Osmanlı'yı Yağma Yarışı - Herşeyde biraz 2de1


Herşeyde biraz 2de1 » Genel » Osmanlı Devleti » Osmanlı'yı Yağma Yarışı

Osmanlı Devleti 3 Kıtaya hakim olan ceddimiz osmanlı imparatorluğuna ait olan tüm paylaşımlar buraya..

Cevapla
 
LinkBack Seçenekler Stil
  #1 (permalink) Alt 24-07-2007, 15:57
.:.:. ѕση σѕмαηı .:.:.
 
KaaN - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)

·«¤°Black Eagle°¤»·
 
Kayıt: 18.06.2007
Yaş: 27
Mesajlar: 4.289
Rep gücü: 33
Rep derecesi: KaaN Oy Oy Oy Tutabilene AşkolsunKaaN Oy Oy Oy Tutabilene AşkolsunKaaN Oy Oy Oy Tutabilene AşkolsunKaaN Oy Oy Oy Tutabilene AşkolsunKaaN Oy Oy Oy Tutabilene AşkolsunKaaN Oy Oy Oy Tutabilene AşkolsunKaaN Oy Oy Oy Tutabilene AşkolsunKaaN Oy Oy Oy Tutabilene AşkolsunKaaN Oy Oy Oy Tutabilene AşkolsunKaaN Oy Oy Oy Tutabilene AşkolsunKaaN Oy Oy Oy Tutabilene Aşkolsun

