Osmanlı Kayıkları - Herşeyde biraz 2de1


Herşeyde biraz 2de1 » Genel » Osmanlı Devleti » Osmanlı Kayıkları

Osmanlı Devleti 3 Kıtaya hakim olan ceddimiz osmanlı imparatorluğuna ait olan tüm paylaşımlar buraya..

Cevapla
 
LinkBack Seçenekler Stil
  #1 (permalink) Alt 03-08-2007, 11:19
αşк - ı кıуαмєт
 
FoRuM_MeLeGi - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)

DiKKaT !!! MeLeK WaR :))
 
Kayıt: 22.05.2007
Yaş: 24
Mesajlar: 4.809
Rep gücü: 24
Rep derecesi: FoRuM_MeLeGi Bir Hareketlilik Söz Konusu SanırımFoRuM_MeLeGi Bir Hareketlilik Söz Konusu SanırımFoRuM_MeLeGi Bir Hareketlilik Söz Konusu SanırımFoRuM_MeLeGi Bir Hareketlilik Söz Konusu SanırımFoRuM_MeLeGi Bir Hareketlilik Söz Konusu SanırımFoRuM_MeLeGi Bir Hareketlilik Söz Konusu SanırımFoRuM_MeLeGi Bir Hareketlilik Söz Konusu Sanırım

Thumbs down Osmanlı Kayıkları

 
Ulaşım kayıkları

İstanbul kayıkları ölçüleri, şekilleri ve tezyinatları itibarile diğer Akdeniz teknelerinden ayrı bir hususiyet taşırlardı. Kayıklar Haliç ve Boğaziçi güzelliklerini seyredebilecek bir endazede yapılmışlardı. Süslerini nakışlar ve oymalar teşkil ederdi. Renkleri Türk kırmızısı, yeşil son devirlerde beyaz ve vernik sürülmüş tahtadan açık, koyu sarı idi. Vernikli piyadelerin kenarlarına 1-2 sıra koyu lacivert, mor, siyah, yeşil veya som yaldızdan şeritler çekilirdi.

Kayıklar gördükleri hizmetlere göre kırlangıç, preme, Pazar kayığı, piyade, mumhane sandalı, ateş kayığı, yangın kayığı, alet kayığı, safra kayığı, mezbele kayığı gibi isimler alıyordu.

Saray ve devlet ricaline aid kayıklar tersanede yapılırdı. Bu resmi vasıtalar makama mahsustu ve binilmeyen günlerde kayıkhanelerde dururdu. Paşaların kayıkları, yalılarının kayıkhanelerine çekilirdi.

Her sene yeniden yapılan veya tamirlerden geçirilen kayıklar devlet bütçesine büyük bir yük teşkil ediyordu. İnşaaları en ala kumaşlardan tefrişleri, Nakkaşhanede elvan boyalarla yapılan yaldızları pahalıya mal olurdu.

O devirlerde İstanbulda kayıkçılık mühim bir sanattı. Piyadelere ince endazeyi veren ustalar, maharetli nakkaşlar, yaldızcılar ve kürekçiler vardı.

En muhteşem kayıklar saraya aid olanlardı. Bunlar padişaha, valide sultana, hükümdar mahiyetindekilere ve harem takımına mahsus muhtelif büyüklükte teknelerdi.

Devlet ve ilmiye ricalininde rütbelerine, sınıflarına göre ayrı ayrı kürek adedinde kayıkları olurdu. İki çifte, üç çifte, dört çifte, beş çiftelere binmek bir teşrifat meselesiydi.

Padişahlar köşklü saltanat kayıklarına, ya da köşksüz yedi, beş, dört çiftelere binerlerdi. Bunlardan bazılarına tebdil kayığı denir ve bunlara binildiği vakit merasim yapılmazdı.

Bilhassa donanmaya giderken (filikalara süvar) olurlardı. Filikaların kürekleri bahriye neferlerinden seçilirdi. Bunlar ayrı bir kıyafet taşırlardı.

Padişahların deniz seferlerine iştirakte bindikleri teknelere (baştarde) derlerdi. 15. Asırda bu kadırgalar Sultan Beyazıd köşkü yanındakitersanede yapılırdı. 1585 senesine kadar padişahların burada binmelerine mahsus yaptırdıkları teknelere (yeşil kadırga) ismi verilmişti.

