Atatürk'ün Mektupları - Herşeyde biraz 2de1


Herşeyde biraz 2de1 » Genel » Mustafa Kemal ATATÜRK » Atatürk'ün Mektupları

Mustafa Kemal ATATÜRK Atatürk’ün hayatı, ilkeleri, inkılapları, özdeyişleri, anıları, resimleri, kronolojisi, Gençliğe Hitabe, Nutuk, Anıtkabir-Mustafa Kemal ATATÜRK - Ayrıca, Atatürk’ün kişiliği, düşünceleri, Onuncu Yıl ve Bursa Nutku, sevdiği şarkılar, O’nun hakkında bazı İngilizce yazılar ve daha pek çok kaynağa ulaşabilir, elinizdekileri bizlerle paylaşabilirsiniz.

Cevapla
 
LinkBack Seçenekler Stil
  #1 (permalink) Alt 26-10-2007, 05:37
Kendini aşan 2de1'ci
 
^^DoLCe^^ - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)

... . .-. .--. .. .-..
 
Kayıt: 21.04.2006
Yaş: 25
Mesajlar: 7.765
Rep gücü: 27
Rep derecesi: ^^DoLCe^^ Yavaş Yavaş İlerliyor^^DoLCe^^ Yavaş Yavaş İlerliyor

Atatürk'ün Mektupları

 
Salih Bozok
11 Eylül 1911
Salih'çiğim,
Erkânıharbiye-i Umumiye 1. Şube'ye memur edildim. Başka hiç kimse bir kelime sormadı. Kimseden vaziyeti anlamak mümkün değil. Herkes birbirinden korkuyor. Abdül-hamid devrinde olduğu gibi! Orduyu, memleketi kurtarmak için çok fedakârane çalışmak lazım. Başka çare yok. İstanbul muhiti pek mülevves, herkes menfaat-ı zatiyesin den başka bir şey düşünmüyor. Bayramdan sonra mufassal mektup yazacağım. Nuri oradaysa âlâ, yok ise bu mektubu Üsküp'e gönder. Fuat geldi mi?
Mehmet Ali, Rauf, İsmail ve arkadaşlara selam..

Erkânıharbiye-i Umumiye 1. Şube'ye memur
M. Kemal



15 Kasım 1911
Ey Hazret-i Salih,
Seferin ilk devresindeki mecruhiyeti savdık. Şimdi ikinci sefere çıkıyoruz. Bakalım Allah ne gösterecektir. İnşallah avdet nasip olursa size günlerce anlatacak hikâyelerimiz var. Suret-i mahsusada gözlerinden, validenizin de ellerinden öperim. Bizim valide acaba ne haldedir? Maaş alabildiler mi?

Kuzum Salih'çiğim, Necati'ye söyle maaşlarımdan borçlarımı katetsin. Avdette borç falan dinlemem. Kimbilir ne kadar züğürt döneceğim? Ruşen Bey'e ve diğer arkadaşlara ihtiramlar. Kendilerine mektup yazamayışımın sebebi adreslerinin nazarı dikkati calip olmasındandır.

Şerif



1914
Ahval-i umumiye hakkındaki mütalaamı soruyorsun. Bu husustaki mütalaamı yalnız sende kalmak şartıyla bervech-î ati yazıyorum.

Biz hedefimizi tayin etmeden umumî seferberlik ilan ettik. Bu çok tehlikelidir. Çünkü başımızı bir tarafa mı, yoksa birçok taraflara mı vuracağız, malum değildir. Koskoca bir orduyu tul müddet hareketsiz, elde atıl bir vaziyette bulundurmak da çok müşküldür. Binaenaleyh sen de düşünecek olursan, vaziyetin ne kadar vahim olduğunu anlayabilirsin. Almanların vaziyeti hakkındaki mütalaa-i askeriyeye gelince: ben Almanların bu harpte muzaffer olacaklarına katiyen emin değilim. Gerçi bir sürat-i berkiye ile ahen kalelerini devirip çiğneyerek Paris üzerine doğru yürümektedirler. Fakat Ruslar da Karpatlar'a dayanmışlar ve Almanların müttefikleri bulunan Avusturyalıları tazyik etmektedirler. Buna binaen Almanlar bir kısım kuvvet ifraz ederek Avusturyalılara yardım etmek mecburiyetinde kalacaklardır. Bu defa Fransızlar kendi karşılarında bulunan Almanların kuvvet ifraz ettiklerini görerek mukabil taarruzda bulunacaklar ve Almanları tazyik edeceklerdir. Kendilerinin duçar-ı tazyik olduğunu gören Almanlar, bu defa da Avusturyalılara gönderdikleri kuvvetleri celp etmek mecburiyeti karşısında bulunacaklardır ki bu suretle zik-zakvari hareket edecek olan bir ordunun akıbeti pek feci ve vahim olacağından, ben bu harbin neticesinden emin olamıyorum.

Senin bu harbe iştirak hakkındaki arzuna gelince: burada harbin neticesine dair mütalaamı yazdıktan sonra senin nasıl düşüneceğini bilmiyorum. Fakat bulunduğun yerde de bir vazife ifa etmektesin. Seni yeni bir vazifeye tayin ettiler de mi gitmek istemiyorsun? Sen şimdiki vazifeden ayrılırsan oradaki yerin boş mu kalacaktır? Sen gidersen yerine mutlaka bir başkası tayin edilecektir. O
halde sana yeni bir vazife teklif edilinceye kadar orada kalmalısın. Çünkü sen vakitsiz olarak teehhül ettin. İki çocuğun da var. Ailenin yanında bulunmak herhalde senin için muvafık olur. Ben seni daima yanımda bulunduracak gibi bir vazifeye tayin oluncaya kadar yanıma alamam. Çünkü benim yüzümden sefil olmanı arzu etmem. Bir vazifeye tayinim için harbiye nazırına yazdım. Burada iki buçuk malumat edineceğim diye ataşemiliterlikte kalmak istemediğimi ve millet ve memleketimin büyük bir cidale hazırlandığı bir sırada benim de herhangi bir kıtanın başında bulunmak istediğimi bildirdim. Ve eğer herhangi bir sebeple memlekete girmekliğime müsaade edilmeyecekse açıkça bana yazmalarını ve ben de ona göre başımın çaresine bakacağımı da ilave ettim. Henüz cevap alamadım. Bakalım ne cevap verecekler.

Gözlerinden öperim.

M. KEMAL




22 Eylül 1911
Kardeşim Salih,
Mektubunu aldım. Şam vapuruyla Trablus'a gitmekte iken, ilan-ı harp üzerine avdet ettirildik. Şimdi İstanbul'dayım. Ve 1. Şube'ye devam ediyorum. Ahval sükûn peyda ederse Selanik'e görüşmek üzere geleceğim. Arkadaşlara, Fuat'a çok selam. Mümkünse valideyi görüp müteselli et. Benim geçen ayın tayinatı kalmıştı. Bari onun valideye verilmesine Necati Bey vasıtasıyla delalet et. Sana olan borcumu, kariben tesviye edeceğimi memul ederim. Bana oranın ahvalinden bahis mektup gönder.

Gözlerinden öperim.

M. Kemal





2 Kasım 1911
Hazret-i Salih,
Seni de deraguş etmek çaresini bulamadığımız için meyusum. Lakin zarar yok, kalplerimiz, fikirlerimiz bir olsun. Ben seyahatin bir noktasında hayvandan vurularak beray-ı tedavi İskenderiye'ye geldim. İade-i afiyet etmek üzereyim. Gözlerinden öperim. Valideyi hastalığımdan haberdar etme. Birkaç gün sonra tekrar yola çıkacağım. Senin ve benim validelerimizin ellerinden, hemşiremin de gözlerinden öperim. Bilcümle arkadaşlara selam.

