ÜYE GİRİŞİ

HIZLI ARAMA


Mustafa Kemal ATATÜRK Atatürk’ün hayatı, ilkeleri, inkılapları, özdeyişleri, anıları, resimleri, kronolojisi, Gençliğe Hitabe, Nutuk, Anıtkabir-Mustafa Kemal ATATÜRK - Ayrıca, Atatürk’ün kişiliği, düşünceleri, Onuncu Yıl ve Bursa Nutku, sevdiği şarkılar, O’nun hakkında bazı İngilizce yazılar ve daha pek çok kaynağa ulaşabilir, elinizdekileri bizlerle paylaşabilirsiniz.

Cevapla
Alt 21-10-2007, 01:31   #21 (permalink)
^^DoLCe^^
Kendini aşan 2de1'ci
 
^^DoLCe^^ - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
... . .-. .--. .. .-..
Kayıt: 21.04.2006
Yaş: 26
Mesajlar: 7.764
İtibar Gücü: 34


Büyük adam ölünce

Sene 1938, On Kasım...
İstanbul üniversitesi' nde saat 9'u 5 geçenin meşum haberi duyulmuş... Bir Alman profesör var, hukuk fakültesinde, o da duymuş, şaşırmış. Derse girsin mi, girmesin mi bir türlü karar veremiyor. O sırada aklına rektöre müracaat etmek gelir. Kalkar, yanına gider. Aralarında şu konuşma geçer:
-Efendim, mütereddidim. Acaba ne yapsam?
-Sizde böyle büyük bir adam ölünce ne yaparlarsa, onu yapın.
İşte o zaman Alman profesör kollarını iki yana sarkıtarak:
-Bizde bu kadar büyük bir adam ölmedi ki... Der.
(Yücebaş, Hilmi, Atatürk'ün Nükteleri-Fıkraları,
Hatıraları, İstanbul, Kültür Kitapevi, 1963, sh. 39)
^^DoLCe^^ Çevrimdışı   Alıntı ile Cevapla
 
Alt 21-10-2007, 01:34   #22 (permalink)
^^DoLCe^^
Kendini aşan 2de1'ci
 
^^DoLCe^^ - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
... . .-. .--. .. .-..
Kayıt: 21.04.2006
Yaş: 26
Mesajlar: 7.764
İtibar Gücü: 34


Hakiki insan

Atatürk, muhtelif vesilelerle maiyetinde çalışan kimselerin samimiyet ve sadakatlarını imtihan etmesini gayet iyi bilirdi. İnsanların halet-i ruhiyesini, niyet ve emellerini teşhis ve temyiz etmekte şelaleler saçan bir zekaya malikti.
O büyük insan, bir gece Çankaya Köşkü'ndeki bir ziyafette devrin vekillerinden maruf bir zata şöyle bir sual sorar :
- Beni hakikaten sever misiniz ?
Muhatabı hemen cevabı yapıştırır :
- Sevmek ne kelime Atam, taparım !"
- Peki her dediğimi de yapar mısınız ?
- Derhal
Atakürk, bu söz üzerine belinden tabancasını çıkarır ona uzatır.
- Öyleyse, al tabancamı, sık kafana... "
- Aman Atam der, herhalde benimle şaka ediyorsunuz. Benim ölmemi istemezsiniz. Meseleyi anlayan Atatürk, yeleleri kabaran bir aslan mehabetiyle dışarda hizmet eden askeri yanına çağırıp aynı sualleri sorup, cevabını aldıktan sonra, karşısında toroslardan kopmuş bir kaya parçası gibi duran bu bağrı yanık Anadolu çocuğuna tabancasını uzatıp kafasına sıkmasını emreder. Aslan mehmetçik, bu emri bilatereddüt yerine getirir, fakat kendisine bir şey olmaz. Çünkü, Atatürk, daha önce tabancasındaki merminin kurşununu çıkarmıştır.
İşte o zaman, Atatürk yanındakilere şöyle der :"
- Beni ve vatanı seven hakiki insanı gördünüz mü ?
Ruhu şad olsun.

Atatürk'ün Nükteleri-Fıkraları-Hatıraları, sh 17
^^DoLCe^^ Çevrimdışı   Alıntı ile Cevapla
 
Alt 21-10-2007, 01:35   #23 (permalink)
^^DoLCe^^
Kendini aşan 2de1'ci
 
^^DoLCe^^ - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
... . .-. .--. .. .-..
Kayıt: 21.04.2006
Yaş: 26
Mesajlar: 7.764
İtibar Gücü: 34


Sen kimsin ?