Osmanlı'yı Yağma Yarışı

 
Batılı devletler, ölümünü bekledikleri Osmanlı İmparatorluğu'nun terekesinden pay kapmak için kuyruğa girmişlerdi. Birinci Dünya Savaşı'nda bu hedeflerini daha da netleştirip, kendi aralarında gizli andlaşmalar imzalayacak, Anadolu'da ve Ortadoğu'da paylaşım bölgelerini tespit edeceklerdi.
Ondokuzuncu yüzyıl, Osmanlı İmparatorluğu'nu parçalanmanın eşiğine getiren gelişmelerle doludur. Özellikle 14 Eylül 1829 tarihinde imzalanan Edirne Andlaşması'yla bağımsız Yunanistan'ın kurulması, imparatorluk bünyesindeki diğer milletleri de aynı yönde harekete geçirmiş ve Balkanlar'da çözülmeler başlamıştır.
Bu çözülmeyle birlikte, Osmanlı topraklarının Fransa, İngiltere, Rusya, Avusturya ve daha sonra Almanya ve İtalya'nın rekabet hâline geldiği görülür. Adı geçen devletler, "Avrupa'nın hasta adamı" dedikleri Osmanlı'nın ölümünü çabuklaştırmak ve mirasını yağmalamak istemektedirler. Ancak Devlet-i Aliyye, izlediği denge politikasıyla 19. yüzyılda ayakta kalmayı başaracak, böylece, mirasının paylaşılması hususu da 20. yüzyıla tehir edilecektir.
Osmanlı topraklarına yönelik emperyalist emellerin yoğunlaşmasındaki en önemli faktör, zengin petrol kaynakları idi. Ve Batılı devletler, Osmanlı Devleti'yle ikili andlaşmalara giderek bazı imtiyazları elde etmişlerdi. Fakat, kendi aralarında da gizli andlaşmalar yapmış, kimin, hangi bölgede söz ve nüfuz sahibi olacağını kararlaştırmışlardı. Kâğıt üzerinde yaptıkları paylaşım, ileride gerçekleştirmeyi hedefledikleri kesin paylaşmanın sınırlarını belirtiyordu.
Rusya
Rusya, tarihi boyunca, İstanbul ve Boğazları ele geçirmek ve oradan açık denizlere çıkmak emelini taşımıştır. Birinci Dünya Savaşındaki ana hedefi de budur.
Osmanlı Devleti'nin 28 Ekim 1914'te savaşa girmesinden beş gün sonra, 2 Kasım 1914 tarihinde, Rus Çarı bir beyanname yayınlar ve özetle şöyle der:
"Bütün Rusya olarak biliyoruz ki, Osmanlı'nın bilinçsizce savaşa katılması, atalarımızın bize Karadeniz kıyılarında bir miras olarak bırakmış oldukları tarihî görevi yerine getirmek yolunu, Rusya'ya açmak suretiyle, Osmanlı'yı yıkıma götüren olayların seyrini daha çabuklaştıracaktır."
Yukarıdaki ifade gösteriyor ki; Osmanlı Devleti, savaşa katılmasa da, Rusya fırsat bulur bulmaz "tarihî görevini" yerine getirmeye çalışacaktır. Ancak, sadece Boğazlara değil, Doğu Anadolu'da hemen hemen 20 vilâyeti içine alan bir bölgeye de göz dikmişlerdir. Nitekim 1 Kasım 1914'te Doğu Beyazıt üzerinden Osmanlı sınırlarına saldırmaları ile Kafkas cephesinin açılması bunun göstergesidir. Öte yandan Rusya, 1840'lı yıllardan beri, bütün Balkan Slavlarını kendi liderliğinde birleştirme çabasındaydı. Fakat, Birinci Dünya Savaşı başlarken bu niyetini ikinci plana atmış, Boğazları esas hedef seçmiştir.
İngiltere
Göller Yöresi (Burdur, Eğridir ve Beyşehir göllerini kapsayan bölge) ve İzmir-Aydın demiryolu hattından Afyonkarahisar'a kadar olan kısım, İngiltere'nin nüfuz bölgesidir. Ayrıca, bütün Arabistan bölgesi, ilgi alanı içindedir.
İngiltere, 16. yüzyıldan itibaren, Ortadoğu üzerinden Hindistan'a uzanmak düşüncesindeydi. Bu yolu tehdit eden potansiyel tehlike Rusya'ya karşı da, Osmanlı Devleti'nin bütünlüğünü savunmayı, uzun süre dış politikasının temeli yapmıştı. Fakat, Almanya'nın "Doğuya açılma projesi" çerçevesinde, zamanla bölgede ağırlığını arttırması sonucu, 19. yüzyılın son çeyreğinde, eski politikasını terk etti. Artık, ya Osmanlı toprakları üzerinde kendi güdümünde devletler kurmak veya bu topraklara bizzat yerleşmek temayülündeydi. Nitekim, politika değişikliğinin ilk göstergesi olarak, Berlin Andlaşması'nda (1878), Rusya'ya karşı Osmanlı Devleti'ni korumak maskesi altında Kıbrıs'ı işgal etti.
