Osmanlı Medeniyetinin Alâmet-i Fârikaları - Herşeyde biraz 2de1


Herşeyde biraz 2de1 » Genel » Osmanlı Devleti » Osmanlı Medeniyetinin Alâmet-i Fârikaları

Osmanlı Devleti 3 Kıtaya hakim olan ceddimiz osmanlı imparatorluğuna ait olan tüm paylaşımlar buraya..

Cevapla
 
LinkBack Seçenekler Stil
  #1 (permalink) Alt 02-03-2008, 21:00
Kendini aşan 2de1'ci
 
goldengirl - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)

ღBad-ı sabahღ
 
Kayıt: 21.04.2006
Yaş: 24
Mesajlar: 3.724
Rep gücü: 35
Rep derecesi: goldengirl Oy Oy Oy Tutabilene Aşkolsungoldengirl Oy Oy Oy Tutabilene Aşkolsungoldengirl Oy Oy Oy Tutabilene Aşkolsungoldengirl Oy Oy Oy Tutabilene Aşkolsungoldengirl Oy Oy Oy Tutabilene Aşkolsungoldengirl Oy Oy Oy Tutabilene Aşkolsungoldengirl Oy Oy Oy Tutabilene Aşkolsungoldengirl Oy Oy Oy Tutabilene Aşkolsungoldengirl Oy Oy Oy Tutabilene Aşkolsungoldengirl Oy Oy Oy Tutabilene Aşkolsungoldengirl Oy Oy Oy Tutabilene Aşkolsun

Osmanlı Medeniyetinin Alâmet-i Fârikaları

 
Osmanlı; kuruluşu, idarî yapısı, medeniyet anlayışı, sınırlarını kıtalara ve okyanuslara dayandırması. farklı millet ve dinî toplulukları insanlık, adalet ve hoşgörüyle hükmedip, “Ufukların Efendisi” sıfatıyla cihanın en kudretli ve uzun ömürlü devleti ve medeniyeti mevkisine yükselmesi açısından otoritelerce tarihin en orijinal medeniyetlerinden biri sayılmaktadır. Biz de burada Osmanlı Medeniyeti’nin mucizevî yapısını/temellerini ve hangi lâhûtî anlayış ve kaynaklardan beslendiğini ele almaya çalışacağız. Osmanlı, Türk ve İslâm Medeniyeti’nin terkibinden mürekkep parlak bir medeniyet inşa etmiş ve bu medeniyet havzasında özgün bir konuma erişmiştir. İslâm Medeniyeti’nin parıltılarına aynadarlık eden Osmanlı, meydana getirdiği medeniyetle çoğu kanaat sahiplerine göre, Asr-ı Saâdet ve Hulafâ-i Râşidîn döneminden sonra İslâmiyet’i ve İslâm medeniyetini bütün kâide ve müesseseleriyle ikinci kez tatbik etme imkân ve mazhariyetine kavuşmuştur. Tarihçi Hammer’in de dediği gibi bu anlamda Osmanlı Medeniyeti, Müslümanların ve tüm insanlığın şâhikalarından, göz kamaştırıcı süslerinden biri mertebesine ulaşmıştır. Osmanlı Medeniyeti zamanla, insan, toplum ve devlet yapısıyla güzelliklerin her alanda teşhir edildiği; insanlığın, adaletin, dayanışmanın ve toplumsal barışın remzi ve ilham kaynağı olmuştur; Osmanlı ülkesi de adeta bir “Harikalar Diyarı”, “Masallar Ülkesi” haline gelmiştir. “Güneş Ülke”, “Rüyalar Ülkesi”, “Selâmet Cenneti” vb sıfatlarla tasvir edilen “Görkemli Medeniyetimizin” en belirgin köşe taşları işte şunlardır:
goldengirl Çevrimdışı   Alıntı ile Cevapla
goldengirl isimli kullanıcıya, bu konu için teşekkür edenler:
KaaN (03-03-2008)
  #2 (permalink) Alt 02-03-2008, 21:01
Kendini aşan 2de1'ci
 
goldengirl - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)