Dumlupınar Savaşı kazanılmıştır. Düşman askerleri geri çekilmektedir. Afyonkarahisar hatları çözülünce birkaç yunan esiri geceleyin Mustafa Kemal'in çadırına getirilmişti. Bunlardan biri zafer kazanmış kumandanın doğup büyümüş olduğu Selanik'ten gelmişti. Yüzü kendisine yabancı gelmemişti. Üniformasında hiç bir işaret yoktu. Mustafa kemal'e sordu:
-Binbaşımısınız?
-Hayır.
-Kaymakam mı?
-Hayır.
-Miralay mı?
-Hayır.
-Ferik mi?
-Hayır.
-Peki nesiniz o halde?
-Ben mareşal ve Türk orduları Başkumandanı'yım. Şaşkınlıktan ağzı açık kalan yunan, kekeler:
-Ben başkumandanın savaş hattına bu kadar yakın bir yerde dolaşmasını işitmiş değilim de...
^^DoLCe^^ Çevrimdışı   Alıntı ile Cevapla
 
Alt 21-10-2007, 01:37   #24 (permalink)
^^DoLCe^^
Kendini aşan 2de1'ci
 
^^DoLCe^^ - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
... . .-. .--. .. .-..
Kayıt: 21.04.2006
Yaş: 26
Mesajlar: 7.764
İtibar Gücü: 34


Atatürk'ün Manevi Babası



Atatürk'ün Manevi Babası Sedirler'li Hacı Hüseyin Ağa

Ata'nın Konya'ya beşinci gelişlerinde yanlarında eşi Latife Hanım'da vardı. Birlikte Konya Belediyesi'nin Ata'ya hediye ettiği ve halen Atatürk Müzesi olan evlerine inmişlerdi. Ertesi gün erken saatlerde evin önü Ata'yı görmek isteyen meraklılarla dolmuştu. Halk arasında yaşı 60'ın üzerinde iri yapılı, aksakallı, nurani yüzlü bir zat bahçe kapısının sağ yanında beklemekte idi. Başında abani sarık, sırtında şetari işlik, üzerinde latası, ayağında mest kundura, Tunus şal kuşak, kıl şalvarı ile eski Konya kıyafetli ihtiyar ara sıra nöbetçilere rica ediyor fakat sözünü tutturamıyordu. Bu esnada Belediye Başkanı köşke girmek üzere kapının önünde durduğunda ihtiyarın yalvarmasını duyuyor, arzusunu sorduğunda “Mustafa Kemal Paşa'ya iki çift sözüm var, ne olur kendilerine dileğimi bildirin” diyor. Bunun üzerine Belediye Başkanı ihtiyarı da yanına alarak içeri girerler. Tanıştırılır Atatürk ihtiyara boş koltuğu gösterir. İhtiyar;

-“Oturmayacağım Paşam maruzatım kısadır. Arz edip, sizleri rahatsız etmeden döneyim.”

- Atatürk “buyurun oturun” der.

- Paşam bana Sedirlerli Hacı Hüseyin derler. Üç oğlum vardı, en büyüğünü Balkanlarda şehit verdim, ikincisi Çanakkale'de şehit oldu. Üçüncü oğlum kalmıştı. “Vatan tehlikede Mustafa Kemal asker istiyor” denilince onu da emrinize Vatan müdafaasına gönderdim. Dumlupınar'da şehit olduğu haberi geldi. Üç oğlum da Vatan uğruna şehit oldular . helal olsun, Vatan kurtuldu ya… Yeter… Benimkiler gibi nice yiğitler bu vatan uğruna şehit oldu. Feda olsun.

Şimdi sizden bir ricam var. Üç şehit oğlumun yerine size “oğlum” diye hitap edebilirmiyim? Gazi Oğlumun alnından öpebilirmiyim? Evladım” deyince, Gazi'de Latife hanım da derhal ayağa kalkıp, “Bizleri evlat olarak kabul etmenizden gurur duyarız babacığım” diyerek Sedirler'li üç Şehit Babası Hacı Hüseyin Ağa'nın elini öperler. Baba oğul olurlar. Gazi ile Hacı Hüseyin Ağa ertesi gün Hacı Hüseyin Ağa'nın eşi Akile Mine'yle tanışıp onu da “Ana” olarak ellerini öperler. Böylece ana oğul olurlar.
Ata, yanındaki valinin kulağına eğilip sorar;

Kimdir bu?

Vali yanıt verir; Efendim kendisi Şıh'tır. Yörede çok hatırlısı vardır.

Atatürk Şıh'ı yanına çağırır ve; "Bak baba, imanın ölçüsü sakalın boyunda değildir. Şunu rica etsem de en azından Peygamber efendimizinki gibi kısaltsan"der ve eliyle de boyun altı hizasını gösterir.

