HIZLI ARAMA
| Mustafa Kemal ATATÜRK Atatürk’ün hayatı, ilkeleri, inkılapları, özdeyişleri, anıları, resimleri, kronolojisi, Gençliğe Hitabe, Nutuk, Anıtkabir-Mustafa Kemal ATATÜRK - Ayrıca, Atatürk’ün kişiliği, düşünceleri, Onuncu Yıl ve Bursa Nutku, sevdiği şarkılar, O’nun hakkında bazı İngilizce yazılar ve daha pek çok kaynağa ulaşabilir, elinizdekileri bizlerle paylaşabilirsiniz. |
![]() |
| | #1 (permalink) |
![]() uAntalya Kayıt: 18.09.2008
Mesajlar: 1.909 İtibar Gücü: 28 | Kemalizm Nedir? Atatürk hiç bir zaman kendisinin siyasallaştırılmasını istememiştir Ulu önder Atatürk kendi görüşlerinin benimsenmesini bir hayat tarzı olarak gerçekleştirilmesini istemiş ve bunun için çabalayıp durmuştur bunun adıda Kemalizm değil ATATÜRKÇÜLÜKTÜR Kemalist gençlik yoktur ATATÜRKÇÜ GENÇLİK vardır.Bunu Sadece Bilginiz Olsun Diye Paylaşıyorum. Kemalizm bir "Çağdaşlaşma Modernleşme" ideolojisidir. Kemalizm, Milli Hakimiyet prensibine dayalı bir Demokratik Ekonomik Kalkınma ve Modernleşme İdeolojisidir. Kemalist İdeolojinin en önemli niteliği, "Akılcı ve Bilimci" olmasıdır. Bunun anlamı ise "Milli", "Milletlerarası" sorunlara duygusal ve dogmatik açıdan ve peşin hükümler ve kalıplara değil, akılcı, bilimci ve pragmatik bir yaklaşımla eğilmektir. Bu konuda en başta belirtilmesi gereken nokta "Kemalizm" in katı bir "Doktrin" olmadığıdır. Esasen, bizzat Mustafa Kemal' in hareket ve dinamizm' i önlediği gerekçesiyle çağın Marsizm - Leninizm, Faşizm, Nasyonal Sosyalizm gibi dogmatik, katı ve totaliter doktrinlere karşıdır. Bu nedenle "Kemalizm" ile ifade ettiğimiz görüş, Modern Türk Devleti' nin kuruluşunda temel olan ilke uygulamaların bütünün ortaya çıkardığı davranış ve hayat tarzı anlamındaki pozitivist, akılcı, ampirik, pragmatik bir ideoloji" dir. Bu anlamda olmak üzere, çağımızdaki siyasal ideolojileri "totaliter" ve "demokratik" olarak ikiye ayırmak adet olmuştur. "Marsizm - Leninizm" sol' un "Nasyonal Sosyalizm - Faşizm" ise sağ' ın, hoşgörüsüz ve totaliter ideolojileridir. Aralarında "demokratik sosyalizm" de bulunmak üzere, siyasal yelpazenin "ortanın solu" ndan "ortanın sağı" na kadar yer alan tüm çağdaş ve sosyal adaletçi, hürriyetçi rejimlerin "demokratik" olan ideolojilerinin temeli "dogmatizm" değil, "rasyonel amprizm" veya "pragmatizm" dir. Kendine akıl ve bilimi mürşit olarak kabul eden ve ayrıca 1789 Fransız İnsan ve Vatandaş Hakları Beyannamesinin "Milli Hakimiyet" ilkesinden ve İnsan Hakları anlayışından esinlenen Kemalizm "dogmatik" yada "totaliter" ideolojiler arasında değil, "rasyonalist" ve "pragmatik" olan "demokratik" ideolojiler arasında yer almaktadır. Bilindiği gibi, faşizm' in "millet", "devlet" , "lider" ve "ırk" ; "Marsizm - Leninizm" ise, "sınıf " ve " sınıf kavgası " gibi değişmez ve dolayısıyla "dogmatik" kavramlara dayanmasına karşın "Pragmatizm" , "mutlak gerçek" yerine, "deney" e; yani akıl ve bilimin gözlem ve bulgularına dayanan ve dolayısıyla zaman içinde değişen gerçekleri kabul eder. Mustafa Kemal 1920 ve 1930' ların Komünist ve Faşist doktrin uygulamalarını görmüş, fakat bunları reddetmiş bir liderdir. Atatürk katı bir parti programı içinde doktrin oluşturmak yerine, bu işi akıl ve bilimin önderliği altında Türk Toplumu' nun ihtiyaçlarına göre oluşturma yolunuseçmiştir. Kurtuluş Savaşından sonra Türkiye Cumhuriyeti adı ile oluşturulan yeni yeni Türk devleti' nin dayandığı "Atatürk İlkeleri" nin Cumhuriyetçilik, Milliyetçilik, Halkçılık, Laiklik, Devletçilik ve Devrimcilik gibi çeşitli ideolojik ilkelerden oluştuğu ve "Altı Ok" olarak sembolleşen bu ilkelerin özellikle tek parti döneminde "Kemalizm" olarak adlandırıldığı bilinmektedir. Fakat ideoloji olarak Kemalizm bunlardan ibaret değildir. Hiç şüphe yok ki, Türk Toplumu' nun ihtiyaçlarından doğan bu ilkelerin yalnız sözlük anlamı ile tanımlanması mümkün değildir. Bunlar Atatürk tarafından hem sözle hemde uygulama ile belirlenmiştir. Ayrıca bunları birbirinden çözüp ayırmaya tek tek değerlendirmeye girişmek büyük yanlışlık olur. Bunlar, bir bütünü oluşturan unsurlardır. işte bu uyum, bütünlük ve tutarlık "Kemalizm" dediğimiz dünya görüşünü ortaya çıkarır. Dogmatizm' e karşı bir başkaldırma hareketi ve akılcılık demek olan Kemalizm, sürekli çağdaşlık ve ilericilik demektir. Esasen, önce Liberalizmin, daha sonra da "Marsizm - Leninizm" in uğradığı bunalımlar karşısında çağımızda "katı ve dogmatik" ideolojilerin sona ermesinden dahi bahsedilmiştir. Nitekim, 1960' ların başında, devrin Sovyet lideri Kruşçev' in Markisist - Leninist Dogmatizm' ine "Pragmatik" bir yaklaşımla yaptığı değişiklikleri "revizyonizm" olarak suçlayan çin yöneticileri, Mao' nun ölümünden sonra "Dogmatizm" den "Pragmatizm" e yönelik uygulama içine girmişlerdir. Kemalizm' in bir ideoloji olmadığını ileri sürenlerin başında Türk Toplumu' nda bir "ideolojik boşluk" yaratmak ve bu boşluğu yabancı ve temsilcisi oldukları ideolojilere doldurmak isteyenler gelmektedir. "Kemalizm düşmanları" olan ve "Marsizm - Leninizm" den "Nasyonal Sosyalizm" e, Kapitalist Liberalizm' e, Teokrasi' ye kadar değişen "çağ dışı" dogmatik ve totaliter ideolojileri savunan bu gibi kimselerin, "Kemalist Atatürkçü" ideolojiyi inkar veya tahrif etmek suretiyle Türk Toplumu' nda bir ideolojik boşluk yaratmak tabii karşılanmalıdır. Ne var ki, "Kemalizm - Atatürkçülük' ün bir ideoloji olmadığını düşünen bazı kimseler ise, ideolojiyi sadece "katı ideoloji" anl***** almakta, çağımızda dogmatik ve totaliter ideolojiler karşısında "Pragmatik ve Demokratik" ideolojilerin yer aldığını ve bir "hayat tarzı" anlamındaki bu tür ideolojiler arasında Kemalizm' in yer alabileceği gerçeğini ya bilmemekte veya gözden kaçırmaktadırlar. Mustafa Kemal' i kendinden önce gelmiş reformculardan ayıran nokta; Tanzimat Hareketi gibi sadece kanun ve yönetim alanında kalmayıp, bütün hayatı içine alan bir değişiklik istemesiydi. Memleketin siyasi yapısını değiştirmek, halkı uyandırıp, onu Fransız İhtilali ile doğan ve Batı Avrupa' nın birçok ülkesinde gelişen Milli Hakimiyet kavr***** çekmek istiyordu. Böyle bir değişiklik pek çabuk olmayacaktı. Mustafa Kemal bunun da sebebini biliyordu. Gücünü tartışmadan değil, tahakkümden düşünce hürriyetinden değil, kayıtsız-şartsız itaatten alan "dinsel kuvvetler", demokrasinin yerleşmesine karşı koyacaklardı. Onun için Mustafa Kemal, siyasi devrimi her şeyden önce, bir "inanç devrimi" olarak görüyordu. Kurtuluş Savaşımızın askeri yönü sona erip, vatan toparkları dış düşmanlardan temizlenince, başta bilgisizlik, yoksulluk ve geri kalmışlık olmak üzere, bütün iç düşmanların tüm güçleri ile ayakta kaldığı ve ülkemizin çağdaş milletler düzeyine çıkabilmek için çok şeyler yapmak gerektiği görüldü. Bunun için, öncelikle, toplumda uyanmış bulunan "millet olma bilinci" ni pekiştirmeye lüzum vardı. Yüzyılların birikimi olan yanlış inançlar ve anlayışlar yüzünden, milletimiz bu bilinçten odukça yoksun bir seviyede kalmıştı. Öyleyse, belirgin ilkeler üzerinde yeni bir devlet yapısının kurulmasına ihtiyaç ortadaydı. Bu da, millet olma bilincinin uyanık tutulmasına bağlıydı. Böylece, Türk Toplumu' nun adı "Türk Milleti" yeni "Türk Devleti" nin adı "Türkiye Cumhuriyeti" olarak belirmiş, Kurtuluş Savaşından sonra, Türkiye Cumhuriyeti adı ile ortaya çıkan yeni Türk Devleti' nin dayandığı Atatürk ilkeleri, fikir ve anlayış olarak oluşuğ gelişmiştir. Cumhuriyetçilik, Milliyetçilik Halkçılık, Laiklik, Devletçilik ve Devrimcilik olarak ifadesini bulan bu ilkeler, bir bütünü oluşturan ve "ortak özellikleri" bulunan ilkelerdir. Atatürk ilkeleri Türk Toplumu' nun ihtiyaçlarından doğduğundan, bunlarda baskı, taklitçilik veya özenti yoktur. Bu ilkeler yalnız sözlük anlamıyla tanımlanamaz. Zira bunlar Atatürk tarafından hem sözle, hem de uygulama ile belirlenmiştir. Bu ilkeler bir bütünü oluşturan unsurlar olduğuna göre, bunları tek tek değerlendirmeye girişmek yanlış olur. Bunların sağladığı uyum ve bütünlük "Kemalizm" dediğimiz Dünya görüşünü ortaya çıkarır. |
| | |
| | #2 (permalink) |
![]() uAntalya Kayıt: 18.09.2008
Mesajlar: 1.909 İtibar Gücü: 28 | Kemalİst DevletÇİlİk Mustafa Kemal AtatÜrk�Ün KurmuŞ OlduĞu Cumhurİyet�İn Üzerİnden BugÜne DeĞİn 77 Yil GeÇmİŞtİr. Bu SÜrede TÜrkİye Cumhurİyetİ Sİyasİ, Sosyal, Ekonomİk Ve KÜltÜrel AÇidan BÜyÜk DeĞİŞİm YaŞamiŞ Ve GelİŞme GÖstermİŞtİr. Bunu GerÇekleŞtİrİrken Toplumun Yapisini DÜnya KoŞullari DoĞrultusunda ŞekİllendİrmİŞ Ve GeÇmİŞe BaĞliliĞi DeĞİl, GeleceĞİ Temsİl Etmeyİ HedeflemİŞtİr. AtatÜrk Bİlİyordu Kİ ÇaĞdaŞ Bİr AnlayiŞla Ekonomİk Kalkinmasini GerÇekleŞtİremeyen Bİr Mİlletİn Medenİ Mİlletler Arasinda BaĞimsiz Bİr Devlet, ÇaĞdaŞ Bİr Devlet Ve Toplum Olarak Haysİyetlİ Bİr VarliĞa Sahİp Olmasi İmkansizdir (1). Osmanli Devletİ�nİn En GÜÇlÜ OlduĞu DÖnemde Avrupa�dakİ Devletleri Bİrbİrİne DÜŞÜrmek Ve GÜÇsÜzleŞtİrerek Kendİne BaĞlamak Amaciyla VermİŞ OlduĞu Kapİtİlasyonlar, Devletİn Duraklama Ve Gerİlemeye BaŞlamasiyla Bİrlİkte Zamanla Aleyhİne DÖnmÜŞ, TÜm Bu Verİlen Ayricaliklarla Avrupa Devletlerİ Osmanli Topraklarinida Her TÜrlÜ Serbestlİkten YararlanmiŞlar Ve Devletİ AÇik Pazar Halİne DÖnÜŞtÜrmÜŞlerdİr. Osmanli Halki Kendİ Topraklarinda HİÇbİr Tİcarİ Faalİyette Bulunamazken, Yabancilar Ve Devletİn İÇerİsİnde YaŞayan Gayrİ MÜslİmler VerİlmİŞ Olan Ayricaliklarla TÜm Ekonomİk Faalİyetlerİ Ellerİnde Tutuyor Ve Her TÜrlÜ Hareket RahatliĞindan Yararlaniyorlardi. Bunun DoĞal Sonucu Olarak Osmanli Topraklarindakİ TÜm Hammadde Ve Sermaye Bİrİkİmİ DiŞariya Akiyor Ve HİÇbİr Sanayİ Üretİmİ Yapilamiyordu (2). Ekonomİk Yapinin Bu Derece KÖtÜye Gİtmesİ Devletİn Ekonomİsİnİn İflas Etmesİne Zemİn HazirlamiŞ Ve Kisa Vadelİ ÇÖzÜm Yolu Olarak, Ekonomİyİ Ellerİnde Bulunduran Devletlerden BorÇ Para Alinarak ÇÖzÜlmeye ÇaliŞilmiŞtir. Osmanli Devletİ İlk DiŞ BorÇlanmasini 1856 Yilinda Kirim SavaŞinin Fİnansmani İÇİn YapmiŞ, 1913 Yilinda GelİndİĞİnde İse Osmanli Devletİ�nİn BorÇlari 170 Mİlyon Osmanli Lİrasina YÜkselmİŞtİ. Bu BorÇlari Ödeyemeyen Osmanli Devletİ�nİn Ne Kadar Acİz Bİr Duruma DÜŞtÜĞÜnÜ 1882 Muharrem Kararnamesİ İle Bu BorÇlarin Ödenmesİnİ Şekİllendİrmek İÇİn OluŞturulan Ve Devletİn TÜm Gelİr Kaynaklarini Kontrol Altinda Tutarak Zorunlu İhtİyaÇlar İÇİn Belİrlenen Mİktari Osmanli Devletİne Ayirdiktan Sonra DİĞer Kalan BÜyÜk Kismini BorÇlu Devletlere DaĞitilan Duyun-u Umİmİye (genel BorÇlar İdaresİ)�den Anliyoruz. Rakamsal Olarak Verecek Olursak, Duyun-u Umİmİye Devletİn Gelİrlerİnİn % 75�İnİ Elİnde Bulunduruyordu (3). Artik Ekonomİ ÇÖkmÜŞ Ve Yabanci Devletlerİn Hakİmİyetİ KesİnleŞmİŞ Oluyordu. Hatta Devletİn Para İŞlerİ Yabancilar Tarafindan Merkezİ Avrupa�da Bulunan Osmanli Bankasinca YÜrÜtÜlÜyordu. BÜtÜn Bunlarin Üzerİne Bİr De Trablusgarp, Balkan Ve I.dÜnya SavaŞlari Osmanli Devletİ�nİn Zaten Kit Olan Ekonomİk Kaynaklarini İyİce KurutmuŞtu. Ekonomİk BaĞimsizliĞini Tamamen YİtİrmİŞ Bİr Devletİn Sİyasİ BaĞimsizliĞini Devam Ettİrmesİ MÜmkÜn DeĞİldİr. Dolayisiyla Kirim SavaŞi�nda Alinan BorÇlarla BaŞlayan SÜreÇ Önce Devletİn İflas Ederek Ekonomİk BaĞimsizliĞini Yİtİrmesİne Yol AÇmiŞ Ve Bunun DoĞal Bİr Sonucu Olarak Devletİn Sİyasİ BİrlİĞİnİ Ve BaĞimsizliĞini Yİtİrerek Yikilmasina Yol AÇmiŞtir. KurtuluŞ SavaŞi, Tamamen Enkaz Olan Bİr Ekonomİnİn Üzerİne Bİna EdİlmİŞtİr. Son Derece Kit Kaynaklarla Bİr Varolma MÜcadelesİ YapilmiŞtir (4). KurtuluŞ SavaŞi Sirasinda Ekonomİsİ ÇÖkmÜŞ Olan Devletİn Bu MÜcadelesİnİ Halka Dayandirmasini Tekalİf-İ Mİllİye Emİrlerİ İle GÖrmekteyİz. Tekalİf-İ Mİllİye Emİrlerİ İle TopyekÜn Harbİn İlk Örneklerİnden Bİrİ VerİlmİŞ Ve Halk BaĞimsizliĞi İÇİn Ordunun Arkasinda Yer AlmiŞtir. Tekalİf-İ Mİllİye Emİrlerİ İle Halktan ÇariĞindan, Çorabina Elİndekİ BuĞdayina Kadar HerŞeyİ İstenmİŞ, Halk HİÇbİr Fedakarliktan KaÇinmayarak Bunlari Devletİ İÇİn Kullanmaktan KaÇinmamiŞtir. Bu TÜrk Mİlletİnİn YÜzlerce Yildir GÖstermİŞ OlduĞu Özverİnİn Doruk Noktasi OlmuŞtur. TÜrk İnsani Elİndekİ Son Dİlİm EkmeĞİnİ Orduya Vererek AtatÜrk�Ün ÖnderlİĞİnde BaĞimsizliĞina KavuŞmuŞtur (5). KurtuluŞ Savasinin Bİtİmİyle Bİrlİkte TÜrkİye Topraklari Tam Bİr Enkaz GÖrÜntÜsÜ Sergİlİyordu. TÜrkİye Cumhurİyetİ Osmanli İmparatorluĞundan SÖmÜrgeleŞmİŞ, Çok Gerİ KalmiŞ Bİr Ekonomİk Yapi DevralmiŞti. Temelde Tarima Dayanan Osmanli Ekonomİsİ Kapİtİlasyonlar, DiŞ BorÇlar Ve Ayricalikli Yabanci Sermaye Yatirimlari Yoluyla Tam Anlamiyla DiŞa BaĞimli, Neredeyse Bİr Kolonİ Ekonomİsİ NİtelİĞİ TaŞiyordu. BÜyÜk ÖlÇÜde Yabancilarin Ve Azinliklarin Elİnde Bulunan Sanayİ KÜÇÜk İŞletmelerden OluŞuyordu. Sanayİ Temel TÜketİm Maddelerİnİ Bİle KarŞilamaktan Acİzdİ. Tarima Dayali Bİr Ekonomİye Sahİp Olan Bİr Ülkede Tarimsal Üretİmde ÇÖkmÜŞ, Tarimsal Üretİmİ Yapan Dİnamİk NÜfusun BÜyÜk Kismi SavaŞlarda ÖlmÜŞtÜ. BÜyÜk SavaŞlar Nedenİyle Cephelere ÇaĞrilmak Yada Belİrlİ Vergİlerİ Ödemek DiŞinda HİÇbİr Şeyİ Yapamayan TÜrk İnsani Bİtkİndİ. Yalniz Tarim Alanindakİ BÜyÜk Toprak Sahİplerİnİn Parasi Vardi. Ancak Bu Para ÇaĞdaŞ Ve Modern Bİr Devletİn Kurulmasi İÇİn Gereklİ Sermaye Bİrİkİmİnİ OluŞturamiyordu (6). Bu Karanlik Tabloyu KÖkten DÜzeltmek HerŞeye Sifirdan BaŞlamak Gerekİyordu. I. DÜnya SavaŞi Yenİlgİsİ Ardindan ParÇalanmiŞ Ve İŞgale UĞramiŞ Anadolu�da ÖlÜm Kalim Pahasina GerÇekleŞtİrİlen BaĞimsizlik SavaŞinin Hemen Sonrasinda, Mustafa Kemal AtatÜrk�Ün İlk İŞİ TÜrkİye�ye BambaŞka Bİr Vİzyon, Yepyenİ Bİr BakiŞ AÇisi SaĞlamak OlmuŞtur. Askerİ Zafer KazanilmiŞti. Fakat Ekonomİk Zafer KazanilmadiĞi SÜrece Askerİ Ve Sİyasİ Zaferİn HİÇbİr Anlami Olmayacaktir. Mustafa Kemal AtatÜrk Lozan Konferansina Gİdİlmeden Önce Ekonomİk Durumu GÖzler ÖnÜne Sermek Ve Neler Yapilmasi GerektİĞİnİ Belİrlemek Üzere İzmİr�de İktİsat Kongresİnİ ToplamiŞtir. 