M. KEMAL





4 teşrinievvel 1327
Kardeşim Salih,
Bilirsin ki, Trablus meselesinin bidayet-i zuhurundan beri oraya gitmek teşebbüsünden geri durulmadı. Bir defa Şam vapurunda üç gece kaldıktan sonra döndürüldük. Bundan sonra Tunus veya Mısır yoluyla gitmeye teşebbüs ettik. Harbiye nazırı kat-ı ümid etmiş olduğu için sarfınazar ettirdi. Bu defa Naci ve daha biri iki kişiyle Mısır üzerinden hedefe yürümek üzere (2 teşrinievvel 1327) İstanbul'dan hareket olundu. Harbiye nazırı da ister istemez muvafakat etti. Maksadımız ebedî bir saha-yı mücadele açmaktır. Muvaffakiyet Allah'tan. Lüzum ve faide görürsem seni ve daha bazı arkadaşları da isteyeceğim. Şimdilik temin edilecek noktalar var. Benim ne olduğumu işaa etmeyin. Daha bir müddet için valideyi dahi haberdar etmeyin. Ara sıra benim tarafımdan İstanbul'dan gelmiş gibi kendisine mektup gösterin. Eyüp Sabri seni veya Salih'i görecek, ona ilmühaberlerim ve borçlarım hakkında malumat verdim. Ruşen ve Necati beylere mahremane söyle. İlmühaberlerimin 5. Kolordu idaresinde kalması ve maaş ve muhassasatımdan borçlarım tasfiye olunmakla beraber kalanının valideme itası lazımdır. Bunu harbiye nazırı da yazacak. Unutmazsa. Salih'e olan 5-10 lirayı da bu paradan tesviye etsin.
Mısır'a muvasalattan sonra sana malumat ve adres vereceğim. Sen de bana yazarsın. Şayet sen bir tarafa gidersen senin namına mektupları alacak ve açacak bir arkadaş tayin edersin. Rasim, Hamdi ve ilah arkadaşlar ne âlemdedir? Vatanı kurtarmak için şimdiye kadar olduğundan ziyade gayret ve fedakârlık elzemdir.
Endülüs tarihinin son sayfalarını okuyunuz. Faideli musahabetlerinizde bulunamadığıma teessür ederim.
Beni unutmayın!
Alaydaki arkadaşlara çok selam, beraber yaptığımız talim ve terbiye programını takipte çok güzel metaib vardır. Yorulmasınlar eski tembellikle hiçbir şey olmaz. Başka kâğıdım yok. Nuri'ye ayrıca mektup yazamayacağım. İstersen bu mektubumu aynen gönder. Veyahut bahisle bir mektup yaz. Ve o kıymetli kardeşimize de ki, benim için hatırası kalp ve vicdanından bir an çıkamayan bir öz kardeş varsa Nuri'dir. Bu muzlim seferi onunla beraber yapmak isterdim. Allah nasip ederse saha-yı mücadelatta birleşiriz. Cenab-ı Hak
takdir etmişse ahrette kavuşuruz.
Salih'in Selanik'te bulunması, valideye muavenet etmesi benim kuvvet-i kalb ve tabımı tazif ediyor.
İstanbul'da bulunan Kerim Bey'e mektup yazın. O zavallı oradaki mücadelede yalnız kaldı. Mektuplarınız ona kuvvet-i kalb verir.
Allahaısmarladık Fuat'ım.

M. Kemal






Güzel Salih'im,
Letaif ile memlu mektuplarını açık olarak alıyorum. Her defasında sizi bütün har ve samimi muhabbetlerimle gözümün önüne getirir, mahzuzül vicdan olurum. Artık Fuat'ın evlenmiş olması ve senin zaten evli bulunmuş olman itibariyle biraz ciddileşeceğiz değil mi? Bir müddet de kalemini ciddi zeminlerde icale etmeyi itiyat et bakalım, nasıl olacak!

Nuri'den benim hiç haber aldığım yoktur. Fakat zarar yok. Çünkü ne halde olduğunu tahmin ediyorum. Bakalım ben ne olacağım? Burada oturmakla olmayacak tabiî. Kısa, leb demekle leblebi anlaşılan muciz mektuplarınızı eksik etmeyin.

Gözlerinizden öperim.

M. KEMAL





Kardeşim Salih,
Mektuplarınızı aldım. Samimiyet ve fart-ı uhuvvetinize teşekkür ederim. Yüzbaşı Ahmet Efendi şifahen çok selamlarınızı da getirdi. Nuri Bey'le ara sıra görüşüyoruz.

Karşımızda düşman artık bimecal bir hale gelmiştir. İnşallah yakında kamilen def edilir. Herhalde vatanımız bu cihetten emindir. Arkadaşların size söyledikleri şeyin henüz husul bulmamış olması cay-ı istigrabdır. Elbette ona istihkak kesp edilmiştir. Fakat "Kim olur zor ile maksuduna ruhayab-ı zafer/Gelir elbette zuhura ne ise hükm-i kader". Bilirsin ki bizim maksudumuz vatana büyük bir mikyasta arz-ı hizmet eylemektir. Arkadaşların temenniyatı maksut olan hizmeti ifa edebilecek maddî mertebedir. Tabiî zamanı gelince. Kaderde varsa o da olur. Bir aralık canım sıkıldı. Tekaüt olup kûşegüzin inziva olmayı da düşündüm. Olmadı. Şimdilik Cenab-ı Hakk'ın azametine sığınarak çalışıyorum.

Gözlerinizden öperim.

M. KEMAL














^^DoLCe^^ Çevrimdışı   Alıntı ile Cevapla
^^DoLCe^^ için teşekkür edenler 3 kişi.
KãRdé£éN (27-10-2007), Kr㣠(26-10-2007), Ruhsar (26-10-2007)
  #2 (permalink) Alt 26-10-2007, 05:39
Kendini aşan 2de1'ci
 
^^DoLCe^^ - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)

... . .-. .--. .. .-..
 
Kayıt: 21.04.2006
Yaş: 25
Mesajlar: 7.765
Rep gücü: 27
Rep derecesi: ^^DoLCe^^ Yavaş Yavaş İlerliyor^^DoLCe^^ Yavaş Yavaş İlerliyor

 
Zübeyde Hanım


Ağustos 1335 (1919)
Muhterem Valdeciğim,
İstanbul'dan mufarakatımdan beri sizlere birkaç telgraftan başka bir şey yazmadım. Bu sebeple büyük merak içinde kaldığınızı tahmin ediyorum. Bilhassa hakkımda gerek ötekinden berikinden ve gerek gazetelerden işittiğiniz natamam haberler şüphesiz merakınızı tezyit etmiştir. Halbuki şimdi vereceğim izahatla mutmain olacağınız veçhile şayan-ı endişe hiçbir şey yoktur.