Şıh; "Emrin olur Paşam" diyerek yerine çekilir.Aradan zaman geçer, bir akşam Atatürk Amasya'daki Şıh'ı hatırlar ve Valiyi telefonla arayıp durumu sorar.

Vali nasıl söyleyeceğini bilememekle birlikte, Şıh'ın sakal boyunda en küçük bir kısalma bile olmadığını aksine kimselere el sürdürmediğini anlatır.

Atatürk telefonu kapatır,kağıdı kalemi eline alır ve az sonra nazırını çağırıp, yazdığı yazıyı Amasya Valiliği'ne tebliğ etmesini ister.

Ertesi gün Amasya'dan bir haber gelir ki Şıh Efendi Ata'yı görmek üzere Ankara'ya yola çıkmış... Şıh gelir Ata'nın karşısına çıkar. Sakal tamamen kesilmiş,sinekkaydı bir tıraş olunmuş, saçlar kısaltılmış, kılık kıyafet baştan sona değiştirilmiş, bambaşka görünüme bürünülmüştür.

Atatürk'ün mesai arkadaşları bu değişimi anlayamaz ve Ata'ya sorarlar; "Aman Paşam, o Şıh ki sakalına el dahi sürdürmezdi, siz ne ettiniz de kökünden kesmesini sağladınız? " Ata gülümser, sonra da yanındakilere dönüp;

"Dün akşam Amasya Valiliği'ne bir yazı gönderdim ve Şıh'ı Afyon'a vali atadığımı bildirdim" der.

Ardından da yeni bir yazı hazırlayıp nazırına bu yazıyı da Şıh'a vermesini söyler. Yazıda söyle yazmaktadır;
"İnancın ölçüsünün sakalda olmadığını anladığına sevindim. Valilik meselene gelince, bugün koltuk uğruna kırk yıllık sakalından vazgeçebilen yarın başka şeyler için milletinden bile vazgeçebilir. Seni böyle bir ikileme mahkum bırakmayalım.
Kal sağlıcakla...
^^DoLCe^^ Çevrimdışı   Alıntı ile Cevapla
 
Alt 21-10-2007, 01:38   #25 (permalink)
^^DoLCe^^
Kendini aşan 2de1'ci
 
^^DoLCe^^ - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
... . .-. .--. .. .-..
Kayıt: 21.04.2006
Yaş: 26
Mesajlar: 7.764
İtibar Gücü: 34


Ölümünden otuz altı gün önce, birinci komutan, sonra Başvekil Celal Bayar, hastalığı süresince yaptığı hafta sonu ziyaretinde, beraberinde hazırlığı tamamlanmış üçüncü beş yıllık plan dosyasıyla gelir. Hekimler, zaman alan ciddi konularla meşgul olmasını yasaklamışlardı. Başvekil, bir-iki temel konuda fikrini öğrenme ihtiyacındadır. En çok beş dakika için evet derler. Bundan sonrasını Celal Bayar şöyle anlatır : -"Sanki hasta değil, rahat bir uykudan yeni kalkmış gibiydi. Elimdeki dosyanın ne olduğunu sordu : -"Üçüncü beş yıllık planın son şekli Atatürk dedim. Eliyle işaret etti. -"Şöyle, yanıma otur anlat Şezlongunu yükseltmelerini ve arkasına bir yastık konulmasını istedi. Göreceği yakınlıkta oturdum. Dinledikçe alakası artıyordu. Verilen beş dakika geçmişti. Genel sekreteri Hasan Rıza nın bana bunu hatırlatmak için içeri girdiğini hissetti: -"Gel Soyak, sen de dinle, başbakan çok güzel şeyler anlatıyor dedi. Sadece başlıkları okuyor, birkaç cümle ile o bahsi tamamlıyordum. Öğrenmek istediklerimi de öğrenmiştim. Yakın gelecekleri okurcasına: -"Ufukta yeni bir dünya harbinin bulutları var. Acele edin. Bunların çoğu ordu ve halk ihtiyaçları için şart olan tesisler, Allah muvaffak etsin acele edin dedi. Bunları söyleyen insan birkaç gün önce komadan çıkmıştı. Sağlığı ile ilgili bir tek kelime etmedi.

