ÜYE GİRİŞİ

HIZLI ARAMA


Osmanlı Devleti 3 Kıtaya hakim olan ceddimiz osmanlı imparatorluğuna ait olan tüm paylaşımlar buraya..

Cevapla
Alt 31-07-2007, 08:56   #1 (permalink)
KaaN
.:.:. ѕση σѕмαηı .:.:.
 
KaaN - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
·«¤°Black Eagle°¤»·
Kayıt: 18.06.2007
Yaş: 27
Mesajlar: 4.379
İtibar Gücü: 51


Osmanlı'da Çay Tarımı

Çay Türkiye’de ağaç olarak yaklaşık 100 seneden fazla bir zamandır bulunmaktadır. Tarım ve ziraat olarak ülkemizde yayılması 1930’ların sonralarına denk gelse bile yerli üretilen bitki olma macerası itibariyle bir asırdır topraklarımızda yetişmektedir diyebiliriz. Daha önceleri dışardan getirtilirdi.

1889 yılında Japonya’ya gönderilen ve dönüş yolunda batan Ertuğrul Firkateyn’inden öncesine rastlayan bir dönemde Japonya’dan getirtilen çay tohumları ile Bursa’da ilk çay denemesi yapılmıştır.

Osmanlı Arşivi’nde bulunan milyonlarca belgeden bir kaç tanesini teşkil eden ve çayla ilgili erişilebilen ilk Arşiv Belgesi olan “II. Abdülhamit tarafından nümune çiftliklerinde çay bitkisinin yetiştirilmesi ve tarımının başlatılması için alt yapı çalışmalarının başlatılması emri” ile aynı buyruk doğrultusunda yapılan çalışmaların bir sonucunu teşkil eden ve rapor şeklinde padişahın bilgilerine Orman, Madenler ve Tarım Bakanı tarafından arz olunan ilk Osmanlıca “Çay Tarifnamesi” bu yazımızın konusunu teşkil etmektedir.

Aslında, en eski tarihli Osmanlıca belge, Orman, Madenler ve Tarım Bakanı Selim Paşa tarafından bakanlığının bütçesi ve gelir gider durumu ile ilgili geniş bilgileri verdiği yazısına bir ek olarak saraya sunduğu ve içerisinde, “padişahımızın buyrukları doğrultusunda Bursa’dan iki sepet derununda getirtilen çay fidanlarının saraya takdim edildiği ve bunların hemen dikilmesi icab ettiğinin” ilave olunduğu 13.05.1894 tarihli belgedir. Ancak bu tarihten önce var olduğu bu yazıdan anlaşılan padişah buyruğuna ulaşamadık. En üst düzeyde ve tarihi bir seyir içerisinde çay tarımı ile ilgili olarak bize metodolojik ve kronolojik ilk ve geniş bilgileri veren belge ise bundan 4.5 ay sonrasının tarihini taşıyan aşağıdaki belgedir. Lakin bu belge çay tarımı tabirinin geçtiği en eski tarihli belge olması özelliğini şimdilik muhafaza etmektedir. İleriki zamanlarda daha eski tarihli ve daha fazla belgeye ulaşmayı ve bunları paylaşmayı umuyorum.

II. Abdülhamit’in Orman, Madenler ve Tarım Bakanı Selim Paşa, kendi imzasıyla, 06.10.1894 tarihli ve 250 sayılı ve Sadrazama, yani Başvezire, bugünkü anlamıyla Başbakana yazdığı yazısında şunlardan bahsetmektedir:
“Bu hakir ve zayıf kulunuzun arzı şudur ki,

Çay bitkisi, besleyici ve iyileştirici özellikleri olduğu için ticaret pazarında ehemmiyetli bir konuma sahiptir. Bundan dolayı Osmanlı topraklarında da yetiştirilmesi ve tarımının yaygınlaştırılması hususlarına teşebbüs edilmesi padişahımızın buyruklarına bağlıdır.

Ülkemizin çeşitli yerlerinde bulunan nümûne çiftlik ve tarlalarında daha önceleri hazırlanmış olan birer dönümlük arazilerde deneme amaçlı olarak ekilmesi ve yetiştirilmesi için Japonya’ya yeterli sayıda tohum ve fidan sipariş edilmiştir.