Malumunuzdur ki, daha İstanbul'da iken ecnebi kuvvetlerin devleti, milleti fevkalade sıkıştırmakta ve millete hizmet edebilecek ne kadar adamımız varsa cümlesini hapis ve tevkif ve bir kısmını Malta'ya nefy ve tazip etmekte pek ileri gidiyorlardı. Bana nasılsa ilişememişlerdi. Fakat 3. Ordu müfettişi olarak Samsun'a ayak basar basmaz İngilizler benden şüphelendiler. Hükümete benim sebebi izamımı sordular. Nihayet İstanbul'a celbimi talep ve bunda ısrar ettiler. Hükümet beni iğfal ederek İstanbul'a
celp ve İngilizlere teslim etmek istedi. Bunun derhal farkına vardım. Ve bittabi kendi ayağımla gidip esir olmak doğru değildi. Padişahımıza hakikat hali yazdım. Ve gelemeyeceğimi arz ettim. Zat-ı şahane de evvela buna muvafakat etti. Fakat daha sonra İngilizlerin tazyiki ziyadeleşti. Nihayet o da İstanbul'a avdetimi irade etti. Bu suretle artık resmî makamımda kalmaya imkân göremediğim gibi askerliğimi muhafaza ettikçe İngilizlerin ve hükümetin hakkımdaki ısrarına mukabele edilemeyecekti. Bir tarafında bütün Anadolu halkı tekmil millet hakkımda büyük bir muhabbet ve itimat gösterdi. 'Seni bırakmayız' dediler. Filhakika vatan ve milletimizi kurtarabilmek için yegâne çare askerliği bırakıp serbest olarak milletin başına geçmek ve milleti yekvücut bir hale getirmekle hâsıl olacak kudret ve hareket-i milliyeyi hüsn-i istimal eylemekten başka çare mutasavver değildi. Binaenaleyh ben de böyle yaptım. Elhamdülillah muvaffak da oluyorum.
Pek yakında netice-i maddiyeyi bütün cihan görecektir. Ben bu suretle hareket edince İngilizler derhal yalvarmaya başladı. Ve beni kazanmaya çalıştı. Her şeyi inkâr ettiler. Ve bütün kabahati bizim hükümete attılar. Hakikaten hükümet de benimle uğraşmak istedi. Fakat kuvveti buna müsait gelmedi. Ve gelemez. Daha bir zaman bu suretle Anadolu içinde çalışmakla her şey hallolacaktır. Kariben Meclis-i Mebusan toplanacak ve meşru bir hükümet mevki-i iktidara geçecektir. Ben de ihtimal o zaman İstanbul'a geleceğim. Sıhhat ve afiyetimi, katiyen hiç merak ve endişe etmeyiniz.

Salih Bey Fuat Bey'den alacağını alabildi mi? Bunu bilgi almak bakımından soruyorum. Yoksa her ne olursa olsun elhamdülillah hiç önemi yoktur. Siz müsterih olunuz. Ve bir sıkıntınız olursa derhal bana bildiriniz.

Bu mektubumu getirecek olan (.....) size benim hakkımda istediğiniz kadar bilgi verecektir. Kendisiyle bana bazı elbiselerimi gönderiniz...
Hemşiremin sıhhati nasıldır? Eve herhangi bir taraftan saldırıda bulunuldu mu? Hâlâ orada mısınız? Çocuklar ne yapıyor, büyüdüler mi?
Salih Bey'le Madam Salih inşallah sıhhat ve afiyettedirler. Ben daima kendilerini yâd ediyorum. Madam'ın benim hakkımda bir rüyası vardı. Galiba o çıkacaktır. İnşallah yakında kemal-i meserretle görüşeceğiz.

Ben birkaç güne kadar bir kongre için Sivas'a gideceğim. Tekrar Erzurum'a döneceğim. Tekrar ediyorum. Her işittiğinize önem vermeyiniz. Pekâlâ bilirsiniz ki ben yaptığımı bilirim. Netice görmeseydim başlamazdım.

Saygıyla ellerinizden, hemşiremin gözlerinden öperim.

Salih'in gözlerinden öperim. Bana İstanbul havadisi vermeni beklerim.


M.KEMAL



^^DoLCe^^ Çevrimdışı   Alıntı ile Cevapla
  #3 (permalink) Alt 26-10-2007, 05:41
Kendini aşan 2de1'ci
 
^^DoLCe^^ - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)

... . .-. .--. .. .-..
 
Kayıt: 21.04.2006
Yaş: 25
Mesajlar: 7.765
Rep gücü: 27
Rep derecesi: ^^DoLCe^^ Yavaş Yavaş İlerliyor^^DoLCe^^ Yavaş Yavaş İlerliyor

 
Ali Fuat Cebesoy

4 teşrinievvel 1327
Kardeşim,
Bilirsin ki, Trablus meselesinin bidayet-i zuhurundan beri oraya gitmek teşebbüsünden geri durulmadı. Bir defa Şam vapurunda üç gece kaldıktan sonra döndürüldük. Bundan sonra Tunus veya Mısır yoluyla gitmeye teşebbüs ettik. Harbiye nazırı kat-ı ümid etmiş olduğu için sarfınazar ettirdi. Bu defa Naci ve daha biri iki kişiyle Mısır üzerinden hedefe yürümek üzere (2 teşrinievvel 1327) İstanbul'dan hareket olundu. Harbiye nazırı da ister istemez muvafakat etti. Maksadımız ebedî bir saha-yı mücadele açmaktır. Muvaffakiyet Allah'tan. Lüzum ve faide görürsem seni ve daha bazı arkadaşları da isteyeceğim. Şimdilik temin edilecek noktalar var. Benim ne olduğumu işaa etmeyin. Daha bir müddet için valideyi dahi haberdar etmeyin. Ara sıra benim tarafımdan İstanbul'dan gelmiş gibi kendisine mektup gösterin. Eyüp Sabri seni veya Salih'i görecek, ona ilmühaberlerim ve borçlarım .hakkında malumat verdim. Ruşen ve Necati beylere mahremane söyle. İlmühaberlerimin 5. Kolordu idaresinde kalması ve maaş ve muhassasatımdan borçlarım tasfiye olunmakla beraber kalanının valideme itası lazımdır. Bunu harbiye nazırı da yazacak. Unutmazsa. Salih'e olan 5-10 lirayı da bu paradan tesviye etsin.

Mısır'a muvasalattan sonra sana malumat ve adres vereceğim. Sen de bana yazarsın. Şayet sen bir tarafa gidersen senin namına mektupları alacak ve açacak bir arkadaş tayin edersin. Rasim, Hamdi ve ilah arkadaşlar ne âlemdedir? Vatanı kurtarmak için şimdiye kadar olduğundan ziyade gayret ve fedakârlık elzemdir.

Endülüs tarihinin son sayfalarını okuyunuz. Faideli musahabetlerinizde bulunamadığıma teessür ederim.

Beni unutmayın!

Alaydaki arkadaşlara çok selam, beraber yaptığımız talim ve terbiye programını takipte çok güzel metaib vardır. Yorulmasınlar eski tembellikle hiçbir şey olmaz. Başka kâğıdım yok. Nuri'ye ayrıca mektup yazamayacağım. İstersen bu mektubumu aynen gönder. Veyahut bahisle bir mektup yaz. Ve o kıymetli kardeşimize de ki, benim için hatırası kalp ve vicdanından bir an çıkamayan bir öz kardeş varsa Nuri'dir. Bu muzlim seferi onunla beraber yapmak isterdim. Allah nasip ederse saha-yı mücadelatta birleşiriz. Cenab-ı Hak takdir etmişse ahrette kavuşuruz.

Salih'in Selanik'te bulunması, valideye muavenet etmesi benim kuvvet-i kalb ve tabımı tazif ediyor.

İstanbul'da bulunan Kerim Bey'e mektup yazın. O zavallı oradaki mücadelede yalnız kaldı. Mektuplarınız ona kuvvet-i kalb verir.

Allahaısmarladık Fuat'ım.