Cemal Kutay, Atatürk Olmasaydı
Atatürk'ün Anıları
^^DoLCe^^ Çevrimdışı   Alıntı ile Cevapla
 
Alt 21-10-2007, 01:38   #26 (permalink)
^^DoLCe^^
Kendini aşan 2de1'ci
 
^^DoLCe^^ - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
... . .-. .--. .. .-..
Kayıt: 21.04.2006
Yaş: 26
Mesajlar: 7.764
İtibar Gücü: 34


İNGİLİZ KRALI’NA VERİLEN ZİYAFET

Atatürk her ortamda mensubu bulunduğu Türk Milletiyle gurur duyar ve milletin onurunu en iyi şekilde temsil etmeyi görev bilirdi. O asla bu milletin evlatlarının yeteneğinden şüphe etmemiş, olumsuz koşullarla karşılaştığında bile o Türk insanını hep yüceltmiştir. Aşağıdaki anekdot da O’nun yaklaşımının sayısız örneklerinden sadece birisidir.





İngiliz Kralı VIII. Edward İstanbul’a Atatürk’ü ziyarete geldiği zaman, Atatürk kendisine bir akşam ziyafeti vermişti. Ziyafetten önce:

- Bana İngiltere sarayında verilen ziyafetler ne şekilde olur, onu bilen birisini yahut bir aşçı bulunuz!... dedi.

Sonunda İngiliz sofra merasimini bilen bir kişiden öğrenerek sofrayı o şekilde düzene koydular... Akşam Kral sofraya oturunca kendisini kral sarayında zannederek memnun oldu. Atatürk’e dönerek:

- Sizi tebrik eder ve size teşekkür ederim. Kendimi İngiltere’de zannettim, diyerek memnuniyetini bildirdi.

Sofraya hep Türk garsonlar hizmet etmekte idi. Bunlardan bir tanesi heyecanlanarak, elindeki büyük bir tabakla birdenbire yere yuvarlandı. Yemekler de halılara dağıldı. Misafirler utançlarından kıpkırmızı kesildiler. Fakat Atatürk Kral’a eğilerek:

- Bu millete her şeyi öğrettim, fakat uşaklığı öğretemedim,” dedi. Bütün sofradakiler Atatürk’ün zekasına hayran oldular. Atatürk garsona da “görevine devam et” emrini verdi.
Ahmet Niyazi BANOĞLU, Nükte ve Fıkralarla Atatürk, s186-189
^^DoLCe^^ Çevrimdışı   Alıntı ile Cevapla
 
Alt 21-10-2007, 01:39   #27 (permalink)
^^DoLCe^^
Kendini aşan 2de1'ci
 
^^DoLCe^^ - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
... . .-. .--. .. .-..
Kayıt: 21.04.2006
Yaş: 26
Mesajlar: 7.764
İtibar Gücü: 34


ATATÜRK, YAHUDİLER VE MASONLAR
(İbrahim Arvasi’nin yaşadığı olaylar)

.... Hatıratım sonuna yaklaşırken memleketimizde locaları bulunan Masonlardan biraz bahsetmek isterim. Masonların İstanbul, İzmir, Adana ve Ankara’da birçok locaları vardır. Mustafa Kemal Paşa’nın sevmediği iki zümre vardıı. Birincisi; DÖNMELER, ikincisi; MASONLARDI. Birgün eski adliye Vekili Mahmut Esat Bozkurt’u çağırdı, kendisine masonların taksimat, teşkilat ve ahvalini bildirir bir kitap verdi. Bunu güzelce mütalaa et, bir takrir ile Halk Partisi Grup Başkanlığına ver, grupta bunlara şiddetli bir hücum yap ve grupça kapanmasına delalet etseninde bu işte büyük şeref payın olacaktır, dedi.

Gurup günü Mahmut Esat Bozkurt riyaset makamına bir takrir verdi ve takririn okunmasını reisten rica etti. Katip takriri okudu. Grup dinledi. Hülasası şöyleydi:

Bizim Eba ancet gelen Atalarımızın mensubu bulunduğu tarikatları kapattık.Masonluk da kökü dışarıda olan bir yahudi tarikatından başka birşey değildir. Memleketimizde bunun ne işi var? (bir süre tatışmalar oldu ve Recep Peker işi devlet reisine götürüp onun reyini almak için bir hafta süre istedi.)

Bu söz grubun tasvibine mazhar oldu ve mesele gelecek hafatya kaldı. Bir hafta sonra olsun, biz herhalde bütün locaları kapatırız, dediler. Ertesi gün Recep Peker geldi ve kürsüye çıkarak şu müjdeyi verdi:
Arkadaşlar bugünden itibaren Türkiye’de Masonluk kalmamıştır ve bütün localar kapanmıştır.

Salonda bir kıyamettir koptu, alkışlar, bağırmalar, ve KAHROLSUN YAHUDİ UŞAKLARI sesleri tavanı çınlatıyordu.