17 Şubat 1923 GÜnÜ ÇİftÇİ, İŞÇİ, TÜccar Ve Sanayİ Temsİlcİlerİ Olarak 1135 KİŞİnİn KatildiĞi Ve 15 GÜn SÜren Kongrede, Mustafa Kemal AtatÜrk Ülkeyİ Artik �kiliÇ� In DeĞİl, Ekonomİnİn Ve Bİlİmİn Yol GÖstereceĞİ Bİr Toplum Modelİ Önerİyor Ve ŞÖyle Dİyordu; �kiliÇla FÜtuhat Yapanlar, Sabanla FÜtuhat Yapanlara MaĞlup Olmaya Ve Bİn Netİce Yerlerİnİ Terketmeye Mecburdular. Nİtekİm Osmanli Saltanati'da BÖyle OlmuŞtur. KiliÇ Kullanan Kol Yorulur, Nİhayet Kilicini Kinina Koyar Ve Belkİ KiliÇ O Kinda KÜflenme, Paslanmaya Mahkum Olur. Lakİn Saban Kullanan Kol Daha Zİyade Kuvvetlerİn Ve Daha Çok TopraĞa Malİk Ve Sahİp Olur...�(7) Kongrenİn Sonunda Kan DÖkerek Sahİp Olunan Mİllİ BaĞimsizliktan HİÇbİr Şekİlde ÖdÜn Vermeyerek Ekonomİk Kalkinmamizin SaĞlanacaĞini İÇeren Bİr İktİsat Andi Kabul EdİlmİŞtİr. Bu Kongrede Şu Kararlar ÇikmiŞtir.. A) Vergİ Sİstemİnde Reformlar Yapilmasi B) Topraksiz ÇİftÇİye Toprak Verİlmesİ C) Kredİ KuruluŞlarinin DÜzenlenmesİ D) Tarimin Eskİ Usullerden Kurtarilarak Kalkindirilmasi. İzmİr İktİsat Kongresİ GenÇ TÜrk Cumhurİyetİ�nİn Ekonomİk Polİtİkasini BelİrlemİŞ, Kongrede Kalkinmaya Öncelİk Veren, Yerlİ Yabanci Sermayeyİ, Pazar İÇİn Üretİm Yapan ÇİftÇİlerİ Özendİren Ilimli Korumaci Bİr YaklaŞim GÖrÜntÜsÜ Ortaya ÇikarmiŞtir (8). Ayni Yil İÇerİsİnde Toplanan Ve TÜrkİye Devletİ�nİn BaĞimsizliĞinin TÜm DÜnya Tarafindan Taninmasini SaĞlayan Lozan Konferansinda, Yillardir Topraklarimizi AÇik Pazar Halİne Getİren Kapİtİlasyonlar KaldirilmiŞ Ve Ekonomİk Kalkinmamizin ÖnÜndekİ BÜyÜk Bİr Engel AŞilmiŞtir (9). Lozan Konferansindan Hemen Sonra Cumhurİyet İlan EdİlmİŞ, Halİfelİk Kaldirilarak Sİyasİ Alanda BÜyÜk Bİr İnkilap Hareketİ GerÇekleŞtİrİlmİŞ Ve Yapilacak Olan BÜyÜk Bİr DeĞİŞİmİn Sİyasİ Zemİnİ HazirlanmiŞtir. Bu BÜyÜk DeĞİŞİmİn Ve ÇaĞdaŞ Devlet AnlayiŞinin YerleŞmesİ İÇİn Bİlgİ Bİrİkİmİne Sahİp Nİtelİklİ İnsanlara İhtİyaÇ Duyulmaktadir. Kisacasi Akil KÜltÜrÜnÜn Yaratilmasi Gereklİydİ. Bunun İÇİnde Maddİ AraÇlara İhtİyaÇ Olacaktir. Bunun GerÇekleŞmesİde Ekonomİk Kalkinmayla DoĞru Orantilidir. Bu DoĞrultuda Öyle Bİr Model Bulunmalidir Kİ, TÜrk Devletİnİn Ve Mİlletİnİn O GÜnkÜ Şartlarinda Bİle Ekonomİk Ve Sosyal Kalkinmayi MÜmkÜn Kilsin (10). İŞte DevletÇİlİk Bu Ortamda TÜrk Devlet Ve Mİlletİnİn GerÇeklerİnden Yola Çikarak Uygulamaya KonulmuŞtur. DevletÇİlİk : Özel SektÖr İŞletmecİlİĞİ İle Devlet İŞletmecİlİĞİnİn Bİrlİkte Ve Uyum İÇİnde ÇaliŞarak Ekonomİk Ve Sosyal Kalkinmayi GerÇekleŞtİrİlmesİnİ AmaÇlayan AtatÜrkÇÜ DÜŞÜnce Sİstemİnİn Ekonomİk Teorİsİdİr (11). DevletÇİlİk Hizli Bİr Ekonomİk BÜyÜmeyİ SaĞlamak İÇİn Devletİn Lokomotİf GÖrevİ Üstlenmesİ Anlamina Gelİyordu. Devlet, Ekonomİye YÖn Vererek, Kit Kaynaklarin Akilci Kullanimini Planlayacaktir. Ayrica Devlet Özel GİrİŞİmcİlerİnİn Sermaye YetersİzlİĞİ Nedenİyle İlgİlenmedİĞİ, BaŞari OlamadiĞi Yada Kamu Yarari GÖrdÜĞÜ Alanlarda Yatirim Ve İŞletmecİlİk Yapacakti. Bununla Bİrlİkte Devlet TÜrk GİrİŞİmcİsİnİn Yatirim-Üretİm Ve Pazar Olanaklarini Arttirarak Uluslararasi Pazarlardan Yararlanmasini SaĞlayacak DÜzenlemelerİ De Yapacaktir (12). Mustafa Kemal AtatÜrk DevletÇİlİk Kavramini ŞÖyle Tanimliyordu; �kİŞİlerİn Özel TeŞebbÜslerİnİ Şahsİ Faalİyetlerİnİ Esas Tutmak; Fakat BÜyÜk Bİr Mİlletİn Ve GenİŞ Bİr Memleketİn BÜtÜn İhtİyaÇlarini Ve Çok Şeylerİn YapilmadiĞini GÖz ÖnÜnde Tutarak, Memleket Ekonomİsİnİ Devletİn Elİne Almak TÜrkİye Cumhurİyetİ Devletİ, TÜrk Vataninda Asirlardan Berİ KİŞİsel Ve Özel TeŞebbÜslerle YapilmamiŞ Olan Şeylerİ Bİr An Önce Yapmak İstedİ Ve Kisa Zamanda Yapmayi BaŞardi� (13). TÜrkİye Cumhurİyetİ Devletİ�nİn Ekonomİk Kalkinmasi İÇİn BÜyÜk Bİr Kalkinma Hamlesİ BaŞlatilmiŞtir. Bu AmaÇla Yapilan ÇaliŞmalari ŞÖyle Siralayabİlİrİz; - KÖylÜnÜn Durumunu DÜzeltmek İÇİn YÜzyillardan Berİ ÜrÜn Üzerİnden Alinan Ve KÖylÜye YÜk Getİren AŞar Vergİsİ KaldirilmiŞtir. - Tarim Alaninda Uzman YetİŞtİrmek Maksadiyla Zİraat Okullari Ve YÜksek Zİraat EnstİtÜsÜ KurulmuŞtur. - Bazi BÖlgelerde Topraksiz KÖylÜye Toprak DaĞitilmiŞtir. - Toprak MahsÜllerİ Ofİsİ KurulmuŞtur. - KÖylÜnÜn ÜrÜnÜnÜ Aracisiz Satmasi İÇİn Tarim Kredİ Kooperatİflerİ KurulmuŞtur. - Örnek Çİftlİkler Ve Fİdanliklar DÜzenlenmİŞtİr. - Tohum Islah Ve DaĞitim İstasyonlari KurulmuŞtur. - HayvanciliĞi GelİŞtİrmek İÇİn Devlet Üretme Çİftlİklerİ OluŞturuldu. - Özel Sermayeyİ SanayİleŞme Alanina Çekebİlmek İÇİn TeŞvİk-İ Sanayİ Kanunu Çikarildi. Bu Kanunla Sanayİ İle UĞraŞacak KİŞİlere Kredİ Olanaklari SaĞlanmiŞtir (14). Ekonomİnİn Olmazsa Olmaz Unsurlari Olan Bankacilik SektÖrÜ GelİŞtİrİldİ. Çok DeĞİŞİk SektÖrlerİ Desteklemek Amaciyla İhtİsas Bankalari Kuruldu. - Tİcarİ Hayati Canlandirmak Amaciyla AtatÜrk�Ün De Ortak OlduĞu, Cumhurİyetİn İlk Özel Bankasi Olan İŞ Bankasi Kuruldu. - Madencİlİk SektÖrÜnÜ Desteklemek Ve GelİŞtİrmek Amaciyla, Bİzzat Yatirim Ve Üretİm Faalİyetlerİne Katilacak Olan Etİbank Kuruldu. - Pamuk, İplİk, Dokuma Ve Tekstİl ÜrÜnlerİnİ Üretmek Ve Bu SektÖrÜ Desteklemek Ve GelİŞtİrmek Amaciyla SÜmerbank Kuruldu. - KÜÇÜk Esnaf Ve Sanatkarlari Desteklemek Ve Tİcarİ Hayati Canlandirmak Maksadiyla Halk Bankasi Kuruldu. - Tarim Ve Tarima Dayali Sanayİ SektÖrÜnÜ Desteklemek Ve Kredİ İhtİyacini Gİdermek Amaciyla Zaten Varolan Zİraat Bankasi Yenİden Yapilandirildi. - Denİzcİlİk SektÖrÜnÜ Desteklemek Denİz Yoluyla Yolcu Ve YÜk TaŞimasini Canlandirmak Amaciyla Denİzcİlİk Bankasi Kuruldu. -1933 Yilinda İlk BeŞ Yillik Kalkinma Plani Hazirlandi. Bu ÇerÇevede; Bursa�da; Merİnos Fabrİkasi İzmİt�te ; KaĞit Fabrİkasi, PaŞabahÇe Cam Fabrİkasi, KarabÜk�te ; Demİr Çelİk UŞak Ve Alpullu�da ; Şeker Fabrİkalari KurulmuŞtur. Kendİ Denİzlerİmİzde Gemİ Bulundurma Hakki Ve Tİcaret Yapma Hakki Kabul Edİlen Kabotaj Kanunu İle SaĞlanmiŞtir. Demİryolu Polİtİkasi Hizla Uygulamaya SokulmuŞ, Karayollari Modern Standartlara GÖre Yapilmaya BaŞlanmiŞtir (15). Burada En İlgİnÇ Nokta Yapilan TÜm Yatirimlarin Ve KuruluŞlarin Tek KuruŞ BorÇ Para Alinmadan GerÇekleŞtİrİlmİŞ Olmasidir. Cumhurİyetİn İlanindan İtİbaren BaŞlayan DevletÇİlİk Uygulamasi Ülkede SanayİleŞme Hamlesİ BaŞlatmiŞ Ve Bu Uygulama Fabrİkalarin AÇilmasi İle Sinirli KalmamiŞ. TÜrk Mİlletİnİn Kendİsİnİ GelİŞtİrmesİnde İtİcİ Bİr GÜÇ OlmuŞtur (16). DevletÇİlİk Uygulamasinin Somut SonuÇlarina Bakacak Olursak : - T.c. Fakİr, YikilmiŞ, Gerİ KalmiŞ Tarim Ekonomİsİnİ SanayİleŞtİrmİŞ Ve DÜnyanin 16. BÜyÜk Ekonomİsİ Halİne GelmİŞtİr. - DevletÇİlİk �sosyal Devlet� İlkesİ ÇerÇevesİnde Ekonomİk Ve Sosyal Kalkinma Prensİbİ Olarak UygulanmiŞtir. - Tarimsal Alanda Yapilan Yatirimlarla KÖylÜnÜn Refah DÜzeyİ Ve Üretİmİ ArtmiŞtir. - EndÜstrİ Bİtkİlerİ Üretİmİyle �tarima Dayali Sanayİ� GelİŞtİrİlmİŞtİr. - AĞir Sanayİ Yatirimlari İle Özel SektÖrÜn İhtİyaÇ DuyduĞu Sanayİ Hammaddesİ İhtİyaci GİderİlmİŞtİr. - Devlet GerÇekleŞtİrdİĞİ İŞletmelerle Özel SektÖre Örnek Ve ÖncÜ OlmuŞtur. - Kara Ve Demİryollari, Enerjİ Santrallari, Lİman Ve Hava Lİmanlari Gİbİ Altyapi Yatirimlari Devlet Tarafindan YapilmiŞ Ve Yapilmaktadir. - Ülke İnsanlarina İŞ Olanaklari YaratilmiŞtir. - Gerİ KalmiŞ BÖlgelerde BÜyÜk Çapli Kalkinma Projelerİ GerÇekleŞtİrİlerek BÖlgenİn Ve Ülkenİn GelİŞmesİndekİ Katki SaĞlanmiŞtir. - Bu Sİstemde Zaman İÇİnde Alinan Özel Önlem Ve Yapilan Uygulamalarla GÜÇlÜ Bİr Özel SektÖr OluŞturulmuŞtur (17). GÜnÜmÜzde Karasabandan, Kara ÖkÜzden Modern Tarima GeÇebİldİysek, Olmayan Bİr Ekonomİden Bİr Sanayİ Toplumu Yaratabİldİysek DÜnya Pazarlarindakİ TÜrk ÜrÜnlerİ GelİŞmİŞ Ülkelerİn Ekonomİ YÖnetİcİlerİnİ Kaygilandirip, Kotalar Koymasina Sebep Oluyorsa DÜnya Ekonomİk BÜyÜklÜkte 16. Siraya YerleŞtİysek, Ekonomİk Kalkinma İÇİn Gereklİ Olan Enerjİ Santrallerİnİ, Otoyollari, KÖprÜlerİ, TelekomÜnİkasyon Hatlarini, Lİman Ve Hava Lİmanlari Özellİkle DÜnyanin En BÜyÜk Enerjİ Sulama, Sosyal Ekonomİk Kalkinma Projesİ Olan Gap Devlet Elİyle Yapiyorsak Bu DevletÇİlİktİr, ÖlmemİŞtİr Ve Asla Ölmeyecektİr. KullandiĞi BÜtÜn Sanayİ ÜrÜnlerİnİ DiŞardan Almak Zorunda Kalan 1923�Ün TÜrkİye�sİnİn Yerİnİ 2000�lerde DÜnyanin 150�yİ AŞkin Ülkesİne Bİnlerce ÇeŞİt Sanayİ ÜrÜnÜ Satabİlen, İhracatinin % 83�Ü Sanayİ ÜrÜnlerİ Olan Yepyenİ Bİr Sosyo-ekonomİk Yapi OluŞturulmuŞtur (18). GÜnÜmÜzde �devletÇİlİk ÖlmÜŞtÜr� İddİasinda Olanlar Vardir. Bu İddİa Topluma Kabul Ettİrİlmeye ÇaliŞilmaktadir. AtatÜrkÇÜ DÜŞÜnce Sİstemİ Ve Onun İlkelerİ Ve İnkilaplari Dİnamİk Bİr Yapiya Sahİptİr. DuraĞan KaliplaŞmiŞ, DeĞİŞtİrİlemeyen, GÜncelleŞtİrİlemeyen Kendİnİ Yenİlemeyen Bİr DÜŞÜnce Sİstemİ DeĞİldİr (19). DeĞİŞmeyen, DeĞİŞtİrİlmeyen GÜnÜn KoŞullarina Ayak Uyduramayan DÜŞÜnce Sİstemlerİ De Vardir. Bu DÜŞÜnce Sİstemlerİ Bellİ Bİr Kİtaba, Bİr Kuralar Manzumesİne Ve Doktİrİnlere Sahİptİr. GÜnÜn KoŞullarina Ayak Uyduramayan Bu Sİstemlere DoĞmatİk-totalİter İdeolojİler Adi Verİlİr. Bu İdeolojİler Antİdemokratİktİr. Bİr KİŞİ Veya ZÜmre EgemenlİĞİ AnlayiŞina Dayanir. KomÜnİzm, FaŞİzm, Nasyonal Sosyalİzm Ve Teokrasİ (Şerİat YÖnetİmİ) Bu Tarz İdeolojİlere Verİlecek En GÜzel Örnektİr. Mevcut Kurallardan Bİrİnİ DeĞİŞtİrmeye ÇaliŞmak İdeolojİye KarŞi Çikmak Anlamina Gelİr. Bu İdeolojİlerİn HİÇbİr Kurali Ve Doktrİnİ DeĞİŞtİrİlemez. İdeolojİye KarŞi Çikmanin Cezasi Da Çok AĞirdir. DeĞİŞen KoŞullar KarŞisinda, DeĞİŞmeyen Kurallar Nedenİyle Sİstemde Bİr YiĞin Aksaklik Meydana Gelİr. Ancak AksakliĞi Dİle Getİrmek �kral Çiplak� Dİye BaĞirmak Çok AĞir Cezalarla KarŞi KarŞiya Kalmak Anlamina Gelİr. AtatÜrkÇÜ DÜŞÜnce Sİstemİ İse Demokratİk � Pragmatİk (yanİ Halk EgemenlİĞİne Dayanan Ve Her TÜrlÜ Uygulamada Halkin Faydasini GÖzeten) Akil Ve Bİlİmİn GerÇeklerİnden Hareket Eden ÇaĞdaŞ Ve Modern Bİr DÜŞÜnce Sİstemİdİr. Bu Sİstemde DeĞİŞmeyen Tek Şey DeĞİŞİmİn Kendİsİdİr. Demokratİk Pragmatİk DÜŞÜnce Sİstemlerİnİn Uygulamada Ortaya Çikan Her TÜrlÜ Aksaklik Aklin Ve Bİlİmİn IŞiĞinda KaynaĞinda Tesbİt Edİlİr. AksakliĞa Sebep Olan Unsurun Tespİtİnden Sonra Gene Aklin Ve Bİlİmİn IŞiĞinda En DoĞru ÇÖzÜm Yolu Bulunarak Uygulamaya GeÇİrİlİr (20). AtatÜrkÇÜ DÜŞÜnce Sİstemİn Temelİnİ OluŞturan İlkelerden İnkilapÇilik İlkesİ Bu AnlayiŞin Sİstematİze EdİlmİŞ Şeklİdİr. İnkilapÇilik İlkesİ Devlet Ve Toplum YaŞantisini İlgİlendİren Her TÜrlÜ Kural Ve Uygulamanin Aklin Ve Bİlİmİn RehberlİĞİnde Ve Toplumun İhtİyaÇlari DoĞrultusunda SÜreklİ Yenİlenmesİnİ Ve GelİŞtİrİlmesİnİ ÖngÖrÜr. Bu İlke ÇerÇevesİnde DeĞİŞme Ve GelİŞmeye KarŞi Çikmak, AtatÜrkÇÜ DÜŞÜnce Sİstemİne KarŞi Çikmak Demektİr. DevletÇİlİk AtatÜrkÇÜ DÜŞÜnce Sİstemİn Ekonomİ Teorisİ OlduĞunu BelİrtmİŞtİk. Bu İlkenİn Amaci TÜrkİye Cumhurİyetİ Devletİnİn Ve TÜrk Mİlletİnİn Ekonomİk Ve Sosyal Kalkinmasinin GerÇekleŞtİrİlmesİdİr. DÖnemİn KoŞullari GereĞİ Cumhurİyetİ İlk Yillarinda Devlet Ekonomİk Faalİyetlerde Üst DÜzeyde Etkİn OlmuŞtur. Bunun Amaci Hem Ülkenİn İhtİyaci Olan Yatirimlarini Yapmak Hemde GÜÇlÜ Bİr TÜrk Özel SektÖrÜ OluŞturmaktadir. Bu Uygulamanin Sonucuna BakildiĞinda Hem Devlet Ve Mİlletİn İhtİyaci Olan Yatirimlarin YapildiĞini Ve TÜrk Ekonomİsİnİn Çok Üst DÜzeye YÜkseltİldİĞİnİ, Hem De Pek Çok Alanda Yatirim Yapabİlecek GÜÇlÜ Bİr Özel SektÖr OluŞturulduĞu GÖrÜlmektedİr (21). İnkilapÇilik İlkesİ DoĞrultusunda Bu Uygulama AtatÜrkÇÜ DÜŞÜnce Sİstemİne Ve DevletÇİlİĞe Aykiri DeĞİl DevletÇİlİĞİn Ta Kendİsİdİr. Bu AnlayiŞa GÖre Devlet Ekonomİden Elİnİ Çekmeyecek Özel SektÖrÜn Hala BaŞaramayacaĞi Ama TÜrk Devlet Ve Mİlletİnİn GeleceĞİ İÇİn Zorunlu Olan Stratejİk Yatirimlari Ve Alt Yapi Yatirimlarini Yapmaya Devam Edecektİr. TÜrkİye�nİn Çok Olumsuz KoŞullarda At Nali Ve Nal Çİvİsİ İle İŞe BaŞlayarak BaŞlatilan Ekonomİk Kalkinmayi GÖrmeyen Ve GÖrmek İstemeyen AtatÜrk Ve AtatÜrkÇÜlÜk KarŞitlarini Hedeflerİ Cumhurİyetİn DayandiĞi Temellerİ Yikmaktir. Bİzlere DÜŞen Akil Boyutunda Uyanik Olmak Ve İdeallerİnİ Savunma KararliliĞini GÖstermektİr. D İ P N O T L A R 1. Emre Kongar, AtatÜrk Üzerİne, Hİl Yayinevİ, İstanbul 1983. S.17 2. Afet İnan, Medenİ Bİlgİler, Ttk. Basimevİ, Ankara 1988 S. 292 3. Rifat UÇarol, Sİyasİ Tarİh (1789 � 1994), Fİlİz Kİtabevİ İstanbul 1995, S.396 - 397 4. Ahmet Mumcu, Tarİh AÇisindan TÜrk Devrİmİnİn Temellerİ Ve GelİŞİmİ, İnkilap Kİtabevİ, İstanbul 1994. S.153 5. Alptekİn MÜderİsoĞlu, KurtuluŞ SavaŞinin Malİ Kaynaklari, Malİye BakanliĞi 50 Yil Yayinlari, C.1, S. 67, Ankara 1973, 6. Naİl Kubali, TÜrk Devrİm Tarİhİ, Harp Akademİlerİ Basimevİ, İstanbul 1973, S.161. 