M. KEMAL





Kardeşim Fuat,
Mektubunu aldım. Cenab-ı Hak'tan izdivacının mesut ve müteyemmen olmasını kemal-i hulus ile niyaz ederim. Hayat kısadır. Bunu tesit ve tetevvüç için insanların umumiyet itibariyle makul gördükleri vasıta izdivaçtır. Bu kaide-i umumiyenin riayetkarı olmayanlar pek mahdut ve müstesnadırlar. Bu istisnaları teşkil edenler de kaide-i asliyenin fenalığından değil ve fakat bilakis bu güzel kaideye tevessülden kendilerini men eden esbabın mahkûmu olduklarından, belki evlenmiş olmaktan korktuklarından ziyade bedbaht olanlardır. Gayri kabil-i inkâr bir hakikattir ki insanlar, hayat, kadınsız olmaz! Müteehhil olanlar hayatın lazım-ı gayri müfarıkını temin etmiş ve bütün efkâr ve amalini bir maksat, bir meslek, bir hedefe hasr ve tahsis edebilecek istidatta bulunmuş olur. Ancak talih zevc ve zevcenin ruh ve kalplerini hüsn-ü imtizaç ettirsin. Verdiğin tafsilattan, gönderdiğin mektup muhteviyatından o elzem olan imtizacın şimdiden tahassul etmiş olduğuna itikat edilebilir. Cenab-ı Hak bahtiyar etsin kardeşim.

M. KEMAL


^^DoLCe^^ Çevrimdışı   Alıntı ile Cevapla
  #4 (permalink) Alt 26-10-2007, 05:44
Kendini aşan 2de1'ci
 
^^DoLCe^^ - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)

... . .-. .--. .. .-..
 
Kayıt: 21.04.2006
Yaş: 25
Mesajlar: 7.765
Rep gücü: 27
Rep derecesi: ^^DoLCe^^ Yavaş Yavaş İlerliyor^^DoLCe^^ Yavaş Yavaş İlerliyor

 
İsmet İnönü

Ankara, 01.04.1921
İnönü muharebe meydanında, Metristepe'de Garp Cephesi Kumandanı ve Erkânı Harbiye-i Umumiye Reisi İsmet Paşaya:

Bütün tarih-i âlemde, sizin İnönü Meydan Muharebelerinde deruhde ettiğiniz kadar ağır bir vazife deruhde etmiş kumandanlar enderdir. Milletimizin istiklâl ve hayatı, dâhiyane idareniz altında şerefle vazifelerini gören kumanda ve silâh arkadaşlarınızın kalp ve hamiyetine büyük emniyetle istinat ediyordu.

Siz orada yalnız düşmanı değil, milletin makûs talihini de yendiniz, İstilâ altındaki bedbaht topraklarımızla beraber bütün vatan, bugün en uzak noktalarına kadar zaferinizi kutluyor. Düşmanın hırs-ı istilâsı azim ve hamiyetinizin yalçın kayalarına başını çarparak hurdahaş oldu.

Namınızı tarihin mefahir kitabesine kaydeden ve bütün milleti hakkınızda ebedî minnet ve şükrana sevk eden büyük gaza ve zaferinizi tebrik ederken, üstünde durduğunuz Tepenin size binlerce düşman ölüleriyle dolu bir şeref meydanı seyrettirdiği kadar, milletimiz ve kendiniz için yükseliş şaşaalarıyle dolu bir istikbal ufkuna da nazır ve hâkim olduğunu söylemek isterim.

Büyük Millet Meclisi Reisi Mustafa Kemal







^^DoLCe^^ Çevrimdışı   Alıntı ile Cevapla
  #5 (permalink) Alt 26-10-2007, 05:48
Kendini aşan 2de1'ci
 
^^DoLCe^^ - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)

... . .-. .--. .. .-..
 
Kayıt: 21.04.2006
Yaş: 25
Mesajlar: 7.765
Rep gücü: 27
Rep derecesi: ^^DoLCe^^ Yavaş Yavaş İlerliyor^^DoLCe^^ Yavaş Yavaş İlerliyor

 
Madam Corinné

28 Şubat 1329 (1913) Sofya
Aziz Corinne,
Kaymakamlığa terfiim sebebiyle yolladığınız çok sevimli tebrikler beni derinden derine mütehassis etti ve bu vesile ile bana yazdığınız güzel sözler dosdoğru kalbimde yer aldı. Kendi kendime izah edemediğim sükûtumun birçok amilleri vardı. Son zamanlarda Sofya, Belgrad ve Petinya (Çetine) ataşemiliterliklerine tayinim üzerine son derece meşguldüm. Bu bana o kadar iş yükledi ki o iki şehre de gidemedim. Beni bilhassa Sofya ile ilgilendiren bazı meseleleri tetkik etmek lüzumunu duyuyorum. Bundan başka büyük meşgalelerimden biri de, bana birçok sıkıntı ve rahatsızlıklar veren bu otellerdeki hayatımdan kurtulmak için bir ev aramaktır. Nihayet mevsim ortasında burada bulunduğumuz için, modern hayata ait vazifeler zamanımın büyük bir kısmını alıyor.

İşte, maalesef beni sana uzun uzun yazmaktan meneden sebeplerden bazılarının hülasası bu.

Birkaç kelimelik kartpostal yollamak, seni yalnız tatmin etmemekle kalmaz, aynı zamanda hayrete düşürürdü, hem de bu vasıtayı ancak beni az ilgilendiren ve kendilerine birkaç nezaket kelimesi göndermek mecburiyetini hissettiğim kimselere karşı kullanırım.

Küçük ve sevimli Edith'in benim uzun ve irademin dışında kalan sükûtum üzerine sana bazı şeyler söylemeyi vazife bilmesi beni hayrete düşürmekten hali kalmadı. Hakkımda beslediği iyi fikirden dolayı ona teşekkür ederim. Küçük nasihatleri evvela sana karşı büyük bir dostluğu ve benim samimiyetime de pek az itimadı olduğunu ve nihayet, hayat işleri hakkında pek az tecrübesi olduğunu isbat ediyor. Rica ederim, ona söyle, en çok konuşan ve sayfalar dolusu yazan kimseler mi bu dünyada en halis ve samimi dostlardır? Çok hisseden, fakat uzun lakırdıların sevilen insanı nihayet yormasından korktuğu için hislerini gizlemeyi tercih eden bir insana kayıtsızlık ve tasasızlık isnadı lazım mıdır?

Herhalde küçük Edith emin olabilir ki, ben onun Avusturyalı dostu kadar halis ve fedakâr olmaya muktedirim. Yine küçük Edith emin olsun ki bazı insanların tabiatları iktizası obur oldukları cemileleri yapmaya, eğer zahmeti göze alırsam, ben de muktedirim. Hem şunu da bilsin, senin benim nazarımda çok büyük bir mevkiin var ve öyle bir mizaca sahipsin ki, müdahaneci bir ağzın sözlerine kulak aşmazsın ve benden kalbimin dikte etmediği kelimeler almayı elbette ki istemezsin.

Tatlı ve sevimli hemşirene bu satırları okuduktan başka, ona, kendisinin benim hafızamda kolay kolay silinemeyecek bir hatırası olduğunu söylemeni rica ederim. Aynı zamanda annene ve babana saygılarımı sunmama delalet etmek lûtfunda bulun.

