Şehid Sadrazam - Herşeyde biraz 2de1


Herşeyde biraz 2de1 » Genel » Osmanlı Devleti » Şehid Sadrazam

Osmanlı Devleti 3 Kıtaya hakim olan ceddimiz osmanlı imparatorluğuna ait olan tüm paylaşımlar buraya..

Cevapla
 
LinkBack Seçenekler Stil
  #1 (permalink) Alt 09-08-2007, 01:29
Kendini aşan 2de1'ci
 
goldengirl - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)

ღBad-ı sabahღ
 
Kayıt: 21.04.2006
Yaş: 24
Mesajlar: 3.724
Rep gücü: 35
Rep derecesi: goldengirl Oy Oy Oy Tutabilene Aşkolsungoldengirl Oy Oy Oy Tutabilene Aşkolsungoldengirl Oy Oy Oy Tutabilene Aşkolsungoldengirl Oy Oy Oy Tutabilene Aşkolsungoldengirl Oy Oy Oy Tutabilene Aşkolsungoldengirl Oy Oy Oy Tutabilene Aşkolsungoldengirl Oy Oy Oy Tutabilene Aşkolsungoldengirl Oy Oy Oy Tutabilene Aşkolsungoldengirl Oy Oy Oy Tutabilene Aşkolsungoldengirl Oy Oy Oy Tutabilene Aşkolsungoldengirl Oy Oy Oy Tutabilene Aşkolsun

Şehid Sadrazam

 
Osmanlı Devleti'nin en ihtişamlı devirleri yaşanıyordu. Ülkenin başında yabancıların "muhteşem" dedikleri Kanunî Sultan Süleyman; âlimlerin başında, bir deha olan Ebu's-Suud Efendi; mimarların başında, taşın dilinden anlayan Koca Sinan; donanmanın başında Barbaros Hayrettin Paşa vardı. Devlet böyle bir kadro tarafından yönetiliyordu. Ülkede huzur ve mutluluk hakimdi. Çünkü bu ülkenin insanlarının devletle ve birbirleriyle kavgaları yoktu. Mal sevdası kalbleri bozmamış, herkes başkalarının iyiliğini düşünür olmuştu. Fakirlere yardım etmek için insanlar âdeta birbirleriyle yarışıyordu. Zenginler çevreye camiler, imaretler, medreseler inşa ettiriyor, sahipsiz hayvanların bakımı için bile vakıflar kuruluyordu.

Enderun'da; dil, din ve millet ayırımı gözetmeksizin her ailenin çocuğuna en iyi eğitim verilmeye çalışılıyor, zeki olanlar liyakatlarına göre ülkenin en yüksek okullarına girebiliyordu. Bu gayeyle de, ülkenin dört bir yanında imtihanlar düzenleniyor, zeki gençler devşirilerek, ileride yönetim kademelerinde vazifeli, büyük devlet adamı olmaları için yetiştiriliyordu. Bu ülkede yükselmenin ve bir yerlere gelmenin hiçbir engeli yoktu. İşte bu sebepledir ki, yabancı milletler bile Osmanlı topraklarında yaşayan insanlara imreniyor, bu adalet ve huzuru arzuluyordu.