7. ReŞat Kaynar � Necdet SakaoĞlu, AtatÜrk DÜŞÜncesİ, AÇi Yayinlari, İstanbul 1995, S.46 8. Afet İnan, İzmİr İktİsat Kongresİ, Ttk Basimevİ Yayinlari, 1969. S.220 9. Mustafa Kemal AtatÜrk, �nutuk,� C.ii, Ttk Basimevİ Ankara 1986, S.999 10. Mustafa Aysan, AtatÜrkÇÜ DÜŞÜnce El Kİtabi, AtatÜrk AraŞtirma Merkezİ Ankara 1995 S.323. 11. Fethİ Nacİ, 100 Soruda AtatÜrk�Ün Temel GÖrÜŞlerİ, GerÇek Yayinevİ, İstanbul 1968, S.69 12. Suna Kİlİ, DÜnya Ve TÜrkİye AÇisindan AtatÜrk, Yapi Kredİ Yayinlari, İstanbul 1996, S. 40 13. Bernard Lewİs, Modern TÜrkİye�nİn DoĞuŞu, Ttk. Basimevİ, Ankara 1986, S.236 14. AtatÜrk İlkelerİ Ve İnkilap Tarİhİ Ii, YÖk Yayinlari, Ankara 1986, S.236 15. Korkut Boratav, 100 Soruda TÜrkİye�de DevletÇİlİk, GerÇek Yayinlari, İstanbul 1974, S.106-120 16. Şevket SÜreyya Aydemİr, Tek Adam � Iii, Remzİ Kİtabevİ İstanbul 1993, S.349-352 17. AtatÜrkÇÜlÜk 2 Ncİ Kİtap Gen.kur. Basimevİ Ankara 1983, S.304 18. Sabah Gazetesİ 29 Ekİm 1999 Özel Sayi 19. İsmet Gİrİtlİ � Jale SarmaŞik, Anayasa Hukuku, Der Yayinlari, İstanbul 1998, S.119 20. Kubali, A.g.e. , S.158 21. Kongar, A.g.e. S.112 K A Y N A K Ç A AtatÜrkÇÜlÜk 2 Ncİ Kİtap Gen.kur. Basimevİ Ankara 1983, AtatÜrk İlkelerİ Ve İnkilap Tarİhİ Ii, YÖk Yayinlari, Ankara 1986, Aydemİr Şevket SÜreyya, Tek Adam � Iii, Remzİ Kİtabevİ İstanbul 1993, Aysan Mustafa, AtatÜrkÇÜ DÜŞÜnce El Kİtabi, AtatÜrkÇÜ AraŞtirma Merkezİ Ankara 1995. Boratav Korkut, 100 Soruda TÜrkİye�de DevletÇİlİk, GerÇek Yayinlari, İstanbul 1974, Gİrİtlİ İsmet � SarmaŞik Jale, Anayasa Hukuku, Der Yayinlari, İstanbul 1998, İnan Afet, İzmİr İktİsat Kongresİ, Ttk Basimevİ Yayinlari 1969. İnan Afet, Medenİ Bİlgİler, Ttk. Basimevİ, Ankara 1988 Kaynar ReŞat � SakaoĞlu Necdet, AtatÜrk DÜŞÜncesİ, AÇi Yayinlari, İstanbul 1995, Kİlİ Suna, DÜnya Ve TÜrkİye AÇisindan AtatÜrk Yapi Kredİ Yayinlari, İstanbul 1996, Kongar Emre, AtatÜrk Üzerİne, Hİl Yayinevİ, İstanbul 1983. Kubali Naİl, TÜrk Devrİm Tarİhİ, Harp Akademİlerİ Basimevİ, İstanbul 1973, Lewİs Bernard, Modern TÜrkİye�nİn DoĞuŞu, Ttk. Basim Evİ Ankara 1986, Mumcu Ahmet, Tarİh AÇisindan TÜrk Devrİmİnİn Temellerİ Ve GelİŞİmİ, İnkilap Kİtabevİ, İstanbul 1994. Mustafa Kemal AtatÜrk, �nutuk,� C.ii, Ttk. Basimevİ, Ankara 1986. MÜderİsoĞlu Alptekİn, KurtuluŞ SavaŞinin Malİ Kaynaklari, Malİ BakanliĞi 50 Yil Yayinlari, C.1, S. 67, Ankara 1973, Nacİ Fethİ, 100 Soruda AtatÜrk�Ün Temel GÖrÜŞlerİ, GerÇek Yayinevİ İstanbul 1968, UÇarol Rifat, Sİyasİ Tarİh (1789 � 1994) Fİlİz Kİtabevİ İstanbul 1995, Sabah Gazetesİ 29 Ekİm 1999 Özel Sayi Konu Poustigo tarafından (18-09-2008 Saat 18:57 ) değiştirilmiştir. |
| | |
| | #3 (permalink) |
![]() uAntalya Kayıt: 18.09.2008
Mesajlar: 1.909 İtibar Gücü: 28 | Kemalİst Laİklİk A) LaİklİĞİn Anlami Ve İÇerİĞİ : (1) Antİk Dİllerden GerekÇe�de �laos� Kİtle, Halk, Topluluk Anlamina Gelmekte, Ondan TÜreyen �laİkos� İse Dİn Adami Sifati Ve Yetkİsİnİ TaŞimayanlar İÇİn Kullanilmaktadir. Latİnce�de �laİcus� BİÇİmİnde GeÇen Bu SÖzcÜk, Bati Dİllerİnde Bu KÖkten TÜretİlmİŞtİr. TÜrkÇe�ye Fransizca�dan GeÇen �laİk� SÖzÜ,eskİ ÇaĞlarda, Rahİpler Sinifina Mensup Olmayanlar Anlaminda Kullaniliyordu. Fransizca �laİc Veya Laİque� DÜnya İŞlerİnİ, Dİn İŞlerİnden, Dİnİ Otorİteden BaĞimsiz Olarak Ele Alan Anlamindadir. Hiristİyan Alemİnde De, Kİlİse Adamlarina �clerİcİ� (cleras = Ruhban Sinifi), Bunlarin DiŞinda Kalan İnanmiŞlar TopluluĞuna, �laİcİ� Denİyordu. Zamanla Kelİme, Bİr Felsefİ YaklaŞimi Veya Devlet İle Dİn Arasindakİ İlİŞkİlerİ Anlatmak İÇİn Kullanilmaya BaŞlandi. LaİklİĞİn Üzerİnde Herkesİn AnlaŞtiĞi, Tek Ve Ortak Bİr Tarİfİnİn YapilamayiŞinin Sebeplerİ Vardir. Bİr Ülkenİn, Tarİhİ, Sosyal Ve Sİyasal Şartlari, Ülkede Yaygin Olan Dİnİn Özellİklerİ, O Ülke İÇİn GeÇerlİ Olan Laİklİk AnlayiŞini Ve Uygulamasini GenİŞ ÖlÇÜde Etkİler. Bİr Defa Laİklİk, Sadece Felsefİ, İdeolojİk Bİr Kavramdan İbaret DeĞİldİr; Hayata GeÇİrİlen, Uygulanan Bİr İlkedİr. BÖyle Olunca UygulandiĞi Ülkenİn Dİnİ, Sİyasİ, Sosyal Şartlari Laİklİk AnlayiŞini Etkİlemektedİr. Laİklİk AnlayiŞinin Ve UygulaniŞinin Ülkeden Ülkeye Hatta KİŞİden KİŞİye BÜyÜk Farklilik GÖstermesİ KaÇinilmazdir. ÇÜnkÜ LaİklİĞe KarŞi Olan KİŞİlerde, LaİklİĞİ Kendİ AnlayiŞlarina, Hatta Sİyasİ GÖrÜŞlerİne GÖre Yorumlayarak Benİmser GÖrÜnmÜŞlerdİr. Yanİ Her Ülkede Laİklİk Zamana Ve Yukaridakİ Şartlara GÖre Ayri TanimlandiĞi Gİbİ, Ayni Ülke İÇİnde De LaİklİĞİn Felsefesİ, Sİyasİ, Hukukİ AÇidan Farklilik GÖsterdİĞİ Bİlİnmektedİr. Felsefİ Laİklİk : İman Ve İnanÇ Yerİne, Akil Ve Bİlİmİn ÜdtÜnlÜĞÜnÜ Kabul Eden Bİr AnlayiŞtir. Sİyasİ Laİklİk : Sİyasİ İktİdarin, Dİnİ Kudretten Ayrilmasidir. Yanİ EgemenlİĞİn İlahİ DeĞİl, Mİllete Aİt Olmasidir. Hukukİ Laİklİk : Devlet İle Dİnİn Bİrbİrİne KariŞmamasidir. Yanİ Devletİn, Dİnİ Kurallara GÖre YÖnetİlmemesİdİr. BÜtÜn Bu Farkliliklarin Bulunmasina RaĞmen TÜrkİye Cumhurİyetİnde Bİr Anayasa İlkesİ, Bİr Hukuk Deyİmİ Halİne GelmİŞ Olan LaİklİĞİn Bazi TartiŞilmaz Unsurlari Vardir. (2) 1. LaİklİĞİn Bİr Unsuru Dİn Ve Vİcdan HÜrrİyetİdİr. Laİk Devlet, KİŞİlerİn Bu HÜrrİyetlerİnİ SaĞlar Ve Korur. Bİr Dİn Veya Mezhep Mensuplarinin, BaŞka Dİn Veya Mezhep Mensuplarina KarŞi Baskisini Önlemek, Laİk Devletİn GÖrevİdİr. Bu Konuda Anayasa�da ŞÖyle Denmektedİr. �herkes, Vİcdan, Dİnİ İnanÇ Ve Kanaat HÜrrİyetİne Sahİptİr�. Ancak İbadetler, Dİnİ Ayİn Ve TÖrenler Kamu DÜzenİ Ve Genel Ahlak Bakimindan DevletÇe Sinirlandirilabİlİr. Bu �dİn Ve Mezhep Ayirimi Yaratmak Veya Herhangİ Bİr Yoldan Bu Kavram Ve GÖrÜŞlere Dayanan Bİr Devlet DÜzenİ Kurmak Amaciyla KullanilamayacaĞi� Yolundakİ Sinirlamadir. O Halde �İbadet, Dİnİ Ayİn Ve TÖrenlerİn SerbestlİĞİ, Teoratİk Bİr Devlet DÜzenİ Kurmak Amaciyla Kullanilamaz�. Dİn Ve Vİcdan HÜrrİyetİyle İlgİlİ, Anayasanin Bİr BaŞka Maddesİ İse, Şu Şekİldedİr: �kİmse İbadete, Dİnİ Ayİn Ve TÖrenlere Katilmaya, Dİnİ İnanÇ Ve Kanaatlerİnİ AÇiklamaya Zorlanamaz. Kİmse Dİnİ İnanÇ Ve Kanaatlarindan Dolayi Kinanamaz�(3) 2. Dİn Ve Devlet İŞlerİnİn Ayrilmasidir: Özellİkle İslam DÜnyasinda, Laİk Devletle, Mİllet EgemenlİĞİ İlkesİ Ve Mİllet Temsİlcİlerİnİn Haklari Arasinda Siki İlİŞkİler Vardir. Laİk Devlete KarŞi Olanlar, Şer�İ Kanunlar DiŞinda, Herhangİ Bİr Kanun Çikarma Hakkini Kİmseye Tanimazlar. Laİk Devlette, Devletİn Sİyasİ Yapisini, HÜkÜmet Ve İdarenİn İŞleyİŞİnİ, Toplumun YaŞayiŞini DÜzenleyen Kanun Ve Kurallari, Dİnİ Prensİpler DeĞİl, Akil, Mantik, İhtİyaÇ Ve Hayatin GerÇeklerİ Tayİn Eder. AtatÜrk Bu Konuda �.... Bİz İlhamlarimizi GÖkten Ve Gaİpten DeĞİl, YaŞanilan Hayatin Kendİsİnden AlmiŞ Bulunuyoruz.�(4) DemİŞtİr. T.c. Anayasasi İse Bu Konuda ŞÖyle Demektedİr: �kİmse, Devletİn Sosyal, Ekonomİk, Sİyasİ Veya Hukukİ Temel DÜzenİnİ, Kismen De Olsa Dİn Kurallarina Dayandirma Veya KİŞİsel Çikar Yahut, Nufuz SaĞlama Amaciyla, Her Ne Suretle Olursa Olsun, Dİnİ Veya Dİn Duygularini Yahut Dİnce Kutsal Sayilan Şeylerİ İstİsmar Edemez Ve KÖtÜye Kullanamaz� (5) Bu YÖnÜ İle Laİklİk, Dİn Ve Devlet İŞlerİnİn Ayrilmasini, Dİnİn Devlet İdaresİne KariŞtirilmamasini İfade Etmektedİr. AtatÜrk Özellİkle Bİr Çok Yerlerde YaptiĞi KonuŞmalarda Bu Konunun Önemİnİ Israrla VurgulamiŞtir. 3. EĞİtİmİn LaİkleŞtİrİlmesİ Ve EĞİtİm BİrlİĞİ : (tevhİd-İ Tedrİsat İlkesİ, LaİklİĞİn Ayrilmaz Bİr ParÇasidir.) EĞİtİm Kurumlari Ve İÇerİĞİnİn, Dİn Kurallarina GÖre DÜzenlenmeyİp, Akilci Ve ÇaĞdaŞ Kurallara GÖre, ÇaĞin İhtİyaÇlarina Cevap Verebİlecek Şekİlde DÜzenlenmesİdİr. Bu Konuda 1961 Anayasasinin 19. Maddesİnİn 4. Fikrasinda ŞÖyle Denİlmektedİr. �hİÇ Kİmse Kendİsİnİn İsteĞİ DiŞinda, Devletİn Resmİ Olarak BenİmsedİĞİ Bİr Dİn Veya Mezhebİ ÖĞrenİp, O Yolda EĞİtİlmeye Zorlanamaz. Dİn EĞİtİm Ve ÖĞretİmİ KİŞİlerİn Kendİ İsteĞİne Ve KÜÇÜklerİn De Kanunİ Temsİlcİlerİnİn İsteĞİne BaĞlidir.� Yİne Ayni Anayasanin 21.maddesİnde De ŞÖyle Denİlmektedİr: �ÇaĞdaŞ Bİlİm Ve EĞİtİm Esaslarina Aykiri, EĞİtİm Ve ÖĞretİm Yerlerİ AÇilamaz�. 1982 Anayasasinin 24. Maddesİ De, Dİn EĞİtİmİnİ, Dİn KÜltÜrÜ Ve Ahlak EĞİtİmİnden AÇikÇa AyirmiŞ Ve Dİn EĞİtİmİnİn Zorunlu OlmadiĞini TekrarlamiŞtir. 1982 Anayasanin 42. Maddesİndekİ Şu HÜkÜm De Laİklİk İle DoĞrudan İlgİlİdİr. �eĞİtİm Ve ÖĞretİm, AtatÜrk İlkelerİ Ve İnkilaplari DoĞrultusunda, ÇaĞdaŞ Bİlİm Ve EĞİtİm Esaslarina GÖre, Devletİn GÖzetİm Ve Denetİmİ Altinda Yapilir. Bu Esaslara Aykiri EĞİtİm Ve ÖĞretİm Yerlerİ AÇilamaz�. GÖrÜldÜĞÜ Gİbİ, ÖĞretİm BİrlİĞİ 1961 Ve 1982 Anayasalarinda AtatÜrk İlke Ve İnkilaplarini (eserlerİnİ) Ayakta Tutmak İÇİn Mutlaka Uyulmasi Ve Korunmasi Gereklİ Temel Yasalar Arasinda GÖsterİlmİŞtİr. 4. Dİn Ve Mezheplerİ Ne Olursa Olsun �devletİn� YurttaŞlarina EŞİt Muamele Yapmasi: LaİklİĞİn Bu Unsuru, Anayasada AÇikÇa Yer AlmiŞtir. �herkes Dİn, Mezhep Ve Benzerİ Sebeplerle Ayirim GÖzetİlmeksİzİn Kanun ÖnÜnde EŞİttİr� (6). Laİklİk Bu Unsuru GereĞİ, AtatÜrk�Ün MİllİyetÇİlİk İlkesİnİn De Koruyucusu Durumundadir. 5. Devletİn Resmİ Dİnİnİn Bulunmamasi. Her TÜrlÜ Dİn Ve Allah İnancini Reddeden, İdeolojİsİnİn GereĞİ Olarak VatandaŞlarina DİnsİzlİĞİ Telkİn Eden Devletler Laİk OlmadiĞi Gİbİ, Dİne Dayali Teokratİk Devletlerde Laİk DeĞİldİr. Laİk Devlet, Bellİ Bİr Dİnİn Kurallarini VatandaŞlarina Benİmsetmek Ve Uygulamak İÇİn Zorlayici Kurallar Koymaz. Dİn, KİŞİsel Bİr Vİcdan Sorunudur Ve Devlet Resmİ Bİr Dİnİnİn BulunmadiĞini, HİÇ Kİmseye Baski Yapilmamasi GerektİĞİnİ Anayasasi Ve Kanunlariyla Korur. Laİklİk Bazi Ülkelerde, Dİn GÖrevlİlerİ, İbadethaneler Ve Dİn EĞİtİmİ İÇİn, Devlet BÜtÇesİnden HİÇ Ödeme Yapilmamasi Şeklİnde AnlaŞilmaktadir. Fakat TÜrkİye�de Bu Konu Çok Farkli Bİr ÖzellİĞe Sahİptİr. Dİyanet İŞlerİ BaŞkanliĞinin Devlet Kurumlari Arasinda Yer Almasi, LaİklİĞİn Korunmasi Bakimindan Da Gereklİ GÖrÜlmÜŞtÜr (7). Anayasada Bu Konuyla İlgİlİ HÜkÜm Şu Şekİlde VurgulanmiŞtir: �genel İdare İÇİnde Yer Alan Dİyanet İŞlerİ BaŞkanliĞi, Laİklİk İlkesİ DoĞrultusunda, BÜtÜn Sİyasİ GÖrÜŞ Ve DÜŞÜncelerİn DiŞinda Kalarak Ve MİlletÇe DayaniŞma Ve BÜtÜnleŞmeyİ AmaÇ Edİnerek, Özel Kanunda GÖsterİlen GÖrevlerİ Yerİne Getİrİr�(8). B) AtatÜrk�e GÖre Laİklİk : YetmİŞ Yedİ Yillik Cumhurİyet Tarİhİmİzde, AtatÜrkÇÜlÜĞÜn Temelİ Olan İlkelerİn Herbİrİ Hakkinda, TÜrkİye İÇİnde Ve DiŞinda Çok Şey YazilmiŞ Ve SÖylenmİŞtİr. Bu İlkeler Arasinda Laİklİk, Kİtap Ve Makale Olarak YoĞun Bİr Yayina, Konferans, Sempozyum Ve Panel Olarak Da TartiŞmaya Konu Olan İnkilap İlkemİzdİr. Laİklİk İÇİn AÇikÇa AtatÜrk İlkelerİ İÇerİsİnde EnÇok TartiŞilan Fakat En Az AnlaŞilan, TÜrk Toplumunun SÜreklİ GÜncel Konusudur Dİyebİlİrİz. Laİk Terİm Olarak, Dİn İle DÜnya, Özellİkle Dİn İle Devlet İŞlerİnİn Ayrilmasi Anlamini TaŞir. Fakat AtatÜrk LaİklİĞİnİn Daha GenİŞ Ve Kendİne ÖzgÜ Bİr Anlami Vardir. Buna GÖre Laİklİk; �dİnİ Faalİyetlerİn Devlet, Fİkİr Ve Ekonomİk Hayattan Ayrilarak Ele Alinmasini, Devletİn Dİnİ Esaslara Ve GÜce Dayanmamasini, DÜnyevİ İŞlerİ Ve Otorİteyİ, Dİnİ İŞler Ve Otorİteden Ayirarak, Dİnİn DİĞer DÜnya Kurumlarini Kontrol Etmemesİ Ve Yalniz GerÇek Dİnİ Konularla İlgİlenmesİnİ SaĞlayan, DÜnya Sorunlarina Akilci Ve Bİlİmsel AÇidan Bakmayi Öngeren, Dİnİn Hakkini Dİne, Devletİn Hakkini Devlete Veren Bİr Kavramdir� (9). Yanİ Laİklİk Sadece, Dİn Ve DÜnya İŞlerİnİ Ayirarak, KİŞİlere Vİcdan Ve İbadet ÖzgÜrlÜĞÜnÜn Verİlmesİ DeĞİl, Ayni Zamanda DÜnya Sorunlarina Bİlİmsel AÇidan Bakmayi Öngeren Bİr Hayat Tarzi, Bİr DÜnya GÖrÜŞÜdÜr. Laİklİk İlkesİ, TÜrk Devletİnİn