Trabzon, Maraş, İzmit ve Bursa civarlarında kendiliğinden yetiştiği haber verilen bir tür çay bitkisi de vardır. Bunun da fidanlarından yeteri kadar örnekler alınıp nümune çiftlik ve tarlalarına dikilecektir.

Aynı şekilde Halkalı Ziraat Mektebi’nde meyvesiz ağaç fidanlığı meydana getirilecektir. Bunun için Trabzon, Maraş, İzmit ve Bursa’da bulunan meyvesiz ağaç ve çay fidanlarını getirmek üzere bu konularda özel bilgilere sahip olan Kızıltoprak Amerika Asma Fidanlığı Müteahhidi Mösyö Ekriln’in gönderilmesi kararlaştırılmıştır.

Gerek Trabzon ve Maraş’tan ve gerek İzmit ve Bursa’dan getirilecek fidanların yalnız nakliye masrafıyla Mösyö Ekriln’in masraflarının karşılanması gerekmektedir. Japonya’dan gelecek olan çay fidan ve tohumlarının ücretlerinin ne kadar olacağını şu anda kestirmek mümkün değildir. Bunlar için tahminen on beşbin kuruşun Ziraat İşleri için Ziraat Bankası’ndan 1894 senesi bütçesine mahsub ve “Yararlı Bitkiler Üretilmesi ve Ziraatının Yaygınlaştırılması Ödeneği” olarak dahil edilmesi icap etmektedir. Bu paranın Ziraat Bankası’ndan alınmış olan 150 bin kuruştan karşılanması, Ziraat Fen İşleri Başkanlığı’nın ifadesiyle makamınıza arzedilmiştir. Emir ve ferman padişahımız hazretlerinindir.”
Sadrazam yani başbakan ve aynı zamanda II. Abdülhamit’in yaveri olan Cevat Paşa, Selim Paşa’nın kendisine arzettiği bu konuyu hemen saraya, padiyaha iletmiştir. Cevat Paşa’nın çay tarımının Osmanlı ülkesinde yetiştirilmesi için padişahtan ferman ve buyruk istediği 19.10.1894 tarihli ve 1099 sayılı yazısı:

“Devletli Efendim Padişahım Hazretleri,

Osmanlı topraklarında da yetiştirilmesi ve ziraatinin yaygınlaştırılması için buyruğunuza ihtiyaç duyulan çay bitkisinin, nümûne çiftlik ve tarlalarında deneme amaçlı olarak üretilmesi için Japonya’ya yeterli sayıda tohum ve fidan sipariş edilmiştir.

Trabzon, Maraş, İzmit ve Bursa civarlarında kendiliğinden yetiştiği bildirilen bir tür çay fidanlarından da icab ettiği kadarının aynı çiftlik ve tarlalara dikilecektir. Halkalı Ziraat Mektebi’nde meyvesiz ağaç fidanlığı meydana getirilecektir.

Trabzon, Maraş, İzmit ve Bursa’da bulunan o türden ağaç ve çay fidanlarını getirmek için bu konuda özel bilgisi bulunan Kızıltoprak Amerika Asma Fidanlığı Müteahhidi Mösyö Ekriln’in gönderilmesi isabetli olacaktır. Mösyö Ekriln buralardaki fidanların çıkartılması ve nakliyesi işleriyle uğraşacaktır.

Gerekli masrafların karşılanması için ve Japonya’dan gelecek fidan ve tohumların bedellerinin ödenmesi için Ziraat İşleri için Ziraat Bankası’ndan 1894 senesine mahsuben ödenmesi içine Orman, Madenler ve Ziraat Bakanlığı’nın müsaade isteği ve konunun gerçekleşmesi için de ferman buyurmanız babında bu yazı makamınıza yazıldı efendim.”
Sadrazam Cevat Paşa’nın çay tarımı için istediği fermanın verildiğini II. Abdülhamit’in Başkatibi, Özel Kalemi Süreyya Bey’in 21.10.1894 tarihli yazısından anlıyoruz. Bu yazı ise aynı zamanda padişah iradesi, buyruğu anlamına geliyor. Osmanlı bürokrasisinde son zamanlarda, Bakanlıkların teşkilat olarak kurulduğu zamanlardan sonra padişahların fermanları veya buyrukları, emir talep edilen konunun bulunduğu Sadrazam yazısının altına Padişahın Başkatibi tarafından düşülen, “gereğince amel oluna” anlamına da gelen bir bürokratik dille ifade edilmeye başlanmıştır. Yapılan arza “uygundur” onayı ilave edilmiş ve amaç hasıl olmuştur. Bu tür belgelerin diplomatik karşılığı padişaha atfedilmek şartıyla “irade” ismiyle ifade edilmektedir.