Yabancı uyruklu bir aile için, çocuklarının Osmanlı hükümetince devşirilerek okutulması kadar önemli bir şey yoktu. Çünkü böyle bir durumda çocuklarının geleceği garanti altına alınmış oluyor, o yükseldikçe kendileri de itibar kazanıyordu.
Yavuz Sultan Selim'in saltanatının son yıllarında Balkanlar'dan devşirilen bir grup çocuk Edirne'ye getirildi. Bunların arasında Bosna'nın Sokoloviç Kasabası'ndan küçük bir çocuk da bulunmaktaydı. Zekâsı ile hemen dikkatleri çeken bu çocuk, kısa sürede herkesin takdirini kazanmış ve kendisiyle özel ilgilenilmeye başlanmıştı. İlmî mevzularda eğitilen bu gence, askerî eğitim de veriliyordu. Bir süre sonra kitabî eğitimini tamamlamış ve uygulama görmesi için orduya verilmişti. Burada kısa zamanda kendisini gösteren gence her geçen ay farklı görevler veriliyordu. Bir süre sonra donanmaya alındı.
Devir Kanunî Sultan Süleyman devriydi. Osmanlı Devleti, karalarda olduğu kadar denizlerde de hakimiyetini sürdürüyordu. Barbaros Hayrettin Paşa, Preveze Deniz Zaferi ile Akdeniz'i bir Türk gölü haline getirmiş, Kızıldeniz üzerinden Uzakdoğu'ya deniz seferleri düzenlenmeye başlanmıştı. İşte bir süre sonra bu güçlü donanmanın başına Sokullu Mehmet Paşa, Kaptan-ı Derya olarak getirildi.

Burada da birçok başarıya imza atan Sokullu, yönetim kabiliyeti ve politik kişiliği sayesinde Rumeli Beylerbeyliği'ne getirildi. Artık Padişah ve Divan-ı Hümâyun'dan sonra Anadolu Beylerbeyi ile ülkeyi yöneten iki kişiden biri haline gelmişti. Sık sık Budin'e gidiyor, oradan Avrupa'daki hareketleri izliyordu. Zaman zaman da İstanbul'a geliyor, padişah ve Divan-ı Hümayun'a gelişmeleri bildiriyordu. Onun anlattıklarına göre kararlar alınıyor, ordunun sefer tarihleri ve sefere çıkılacak yerler belirleniyordu.
Sokullu, vefakâr bir insandı. Ekmeğini yediği yeri katiyen unutmaz, kendisinin de oralara iyiliği dokunsun isterdi. Bu sebepledir ki, İstanbul ile Edirne arasındaki yolculuklarında konakladığı Lüleburgaz'a; vefa borcu olarak bir külliye yaptırmayı arzulamış ve bu konuda Mimar Sinan'dan yardım istemişti. Mimar Sinan, Sokullu Mehmet Paşa'nın arzusu üzerine küçük bir kasaba olan Lüleburgaz'a dev bir hayır kurumu inşa etmişti. Sokullu Mehmet Paşa'nın hayır kurumları bununla sınırlı değildi. Onun sadece İstanbul'da iki camisi, birçok çarşısı, aşhanesi vardı. Eline geçen para ile birilerine yardım etmek, hem Sokullu'nun hem de o dönem insanlarının kendilerine vazife bildikleri bir şeydi.
Sokullu'nun hanımı, İkinci Selim'in kızı İsmihan Sultan'dı. Kanunî Sultan Süleyman, Sokullu Mehmet Paşa'yı çok sevdiğinden, torunu İsmihan Sultan ile evlendirerek ve bu zeki devlet adamını kendisi de akraba yapmıştı.

Bir süre sonra Kanunî Sultan Süleyman Sokullu Mehmet Paşa'yı, Osmanlı Devleti'nin ikinci adamı yapmaya karar verdi. Yani Sokullu bundan böyle Kanunî'nin sadrazamı olacaktı. Bu, gösterişli olması yanında, sorumlulukları da ağır olan bir görevdi. Üç kıtaya yayılmış devletin topraklarındaki insanların meselesi artık, Sokullu Mehmet Paşa'yı bekliyordu. Ama o, vazifesinin bilincinde bir kişi olarak uzun yıllar bu vazifeyi hakkıyla yapacak; ordunun başında sefere çıkmaktan, divanı yönetmeye, halka hitap etmekten, gemilerle denizlere açılmaya kadar ne kadar görev varsa, hiç birinden kaçmayacaktı.
Kanunî Sultan Süleyman gibi büyük bir insan ile devamlı seferlere çıkan Sadrazam Sokullu Mehmet Paşa, bu büyük padişahı on yedinci seferinde Zigatvar Kalesi'ni kuşattıkları günlerde çadırda kaybeder. Bu durumu, kale fethedilince ve İkinci Selim'in gelişine kadar ordudan saklar. Eğer Kanuni'nin öldüğünü duyursaydı, ordu kuşatmayı bırakacak ve buralara kadar gelmeleri anlamsızlaşacaktı.