Şükrü Kaya ve arkadaşları sırra kadem basmışlardı (masonlar).
Grup dağıldıktan sonra doktor Mim Kemal Öke’yi de öne katarak meclisteki masonları toplu olarak ziyarete gitmişlerdi. Mim Kemal Atatürk’e hitaben.

---Efendim, biz zaten maiyet-i devletinizdeyiz, fakat siz meşrık-i azmımız olursanız, biz pervane gibi etrafınızda dönüp dolaşırız, demiş Reisicumhur:

---Peki, birşey soracağım, bana cevap veriniz de , sonra... Siz Avrupa’daki hangi locaya bağlısınız ve medbuunuzun ismi nedir?

---Biz Cenova’ya tabiiz ve reisimiz de BARCA MİŞON cenaplarıdır, demişler.

Bunun üzerine küplere binen Mustafa Kemal Paşa, onlara hitaben;

---HADİ DEFOLUN BURADAN! CEHENNEM OLUN YAHUDİ UŞAKLARI! BENİM MİLLETİM BANA KAHRAMAN SIFATINI VERDİ, BEN SİZİN GİBİ BİR ÇİFT YAHUDİYE UŞAK MI OLACAĞIM? BU GECE SABAHA KADAR TÜRKİYE’DEKİ BÜTÜN LOCALARINIZI KAPATMADIĞINIZ TAKDİRDE, YARIN TEŞKİL EDECEĞİM DİVAN-I HARBİ ÖRFİ’YE HEPİNİZİ VERİR VE ASTIRIRIM. HAYDİ DEFOLUN KARŞIMDAN!

Diyerek onları kovmuş, onlar da yıldırım telgraf ve telefonlarla vaziyeti İstanbul, İzmir ve Adana’ya bildirdiler ve sabah olmadan hepsinin kapanma kararlarını getirip henüz sofrasından kalkmayan Reisicumhura verdiler ve derin bir nefes aldılar.

Reisicumhur Mustafa Kemal Paşa bu suretle bütün MASON LOCALARINI kapattı....

(İbrahim Arvasi Tarihi Hakikatler,1964,s.68)
^^DoLCe^^ Çevrimdışı   Alıntı ile Cevapla
 
Alt 21-10-2007, 01:40   #28 (permalink)
^^DoLCe^^
Kendini aşan 2de1'ci
 
^^DoLCe^^ - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
... . .-. .--. .. .-..
Kayıt: 21.04.2006
Yaş: 26
Mesajlar: 7.764
İtibar Gücü: 34


Atatürk'ün Türk Birliği


1933 yılı 29 Ekim gecesi, herkes Cumhuriyet'in 10. yılını kutluyor. Atatürk o sırada Türk Ocağı'nda yabancı diplomatlara yemek veriyor, davetliler gecenin ilerleyen saatlerinde birer ikişer dağılırlar, Atatürk yakın arkadaşları Salih Bozok, Kılıç Ali, Nuri Conker'i kastederek "Bizimkiler nerede ?" diye sorar, Tevfik Rüştü Aras (Atatürk'ün dışişleri bakanı) Ziraat Bankası salonundaki baloda olduklarını söyler.

Hep beraber Ziraat Bankası'nın balo salonuna giderler. İçerisi tıklım tıklımdır, Atatürk gelince herkes alkışlar, "Yaşa Gazi Paşam" şeklinde tezahürat yapar. Atatürk halkıyla sohbet etmeyi çok sevdiği için sandalye ve masa ister ki isteyenler ona sorularına sorabilsinler. Soru sormak için gelen kişilerden biri Zeki isimli 25 yaşlarında bir doktordur. Şunu sorar;

-Gazi paşam ! Saltanatı kaldırdık, hilafeti meclisin manevi şahsiyetinin içine aldık; bunlar yapılana kadar bir milletin ideali olabilirler. fakat, yapıldıktan sonra yeni bir düzen kurulur ve işler... Onun iyi işlemesi, kötü işlemesi, ideal değildir, iyi işlemesini sağlamaya mecburuz ! Yaptığımız öteki devrimler de yapıldığı an ideal olmaktan çıkar. Artık ideallerimiz, yaşadığımız gerçekler haline dönüşmüştür. iyi ya da kötü sonuç vermesi bizim sorumluluğumuzun sonuçlarını belirler.

Ama bir de Milletlerin babadan-oğula sıçrayan uzun vadeli idealleri vardır. Siz bize böyle bir ideal aşılamadınız ! Yahut benim bundan haberim yok ! Bunu bize açıklar mısınız Gazi Hazretleri ?