Çayla ilgili gelişmeler sürmektedir. Ancak bu bitkinin yetiştirilmesinden önce ne olduğu, dünyanın nerelerinde yetiştiği, tarımının nasıl yapıldığı ve hakikaten Osmanlı topraklarında yetiştirilmesinde fayda olup olmadığının ortaya konulması gerekmektedir. Devletin tepesindeki iradenin izin vermesi ile yolu açılan çay tarımının Osmanlı Arşivi’nde bulunan ilk tarifnamesi aşağıdaki belgededir. Ancak bu tarifnameden önce Orman, Madenler ve Tarım Bakanı’nın padişaha bu yazıyı takdim ettiği bir üst yazısı vardır ki, çay tarımı ile ilgili olduğu kadar mısır tarımıyla da ilgili ipuçlarını bize vermektedir. II. Abdülhamit’e sunulan 23.04.1895 tarihli bilgi yazısında Selim Paşa durumu şöyle aktarmaktadır:
“Şefkatli efendim hazretleri,

Zatınızın halifeli sayesinde nümüne (örnek) çiftlik ve tarlalarında deneme amaçlı olarak ekilerek yetiştirilmek üzere Japonya’dan getirtilip bir miktarı önceki gün makamınıza arz olunan çay tohumunun nasıl ekileceği ve nasıl yetiştirileceğine dair kaleme alınan tarifname ekte takdim kılınmıştır. Çay yetiştirilmesi hakkında kaleme alınacak bir kitap da basılıp dağıtılıcaktır. Bu kitaptan bir tanesi de zat-i alilerine takdim edilecetir.

Bunun yanında, bir de elli günde yetişmekte olan küçük taneli mısır tohumundan bahsetmek istiyorum. Nümune çiftliklerinde yetiştirilen mısırlardan bir miktarı bu kez size takdim olundu. Bu tohum gerek sahillerde ve gerekse yüksek yerlerde pek güzel yetişmektedir. Oldukça da soğuğa dayanıklıdır. Kamışları fazla uzamayıp rüzgârın tesirinden de etkilenmemektedir. Ayrıca hayvanlar da bunu yemektedirler.

Geçen sene Trabzon’a gönderilen tohum örneği ekilip yetiştirilmiştir. Valilikçe bu konuda son derece olumlu görüşler bildirilmiştir. Mısır bitkisinin taneleri de oralar insanı tarafından bir gıda maddesi olacak özelliktedir. Kamışlarının da hayvanlara yem olması bu mısır tohumunun Trabzon’da tarımının yaygınlaştırılması çalışmalarına başlanmalıdır. Bu konuda ve her konuda emir ve ferman padişahımızındır.”













En Eski Tarihli Çay Raporu

Çayla ilgili risaleler ve kitaplar yazılmıştır. Ancak bunlar, Osmanlı topraklarında henüz yetiştirilmeyen, ithal yoluyla yurda giren daha çok uzakdoğu ülkeleri ile İran’dan getirtilen çaydan bahsetmektedirler. Daha açık bir ifadeyle kahvelerde, çay ocaklarında, yeni yeni ve yavaş yavaş da olsa girebildiği evlerde içilen çayla ilgilidir. Osmanlı topraklarında tarımı yapılacak bir bitki ve mahsül alınacak bir ürün olarak hiç ele alınmamıştır. Tarımı ile ilgili üst düzey girişim ve izinlerin verildiğini ve teşebbüslerin yapıldığını yukarıdaki satırlarda görmüştük. Bu teşebbüslerden yaklaşık bir yıl sonrasına tekabül eden bir zamanda kaleme alınan ve Selim Paşa’nın üst yazısıyla padişaha takdim olunan -şimdiye kadar ulaşılabilen- en eski tarihli Osmanlıca Çay Raporunu okuyalım:


Çay Fidanları Yetiştirilmesi Hakkında Tarifnamedir
“Çayın anayurda Çin ve Japonya’dır. 23’üncü 45’inci enlemler aralığında bulunan ılıman iklimlerde yetişir. Pek sıcak olmayan güneşten hoşlandığı gibi fazla sert ve sağuk olmayan kardan da etkilenmez. Yani Kamelya ağacının yetiştiği yerlerde pek güzel yetişir.