Yine İngiliz nüfuz bölgesi ile ilgili olarak, Bağdat ve Musul petrollerini arama ve çıkarma hususunda, uzun görüşmelerden sonra, İngiltere ile Almanya arasında 19 Mart 1913'te bir anlaşma imzalandı. Bu anlaşmaya göre, Türkiye Millî Bankası (Alman-İngiliz), Shell (İngiliz) ve Deutsche Bank (Alman) ortaklığından oluşan Osmanlı Petrol Şirketi, iki devlet arasında paylaşılıyordu. Hisselerin %75'ini İngiliz şirketi almış, %25'i de Alman Deutsche Bank'a bırakılmıştı. Daha sonra Osmanlı Devleti'ne yoğun baskı yapan iki devlet, Musul ve Bağdad bölgelerinde petrol arama imtiyazını, Birinci Dünya Savaşı'nın çıkmasından üç gün önce, 25 Haziran 1914'te almışlardır.
Almanya
İstanbul'dan Bağdad'a kadar uzanan demiryolunun iki tarafını içine alan bölge, Alman nüfuzundadır. Esasında, Osmanlı Devleti'ne karşı ikili bir politika izleyen Almanya, 18 Ocak 1871'de birliğini kurduktan sonra, Osmanlı topraklarında ve Ortadoğu'da üstün bir siyasî ve ekonomik güç olarak ortaya çıkmıştır. Bunun sonucunda, İngiltere'nin bütün engellemelerine rağmen, Osmanlı Devleti'nden 1888 yılında, Haydarpaşa-İzmit Demiryolu'nun işletme hakkını ve 27 Kasım 1899'da Haydarpaşa-Bağdad-Basra Demiryolu'nun yapımını almıştır.
"Almanya, işgalci olarak kötüdür, ama müttefik olarak daha kötüdür" diyen Avusturya atasözünü haklı çıkaracak davranışlar gösteren Alman İmparatoru Kayzer Wilhelm, İstanbul'daki büyükelçi Baron Vangenheim'a yazdığı mektuplarda şu hususu vurgulamaktadır:
"Osmanlı Devleti, çökmek üzeredir, çökecektir. İmparatorluk paylaşılacaktır. Bu paylaşmada daha az hisse sahibi olacak devlet, dünyayı kontrol imkânından mahrum olacaktır."
Almanya, bu görüşten hareketle, Osmanlı Devleti üzerindeki müessiriyetini arttıracak, legal ve illegal her yolu denemiş, özellikle Osmanlı ordusunu kontrol altına alma gayretlerini yoğunlaştırmıştır. Üstelik, kopardığı imtiyazlarla yetinmemiş, birtakım gizli anlaşmalarla, yeni menfaatler teminine çalışmıştır.
Meselâ, 15 Haziran 1914 tarihinde İngiltere ile yaptığı gizli, Bağdad Demiryolu Sözleşmesi, Osmanlı'nın Asya topraklarını, etki alanlarına bölüyordu. Buna göre, 1) Osmanlı Devleti, bütünlüğünü koruyacak olursa, Almanya, bu devlet üzerindeki üstünlüğünü koruyacak, 2) Dağılırsa, paylaşmadan payını alacaktı.
Gizli sözleşmeden, Almanya'nın dost ve müttefiki olmasına rağmen, Osmanlı Devleti'nin haberi yoktu.
İtalya ve Avusturya
Emperyalist devletlerin aralarında yaptıkları anlaşmalarla, İtalyanlara, Ege Bölgesi ve Antalya ile Konya- Kayseri çizgisine kadar İç Anadolu'yu içine alacak şekilde, sınırları tam tesbit edilmeyen bir bölge bırakılmıştı. Ayrıca, İtalyanların, Osmanlı toprakları üzerinde Banco di Roma ve Triesteli Lloyd Sigorta şirketi gibi etkili kuruluşları bulunmaktaydı.
Öte yandan, Almanya ve İngiltere'nin Anadolu'daki nüfuz bölgelerinin güneyi ile İtalyan nüfuz bölgesinin doğusunda kalan bir kesim, Avusturya nüfuz bölgesi olarak düşünülmüştür.
Fransa
Manisa-Soma-Bandırma ve Bursa-Mudanya demiryollarının geçtiği bölge ile Sivas'a kadar İç Anadolu'nun doğu-orta kesimi, Elazığ ve Mardin yöresi, Antalya'dan itibaren Lübnan'ı içine alan bölüm ve Suriye ile Kuzey Irak, Fransa'nın nüfuz bölgesidir.
Fransa, Osmanlı Devleti'nde toprak kadar, ekonomik çıkarların da peşindeydi. Bu sebeple, Türkiye Cumhuriyeti kurulduktan sonra, Türkiye'nin ekonomik bağımsızlığını kolayca kabul edememiştir.
Gizli Andlaşmalar
Yukarıda izah ettiğimiz gibi, Birinci Dünya Savaşı öncesinde, emperyalist devletlerin nüfuz bölgelerini tesbit etmeleri, Osmanlı Devleti'nin paylaşılması vakti geldiğinde, düşündükleri siyasî sınırların beklentisinin göstergesidir.
Nitekim, İtilaf Devletleri, Birinci Dünya Savaşı sırasında, Osmanlı Devleti'ni nasıl paylaşacakları hususunda, gizli andlaşmalar yapmışlardır. Bunların başlıcaları şunlardır:
a) Rusya ile yapılan Boğazlar Andlaşması (18 Mart 1915),
b) İtalyan çıkarları için yapılan Londra Andlaşması (26 Nisan 1915),
c) Sykes-Picot Andlaşması (16 Mayıs 1916),
d) St. (Saint) Jean de Maurienne Andlaşması (21 Nisan 1917),
e) Balfour Deklarasyonu (2 Kasım 1917).