ღBad-ı sabahღ
 
Kayıt: 21.04.2006
Yaş: 24
Mesajlar: 3.724
Rep gücü: 35
Rep derecesi: goldengirl Oy Oy Oy Tutabilene Aşkolsungoldengirl Oy Oy Oy Tutabilene Aşkolsungoldengirl Oy Oy Oy Tutabilene Aşkolsungoldengirl Oy Oy Oy Tutabilene Aşkolsungoldengirl Oy Oy Oy Tutabilene Aşkolsungoldengirl Oy Oy Oy Tutabilene Aşkolsungoldengirl Oy Oy Oy Tutabilene Aşkolsungoldengirl Oy Oy Oy Tutabilene Aşkolsungoldengirl Oy Oy Oy Tutabilene Aşkolsungoldengirl Oy Oy Oy Tutabilene Aşkolsungoldengirl Oy Oy Oy Tutabilene Aşkolsun

 
Medeniyetimizin İslâmî/Ledünnî Temelleri
Muhteşem medeniyetimizi özgün ve üstün kılan, onun ruhî ve fizikî bünyesini dokuyan çok sağlam ve köklü temeller vardı. Medeniyetimizin omurgasını teşkil eden muazzam kökler ve ledünnî kaynaklarla ilgili olarak, İngiltere’nin İstanbul Büyükelçilerinden Porter şu çarpıcı tespitte bulunmuştur: “İmparatorluk kanunla birleşik din temeli üzerinde öyle sağlam bir şekilde inşa edilmiş ve bütün tebaanın iftihar ederek gösterdikleri alâka ve heyecanlarıyla öylesine mükemmelleştirilmiştir ki, devrin her türlü bahtsızlıklarına ve zaaflarına cesâretle karşı koymaktadır.” Fransız şâir Lamartine de aynı hususta şu mühim tahlîli serdetmiştir: “Türk’ün fazîleti İrâde-i İlâhiyye’ye dâimâ inkıyâdında ve akîdesi de takdîr-i İlâhî’de gösterilebilir. Dâimâ, Allah, onun fikrinde ve zikrindedir. Kısır bir fikir şeklinde değil amelî bir hakîkattir.” Fransız Yazar A. L. Castellan’ın yaklaşımı ise şöyledir: “Kazâ ve kader akîdesi Türklerin zihninde kökleşmiştir: Çok defa bu akîde onlarda şecâat yerine geçer, sebât ve metânetlerini artırır.”
goldengirl Çevrimdışı   Alıntı ile Cevapla
  #3 (permalink) Alt 02-03-2008, 21:02
Kendini aşan 2de1'ci
 
goldengirl - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)

ღBad-ı sabahღ
 
Kayıt: 21.04.2006
Yaş: 24
Mesajlar: 3.724
Rep gücü: 35
Rep derecesi: goldengirl Oy Oy Oy Tutabilene Aşkolsungoldengirl Oy Oy Oy Tutabilene Aşkolsungoldengirl Oy Oy Oy Tutabilene Aşkolsungoldengirl Oy Oy Oy Tutabilene Aşkolsungoldengirl Oy Oy Oy Tutabilene Aşkolsungoldengirl Oy Oy Oy Tutabilene Aşkolsungoldengirl Oy Oy Oy Tutabilene Aşkolsungoldengirl Oy Oy Oy Tutabilene Aşkolsungoldengirl Oy Oy Oy Tutabilene Aşkolsungoldengirl Oy Oy Oy Tutabilene Aşkolsungoldengirl Oy Oy Oy Tutabilene Aşkolsun