Çay, ovalarda, güney ve doğuya bakan dağ sırtlarında yetişir. Ve Çin’de mahsulâtın’ü dağlık araziler üzerinde elde edilir. Çay buralarda ayrı ayrı tarlalarda yetiştirilir. Japonya’da ise ekili tarlalarla ve nehirlerin kenarında çit gibi ekilir.

Çay için hafif ve orta derecede killi, verimli ve serin arazi tercih olunur. Fazlasıyla rutubetli ve serin topraklar asla yaramaz. Çay tohum veya çelik ile çoğaltılır.

Tohum ekilmesi: Toprak iyice hazırlandıktan sonra 30 cm derinliğinde ve genişliğinde çukurlara ekilir. Bu çukurlar yekdiğerinden 1.5 m. kadar aralıklı bulunan çizgiler üzerinde olmalı ve çukurlar da yekdiğerinden o kadar aralıklı açılmalıdır.

Her çukura 6’dan 10’a kadar tane atılarak üzerlerine iyi ve ince toprakla karışık gübre atılır. Çay tanelerinin muhafazası güç olduğundan o kadar taneden her çukurda ancak bir veya iki fidan yetişebilir ve bunlar da birlikte bırakılır.

Toprağı devamlı şekilde temizlemek lazım olduğu gibi ilk senede sulama ıslak tutulmasından kaçınmamalıdır.

Bazı defa tohumlar doğrudan doğruya tarlalara ekilmeyerek diğer ağaçlar gibi toprakları iyice hazırlanmış ve gübrelenmiş fidanlıklarda yastıklara ekilir. Sürekli olarak fidanların zararlı otların istilasından muhafazasına dikkat olunur. Şu kadar ki, bu otların ayıklandığı esnada genç fidanlara zarar vermemek için için son derece dikkat ve özen ile hareket olunmak lazımdır.

Fidanlıkta bu suretle yetiştirilen fidanlar tarlalara nakledilir ve ekilmek için tohumun ekilmesini takip edecek ikinci seneyi bekleyip, bu zaman fidanlar 0.26 metre kadar irtifa peyda ederler. Bu boyda olan fidanların ikisi veya üçü birlikte bir çukura dikilir.

Tohum ekimi zamanı Şubat’tan Nisan sonuna kadardır.

Yapraklar fidanın dördüncü senesinden başlayarak senede iki defa toplanır.
Çayın en nazik ve en güç işlemi, yaprakların kavurulması ve hazırlanmasıdır. Çay mahsulü ateş ile kavrulur. Ve bir takım işlemlerle hazırlanır ki, bunun yapılış şekli yayınlanacak olan çay risalesinde açıklanacaktır.

Çay ağacı Osmanlı topraklarının pek çok yerinde yetiştirilebilir. Çayın tabiatına uygun vilayetlerimiz ise, Erzurum, Sivas, Ankara, Bursa, Aydın, Adana, Halep, Suriye vilayetleriyle İstanbul civarlarıdır. Bu bitkinin buralarda yetiştirilmesi için çalışmalar yapılacaktır.

Avrupa’da çay ağacını yalnız süs bitkisi olarak ekerler. Ve şiddetli kış zamanlarında genç fidanların henüz pek yumuşak bulunan filizlerini donmaktan muhafaza için saman ile örterlerse de bunlar limonluğa nakli kolay olan sandık veya saksı içlerinde bulundurulursa daha iyi muhafaza olunurlar.”
KaaN Çevrimdışı   Alıntı ile Cevapla
 
 
Cevapla


Konuyu Toplam 1 Üye okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir)
 
Seçenekler
Stil

Yetkileriniz
You may not post new threads
You may not post replies
You may not post attachments
You may not edit your posts

BB code is Açık
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-KodlarıKapalı
Trackbacks are Açık
Pingbacks are Açık
Refbacks are Açık


Benzer Konular
Konu Konuyu Başlatan Kategori Cevaplar Son Mesaj
Osmanlı'da Ev Kültürü goldengirl Osmanlı Kültür ve Medeniyeti 0 19-08-2007 11:37
Osmanlı'da Felsefe KaaN Osmanlı Devleti 0 23-07-2007 14:54
Osmanlı'da Cepheler KãRdé£éN Osmanlı Devleti 5 22-07-2007 19:30
Osmanlı'da Ünvanlar KãRdé£éN Osmanlı Devleti 4 29-06-2007 22:44
Osmanlı'da Felsefe NİRVANA Üniversiteler 2 23-02-2007 00:28





1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 24 25 26 27 28 29 30 31 32 33 34 35 36 37 38 39 40 41 42 43 44 45 46 47 48 49 50 51 52 53 54 55 56 57 58 59 60 61 62 63 64 65 66 67 68 69 70 71 72 73 74 75 76 77 78 79 80 81 82 83 84 85 86 87 88 89 90 91 92 93 94 95 96 97 98 99 100 101 102 103 104 105 106 107 108 109 110 111 112 113 114 115 116 117 118 119 120 121 122 123 124 125 126 127 128 129 130 131 132 133 134 135 136 137 138 139 140 141 142 143 144 145 146 147 148 149 150 151 152 153 154 155 156 157 158 159 160 161 162 163 164 165 166 167 168 169 170 171 172 173 174 175 176 177 178 179 180 181 182 183 184 185 186 187 188 189 190 191 192 193 194 195 196 197 198 199 200 201 202 203 204 205 206 207 208 209 210 211 212 213 214 215 216 217 218 219 220 221 222 223 224 225 226 227 228 229 230 231 232 233 234 235 236 237 238 239 240 241 242 243 244 245 246 247 248 249 250 251 252 253 254 255 256 257 258 259 260 261 262 263 264 265 266 267 268 269 270 271 272 273 274 275 276 277 278 279 280 281 282 283 284 285 286 287 288 289 290 291 292 293 294 295 296 297 298 299 300 301 302 303 304 305 306 307 308 309 310 311 312 313 314 315 316 317 318 319 320 321 322 323 324 325 326 327 328 329 330 331 332 333 334 335 336 337 338 339 340 341 342 343 344 345 346 347 348 349 350 351 352 353 354 355 356 357 358 359 360 361 362 363 364 365 366 367 368 369 370 371 372 373 374 375 376 377 378 379 380 381 382 383 384 385 386 387 388 389 390 391 392 393 394 395 396 397 398 399 400 401 402 403 404 405 406 407 408 409 410 411 412 413 414 415 416 417 418 419 420 421 422 423 424 425 426 427 428 429 430 431 432 433 434 435 436 437 438 439 440 441 442 443 444 445 446 447 448 449 450 451 452 453 454 455 456 457 458 459 460 461 462 463 464 465 466 467 468 469 470 471 472 473 474 475 476 477 478 479 480 481 482 483 484 485 486 487 488 489 490 491 492 493 494 495 496 497 498 499 500 501 502 503 504 505 506 507 508 509 510 511 512 513 514 515 516 517 518 519 520 521 522 523 524 525 526 527 528 529 530 531 532 533 534 535 536 537 538 539 540 541 542 543 544 545 546 547 548 549 550 551 552 553 554 555 556 557 558 559 560 561 562 563 564 565 566 567 568 569 570 571 572 573 574 575 576 577 578 579 580 581 582 583 584 585 586 587 588 589 590 591 592 593 594 595 596 597 598 599 600 601 602 603 604 605 606 607 608 609 610 611 612 613 614 615 616 617 618 619 620 621 622 623 624 625 626 627 628 629 630 631 632 633 634 635 636 637 638 639 640 641 642 643 644 645 646 647 648 649 650 651 652 653 654 655 656 657 658 659 660 661 662 663 664 665 666 667 668 669 670 671 672 673 674 675 676 677 678 679 680 681 682 683 684 685 686 687 688 689 690 691 692 693 694 695 696 697 698 699 700 701 702 703 704 705 706 707 708 709 710 711 712 713 714 715 716 717 718 719 720 721 722 723 724 725 726 727 728 729 730 731 732 733 734 735 736 737 738 739 740 741 742 743 744 745 746 747 748 749 750 751 752 753 754 755 756 757 758 759 760 761 762 763 764 765 766 767 768 769 770 771 772 773 774 775 776 777 778 779 780 781 782 783 784 785 786 787 788 789 790 791 792 793 794 795 796 797 798 799 800 801 802 803 804 805 806 807 808 809 810 811 812 813 814 815 816 817 818 819 820 821 822 823 824 825 826 827 828 829 830 831 832 833 834 835 836 837 838 839 840 841 842 843 844 845 846 847