Atatürk bu soruya şöyle cevap verir;

-Bunlar vicdanımıza yazılmış gerçeklerdir; konuşulmaz, yaşanır !

Elbet bu milletin bir ülküsü olacaktır ama bu ülküler devletler tarafından açıklanmaz; Millet tarafından yaşanır ! Nasıl, bakarken gözlerimizi görmüyor, onunla herşeyi görüyorsak, Ülkü de onun gibi, farkında olmadan vicdanlarımızda yaşar ve herşeyi ona göre yaparız... Ben Devlet Başkanıyım ! Sorumluluklarım vardır ! Bu sorumluluklarım altında konuşamam ! Bu konuda genç arkadaşlarımla ayrıca konuşacağım.

Sonra Atatürk halkın Cumhuriyet bayramını tekrar kutlar ve Dr. Zeki’yi yanına alarak Genel Müdür’ün odasına çıkar. Atatürk’ün arkasında duvarda bir Türkiye haritası vardır. Karşısında oturan Dr. Zeki’ye :

-Benim arkamdaki haritayı görüyor musun ?
-Evet Paşam.
-O haritada Türkiye’nin üstüne abanmış bir blok var, Onu da görüyor musun ?
-Evet, görüyorum Paşa Hazretleri
-Hah. İşte o ağırlık benim omuzlarım üstündedir. Omuzlarım üstünde olduğu için, Ben Konuşamam !

Düşün bir kere.. Osmanlı imparatorluğu ne oldu ? Avusturya-Macaristan İmparatorluğu ne oldu ? Daha dün bunlar vardılar.. Dünyaya hükmediyorlardı ! Avrupa’yı ürküten Almanya’dan bugün ne kaldı ?.. Demek hiçbir şey sür-git değildir ! Bugün ölümsüz gibi görünen nice güçlerden, ileride belki pek az birşey kalacaktır. Devletler ve Milletler, bu idrakin içine olmalıdırlar.

Bugün Sovyetler Rusya dostumuzdur, komşumuzdur, müttefikimizdir.. Devlet olarak bu dostluğa ihtiyacımız var ! Fakat yarın ne olacağını kimse kestiremez. Tıpkı Osmanlı İmparatorluğu gibi, tıpkı Avusturya-Macaristan İmparatorluğu gibi parçalanabilir ! Bugün elinde sımsıkı tuttuğu Milletler, avuçlarından sıyrılabilirler.. Dünya yeni bir dengeye ulaşabilir !.

İşte o zaman Türkiye, ne yapacağını bilmelidir !

Bizim bu dostumuzun yönetiminde dili bir, inancı bir, özü bir kardeşlerimiz vardır. Onları arkalamaya hazır olmalıyız !

“Hazır olmak” yalnız o günü susup beklemek değildir, “hazırlanmak lazımdır”. Milletler, buna nasıl hazırlanırlar ? Manevi köprülerini sağlam tutarak ! Dil bir köprüdür, inanç bir köprüdür, tarih bir köprüdür ! Bugün biz , bu toplumlardan dil bakımından, gelenek, görenek, tarih bakımından ayrılmış, çok uzağa düşmüşüz!. Bizim bulunduğumuz yer mi doğru, onlarınki mi ? Bunun hesabını yapmakta fayda yoktur !. Onların bize yaklaşmasını bekleyemeyiz; Bizim, onlara yaklaşmamız gerekli...

Tarih bağı kurmamız lazım.. Folklor bağı kurmamız lazım .. Dil bağı kurmamız lazım..
Bunları kim yapacak ?
Elbette Biz..
Nasıl yapacağız ?.
İşte görüyorsunuz , “Dil Encümenleri” , “Tarih Encümenleri” kuruluyor
Dilimizi, onun diline yaklaştırmaya, tarihimizi ortak payda haline getirmeye çalışıyoruz. Böylece, birbirimizi daha kolay anlar hale geleceğiz. Bir sevgi parlayacak aramızda, tıpkı bir vücut gibi, kaderde ve mutlulukta birbirimizi duyacağız ve arayacağız. Ortak bir dil amaçladığımız gibi, ortak bir tarih öğretimiz olması gerekli.. Ortak bir mazimiz var, bu maziyi, bilincimize taşımamız lazım. Bu sebeple okullarda okuttuğumuz tarihi Orta Asya’dan başlattık ! Bizim çocuklarımız, orada yaşayanları bilmelidirler. Orada yaşayanlar da bizi bilmeli..

İşte bunu sağlamak için de “Türkiyat Enstitüsü”nü kurduk. Kültürlerimizi, bütünleştirmeye çalışıyoruz ! Ama bunlar, açıktan yapılmaz ! Adı konarak yapılacak işlerden değildir. Yanlış anlaşılabildiği gibi, savaşlara da sebep olabilir. Bunlar, Devletlerin ve Milletlerin derin düşünceleridir.

İşitiyorum: Benim dil ve tarih ile uğraştığımı gören kısa düşünceli bazı vatandaşlarımız; “Paşanın işi yok ! Dil ile Tarih ile uğraşmaya başladı” diyorlarmış. Yağma yok !. Benim işim başımdan aşkın. Ben bugün çağdaş bir Türkiye kurmaya ne kadar çalışıyorsam, yarının Türkiye’sinin temellerini de atmaya o kadar dikkat ediyorum.

Bu yaptıklarımız, hiçbir millete düşmanlık değildir.

Barıştan yanayız, barıştan yana kalacağız !
Ama durmadan değişen dünyada, yarının muhtemel dengeleri için hazır olacağız.
Bunları sana, akıllı bir genç olduğun için söylüyorum. Açıktan söylemiyorum, kulağına söylüyorum.. Sen bil, gerekçesini kimseye söylemeden böyle davran, çevrenin de böyle davranması için gerekeni yap ! İdealler konuşulmaz, yaşanır !
İşte senin sorunun karşılığını da böylece vermiş oldum !

Gece ilerlemişti. Atatürk arkadaşları ile birlikte, bulvara çıktığı zaman, taze bir sabah Ankara göklerinde ışımaya başlamıştı.

*Olay İhsan Sabri Çağlayangil’den dinlenmiş, Sebati Ataman, Kılıç Ali, Tevfik Rüştü Aras, Hikmey Bayur tarafından doğrulanmıştır.


Kaynak: Atatürk'ün Avrasya Devleti/ İsmet Bozdağ
^^DoLCe^^ Çevrimdışı   Alıntı ile Cevapla
 
Alt 21-10-2007, 01:41   #29 (permalink)
^^DoLCe^^
Kendini aşan 2de1'ci
 
^^DoLCe^^ - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
... . .-. .--. .. .-..
Kayıt: 21.04.2006
Yaş: 26
Mesajlar: 7.764
İtibar Gücü: 34


Atatürk, hele askerlik sahasında su götürmez bir deha sahibi olduğunu dünya tasdik etmişti. İngiliz Devletinin Birinci Dünya Harbine ait Resmî Savaş Tarihi Anafartalardan bahsederken;

“ Bütün mukadderatı mavi gözlü bir Miralay değiştirdi” der. Atatürk ecnebi dili bakımından hiç de iyi durumda değildi. Sözünün kıramayacağı en yakınından birisi ki; birkaç, ecnebi dil bilirdi – Atatürk'teki Fransızca'nın bile pratik bakımından çatpatlığına bakarak bir gün Atatürk'e sorar:

— Siz hiç yabancı dil bilmediğiniz halde nasıl dâhi oldunuz?

Atatürk cevap veriyor:

YAVRUM, SEN DÂHİYİ YABANCI DİL BİLENLERDE ARIYORSAN BEYRUT'A GİT. ORANIN HAMALLARI EN AZ YEDİ YABANCI DİL BİLİR.
^^DoLCe^^ Çevrimdışı   Alıntı ile Cevapla
 
Alt 21-10-2007, 01:41   #30 (permalink)
^^DoLCe^^
Kendini aşan 2de1'ci
 
^^DoLCe^^ - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
... . .-. .--. .. .-..
Kayıt: 21.04.2006
Yaş: 26
Mesajlar: 7.764
İtibar Gücü: 34


HAPI YUTARDI



Atatürk Galatasaray Lisesi'nde öğrencilerden birine sordu:
-Nil olmasaydı, Mısır ne olurdu?
Öğrenci,çabuk yanıt vermek için boş bulunup:
-Hapı yutardı...dedi.
Bu yanıt Atatürk'ün hoşuna gitti.Öğrenciye on numara verdi.
^^DoLCe^^ Çevrimdışı   Alıntı ile Cevapla
 
 
Cevapla


Konuyu Toplam 1 Üye okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir)
 
Seçenekler
Stil

Yetkileriniz
You may not post new threads
You may not post replies
You may not post attachments
You may not edit your posts

BB code is Açık
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-KodlarıKapalı
Trackbacks are Açık
Pingbacks are Açık
Refbacks are Açık