Samimi ve halis dost M. Kemal




22 Haziran
Aziz madam,
Uzun zamandan beri aramızda derin bir sessizlik hüküm sürmektedir. Onu evvela sizin ortadan kaldıracağınızı sanıyordum. Fakat insanın tahayyül ettiği şey nadiren gerçekleşir. Bundan başka eşsiz ve hayranlığa layık dost B. K.'nin getirdiği mektuplardan sonra sevimli mektuplarınızı 'beklemekte haksızım. Ben Sofya'da iken genç, fakat tecrübeli bir dost hanım bana diyordu ki, bir kadın hayran olduğu bir erkek dosta karşı duyulan saygı ve coşkunluğun tesiri altında bulunmalıdır. Fakat bu pek mantıki nasihatlere rağmen, çok defa bin bir kere hayran olmuş hanımın bile onunla daima tehlikeli bir tarafı olan konuşmalarına, devam ettiğini görüyordum.

Nuri Bey buraya geldi. Sizin evinizde geçen sevimli (öğleden sonraları) her an hatırlıyor (dilinden düşürmüyor). Hastahanede meşguliyet ve eğlence mevzuları bulabilmiş olmanızdan memnunum. Aziz madam, size hürmetkârâne duygularımı sunmama müsaade ediniz. Valideniz hanımefendiye ve küçük dost matmazel Edith'e muhabbetle dolu bin şey.

M. Kemal



3 Kasım 1913 Pazar Sofya
Aziz Corinne,
Son mektubunu aldım, her gün beni düşündüğünü öğrendiğim için çok memnun oldum ve Afrika Harbi yüzünden kazandığımız şeylere dair verdiğin haberlere teşekkür ederim.

Nuri Bey'in, seni gelip görmemesinden endişe ediyordun, işte nihayet evinize gelmiş. Sana karşı dostluğunda çok sadık olduğu için bu mevzudaki ihmali cidden hayret verici idi.
Cemal Bey'i her zamanki gibi sevimli bulduğunu söylüyorsun, hakkın var, muhakkak ki çok sevimli ve naziktir, bilhassa güzel hanımlara karşı.

Biliyorsun ki, Sofya'ya geldiğim ilk gün indiğim Bulgarya Oteli'ni değiştirdim. Şimdi Splendide' Palas Oteli'ne yerleştim. Yeni yapılmış, cidden konforlu bir otel, banyoları var, oda hizmetçileri var. Ne isterseniz var. İçindeki eğlenceler orada oturmaya değer.

Hayır, hayır, Corinne! Sofya'da bir tek güzel kadın bile görmek mümkün değildir.

Otelde kalıyorum, çünkü münasip bir ev bulamadım.

Cevdet Bey'le çok dostuz. Onu bu kadar sevimli bulacağımı ve bu kadar iyi arkadaş olduğunu ümit etmiyordum. Evvelki akşam beni Madam Dourzi'ye götürdü. Aralarında çoktan derin tanışıklık olan Parisli Hanım! Evinde kibar insanlar vardı, vekiller ve daha bazı mösyöler. Bakara oynanıyordu. Ben kumar oynamadığım için küçük bir tanışmadan ve konuşmadan sonra onlarda ayrıldım.

Bu Parisli hanımı güzel bulmadığımı sana söylemekliğime müsaade et. Zannederim ki, Cevdet Bey'e beni onun evine götürmesini söyleyen kendisidir.

Ayrılırken, bana "bu akşam bizde eğlenemediniz, fakat emin olunuz ki bir başka sefer sizi memnun etmeye çalışacağım" dedi. Fakat ben bundan emin değilim. Sonra biz Movia Amerika (Yeni Amerika) adında bir Câfe Concert'e gittik. Birçok şantözleri Alman, Fransız, ilh... kadınlarıydı. Bazı mösyöler tarafından davet edilmek için locaların arasında dolaşıyorlardı.

Cevdet Bey iki Macar kadınını davet etti. Bunlardan biri Almanca konuşuyor, daha küçük olan öteki Macarcadan başka dil bilmiyor. Niçin bilmiyorum, ben memnun değildim ve sıkılıyordum. Onları locada bırakarak oradan ayrıldık.

Otelde yatağa girdiğim zaman gece yarısını geçiyordu.

Gündüz, şehirde kısa bir tur yaptım. Ekseriya Sefarethanede, büromdayım ve çalışıyorum.
Fethi Bey de başka bir şey yapmıyor. Yalnız bugün Fethi Bey'le arabaya bindik, beş kilometrelik küçük bir seyahat yaptık.
Bana daima kendinden haber ver. Bütün kalbimle.


Bilmem ki validen hanıma ve Matmazel Edith'e hürmetlerimi sunar mısın?





14/27 Aralık 1913
Aziz Corinne,
Mektuplarını büyük bir memnuniyetle aldım. Bütün mektuplarında benim hakkımda ifade etmek lütfunda bulunduğum samimi dostluk hislerine sonsuz teşekkür ederim. Emin ol ki, duygular benim tarafımdan da tamamıyla paylaşılmıştır.

Bana yazıyorsun ki, son mektubumda, evvelkiler kadar imlâ yanlışı olmadığı için, bundan mektuplarımın bir başkasının kalemiyle yazıldığı neticesini çıkarmışsın. Bu küçük dikkati senin tarafından bir cemile (compliment) telakki ederim, zira ben bildiğim kadar Fransızcam üzerinde hiçbir hayal kurmuyorum. Bu dili Türkçe kadar bilseydim size yalnız daha sık mektup yazmakla kalmaz, size karşı samimi bağlılığımı daha zarif ve daha seçme bir şekil altında ifade etmeye muvaffak olurdum.

İstanbul hadiseleri üzerine bana verdiğin malumat beni çok ilgilendirdi, görüyorum ki her şeyden haberin var.

Nuri Bey'in ataşemiliterlerle muhabere seksiyonuna tayin edilmesine çok memnun oldum. Çünkü bugüne kadar o büroda bir ataşemiliterin vazifelerinin ne kadar nazik ve resmi olduğunu takdir edebilecek hiç kimse yoktu. Bununla beraber Nuri Bey'in yeni vazifelerini başarabilecek bir seviyede olup olmadığını bize zaman gösterecek. Kendisi tayinini henüz bana haber vermedi.

Geçen gün garda İstanbul'a giden Cavid Bey'i görmeye gittim. Refakatinde bulunan Reşad Saffet Bey, bana sizden mektup alıp almadığımı sordu. Ona, senin bana birkaç mektup yazmak zevkini verdiğini, fakat benim mektup yazmaktaki tembelliğimin sana cevap vermekten beni alıkoyduğunu söyledim. Dikkate ettim ki, sen Reşid Saffet Bey'i çok alakalandırıyorsun. Seninle iyi münasebetleri gözönünde tutulursa onun bu tecessüsü beni hiç hayrete düşürmüyor.

Görüyorum ki Cevdet Bey'e benim buradaki hareketlerimi gözetlemesini tavsiye etmeye devam ediyorsun. Bilmem hangi noktaya kadar, bizzat kendi hareketlerinin kontrol edilmesi lazım gelen bu eski courreur (kadınlara kur yapan)un sözlerine itimad edilebilir.

Maamafih hemen itiraf etmeliyim ki, onun sana anlatacağı şeylerde bir hakikat zerresi bulunabilir.

Buradaki hayatım yeknasak cereyanını takib ediyor. Bugüne kadar hiçbir hâdise onu neşelendirmedi. Allah kerim (!) Valdeniz hanıma saygılarımı ve Matmazel Edith'e samimi dostluklarımı sunarım.

M. KEMAL








^^DoLCe^^ Çevrimdışı   Alıntı ile Cevapla
  #6 (permalink) Alt 26-10-2007, 05:56
Kendini aşan 2de1'ci
 
^^DoLCe^^ - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)

... . .-. .--. .. .-..
 