DİĞer İlke Ve Esaslarini BÜtÜnleyerek GÜÇlendİrİr. Dİnİn, Dİnİ Olmayan Konulardan Ayrilmasini Saptayacak Esaslarin Uygulanmasini GerÇekleŞtİrerek, Dİnİn ÖzÜne DÖnmesİnİ Bu Suretle KİŞİlerİn BÜtÜn SadelİĞİ İle Dİndar Olmalarini SaĞlar. DİĞer Bİr İfade İle AtatÜrk, AkilciliĞin Dİne Yansimasinin Sonucunu, Laİklİkte GÖrmÜŞtÜr. İnkilabin Temelİnde Yatan Akilcilik İlkesİ Laİklİkle Uygulama Alani BulmuŞtur (10). AtatÜrkÇÜ DÜŞÜnce Sİstemİnde Dİn; Toplumsal, Sİyasal, Ekonomİk, EĞİtsel, Sanatsal Kurum Ve Kurallari Belİrleyİcİ Bİr Konumda Olamaz. Toplumlar Bu Alanlari Bİlİmsel Verİlerİn Yardimiyla, Demokratİk SÜreÇ İÇİnde Varacaklari DeĞİŞmeye De AÇik UzlaŞmalar Yoluyla ÇÖzÜmleme GereĞİne İnanmaktadirlar. Herhangİ Bİr Dİnİn Bu Alanlari DÜzenleyen DeĞİŞmez, Kutsallik NİtelİĞİnİ TaŞiyan HÜkÜmlerİ Çevresİnde İlerleme De, Toplumsal UyuŞma, Toplumsal Bİrlİk Ve DayaniŞma Da Toplumsal BariŞ Ta SaĞlanamaz. Dİnlerİn Toplumlari YÖnettİklerİ DÖnemde Bİle BİrÇok Mezheplere BÖlÜnmÜŞ Olmalari BoŞuna DeĞİldİr. Üstelİk Yenİ Ve Yakin ÇaĞlarda YaŞamin Bİlİmsel Olarak Bİlİnebİlİr Alanlari Durmadan GenİŞlemİŞtİr. Bu Alanlarda ÖzgÜr TartiŞmaya Ve AraŞtirma Verİlerİne Dayali ÇÖzÜmler, Önerİler ÇoĞunluk Kararina DÖnÜŞtÜrÜlerek Toplumsal DayaniŞma İÇİnde Uygulamaya GeÇİrİlebİlİr. Bu Olanak Ortaya Çiktiktan Sonra Kİmse Ne TÜrlÜsÜ OlduĞu Kestİrİlemeyen (�İman İle Paranin Kİmde OlduĞu Bİlİnmez� SÖzÜ Bİnlerce Yilliktir) Dİnİ İnanÇlarin Zorlamasiyla DÜzen Kurmada Dİrenmek Topluma Uyum DeĞİl, Uyumsuzluk, DayaniŞma DeĞİl ÇÖzÜlme, BariŞ DeĞİl Kavga Getİrİr (11). Prof.dr.turhan FeyzİoĞlu�na GÖre: AtatÜrkÇÜ DÜŞÜnce Sİstemİnde Laİklİk, Sadece Dİn Ve Devlet İŞlerİnİn Ayrilmasindan İbaret Bİr Devlet YÖnetİmİ Prensİbİ DeĞİl,ayni Zamanda Bİr Hayat Tarzi, DÜnya Ve Toplum Sorunlarina Akilci Ve Bİlİmcİ Bİr BakiŞ AÇisidir. Bundan Dolayidir Kİ Laİklİk, TÜrkİye�nİn ÇaĞdaŞlaŞmasi Temel Hedefİnden Ayrilmaz Ve Onun Zorunlu Bİr ParÇasini OluŞturur (12). AtatÜrk�Ün Laİklİk AnlayiŞi Bazi KİŞİlerİn İddİa Ettİklerİ Gİbİ Dİne KarŞi DeĞİl, Dİnİn SÖmÜrÜlmesİne, Dİnden Çikar SaĞlanmasina KarŞidir. �laİklİk Asla Dİnsİzlİk OlmadiĞi Gİbİ Sahte Dİndarlik Ve BÜyÜcÜlÜkle MÜcadele Kapisini AÇtiĞi İÇİn GerÇek DİndarliĞin GelİŞmesİ İmkanini Temİn EtmİŞtİr. LaİklİĞİ Dİnsİzlİkle KariŞtirmak İsteyenler, İlerleme Ve CanliliĞin DÜŞmanlari İle GÖzlerİnden Perde KalkmamiŞ DoĞu Kavİmlerİnİn Fanatİklerİnden BaŞka Kİmse Olamaz� (13). AtatÜrk, LaİklİĞİn Dİnsİzlİk OlmadiĞini Şu Şekİlde AÇiklamaktadir. �dİn Bİr Vİcdan Meselesİdİr. Herkes Vİcdaninin Emrİne Uymakta Serbesttİr. Bİz Dİne Saygi GÖsterİrİz. DÜŞÜnce Ve TefekkÜre (dÜŞÜncelerİ DerİnleŞtİrme) Muhalİf DeĞİlİz. Bİz Sadece Dİn İŞlerİnİ, Mİllet Ve Devlet İŞlerİyle KariŞtirmamaya ÇaliŞiyor, Kasde Ve Fİİle Dayanan Taassupkar (gerİcİ) Hareketlerden Sakiniyoruz. MÜrtecİlere (gerİcİlere) Asla Firsat VermeyeceĞİz� (14). AtatÜrk LaİklİĞİ, Dİne Akilci Yoldan YaklaŞir. BÖylece İnsan Aklinin SoracaĞi Sorulara Yİne İnsan Aklinin BulacaĞi Cevaplari Benİmser. BÖyle Bİr YaklaŞim Dİnde Taassubu Ve Hurafelerİ Önler. Kendİ Dİnlerİnden BaŞka Dİnlere, İnananlara Veya İnanmayanlara KarŞi, İnsanlarda HoŞ GÖrÜyÜ GelİŞtİrİr. Bu AÇiklamalardan Ortaya Çikan GerÇek Şudur Kİ, AtatÜrkÇÜlÜkte İfade Edİlen LaİklİĞİ Dİnsİzlİk Manasinda Anlamak Çok YanliŞtir. AtatÜrkÇÜlÜkte Laİklİk, Dİnİn Hakkini Dİne, Devletİn Hakkini Devlete Vererek, Dİn İle Devletİ Bİrbİrİnden Ayirip, Devlet İŞlerİnde Aklin GÖsterdİĞİ Yoldan YÜrÜmeyİ GerÇekleŞtİrİr (15). Samİmİ Dİndar KİŞİ İle, Çikarci Yobaz Farkini Gayet İyİ DeĞerlendİren AtatÜrk, Laİklİkle Dİnİn, Dİn Duygusu İle İnanÇ Ve İbadet Alaninin Asla ZedelenmeyeceĞİ, Tersİne Manevİ Bakimdan İÇtenlİkle YÜcelİk KazanacaĞini İyİ Bİlİyordu. Bundan Dolayidir Kİ AtatÜrk, Psİko-sosyal Ve KÜltÜrel Bİr İÇerİĞİ Olan LaİklİĞİ AÇiklarken Bu Noktayi Şu SÖzlerİyle Tİtİzlİkle Belİrtİyordu. �laİklİk Prensİbİnde İsrar Edİyoruz. ÇÜnkÜ Mİllİ İradenİn, İnsanliĞa Mal OlmuŞ DeĞerlerİn, Belkİ De En Kutsali Olan Dİn HÜrrİyetİ,ancak Laİklİk Prensİbİne BaĞlanmakla Korunabİlİr�. Laİklİk, Sİyasal OlduĞu Kadar, KÜltÜrel YaŞantiya Da YÖn Veren Bİr Role Sahİptİr. Ulu Önder AtatÜrk�Ün ÖnderlİĞİnİ YaptiĞi Bu BaŞarili GİrİŞİm İle TÜrk Mİlletİ KİŞİ Ve Toplum Bakimindan AÇik Ve Aydinlik Bİr DÜzeye ÇikarilmiŞtir. BÖylece TÜrkİye�de, Cumhurİyet Rejİmİnİ Nİteleyerek Ondan Ayrilmaz Bİr BÜtÜnlÜk GÖsteren Bu İnkilap İlkesİ, DİĞer İnkilaplarin Hem Tabani Hem De Garantİsİ OlmuŞtur. LaİklİĞe Bu Bakimdan, Cumhurİyetİmİzİn En Önemlİ Tarİhİ Olgusudur Dİyebİlİrİz. ÇÜnkÜ Bu BaŞarili GİrİŞİm İle, Teokratİk Ve ÇÖkmÜŞ Bİr OrtaÇaĞ İmparatorluĞu Yerİne, ÇaĞdaŞ Bİr Devletİn DoĞuŞu, Dİnİ Bİr EĞİtİm Yerİne, Vİcdan ÖzgÜrlÜĞÜ Kavrami Getİren Zİhnİyetİn Kanunlarla PerÇİnleŞmesİ MÜmkÜn OlabİlmİŞtİr. Yansiz Ve Tarafsiz Olarak TÜm Bu Belgeler Arasinda Bİz AtatÜrk�Ün Dİn Ve Dİne İlİŞkİn YaptiĞi KonuŞmalari Bİraraya GetİrdİĞİmİzde AÇikÇa Şunu GÖrmekteyİz. AtatÜrk�Ün Bİr Yurt Sorunu Olarak En Çok Üzerİnde DurduĞu Ve AÇiklamalarda BulunduĞu Alan, Dİn Ve Laİklİk Alanidir. Bunun GerÇek Nedenlerİnİ De Bİzzat Kendİ SÖzlerİnde Bulmaktayiz. DÜŞÜnce Ve İnanÇ ÖzgÜrlÜĞÜ Demek Olan Laİklİk İlkesİ, AtatÜrk�Ün DÜnya GÖrÜŞÜnÜn Kİlİt Önemİndekİ Ögesİ, BÜtÜnÜyle AtatÜrk İnkilaplarinin Genel Karakterİnİ Belİrleyen ÖzellİĞİdİr. AtatÜrk, TÜrkİye Cumhurİyetİnİ ÇaĞdaŞ Temeller Üzerİne Kurarken, TÜrk Toplumunu, Ümmet ÇaĞi Tutum Ve AnlayiŞlarindan, ÖzgÜr DÜŞÜnce Ve İnanca Sahİp Bİr TÜrk Mİlletİ Olmanin Bİlİncİne KavuŞturmak İstemİŞtİr. Bunun Tek Yolu Da LaİklİĞİ Uygulamak Ve Uygulatmaktir. BÖylece AtatÜrk�Ün LaİklİĞe VerdİĞİ Önem, Bu İlkenİn TÜm İnkilapÇi DÜŞÜncenİn Temelİ Durumunda OluŞundadir (16). C) LaİklİĞİn Amaci Ve SaĞladiĞi Faydalar : 1) Amaci : Laİk Devlette Devletİn Dİnİ Olmaz. ÇÜnkÜ Hukuk Devletİ Fİkrİ İle, Mevcut Dİnlerden Bİrİnİn ÜstÜn Tutulmasi Fİkrİnİ BaĞdaŞtirmak MÜmkÜn DeĞİldİr. Devletİn Dİnİ, Ayri Dİnlere Mensup Veya İnanmayan VatandaŞlarin Kamu ÖnÜnde EŞİtlİĞİne Aykiri DÜŞer. Laİk Devlette Dİn HÜrrİyetİnİn DoĞal Sonucu Olarak, BÜtÜn Dİnler Kamu DÜzenİne Aykiri DÜŞmedİkÇe Taninir. LaİklİĞİ Kabul Ederken Onu Yenİ Bİr DÜnya Mezhebİ Durumuna Da Sokmamak Gerekİr. AtatÜrk TÜrk İnkilabini Laİk Ve ÇaĞdaŞ Temeller Üzerİne Oturtmayi AmaÇlamiŞtir. ÇÜnkÜ TÜrk Toplumu ÇaĞdaŞ UygarliĞa UlaŞmak İÇİn Atilimlar Yapabİlmek Zorundadir. Bu Nedenle LaİklİĞİ Temel İlkeler Arasina Özenle OturtmuŞtur. Bundan Dolayi Onun İnkilap Hareketlerİnden BİrÇoklari Laİk Bİr Toplum OluŞturma İsteĞİnden Kaynaklanmaktadir (17) Bundan BaŞka Laİklİk İlkesİ, BİrÇok İnkilap Hareketlerİnİn GerÇekleŞtİrİlmesİne İmkan SaĞlamiŞtir. ÇÜnkÜ LaİklİĞİn DÜŞÜnce Ve Tutumda YerleŞmesİ Hem İlerİcİlİk, Hemde Demokratİk YaŞam Felsefesİne Uygundur. KaynaĞini Hayat AnlayiŞindan Alan GerÇekÇİlİk Ve Akilcilik, AraŞtirma, Deneme Ve İyİyİ Bulma Zİhnİyetİne De Yardimcidir. AtatÜrk�Ün Laİklİk İlkesİnde, BİrkaÇ YÖnlÜ AmaÇlarin VarliĞi GÖrÜlÜr. Bunlari ÖzlÜ YÖnlerİyle Belİrtmek Gerekİrse, Devlet YÖnetİmİnde Dİnİn Vesayetİnİn Ayrilmasi, Bİreylere Dİn-vİcdan ÖzgÜrlÜĞÜnÜn SaĞlanmasi Ve İnkilap İÇİn Gereklİ Olan Ve Toplumu OluŞturan Bİreylerde Akilci Ve GerÇekcİ Bİr DÜŞÜnÜŞÜn YerleŞtİrİlmesİdİr. Bİr BaŞka DeyİŞle GÜnÜmÜzde NİÇİn Laİklİk Sorusuna ÜÇ YÖnlÜ Cevap Verİlmektedİr. Bunlar; (18) 1. ÇaĞdaŞlaŞmak İÇİn Laİklİk 2. MİllİleŞmek İÇİn Laİklİk 3. DemokratİkleŞmek İÇİn Laİklİktİr. MedenİleŞmek İÇİn Laİklİk : MedenİleŞmek (ÇaĞdaŞlaŞmak) İÇİn NİÇİn LaİklİĞe Gerek DuyulduĞunu Yukarida Ele Almaya ÇaliŞtik. Kisaca Özetlersek; TÜrk İnkilabi�nin Temel AmaÇlarindan Bİrİ Olan TÜrk Mİlletİnİ ÇaĞdaŞ Medenİyete Ortak Edebİlmek İÇİn, İslam Medenİyetİnİn GetİrmİŞ OlduĞu BaĞlari ÇÖzmek Gereklİdİr. ÇÜnkÜ Bazi Dar Yorumcular, Bunu KÖtÜye Kullanarak Devletİn GelİŞmesİnİ Önlemeye ÇaliŞmaktadir. İŞte Bu BaĞlari ÇÖzmenİn Yolu Laİklİkten GeÇer. Bati Medenİyetİnİ DİĞer Medenİyetlerden Ayiran Temel Özellİkler Bu Medenİyetİn Ruh HÜrrİyetİne Dayanmasidir. MİllİleŞmek İÇİn Laİklİk : İmparatorluklar Genellİkle Bİrden Fazla Mİlletten OluŞan Kozmopolİt Devletler OlduĞu İÇİn MİllİyetÇİlİkten Pek Fazla SÖz Edİlemez. Osmanlilar Da Bİr İmparatorluk Olup, Çok Mİlletten OluŞtuĞundan Onlarda Da MİllİyetÇİlİk Zamanla Önemİnİ YİtİrmİŞtİr. Hatta 8.yy.�da Orhun Anitlarinda Çİn Emperyalİzmİne KarŞi Çok Belİrgİn Bİr Hal Alan TÜrk MİllİyetÇİlİĞİ, İslam DÜnyasinda YoĞunluĞunu BÜyÜk ÖlÇÜde KaybetmİŞtİr (19) Orhun Anitlarindan AnladiĞimiz Kadariyla TÜrkler�de 8.yy�da Sİyasİ İÇerİkte Olan Bu MİllİyetÇİlİk, Avrupa�da Ancak 1789 Fransiz İhtİlalİnden Sonra Bİr İdeolojİ Olarak Ortaya AtilmiŞtir. 1789 Fransiz İhtİlalİnİn GetİrdİĞİ Fİkİrler Osmanli İmparatorluĞunu Etkİleyİp Azinliklar BaĞimsizliklarini İlan Etmeye BaŞlayinca, İlk Öncelerİ MİllİyetÇİlİk Fİkrİne İlgİ GÖstermeyİp �osmancilik� Ve �İslamcilik� Fİkrİnİ Savunarak Devletİ Ayakta Tutmaya ÇaliŞan TÜrkler (Özellİkle JÖn TÜrkler) Bunda BaŞari SaĞlayamayinca TÜrk MİllİyetÇİlİĞİ GÖrÜŞÜne SarilmiŞlardir. MİllİyetÇİlİĞİn Önemİnİ Kavramak İÇİn, TÜrk Mİlletİnİn İslam Medenİyetİne Gİrdİkten Sonra Ne Gİbİ DeĞİŞmelere UĞradiĞina Bakmakta Fayda Vardir. Bu Konuda F.kÖprÜlÜ �daha İslamİyetten Önce Yazilari Ve Yazili Edebİyatlari Olan TÜrklerİn MÜslÜman Olduktan Sonra, Yenİ Dİnİn Tesİrİyle Mazİlerİnİ Unutmalari Çok Dİkkate DeĞer Bİr Hadİsedİr. TÜrkler�dekİ YÜksek Sinifin Yenİ Bİr Yabanci Mİllİyetle Temas Eder Etmez Derhal Onun Cazİbesİne Kapilarak, Mİllİ Kiymetlerİnİ KÜÇÜmsemesİ Ve GeÇmİŞİ İle Alakasini Kesmesİ, KÜltÜr Tarİhİmİzde Daİma TesadÜf Edİlen Marazİ Bİr Olaydir� (20) Demektedİr. ÖrneĞİn, İslam DÜnyasinda Toplumlarin Bİrbİrİne YakinliĞini Veya UzakliĞini, Irk, Dİl, KÜltÜr Gİbİ DeĞerlerden Daha Çok Dİn Ve Mezhep OrtakliĞi Tayİn EttİĞİnden, Osmanli Ve İran Toplumlari Mezheplerİ Farkli OlduĞu İÇİn Daİma Bİrbİrlerİne Yabanci Olarak Bakarken, Arnavut, BoŞnak, Pomak Gİbİ Balkanlarda MÜslÜmanlaŞmiŞ Gruplar Osmanli�ya Daha Yakin OlmuŞ, Hatta Bunlardan Bazilari Ayni Dİlİ KonuŞan Hirİstİyan SoydaŞlarinin EgemenlİĞİnİ Kabul Etmeyerek, TÜrkİye�ye GÖÇ EtmİŞlerdİr (21). GÖrÜlÜyorkİ Bİz İmparatorluktan Mİllİ Devlete GeÇerken Ayni Zamanda Laİk DÜzene GeÇmemİz KaÇinilmaz Bİr GerÇektİr. (zorunluluktur). Oysa Avrupa�da Laİklİk Ortaya Çikarken Mİllİ Devletler KurulmuŞtur. Anadolu Gİbİ, Çok ÇeŞİtlİ Dİn Ve Mezheplere Sahne OlmuŞ Bİr BÖlge De YaŞayan Mİllİ Bİr Devletİ Ayakta Tutmak İÇİn Laİk DÜzen Çok Daha Gereklİdİr. ÇÜnkÜ Mİllİ Devletİ Ayakta Tutmanin En Kolay Yolu, Mİllİ BİrlİĞİ SaĞlamaktir. Mİllİ BİrlİĞİ SaĞlamak İÇİn De Laİk DÜzene GeÇmek Şarttir. DemokratİkleŞmek İÇİn Laİklİk : Laİklİk, Lİberal Demokrasİnİn GelİŞmesİnde Önemlİ Rol OynamiŞtir. ÇÜnkÜ; Devlet Otorİtesİnİn Sinirlandirilmasi Fİkrİnİn GelİŞmesİnde, Sİyasİ Kudretİn Dİnİ Kudretten Ayrilmasi Bİr Unsur OlmuŞtur. Oysa Laİk Olmayan Devlet DÜzenİnde, Devlet Dİn AraciliĞi İle, KİŞİlerİn Özel Hayatlarina GereĞİnden Fazla MÜdahale Etme Hakkina Sahİptİr. Dİn Ve Devlet AyriliĞi Beraberİnde BİrÇok Hak Ve HÜrrİyetlerİ De GetİrmİŞtİr. Bunun İÇİn Laİklİk, Demokratİk DÜzene GeÇerken GerÇekleŞtİrİlmesİ Gereken Önemlİ Şartlardan Bİrİsİdİr. Ayrica Demokrasİnİn Temel Prensİplerİnden Olan HÜrrİyet Ve EŞİtlİk Ancak Laİk Bİr DÜzen İÇİnde Bİr Anlam İfade Eder. Bu Prensİplerden, �hÜrrİyetİn HerŞeyden Çok İnsanin Yaratici Tarafina Destek OlduĞu DÜŞÜnÜlÜrse, Medenİyet Ve Özellİkle Bati Medenİyetİ İÇİndekİ Hayatİ DeĞerİ BÜsbÜtÜn Belİrİr. HÜrrİyet, Dİnİ Ve Ladİnİ Her ÇeŞİt DoĞmanin Baskisindan Kurtulmaktir (22). Bu Durumda Dİn HÜrrİyetİ Demokrasİnİn Temel İlkelerİnden Olan HÜrrİyetİn İÇİnde Erİmektedİr. BÖylece Dİn De HÜrrİyet Ve EŞİtlİk, İnsanin Temel Hak Ve HÜrrİyetlerİ Arasinda Yer AlmiŞtir. Demorakratİk YÖnetİmİ Benİmseme, Zorunlu Olarak Beraberİnde LaİklİĞİde Getİrmektedİr. Bundan Dolayi Laİklİk Ve MİllİleŞme Bİr Arada GelİŞmeye BaŞladiĞi Gİbİ, DemokratİkleŞme Ve Laİklİk De Bİr Arada GelİŞmeye BaŞlamiŞtir. 