Benzer Konular
Konu Konuyu Başlatan Kategori Cevaplar Son Mesaj
Anıları kitap oluyor Kr㣠Son Dakika Haberleri 0 29-12-2007 22:41
Ünlülerin bayram anıları Kr㣠Son Dakika Haberleri 0 20-12-2007 01:20
Ünlülerin okul anıları Kr㣠Son Dakika Haberleri 0 24-11-2007 17:30
Kurnaz'ın Guantanamo anıları kitaplaştı Haberci Son Dakika Haberleri 0 30-01-2007 16:50
28 Şubat'ın utanılacak anıları @izci@ Son Dakika Haberleri 0 06-08-2006 16:33





1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 24 25 26 27 28 29 30 31 32 33 34 35 36 37 38 39 40 41 42 43 44 45 46 47 48 49 50 51 52 53 54 55 56 57 58 59 60 61 62 63 64 65 66 67 68 69 70 71 72 73 74 75 76 77 78 79 80 81 82 83 84 85 86 87 88 89 90 91 92 93 94 95 96 97 98 99 100 101 102 103 104 105 106 107 108 109 110 111 112 113 114 115 116 117 118 119 120 121 122 123 124 125 126 127 128 129 130 131 132 133 134 135 136 137 138 139 140 141 142 143 144 145 146 147 148 149 150 151 152 153 154 155 156 157 158 159 160 161 162 163 164 165 166 167 168 169 170 171 172 173 174 175 176 177 178 179 180 181 182 183 184 185 186 187 188 189 190 191 192 193 194 195 196 197 198 199 200 201 202 203 204 205 206 207 208 209 210 211 212 213 214 215 216 217 218 219 220 221 222 223 224 225 226 227 228 229 230 231 232 233 234 235 236 237 238 239 240 241 242 243 244 245 246 247 248 249 250 251 252 253 254 255 256 257 258 259 260 261 262 263 264 265 266 267 268 269 270 271 272 273 274 275 276 277 278 279 280 281 282 283 284 285 286 287 288 289 290 291 292 293 294 295 296 297 298 299 300 301 302 303 304 305 306 307 308 309 310 311 312 313 314 315 316 317 318 319 320 321 322 323 324 325 326 327 328 329 330 331 332 333 334 335 336 337 338 339 340 341 342 343 344 345 346 347 348 349 350 351 352 353 354 355 356 357 358 359 360 361 362 363 364 365 366 367 368 369 370 371 372 373 374 375 376 377 378 379 380 381 382 383 384 385 386 387 388 389 390 391 392 393 394 395 396 397 398 399 400 401 402 403 404 405 406 407 408 409 410 411 412 413 414 415 416 417 418 419 420 421 422 423 424 425 426 427 428 429 430 431 432 433 434 435 436 437 438 439 440 441 442 443 444 445 446 447 448 449 450 451 452 453 454 455 456 457 458 459 460 461 462 463 464 465 466 467 468 469 470 471 472 473 474 475 476 477 478 479 480 481 482 483 484 485 486 487 488 489 490 491 492 493 494 495 496 497 498 499 500 501 502 503 504 505 506 507 508 509 510 511 512 513 514 515 516 517 518 519 520 521 522 523 524 525 526 527 528 529 530 531 532 533 534 535 536 537 538 539 540 541 542 543 544 545 546 547 548 549 550 551 552 553 554 555 556 557 558 559 560 561 562 563 564 565 566 567 568 569 570 571 572 573 574 575 576 577 578 579 580 581 582 583 584 585 586 587 588 589 590 591 592 593 594 595 596 597 598 599 600 601 602 603 604 605 606 607 608 609 610 611 612 613 614 615 616 617 618 619 620 621 622 623 624 625 626 627 628 629 630 631 632 633 634 635 636 637 638 639 640 641 642 643 644 645 646 647 648 649 650 651 652 653 654 655 656 657 658 659 660 661 662 663 664 665 666 667 668 669 670 671 672 673 674 675 676 677 678 679 680 681 682 683 684 685 686 687 688 689 690 691 692 693 694 695 696 697 698 699 700 701 702 703 704 705 706 707 708 709 710 711 712 713 714 715 716 717 718 719 720 721 722 723 724 725 726 727 728 729 730 731 732 733 734 735 736 737 738 739 740 741 742 743 744 745 746 747 748 749 750 751 752 753 754 755 756 757 758 759 760 761 762 763 764 765 766 767 768 769 770 771 772 773 774 775 776 777 778 779 780 781 782 783 784 785 786 787 788 789 790 791 792 793 794 795 796 797 798 799 800 801 802 803 804 805 806 807 808 809 810 811 812 813 814 815 816 817 818 819 820 821 822 823 824 825 826 827 828 829 830 831 832 833 834 835 836 837 838 839 840 841 842 843 844 845 846 847