Bu kadırgaların bilhassa oturulan köşkü çok müzeyyen olurdu. Devrin en usta sanatkarları bu kayık tahtının tezyininde çalışırlardı.

18. asırda kayık köşklerinin direkleri ve baş tarafındaki kartallar gümüşten yapılırken 19. Asırda altın yaldızlı tahtadan imal edilmeye başlanmıştı.

II. Mahmud 1832 yılında kayıkların şeklinde değişiklik yaptırmış ve bugün muhafaza edilen şekil ve endazedeki kayıklar tipinde tekneler inşa ettirmişti.

19. asırda Osmanlı hükümdarlarının saltanat kayıkları 13 çifte köşklü ve kuşluydu. Valide sultanların kayıklarıda muhteşemdi. Köşklü ve köşksüz kayıkları mevcuttu.

Sarayda haremin en nüfuzlu kadın siması olan ve büyük bir rütbe sahibi bulunan hazinedar ustaya(devletlu, ismetlu) denilir ve kendilerine bir beş veya iki de üç çifte kayık tahsis edilirdi.

Padişah kızları ve kadınlarıda beşer çifte kayığa binerlerdi. Şehzadelerin beşer, dörder çifte kayıkları olur, mahiyetindekilere mahsus kayıklarda bulunurdu.

Abdülmecid ve Abdülaziz devirlerinde şehzadelerin müteaddid çifte kayıkları, kikleri ve filikaları vardı. Sultan aziz, veliaht murad efendiye süreyya vapurunu ihsan etmişti. Şehzadeler arasında yalnız veliaht bu vapurla gezintiler yapardı.

Saray kadınlarının bindiği kayıklar kırlangıç adını alırdı. Bunlar hafif yelkenli ve seri yollu teknelerdi.

1823 senesinde padişahın Hazinedar Ağasının 11 oturak sandalı ve yedi çifte piyadesi vardı. Baş mirahur yedi çifteye, ikinci mirahur beş çifteye binerlerdi. Çuhadar ağa ile Bebablar büyük kethudasınada yedişer çifte kayıklar tahsis olunmuştu.

Darüsseade ağalarının bir beş ve üç tanede üç çifte kayıkları mevcuttu. Kaptan paşalar kara kancabaş, yeşil kancabaş denilen yedi çifte kayıklara süvar olurlardı. Karadeniz boğazı Nazırı Devletlülere mahsus teknelere (kabanarin) denilir ve bunlar beş çifte kürekle çekilirdi.

Donanmada bugünkü motorların, eski istimbotların yerinde filikalar vardı. 1795`te tersanede bulunan frenk mimarlar, kaptan paşaya kendi tarzlarında yeni bir filika inşa etmişler ve bu tekne çok beğenilmişti.

Bu vasıtalarda bahriye erleri büyük bir maharetle kürek çekerlerdi. Bu intizam ticaret gemileri filikalarında görülmez. Muntazam kürek çekmeleri için daima emirler çıkarılırdı.

Kayık sandal tipleri zamanla değişiyor, bu teknelere yeni ilaveler yapılıyordu. 1873`de dağıstanlı Yusuf efendi çarhlı bir kayık inşa etmiş ve bunun köprüler arasında işlemeisne müsaade istemişti.

Sonraları makinalı kayıklar bir hayli ilerledi. 1881`de sünger avcılığında bu tip kayıklar kullanılmaya başladı. O tarihlerde devlet sünger ve balık avcıları hakkında tedbirler alıyordu. Bilhassa marmarada ecnebilerin (pranga denilen yirmibeşer tonilatoluk güverteli kayıklarla ve yelken açarak) dolaşıp balık tutmaları men ediliyordu.

Kayıkların, filikaların kürekçileride devir devir muhtelif elbiseler giyerlerdi. 1795`de tersanedki bu kayıkçılara eskisi gibi (siyah aba, beyaz aba, beyaz keçe) veriliyordu.