2) LaİklİĞİn SaĞladiĞi Faydalar : LaİklİĞİn SaĞladiĞi Faydalara GeÇmeden Önce, Laİk Bİr Devlette Bulunan Evrensel ÜÇ Nİtelİk AÇisindan, AtatÜrk LaİklİĞİne BaktiĞimizda KarŞimiza ŞÖyle Bİr Durum Çikmaktadir. Her YÖnÜyle Laİk Olan Bİr Devlette Şu ÜÇ Nİtelİk Bulunmaktadir. - Dİnİ HÜrrİyet - Dİnİ EŞİtlİk - Dİn Ve Devlet AyriliĞi AtatÜrk�Ün LaİklİĞİ Bu ÜÇ NİtelİĞİ KapsadiĞi Gİbİ, TÜrk Toplumunun Sosyal Yapisi Da Dİkkate Alinarak Bazi Yenİlİklerİ De İÇermektedİr. Ancak Bazi Bİlİm Adamlari Dİyanet İŞlerİ BaŞkanliĞinin Devlet Kurumu Olmasindan Dolayi, TÜrkİye�de Bati Tarzinda Tam Bİr LaİklİĞİn UygulanamadiĞini ŞÖylemektedİrler. Oysa Bİr Ülkenİn Tarİhİ, Sİyasİ Ve Sosyal Şartlari, Ülkede Yaygin Olan Dİnİn Özellİklerİ, O Ülke İÇİn Gereklİ Ve GeÇerlİ Olan Laİklİk AnlayiŞi Ve UygulaniŞini GenİŞ ÖlÇÜde Etkİlemektedİr (23). Laİklİk Her Ne Kadar Dİn Ve Devlet İŞlerİnİn Bİrbİrİnden Ayrilmasi Demek İse De, LaİklİĞİn Korunmasi İÇİn Devlet, Dİn İŞlerİne MÜdahale Etmet Zorundadir (tÜrkİye�de Dİn İŞlerİ Bİr Kamu Hİzmetİ SayilmiŞ Ve Dİyanet İŞlerİ BaŞkanliĞi Devlet Kurumlari Arasinda Yer AlmiŞtir). ÇÜnkÜ; Farkli İnanÇtakİ KİŞİlerİn Bİrbİrlerİnİn İnanÇlarina Saldirmalarini Önlemekle GÖrevlİdİr (24). Bİrde Devletİn Laİk Yapisina YÖnelİk Dİnİ DavraniŞlara İmkan Vermemek Amaciyla Devlet İster İstemez Dİn İŞlerİne KariŞmaktadir. ÇÜnkÜ TÜrkİye, Dİnİ Sİyasete KariŞtiran Devlet Sİstemİnİn Izdiraplarini Her Memleketten Daha Çok ÇektİĞİnden, Dİn İŞlerİ Ve Kurumlari Cumhurİyet Rejİmİnde Tamamen BaŞi BoŞ Birakilmayip, Mevzuati Ve TeŞkİlati İle Kontrol Altinda Tutulmak İstenmİŞtİr. Acaba TÜrkİye�de Dİyanet İŞlerİ BaŞkanliĞi NİÇİn Devlet TeŞkİlati İÇİnde Yer AlmiŞtir? Yukaridakİ AÇiklamalari Ele Alarak Bunun Nedenlerİnİ Şu Şekİlde Siralayabİlİrİz. 1) İslam Dİnİnİn Kendİ Mahİyetİnden Dolayi; İslam Dİnİ, Ayni Zamanda İslam Devletİ Olarak GelİŞtİĞİnden, Yanİ Dİn Hazir Bİr Devlete Gelmeyİp, Bİr Devletİn Kurulmasini SaĞladiĞindan Ve Kurumsal Bİr Dİn Olmayip, Devletten Ayri Bİr TeŞkİlati BulunmadiĞindan Ve Bu Şekİlde SÜre GeldİĞİnden Dolayi. 2) DİĞer Bİr Neden, TÜrkİye�nİn Tarİhİ, Sosyal Ve KÜltÜrel Şartlarinin, Devletten BaĞimsiz Dİnİ KuruluŞlarin Kurulmasina Uygun Olmamasidir. Bu Durumda TÜrk LaİklİĞİnde Dİn Ve Devlet AyriliĞi Çok Özel Bİr Anlam TaŞimaktadir. O Da Şudur: Dİn, Devlet İŞlerİnden Tamamen Elİnİ ÇekmİŞ, Fakat Devlet Dİn İŞlerİnden Elİnİ Çekmeyİp, Onun KÖtÜye Kullanilmasini, Çikar Unsuru Olmasini Korumaya ÇaliŞmaktadir. Yanİ Çİft Tarafli Bİr Dİn Devlet AyriliĞi DeĞİl, Tek Tarafli Bİr Dİn Devlet AyriliĞi Vardir. 3) TÜrk LaİklİĞİnde Devletİn Dİne MÜdahale Etmesİnİn Önemlİ Bİr Nedenİ De, TÜrkİye�de Osmanlilar DÖnemİnden Bu Yana, Yenİlİklerİn YÜrÜtÜlmesİ İŞİnİ Devletİn YÜklenmİŞ Olmasidir. Bu Yenİlİklerİn BaŞinda ÇaĞdaŞ UygarliĞa GeÇİŞ Gelİr. Cumhurİyet Devrİnde De TÜrk İnkilabi Ayni Şekİlde Devlet Tarafindan YÜrÜtÜlmektedİr. Bunun En Önemlİ Nedenİ İse Toplumun DÜŞÜnce Yapisinin HenÜz Bu DeĞİŞİklİklerİ Kolayca Benİmseme Sevİyesİnde Olmamasidir. Dİnİ Cemİyetler Ellerİne Firsat GeÇİrdİklerİ Anda Kendİ Aslİ GÖrevlerİnİ Birakip, Devletİn DÜzenİyle UĞraŞmaya BaŞlarlar. Bunun En GÜzel ÖrneĞİnİ Tekke Ve Zavİyeler VermİŞtİr. Buraya Kadar Yapilan AÇiklamalari ŞÖyle Özetleyebİlİrİz: LaİklİĞe Aykiri DavraniŞlari Kolaylikla Denetİm Altina Alma İhtİyaci, Devletİn Dİne MÜdahale Etmesİnİ Gereklİ KilmiŞtir. TÜrkİye�de Sİyasİ, Sosyal, Hukukİ Ve Ekonomİk ZorunluluĞun Bİr Sonucu Olarak DoĞan Ve TÜrk Toplumu İÇİn Bİr Yasam Sorunu Olarak DÜŞÜnÜlen AtatÜrk�Ün Laİklİk İlkesİnİn TÜrkİye Cumhurİyetİnde YerleŞmesİyle Bİrlİkte; İnkilaplarin BÜyÜk BÖlÜmÜ GerÇekleŞtİrİlİp Daha SaĞlam Olarak Toplumumuza YerleŞmİŞ BaŞta MİllİyetÇİlİk Olmak Üzere TÜm İlkelerİ GÜvence Altina AlinmiŞ, TÜrkİye�de Akilci Ve Bİlİmsel YÖntemler GelİŞİp, Dİn Ve Mezhep Herkesİn Vİcdanina Birakilarak Ayricaliklar Ortadan KaldirilmiŞ, OrtaÇaĞ İmparatorluĞu Yerİne ÇaĞdaŞ Bİr Devletİn DoĞuŞu SaĞlanmiŞ, Skolastİk Bİr EĞİtİm Yerİne Akilci, Bİlİm Ve Vİcdan ÖzgÜrlÜĞÜne Dayali Bİr Zİhnİyetİn SaĞlanmasi MÜmkÜn OlmuŞ, Mİllİ Egemenlİk GerÇekleŞmİŞ, Mİllİ Bİrlİk Ve Beraberlİk Daha SaĞlam Temellere OturtulmuŞ, Kadin Erkek Arasinda EŞİtlİk SaĞlanip, Sinif Farki Kaldirilarak, Dİnİn KÖtÜye Kullanilmasi EngellenmİŞ Ve ÇaĞdaŞ Uygarlik Sevİyesİnİn Üzerİne Çikmanin Yollari AÇilmiŞtir (25). DÜŞÜnce Ve İnanÇ ÖzgÜrlÜĞÜ Demek Olan Laİklİk İlkesİ, AtatÜrk�Ün DÜnya GÖrÜŞÜnÜn, Kİlİt Önemİndekİ Ögesİ, BÜtÜnÜyle AtatÜrk İnkilaplarinin Genel Karekterİnİ Belİrleyen ÖzellİĞİdİr. Bİlİm Ve Sanatin GelİŞmesİ, Bİlİmsel DÜŞÜnÜŞÜn Toplumun YÖnetİmİne Egemen Kilinmasi, Kadin Haklarinin Taninip GerÇekleŞtİrİlmesİ Ancak Laİk Bİr Ortamda SaĞlanabİlİr. Kutsal Sayilan Konularda İnanÇ Ve DÜŞÜnce Farkliliklarinin, DÜnya İŞlerİnde DayaniŞma Ve İŞbİrlİĞİnİ Engellememesİ Ortami Demek Olan LaİklİĞİn Bu NİtelİĞİ İle, Demokratİk Bİr Toplumsal Ve Sİyasal DÜzenİn De VazgeÇİlmez GereĞİ OlduĞu AÇiktir. TÜrk İnkilabinin Bİr Temel Prensİbİ Olarak LaİklİĞİ DeĞerlendİren Prof.dr.suat SİnanoĞlu, GÖrÜŞÜnÜ ŞÖyle İfade Etmektedİr. �laİk DÜŞÜncenİn IŞiĞinda AtatÜrk İnkilabi, Dogmatİk DeĞerler Sİstemİnİn Reddİ Ve Akilci, İnsanci Bİr Temele Dayanan Yenİ DeĞerler Sİstemİnİn KabulÜ Olarak GÖrÜnmektedİr. Bu Yoruma GÖre AtatÜrk İnkilabi, ÖlÇÜlmez Bİr DeĞerdİr. YeryÜzÜnde Vuku Bulan İhtİlallerİn En ŞumullusÜ, En Radİkalİ Ve En Hayret Verİcİsİdİr. AtatÜrk, GelmİŞ GeÇmİŞ Dehalar Arasinda En Kudretlİsİ, Eserİ Eserlerİn En Muazzamidir� SonuÇ : Dİn Ve Devlet İŞlerİnİn Bİrbİrİnden Ayrilarak KİŞİlere Vİcdan Ve İbadet ÖzgÜrlÜĞÜnÜn Getİrİlmesİnİn Yani Sira, DÜnya Sorunlarinada Bİlİmsel Ve Akilci AÇidan Bakmayi Ön GÖren Bİr Hayat Tarzi, Bİr DÜnya GÖrÜŞÜdÜr Şeklİnde AÇiklayabİleceĞİmİz Bu Çok YÖnlÜ AtatÜrk�Ün Laİklİk İlkesİ, TÜrkİye Cumhurİyetİnde En Çok TartiŞilan Fakat Az AnlaŞilan İlke OlduĞundan, GÜnÜmÜzde De GÜncellİĞİnİ Korumaktadir. LaİklİĞİn Anayasaya Gİrmesİnden Bu Yana 63 Yil, Laİk EĞİtİmİn Uygulanmaya BaŞlanmasindan Bu Yana 76 Yil GeÇmesİne RaĞmen Bu GÜn Hala Bu Konularda Az Da Olsa ÇelİŞkİlİ GÖrÜŞler Vardir. GÜnÜmÜzde, AtatÜrk İlkelerİnİn Ve Laİklİk Hareketİnİn; Dİnİ Ortadan Kaldirmak, Dİn Ve Vİcdan HÜrrİyetlerİnİ Yok Etmek İÇİn YapildiĞini İlerİ SÜrenler Vardir. Ancak Yapilan Yenİlİk Ve Uygulamalara, (Örnek: Dİyanet İŞlerİ BaŞkanliĞinin Kurulup, Devlet BÜnyesİ İÇİnde Yer Verİlmesİ) AtatÜrk�Ün Dİn Konusundakİ DÜŞÜncelerİne BaktiĞimizda (�dİn Gereklİ Bİr Kurumdur. Dİnsİz Mİlletlerİn Devamina İmkan Yoktur. Ancak Dİn Allah İle Kul Arasindakİ BaĞdir... Dİn Bİr Vİcdan İŞİdİr. Herkes Vİcdaninin Emrİne Uymakta Serbesttİr�. �tÜrk Mİlletİ Daha Dİndar Olmalidir. Yanİ BÜtÜn SadelİĞİ İle Dİndar Olmalidir Demek İstİyorum. Dİnİmİze, Bİzzat GerÇeĞe Nasil İnaniyorsam Öyle İnaniyorum�) Bu Yenİlİklerİn Dİne KarŞi DeĞİl, Cehalete Ve Dİn Adina İlerİ SÜrÜlen Safsatalara, Dİnle HİÇbİr İlgİsİ Olmayan Hurafelere Ve Dİnİ Sİyasİ AmaÇlara Alet Ederek Egemenlİk SÜrdÜrmek İsteyenlere KarŞi YapilmiŞ OlduĞunu, Amacinin Da; Her YÖnden Gerİ KalmiŞ Olan TÜrk Toplumunu Taassuptan UzaklaŞtirarak, GelİŞme Yollari AÇmak OlduĞunu GÖrÜrÜz. Bu TÜr KİŞİlerİn Kİmler OlduĞunu Ve Neden BÖyle Davrandiklarini AtatÜrk ŞÖyle Dİle GetİrmİŞtİr: �....laİklİĞİ Dİnsİzlİkle KariŞtirmak İsteyenler, İlerlemenİn DÜŞmanlari İle GÖzlerİnden Perde KalkmamiŞ DoĞu Kavİmlerİnİn Fanatİklerİnden BaŞka Kİmse Olamaz...�. AtatÜrk�Ün LaİklİĞe YÖnelmesİnİn Temel Amaci; TÜrk Mİlletİnİ Gerİ Birakan İnanÇlar KarmaŞasina Son Vermek, ÇaĞdaŞ Uygarlik DÜzeyİne Çikmak İÇİn Yapilan ÇaliŞmalarin Engellenmesİne Manİ Olmak Ve TÜm Kurumlarda Bİlİmsel Teknolojİyİ Kullanarak, TÜrk Toplumunu SÜreklİ ModernleŞtİrmektİr. AtatÜrk İlke Ve İnkilaplarinin Hem Tabani, Hemde Garantİsİ Olan Laİklİk İlkesİnİn, Bazilari Tarafindan Tam AnlaŞilmayarak SÜreklİ TartiŞma Konusu Olmasinin Sebebİ; Dogmatİk Bİr Laİklİk Kavramina KÖrÜ KÖrÜne BaĞli Kalinmasi, Şartlara Ve KİŞİlere GÖre Farkli Yorumlamalar Getİrİlerek Çikarlari DoĞrultusunda Hareket Edİlmesİ, EĞİtİm Sevİyesİnİn DÜŞÜklÜĞÜ... Vb. Gİbİ Olaylara Dayanir. Önemlİ Bİr Noktada; AtatÜrk ÖnderlİĞİnde, Özellİkle Laİk Devlet DÜzenİnİn Kurulmasiyla BaŞlayan TÜrk ÇaĞdaŞlaŞmasinin Sadece TÜrkİye İÇİn DeĞİl, BaĞimsiz Olmak Ve BaĞimsiz Kalmak İsteyen, ÇaĞdaŞ Medenİyetİ Benİmsemenİn Bİr ÖlÜm Kalim Meselesİ OlduĞunu İdrak EtmİŞ BÜtÜn Mİlletler İÇİn, Her Bakimdan Paha BİÇİlmez Bİr IŞikli Yol, Evrensel Bİr DeĞer NİtelİĞİ TaŞimasidir. Bu ÖzellİĞİ İle TÜrk ÇaĞdaŞlaŞmasi, İran�da, Afganİstan�da, Irak�da, Endonezya�da, Misir�da, Tunus�da... Yapilan Reformlarin Esİn KaynaĞi OlmuŞtur (26). SonuÇ Olarak Dİyebİlİrİz Kİ; BugÜn LaİklİĞe KarŞi Çikanlar Tavİz Bulursa, Yarin AtatÜrk�Ün DİĞer İlke Ve İnkilaplarini YanliŞ DeĞerlendİrİp, TÜrk Toplumunu GeÇmİŞe, Gerİye GÖtÜrmeye ÇaliŞirlar. AtatÜrk Cumhurİyetİnİ En İyİ Karekterİze Edecek Nİtelİk, Onun Laİk NİtelİĞİdİr. Laİklİk GerÇekleŞmez, Devamli Ve Tİtİz Bİr Saygi GÖrmezse, Kemalİst İnkilabin Hedefİ Olan; Demokratİk Ve BaĞimsiz Cumhurİyetİn VarliĞi Tehlİkeye DÜŞeceĞİ Gİbİ, Bİr DİĞer Hedef Olan TÜrk Toplumunu ÇaĞdaŞlaŞtirma Çabasi Da İflasa UĞrar Ve Toplumumuzu Yenİden OrtaÇaĞin KaranliĞina GÖmÜlÜr (27). Bİze DÜŞen GÖrev; DiŞtakİ Ve İÇtekİ Laİk Ve Demokratİk Cumhurİyet DÜŞmanlarina Aradiklari Firsati Vermemek İÇİn, AtatÜrk�Ün DÜŞÜnce Sİstemİnİ İyİ Bİlİp Kavrayarak, Toplumumuzda İkİlİĞe Yol AÇmamak, Özellİkle AtatÜrk�Ün Laİklİk İlkesİyle İslamİyete En BÜyÜk Hİzmetİ YapmiŞ OlduĞunu Anlatarak, İÇ Ve DiŞ DÜŞmanlarin AtatÜrk�Ü Dİnsİzlİkle SuÇlayip, Cumhurİyete Ve AtatÜrk�e KarŞi Olan KiŞkirtilmalarini Etkİsİz Hale Getİrmek Ve AtatÜrk�Ün Bİzlere Emanet EttİĞİ Laİk Cumhurİyetİ, ÖzgÜrlÜk Ve Demokrasİ İÇİnde Koruyup, Sonsuza Kadar YaŞatmak İÇİn SÜreklİ Uyanik Bulunmaktir. Dİp Notlar (1) Neda Armaner, �atatÜrk Dİn Ve Laİklİk� AtatÜrkÇÜlÜk Ii.kİtap Gen.kur.basimevİ, Ankara 1983, Sayfa 322 (2) Alİ Fuat BaŞgİl, Dİn Ve Laİklİk, YaĞmur Yayinevİ,İstanbul 1962. (3) Suat SİnanoĞlu, Laİklİk Kelİmesİnİn Etymonu Ve Anlamlari, TÜrk Devrİm Ocaklari,İstanbul 1954 (4) Turhan FevzİoĞlu, TÜrk İnkilabinin Temel TaŞi : Laİklİk, GÜr Matbaasi, İstanbul 1981. (5) BÜlent Daver, TÜrkİye Cumhurİyetİnde Laİklİk, Sİyasal Bİlgİler FakÜltesİ Yayinlari,ankara 1955. (6) Turhan FevzİoĞlu, �tÜrk İnkilabinin Temel TaŞi : Laİklİk� AtatÜrk Yolu, AtatÜrk AraŞtirma Merkezİ Yayini, T.t.k. Basimevİ, Ankara 1987, S.173 (7) BÜlent Nurİ Esen, TÜrk Anayasa Hukuku , Ankara 1968, I.fasİkÜl, S. 78-80. (8) T.c.1961 Anayasasi , M. 19-1982 Anayasasi M.24. (9) (9) Mustafa Kemal AtatÜrk, SÖylev Ve DemeÇler, C.i, TÜrk İnkilap Tarİhİ EnstİtÜsÜ Yay. 1945, S.38 (10) T.c.1961 Anayasasi, M.19-1982 Anayasasi M.24, Fikra 5. (11) T.c. 1982 Anayasasi, M.10, Fikra 1. (12) Bahİr Mazhar ErÜreten, Kemalİzm (ÇaĞdaŞ Devlet � ÇaĞdaŞ Toplum) İst. 1998, S.135-137 (13) T.c. 1982 Anayasasi M.136 (14) AtatÜrkÇÜlÜk Iii.kİtap, Gen.kur.basimevİ, Ank.1983, S.45 AtatÜrk İlkelerİ Ve İnk.tarİhİ Ii,yÜksek ÖĞretİm Kurulu Yay.no:5, Ank. 1986, S.78 (15) Ahmet Mumcu, AtatÜrkÇÜlÜkte Temel İlkeler, İst.1981, S.136 (16) Özer Ozankaya, TÜrkİye�de Laİklİk (atatÜrk Devrİmlerİnİn Temelİ), Cem Yayinevİ, İst.1990, S.168-169. (17) AtatÜrk İlkelerİ Ve İnkilap Tarİhİ Ii, YÜksek ÖĞretİm Kurulu Yay.no: 5 S.78 (18) Sadİ Borak, AtatÜrk Ve Dİn, İstanbul 1962, S.4 (19) Mahmut Esat, Bozkurt, Yakinlarindan Hatiralar 1955, S.103 A. Afet İnan, Medenİ Bİlgİler Ve Mustafa Kemal�İn El Yazilari Ank.1969 (20) İsmet Zekİ EyÜboĞlu, AtatÜrk Devrİmlerİ IŞiĞinda Laİklİk, Say Yay. Ank. 1994, S. (21) Neda Armaner, A.g.m. S.333 (22) Muzaffer Erendİl, İlgİnÇ Olaylar Ve Anektodlarla AtatÜrk, Gen. Kur. Basimevİ, Ank.1988, S.284-285 (23) Ersoy TaŞdemİrcİ, �atatÜrk Devrİnde Laİklİk� D.t.c.f. AtatÜrk�Ün 100. DoĞum Yilina ArmaĞan Dergİsİ, Ank.1981, S.166 (24) Ekrem ÜÇyİĞİt, Dİn Ve Bİz, Ankara 1968, S.196 (25) Fuat KÖprÜlÜ, İslam Medenİyetİ Tarİhİ, İstanbul 1940, S.226 (26) Ersoy TaŞdemİrcİ, A.g.m. S.166 (27) Ekrem ÜÇyİĞİt, A.g.e. S.84 (28) Turhan FeyzİoĞlu, TÜrkİye Cumhurİyetİnİn Temel İlkelerİnden Laİklİk (panel) AtatÜrk KÜltÜr Dİl Ve Tarİh YÜksek Kurumu AtatÜrk AraŞtirma Merkezİ, AtatÜrkÇÜlÜk Dİzİsİ: 4, S.5 (29) Bahİr Mazhar ErÜreten, A.g.e., S.135-137 (29) Çetİn Özek, TÜrkİye�de Laİklİk, İst. 1962, S.142 (30) Abdurrahman Çayci, �atatÜrk Ve ÇaĞdaŞlaŞma�, AtatÜrkÇÜ DÜŞÜnce, AtatÜrk AraŞtirma Merkezİ Yayini, T.t.k. Basimevİ, Ank. 1992, S.656. (31) İsmet Gİrİtlİ, GÜnÜmÜzde AtatÜrkÇÜlÜk, Der Yay. İst. 1991, S.145-156 KaynakÇa Armaner, DoÇ.dr.neda : �atatÜrk Dİn Ve Laİklİk� AtatÜrkÇÜlÜk Ii.kİtap Gen. Kur. Basimevİ, Ankara 1983, AtatÜrk İlkelerİ Ve İnk.tarİhİ Ii,yÜksek ÖĞretİm Kurulu Yay.no:5, Ank. 1986, (kollektİf Eser) AtatÜrk, Mustafa Kemal : SÖylev Ve DemeÇler, TÜrk İnkilap Tarİhİ EnstİtÜsÜ Yay. 1945, AtatÜrkÇÜlÜk I-ii-iii. Kİtaplar, Gen.kur.basimevİ, Ankara 1983, BaŞgİl, Alİ Fuat : Dİn Ve Laİklİk, YaĞmur Yayinevİ, İstanbul 1962. Borak, Sadİ : AtatÜrk Ve Dİn, İstanbul 1962, Bozkurt, Mahmut Esat : Yakinlarindan Hatiralar, İstanbul 1955, Çayci, Prof. Dr.abdurrahman : �atatÜrk Ve ÇaĞdaŞlaŞma�, AtatÜrkÇÜ DÜŞÜnce, AtatÜrk AraŞtirma Merkezİ Yayini, T.t.k. Basimevİ, Ank. 1992, Daver, Prof.dr. BÜlent : TÜrkİye Cumhurİyetİnde Laİklİk, Sİyasal Bİlgİler FakÜltesİ Yayinlari, Ankara 1955. Erendİl, Muzaffer : İlgİnÇ Olaylar Ve Anektodlarla AtatÜrk, Gen.kur.basimevİ, Ank.1988, ErÜreten, Bahİr Mazhar : Kemalİzm (ÇaĞdaŞ Devlet � ÇaĞdaŞ Toplum) İst.1998, Esen, BÜlent Nurİ :tÜrk Anayasa Hukuku, I.fasİkÜl, Ankara 1968, EyÜpoĞlu, İsmet Zekİ : AtatÜrk Devrİmlerİ IŞiĞinda Laİklİk, Say Yayinlari, Ank. 1994, FevzİoĞlu, Turhan : TÜrk İnkilabinin Temel TaŞi : Laİklİk, GÜr Matbaasi, İstanbul 1981. -tÜrkİye Cumhurİyetİnİn Temel İlkelerİnden Laİklİk (panel), AtatÜrk KÜltÜr Dİl Ve Tarİh YÜksek Kurumu AtatÜrk AraŞtirma Merkezİ, AtatÜrkÇÜlÜk Dİzİsİ: 4, Gİrİtlİ, Prof.dr. İsmet : GÜnÜmÜzde AtatÜrkÇÜlÜk, Der Yayinlari. İst. 1991, İnan, AyŞe Afet : Medenİ Bİlgİler Ve Mustafa Kemal�İn El Yazilari Ank.1969 - M.kemal AtatÜrk�ten Yazdiklarim, M.e.basimevİ, İst. 1971 KÖprÜlÜ, Prof.dr. Fuat : İslam Medenİyetİ Tarİhİ, İstanbul 1940, Mumcu, Prof.dr. Ahmet : AtatÜrkÇÜlÜkte Temel İlkeler, İst.1981, Ozankaya, Prof.dr. Özer : TÜrkİye�de Laİklİk (atatÜrk Devrİmlerİnİn Temelİ), Cem Yayinevİ, İst.1990, Özek, Çetİn : TÜrkİye�de Laİklİk, İst. 1962, - TÜrkİye�de Gerİcİ Akimlar Ve NurculuĞun İÇ YÜzÜ, Varlik Yayinlari Sayi: 1059, İstanbul 1964 ÖztÜrk, Kazim : GerekÇelİ Anayasa, Bİlgİ Yayinevİ, Ankara 1971 SİnanoĞlu, Suat : Laİklİk Kelİmesİnİn Etymonu Ve Anlamlari, TÜrk Devrİm Ocaklari, İstanbul 1954 Soysal, MÜmtaz : 100 Soruda Anayasanin Anlami, GerÇek Yayinevİ, Ankara 1993 TaŞdemİrcİ, Ersoy : �atatÜrk Devrİnde Laİklİk� D.t.c.f. AtatÜrk�Ün 100. DoĞum Yilina ArmaĞan Dergİsİ, A.Ü. Dtcf Yayinlari No:323, A.Ü. Basimevİ, Ankara 1981 ÜÇyİĞİt, Ekrem : Dİn Ve Bİz, Ankara 1968 |