Sokullu gibi güçlü bir idarecinin devletin başında olması, Kanunî Sultan Süleyman sonrasında tahta geçen oğlu İkinci Selim'i de bir hayli rahatlatmıştı. 8 yıllık saltanatı boyunca o devlet işlerinden hep emin olmuştu.

İkinci Selim sonrasında tahta bu kez Kanunî'nin büyük torunu Üçüncü Murat geçecekti. Devletin başında yine dirayetli yönetimi ile yabancı devletleri dize getiren Sokullu Mehmet Paşa vardı. O, büyük projelerin adamıydı. Zorluklardan yılmıyor, düşmanları ile arasına dağlar girse onları aşmak için, deniz gibi nehirleri birleştirmeye çalışıyordu.
Ama artık yaşlanmıştı. Çevresindekilere gençliğindeki kadar kolay söz dinletemez olmuştu. Halk büyüklüğünü kabul ediyor; ama ülke kademesinde yükselmeye çalışan bazı ihtiraslı kişiler, onun varlığını kendilerine bir engel olarak görmeye başlamışlardı. Her zaman iyi insanların yanında kötüler de bulunmuştur. Sokullu Mehmet Paşa'nın ömrü de, kötülerle mücadele etmekle geçmişti.

Sokullu Mehmet Paşa uzun bir süredir At Meydanı'nındaki konağında oturmaktaydı. Burası hem İstanbul'un kalbiydi, hem de Topkapı Sarayı'na oldukça yakındı. Burada yaşayan kişinin mutluluklarından birisi, okunan o muhteşem ezanları dinledikten sonra Ayasofya'da namaz kılmaktı. Sokullu da bunu sık sık yapıyordu.
Sokullu dindâr bir kişiydi. Namazlarını hiç aksatmadığı gibi, nafile ibadetler de ederdi. Hemen her gece teheccüd namazına kalkar, sonra da Kur'an-ı Kerim okurdu. Arkasından yardımcısı bir tarih kitabı okur, Sokullu da sessizce onu dinlerdi. Çünkü tarih öğrenmeye büyük önem verirdi.

Bu gecelerden birinde, yine teheccüde kalkmış ve sonrasında da Kur'an-ı Kerim okumuştu. Az sonra yardımcısı eline bir tarih kitabı aldı ve yavaşça okumaya başladı. Okunan kıssa Osmanlı Devleti'nin üçüncü padişahı olan Birinci Murat'ın hayatı idi. Sultan Murat, daha kuruluş aşamasındaki Osmanlı Devleti'ni boğmak isteyenlere karşı Kosova Savaşı'nda büyük kahramanlıklar göstermiş, savaş bitiminde meydanını gezerken kendisinden su isteyen bir Sırp askeri tarafından hançerlenerek şehit edilmişti. Kıssa sona erdiğinde odada bir süre sessizlik oldu. Çünkü Sokullu Mehmet Paşa ağlıyordu. Birinci Murat'ın şahadetine gıpta ile bakmıştı. Gözü yaşlı haliyle ellerini gökyüzüne kaldıran Sokullu Mehmet Paşa, dua dua yalvarmaya başladı. Merhametlilerin En Merhametlisi’nden bir dileği oldu. Birinci Murat gibi güzel bir ölüm ile ölmek istiyordu.