 
Medenî(yetçi) Osmanlı Toplumunun Mümeyyiz Vasıfları
Osmanlı, İslâmiyet’in insanlığa va’dettiği içtimaî barış ve sükûneti, hiçbir etnik, dinî ve kültürel ayrım gözetmeksizin yedi iklim üç kıtada asırlar boyunca gerçekleştirmeyi başarmıştı. Bunu mümkün kılan en büyük sır, tesis ettiği “mucizevî medeniyeti” fevkalade bir mahâret ve hassasiyetle tatbik etmesiydi. Bahsi geçen muhkem dinî temellere ve sihirli düzene dayanan Osmanlı, kendi medeniyetinin husûsiyetlerine yaraşır toplum ve insan tipini meydana getirmeyi de bilmişti. Osmanlı toplumu, milletlerin sosyal bünyelerini tehdit eden ve çöküşlerine yol açan marazlardan arınmış, İslâm âdâb-ı muâşereti ve ahlâkî fazîletleriyle donanmış nezih bir insan tabakası teşekkül ettirmeye kadir olmuştu. Böyle bir toplumda, insan tabakaları arasında derin uçurumlar ve sınıf kavgalarına asla rastlanamazdı. Osmanlı, kendi hür tebaasına olduğu kadar esir, köle, câriye ve mahkûmlara da insanca bir muameleyle yaklaşma erdemini göstermekten de geri kalmamıştı. Fransız siyaset bilimci Bruno Etienne, Osmanlı dönemindeki kölelerin, bugünün sözde bireylerinden daha özgür olduğunu şöyle ifade etmiştir: “Osmanlı’daki köleler, bugünün sözde özgür bireylerinden daha çok özgürlüğe sahiptiler.”
Şu halde, Osmanlı toplumunu müberrâ bir seviyeye yükselten ve hadsiz bir sitâyişe nâil eyleyen alâmet-i fârikalar neydi? Tabii ki, doğruluk, dürüstlük, namus, nezâket ve asâlet gibi hasletler bunların başında geliyordu. Temel ahlâkî unsurları şahsında temsil ve teşhir eden Osmanlı insanının, ideal bir temiz toplum modeli inşa etmesi elbette ki tesadüf olamazdı. İsveç’in İstanbul elçisi Mouradgea D’Ohsson, Osmanlı toplumunu ayrıcalıklı kılan meziyetlere şu enfes görüşleriyle parmak basmıştı: “Osmanlılar, umumî ve ferdî ahlâklarının ciddiyetini Şerîatın iffet ve hayâ ahkâmına medyûndurlar. Diğer fazîletleri kadar namuskârlık, dürüstlük ve doğruluk gibi Kur’an’ın en kuvvetli ahkâmına dayanan meziyetleri itibariyle de şâyân-ı takdîrlerdir. İçtimaî nizamın Osmanlılar arasında kurmuş olduğu münasebetlerin hepsine temiz yüreklilikle hüsn-i niyetin hâkim olduğu anlaşılmaktadır.” İngiliz Yazar Thornton’un bakışı da şu merkezdedir: “Türkler arasında içtimaî ve ailevî fazîletler, kendi ihtiyaçlarına ve bilhassa ilk Resûller devrine lâyık nâzikâne muâşeret kâidelerine uygun bir tahsîl seviyesiyle birleşir.” Alman Yazar Hans Barth’ın değerlendirmesi çok daha muhteşemdir: “İnsan, paşadan küçük bir bakkala kadar bütün Türklerin aynı okulda yetişmiş, aynı asâlet mertebesine sahip büyük senyörler olduklarını zanneder. İstanbul halkı, yeryüzünün en medenî ve en dürüst halkıdır.”
goldengirl Çevrimdışı   Alıntı ile Cevapla
  #4 (permalink) Alt 02-03-2008, 21:03
Kendini aşan 2de1'ci
 
goldengirl - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)

ღBad-ı sabahღ
 
Kayıt: 21.04.2006
Yaş: 24
Mesajlar: 3.724
Rep gücü: 35
Rep derecesi: goldengirl Oy Oy Oy Tutabilene Aşkolsungoldengirl Oy Oy Oy Tutabilene Aşkolsungoldengirl Oy Oy Oy Tutabilene Aşkolsungoldengirl Oy Oy Oy Tutabilene Aşkolsungoldengirl Oy Oy Oy Tutabilene Aşkolsungoldengirl Oy Oy Oy Tutabilene Aşkolsungoldengirl Oy Oy Oy Tutabilene Aşkolsungoldengirl Oy Oy Oy Tutabilene Aşkolsungoldengirl Oy Oy Oy Tutabilene Aşkolsungoldengirl Oy Oy Oy Tutabilene Aşkolsungoldengirl Oy Oy Oy Tutabilene Aşkolsun