| | |
| | #4 (permalink) |
![]() uAntalya Kayıt: 18.09.2008
Mesajlar: 1.909 İtibar Gücü: 28 | Kemalİst CumhurİyetÇİlİk Bİlİyoruz Kİ AtatÜrk Dahİ Bİr Asker, YÜksek Bİr Sİyaset Adami, Bİr Devlet Kurucusu, Bİr Devrİmcİ, BÜyÜk Bİr DÜŞÜnÜr, GerÇekÇİ Ve Tutarli Bİr Uygulayicidir. Mondros AteŞkes AnlaŞmasi İle TÜrk�Ün Öz Yurdu Olan Anadolu Topraklari PaylaŞilma Tehlİkesİyle KarŞi KarŞiya Kalinca O, TÜrk BaĞimsizlik SavaŞi�ni BaŞlatmiŞ Ve Amasya Genelgesİ, Erzurum Ve Sİvas Kongrelerİyle TÜrk Ulusunu Ulusal MÜcadeleye HazirlamiŞ; Uyarici, TeŞkİlatlandirici YÖnlerİyle De Etkİlİ OlmuŞtur. Askerİ Harekat 9 EylÜl 1922�de İzmİr�de Yunanlilarin Denİze DÖkÜlmesİyle Sona Erİnce, TÜm DÜnyanin GÖzlerİnİ KamaŞtiran Bu Zaferİ Lozan BariŞ AnlaŞmasi İle Sİyasİ GÜvence Altina AlinmiŞtir. AtatÜrk OlaĞanÜstÜ Nİtelİklere Sahİptİ. En Krİtİk Anlarda Ortaya ÇikmiŞ, Muharebelerİn Seyrİnİ Ve Sonunda Da TÜrkİye�nİn Kaderİnİ DeĞİŞtİrmİŞtİr. AtatÜrk, 20 Ncİ YÜzyilda YetİŞen En BÜyÜk Asker Ve Devlet Adami Olarak, Sadece TÜrk Ulusu İÇİn DeĞİl; Ayni Zamanda, ÇaĞimizda DÜnya Kamuoyunun En Üst DÜzeydekİ Resmİ Temsİlcİsİ Olarak Nİtelendİrİlecek �bİrleŞmİŞ Mİlletler TeŞkİlati�nin TanimlandiĞi Gİbİ, �bÜtÜn İnsanlik İÇİn Bİr Onur Sİmgesİdİr.� AtatÜrk�Ün YaŞaminda, Cumhurİyet Ve Demokrasİ DÜŞÜncelerİnİn BİÇİmlendİrİlmesİnde, YetİŞtİĞİ DÖnemİn KoŞul Ve Bunalimlari İle OkuduĞu Yayinlarla Elde EttİĞİ Bİlgİ Bİrİkİmİnİn Etkİsİ BÜyÜktÜr Tarİhteskİ BİrÇok TÜrk Devletİ Gİbİ Osmanli Devletİ De OluŞmuŞ, YaŞamiŞ Ve O�nun GÖzlerİ ÖnÜnde Tarİhİn Derİnlİklerİne GÖmÜlÜp GİtmİŞtİr. Osmanli İmparatorluĞu Xvi.yÜzyilda, En GenİŞ Sinirlara UlaŞmiŞ, Ancak, Sonralari Bati�dakİ GelİŞmelerİn İzlenİp Uygulanmamasi, 1789 Fransiz İhtİlalİ�nİn İnsan Haklari Ve BaĞimsizlik Akimlarini GelİŞtİrmesİ, Sanayİ Devrİmİnİn Benİmsenmemesİ Ve EĞİtİme Önem Verİlmemesİ Nedenİyle KÜltÜr Sevİyesİnİn DÜŞmesİ, Osmanli İmparatorluĞu�nun Gerİleme Ve YikiliŞini HizlandirmiŞtir DevletÇe Alinan Önlemler, Uygulanan YenİleŞme Hareketlerİ De Sorunlara KÖklÜ ÇÖzÜmler GetİrmİŞtİr. Ii.mahmut�un Rumelİlİ İlerİ Gelenlerle (ayan İle) 1808 Yilinda YaptiĞi, İngİlİz �magna Carta�sina Benzeyen Ve PadİŞahin Bazi Haklarini Kisitlayan �senedİ İttİfak� İle 1839 �tanzİmat Fermani� İlk DemokratİkleŞme KipirdaniŞlari OlmuŞtu. Ii.abdÜlhamİt YÖnetİmİnde İse HÜkÜmdarin Mutlak İradesİ Ve Sert Tutumu, TÜrlÜ Tepkİlere Neden OlmuŞtu. KÖtÜ İdare, Devletİn Maddİ- Manevİ GÜÇlerİnİ ZayiflatmiŞ, Artan DiŞ Baskilar Yurtsever Aydinlari Tedİrgİn EtmİŞtİ. Bu KoŞullar Altinda Kisa Bİr SÜre Sadrazamlik (baŞbakanlik) Yapan Mİthat PaŞa Ve ArkadaŞlarinin Çabalariyla Mİllet Meclİsİ Ve Senato Kuruldu, Bİrİncİ MeŞrutİyet Anayasasi Hazirlandi Ve Kabul Edİlerek 23 Aralik 1876�da İlan Edİldİ, Fakat, MeŞrutİ İdare Çok Kisa SÜrdÜ. 1877 Osmanli Rus Harbİ�nİ Bahane Eden PadİŞah, 13 Şubat 1878�de Meclİslerİ DaĞitti Ve AbdÜlhamİt İstİbdadi Yurdu Kasip Kavurmaya BaŞladi. Bu İdareyle SavaŞmak Üzere 1893�te �İttİhat Ve Terakkİ Cemİyetİ� Kuruldu. Sonradan �vatan Ve HÜrrİyet DerneĞİ�nİn Kurucusu Mustafa Kemal De Bu Cemİyete Katildi Ve 23 Temmuz 1908�de HÜrrİyet Ve MeŞrutİyet İlan Edİldİ. AbdÜlhamİt, MeŞrutİyetİ İkİncİ Defa Kabul Etmek Zorunda Kaldi. 14 Aralik 1908�de Mİllet Meclİsİ Ve Senato AÇildi. Yenİ Kurulan HÜrrİyet Partİsİ�yle İttİhat Terrakkİ, Arasindakİ ÇatiŞmaya Gerİcİlerİn De Katilmasiyla 31 Mart Olayi Ve İmparatorluĞun ÇÖzÜlÜp, DaĞilmasi Gİbİ Felaketler Bİrbİrİnİ Kovaladi. Ulusal Egemenlİk Ve BaĞimsizlik Ve DÜŞÜncesİ Akimlarinin ÇarpiŞtiĞimakedonya KoŞullari İÇerİsİnde YatİŞmİŞ Olan Mustafa Kemal, 31 Mart Gerİcİlİk Olayinin Bastirilmasinda Önemlİ Bİr Rol OynamiŞtir. Öte Yandan, Bu Tarİhsel GelİŞİmİn Bİlİncİnde Olan AtatÜrk, OkuduĞu Yayinlar Sayesİnde De İlk Toplumlarin Kent Demokrasİlerİ, Magna Carta (1215) Temsİlİ Demokrasİden Haberlİydİ. Montesqİeu�nÜn Jean-jacgues Rousseau�nun Yapitlarindan; Amerİkan Ve Fransiz İnsan Haklari Bİldİrİlerİnden, Bu Hareketle OluŞan Demokrasİ YÖntemlerİnİn Bu Ülkelerde OluŞturduĞu İlerlemelerden Haberdardi. 1. Bu Saptamalardan Sonra, �cumhurİyet� Ve �demokrasİ� Kavramlari İle AtatÜrk�Ün Bu Konudakİ GÖrÜŞlerİnİ İncelemeye GeÇebİlİrİz. Cumhurİyet, KÖkenİ Bakimindan ArapÇa Bİr Terİm Olup, �cumhur� Kelİmesİnden TÜretİlmİŞtİr. Cumhur �kalabalik�, Yanİ Halktir. Şu Halde Cumhurİyet �halkin YÖnetİmİ� Demektİr. Buna GÖre Bİr AzinliĞin YÖnetİmİ Olan �monarŞİ� Den Ve Soylu Bİr AzinliĞin YÖnetİmİ Olan �arİstokrasİ� Den Ve Farkli Olarak, ÇoĞunluĞu, Halka Aİt Bİr YÖnetİm OlduĞunu Vurgulayabİlİrİz. AtatÜrk Cumhurİyetİ Şu SÖzlerle Tanimlar: �egemenlİk Kayitsiz Şartsiz Mİlletİndİr. Yasama Ve YÜrÜtme GÜcÜ, Mİlletİn Tek GerÇek Temsİlcİsİ Olan Meclİste ToplanmiŞtir. Bu Kelİmeyİ Özetlemek MÜmkÜndÜr. �cumhurİyet�. Mustafa Kemal�İn GenÇlİĞİnden Berİ BenİmsedİĞİ İlk Ulusal İdeal, Cumhurİyettİr. 1908 MeŞrutİyetİnden Önce Selanİk�tekİ Ordu MÜŞİrlİĞİ Karagahinda Kurmay Subay Olarak Bulunuyordu. Bİr Yandan Askerİ GÖrevlerİnİ En İyİ Şekİlde Yapmaya ÇaliŞirken, DİĞer Yandan O DÖnemİn GereĞİyle Bazi Sİyasİ ÇaliŞmalara Veya ArkadaŞ Çevrelerİndekİ Toplanri Ve TartiŞmalara Katiliyordu. Yakin ArkadaŞlarinin BulunduĞu BÖyle Bİr Toplantida, Şunu SormuŞtu. �tÜrkİye İÇİn En İyİ Devlet Şeklİ Nedİr?� �meŞrutİyet� Dİye Yanit Verİlİnce Mustafa Kemal: MeŞrutİyette De BaŞta Bİr HÜkÜmdar Vardir. Onun İstİbdadini Önlemek Çok Zordur. Bu Ülkeyİ YÜkseltecek İdare Cumhurİyettİr.� Şeklİnde Kendİ GÖrÜŞÜnÜ Belİrtİr. Nİtekİm O, ÜstÜn Önderlİk Nİtelİklerİyle Hepİmİzce Bİlİnen SÜreÇ İÇİnde, Önce 23 Nİsan 1920�de Tbmm�nİn AÇilmasini, 1 Kasim 1922�de Saltanatin Kaldirilmasini, Sonra Da 1923�de Cumhurİyetİn İlan Edİlmesİnİ SaĞlar. AtatÜrk Yenİ Kurulan Cumhurİyetİ Ve HÜkÜmet-mİllet KaynaŞmasini Şu Anlamli SÖzlerİyle Dİle Getİrİr: �bugÜnkÜ HÜkÜmetİmİz, Devlet TeŞkİlatimiz DoĞrudan DoĞruya Mİlletİn Kendİ Kendİne, KendİlİĞİnden YaptiĞi Bİr Devlet Ve HÜkÜmet TeŞkİlatidir Kİ, Onun İsmİ Cumhurİyettİr. Artik HÜkÜmet İle Mİllet Arasinda GeÇmİŞtekİ Ayrilik KalmamiŞtir. HÜkÜmet Mİllettİr Ve Mİllet HÜkÜmettİr. Artik HÜkÜmet Ve HÜkÜmet Mensuplari Kendİlerİnİn Mİlletten Ayri Olmadiklarini Ve Mİlletİn Efendİ OlduĞunu AnlamiŞlardir. AtatÜrk, Yenİ Cumhurİyet Rejİmİnİn Yapi Ve İŞleyİŞİnİ De ŞÖyle AÇiklar: �cumhurİyette Son SÖz Mİllet Tarafindan SeÇİlmİŞ Meclİstedİr. Mİllet Adina Her TÜrlÜ Kanunlari O Yapar. HÜkÜmete GÜven Oyu Verİr Veya DÜŞÜnÜr. Mİllet Vekİllerİnden Memnun Olmasa Belİrlİ Zamanlar Sonunda BaŞkalarini SeÇerler. Mİllet, EgemenlİĞİnİ, Develet YÖnetİmİne Katilmasini, Ancak Zamaninda Oyunu Kullanmakla SaĞlar. Cumhurİyetİn HÜkÜmetİ, Bellİ Bİr YÖnrem Ve Şekİlde Belİrlİ Bİr Zaman İÇİn SeÇİlmİŞ Bİr CumhurbaŞkanina GÜven Sunulur BaŞbakani O SeÇer HÜkÜmetİ Meydana Getİrecek Olan Bakanlari, BaŞbakan GÜvendİĞİ Mİlletvekİllerİnden SeÇer.� Tarİhte Pek Çok Cumhurİyet Rejİmİ GÖrÜlmÜŞtÜr. Batida Cumhurİyet Rejİmİnİn İlk Ve En Eskİ ÖrneĞİ Roma�da KurulmuŞtur. Cumhurİyet YÖnetİmİne Asirlarca Hemen HİÇ Rastlanmaz. Ancak, OrtaÇaĞ�in Sonlarina DoĞru İtalya�nin Kuzeyİnde Venedİk, Cenevİz Ve Floransa Cumhurİyetlerİ Gİbİ Bİrtakim Şehİr Cumhurİyetlerİnİn KurulduĞu GÖrÜlÜr. Ancak, Bunlar SeÇkİn (elİt) Ya Da �eŞraf Cumhurİyetlerİ� Olarak Nİtelendİrİlebİlİr. ÇÜnkÜ, HİÇbİrİnde, Eskİ Yunan Demokrasİlerİnde De OlduĞu Gİbİ Kadinlara, KÖlelere Ve Halktan KİŞİlere SeÇme Ve SeÇİlme Hakki VerİlmİŞtİ. Bİrİncİ DÜnya SavaŞi�nin Sona Ermesİyle Bİrlİkte, Özellİkle SavaŞta Yenİlen İmparatorluk Ve Kralliklar YikilmiŞ Ve Cumhurİyet Rejİmlerİ KurulmuŞtur. Weİmar Alman Cumhurİyetİ, Federatİf Rus Cumhurİyetlerİ BİrlİĞİ, Avusturya Cumhurİyetİ, Bunlar Arasinda Sayilabİlİr. CumhurİyetÇİlİk Hareketlerİ Bundan BÖyle Daha Da HizlanmiŞ Ve YayginlaŞmiŞtir. İkİncİ DÜnya SavaŞi�nda Yenİlen Ve Krallikla YÖnetİlen Ülkelerde, Özellİkle Balkan Devletlerİnde Cumhurİyetler İlan EdİlmİŞtİr. Bulgarİstan, Romanya, Yugoslavya, Arnavutluk, Macarİstan Gİbİ. Daha Sonralari, Yakin Zamanlara DoĞru, CumhurİyetÇİlİk Hareketlerİ Asya Ve Afrİka Ülkelerİne DoĞru SiÇramiŞ Ve Buradakİ Kralliklar Darbe Ve İhtİlallerle Devrİlerek, Cumhurİyet YÖnetİmlerİ İlan EdİlmİŞtİr. Misir, Irak, Afganİstan, İran, Lİbya Bu Gİbİ Ülkeler Arasindadir. GÖrÜlÜyor Kİ Cumhurİyet YÖnetİmİne GeÇİŞ Son 70 Yil İÇİnde Gİderek İvme KazanmiŞtir. Herhalde Bunda, 23 Nİsan 1920�de Mİllet Meclİsİnİ AÇan, 29 Ekİm 1923�de De Cumhurİyetİ İlan Eden AtatÜrk ÖnderlİĞİndekİ TÜrkİye Cumhurİyetİnİn BÜyÜk Etkİsİ OlmuŞtur. Daha Önce De BelİrttİĞİmİz Gİb, Cumhurİyet YÖnetİcİlerİnİn SeÇİmle İŞbaŞina GeldİĞİ; Yanİ Hanedanin Ve Veraset UsulÜnÜn BulunmadiĞi Bİr Sİyasal Rejİmdİr. Montesquİeu, Cumhurİyetİn DİĞer Önemlİ Bİr İlkesİnİn Fazİlet OlduĞunu SÖylemİŞtİr. Ona GÖre Despotİzmİn Temelİ Korku, Arİstokrasİnİn Temelİ Şeref Duygusu, Cumhurİyetİn İse Erdem, Yanİ Fazİlettİr. Bİr BaŞka DeyİŞle, Cumhurİyet YÜksek Ahlakİ, Moral DeĞerlerİn Ön Planda GeldİĞİ Bİr Sİyasİl Rejİmdİr. Cumhurİyetİn Bu İkİncİ İlkesİ De AtatÜrk�Ün SÖzlerİnde İfadesİnİ Bulur. �cumhurİyet YÜksek Ahlakİ DeĞer Ve Nİtelİklere Dayanan Bİr İdaredİr. Cumhurİyet Fazİlettİr... Cumhurİyet İdaresİ, Fazİletlİ Ve Namuslu İnsanlar YetİŞtİrİr.� İdeal Olan, KuŞkusuz, Cumhurİyetlerİn Bu İkİ Temel İlke Yaninda Ayrica Demokratİk Olmasi Ve GerÇekten Halka Dayanmasidir: �bİz Ne BolŞevİkİz, Ne De KomÜnİst; Ne Bİrİ Ne DİĞerİ Olamayiz. ÇÜnkÜ Bİz MİllİyetÇİ Ve Dİnİmİze Saygiliyiz. Özetle Bİzİm HÜkÜmetİmİzİn Şeklİ Tam Bİr Demokrasİ HÜkÜmetİdİr. Ve Dİnİmİzde Bu HÜkÜmet �halk HÜkÜmetİ� Dİye Adlandirilir.� �demokrasİ� İse, Eskİ Yunancada Halk Anlamina Gelen �demos� İle Egemenlİk Anlamina Gelen �kratus� SÖzcÜklerİnİn BİrleŞmesİnden OluŞmuŞtur. Bu Anlamla Da Halkin Kendİ Otorİtesİyle Kendİnİ YÖnetmesİ Demektİr. Abraham Lİncoln Tarafindan YapilmiŞ Olan Kapsamli Bİr Tanima GÖre Demokrasİ, �halkin, Halk Tarafindan, Halk İÇİn YÖnetİmİ� Dİr. AtatÜrk İse, Bİr KonuŞmasinda Tarİhte GÖrÜlen BaŞlica Devlet Şekİllerİnden MonarŞİ Ve OlİgarŞİyİ AÇikladiktan Sonra Demokrasİyİ ŞÖyle Tanimlar: �demokrasİ (halkÇilik) Esasina Dayali HÜkÜmetlerde Egemenlİk Halka, Halkin ÇoĞunluĞuna Aİttİr. Demokrasİ Prensİbİ, EgemenlİĞİn Mİllette OlduĞunu, BaŞka Yerde OlamayacaĞini Gerektİrİr. Bu Şekİlde Demokrasİ Prensİbİ Sİyasİ Kuvvetİn, Egemenlİk KaynaĞina Ve YasalliĞina Temas Etmektedİr.� AtatÜrk BaŞlangiÇta �demokrasİ� SÖzcÜĞÜ Yerİne �halkÇilik� SÖzcÜĞÜnÜ KullanmiŞtir. O, KurtuluŞ SavaŞi Sirasinda OlduĞu Gİbİ, MÜcadele Halİnde BulunduĞu Ve "de�okrasİler" D�ye Adlandirilan İŞgalcİ BÜyÜk Devletlerİn Adi Olarak, Yunanca Olan Bu SÖzcÜĞÜ Pek Kullanmak İstemİyordu. BÖylece, İstanbul HÜkÜmetİ İle Siraya Polemİk Yapacak Bİr Malzdeme Vermek İstememİŞtİ. Nİtekİm ŞÖyle Der: �İÇ Sİyasetİmİzde DayanaĞimiz Olan HalkÇilik, Yanİ Mİlletİ Bİzzat Kendİ GeleceĞİne Egemen Kilmak Esasi, TeŞkİlati Esasİye Kanunumuzla Tespİt EtmİŞtİr.