Az sonra İstanbul'un dört bir yanından sabah ezanları okunmaya başladı. Sokullu Mehmet Paşa ezanları dinledi. Yerinden doğrulup yardımcısının yardımı ile abdestini tazeledi. Ayasofya'ya gitmek için evinden dışarıya çıktı. O gün çok işi vardı; Divan'ı toplayacak, devletin dirlik ve düzeni için kararlar alacaktı.
Osmanlı yönetiminde sadrazamlar bugünkü Bakanlar Kurulu'nun bir benzeri olan Divan-ı Hümayun'un başkanlığını yaparlar ve haftanın belli günleri Divan üyelerini toplayarak devlet işlerini görüşürlerdi. Bu toplantılar Topkapı Sarayı'nın Kubbealtı denen yerinde yapılabildiği gibi, Sadrazam'ın arzusuna göre kendi konağında da yapılabiliyordu. Sokullu Mehmet Paşa da bazen Divan'ı kendi konağında toplardı. O gün de öyle yaptı. Ulaklarını, o günkü toplantının kendi konağında olduğunu bildirmeleri için Divan üyelerine gönderdi. Divan-ı Hümayun'un Kubbealtı vezirleri, Kaptan-ı Derya, Defterdar, Nişancı vb. üyeleri, öğleden sonra Sokullu'nun konağında toplanmaya başladılar. Herkes tamam olduğunda Sokullu söze başladı. Devlet dünyanın belki en güçlü devleti idi; ama problemler dünya üzerinden ne zaman eksik olmuştu ki. Yine bir sürü gaile vardı etraflarında. Birkaç saat geçmişti. Divan toplantısına bir mola vermek gerekiyordu. Zihinler biraz dinlenecek, sonrasında kalındığı yerden devam edilecekti.

Bu sıralarda At Meydanı'nda üzerinden bir adam sallana sallana, Sokullu'nun konağına yaklaşmaktaydı. Yoldaki çocukların sataştığı bu kişi bir meczuptu. Çevresindekilere garip hareketler yaparak ilerleyen meczup, Sokullu'nun konağına geldiğinde içeriye girmek istedi. Kapıdaki nöbetçiler onu durdurdu. Ama aralarından biri olaya müdahale ederek, Sokullu'nun bu deli konusunda tenbihte bulunduğunu, bu kişi ne zaman gelirse içeri girebileceğini söyledi. Nöbetçiler bu meczubun içeri girmesine izin verdi. Adam yolu biliyordu. Merdivenlerden çıkıp baş odaya ilerledi. Konakta kendisini tanıyan uşaklar da, bir şey demedi. Çünkü o, her zaman Sadrazam’ın hatırlı konuğuydu. Nasıl olsa, az sonra sadakasını alıp çıkacaktı. Sokullu ve Divan üyelerinin oturduğu odanın kapısı yarı açıktı. Meczup kapının eşiğinde durdu. İçeriye buyur edilmesini bekler gibi bir hali vardı. Sokullu Mehmet Paşa meczubunu görünce gülümsedi: "Gel bakalım koca deli, kaç gündür nerelerdeydin, aç mısın açıkta mısın, nerelerde yatarsın?" dedi. Sonra elini kemerine atıp ve meşin bir kese çıkardı. Keseden birkaç gümüş akçe alıyordu ki, meczup beklenmedik bir şey yaptı. Belinden çektiği kısa saplı bir hançeri Sokullu Mehmet Paşa'nın böğrüne sapladı. Odadaki herkes donakalmıştı. Güvenlik görevlileri hemen meczuba müdahale etti; ama iş işten geçmişti. Sokullu kan kaybediyordu. O haliyle bile çevresindekilere sakin olmaları gerektiğini öğütlüyor, delinin bunu bilmeden yaptığını söylüyordu. Yanındakiler sadrazamın bu sakin tavrından bir şey anlayamadılar; ama o, bu hadisenin dün gece yaptığı ihlaslı duanın bir neticesi olduğunu anlamıştı. Evet bu büyük insan, Kosova Savaşı'nda milletinin selâmeti adına hançerlenerek şehit edilen Birinci Murat Han gibi şehit oluyordu. Şehit olurken şaşıyordu. Bir gece önce yaptığı duayı Yüce Rabb'i ne kadar da çabuk kabul etmişti. Gözlerini bu fani dünyaya kapattığında, yüzünde öbür âlemin güzelliklerini taşıyan bir tebessüm kalmıştı. Belki de, bu son anında, onu ötelere davet etmek için gelenlerin arasında Birinci Murat Han da bulunmaktaydı.
goldengirl Çevrimdışı   Alıntı ile Cevapla
  #2 (permalink) Alt 09-08-2007, 10:29
.:.:. ѕση σѕмαηı .:.:.
 