 
Sanat ve Mimarîdeki Medeniyet Damgası
Osmanlı Medeniyeti’nin o muayyen ve nev’i şahsına münhasır kimliğini/çehresini dokuyan göz kamaştırıcı muhteşem mimarî eserlere, bunları bezeyen eşsiz sanat zevkine ve rûhî armoniye de burada kısaca değinmemiz yerinde olacaktır. Hans Barth, medeniyetimizin “Süreyya Yıldızı” Dersaadet (İstanbul) özelinde Osmanlı Medeniyeti’nin sanat ve mimarîdeki benzersiz yansımaları hakkında tasvir ve müşâhedelerini şöyle zikretmiştir: “Her taraf, mimarî şâheserler, su şırıltıları, âhenkli bir musikî gibi hisleri kucaklayan ve rûha neşe veren serinlikteki gölgelerle dolu. Burada güzellik duygusundan çok daha derin ve çok daha kudretli bir şey hissetmeye başlıyoruz. Başka bir düşünce ve duygu dünyasının mermerden örülmüş muhteşem bir medeniyetin ifadesi gibi görünen, bize yabancı ve karşı bir milletin, bize düşman bir imanın iskeletini temsil eden ve zarif sütunlarının azametli diliyle, bizimkinden apayrı bir Allah’ın önünde eğilen, ecdâdımızın titrediği bir halkın zaferini ilân eden bu âbideler, bu eserler, insana korku ve kuşku ile karışık bir hürmet telkîn ederler.” Keşiş Mişon’un yazılarında açığa çıktığı gibi tek başına minare bile yabancıları mest etmeye yetmiştir: “Hıristiyanlık adına onu kıskanırım. Güzel olan yalnızca minaredir. O ne kusursuz bir tasarımdır. Sarıklı müezzinin belli saatlerde ibâdet çağrısını yapabildiği balkonlarla taçlandırılmış ince uzun, beyaz kargıların, yine öyle kusursuz, büyülü mavi bir göğe yükselerek, bizim İngiliz güneşinin iki katı büyüklüğünde ve sıcaklığındaki güneşe öyle bir uzanışı vardır ki, güzelliklerini son derece benzersiz kılar ve câzibeleri başka bir ortama nakledilemez ve kelimelerle anlatması zordur.”
goldengirl Çevrimdışı   Alıntı ile Cevapla
  #5 (permalink) Alt 02-03-2008, 21:04
Kendini aşan 2de1'ci
 
goldengirl - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)

ღBad-ı sabahღ
 
Kayıt: 21.04.2006
Yaş: 24
Mesajlar: 3.724
Rep gücü: 35
Rep derecesi: goldengirl Oy Oy Oy Tutabilene Aşkolsungoldengirl Oy Oy Oy Tutabilene Aşkolsungoldengirl Oy Oy Oy Tutabilene Aşkolsungoldengirl Oy Oy Oy Tutabilene Aşkolsungoldengirl Oy Oy Oy Tutabilene Aşkolsungoldengirl Oy Oy Oy Tutabilene Aşkolsungoldengirl Oy Oy Oy Tutabilene Aşkolsungoldengirl Oy Oy Oy Tutabilene Aşkolsungoldengirl Oy Oy Oy Tutabilene Aşkolsungoldengirl Oy Oy Oy Tutabilene Aşkolsungoldengirl Oy Oy Oy Tutabilene Aşkolsun