Kayıt: 21.04.2006
Yaş: 25
Mesajlar: 7.765
Rep gücü: 27
Rep derecesi: ^^DoLCe^^ Yavaş Yavaş İlerliyor^^DoLCe^^ Yavaş Yavaş İlerliyor

 
12 Ocak 1914 Sofya
Çok aziz dostum,
Son mektubun da ondan evvelkiler gibi beni pek sevindirdi. Onları ne kadar dikkate layık bulduğumu ve ne kadar sabırsızlıkla beklediğimi söylemek lüzumsuzdur. Sefarethanenin kapıcısı, bana, senin mektuplarından birini getirdiği zaman, içimde büyük bir sevincin uyanması için zarfın üzerinde senin yazını görmek kâfi idi.

Birçok yüksek mevkili insanlar arasında bulunduğum halde beni hatırlamaktan hali kalmadığını ve bütün o gros bonnetler (kodamanlar) ve tabiri mazur gör, kocaman zerzevatlarla devamlı münasebetlerinin sana benimle meşgul olmak için rahat bir an bıraktığını görmek ne kadar hoşuma gidiyor.
Benim İstanbul'a gelmem için dileklerini, senin tarafından beni daha sık görmek için zihar edilmiş bir arzu şeklinde yorumlamama müsaade et, çünkü senin o kadar geçici telakki ettiğin bir kombinezona iştirak ettiğim tarzında bir düşünceye sahip olduğunu tasavvur edemem. Bundan evvelki mektuplarından sen bu vazifeyi bir saman yığınının husule getirdiği ışığa benzetiyordun. Bende onun bir kıvılcımından başka bir şey değildim, değil mi?
Nuri Bey'in en yüksek mevkii işgal etmesini hararetle arzu edenlerden biri de ben olduğum halde, onun Birinci Kolordu kumandanlık makamına yükseldiği hakkında bana verdiğin habere inanamayacaktım. Zira, bu haberin aslı olsaydı, tasavvur edilen bütün reformların samimiliğine tam bir iman besleyecektim.

Benim ihtiraslarım var, hem de pek büyükleri, fakat bu ihtiraslar, yüksek mevkiler işgal etmek veya büyük meblağlar elde etmek gibi maddi emellerin tatminine taalluk etmiyor.

Ben, bu ihtirasların gerçekleşmesini vatanıma büyük faydaları dokunacak, bana da liyakatle ifa edilmiş bir vazifenin canlı iç rahatlığını verecek büyük bir fikrin başarısında arıyorum.
Bütün hayatımın prensibi bu olmuştur. Ona çok genç yaşımda sahip oldum ve son nefesime kadar da onu muhafaza etmekten geri kalmayacağım.

Kış Sofya'da çok çetindir. Bu, beni yaya olarak gezintiler yapmaktan ekseriya alıkoyuyor. Mevsimin yegâne eğlenceleri, Sefarethanelerde geçirilen geceler, meslektaşlar arasında küçük toplantılar, bazen da küçük iskambil oyunlarıdır. Bu, beni çok eğlendirmeyen ve hiç hoşuma gitmeyen bir hayat.

Ümit ederim ki, senin eğlenceleri eksik olmayan İstanbul'da hoş geçen bir hayatın var.
Senin, annenin ve hemşirenin saadetiniz için, en hâlis dilekler besliyorum ve daima fedakâr bir dostun olduğuma inanmanı rica ediyorum.

M. KEMAL




13 Mayıs 1914 Sofya-Hotels "Splendide"
Aziz Corinne,
Nazik mektuplarınızı büyük bir memnuniyetle alıyorum. İstanbul'da olup biten her şey hakkında bana malumat verdiğiniz için size çok minnettarım; konserler, çarşılar, kibar âlemi, ilh... Bilhassa müşterek ve samimi dostumuz Nuri Bey'e konuşmalarınız. Yalnız size şunu söylemeliyim ki, mektuplarınızda bana yaptığınız tarizlere layık değilim.

Son iki mektubunuzda Sofya'ya seyahat arzunuzdan bahsediyor, bu konuda size bir şey yazmadığım için bana gücendiğinizi yazıyorsunuz. İyi biliyordum ki birçok sebeplerden dolayı bu seyahat sizin için güzel bir şey değildi, nitekim eminim ki, burada saymayı lüzumsuz bulduğum bu sebepleri siz de biliyorsunuz. Fazla olarak yakında birbirimizi göreceğimizi ümit ediyorum, çünkü ben de İstanbul'a bir seyahat yapmak niyetindeyim.

İlkbahar geldiğinden beri Sofya şehri tamamıyla değişti. Balolar ve suvareler bitti.

Kordiplomatik'in büyük bir kısmı mezun olarak gitti.

Derne'de çekilen fotoğrafları veya hiç olmazsa onlardan birer örnek gönderirseniz size pek minnettar olacağım. Bunlara bir de kendi fotoğrafınızı ilave ederseniz büyük bir memnuniyet duyacağım.

Sizi pek yakında okumak ümidiyle en halis duygularıma inanınız muhterem hanımefendi.

M. KEMAL

Not: Dünya insanlar için bir dâr-ı imtihandır. İmtihan edilen insanın her suale mutlaka pek muvafık cevaplar vermesi mümkün olmayabilir. Fakat düşünmelidir ki, hüküm cevapların heyeti umumiyesinden hâsıl olan muhassalaya göre verilir. Bu nazariyeyi kabul ettikten sonra, beni bazı noktalardan zayıf ve noksan bulmakla beraber menfii hüküm vermekte istical göstermez ve Cevdet Bey'in mektubunda yer bulan satırlarınız başka manada kelimelerden teşekkül ederdi.





7 Aralık Sofya
Aziz Corinne,
Son mektupların bana büyük bir memnuniyet verdi, beni daima hatırladığını öğrendiğime çok bahtiyarım, ben de her an seni düşünüyorum ve senin sevimli refakatinde geçirdiğim güzel anları zevkle hatırlıyorum.

Sofya, boş zamanları doldurabilecek hiçbir eğlencesi olmayan tadsız bir şehirdir.
Burada çok meşgulüm, günde en az sekiz saat çalışıyorum.

Nuri Bey'den, sizin evde birkaç saat geçirmek bahtiyarlığına nail olduğunu bana haber veren bir mektup aldım. Orada seninle konuştuklarına dair bazı imâlar vardı. Anlaşılıyor ki bu, benden bahsettiğiniz uzun bir konuşma olmuş.

İtiraf ederim ki, bana pek vazıh görünmeyen sözlerine nasıl bir mana atfedebileceğim bilmiyorum.

Annene saygılarım ve sevimli hemşirene en iyi dostluklarımı bildirmeni rica ederim. Güzel ellerini öper ve çok halis bir dostun olduğumu tekrar ederim.

KEMAL




14 Haziran 1915
Aziz Madam,
Korkarım ki şöyle diyeceksiniz: "İşte (bir asır) var ki sizden bir haber yok." Eğer Nuri Bey kendisine yolladığım bir mektupta sizin için yazdıklarımı size vermedi ise, beni değil, tabii onu cezalandırmakta haklı olacaksınız. İşte haberler, daima büyük başarılarla savaşıyoruz. Ümit ederim ki, gümüş imtiyaz, altın Harb Liyakat madalyaları ile ve Almanya'nın Demir Hac nişanı ile dekore edildiğimi ve son defa da miralaylığa terfi ettiğimi duydunuz. Bütün aileye saygılar. Matmazel Edith, bu defa yaralılara bakmak için de çalışıyor mu? Ben İstanbul'a yaralı gelirsem hanginiz beni tedavi etmek lûtfunda bulunacak?