KaaN - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)

·«¤°Black Eagle°¤»·
 
Kayıt: 18.06.2007
Yaş: 27
Mesajlar: 4.289
Rep gücü: 33
Rep derecesi: KaaN Oy Oy Oy Tutabilene AşkolsunKaaN Oy Oy Oy Tutabilene AşkolsunKaaN Oy Oy Oy Tutabilene AşkolsunKaaN Oy Oy Oy Tutabilene AşkolsunKaaN Oy Oy Oy Tutabilene AşkolsunKaaN Oy Oy Oy Tutabilene AşkolsunKaaN Oy Oy Oy Tutabilene AşkolsunKaaN Oy Oy Oy Tutabilene AşkolsunKaaN Oy Oy Oy Tutabilene AşkolsunKaaN Oy Oy Oy Tutabilene AşkolsunKaaN Oy Oy Oy Tutabilene Aşkolsun

 
Allah rahmet eylesin
ruhu şad olsun
paylaşım için teşekkürler
KaaN Çevrimdışı   Alıntı ile Cevapla
  #3 (permalink) Alt 10-08-2007, 18:23
Kendini aşan 2de1'ci
 
goldengirl - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)

ღBad-ı sabahღ
 
Kayıt: 21.04.2006
Yaş: 24
Mesajlar: 3.724
Rep gücü: 35
Rep derecesi: goldengirl Oy Oy Oy Tutabilene Aşkolsungoldengirl Oy Oy Oy Tutabilene Aşkolsungoldengirl Oy Oy Oy Tutabilene Aşkolsungoldengirl Oy Oy Oy Tutabilene Aşkolsungoldengirl Oy Oy Oy Tutabilene Aşkolsungoldengirl Oy Oy Oy Tutabilene Aşkolsungoldengirl Oy Oy Oy Tutabilene Aşkolsungoldengirl Oy Oy Oy Tutabilene Aşkolsungoldengirl Oy Oy Oy Tutabilene Aşkolsungoldengirl Oy Oy Oy Tutabilene Aşkolsungoldengirl Oy Oy Oy Tutabilene Aşkolsun

 
Amin...Yattıkları yer nur olsun saol ziyaretin için...
goldengirl Çevrimdışı   Alıntı ile Cevapla
Cevapla


Konuyu Toplam 1 Üye okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir)
 
Seçenekler
Stil

Yetkileriniz
You may not post new threads
You may not post replies
You may not post attachments
You may not edit your posts

BB code is Açık
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-KodlarıKapalı
Trackbacks are Açık
Pingbacks are Açık
Refbacks are Açık

Benzer Konular
Konu Konuyu Başlatan Kategori Cevaplar Son Mesaj
Emir Tahir Batayev Şehid Oldu ventuRe Dünyadan haberler 0 23-03-2007 04:17


Bütün Zaman Ayarları WEZ +4 olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 03:10 .

Powered by vBulletin Copyright ©2000 - 2008, Jelsoft Enterprises Ltd.
SEO by vBSEO

Sitemiz bir forum sitesi olduğu için kullanıcılar her türlü görüşlerini önceden onay olmadan anında siteye yazabilmektedir, bu yazılardan dolayı doğabilecek her türlü sorumluluk yazan kullanıcılara aittir.
Herhangi bir konuda (şikayet, eleştiri, öneri, vb.) bizimle iletişime geçmek için tıklayın.