Boğazlar Andlaşması
Fransa, İngiltere ve Rusya arasında 18 Mart 1915 tarihinde imzalanan bu andlaşma ile, adı geçen devletler, Osmanlı Devleti'ni savaş sırasında nasıl paylaşacaklarını tesbit ettiler. Böylece Rusya, kâğıt üzerinde bile olsa, tarihî gayelerini İngiltere ve Fransa'ya kabul ettirmiş oluyordu.
28 Haziran 1914'te, Avusturya Veliahdı Prens Franz Ferdinand ve eşinin, Slav milliyetçiliğinin merkezi haline gelen Sırbistan'da öldürülmesiyle başlayan Birinci Dünya Savaşı, Rusya'yı Boğazlar ve İstanbul üzerindeki amaçlarını gerçekleştirebilme arayışlarına yöneltmiş ve öncelikle müttefikleri İngiltere ve Fransa nezdinde yoklamalara sevketmişti. Osmanlı Devleti'nin 28 Ekim 1914'te savaşa girmesi üzerine, bu husustaki faaliyetlerini arttıran Rusya'ya, 9 Kasım 1914'te, İngiltere şu cevabı veriyordu:
"Siz, Almanya ile uğraşın. Almanya ezilirse, İstanbul meselesi, Rusya'nın işine geldiği biçimde çözülecektir."
Esasında İngiltere, Rusya'nın, Boğazlar'da söz sahibi olmasını istemezdi. Fakat Almanya'nın, Yakındoğu'da artan etkisine karşı, denge arayışlarına girmek zorunda kalmıştı. Nihayet, İngiltere Savunma Komitesi'nin 1903 yılında hazırladığı "Rusya'yı Boğazlar'dan uzak tutmanın, bizim için stratejik bakımdan ve askerî çıkarlar açısından birinci derecede önemi yoktur" şeklindeki rapor, İngiltere'yi Boğazlarla ilgili Rus taleplerine daha mutedil yaklaşmaya sevketmişti. Buna karşılık, Faransa da Suriye ve Filistin'i istemekteydi.
Rusya, diplomatik teşebbüslerini sürdürürken, İngiltere ve Fransa'nın Çanakkale'ye saldırma hazırlıklarından endişeye kapıldı. Zira, başarılı olmaları halinde, Boğazlar bölgesini onların ellerinden almak güçleşirdi. Bu sebeple Rusya, 1915 Şubat ayında, iki müttefikini kendi isteklerini kabul konusunda bir anlaşmaya zorlamaya başladı. 9 Şubat 1915'de, Rus Meclisi'nin (Duma) açılış konuşmasını yapan Başbakan Goremikin'den sonra söz alan Dışişleri Bakanı Sazonof şöyle diyordu:
"Bugün içinde bulunduğumuz harb, Rusya'nın sıcak denizlere ulaşmasıyla ilgili olarak, siyasî ve ekonomik meselelerin çözümlenmesine bizi yaklaştırmıştır."
Bu arada Yunan diplomatlarınca yapılan haberleşmenin bir kısmı, Rus Dışişleri Bakanlığı tarafından ele geçirilmişti. Belgelere göre, İstanbul ve Boğazlara -Girit'te olduğu gibi- milletlerarası bir statü verildiği takdirde, Yunanistan'ın savaşa girmesi söz konusu olabilecekti.
Bunu takiben Rusya, 4 Mart 1915'te İngiltere ve Fransa'ya verdiği notada, şu taleplerini belirtmiştir:
İstanbul şehri, İstanbul ve Çanakkale Boğazları, Midye-Enez çizgisinden, Sakarya nehrinin Karadeniz'e döküldüğü yere kadar olan topraklar ve Marmara Denizi'ndeki adaların Rusya'ya verilmesi. İmroz ve Bozcaada'nın geleceğinin de, Rusya'ya danışılarak tayin edilmesi...
Rusya'nın ısrarlı baskıları, İngiltere ve Fransa'nın hoşuna gitmiyordu. Fakat, batı cephesinin yükünü azaltmak zorundaydılar ve elbette müttefiklerini kaybetmeyi göze alamazlardı. Böylece İngiltere, 12 Mart 1915'te, Fransa da 10 Nisan 1915'te kabul cevabı verdiler.
Boğazlar Andlaşması'nın bir oldubittiye getirilmesi, esasında ne İngiltere'yi ne de Fransa'yı memnun etmişti. Bu sebeple İngiltere, istenilmeyen gelişmeler karşısında, devletin askerî ve siyasî hedeflerini yeniden tesbit zorunda kalmış ve Sir Maurice de Bunsen başkanlığındaki bakanlıklar arası bir kurul, "İngiltere'nin Asya Türkiyesi'nden İstekleri" konulu raporu, 30 Haziran 1915 tarihinde Savaş Konseyi'ne sunmuştur. Gerçi, yapılan teklifler, İngiliz hükümetince tam uygulanmamıştır. Fakat bu rapor, Osmanlı Devleti'nin hangi amaçlarla, hangi oyunlarla parçalanmak istendiğini ortaya koyması ve büyük devletlerin Ortadoğu ile ilgili hesaplarının ipuçlarını, günümüzde de ışık tutacak şekilde göstermesi bakımından önem arzeder.
Mediha Akarslan/Tarih ve Medeniyet, Sayı 28
KaaN Çevrimdışı   Alıntı ile Cevapla
Cevapla


Konuyu Toplam 1 Üye okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir)
 
Seçenekler
Stil

Yetkileriniz
You may not post new threads
You may not post replies
You may not post attachments
You may not edit your posts

BB code is Açık
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-KodlarıKapalı
Trackbacks are Açık
Pingbacks are Açık
Refbacks are Açık

Benzer Konular
Konu Konuyu Başlatan Kategori Cevaplar Son Mesaj
Osmanlı'yı özlüyormusunuz? KaaN Anketçe 45 28-06-2008 21:44
Osmanlı'yı bölen İngiliz, mezarından çıkarılacak aemermer Bilelim Öğrenelim 4 07-06-2008 19:12
At yarışı sonuçları Haberci Spor haberleri 0 21-11-2006 03:50
At yarışı sonuçları Haberci Spor haberleri 0 20-11-2006 04:00
Dünya Osmanlı'yı anlama derdinde @izci@ Son Dakika Haberleri 0 09-09-2006 11:37


Bütün Zaman Ayarları WEZ +4 olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 02:28 .

Powered by vBulletin Copyright ©2000 - 2008, Jelsoft Enterprises Ltd.
SEO by vBSEO

Sitemiz bir forum sitesi olduğu için kullanıcılar her türlü görüşlerini önceden onay olmadan anında siteye yazabilmektedir, bu yazılardan dolayı doğabilecek her türlü sorumluluk yazan kullanıcılara aittir.
Herhangi bir konuda (şikayet, eleştiri, öneri, vb.) bizimle iletişime geçmek için tıklayın.

