Osmanlı’nın da devrimci ’Che Guevara’ları vardı - Herşeyde biraz 2de1


Herşeyde biraz 2de1 » Genel » Osmanlı Devleti » Osmanlı’nın da devrimci ’Che Guevara’ları vardı

Osmanlı Devleti 3 Kıtaya hakim olan ceddimiz osmanlı imparatorluğuna ait olan tüm paylaşımlar buraya..

Cevapla
 
LinkBack Seçenekler Stil
  #1 (permalink) Alt 12-03-2008, 16:16
Kendini aşan 2de1'ci
 
goldengirl - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)

ღBad-ı sabahღ
 
Kayıt: 21.04.2006
Yaş: 24
Mesajlar: 3.724
Rep gücü: 35
Rep derecesi: goldengirl Oy Oy Oy Tutabilene Aşkolsungoldengirl Oy Oy Oy Tutabilene Aşkolsungoldengirl Oy Oy Oy Tutabilene Aşkolsungoldengirl Oy Oy Oy Tutabilene Aşkolsungoldengirl Oy Oy Oy Tutabilene Aşkolsungoldengirl Oy Oy Oy Tutabilene Aşkolsungoldengirl Oy Oy Oy Tutabilene Aşkolsungoldengirl Oy Oy Oy Tutabilene Aşkolsungoldengirl Oy Oy Oy Tutabilene Aşkolsungoldengirl Oy Oy Oy Tutabilene Aşkolsungoldengirl Oy Oy Oy Tutabilene Aşkolsun

Osmanlı’nın da devrimci ’Che Guevara’ları vardı

 
Arjantin'de doğan, Küba'da devrim yapan ve Bolivya'da kurşuna dizilen efsanevi devrimci Che Guevara, ölümün 40. yılında tüm dünyada etkinliklerle anılıyor.




Peki Osmanlı topraklarında doğup bir başka ülkedeki devrimci ayaklanmalara katılan "Che Guevara"larımız olduğunu biliyor muydunuz? Fransa'da cumhuriyeti korumak için gönüllüler ordusuna katılanlardan, İran'da meşrutiyet için dağa çıkanlara kadar... İşte Osmanlı'nın devrimci "Che Guevara"ları.

ADI Ömer Naci'ydi. Askeri künyesinde "1878-Beylerbeyi İstanbul" yazılıydı. Aslında doğum tarihi ve yeri bilinmiyordu.

Kafkas göçmeni bir ailenin çocuğuydu. Ailesini daha kundakta iken kaybetmişti.

Kafkasya'dan dönen Defterdar Cemal Bey, yolda bulduğu bebeği evlatlık aldı. Onu öz evladı gibi sevdi. Çok iyi eğitim olanakları sundu.

Ömer Naci, küçük yaşta Arapça, Farsça ve Fransızca öğrendi.

MUSTAFA KEMAL'İN ARKADAŞI

Ömer Naci ilk siyasal görüşlerle Bursa Işıklar İdadisi'nde tanıştı. Devrimci Jöntürkler'in yayınlarını gizli gizli okumaya başladı.

Korkusuzdu. Görüşlerini arkadaşlarına anlatırken hiç sakınmıyordu. Çok iyi hatipti ve askeri öğrencileri çok çabuk etkisi altına alıyordu.

Hürriyetperver fikirleri yüzünden birkaç kez hapse kondu Babasının torpiliyle kurtuldu hep.

Okul yönetimi başedemedi. Manastır Askeri İdadisi'ne sürgüne gönderildi. Burada da kısa zamanda askeri öğrencilerin lideri oldu.

Yakın arkadaş olduğu isimlerden biri Mustafa Kemal'di. Ömer Naci, Mustafa Kemal'in sadece ilk siyasi öğretmeni değildi; ona edebiyatı da sevdiren arkadaşıydı.

Namık Kemal'in, Tevfik Fikret'in şiirlerini Mustafa Kemal'e o tanıtmış, o sevdirmişti.

Ömer Naci okul çağlarında şair oldu. Şiirleri devrin önemli edebiyat dergilerinde yayımlandı.

Ömer Naci ateş topu gibiydi; yerinde duramayan bir gözüpekti.