KEMAL




17 Mayıs 1331 Maydos Karargâhı (Çanakkale)
Aziz dostum,
Son kartınız Maydos'a Fethi'nin bir kartı içinde geldi. Siz ki her şeyden haberiniz olduğunu iddia edersiniz, siz ki benim hayatımı takib etmekten memnun olmak istersiniz, nasıl oluyor da benim muharebe meydanında bulunduğumu öğrenemediniz? Bunun, benim hatam olduğunu mu söylemek istiyorsunuz? Tabii, değil mi, cidden hayret ettiniz sanırım, ben Maydos'ta bulunur, gece gündüz düşmanla savaşırım da aziz dostum Corinne bunu bilmez ve kartlarıyla mektuplarını bermutad Sofya'ya gönderir, bunları da benim yerime hep Fethi Bey alır.

Vaziyet Çanakkale Boğazı'nda biraz buhranlı bir hal kesbedince aziz dostumuz Nuri'nin eski mevkii olan Tekirdağ'a gidip orada bulunan bir fırkanın kumandasını deruhte etmemi isteyen gayet müstacel bir telgraf aldım. Yeni dostlarıma! veda bile edemeden hemen Sofya'dan ayrıldım. Biliyordum ki, bu benim tarafımdan bir nezaketsizlikti. Mısır'a gitmeden ve Kudüs'te istirahate karar vermeden evvel sizde bir akşam yemeği yiyen ve size hararetle veda eden Nuri hiçbir zaman benim gibi hareket etmek istemez.

Neyse, 24 saatte Tekirdağ'da hazırdım ve bir fırka teşkili ile meşgul oldum. Sonra teşkil ettiğim fırka ile Maydos'a gitmek ve orada bulunan bütün kuvvetlerin kumandasını deruhte etmek emrini aldım. Bu kuvvetler, Çanakkale Boğazı'nı müdafaa eden takriben bir topçu fırkası idi.

İki aydır buradayım ve Çanakkale Boğazı'nı, müttefiklerin ihraç teşebbüsünde bulunan donanmalarına ve kuvvetlerine karşı müdafaa ediyorum. Bu ana kadar, aziz Corinne, hep muvaffak oldum ve aynı yerde kalırsam, kuvvetle ümit ediyorum ki, daima da muvaffak olacağım.
Burada benim ismimin duyulmamasına hayret etmemeli, çünkü ben, mühim bir muharebenin kahramanı olarak Mehmed Çavuş'a şeref kazandırmayı tercih ettim. Tabii, şüphe etmezsiniz ki, muharebeyi idare eden sizin dostunuzdu ve savaş gecesi muhariblerin saflarında Mehmed Çavuş'u bulan da o idi.

Corinne, Sofya'dan ayrıldığımı ve burada bulunduğumu size niçin haber vermediğimi bana sormayınız. Anlıyorsunuz ki, çok ciddi bir şekilde meşgulüm ve şüphe etmemelisiniz ki, hafızalarımızda silinmez çizgilerini çizdiğimiz güzel anları asla unutamam.

Zaman geçer, fakat dostlar arasındaki bağları daima kuvvetlendirir. Mektubu elinize vermesi için size fırkamdan bir zabit gönderiyorum. Çünkü posta ile ancak manasız bir kaç kelime yollamak mümkün. Siyasi ve askeri, umumi vaziyeti nasıl gördüğünüzü bana açıkça söyleyiniz Corinne. Ben bu mevzuda size izahat veremem.

Cevdet Bey, hiç değilse pazar günleri sizi ziyaret ediyor mu? Etmiyorsa ona sizi görmesi için yazınız ve söyleyiniz ki, her türlü yanlış anlaşmalara rağmen, ben onun samimi dostuyum ve bana mektup yazmasını arzu ediyorum.

Siz bana, kısa, basit kartlar yollayabilirsiniz.

Size istenilen zamanda cevap veremezsem, ümit ederim ki beni mazur görürsünüz.

Matmazel Edith'e samimi dostluklarımı arz ederim. Valideniz hanıma ve pederinize lütfen hürmetlerimi bildiriniz.

Geçmiş zaman ve geçmiş zamanın hatıraları edebi bir hayata maliktir.
Beni unutmayınız Corinne, hatta bu harbde ölsem bile.

19. Fırka Kumandanı KEMAL




20 Temmuz 331 (915)
Aziz Madam,
Karargâhımın kâtiplerinden Hulki Efendi'nin İstanbul'a seyahatinden faydalanarak size bu mektubu yazıyorum.

Birkaç gün evvel içinde latife sözleri bulacağınız bir kartpostal yollamıştım.
Burada hayat, o kadar sakin değil. Gece gündüz, her gün çeşitli toplardan atılan şarapneller ve diğer mermiler başlarımızın üstünde patlamaktan hali kalmıyor. Kurşunlar vızıldıyor ve bomba gürültüleri toplarınkine karışıyor. Gerçekten bir cehennem hayatı yaşıyoruz.

Çok şükür, askerlerim pek cesur ve düşmandan daha mukavemetlidirler. Bundan başka hususi inançları, çok defa ölüme sevk eden emirlerimi yerine getirmelerini çok kolaylaştırıyor. Filhakika onlara göre iki semavi netice mümkün: Ya gazi veya şehid olmak. Bu sonuncusu nedir bilir misiniz? Dosdoğru cennete gitmek. Orada Allah'ın en güzel kadınları, hurileri onları karşılayacak ve ebediyyen onların arzusuna tâbi olacaklar. Yüce saadet.

Sizin mantıki nasihatlerinizi beklerken şimdiki hâdiseler yüzünden kazandığım sert karakteri yumuşatacak romanları etüd etmeye ve böylece ümit ederim ki, hayatın hoş ve iyi taraflarını hissedecek hale gelmeye karar verdim.

Herkesi teshir eden sevimli ve nükteli konuşmanızdan en büyük zevki almak benim için imkânsız olmasaydı, aşk duygularından ve kendisiyle nadiren fikirlerimin birleştiği bir insanın hayat görüşünden başka bir şey ilham etmeyen bir romanın tefrikalarını okumak ihtiyacını duymazdım. Fakat cereyan eden ve bana kısa bir müddet içinde bitecek gibi görünmeyen hadiseler beni Hulki Efendi'ye birkaç roman ismi vermenizi rica etmek zorunda bırakıyor. Gidip satın alabilsin diye.
Valideniz hanımefendiye ve pederiniz beyefendiye hürmetlerimi ve Matmazel Edith'e en samimi hislerimi arz etmenizi ve en hararetli ve hürmetkârâne bağlılıklarıma inanmanızı rica ederim aziz madam.

Adres: Miralay M. Kemal 19. Fırka Kumandanı Maydos
yahut
Miralay M. Kemal
Arıburnu Maydos.




6 Mayıs 1916 Siird
Aziz Madam,
Bu defa size hakiki dostluğumuzu hatırlatmak için ilk önce ben kalemi elime alıyorum. Batıdan doğuya kadar devam eden uzun ve yorucu bir yolda iki ay kadar seyahat ettikten sonra bir istirahat anı bulunabileceğine inanılır, değil mi? Fakat, heyhat! Görülüyor ki, bu ancak ölümden sonra mümkün olacak. Fakat bu hayali rahata kavuşmak için Allah'ımızın cennetine gitmeye kolay kolay razı olacak değilim.

Yarın başka bir seyahat istikâmetinde gideceğim. Diyarıbekire gelen Nuri'ye beni bugün bulunduğum Siird'den üç gün uzakta Miyotarkin'de bulmasını emrettim.
Nihayet üç gün sonra birbirimizi göreceğiz ve eminim, geçmiş günlerden, bilhassa sizin aziz varlığınız sayesinde yaratılan iyi ve sevimli hatıralardan hararetle bahsedeceğiz.