� AtatÜrk Bİr BaŞka SÖylevİnde De �halkÇilik� SÖzcÜĞÜnÜ Kullanarak Demokrasİye Çok ÖzlÜ Bİr Tanim Getİrİr: �bİzİm GÖrÜŞÜmÜz Kİ HalkÇiliktir; Kuvvetİn, GÜcÜn, EgemenlİĞİn, YÖnetİmİn DoĞrudan DoĞruya Halka Verİlmesİdİr. Halkin Elİnde Bulundurulmasidir.� Zamanla �halkÇilik� SÖzcÜĞÜ Anlam DeĞİŞtİrerek AtatÜrkÇÜlÜĞÜn İlkelerİnden Bİrİ OlmuŞtur. �halkÇilik Kanunlar KarŞisinda Kesİn Bİr EŞİtlİk Kabul Eden Ve HİÇbİr KİŞİye, HİÇnİr Aİleye, HİÇbİr Sinifa, HİÇbİr TopluluĞa Ayricalik Tanimayan KİŞİlerİ Halktan Ve HalkÇi Kabul Etmektİr." Şİmdİ De Cumhurİyet Ve Demokrasİ Arasindakİ İlİŞkİlerden Kisaca SÖz Etmenİn Yerİnde OlacaĞini Saniyoruz. ÜnlÜ İngİlİz DÜŞÜnÜrÜ J.bryce 1921 Yilinda YazdiĞi �modern Demokrasİler� Adli Eserİnde, İlgİnÇ Bİr GÖzlemde Bulunuyordu. J.bryce Bu Eserİnde İlkÇaĞ�da Arİsto�dan Berİ Gelen MonarŞİ, Arİstokrasİ Ve Cumhurİyet (demokrasİ) Şeklİnde ÜÇlÜ Klasİk Siniflandirmanin YetersİzlİĞİnİ Öne SÜrÜyordu. ÇÜnkÜ, O Tarİhte Avrupa Kitasi�ndakİ 21 Cumhurİyetten Sadece İkİsİ GerÇek Bİr Demokrasİ Ve Cumhurİyet NİtelİĞİnİ TaŞiyordu. Buna KarŞilik, İngİltere, Hollanda Ve BelÇİka Gİbİ Ülkelerİ, MeŞrutİ MonarŞİ İle YÖnetİlmelerİne RaĞmen, Demokratİk YÖntemlerdİ. Bu Durumda J.bryce Sİyasal YÖnetİmlerİ, Sadece Demokrasİ Ve DİktatÖrlÜk Dİye İkİye Ayirmanin Daha DoĞru OlacaĞini Savunur. GerÇekten Bİr Ülkenİn Adinin Cumhurİyet Olmasi; O Ülkede Her Zaman, SaĞlikli, GerÇek Demokratİk Bİr Rejİm UygulandiĞi Anlamina Gelmemektedİr. ÖrneĞİn, SaĞda Veya Solda Yer Alan Ve Yenİ KurulmuŞ BİrÇok Cumhurİyet, Demokrasİ İle YÖnetİlmektedİr. AtatÜrk De Bu Saptamayi Şu SÖzlerİyle Dİle Getİrİr. �cumhurİyet İmkan Demektİr. ÇÜnkÜ, İÇ HÜrrİyetİn De En BÜyÜk İmkani Cumhurİyetle Kabİldİr. Ama Dİyeceksİnİz Kİ, DÜnyada Adi Cumhurİyet Olan DİktatÖrlÜkler De Vardir. Fakat BÜtÜn Bu Şekİller GeÇİcİdİr.� Her Cumhurİyetİn Mutlaka Demokrasİ İle YÖnetİlmedİĞİnİn Bİlİncİnde Olan AtatÜrk, Buna RaĞmen Demokrasİ İÇİn En Uygun Ortami Yİne Cumhurİyet Rejİmİnİn SaĞlayabİleceĞİnİ Şu SÖzlerle Vurgular: �demokrasİ Prensİbİnİn, En ÇaĞdaŞ Ve Mantikİ Uygulamasini Temİn Eden HÜkÜmet Şeklİ, Cumhurİyettİr.� Herkes Kendİ DÜnya GÖrÜŞÜne, Kendİ UyguladiĞi YÖnetİm BİÇİmİne GÖre Demokrasİ Kavramina İÇerİk Kazandirmaya ÇaliŞmakta Ve Kavram KargaŞasi Yaratilmaktadir. Yalniz Şu Var Kİ, Her TÜrlÜ Otorİter, Totalİter, Dİkta Ve Baski Rejİmlerİ GÖrÜnÜŞte Bazi Demokratİk İlkelere Sahİp Olsalar Bİle Demokrasİ Sayilmazlar. YÖnetİmde Zamanla Ortaya Çikan OlİgarŞİk YÖnelİmler, Demokrasİnİn GÖrÜnÜŞÜnde Kalmasina Yol AÇabİlİr. Demokrasİ Bİr OluŞum İÇİndedİr. Dolayisiyla Demokrasİnİn Tanimi Ve KoŞullari Üzerİnde, TÜm DÜnyada GÖrÜŞ BİrlİĞİ SaĞlanmiŞ DeĞİldİr. Amerİka BİrleŞİk Devletlerİ�ndekİ Renk AyriliĞini Bİz TÜrkİye�de Yadirgariz. İmgİltere�dekİ Avam Kamarasi Da Bİr İsvİÇrelİye HoŞ Bİr Demokrasİ Eserİ Olarak GÖrÜnmez. Ama, Bu Ülkelerİn Demokrasİ Uygulamadiklari Savunulamaz. Tersİne, Bu İkİ Devletten İngİltere�nİn En Eskİ Demokrasİye; Amerİka�nin İse, En İlerİ Demokrasİye Sahİp OlduĞu Kabul Edİlİr. 2. GÜnÜmÜzde Yaygin Olarak PaylaŞilan GÖrÜŞe GÖre ÇaĞdaŞ Demokrasİlerİn Nİtelİklerİ Şunlardir: ÇaĞdaŞ Bİr Demokrasİ, - - - - Anayasayi - - - - Meclİsİ, - - - - Adİl Bİr SeÇİm DÜzenİ Ve DÜrÜstÇe Yapilan SeÇİmler, - - - - Sİyasİ Partİlerİ Ve Kisitlanmayan Bİr Muhalefetİ, - - - - Hakkin Kuvvete ÜstÜnlÜĞÜnÜ, Yanİ �hukuk Devletİ� OluŞu - - - - Sinifsiz Toplumu, - - - - Sİvİl Toplum ÖrgÜtlerİnİn OluŞumuna Olanak SaĞlanmasini - - - - Sendİka, Dernek Ve Basin Gİbİ Demokratİk KuruluŞlarin Etkİnlİklerİnİn Kisitlanmasi, - - - - ÖzgÜrlÜk Ve Sİyasal EŞİtlİĞİ - - - - Bİreysel Çikarlarin Toplumsal Çikar Siniflari İÇİnde Kalmasini, Gerektİrİr. Yalniz Bu Nİtelİklerden Son İkİsİnİn Derecesİ Üzerİnde GÖrÜŞ BİrlİĞİ Bulunmaktadir. AtatÜrk, ÇaĞdaŞ Demokrasİnİn Nİtelİklerİnden ÇoĞunu İÇİnde BulabİleceĞİmİz Demokrasİ AnlayiŞini, 1924 Yilinda ŞÖyle AÇiklar: �demokrasİ Prensİbİ, EgemenlİĞİ Kullanan AraÇ Ne Olursa Olsun, Esas Olarak Mİlletİn EgemenlİĞİne Sahİp Olmasini Ve Sahİp Kalmasini Gerektİrİr�. Bu Noktayi BİrkaÇ Kelİme İle AÇiklayalim: Bİzİm BİldİĞİmİz; Demokrasİ Sİyasİdİr, Onun Hedefİ, Mİlletİn İdare Edenler Üzerİndekİ Kontrolu Sayesİnde, Sİyasİ HÜrrİyetİ SaĞlamaktir. Demokrasİnİn İkİncİ ÖzellİĞİ İle Ortak, Esas İtİbariyla İkİncİ Bİr ÖzellİĞİ Daha Vardir. O Da Şudur; Demokrasİ Fİkİrseldİr. Bİr Kafa Meselesİdİr... HÜkÜmet Prensİbİ De Bİr Adalet Sevgİsİnİ Ve Ahlak Fİkrİnİ Gerektİrİr. Demokrasİ, Esasinda Ferdİdİr. Bu Nİtelİk, VatandaŞin EgemenlİĞe, İnsan Sifatiyla Katilmasidir. Demokrasİnİn Temel Nİtelİklerİnden Bİrİsİ De EŞİtlİĞe Çok DeĞer Vermesİdİr. Bu Nİtelİk Demokrasİnİn Ferdİ Olmasi NİtelİĞİnİn Zorunlu Bİr Sonucudur. ŞÜphesİz BÜtÜn Fertler Ayni Sİyasİ Haklara Sahİp Olmalidirlar. Demokrasİnİn Bu Ferdİ Ve EŞİtlİĞe DeĞer Veren Nİtelİklerden Genel Ve EŞİt Oy Prensİbİ Çikar. 3. ÇaĞdaŞ Demokrasİlerİn Nİtelİklerİnİ Ve AtatÜrk�Ün Demokrasİ AnlayiŞini Kendİ SÖzlerİyle Belİrttİkten Sonra, ÇaĞdaŞ Demokrasİ İlkelerİ AÇisindan AtatÜrk�Ün Demokrasİ Uygulamalarinin AÇiklanmasina GeÇebİlİrİz. Ancak, Bunu Yapmadan Önce De, AtatÜrk DÖnemİndekİ Sİyasal Rejİmlere Ve AtatÜrk�Ün Bu Rejİmler Hakkindakİ DÜŞÜncelerİne Bİr GÖz Atmakta Yarar Vardir. AtatÜrk�Ün YaŞadiĞi ÇaĞdaŞ Sİyasal Rejİm Ve Model Olarak Şu Örnekler Vardir. Bati Avrupa�nin Çok Partİlİ Parlamenter Demokrasİsİ, Sovyet Rusya�da 1917 Devrİmİnden Sonra İlan Edİlen Sosyalİst Rejİm (bolŞevİk, Proleterya DİktatÖrlÜĞÜ) Daha Sonra Bunlara, 1922 Yilinda İtalya�da Musolİnİ�nİn ÖnderlİĞİnde Kurulan Tek Partİlİnazİ Rejİmİnİ Ekleyebİlİrİz. Amerİkan Demokrasİ İse Kati Kuvvetler AyriliĞina Dayanan Ve Federal Bİr Cumhurİyet NİtelİĞİnde Olan BaŞkanlik Sİstemİ Şeklİndeydİ. �hÜrrİyet Ve İstİklal Benİm Karakterİmdİr: Ben, Mİlletİmİn Ve En BÜyÜk Atalarimizin En DeĞerlİ Mİraslarindan Olan İstİklal AŞkiyla Dolu Bİr Adamim�. Dİyen AtatÜrk, İster SaĞda, İster Solda Olsun, DİktatÖrlÜklere İltİfat Ve İtİbar EtmemİŞ Ve Yenİ TÜrkİye İÇİn, Bunlarin İÇİnden Uygulanabİlİr Tek Model Ve Sİyasal Rejİm Olarak Bati Avrupa�nin Çok Partİlİ Parlamenter Demokrasİsİnİ SeÇmİŞtİr. ÇaĞdaŞ Demokrasİnİn En Önemlİ KoŞullarindan Bİrİ, Devletİn Temel KuruluŞunu, Bİreylerİn Hak Ve ÖzgÜrlÜklerİnİ DÜzenleyen Ve Halkin Onayindan GeÇmİŞ Bulunan Bİr Anayasanin Olmasidir. Ulusal İrade Ve Ulusal Egemenlİk, Anayasalarin GÜvencesİ Altindadir. Temel Hak Ve ÖzgÜrlÜkler, Anayasanin SÖzÜne Ve Ruhuna Uygun Olarak, Ancak Yasalarla Sinirlanabİlİr. Yasalar, Hangİ Nedenle Olursa Olsun Bu Haklarin ÖzÜne Dokunmaz. Hemen Tbmm.�nİn AÇiliŞindan Sonra, Ulusal EgemenlİĞİ İlan Eden Ve 1876 Anayasasina Ek Bİr Yasa NİtelİĞİ TaŞiyan 1921 Anayasasi İle KurtuluŞ SavaŞi Sonrasinin Gereksİnİmlerİnİ KarŞilamak Ve 1921 Anayasasinin Eksİklerİnİ Gİdermek Üzere Hazirlanan 1924 Anayasasi, AtatÜrk�Ün, Demokrasİnİn GereĞİ Olan Anayasaya Ne Kadar Önem VerdİĞİnİn Kanitlaridir. AtatÜrk, 1924 Anayasasinin Yenİ TÜrk Devletİ Yapisini AÇiklayan Bazi Maddelerİnİ ŞÖyle Belİrtİr: �tÜrkİye Cumhurİyetİnİn Anayasasi, Zamana En Uygun Mİllİ Egemenlİk Esaslarini, HÜkÜmlerİnİ Kapsar. BİrkaÇ Maddesİnİ, Daİma Hatirda Tutmak İÇİn Burada Aynen Tekrar Edelİm. - - - - Egemenlİk Kayitsiz Şartsiz Mİlletİndİr. - - - - TÜrkİye BÜyÜk Mİllet Meclİsİ, Mİlletİn Tek Ve GerÇek Temsİlcİsİ Olup, Mİllet Adina Egemenlİk Hakkini Kullanir. - - - - Yasama Ve YÜrÜtme Kuvvetİ, BÜyÜk Mİllet Meclİsİnde OluŞur Ve Toplanir. - - - - Yargi Yetkİsİ Mİllet Adina Usuller Ve Kanunlar ÇerÇevesİnde BaĞimsiz Mahkemeler Tarafindan Kullanilir.� ÇaĞdaŞ Demokrasİlerİn Bİr BaŞka KoŞulu Da, Halkin Oylariyla Üyelerden OluŞan Ve Bu Nedenle Ulusal İrade Ve EgemenlİĞİ Yansitan, Yasama Ve YÜrÜtme Alaninda Yetkİlİ Bİr Meclİsİn Olmasidir. Meclİs, Yasama Yetkİsİnİ DoĞrudan KullandiĞi Halde; YÜrÜtme Yetkİsİnİ, Kendİ İÇİnden Çikan, Kendİ İradesİne Ve Emrİne BaĞli Olan Bİr HÜkÜmet AraciliĞiyla Kullanir Kİ Buna �meclİs HÜkÜmetİ� Denİr. Ülke Elden Gİderken, Osmanli Mebuslar Meclİsİ Kasim 1918�den Berİ ÇaliŞamaz Ve KapatilmiŞ Durumdadir. Mustafa Kemal, BÜyÜk MÜcadelelerle Meclİsİn AÇilmasini SaĞlar. Komutanlara, İstanbul�dan GÖrevlendİrİleceklere Yerlerİnİ Birakmamalari Yolunda GÖnderdİĞİ Genelgelerde Meclİs�İn AÇilmasindan SÖz Eder (24.7.1919) Erzurum Ve Sİvas Kongrelerİ Bİldİrİlerİne De Bu İsteĞİ GeÇİrİr. 1919 Kasim Ayi BaŞinda İstanbul HÜkÜmetİ Temsİlcİsİ, Denİzcİlİk Bakani Salİh PaŞa İle GÖrÜŞme Konusu Yapar, Kabul Ettİrİr. Meclİs�İn İstanbul�da Toplanmasina Engel Olmazsa Da, İngİlİzlerİn Bu Kentİ Askerİ Olarak İŞgal Etmelerİ Ve Son Osmanli Meclİsİnİ Basmalari Üzerİne 23 Nİsan 1920�de Tbmm.�nİn AÇilmasini SaĞlar: �mİllet, Mukadderatini DoĞrudan Doruya Elİne Aldi Ve Mİllet Saltanat Ve EgemenlİĞİnİ Bİr KİŞİyle DeĞİl, BÜtÜn Fertlerİ Tarafindan SeÇİlmİŞ Vekİllerden OluŞan Bİr YÜce Meclİs�de Temsİl Ettİ İŞte O Meclİs, YÜksek Meclİsİnİzdİr. Tbmm�dİr. Mİlletİn Saltanat Ve Egemenlİk Makami, Yalniz Ve Ancak Tbmm�dİr.� KurtuluŞ SavaŞinin En Zor GÜnlerİnde Kararlarin Meclİste Alinmasina BÜyÜk Özen GÖsteren BÜyÜk Önder, Ulusal İradeye Olan Saygi Ve İnancini Şu SÖzlerle Dİle Getİrİr.: �devlet Ve Mİlletİn GeleceĞİne Mİllİ İrade Etken Ve Hakİmdİr. Ordu Bu Mİllİ İradenİn Emrİnde Ve Hİzmetİndedİr.� �mİlletİn İrade Ve İsteĞİne Uymayanlarin Sonu Yokluktur Ve Yok Olmaktir.� ÇaĞdaŞ Demokrasİlerİn Bİr BaŞka KoŞulu Ve İŞlerlİk Mekanİzmasi Olan Adİl Bİr SeÇİm DÜzenİ Ve DÜrÜstÇe Yapilan SeÇİmlerle Halkin Genel İradesİ Meclİse Yansir. Adİl Bİr SeÇİm DÜzenİ, ÇoĞunluk Ve Azinlik GÖrÜŞlerİnİn Meclİste Dengelİ Bİr Oranda Yansimasina Olanak Verİr. �ÇoĞunluk� Ve �azinlik� Kavramlari, Demokrasİnİn DİĞer İlkelerİndendİr. ÇoĞunluk YÖnetİmİ Demokrasİnİn BaŞlica ÖĞesİdİr. SeÇİmlerde Ortaya Çikan ÇoĞunluk, YÖnetİme Halk Adina Sahİp Olur Ve Onun Adina TÜm Yetkİlerİ Kullanir. KuŞkusuz ÇoĞunluk YÖnetİmİ, Yetkİlerİnİ Kullanirken, Hukuk Devletİ İlkesİyle Sinirlidir. Ayan (senato) Denİlen İkİncİ Meclİs Üyelerİnİn BÜtÜnÜyle, Mebuslar Meclİsİnİn DÖrtte Bİr Üyesİnİn PadİŞahÇa SeÇİldİĞİ, ÇoĞunluktakİ Partİye Bakilmaksizin PadİŞahÇa İstenİlenİn HÜkÜmette GÖrevlendİrdİĞİ Bİr Ortamda, Meclİsİn SeÇİmlerle OluŞtuĞu, İslam DÜnyasinda İlk Kez Ve Avrupa�nin BİrÇok İlerİ Demokrasİ Ülkesİnden Önce Kadinlara Beledİye (1930), Muhtarlik (1933) Ve MİlletvekİllİĞİ (1934) SeÇme Ve SeÇİlme Hakkinin VerİldİĞİ Ortama AtatÜrk DÖnemİnde GeÇİldİĞİ DÜŞÜnÜlÜrse, Ulu Önder�İn Bu Bakimdan Da Tam Bİr Demokrat OlduĞunu Belİrtmek Gerekİr. Bunun Da Ötesİnde AtatÜrk, SeÇİmlerde Çok Dİkkatlİ Olunmasi GerektİĞİnİ Belİrterek, EŞsİz Yol GÖsterİcİ ÖzellİĞİnİ Bİr Kez Daha Ortaya Koyar: �seÇİmlerde, Şahistan Zİyade Mİlletİn Çikarlarina En Uygun İlke Ve Ptogramlari Uygulayabİleceklerİ SeÇmek Önemlİdİr. Bu Konuda, Hemen Hemen BÜtÜn VatandaŞlar Yardima MuhtaÇtirlar. Bu Yol GÖsterme İŞİnİ Sİyasal Partİler Yapar. AtatÜrk Bu SÖzlerİyle, ÇaĞdaŞ Demokrasİlerİn Önemlİ KoŞullarindan DİĞer Bİrİ Olan, �sİyasİ Partİler Ve Kisitlanmayan Bİr Muhalefet Bulunmasi� DÜŞÜnce Ve İnancina Sahİp OlduĞunu Da GÖsterİr. Maalesef Kİ, AtatÜrk Demokrasİnİn EleŞtİrİlebİlecek En Önemlİ EksİĞİ De Buydu. Bununla Bİrlİkte AtatÜrk, SaĞliĞinda Demokrasİnİn Ayrilmaz Bİr ParÇasi Olan Çok Partİlİ Sİyasal YaŞami Kurmak İÇİn İkİ Deneme Yapilmasina Olanak SaĞlamiŞti. Bu Denemelerden İlkİ, 1924 Yilinda �terakkİperver Cumhurİyet Firkasi� Nin KuruluŞudur. BİlİndİĞİ Gİbİ, KurtuluŞ SavaŞi�nda AtatÜrk�le El Ve GÖnÜl BİrlİĞİ YapmiŞ Olan Bazi Komutan Ve Polİtİkacilar SavaŞtan Sonra, ÇeŞİtlİ Nedenlerle, AtatÜrk�ten AyrilmiŞlar Ve Ona KarŞi YoĞun Bİr Muhalefete GİrmİŞlerdİr. Kazim Karabekİr, Alİ Fuat Cebesoy, Refet Bele, Adnan Adivar, Rauf Orbay, Halİde Edİp Adivar Bunlarin En ÜnlÜlerİ İdİ. Nİtekİm, Sayilan KİŞİler Daha Sonralari Kazim Karabekİr PaŞa�nin BaŞkanliĞinda Cumhurİyet Tarİhİndekİ İlk Yasal Muhalefet Partİsİnİ OluŞturmuŞlardir. Az Zaman Sonra DoĞuda Patlak Veren Saİt İsyani Üzerİne �takrİrİ SÜkun Kanunu� Meclİs�ce Kabul EdİlmİŞ, Partİ KapatilmiŞ Ve �İstİklal Mahkemelerİ Yenİden Faalİyete GeÇİrİlmİŞtİr. Partİ Lİderlerİnden Bazilari, Daha Sonralari İzmİr Suİkasti Davasinda Sanik Olarak TutuklanmiŞlardir. AtatÜrk, 1930 Yilinda Yenİden Bİr Sİyasal Partİ Denemesİ YapmiŞ, Bu Defa Eskİ BaŞkanlardan SevdİĞİ Ve GÜvendİĞİ Yakin ArkadaŞi Fethİ Bey�İ (okyar) Bİr Partİ Kurmaya Memur EtmİŞtİ. Bunun Üzerİne Fethİ Bey, Merkezİ İstanbul�da Olmak Üzere 12 AĞustos 1930�da �serbest Cumhurİyet Firkasi�ni KurmuŞ Ve Ege�den BaŞlayarak ÖrgÜtlenme Çabalarina BaŞlamiŞtir. AtatÜrk�Ün Yİne Yakin ArkadaŞi Nurİ Bey (conker) De Partİnİn İkİncİ Adami OlmuŞtur. Halk Partİsİ�nden On İkİ Mİlletvekİlİ Bu Partİye GeÇmİŞ; AtatÜrk, KardeŞİ Makbule Hanim�i (atadan) Da Üyeler Arasina Katarak, YÖnetİcİlere GÜven Duygusu AŞilamak İstemİŞtİr. Partİ�nİn Resmİ Bİr Yayin Organi Yoktu; Ama İstanbul�da Yayimlanan Yarin, Son Posta Ve Tan Gazetelerİ Bu Partİnİn GÖrÜŞlerİnİ Yansitiyorlardi. Partİ ÜÇ Ay Gİbİ Kisa Bİr SÜrede 37 İlde ÖtgÜtlenmİŞtİ. AtatÜrk, Yenİ Devletİn Devrİm Ve Cumhurİyet İlkelerİ Üzerİnde Partİlerİn Tİtİzlİk GÖstermesİ GerektİĞİ Uyarisini 1 Kasim 1930 Tarİhİndekİ Meclİs KonuŞmasinda Yapmayi Da İhmal Etmez: �sİyasİ Hayatimizda Yenİden Firkalarin (partİlerİn) OluŞmasi, Beledİye SeÇİmlerİnden Öncekİ Yakin GÜnlerde Vuku Buldu. Bu MÜnasebetle Dİkkate DeĞer Evrelere Tanik Olduk. Bu GÖzlemlerİn VerdİĞİ Deneylerden, TÜrk Mİlletİ, Cumhurİyetİn VarliĞi Ve İlerlemesİ İÇİn Yararlanmalidir. Sİyaset Alaninda KarŞilikli Faalİyetİn Verİmlİ GelİŞmelerİ, Ancak VatandaŞlar Arasinda DÜŞmanliĞa Yer Verİlmemesİ İle SaĞlanabİlİr. Bunun Çarelerİ: Partİlerİn İÇİne Gİrebİlecek Samİmİyetsİz Ve Gİzlİ AmaÇli Unsurlarin; Kanun ÜstÜnde SonuÇ İsteyenlerİn BÜtÜn MİlletÇe İĞrenÇ GÖrÜlmesİ Ve Bİr De, Cumhurİyet Esasi Üzerİnde ÇaliŞan Partİlerce Bu Gİbİlerİn Faalİyetlerİnden Her Zaman Uzak Kalinmasidir.