Ama aynı zamanda soğukkanlılığı hiç elden bırakmıyordu. Arnavutluk'ta çıkan bir isyanı bastırmak için orduya gönüllü katılmak isteyen Mustafa Kemal'in de arasında bulunduğu arkadaşlarını uyaran da oydu: "Muayyen bir kemale erişmeden yapılacak ataklıklar fayda yerine zarar getirir. Sabırlı olmak lazımdır."

Sabırlı olmayı öğrendiler mi? Dönem buna uygun zamanı verecek gibi değildi.

PARİS'E KAÇIYOR

Ömer Naci 1902'de Harbiye'den Mülazım (Teğmen) olarak mezun oldu. Üsküp'e tayin oldu. Bir yıl sonra, komutanı Binbaşı Mehmed Ali Bey'in 17 yaşındaki kızı Emine ile evlendi. Bir yıl sonra oğlu Hikmet dünyaya geldi.

1905'te Jandarma teşkilatını organize etmek için Selanik'e gelen İtalyan komutan Generali Georgi'nin yaveri olması, yaşamını toptan değiştirdi.

Devrimci fikir hareketlerinin merkezi olan Selanik'te, İttihat ve Terakki Cemiyeti'nin temeli olan Osmanlı Hürriyet Cemiyeti'nin kuruluşunda bulundu.

Selanik'te aynı zamanda edebiyat çevreleriyle tanıştı; "Çocuk Bahçesi" isimli edebiyat dergisinde makaleler yazdı.

Bir makalesi yüzünden dergi kapatıldı. Ömer Naci tevkif edilmemek için 1907'de Paris'e kaçmak zorunda kaldı. İkinci çocuğu Müzeyyen henüz yeni doğmuştu.

Paris'teki muhalif Osmanlılar iki gruba ayrılmıştı: Liberal Prens Sabahaddin ile İttihatçı Ahmed Rıza.

Dr. Nazım'ın konuşmalarından etkilenerek İttihatçı ekipte yer aldı. Grubun Bonaparte Sokağı'ndaki lojmanında yaşamaya başladı. Sürgünde çıkan meşrutiyet yanlısı yayın organlarına makaleler yazdı.

İttihatçıların amacı Sultan II. Abdülhamid'e meşrutiyeti ilan ettirmekti.

Ama bu arada İran'daki gelişmeleri de yakından takip ediyorlardı. Mehmed Ali Şah, İran parlamentosunu kapatmış, meşrutiyete son vermişti. İttihatçılar İranlı devrimcilere yardım etme kararı aldılar.

İRAN'DA TÜRK KOMİTACI

Devrimci Ömer Naci gizlice İran'a gitti. Paris kıyafetlerini çıkarmıştı artık. Miskin günleri geride kalmıştı.

Türklerin yoğun olduğu Hoy kentine yerleşti. Sırat-ı Müstakim adında dergi çıkardı. Ama İran'daki karışıklıklar Hoy şehrine de ulaşınca dağa çıktı. Elinde artık kalemi yoktu.

O, elinde tüfeği, başında kalpağı, ayağında çizmeleri ve yerel kıyafetiyle İranlı ihtilalcilerden farklı değildi.

Elli kişilik bir çeteyle geziyordu. Şah taraftarı köylere bile gidip camilerde propaganda yapıyordu. Kimi zaman keskin nişancı bir silahşor, kimi zaman fedakár bir misyonerdi.

Bir gün Şah'ın güçlü bir takip kolu, Ömer Naci çetesini pusuya düşürdü. Ömer Naci, altı arkadaşıyla birlikte yakalandı. Diğerleri kurtulmayı başardı.

Şahın askerleri, Ömer Naci ve arkadaşlarını tek bir direğe bağladılar. Günlerce aç susuz bıraktılar. Ömer Naci ve arkadaşları konuşmadılar. Hatta Ömer Naci, "İranlılar Şii'dir" diye adının "Ömer" değil "Ali" olduğunu söyledi.

Konuşmayacakları anlaşılınca İranlı devrimciler bir savaş topunun önüne konuldu ve top ateşlendi. Sıra Ömer Naci ve arkadaşı Hüsrev Sami'ye gelmişti. İranlılar, Osmanlı tebaasına bağlı oldukları için öldürmeye karar veremiyorlardı. Hapishaneye götürdüler.

Şans Ömer Naci'ye güldü: Bu olayların yaşandığı sırada Osmanlı'da II. Meşrutiyet ilan edildi. İttihatçılar devrim yapmıştı.

Diplomatik temaslar sonucu Ömer Naci ve arkadaşı serbest bırakıldı.

Ömer Naci'yi sınırda, İttihatçıların Doğu ve Güneydoğu cemiyetlerini kurması için görevlendirdikleri Binbaşı Vehip Bey karşıladı.

Söz açıldı yazayım; Binbaşı Vehip (Kaçı) Bey, yıllar sonra 1935'te, İtalyanlara karşı bağımsızlık mücadelesi veren Habeşistan'a (Etiyopya) gönüllü olarak gitti. İşgale direnen Habeşlilerin komutanlığını yaptı!..

O nesil başkaydı.

Biz tekrar Ömer Naci'ye dönelim...

İhtilalci Ömer Naci, Erzurum, Muş, Trabzon'da seyyah bir derviş oluverdi; meşrutiyet devrimini öven ateşli nutuklar söyleyerek İstanbul'a gitti.

İstanbul'da fazla kalmadı; tekrar yollara düştü. Yurdun dört bir yanında konferanslar verdi, mitinglerde konuşmalar yaptı.

BABIÁLİ DARBESİ

1910'da İttihat ve Terakki Cemiyeti'nin merkez komitesine seçildi. Kırkkilise (Kırklareli) mebusu olarak Meclis'e girdi. Adı bakan olacaklar içinde geçiyordu.

Ama Ömer Naci koltuklarda oturarak, Meclis'e giderek politika yapmayı sevmiyordu.

O bir serdengeçtiydi. Eski Türk akıncılarının ruhunu taşıyordu sanki. Kendini vatanına adamıştı.

1911'de İtalyanlar Trablusgarp'a saldırınca, günlerce aç susuz çölleri aşıp cepheye koştu. Yol parasını bir arkadaşından ödünç almıştı.

Enver'den Mustafa Kemal'e; Ömer Naci'den Yakup Cemil'e kadar hepsi, Osmanlı İmparatorluğu'nu bir arada tutabilmek için var güçleriyle cepheden cepheye koşuyorlardı. Bir mucizeyi gerçekleştirmek istiyorlardı.

Bu arada muhalif Hürriyet ve İtilaf Fırkası, askeri gücü cephede olan İttihatçıları iktidardan uzaklaştırdılar.

Balkan hezimeti, devletin üzerine bir kara bulut gibi çökmüştü. Devlet yönetimine kargaşa hákimdi.

Ömer Naci'nin de aralarında bulunduğu bir avuç idealist, bu kötü gidişe dur demek için ihtilal yapmaya karar verdi.

1913'te Babıáli'yi basıp iktidarı devirdiler.

Bu darbede halkın desteğini almalarında Ömer Naci'nin heyecanlı nutuklarının büyük payı vardı kuşkusuz.

Feylesof Rıza Tevfik ve (adı spor salonlarına verilen) Selim Sırrı ile birlikte, at üzerinde mahalle mahalle dolaşarak nutuk atmışlardı.

Bir ihtilal devriyesiydi onlar!

KERKÜK'TE BİR ŞEHİTLİK

Birinci Dünya Savaşı'nda Ömer Naci, Teşkilat-ı Mahsusa'nın bir neferiydi.

Mezopotamya bölgesinde görevlendirildi. Görevi İran'daki Azeri Türklerini ayaklandırmaktı.

Bir avuç fedai müfrezesiyle bir yanda mahalli güçleri örgütlüyor, diğer yanda Rus ordusuna baskınlar, sabotajlar yapıyordu.

Ölümle alay ediyordu. "Ölüm nereden gelirse gelsin hoş geldi sefa geldi" diyordu sanki.

1915'te emrindeki fedailerle Tebriz'e girdi. Hüveyze ve Ahraz'daki petrol borularını havaya uçurdu. Urumiye civarında Ruslara büyük kayıplar verdirdi. Bahtiyar aşiretini İngilizlere karşı ayaklandırmaya çalıştı.

Cepheden cepheye koşarken tifüse yakalandı. 29 Temmuz 1916'da, ateşin ve barutun arasında hayata gözlerini kapadı.

Kerkük'e defnedildi. Mezarı halen, Kerkük Türk Şehitliği'ndedir.

Dünya Che Guevara'yı tanıyor; anıyor.

Peki biz Ömer Naci'yi biliyor muyuz?

Geçmişini bilemeyen geleceğini kuramaz.

PARİS KOMÜNÜ'NDEKİ TÜRKLER

DOKUZ kişiydiler:

Reşad Bey, Nuri Bey, Agáh Efendi, Rıfat Bey, Mehmed Bey, Hüseyin Vasfi Paşa, Ziya Paşa, Ali Suavi ve Namık Kemal.

Avrupa'ya kaçmak zorunda kalmışlardı. 1867 Mayıs'ında İstanbul'dan ayrılmalarının nedeni, hürriyet aşkıydı. Meşrutiyetin ilan edilmesini istiyorlardı.

Avrupa'ya kaçtıklarında ilk yaptıkları gazete çıkarmak oldu. "Muhbir", "Hürriyet", "İttihat" vs.

Ancak yıllar geçtikçe dokuz ihtilalci arasında kişisel ve ideolojik ayrışmalar yaşandı. Grup dağıldı. Kimi Londra'ya, kimi Cenevre'ye, kimi de Brüksel'e gitti.

Genç Osmanlılar'ın ilk kurucuları; Reşad, Nuri ve Mehmed birbirlerinden kopmadılar, Paris'te kaldılar. Aslında bu üç isim, başından beri diğerlerinden farklıydı.

Öncelikle onlar, meseleyi sadece Saray'dan mevki kapmak olarak gören Mısırlı Prens Mustafa Fazıl'ın teklifiyle yurtdışına çıkmamışlardı.

Bu nedenle Namık Kemal, Ziya Paşa ve diğerleri gibi Mustafa Fazıl'dan para/maaş almamışlardı. Onlar ihtilalcilikle parayı birleştiremiyorlardı.

Meseleyi sistem sorunu olarak görüyorlardı. "Sadrazamların veya bürokratların değişmesiyle sorun çözülemez" diyorlardı.

1870 yılında Genç Osmanlılar kendi sorunlarıyla boğuşurken, Fransa'yı da hiç iyi günler beklemiyordu.

III. Napolyon'un başlattığı, Fransız-Prusya Savaşı, Fransızların yenilgisiyle sonuçlandı. Prusyalılar Paris'i kuşattı.

Parisliler Cumhuriyetçi General Louis Adolphe Thiers liderliğinde direnme kararı aldı.

Paris'teki üç Jöntürk; Reşad, Nuri ve Mehmed, bir akşam Saint-Michel'deki bir kahvede oturup ne yapacaklarını konuştular.

Üçü de aynı fikirdeydi. Parisliler gibi onlar da cumhuriyeti koruyacaklardı.

4 Eylül 1870'te General Thiers'e mektup yazdılar. Üç mektubun da metni aynıydı:

"General, Türk'üm ve vatanıma Fransa'nın yaptığı hizmetleri unutmadım. Minnet duygusunun ve büyük bir millete zaruri olan demokratik ruhun heyecanıyla yazıyorum.

General, sizden rica ederim; Fransız cumhuriyetinin düşmanlarıyla harp etmek için beni gönüllü olarak Fransız ordusuna alınız.

Vatanseverliğiniz hakkındaki hayranlığımı ve cumhuriyetçi Fransa için beslediğim bağlılık duygularımı lütfen kabul ediniz General."

Yanıt olumluydu.

Üç Jöntürk, Fransız Ordusu'na katıldı.

Prusya işgaline karşı direnen Parislilerin yanında üç de Türk vardı artık.

Karargáhtan kendilerine askeri giysiler verildi. Üniformaları giydiler.

Ama, bir tek başlarındaki kırmızı fesleri çıkarmadılar. Onlara, "kırmızı fesli Türk gönüllüleri" adı verildi.

İşgal, Paris'i gün geçtikçe zora soktu. Yemek ve su stokları tükenmişti.

Prusyalılar kenti sürekli topa tutuyordu.

General Thiers, Prusya ile anlaşma imzalamak zorunda kaldı.

Paris düştü.

Ancak Paris'in bu kadar rahat elden çıkarılmasını yoksul mahalleler kabul etmedi. Direnişe devam kararı aldılar. 1871 Mart'ında Paris Komünü yönetimi devraldı.

Yoksulların, işçilerin Paris'i ele geçirmesine karşı çıkan Fransız burjuvalar, Versay Ordusu'yla Paris'e saldırdılar.

Tüm bu kargaşalar sürerken Reşad, Nuri ve Mehmed, Brüksel'deki Jöntürk Agáh Efendi'nin yanına gittiler. Yol parasını Reşad'ın baba yadigárı saati satarak bulabilmişlerdi.

Sonraki aylarda yine Paris'e döndüler ama Paris eski Paris değildi artık. İstanbul'a dönüp dönmeme konusunda aralarında tartışma çıktı.

Mehmed, diğer ikiliden ayrıldı.

Reşad ve Nuri Bey, İstanbul'a dönmenin yollarını aramaya başladı.

Yurda döndüklerinde cezaevine girmek istemiyorlardı. Akrabaları ikisi için seferber oldu. Ama işler kolay yürümüyordu.

Bekleme günleri geçmek bilmedi. Reşad ve Nuri beş parasız kaldılar. Paris'in o soğuk günlerinde sobasız bir odada ısınmak için güreş tuttular!

Sonuçta affedilen Reşad ve Nuri, İstanbul'a döndüler. "İbret" Gazetesi'nde Paris komününü destekleyen makaleler kaleme aldılar.

Yine sürgüne gönderildiler.

Ama hayatlarının sonuna kadar Paris komününe, enternasyonale bağlı kaldılar.

Mehmed, Paris'te kalmayı sürdürdü.

Mehmed Bey'in amcası Mahmud Nedim Paşa sadrazam olunca, iyi bir görev vereceği teminatıyla yeğenini İstanbul'a çağırdı.

Mehmed Bey'in yanıtı bir ihtilalci yanıtı oldu: "Meşrutiyet olmadıkça İstanbul'a gelmem!"

Jöntürkler arasında en radikal oydu.

Paris'te gazetecilik yapmayı sürdürdü. Fransa'nın ünlü gazetesi Liberte'de makaleler yazan tek Türk oldu.

1874 yılında nedeni bilinmeyen bir sebeple İstanbul'a döndü. Aynı yıl vefat etti.

Bildik şiiri biraz değiştirerek yazımızı noktalayalım:

Bizim de devrimcilerimiz var Che Guevara

Kendi topraklarında tanınmasalar da...
goldengirl Çevrimdışı   Alıntı ile Cevapla
goldengirl isimli kullanıcıya, bu konu için teşekkür edenler:
KaaN (13-03-2008)
  #2 (permalink) Alt 14-03-2008, 18:49
Çalışkan 2de1'ci
 
KELMAHMUT - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)

hem gülerim, hem ağlarım insanım..!
 
Kayıt: 12.03.2008
Mesajlar: 135
Rep gücü: 3
Rep derecesi: KELMAHMUT Biraz daha dikkatli olaması gereken bir üye

 
teşekkürler
KELMAHMUT Çevrimdışı   Alıntı ile Cevapla
Cevapla


Konuyu Toplam 1 Üye okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir)
 
Seçenekler
Stil

Yetkileriniz
You may not post new threads
You may not post replies
You may not post attachments
You may not edit your posts

BB code is Açık
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-KodlarıKapalı
Trackbacks are Açık
Pingbacks are Açık
Refbacks are Açık

Benzer Konular
Konu Konuyu Başlatan Kategori Cevaplar Son Mesaj
Türkiye’deki CEO’lar 79 bin Euro’yla ’gelir lideri’ çıktı CiwCiw Son Dakika Haberleri 1 28-08-2007 14:41
Osmanlı Sarayı’nda Harem-i Hümâyûn’u kimler, nasıl yönetirdi? goldengirl Osmanlı Devleti 1 02-08-2007 11:02
’Evden alo’ya yüzde 26.5 zam geldi, Türkiye ’şehiriçi’ oldu defne Son Dakika Haberleri 0 16-01-2007 10:32
Kelkit’ten Yıldırım’a ’organik ayran’ CiwCiw Son Dakika Haberleri 0 17-07-2006 22:35
’Dalga’yı bırakın YTL’yi ’Kurul’ ile Euro’ya endeksleyin CiwCiw Son Dakika Haberleri 0 17-07-2006 22:33


Bütün Zaman Ayarları WEZ +4 olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 02:49 .

Powered by vBulletin Copyright ©2000 - 2008, Jelsoft Enterprises Ltd.
SEO by vBSEO

Sitemiz bir forum sitesi olduğu için kullanıcılar her türlü görüşlerini önceden onay olmadan anında siteye yazabilmektedir, bu yazılardan dolayı doğabilecek her türlü sorumluluk yazan kullanıcılara aittir.
Herhangi bir konuda (şikayet, eleştiri, öneri, vb.) bizimle iletişime geçmek için tıklayın.

1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 24 25 26 27 28 29 30 31 32 33 34 35 36 37 38 39 40 41 42 43 44 45 46 47 48 49 50 51 52 53 54 55 56 57 58 59 60 61 62 63 64 65 66 67 68 69 70 71 72 73 74 75 76 77 78 79 80 81 82 83 84 85 86 87 88 89 90 91 92 93 94 95 96 97 98 99 100 101 102 103 104 105 106 107 108 109 110 111 112 113 114 115 116 117 118 119 120 121 122 123 124 125 126 127 128 129 130 131 132 133 134 135 136 137 138 139 140 141 142 143 144 145 146 147 148 149 150 151 152 153 154 155 156 157 158 159 160 161 162 163 164 165 166 167 168 169 170 171 172 173 174 175 176 177 178 179 180 181 182 183 184 185 186 187 188 189 190 191 192 193 194 195 196 197 198 199 200 201 202 203 204 205 206 207 208 209 210 211 212 213 214 215 216 217 218 219 220 221 222 223 224 225 226 227 228 229 230 231 232 233 234 235 236 237 238 239 240 241 242 243 244 245 246 247 248 249 250 251 252 253 254 255 256 257 258 259 260 261 262 263 264 265 266 267 268 269 270 271 272 273 274 275 276 277 278 279 280 281 282 283 284 285 286 287 288 289 290 291 292 293 294 295 296 297 298 299 300 301 302 303 304 305 306 307 308 309 310 311 312 313 314 315 316 317 318 319 320 321 322 323 324 325 326 327 328 329 330 331 332 333 334 335 336 337 338 339 340 341 342 343 344 345 346 347 348 349 350 351 352 353 354 355 356 357 358 359 360 361 362 363 364 365 366 367 368 369 370 371 372 373 374 375 376 377 378 379 380 381 382 383 384 385 386 387 388 389 390 391 392 393 394 395 396 397 398 399 400 401 402 403 404 405 406 407 408 409 410 411 412 413 414 415 416 417 418 419 420 421 422 423 424 425 426 427 428 429 430 431 432 433 434 435 436 437 438 439 440 441 442 443 444 445 446 447 448 449 450 451 452 453 454 455 456 457 458 459 460 461 462 463 464 465 466 467 468 469 470 471 472 473 474 475 476 477 478 479 480 481 482 483 484 485 486 487 488 489 490 491 492 493 494 495 496 497 498 499 500 501 502 503 504 505 506 507 508 509 510 511 512 513 514 515 516 517 518 519 520 521 522 523 524 525 526 527 528 529 530 531 532 533 534 535 536 537 538 539 540 541 542 543 544 545 546 547 548 549 550 551 552 553 554 555 556 557 558 559 560 561 562 563 564 565 566 567 568 569 570 571 572 573 574 575 576 577 578 579 580 581 582 583 584 585 586 587 588 589 590 591 592 593 594 595 596 597 598 599 600 601 602 603 604 605 606 607 608 609 610 611 612 613 614 615 616 617 618 619 620 621 622 623 624 625 626 627 628 629 630 631 632 633 634 635 636 637 638 639 640 641 642 643 644 645 646 647 648 649 650 651 652 653 654 655 656 657 658 659 660 661 662 663 664 665 666 667 668 669 670 671 672 673 674 675 676 677 678 679 680 681 682 683 684 685 686 687 688 689 690 691 692 693 694 695 696 697 698 699 700 701 702 703 704 705 706 707 708 709 710 711 712 713 714 715 716 717 718 719 720 721 722 723 724 725 726 727 728 729 730 731 732 733 734 735 736 737 738 739 740 741 742 743 744 745 746 747 748 749 750 751 752 753 754 755 756 757 758 759 760 761 762 763 764 765 766 767 768 769 770 771 772 773 774 775 776 777 778 779 780 781 782 783 784 785 786 787 788