 
Osmanlı Medeniyetinin Barışçıl Dinamikleri
Osmanlı, bir şemsiye gibi hükümranlığına aldığı cemâat ve kavimleri ortak bir meşrûiyet temelinde, “Osmanlı Barışı”nda buluştururken, “Millet Sistemi” çerçevesinde her birinin kendi kimliğini, inancını ve var olma hakkını elinden almıyor; hatta buna saygı duyulmasını diğer kavimlerden -gerekirse zorla- istiyordu. Osmanlı varlığı, yöneticileriyle pek az ortak tarafı olan halkı kazanabilmek için daha önce var olan yapının üzerine “ince bir tabaka” halinde serilmekle sağlanıyordu. Osmanlı idaresinin uzun ömrünün sırrı kaskatı değil, esnek olmasındaydı. Osmanlı’nın fetih siyaseti, sadece toprak kazanma, ülkeler ele geçirme, insanları hegemonyası altında tutma, “kuru cihangirlik davası” değildi; bilakis hakikî mânâda “medeniyet taşıyıcılığı» yaparak insanların gönüllerine taht kurmaya medar olacak geniş imar ve iskân faaliyetlerinde bulunmaya dayanıyordu. Tarihçileri bile hayrete sevk edecek ölçüde, Rumeli ve Balkanlara mucizevî bir hızla yayılarak sınırlarını genişletmesi ve fetihlerini kalıcı hale getirmesi zannedildiğinin aksine kılıç ve kalkanla değil; insanlık, adalet ve hoşgörü ile olmuştu. Osmanlı idaresi buralarda, huzur ve istikrarın özdeşi ve yegâne adresi haline gelmişti. Osmanlı’yı ayakta tutan temel unsurlardan biri de, Osmanlı idarecilerinin kendilerini, ümmetin işlerini yapmak için Allah Teâlâ’nın onların başına koyduğu bir hizmetçi olarak görmeleriydi. Kanunî’nin ifadesiyle “Reâyâ devletin efendisiydi.” Devlet, kendi himayesine girmiş zımmîlerin her türlü hak ve hukukunu garanti altına almıştı. Yıldırım Beyazıd, Semendere kadısına gönderdiği bir adaletnâmede halkın kendisine Allah’ın bir emaneti (vedîatu’llâh) olduğunu belirtmişti. Osmanlı, her fethettiği toprağı hakikî manada bir “vatan” olarak telakkî ediyordu.
Devlet-i Âliyye, kısa zamanda çeşitli din, ırk, dil ve mezhebe mensup sayısız milleti Osmanlı potasında meczederek “çok dinli ve milletli bir dünya devleti” haline gelmiş ve asırlar boyunca sınırları dâhilinde herhangi bir “Medeniyetler Çatışması” yaşanmasına izin vermemişti. En küçük beldesinden payitahtına kadar cami, kilise ve havra yan yanaydı. Sultan II. Mahmud bunu şu veciz ifadeyle bayraklaştırmıştı: “Tebaamdan Müslümanları camide, Hıristiyanları kilisede, Musevileri de havrada görmek isterim. ”Osmanlı’yı, bu, nev’i şahsına münhasır vasfından dolayı İlber Ortaylı, “Müslüman Üçüncü Roma” olarak tavsif etmektedir. Alman Türkolog F. Giese buna şöyle temas etmiştir: “Müslümanlar, kendi ülkelerindeki gayri müslimlere tam bir tolerans gösteriyorlardı. İslâm hukukunun bu tutumu, Türkler tarafından da tarih boyunca uygulanmıştır. Hatta Osmanlı Devleti’nde zaman zaman gayr-i Müslimlerin şartları, Müslümanlarınkinden bile daha iyi olmuştur.” Fransız Tarihçi Fernard Grenard aynı hususta fikirlerini şu şekilde ortaya koymuştur: “Osmanlı idaresinin, fethedilen memleketler için, son derece liberal olduğunu kaydetmeden geçmemelidir. Bu memleketler ahâlîsini Türkler, dillerinde, dinlerinde, hatta bazen iç düzenlerinin büyük bir kısmında tamamen serbest bırakıyorlardı.” Tarihçi Gibbons da şu mühim fikirleri sarf etmiştir: “Osmanlıların hoşgörüsü ister siyaset, ister hâlis insanlık, isterse başka bir şey olsun; Türkler din hürriyeti umdesini temel taşı olarak koymuştur. Türklerin Balkanlara girmesinden sonra yerli gayr-ı müslimlerle yeni gelen Müslümanlar yüzyıllarca ahenk içinde yaşamışlardır.” Raphaela Lewis de, Osmanlı’nın uzun bir hükümranlığa sahip olmasını şu üç temele dayandırmıştır: “Osmanlı’nın sırrı, mükemmel bir mülkî idareyi, İslâm kanunlarına dayanan adlî bir sistemi ve yırtıcı, sâdık ve disiplinli bir orduyu birleştirmesindedir.”
goldengirl Çevrimdışı   Alıntı ile Cevapla
  #6 (permalink) Alt 02-03-2008, 21:05
Kendini aşan 2de1'ci
 
goldengirl - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)