1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 24 25 26 27 28 29 30 31 32 33 34 35 36 37 38 39 40 41 42 43 44 45 46 47 48 49 50 51 52 53 54 55 56 57 58 59 60 61 62 63 64 65 66 67 68 69 70 71 72 73 74 75 76 77 78 79 80 81 82 83 84 85 86 87 88 89 90 91 92 93 94 95 96 97 98 99 100 101 102 103 104 105 106 107 108 109 110 111 112 113 114 115 116 117 118 119 120 121 122 123 124 125 126 127 128 129 130 131 132 133 134 135 136 137 138 139 140 141 142 143 144 145 146 147 148 149 150 151 152 153 154 155 156 157 158 159 160 161 162 163 164 165 166 167 168 169 170 171 172 173 174 175 176 177 178 179 180 181 182 183 184 185 186 187 188 189 190 191 192 193 194 195 196 197 198 199 200 201 202 203 204 205 206 207 208 209 210 211 212 213 214 215 216 217 218 219 220 221 222 223 224 225 226 227 228 229 230 231 232 233 234 235 236 237 238 239 240 241 242 243 244 245 246 247 248 249 250 251 252 253 254 255 256 257 258 259 260 261 262 263 264 265 266 267 268 269 270 271 272 273 274 275 276 277 278 279 280 281 282 283 284 285 286 287 288 289 290 291 292 293 294 295 296 297 298 299 300 301 302 303 304 305 306 307 308 309 310 311 312 313 314 315 316 317 318 319 320 321 322 323 324 325 326 327 328 329 330 331 332 333 334 335 336 337 338 339 340 341 342 343 344 345 346 347 348 349 350 351 352 353 354 355 356 357 358 359 360 361 362 363 364 365 366 367 368 369 370 371 372 373 374 375 376 377 378 379 380 381 382 383 384 385 386 387 388 389 390 391 392 393 394 395 396 397 398 399 400 401 402 403 404 405 406 407 408 409 410 411 412 413 414 415 416 417 418 419 420 421 422 423 424 425 426 427 428 429 430 431 432 433 434 435 436 437 438 439 440 441 442 443 444 445 446 447 448 449 450 451 452 453 454 455 456 457 458 459 460 461 462 463 464 465 466 467 468 469 470 471 472 473 474 475 476 477 478 479 480 481 482 483 484 485 486 487 488 489 490 491 492 493 494 495 496 497 498 499 500 501 502 503 504 505 506 507 508 509 510 511 512 513 514 515 516 517 518 519 520 521 522 523 524 525 526 527 528 529 530 531 532 533 534 535 536 537 538 539 540 541 542 543 544 545 546 547 548 549 550 551 552 553 554 555 556 557 558 559 560 561 562 563 564 565 566 567 568 569 570 571 572 573 574 575 576 577 578 579 580 581 582 583 584 585 586 587 588 589 590 591 592 593 594 595 596 597 598 599 600 601 602 603 604 605 606 607 608 609 610 611 612 613 614 615 616 617 618 619 620 621 622 623 624 625 626 627 628 629 630 631 632 633 634 635 636 637 638 639 640 641 642 643 644 645 646 647 648 649 650 651 652 653 654 655 656 657 658 659 660 661 662 663 664 665 666 667 668 669 670 671 672 673 674 675 676 677 678 679 680 681 682 683 684 685 686 687 688 689 690 691 692 693 694 695 696 697 698 699 700 701 702 703 704 705 706 707 708 709 710 711 712 713 714 715 716 717 718 719 720 721 722 723 724 725 726 727 728 729 730 731 732 733 734 735 736 737 738 739 740 741 742 743 744 745 746 747 748 749 750 751 752 753 754 755 756 757 758 759 760 761 762 763 764 765 766 767 768 769 770 771 772 773 774 775 776 777 778 779 780 781 782 783 784 785 786 787 788