� Üstelİk AtatÜrk, Partİnİn Kurucusu Fethİ Bey�İn Partİyİ ÖrgÜtlerken UĞradiĞi Bazi Haksizliklarla İlgİlİ Olarak Yakinmalarini Dİle Getİren Mektubunu Yanitlarken, 11 EylÜl 1930 Tarİhlİ Mektubunda, Hem Partİ ÇaliŞmalarinin EngellenemeyeceĞİ GÜvencesİnİ Verİr, Hem De �laİklİk� Üzerİndekİ DuyarliliĞini Belİrtİr. �alİ Fethİ Beyefendİye, 8.9.1930 Tarİhlİ Mektubunuzu Aldim Ve Dİkkatle Okudum. Kendİmİ, DeĞerlendİrmelerİnİze Ve Sorulariniza Reİsİcumhur Ve Cumhurİyet Halk Firkasi�nin Genel BaŞkani Olarak İkİ Sifatli Muhatap GÖrdÜm. BaŞkanlik İsmet PaŞa Tarafindan Yerİne Getİrİlmektedİr. Olunmaktadir. Memnunİyetle Tekrar GÖrÜyorum Kİ, Laİk Cumhurİyet Esasinda Beraberİz. Zaten Benİm Sİyasİ Hayatta, Bİr Tarafli Olarak Daİma AradiĞim Temel Budur. ReİsİcumhurluĞun Bana VerdİĞİ YÜksek Ve Kanunİ Vazİfelerİ, HÜkÜmette Olan Ve Olmayan Partİlere KarŞi Adİlane Ve Tarafsiz İfa EdeceĞİme Ve Laİk Cumhurİyet Esasi Dahİlİnde, Firkanizin Her ÇeŞİt Sİyasİ Faalİyet Ceryanlarinin Bİr Engele UĞramayacaĞina GÜvenebİlİrsİnİz Efendİm." Buna KarŞin, Az Zaman Sonra Partİye, AtatÜrk Devrİm Ve İlkelerİne KarŞit GÖrÜŞlÜ BİrÇok KİŞİnİn GİrdİĞİ Veya SizdiĞi GÖrÜlmÜŞtÜr. Serbest Cumhurİyet Firkasi Az Zamanda BÜtÜn Yurtta Hizla GelİŞtİ Ve Partİlerİn TaŞkinliklari, Merkezİ Otorİteye BaŞkaldirma Sayilabİlecek Bazi Hareketlerİ Yer Yer GÖrÜlmeye BaŞlandi. Serbest Cumhurİyet Firkasi, Üyelerİnİn Gİderek Artan TaŞkinliklari Nedenİyle, Muhtemelen AtatÜrk�Ün De Uygun GÖrmesİ İle Fethİ Bey Tarafindan 18 Kasim 1930�da KapatilmiŞtir. Nİtekİm, YaklaŞik Bİr Ay Sonra Da, Menemen�de, Bİr İrtİca Olayi Patlak VermİŞ Ve Baslarinda DervİŞ Mehmet�İn BulunduĞu ÇeŞİtlİ Tahrİklerle KiŞkirtilmiŞ Guruplar, Menemen Kasabasini BasmiŞlar, Üzerlerİne GÖnderİlen Askerİ BİrlİĞİn Komutani AsteĞmen Kubİlay�i Şehİt EtmİŞlerdİ. AtatÜrk Bundan Sonra Çok Partİlİ Demokrasİ Denemesİnİ ElverİŞlİ KoŞullarin Ve Ortamin OluŞmadiĞini GÖrerek, Bİr SÜre Daha Ertelemeyİ DÜŞÜnmÜŞ, Onun Bu Arzusu, Yakin ArkadaŞi Ve İkİncİ CumhurbaŞkani İsmet İnÖnÜ Tarafindan Ancak 1946 Yilinda GerÇekleŞtİrİlebİlmİŞtİr. AtatÜrk�Ün SaĞliĞinda Çok Partİlİ YaŞama GeÇİlememİŞ Olmasinin Nedenİnİ, O�nun 1937�de SÖyledİĞİ Şu SÖzlerde Bulmak Olanaklidir. �bİz TÜrkler, Ruhen Demokrat DoĞmuŞ Bİr Mİlletİz Fakat Mİlletİmİzİn YÜzyillarca YÖneten OsmanoĞullari Kendİlerİnİ Ve Yaldizli Tahtlarini Korumak İÇİn Atalarimizdan Kalitim Yoluyla Gelmekte Olan Bu DoĞuŞtan GÜzel Huyumuzu KÖrletmeye, UyuŞturmaya ÇaliŞmiŞlardir. Her Alanda Gerİ Kalmamaizin Bİrİcİk Nedenİ Bu OlmuŞtur.� ÇaĞdaŞ Demokrasİlerİn KoŞullarindan Bİrİ De �hakkin Kuvvete ÜstÜnlÜĞÜ,� Yanİ �hukuk Devletİ� OluŞudur. Nİtekİm AtatÜrk�e GÖre: �her Halde DÜnyada Bİr Hak Vardir Ve Hak Kuvvetİn ÜstÜndedİr.� ÇaĞdaŞ Demokrasİlerde, İktİdari Elİnde Bulunduranlarin Devlet GÜcÜne Dayanarak Haksizlik Yapmalarini Önleyebİlmek İÇİn, Yargi Yetkİsİ, Ulus Adina Yasalar ÇerÇevesİnde BaĞimsiz Mahkemeler Tarafindan Kullanilir. YargiÇ, GÜvence Altinda Olup, Yalniz Hukuka Ve Yasalara BaĞlidir. Ve Vİcdaninin Emrİyle Hareket Eder. 1924 Anayasasinda Yer Alan Bu İlke Konusunda Ulu Önder Şunlari SÖyler: �adalet Bİr Devletİn Esasi OlduĞuna GÖre, Mahkemelerİn SÖz İle DeĞİl, GerÇekten TarafsizliĞini SaĞlamak Her İŞİn BaŞinda Gelmelİdİr. Hak Sahİplerİne Zorluk Çikarmak, Resmİ Daİrelerde İŞlerİnİ Takİp Eden Kİmselerİ BugÜn Gİt Yarin Gel Dİye Bİrtakim Zorluklara UĞratmak HÜkÜmet Otorİtesİ Maskesİ Altinda Halki Ezercesİne Davranmak, Uygun Olmayan İŞlemlere KalkiŞmak Gİbİ Durumlar Kesİnlİkle Önlenmelİdİr.� ÇaĞdaŞ Demokrasİlerde, Devlet Hukuk İle BaĞli OlduĞundan, Devlet GÜcÜnÜ Elİnde Tutan ÇoĞunluk Hukuk İle Sinirlanirken AzinliĞa Da Hukuk İle Gerİ Alinamayacak Temel Haklar Tanimak Zorunludur. Demokratİk Sİstem Anayasalarla Kurulurken, Hak Ve Ödevler BaŞtan Yasal Yollardan GÜvenceye Alinmali; Azinlik Haklari HİÇbİr Zaman ÇoĞunluĞun Elİne Birakilmamalidir. GerÇekten De, AtatÜrk DÖnemİnde Bİr Anayasa Mahkemesİ Olmamakla Bİrlİkte, Yargi Kuvvetİ Etkİ Altinda DeĞİldİr. O, Yasalarin Uygulanmasini BaŞta Tutar; Devlet Hukuk Sİstemİnİ Dİnsel KÖkenden Alip Roma Hukukunu Uyarlae; BİrÇok Yasa, Bati Devletlerİnden Alinir. Hukukun BİrleŞmesİ; Şerİye, Nİzamİye, KapİtÜlasyon Mahkemelerİ Yerİne TÜrk Mahkemelerİnİn Konulmasi O�nun Zamaninda OlmuŞtur. En Zor GÜnlerde, İstİklal Mahkemelerİnİn ÇaliŞtirilmasinda Bİle Demokrasİ Kaygisi Egemen OlmuŞ; Bu Mahkemeler, Yargi Organi DiŞinda KurulmuŞ; BÖylece TÜrk Yargi Sİstemİne GÖlge DÜŞÜrÜlmemİŞtİr. ÇaĞdaŞ Demokrasİlerİn DİĞer Önemlİ, Bİr KoŞulu Da YurttaŞlarin ÖzgÜr Ve Yasalar KarŞisinda EŞİt Olmasidir. Demokrasİ De ÖzgÜrlÜk Denİlİnce, Her KİŞİnİn İstedİĞİnİ DÜŞÜnmesİ, İsteĞİnde İnanmasi, Kendİsİne Özel Sİyasİ Bİr DÜŞÜnceye Sahİp Olmasi Akla Gelİr. Kİmsenİn DÜŞÜnce Ve Vİcdanina Hakİm Olunamaz, Taarruz Edİlemez. Ancak, HİÇkİmse De DÜŞÜncelerİnİ BaŞkalarina Zorla Kabul Ettİremez. AtatÜrk Cumhurİyetİnde De Toplum İÇİnde YaŞayan İnsanin KİŞİsel ÖzgÜrlÜĞÜ Bİrİncİ Planda Gelİr: �her TÜrk, DoĞar, HÜr YaŞar, TÜrkler, Demokrat, ÖzgÜr Ve Sorumlu VatandaŞlardir.� AtatÜrk�e GÖre ÖzgÜrlÜk Bİreylerde Ve Toplumlarda İlerletİcİ Etkİ Yapar: �ÖzgÜrlÜk Olmayan Bİr Memlekette ÖlÜm Ve Yokolma Vardir. Her İlerlememİn Ve KurtuluŞun Anasi ÖzgÜrlÜktÜr.� Bununla Bİrlİkte AtatÜrk, ÖzgÜrlÜĞÜn Sinirsiz OlmadiĞini Da Belİrterek ÖzgÜrlÜk Konusunda Şu Genel Sinirlamayi Yapar: �demokrasİ Kayitsiz Şartsiz Serbest Olmak DeĞİldİr. Sosyal Kurallarla Sinirlisir. KİŞİnİn ÖzgÜrlÜĞÜ, BaŞkalarinin ÖzgÜrlÜĞÜnÜn Sinirinda Bİter. BaŞkasinin ÖzgÜrlÜk Hakkini Tanimayan, Kendİ ÖzgÜrlÜk Hakkini Da Tanitamaz.� Öte Yandan AtatÜrk, Bİreysel ÖzgÜrlÜklerİn Devlet Yararina Yasalarca SinirlandirilabİleceĞİ GÖrÜŞÜndedİr: �kİŞİsel ÖzgÜrlÜĞÜn Derecesİ, Devletİn Faalİyetlerİnİ Zayif DÜŞÜrmeyecek Kerterde Olmali, ÇoĞunluĞun ÖzgÜrlÜĞÜnÜ BoĞmayacak Şekİlde DÜzenlenmelİdİr. Bu DÜzenleme, KİŞİnİn SorumluĞuĞuna GİrİŞkenlİĞİne Ve GelİŞmesİne Zarar Verecek Dereceye GÖtÜrÜlmemelİdİr. YurttaŞlarin Bu Nİtelİklerİ Ne ÖlÇÜde GelİŞİrse, Devlet İÇİn O ÖlÇÜde Yararli Olur. Bİreysel ÖzgÜrlÜklerİn Ne Kadar SinirlanabİleceĞİ Konusunda Da Şunlari SÖyler: �kİŞİsel ÖzgÜrlÜĞÜn Ne Kadarindan VazgeÇİlmesİ GerektİĞİ, İÇİnde Bulunulan Zamana Ve Memelekete GÖre DeĞİŞİr. Özel Zamanlar, Özel Tedbİrler Gerektİrebİlİr. Bİr De, ÖzgÜrlÜĞÜn KÖtÜye Kullanilmasi, ÖzgÜrlÜĞÜn GeÇİcİ Fakat GenİŞ ÖlÇÜde Sinirlandirilmasini Gerektİrebİlİr. BÜtÜn Bu Tedbİrlerİ Ve Sinirlandirmalari Tanimak Luzumu, Devlet DÜŞÜncesİ Ve Kavramini İfade Eder. Bu Hususlarda Tedbİrlerİn Şİddetİnİ Ve Sinirlarin GenİŞlİĞİnİ ÖlÇmek BÜyÜk Bİr Sanattir. Devlet Sanati İŞte Budur. Bu Sanatta İsabetİn Derecesİ ÖzgÜrlÜklerİn Sinirlarini Çİzen Kanunda GÖrÜlebİlİr ÇÜnkÜ, Bu Sinir Ancak Kanun Yoluyla Tespİt Ve Tayİn Edİlİr. Herhalde, VatandaŞlarin Genel ÖzgÜrlÜk Ve MutluluĞu İÇİn KİŞİlerden, Ancak Devlet İÇİn Zorunlu Olan Bİr Kisim ÖzgÜrlÜklerİn Birakilmasi İstenebİlİr.� Demokrasİde EŞİtlİk Esastir. Bu EŞİtlİk Medenİ Ve Sİyasİ Haklarda EŞİtlİktİr. Kanun ÖnÜnde EŞİtlİktİr. SÖz ÖzgÜrlÜĞÜnde EŞİtlİktİr. YurttaŞlari EŞİt Ve ÖzgÜr Olmayan Bİr Devlet İdaresİnde Adalet Yoktur. Ve Olamaz. ÇÜnkÜ Devlet İdaresİnde Adalet Denİlİnce, YurttaŞlar Arasinda ÖdÜl DaĞitiminda Herkese Lİyakat, Hİzmet Ve YararliliĞina; Ceza DaĞitiminda Da SuÇluluĞunun Derecesİne GÖre EŞİt İŞlem YapilacaĞi AnlaŞilir. Bu İse Demokratİk EŞİtlİktİr. AtatÜrk Demokrasİsİnde De Yasalar KarŞisinda Herkes EŞİttİr. DeĞİŞİk Sinif Ya Da Gruplara Ayricalik Taninamaz: �demokrasİde, EgemenlİĞİ Mİllete Veren Halk YÖnetİmİnde, Sinif Ayirimi Dİye Bİr Şey Yoktur. Yasalar ÖnÜnde Sosyal EŞİtlİk Vardir. Sinif Ayirimindan OluŞan Engeller KaldirilmiŞtir� Özetlemek Gerekİrse, Demokrasİ Denİlİnce, Sİyasal Partİlerİn KatildiĞi Serbest Ve DÜrÜst Bİr SeÇİmle Kurulan Parlamentolar; Adalet Ve İyİlİk Duygusuna Dayanan Kanunlar; Yetkİ Ve SorumluluĞu Anayasa, Yasalar Ve Kamu Oyunca Saptanan HÜkÜmetler; BaĞimsiz Adalet Ve Yan Tutmayan Bİr İdare, Anayasa GÜvencesİnde Olan Hak Ve ÖzgÜrlÜkler; Yasa ÖnÜnde EŞİtlİk, SerbestÇe Etkİnlİk GÖstererek Kamu Oyu OluŞturan Demokratİk KuruluŞlar Akla Gelİr. AtatÜrk�Ün Kurmaya Ve GelİŞtİrmeye ÇaliŞtiĞi Demokrasİ DÜzenİnİ İse ŞÖyle Tanimlayabİlİrİz: �mİllİ Egemenlİk Ve BaĞimsizliĞa BaĞli, Kuvvetler BİrlİĞİ Temelİnde ÇaliŞan Meclİse Ve Anayasaya Dayali, Sinifsiz Bİr Toplum Kabul Eden; CumhurİyetÇİ, MİllİyetÇİ, HalkÇi, Laİk, DevletÇİ, İnkilapÇi İlkeler YÜrÜten; İktİsadİ YaŞamini Planli Karma Ekonomİye Dayatan; BÜtÜn DÜnya Uluslari İle Her Alanda İŞ BİrlİĞİne AÇik, Her TÜrlÜ Dİktayi Rededen Ve ÇaĞdaŞlaŞmayi AmaÇlayan Haklar, ÖzgÜrlÜkler, EŞİtlİk Ve Kalkinma DÜzenİdİr.� 4. AtatÜrk Demokrasİnİn BugÜnkÜ ÇaĞdaŞ Demokrasİye, GÖre EksİklİklerİnİŞÖyle Siralayabİlİrİz: O DÖnemde Kisa SÜrelİ İkİ Deneme DiŞinda Çok Partİlİ Sİyasal YaŞam Yoktur. Tek Partİ, Devlet YÖnetİmİne Egemendİr. Partİ Genel BaŞkani DeĞİŞmez Olup Devletİn Temsİlcİsİ Olan Valİler Tek Partİnİn İl BaŞkanlaridir. Hak Ve ÖzgÜrlÜkler Batili Demokratİk Bİr Ülkede OlduĞu Gİbİ GenİŞ, YoĞun Bİr BİÇİmde Kullanilmaktadir. Anayasaya Aykiri Yasalari Denetleyecek Bİr YÜksek Organ ÖrneĞİn �anayasa Mahkemesİ� Yoktur. SeÇİmler İkİ Derecelİ Olup Adaylar Tek Partİnİn Genel BaŞkani Yarafindan Belİrtİlmektedİr. Demokrasİlerde Temel Olan Basin ÖzgÜrlÜĞÜ De Kismen Kisitlidir. Kisacasi Uygulamada GÖrÜnen Tam Bİr Batili Demokrasİ DeĞİl, ÖlÇÜlÜ Bİr Demokrasİdİr. Ancak, AtatÜrk�Ün AmaÇladiĞi DÜzen Tam Demokrasİdİr. ÇÜnkÜ, O�na GÖre TÜrk İnsaninin DoĞasina En Uygun YÖnetİm BİÇİmİ Demokrasİdİr. �her TÜrk DoĞar, HÜr YaŞar.. TÜrkler Demokrat, ÖzgÜr Ve Sorumlu VatandaŞlardir.� ÇÜnkÜ; �tÜrk Mİlletİnİn Karakter Ve Adetlerİne En Uygun, Olan İdare; Cumhurİyet İdaresİdİr.� �cumhurİyet Rejİmİ Demek, Demokrasİ Sİstemİ İle Devlet Şeklİ Demektİr.� SonuÇ : AtatÜrk YÖnetİmİnİn, Demokratİk Rejİmİ Hazirlama DÖnemİ OlduĞunu Belİrten Prof. Maurice Duverger (moris DÜverje)�nİn DedİĞİ Gİbİ: �atatÜrk, YaŞami Boyunca Demokratİk Rejİmİ Kurmak İÇİn UĞraŞmiŞ Çok GÜÇlÜklerİ YenmİŞ, Tamamlanmasini Ulusun DİĞer Bazi İhtİyaÇlari Gİbİ Yenİ KuŞaklara BirakmiŞti.� �mİllİ Azİm Ve Bİlİncİn Kiymetlİ Eserİ Olan DeĞerlİ Cumhurİyetİn BugÜnkÜ Ve Yarinkİ Neslİn Demİr Ellerİnde Her An YÜkselİp SaĞlamlaŞacaĞina GÜvenİm Tamdir.� �tÜrkİye Cumhutİyetİ; Her Anlamda, BÜyÜk TÜrk Mİlletİnİn Öz Ve DeĞerlİ Malidir. Kiymetlİ Evlatlarinin Elİnde Daİma YÜkselecek, SonsuzluĞa Kadar YaŞayacaktir.� Bu GÜvenİnİ BİrÇok KonuŞmasinda Tekrar Eden BÜyÜk Önder, ÇaĞdaŞ DÜzeyde Ve Demokratİk Bİr Devlet Yaratmak ÜlkÜsÜnÜn GenÇler Tarafindan Bİr Ödev Olarak Kabul EdİleceĞİnİn De Bİlİncİndedİr: �cumhurİyetİ Bİz Kurduk, Onu YaŞatacak Ve YÜkseltecek Sİzlersİnİz.� Fanİ VarliĞi İle TÜrk Ulusunun YaŞaminda Parlak Bİr Yildiz Gİbİ Kayip GeÇen AtatÜrk, �bİz TÜrkler Ruhen Demokrat DoĞmuŞ Bİr Mİlletİz� Dİyerek, Sinirsiz Bİr Gurur Ve GÜvenle En İyİ YÖnetİm BİÇİmİnİ YakiŞtirdiĞi Azİz Ulusunun TÜm VarliĞina YaŞiyor; YÖn VerdİĞİ Devrİm Ve İlkelerİ İle Özlemİnİ DuyduĞu ÇaĞdaŞ Uygarlik Yolunda �tÜrk Ulusunun YÜce Önderİ� Olarak LİderlİĞİnİ SÜrdÜrÜyor. KaynakