#1 (permalink)
09-02-2008, 19:58
|
Sevimli 2de1'ci Dark BLack
Kayıt: 02.01.2008 Mesajlar: 42 Rep gücü: 0 Rep derecesi:  | MaqLup Prens  | |  | | | Adına ne denir bilmiyorum. Ya da sen ne demek istersin , bilmiyorum...
Bişeyler var bir yerlerde, birileri var. Bu şehir her akşam kocaman geliyor gözüme...
Her gece büyüdükçe biraz daha kabuğumu sever oldum, büyüyorum biliyorum...
Bir arkadaşım vardı benim yaşlarımda, anlamını tanımlamaya çalışıyorduk bunun...
Büyümek olgunlaşmak demekti ve olgunlaşmak içinde acı çekmek gerekmiş...
Bir zaman var biliyormusun, her gece beni esir alan. Öyle arada bir yerde bir boşluk, ışıkları sevmiyor ve kalabalıkları da. Bütün mutluluklarıma rağmen ben o zamanın esiriyim her akşam...
Uzunca susuyorum ve yazıyorum. Dilim çokta özgür değildir benim. Öylesi cümleler birden çıkış izni almıyor dudaklarımdan. Bişey var ya beni engelliyen, bundandır yazmalarım.
Belkide bundaki özgürlüğü sevmemden...
Anlar vardır, sadece susmak istersin. Çünkü bilirsin ne söylesen boş kalır. Suya yazılan yazı gibi, daha okunmadan silinir aklından. Sadece aklında bir kalıba sığdırmaya çalışırsın. Hiç bir tanıma uymaz, bütün gerçeklere aykırıdır...
Bir yanını çevirip mutluluğa dair bişey bulmak istersin, sonunu bilmediğin bir arayışta...
Belkide hiç bir zaman aslının olmadığı bir mutluluk...
Bir vakitler geçtiğini bile bilmeden ve öylesini bilirken , hangi mutluluk tamamlar yerini.
Hangisi doldurabilir bu kapanmaz boşluk uçurumu...
Şimdi her yer aynı , her yüz aynı ve her zaman aynı. Zaman denilen o şey varya ikiye çarpılmış şekliyle yaşanıyor bazen. Hızına senin bile yetişemediğin bir süratle...
Sonra bir film gibi geçiyor gözlerinden. Oturup bir film gibi izliyorsun, ama sonu mutlu bitmiyor. Ve biliyormusun, tekrarı da yok. İnsan ne zaman hayattan vazgeçer dersin...
Uzunca susmak istiyorum sadece...
Filmin hep son perdesi canlanıyor nedense gözünde insanın. Başlangıcını neden hiç düşünmeden çekiyoruz, ortaları öle seyirlik zamanlar. Neden sonunu bu kadar itinayla hazırlıyoruz? İnsan ne zaman ölür biliyormusun, hayattan vazgeçtiği zaman. Gelecek ne olur diye düşünmüyorum ne kadar kötü bişey bu, ne sunulursa onu yemek misali...
Bütün mevsimler aynı, pekte fark etmiyor. Bunu bugün fark ettim, bütün çiçekler aynı geldiği zaman...
Zaman bir süreç benim için sadece geçmesini bekliyorum, umarım kısadır bu zaman...
Bir yığın cümle var, harfler bazen eksik kalır. Korku geliyor aklıma, sözleri öylesine söylemiş gibi gözükmekten korktuğumdan. Çünkü biliyorum içinde olmanın ne derece tad verdiğini. Tadını bilmediğim bir yaşanmışlık karşında susmak geliyor işte...
Gözümde sadece kareleri oluşuyor, filmin karakterleri var ama sadece izliyorsun...
Buruk bir hüzün kalıyor üzerinde uzunca dalıyorsun sonra…
Biliyormusun isterdim geçecek demeyi, bir yerde umut var demeyi, bekle demeyi. Yada ne biliyim, diyemediğimden sustum. Cevaplarım sözlerime yetmedi. Ne dersem boş kalacak, içi dolmayacak biliyorum...
Bütün bunları söylemiş olmak, söylemedim inan...
Düşündüm çokça ve birazda durdum. Ben olmaktan vazgeçtim, gülüyorum sahtesine çala çala sakladığım yere kadar gözlerimi bişeylerden...
Bir ülkem var benim kimsenin ayak basmadığı. Hiç bir haritada bulunmayan, sadece benim ve bana ait. Bakıyorum öylesine, maviyi özledim, gökyüzünü.
Gelgitler var biraz şu sıra, siyahla siyah arasında bir yerlerde. Yine bişeyler kaybettim bugünden, her gün biraz daha soğutturuyor kendini...
Bu aralar acı olan ne varsa buluyorum tek tek, bir kaç mutluluk benzeri bişey hala umudu öldürmeyen. Belkide o da gitti bilmiyorum .....
Varlığını hiç bilmediğim bir ülkeden kovuldum aslında, hayal ülkesinin mağlup prensi...
Bilmem, vazgeçmek lazım belkide bişeylerden... | |  | |  | |
| |