1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 24 25 26 27 28 29 30 31 32 33 34 35 36 37 38 39 40 41 42 43 44 45 46 47 48 49 50 51 52 53 54 55 56 57 58 59 60 61 62 63 64 65 66 67 68 69 70 71 72 73 74 75 76 77 78 79 80 81 82 83 84 85 86 87 88 89 90 91 92 93 94 95 96 97 98 99 100 101 102 103 104 105 106 107 108 109 110 111 112 113 114 115 116 117 118 119 120 121 122 123 124 125 126 127 128 129 130 131 132 133 134 135 136 137 138 139 140 141 142 143 144 145 146 147 148 149 150 151 152 153 154 155 156 157 158 159 160 161 162 163 164 165 166 167 168 169 170 171 172 173 174 175 176 177 178 179 180 181 182 183 184 185 186 187 188 189 190 191 192 193 194 195 196 197 198 199 200 201 202 203 204 205 206 207 208 209 210 211 212 213 214 215 216 217 218 219 220 221 222 223 224 225 226 227 228 229 230 231 232 233 234 235 236 237 238 239 240 241 242 243 244 245 246 247 248 249 250 251 252 253 254 255 256 257 258 259 260 261 262 263 264 265 266 267 268 269 270 271 272 273 274 275 276 277 278 279 280 281 282 283 284 285 286 287 288 289 290 291 292 293 294 295 296 297 298 299 300 301 302 303 304 305 306 307 308 309 310 311 312 313 314 315 316 317 318 319 320 321 322 323 324 325 326 327 328 329 330 331 332 333 334 335 336 337 338 339 340 341 342 343 344 345 346 347 348 349 350 351 352 353 354 355 356 357 358 359 360 361 362 363 364 365 366 367 368 369 370 371 372 373 374 375 376 377 378 379 380 381 382 383 384 385 386 387 388 389 390 391 392 393 394 395 396 397 398 399 400 401 402 403 404 405 406 407 408 409 410 411 412 413 414 415 416 417 418 419 420 421 422 423 424 425 426 427 428 429 430 431 432 433 434 435 436 437 438 439 440 441 442 443 444 445 446 447 448 449 450 451 452 453 454 455 456 457 458 459 460 461 462 463 464 465 466 467 468 469 470 471 472 473 474 475 476 477 478 479 480 481 482 483 484 485 486 487 488 489 490 491 492 493 494 495 496 497 498 499 500 501 502 503 504 505 506 507 508 509 510 511 512 513 514 515 516 517 518 519 520 521 522 523 524 525 526 527 528 529 530 531 532 533 534 535 536 537 538 539 540 541 542 543 544 545 546 547 548 549 550 551 552 553 554 555 556 557 558 559 560 561 562 563 564 565 566 567 568 569 570 571 572 573 574 575 576 577 578 579 580 581 582 583 584 585 586 587 588 589 590 591 592 593 594 595 596 597 598 599 600 601 602 603 604 605 606 607 608 609 610 611 612 613 614 615 616 617 618 619 620 621 622 623 624 625 626 627 628 629 630 631 632 633 634 635 636 637 638 639 640 641 642 643 644 645 646 647 648 649 650 651 652 653 654 655 656 657 658 659 660 661 662 663 664 665 666 667 668 669 670 671 672 673 674 675 676 677 678 679 680 681 682 683 684 685 686 687 688 689 690 691 692 693 694 695 696 697 698 699 700 701 702 703 704 705 706 707 708 709 710 711 712 713 714 715 716 717 718 719 720 721 722 723 724 725 726 727 728 729 730 731 732 733 734 735 736 737 738 739 740 741 742 743 744 745 746 747 748 749 750 751 752 753 754 755 756 757 758 759 760 761 762 763 764 765 766 767 768 769 770 771 772 773 774 775 776 777 778 779 780 781 782 783 784 785 786 787 788