Bu satırları yazarken Doktor Hüseyin Bey yanımda, size ne yazdığımı soruyor ve kimlerin

Matmazel Edith'e ait olacaklarını anlamakta ısrar ediyor. Çok memnun olsun diye, aziz Edith'in melekâne tavırlarla fala baktığı tatlı anları hatırlamaklığımıza müsaade ediniz.
Valideniz hanımefendiye seçkin hürmetlerimi arz ederim.

Doktor, Matmazel Edith için yazdığım cümleyi dinledikten sonra beni yalnız bıraktı. Ben, yalnızım, fakat her şeyi tasvirden acizim. bu sayfaların geri kalan kısmını önümde bulunan bir kitaptan aldığım bazı sözlerle dolduruyorum: "Orduların hâlâ devam eden mekanik hareketleri sona ermek üzereydi. Zira halkın harareti söndüğü zaman askerler bulunmaz. Ruhların takati bittiği zaman generaller kendilerine geçmezler ve zaferler, askerlerle, generallerle ve para ile birlikte sona erer..." Mignet.

Son söz: "Ya hiç doğmamış olmak veya hiç unutulmamak isterdim." Chateaubriand.

Adres: General Mustafa Kemal Diyarıbekir




17 Eylül 332 (916)
Aziz Madam,
Sizi 40 gün yatakta kalmak zorunda bırakın hastalığı bana haber veren mektubu aldım. Bu havadis beni çok üzdü, fakat yine de sizin bu mektubunuz beni teselli etti, zira yatakta yazıldığı halde, bu mektubu, sıhhatinizin bir delili diye kabul ettim.

Karargâhıma gideli ve Nuri Bey'i yalnız bırakalı 15 gün var. Son muharebeleri idare ettiğim bir ay zarfında Nuri Bey, Hüseyin Bey... ilh... ilh ile hemen her gün beraberdik. Kıymet verdiğimiz insanlarla birlikte ateşe ve ölüme göğüs germek ne zevk.

Bu umumi savaşlar sırasında zavallı Faik Paşa alnından bir kurşun yiyerek şeref meydanında can verdi.

Eski dostunun kahramanlık misalini takip etmek isteyen Nuri Bey'in coşkunluğu görülecek şey! Allah'tan, cennette kendisi için yapılan, fakat henüz inşâ halinde bulunan köşk tamamıyla bitinceye kadar sabretmesi için verdiğim nasihatlere kulak astı.

Muş dağlarındaki kumandanımızın manasız bir mektubundan bahsediyorsunuz. Müsaade buyurunuz, size haber vereyim ki hanımefendi, ben de bu zattan her gün hiçbir mana ifade etmeyen mektuplar alıyorum. Anlaşılıyor ki bu zat, son zamanlarda Türkçe şiirleri Fransızcaya tercüme etmekle meşgul olmaya başlamış. Alayın bir kumandanı ve Nuri Bey'in başarılarının bir afişçisi Fuad Bey (Salih Efendi size bu mevzuda eğlenceli izahat verebilir) bana bir mektup göndermiş ki, orada edebiyatımızın şu güzel tercümesi var:
"L'air de I'amour soufle, dans la Monsieur ou, moi ou."

Bu, şu beytin tercümesi imiş:
"Havayı aşk eser serde, Efendim nerde, ben nerde."

Bu tercüme bana Harbiye Mektebi'ndeki arkadaşlarımdan biriyle bir Fransız kızı arasındaki konuşmayı hatırlattı:
- Matmazel, bana bir şeftali verir misiniz?
- Şeftali yok bende mösyö.

Zavallı mösyö, ne manaya geldiğini yalnız kendisinin bildiği Türkçe bir tabiri Fransızca'ya tercüme etmişti.

Ali Şevket adındaki bu zat, tercümelerine ısrarla devam ederek, nihayet Arnavutluk Krallığı'nın Harbiye Nazırı oldu.

N. B.'yi işgal ettikten sonra çok istikbal ümit ediyoruz.

Valideniz hanımefendiye ve sevimli hemşirenize en seçkin muhabbetlerim ve hepinize bin şey.

M. Kemal



Bir kart
Aziz dost,
İşte Arıburnu'nda İngilizlerle savaştayım. Düşmanın esaslı kuvvetini ezdim, bakıyyesi de cesur kıtaatım tarafından sahilde donanma tarafından himaye edilen bir noktaya sürüldü.

Pek ziyade ümid ederim ki, düşmanın tam imhası haberini yakında alacaksınız.

Matmazel Edith'e, Türk dilinde ilerlediği için tebrikler ve cümlenize hürmetler.




Aziz madam,
Bana göndermek lütfunda bulunduğunuz kitapları ve hediyeleri aldım. Bunun beni ne kadar sevindirdiğini tasavvur edemezsiniz. Şükranlarımı ifade için yeter derecede kelime bulamıyorum. Bilhassa son mektubunuz beni son derece memnun etti.

Sizinle uzun uzun konuşamadığım için beni mazur görürsünüz. Beni işgal eden çalışmalarımı tasavvur edersiniz. İlk fırsatta size daha uzun yazmaktan geri kalmayacağım.
Şimdilik en acele hürmet ve selamlarımı kabul buyurunuz. Ebeveyninize de hürmetlerimi bildirmeyi unutmayınız.

M. Kemal
Anafartalar Ordu Grup Kumandanı



^^DoLCe^^ Çevrimdışı   Alıntı ile Cevapla
  #7 (permalink) Alt 27-10-2007, 05:02
Banned
 
PaçoSS - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)

..MazoşisT..
 
Kayıt: 19.06.2007
Mesajlar: 3.206
Rep gücü: 0
Rep derecesi: PaçoSS Biraz daha dikkatli olaması gereken bir üye

 
canım benimm..

hatırlanması güzel oldu teşekkürler bebemm
PaçoSS Çevrimdışı   Alıntı ile Cevapla
Cevapla


Konuyu Toplam 1 Üye okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir)
 
Seçenekler
Stil

Yetkileriniz
You may not post new threads
You may not post replies
You may not post attachments
You may not edit your posts

BB code is Açık
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-KodlarıKapalı
Trackbacks are Açık
Pingbacks are Açık
Refbacks are Açık

Benzer Konular
Konu Konuyu Başlatan Kategori Cevaplar Son Mesaj
Mehmetçiğe moral mektupları Kr㣠Son Dakika Haberleri 0 17-12-2007 14:40
Selimiye Mektupları !NC!PéR!S! Şiir Köşesi 3 06-10-2007 15:57
geceyarısı mektupları casus Paylaşmak İstedikleriniz 4 02-09-2007 02:24
Çanakkale'den Şehit Mektupları GöLGe Paylaşmak İstedikleriniz 0 23-08-2007 00:57
'Son bir yıldır tehdit mektupları alıyorum' Haberci Son Dakika Haberleri 0 09-02-2007 00:00


Bütün Zaman Ayarları WEZ +4 olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 12:48 .

Powered by vBulletin Copyright ©2000 - 2008, Jelsoft Enterprises Ltd.
SEO by vBSEO

Sitemiz bir forum sitesi olduğu için kullanıcılar her türlü görüşlerini önceden onay olmadan anında siteye yazabilmektedir, bu yazılardan dolayı doğabilecek her türlü sorumluluk yazan kullanıcılara aittir.
Herhangi bir konuda (şikayet, eleştiri, öneri, vb.) bizimle iletişime geçmek için tıklayın.