ღBad-ı sabahღ
 
Kayıt: 21.04.2006
Yaş: 24
Mesajlar: 3.724
Rep gücü: 35
Rep derecesi: goldengirl Oy Oy Oy Tutabilene Aşkolsungoldengirl Oy Oy Oy Tutabilene Aşkolsungoldengirl Oy Oy Oy Tutabilene Aşkolsungoldengirl Oy Oy Oy Tutabilene Aşkolsungoldengirl Oy Oy Oy Tutabilene Aşkolsungoldengirl Oy Oy Oy Tutabilene Aşkolsungoldengirl Oy Oy Oy Tutabilene Aşkolsungoldengirl Oy Oy Oy Tutabilene Aşkolsungoldengirl Oy Oy Oy Tutabilene Aşkolsungoldengirl Oy Oy Oy Tutabilene Aşkolsungoldengirl Oy Oy Oy Tutabilene Aşkolsun

 
Ateşin Sualler ve Medeniyeti(n)mizin Değişmez Kıblesi
Osmanlı Medeniyeti’nin varisi hüviyetiyle, burada zikrettiğimiz mümeyyiz vasıfların ve övgülerin bugün ne kadarını hak ediyor ve kendimize yakıştırıyoruz? Müslüman Türklüğün dokusu mesâbesindeki insanî haslet ve meziyetlerin, toplumsal barış ve dayanışmanın bugün neresindeyiz? Osmanlı devrinde ülkemiz bir saâdet cenneti iken, şimdilerde nasıl oldu da kaostan yakasını sıyıramayan, yaşamanın bedelinin ağır olduğu bir duruma düştü? Bir zamanlar âleme medeniyet, insanlık ve barış taşırken, hâlihazırda bizim muhtaç vaziyete sürüklenmemiz çok hazin değil mi? Medeniyet kurucusu olan bir ceddin torunları olarak Batı’yı taklit etme kolaycılığından/bayağılığından kurtulmanın ve “Altın Çağ’da saklı Yitik Medeniyeti” keşfedip kadrini bilmenin henüz vakti gelmedi mi? Terakkî edip çağ atlamanın yolu orijinal bir medeniyet tesis etmekten geçiyorsa; o halde ruh ve mânâ köklerimizi tahrip eden yabancı anlayışlara daha ne kadar izin vereceğiz ve kültür atlasımız üzerine kendi düşünce tarzımızı, inanç sistemimizi ve hayat felsefemizi işlemeye hangi vakit başlayacağız?
Bütün zamanlarda olduğu gibi şimdiden sonra da, kendi değerlerimize, kültür ve medeniyetimize yaslanmak kaydıyla, medeniyet yolunda terakkî ederek ilerlemek ve bir büyük medeniyetin mirasçısı olarak aslî misyonumuza ve mevkiimize tekrar erişmek yeni kızıl elmamız olmalıdır. Japonların, kalkınma aşamasında çokça faydalandıkları İngiliz filozof Herbert Spencer’in şu tavsiyelerini bizim de rehber edinmemiz gerekiyor: “Amerikalıları ve Avrupalıları kendinizden uzak tutun, onlara size kanca takacak tutamaklar vermemeye çalışın ve sivil ve askerî etkilerinden olabildiğince kaçının.” Amerikalı Profesör Rafii’nin şu muazzam sözlerini de mütemâdiyen kulağımıza küpe edinmeliyiz: “Siz tarihte defalarca başarı kazanmış bir milletsiniz. Bize veya başkalarına imrenmek neyinize? İlerlemek istiyorsanız, muvaffak olduğunuz asırlarda hangi meziyetlerinizle, hangi usul ve teşkilatlarınızla kazandınız bunları araştırınız; bulduklarınızı modernize ediniz. Kendi millî ve denenmiş temelleriniz üzerinde yükseliniz.” Avusturyalı ünlü siyasetçi Metternich’in (1773-1859) -devrin padişahına yaptığı- çok daha muhteşem olan dostâne tavsiyelerini de başlıca ödev konusu yapmalıyız: “Devletinizi günden güne zayıflatan sebeplerin başında Avrupalılaşma çabalarınız geliyor. Hükümetinizi dinî kanunlarınıza saygı esası üzerine kurun. Zamana uyun, çağın ihtiyaçlarını dikkate alın. İdarenizi düzene sokun, ıslah edin, ama yerine size hiç de uymayacak kurumları koymak için eskilerini yıkmayın. Avrupa’nın kanunları, Doğu’nun örf ve âdetlerine zıttır; temeli Hıristiyanlıktır. İthal ıslahattan kaçının; bu, Müslüman memleketlerini ancak felâkete sürükler.”
Netice itibariyle, “Tarihin Sonu” ve “Medeniyetler Çatışması” türü kıyamet senaryoları üreten Batı medeniyetinin, evrensel barışı tesis etme kabiliyetinden mahrum olduğu, bunalımlar üretmeye daha yatkın özellikler taşıdığı; Sovyetlerde komünist rejimin çökmesinden (1992) ve 11 Eylül (2001) hâdisesinden bu yana cereyan eden gelişmelerle iyice anlaşılmıştır. Dünya barış ve istikrarını temin etmesi, insanlığın aradığı huzur ve refahı sağlaması açısından, İslâmî esaslar üzerinde yükselen “Osmanlı Medeniyet Modeli”, hâlen yegâne alternatif ve şans olarak günümüz toplum ve devletlerine hayat va’detmektedir.
Kaynakça:
İlber Ortaylı, Osmanlı Barışı, İstanbul 2004; Halil İnalcık, The Ottoman Empire, London 1973; Osman Turan, Türk Cihan Hakimiyeti Mefkuresi Tarihi, İstanbul 1980; Türk Kültür ve Medeniyeti, C.1, A.Ü.Türk Kül. Araş. Ens. Yay., Ankara 1956; Mehmed Niyazi, Medeniyet Ülkesini Arıyor, İstanbul 1991; İ. Hami Danişmend, Garb Menbalarına Göre Eski Türk Seciye ve Ahlâkı, İstanbul 1982; Ah. Djevad, Yabancılara Göre Eski Türkler, İstanbul, 1978; M. Turhan Tan, Tarihte Türkler İçin Söylenen Büyük Sözler, İstanbul 1936; İsmail Parlatır, Yabancıların Gözüyle Türkler ve Türkiye, İstanbul 1993; Mehmet Mazak, Osmanlıda Çevre ve Sokak Temizliği, İstanbul 2001; Ahmet Tabakoğlu ve Diğerleri, İstanbul’da Sosyal Hayat 1-2, İstanbul 1997-1998; İstanbul Vakıf Tarihi 1, İstanbul 1998; Mustafa Armağan, Osmanlı: İnsanlığın Son Adası, İstanbul 2004; İsmail Çolak, Doğu-Batı Kavşağında Osmanlı, İstanbul 2004; Modern Zamanlarda Osmanlı’yı Aramak, 2. Baskı, İstanbul 2005, Lamure Yay; Osmanlı’nın Gizli Tarihi, İstanbul 2007, Nesil Yay.
goldengirl Çevrimdışı   Alıntı ile Cevapla
Cevapla


