124 125 126 127 128 129 130 131 132 133 134 135 136 137 138 139 140 141 142 143 144 145 146 147 148 149 150 151 152 153 154 155 156 157 158 159 160 161 162 163 164 165 166 167 168 169 170 171 172 173 174 175 176 177 178 179 180 181 182 183 184 185 186 187 188 189 190 191 192 193 194 195 196 197 198 199 200 201 202 203 204 205 206 207 208 209 210 211 212 213 214 215 216 217 218 219 220 221 222 223 224 225 226 227 228 229 230 231 232 233 234 235 236 237 238 239 240 241 242 243 244 245 246 247 248 249 250 251 252 253 254 255 256 257 258 259 260 261 262 263 264 265 266 267 268 269 270 271 272 273 274 275 276 277 278 279 280 281 282 283 284 285 286 287 288 289 290 291 292 293 294 295 296 297 298 299 300 301 302 303 304 305 306 307 308 309 310 311 312 313 314 315 316 317 318 319 320 321 322 323 324 325 326 327 328 329 330 331 332 333 334 335 336 337 338 339 340 341 342 343 344 345 346 347 348 349 350 351 352 353 354 355 356 357 358 359 360 361 362 363 364 365 366 367 368 369 370 371 372 373 374 375 376 377 378 379 380 381 382 383 384 385 386 387 388 389 390 391 392 393 394 395 396 397 398 399 400 401 402 403 404 405 406 407 408 409 410 411 412 413 414 415 416 417 418 419 420 421 422 423 424 425 426 427 428 429 430 431 432 433 434 435 436 437 438 439 440 441 442 443 444 445 446 447 448 449 450 451 452 453 454 455 456 457 458 459 460 461 462 463 464 465 466 467 468 469 470 471 472 473 474 475 476 477 478 479 480 481 482 483 484 485 486 487 488 489 490 491 492 493 494 495 496 497 498 499 500 501 502 503 504 505 506 507 508 509 510 511 512 513 514 515 516 517 518 519 520 521 522 523 524 525 526 527 528 529 530 531 532 533 534 535 536 537 538 539 540 541 542 543 544 545 546 547 548 549 550 551 552 553 554 555 556 557 558 559 560 561 562 563 564 565 566 567 568 569 570 571 572 573 574 575 576 577 578 579 580 581 582 583 584 585 586 587 588 589 590 591 592 593 594 595 596 597 598 599 600 601 602 603 604 605 606 607 608 609 610 611 612 613 614 615 616 617 618 619 620 621 622 623 624 625 626 627 628 629 630 631 632 633 634 635 636 637 638 639 640 641 642 643 644 645 646 647 648 649 650 651 652 653 654 655 656 657 658 659 660 661 662 663 664 665 666 667 668 669 670 671 672 673 674 675 676 677 678 679 680 681 682 683 684 685 686 687 688 689 690 691 692 693 694 695 696 697 698 699 700 701 702 703 704 705 706 707 708 709 710 711 712 713 714 715 716 717 718 719 720 721 722 723 724 725 726 727 728 729 730 731 732 733 734 735 736 737 738 739 740 741 742 743 744 745 746 747 748 749 750 751 752 753 754 755 756 757 758 759 760 761 762 763 764 765 766 767 768 769 770 771 772 773 774 775 776 777 778 779 780 781 782 783 784 785 786 787 788 789 790 791 792 793 794 795 796 797 798 799 800 801 802 803 804 805 806 807 808 809 810 811 812 813 814 815 816 817 818 819 820 821 822 823 824 825 826 827 828 829 830 831 832 833 834 835 836 837 838 839 840 841 842 843 844 845 846 847