19. asrın ikinci yarısında saray kayıkçıları kışları çuha şalvar, perdahlı galoş, çuha setre, balıkesir abasından başlıklı yağmurluk ve yazları patiskadan şalvar, kolları geniş bürümcek gömlek, kırmızı, kahverengi veya mavi sırmalı cepken giyerlerdi.

Pazar kayıkları

İstanbulun fethinden bir müddet sonra şehirle, sahil köyleri arasında mutazam kayık seferleri tesis edilmiş ve bu seferler hakkında muhtelif devirlerde nizamlar konulmuştu.

1677 senesinde Marmara, Haliç ve Boğaziçinde 17 kayıkçı iskelesi vardı. Bu iskelelere bağlı kayıkların mecmuu 1458 adetti.

Haliç ve Boğaziçindeki kayıkçıların Türk olmasına mukabil Kumkapı, Yenikapı, Samatya gibi iskelelere bağlı kayıkçıların çoğunu Rumlar teşkil ediyordu.

İstanbul kayıkçıları her sene 110 nefer kürekçi verirlerdi. Bu kürekçileri, kayıkçıların kethüdası, yiğitbaşıları ve ihtiyarları seçerdi. İstanbul sularında hususi binek vasıtası olan piyade ve sandallardan sonra halkı taşıyan ve eşya nakleden kayıklar muhtelif isimler alırlardı. Pazar kayıkları, mumhane sandalları, at kayığı, ateş kayığı, mavna, çektirme, preme ve kuritalardır.

17. asırda İstanbul kıyıları arasındaki münakale premelerle yapılıyordu. Premeler iki, dört ve altı kürekli olurlardı. Yelkende kullanılırdı.

Genç kadınların erkeklerle premelere binmemeleri hususunda da premeciler kethüdasına (şer-i şerife mualif taze avratlar levend tayfasile premeye girip gezmekten hazer edesen) diye hüküm gönderiliyordu.

İstanbulun toplu insan deniz vasıtaları Pazar kayıkları oldu. İskeleler arasında insan ve eşya nakleden kayıkların herbiri 50-60 kişi taşırdı. Ve günde birer ikişer nöbet sefer yaparlardı.

Pazar kayıkları üç, dört çifte olur, her küreği ayakta olmak üzere bir adam çekerdi. Bazı şahıslar, iskelelere Pazar kayıkları vakfederlerdi. Boğaziçi iskelelerinden bir çoğunda bu şekilde vakfedilmiş Pazar kayıkları çalışırdı.

Kavak iskelesinde sultan Mecid`in Yeniköyde Çavuş zade Elhaç Mustafa Efendinin, Beykozda Cezayirli Ahmed Paşanın, Bebekte Şeyhülislam Çelebi zade İsmail Asım Efendinin, Kanlıcadan İskender Paşanın vakfettikleri Pazar kayıkları vardı. Boğaziçinin Mirgün, Beylerbeyi, Kuzguncuk, Üsküdar, Beşiktaş, Ortaköy, Arnavutköy, İskelelerinde I. Abdulhamidin vakfından pazar kayıkları çalışırdı.

1806 senesinde I. Abdulhamid vakfından olan 10 Pazar kayığının inşasına 28 bin 591, 5 kuruş sarfedilmişti.

Pazar kayıkları içlerinde oturmak için birer kilim bulunur ve yolcuların su içmelerine mahsus maşrapalar bulunurdu. Pazar kayıkları için ayrıca köylerde kayıkhaneler ve iskeleler yapılırdı.

1826 senesinde Üsküdarda büyük iskele ve Balaban iskelelerinde 3, Ortaköyde 2, İstavrozda, Hasköyde, Balatta birer Pazar kayığı çalışıyordu. Diğer iskelelerinde kalabalığına göre muhtelif adette kayıkları vardı.

1841 senesinde bir Pazar kayığı ayda 300 kuruş kadar irat getirir ve bütün takım ile beraber 12000 kuruşa satılabilirdi. Halkı ve eşyasını taşıyan bu kayıklarda saray içinde yapılır. Saray mızıkası,göçlerde bazı eşya ve hassa atları bu kayıklarla taşınırdı.

Boğaziçinde sert havalarda bazı Pazar kayığı kazalaırna tesadüf edilirdi. 1843 tarihli bir gazete böyle bir kazayı haber vermektedir: (fırtınalı geçen Perşembe günü Beykozdan İstanbula müşteri ile dolu bir Pazar kayığı, gelirken fırtına sebebile Sarayburnu açığında su fıçıları ile yüklü olan bir kayığa çatıp Pazar kayığı içindeki 3 hatunun suya düştüğü zatı şahane tarafından görülmüş ve derhal tahlis kayığı gidip çıkarmış ve Saray-ı Mülükaneye götürülüp hamama vas ve herbirine birer takım libas ve atiyeler ihsan edilmişti.)

Boğaziçi ile Haliçte işlemek üzere Evkaf Nezaretinin muhtelif iskelelerde yaptırdığı Pazar kayıkları çoğalınca bunların idaresi 1837 senesinde Evkafta 750 kuruş maaşla bir kayıkçılar kitabetine bağlanmış ve 10 yerdede kayıkçılar kethüdası kurulmuştu.

Şirket-i Hayriyenin tesisinden sonra da Pazar kayıkları faaliyetine devam etmişti. Vapurlardan daha ucuza insan ve eşya taşıyan bu kayıklara fakir halkın rabeti eksilmemişti.

(o zamanlar Boğaziçinin her köyünde bulunan Pazar kayıkları fakir ahalinin işine yaradığından köyün o vakitki tabirile eşrafının himayeleri altında olmasıda Boğaziçi ananelerinden biriydi. Mehtabı tertib eden kimsenin saz takımı için kendi bulunduğu köydeki Pazar kayığını kiralamasıda bu anane iktizasındandı


Saltanat kayıkları

İstanbulun fethinden sonra Boğaziçi ve Marmara sularında Osmanlı hükümdarlarının bindikleri tenezzüh teknelerine (saltanat kayığı) denilmişti. Deniz yoluile sefere çıkan hükümdarlar büyük denizlere dayanıklı ve diğer donanma gemilerinden süslü baştardelere rakip olurlardı.

Gemi inşa sanatımızın pek muvaffakiyetli örneği olan saltanat kayıklarında güzellik ve ihtişam en sade bir üslupla ifade edilmişti. Köşklü, kuşlu gibi isimlerler anılan saltanat kayıklarına muhtelif boyda olanları vardı. 13 çifte kürekle hareket ederler 31-32 metre uzunluğunda, 2, 35 metre genişliğinde ve 3, 10 metre yüksekliğinde inşa edilirdi.

Saltanat kayıklarının kıç tarafında hükümdarların oturmasına mahsus köşk bulunur, başları uzun ya da kıvrık olurdu. Kıç ve baş tezyinatını üzerleri altın yaldızlı oymalar teşkil ederdi. Baş taraflarında tahtadan yahud gümüşten yapılmış kartallar ve deniz kuşları bulunurdu. Kayıklara çekilen fenerlerde gümüşten mamüldü.

16. asrın ilk yarısında akyıklara yapılan köşkler teknenin kıçından biraz daha başa doğru orta kıt`ada bulunur. baş tarafla kıç arasında uzun ve yayvan bir şekilde inşa olunuyordu. Bu tip köşklerin pencerelerle kapalı olduğu görülmektedir.

Kıç tarafa doğru ve daha küçük olanlar yüksek bulunmaktadır. Bunların sadece üstleri örtülüdür. Yanları açık olup üst kenarlarına tenteler konulmuştur. Köşkün üstüne ve köşelerine filandiralar çekilmiştir. Bu kayıklar çift yelkenlidir. Kapalı köşklü olanları yelkenle beraber baş taraflarında üç çifte kürekleri bulunmaktadır. 16. Asrın sonlarında ve 17. Asırda kayık köşklerinin tezyinatı göz alıcı bir güzelliğe erişmiş, altın, gümüş, bağa, sedef ve kıymetli taşlar kullanılmıştır.

1585 yılında İstanbulu ziyaret eden İngiliz seyyah John Sanderson, padişahın kayığını şöyle anlatmaktadır: (bu kayıklar çok süslü ve görülmeye değerdi. Kıç, baştan başa fildişi abanoz denizaygırı dişindendir. Seksen tane seçme kürekçisi vardır. Her kürekte ikşer kişi bulunur. kürekçiler hep beyaz mintan ve kırmızı serpuş giyerlerdi. Padişahın yanına aldığı vükelası müstesna, maiyetindeki dilsizlerler cüceler daima başka bir kayıkta takip ederler)

III. Murad zamanında saltanat kayıklarının köşkleri çini ile tezyin olunuyordu. Padişahın iznik kadısına göderdiği fermanda (...hala hassai hümayunum için müceddeden bina olunmak fermanım olan kayığın kıçı zeyn olunmak için İznikte 2300 kıta çini piruze renk küre lazım ve mühimdir...)

Evliya çelebi hünkar saltanat kayığını tarif ederken (kızıltegaç kayığının kıçında cevahir kubbe altında mücevher taht üzerinde sade cura, zurna ve çifte nara faslı ederek Haliçin tarafeynde olan kat kat yalıları bağ ve bahçeleri, tersaneleri temaşa ederek giderlerdi...) demektedir.

Geçen asırda saltanat kayıklarının tezyinatında avrupa tesirleri görülmeye başlanmıştı. II. Mahmudun ve haleflerinin kayıklarının köşkleri altın yaldızlarla süslü direkler üzerinde tutturulmuş zarif kubbeler halinde yapılırdı. Direklerin arasına ipekli kumaştan perdeler asılır, sedir bulunan köşk içine sonradan kanepeler konuldu.

19. asırda memleketimizde bulunmuş Amerikan elçisi, İstanbul kayıklarına hayran olmuş ve Osmanlı hükümdarlarının saltanat kayıklarile, Venedik doçlarının saltanat kayıklarını, Kleopatrayı Nil üstünde gezdiren süslü tekneyi mukayese ederek, üstünlüğü bizim kayıklarımıza vermişti.

(...Selimlerin, Muradların ve Mehmedlerin boğazı geçişlerindeki şahane hal hiçbir saltanat kadırgasında yoktu. Padişahın kayığı bir yaldız ve parıltı kütlesiydi. Güneşte büsbütün ışıldıyordu. Edalı iniş çıkışlarile suya vuran nefis pırıltıları adeta ruhlandırılmış şairane bir varlık halindeydi.)

Osmanlı hükümdarları, saltanay kayıklarile İstanbul sularında merasimle tenezzühe çıkarlardı. III. Selim zamanında İstanbulda bulunan bir yabancı sanatkar, hükümdarın saltanat kayığı ile boğaziçine çıkışını şöyle nakletmektedir...sandalye namında altı büyük sandal mevkibi hümayuna yol açar, bunlara 150`ye varan hademerl biner, sağ ve solunda giden iki sadalada haseki ağalar rakip olurlar. Ellerinde tuttukları değneklerle vasıtalara emirler verirler.

Hademerlin sandallarından sonra (sarık sandalya) denilenbir sandal gelirki buna (destanı hümayunu) nakle memur olan kimse biner, sarık sandalyanın arkasında altı kayık yürür. Bu kayıkların herbirinde (mabeyinci) bulunur.

Padişaha mahsus olan kayıklar iki tanedir. İkisindede üç fenerli, som gümüşten parmaklıklarla çevrilmiş dört sütun üzerine oturtulmuş bir köşk vardır. Bu köşkler, uçları gayet mükellef sırma işlemeli ve ince, halis incilerle süslü fistonlardan müteşekkil saçaklı kırmızı çuhadan yapılmıştır.

Padişah bu kayıklardan birinde oturmuş, görünür. Köşkün haricinde bostancıbaşı bulunurki, dümen tutar. Köşkün içerisi som gümüşten biş parmaklıkla bölünmüştür burayı huzrda olan üç zat işgal ederler.

Hünkar kayığında bostancıların teşkil ettikleri iki sıradan her birinin ortasında iki (başçuhadar) bulunur, bunlardan biri bir iskemle tutarlarki, padişah karaya çıkışında ata binmek için buna basar. İkinci hünkar kayığıda fevkalade müzeyyendir. Baş ve kıçlarından tefrik olunur. Bu kayıkta padişahın kılıcın nakle memur olan silahtarağa bulunur. padişah dönüşünde arkadan gelen bu kayığa biner. Karadan denize her intikalinde kayık değiştirir.

Kafileye dahil olan diğer kayıklara harem ağaları binerler,bunların başında kızlarağası bulunur. ağa kayıkta gurur ve rehavetle yaslanarak oturur.

Padişahın geçtiğini kızkulesinden atılan toplar ilan eyler,bu geçiş esnasında kulenin zemininde bostancılar dizilerek ve iki kat iğilerek hükümdarı selamlar...)

Hükümdarların kayıkları, tersanede inşa edilir, Sarayburnu kayıkhanesinde Dolmabahçede muhafaza edilirdi.

Hükümdarların köşklü saltanat kayıklarından madaa muhtelif kürek adedinde piyadeleri filikalarıda olurdu.

Bu kayıklardan köşksüz olanlarında yaz günleri üstü al canfes şemsiye kullanılırdı. Sultanların, saray kadınlarının, saray mensublarınında rütbelerine göre kürek adetleri bulunan piyadeleri bulunurdu.

Bugün deniz müzemizde gerek inşa tarzları, gerek devirleri ve taşıdıkları tarihi hatıralar bakımından dünyanın en güzel ve enteresan kayıkları mevcut bulunmaktadır.

Üzeri fildişi, bağa, gümüş, sedef tezyinatlı muhteşem köşk ile saltanat kadırgası dünyanın en muhteşem teknesidir. 19. Asırda Osmanlı hükümdarları köşklü saltanat kayıklarile, muhtelif tipteki piyadeleriyle deniz müzemiz dünyanın en zengin kayık koleksiyonuna maliktir.
FoRuM_MeLeGi Çevrimdışı   Alıntı ile Cevapla
  #2 (permalink) Alt 03-08-2007, 11:27
.:.:. ѕση σѕмαηı .:.:.
 
KaaN - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)

·«¤°Black Eagle°¤»·
 
Kayıt: 18.06.2007
Yaş: 27
Mesajlar: 4.289
Rep gücü: 33
Rep derecesi: KaaN Oy Oy Oy Tutabilene AşkolsunKaaN Oy Oy Oy Tutabilene AşkolsunKaaN Oy Oy Oy Tutabilene AşkolsunKaaN Oy Oy Oy Tutabilene AşkolsunKaaN Oy Oy Oy Tutabilene AşkolsunKaaN Oy Oy Oy Tutabilene AşkolsunKaaN Oy Oy Oy Tutabilene AşkolsunKaaN Oy Oy Oy Tutabilene AşkolsunKaaN Oy Oy Oy Tutabilene AşkolsunKaaN Oy Oy Oy Tutabilene AşkolsunKaaN Oy Oy Oy Tutabilene Aşkolsun

 
paylaşımın için teşekkürler
KaaN Çevrimdışı   Alıntı ile Cevapla
Cevapla


Konuyu Toplam 1 Üye okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir)
 
Seçenekler
Stil

Yetkileriniz
You may not post new threads
You may not post replies
You may not post attachments
You may not edit your posts

BB code is Açık
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-KodlarıKapalı
Trackbacks are Açık
Pingbacks are Açık
Refbacks are Açık

Benzer Konular
Konu Konuyu Başlatan Kategori Cevaplar Son Mesaj
Osmanlı MSN (: aquamarine Resimler ve Karikatürler 17 22-02-2008 18:46
Osmanlı Hak Yermiydi? goldengirl Osmanlı Devleti 3 11-01-2008 03:07
Osmanlı Tarihi : A'dan Z'ye Herşeyi İle Osmanlı Devletiii... adLer Türkiye Hakkında - Genel - 82 18-08-2007 21:14
osmanlı tokadı..:D:D TH3_Metallıca Komik Videolar 2 19-05-2007 20:02
Kayıkları alabora olan 2 astsubay kayboldu Haberci Son Dakika Haberleri 0 18-04-2007 12:00


Bütün Zaman Ayarları WEZ +4 olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 03:07 .

Powered by vBulletin Copyright ©2000 - 2008, Jelsoft Enterprises Ltd.
SEO by vBSEO

Sitemiz bir forum sitesi olduğu için kullanıcılar her türlü görüşlerini önceden onay olmadan anında siteye yazabilmektedir, bu yazılardan dolayı doğabilecek her türlü sorumluluk yazan kullanıcılara aittir.
Herhangi bir konuda (şikayet, eleştiri, öneri, vb.) bizimle iletişime geçmek için tıklayın.

1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 24 25 26 27 28 29 30 31 32 33 34 35 36 37 38 39 40 41 42 43 44 45 46 47 48 49 50 51 52 53 54 55 56 57 58 59 60 61 62 63 64 65 66 67 68 69 70 71 72 73 74 75 76 77 78 79 80 81 82 83 84 85 86 87 88 89 90 91 92 93 94 95 96 97 98 99 100 101 102 103 104 105 106 107 108 109 110 111 112 113 114 115 116 117 118 119 120 121 122 123 124 125 126 127 128 129 130 131 132 133 134 135 136 137 138 139 140 141 142 143 144 145 146 147 148 149 150 151 152 153 154 155 156 157 158 159 160 161 162 163 164 165 166 167 168 169 170 171 172 173 174 175 176 177 178 179 180 181 182 183 184 185 186 187 188 189 190 191 192 193 194 195 196 197 198 199 200 201 202 203 204 205 206 207 208 209 210 211 212 213 214 215 216 217 218 219 220 221 222 223 224 225 226 227 228 229 230 231 232 233 234 235 236 237 238 239 240 241 242 243 244 245 246 247 248 249 250 251 252 253 254 255 256 257 258 259 260 261 262 263 264 265 266 267 268 269 270 271 272 273 274 275 276 277 278 279 280 281 282 283 284 285 286 287 288 289 290 291 292 293 294 295 296 297 298 299 300 301 302 303 304 305 306 307 308 309 310 311 312 313 314 315 316 317 318 319 320 321 322 323 324 325 326 327 328 329 330 331 332 333 334 335 336 337 338 339 340 341 342 343 344 345 346 347 348 349 350 351 352 353 354 355 356 357 358 359 360 361 362 363 364 365 366 367 368 369 370 371 372 373 374 375 376 377 378 379 380 381 382 383 384 385 386 387 388 389 390 391 392 393 394 395 396 397 398 399 400 401 402 403 404 405 406 407 408 409 410 411 412 413 414 415 416 417 418 419 420 421 422 423 424 425 426 427 428 429 430 431 432 433 434 435 436 437 438 439 440 441 442 443 444 445 446 447 448 449 450 451 452 453 454 455 456 457 458 459 460 461 462 463 464 465 466 467 468 469 470 471 472 473 474 475 476 477 478 479 480 481 482 483 484 485 486 487 488 489 490 491 492 493 494 495 496 497 498 499 500 501 502 503 504 505 506 507 508 509 510 511 512 513 514 515 516 517 518 519 520 521 522 523 524 525 526 527 528 529 530 531 532 533 534 535 536 537 538 539 540 541 542 543 544 545 546 547 548 549 550 551 552 553 554 555 556 557 558 559 560 561 562 563 564 565 566 567 568 569 570 571 572 573 574 575 576 577 578 579 580 581 582 583 584 585 586 587 588 589 590 591 592 593 594 595 596 597 598 599 600 601 602 603 604 605 606 607 608 609 610 611 612 613 614 615 616 617 618 619 620 621 622 623 624 625 626 627 628 629 630 631 632 633 634 635 636 637 638 639 640 641 642 643 644 645 646 647 648 649 650 651 652 653 654 655 656 657 658 659 660 661 662 663 664 665 666 667 668 669 670 671 672 673 674 675 676 677 678 679 680 681 682 683 684 685 686 687 688 689 690 691 692 693 694 695 696 697 698 699 700 701 702 703 704 705 706 707 708 709 710 711 712 713 714 715 716 717 718 719 720 721 722 723 724 725 726 727 728 729 730 731 732 733 734 735 736 737 738 739 740 741 742 743 744 745 746 747 748 749 750 751 752 753 754 755 756 757 758 759 760 761 762 763 764 765 766 767 768 769 770 771 772 773 774 775 776 777 778 779 780 781 782 783 784 785 786 787 788