Konuyu Toplam 1 Üye okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir)
 
Seçenekler
Stil

Yetkileriniz
You may not post new threads
You may not post replies
You may not post attachments
You may not edit your posts

BB code is Açık
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-KodlarıKapalı
Trackbacks are Açık
Pingbacks are Açık
Refbacks are Açık

Benzer Konular
Konu Konuyu Başlatan Kategori Cevaplar Son Mesaj
Osmanlı MSN (: aquamarine Resimler ve Karikatürler 17 22-02-2008 18:46
CHP'nin alamet-i farikası Kr㣠Son Dakika Haberleri 0 17-01-2008 14:41
Chp'nİn Alamet-İ Farİkasi Kr㣠Son Dakika Haberleri 0 17-01-2008 14:41
Osmanlı Kronolojisi KãRdé£éN Osmanlı Devleti 10 24-08-2007 20:00
Osmanlı Tarihi : A'dan Z'ye Herşeyi İle Osmanlı Devletiii... adLer Türkiye Hakkında - Genel - 82 18-08-2007 21:14


Bütün Zaman Ayarları WEZ +4 olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 02:43 .

Powered by vBulletin Copyright ©2000 - 2008, Jelsoft Enterprises Ltd.
SEO by vBSEO

Sitemiz bir forum sitesi olduğu için kullanıcılar her türlü görüşlerini önceden onay olmadan anında siteye yazabilmektedir, bu yazılardan dolayı doğabilecek her türlü sorumluluk yazan kullanıcılara aittir.
Herhangi bir konuda (şikayet, eleştiri, öneri, vb.) bizimle iletişime geçmek için tıklayın.

1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 24 25 26 27 28 29 30 31 32 33 34 35 36 37 38 39 40 41 42 43 44 45 46 47 48 49 50 51 52 53 54 55 56 57 58 59 60 61 62 63 64 65 66 67 68 69 70 71 72 73 74 75 76 77 78 79 80 81 82 83 84 85 86 87 88 89 90 91 92 93 94 95 96 97 98 99 100 101 102 103 104 105 106 107 108 109 110 111 112 113 114 115 116 117 118 119 120 121 122 123 124 125 126 127 128 129 130 131 132 133 134 135 136 137 138 139 140 141 142 143 144 145 146 147 148 149 150 151 152 153 154 155 156 157 158 159 160 161 162 163 164 165 166 167 168 169 170 171 172 173 174 175 176 177 178 179 180 181 182 183 184 185 186 187 188 189 190 191 192 193 194 195 196 197 198 199 200 201 202 203 204 205 206 207 208 209 210 211 212 213 214 215 216 217 218 219 220 221 222 223 224 225 226 227 228 229 230 231 232 233 234 235 236 237 238 239 240 241 242 243 244 245 246 247 248 249 250 251 252 253 254 255 256 257 258 259 260 261 262 263 264 265 266 267 268 269 270 271 272 273 274 275 276 277 278 279 280 281 282 283 284 285 286 287 288 289 290 291 292 293 294 295 296 297 298 299 300 301 302 303 304 305 306 307 308 309 310 311 312 313 314 315 316 317 318 319 320 321 322 323 324 325 326 327 328 329 330 331 332 333 334 335 336 337 338 339 340 341 342 343 344 345 346 347 348 349 350 351 352 353 354 355 356 357 358 359 360 361 362 363 364 365 366 367 368 369 370 371 372 373 374 375 376 377 378 379 380 381 382 383 384 385 386 387 388 389 390 391 392 393 394 395 396 397 398 399 400 401 402 403 404 405 406 407 408 409 410 411 412 413 414 415 416 417 418 419 420 421 422 423 424 425 426 427 428 429 430 431 432 433 434 435 436 437 438 439 440 441 442 443 444 445 446 447 448 449 450 451 452 453 454 455 456 457 458 459 460 461 462 463 464 465 466 467 468 469 470 471 472 473 474 475 476 477 478 479 480 481 482 483 484 485 486 487 488 489 490 491 492 493 494 495 496 497 498 499 500 501 502 503 504 505 506 507 508 509 510 511 512 513 514 515 516 517 518 519 520 521 522 523 524 525 526 527 528 529 530 531 532 533 534 535 536 537 538 539 540 541 542 543 544 545 546 547 548 549 550 551 552 553 554 555 556 557 558 559 560 561 562 563 564 565 566 567 568 569 570 571 572 573 574 575 576 577 578 579 580 581 582 583 584 585 586 587 588 589 590 591 592 593 594 595 596 597 598 599 600 601 602 603 604 605 606 607 608 609 610 611 612 613 614 615 616 617 618 619 620 621 622 623 624 625 626 627 628 629 630 631 632 633 634 635 636 637 638 639 640 641 642 643 644 645 646 647 648 649 650 651 652 653 654 655 656 657 658 659 660 661 662 663 664 665 666 667 668 669 670 671 672 673 674 675 676 677 678 679 680 681 682 683 684 685 686 687 688 689 690 691 692 693 694 695 696 697 698 699 700 701 702 703 704 705 706 707 708 709 710 711 712 713 714 715 716 717 718 719 720 721 722 723 724 725 726 727 728 729 730 731 732 733 734 735 736 737 738 739 740 741 742 743 744 745 746 747 748 749 750 751 752 753 754 755 756 757 758 759 760 761 762 763 764 765 766 767 768 769 770 771 772 773 774 775 776 777 778 779 780 781 782 783 784 785 786 787 788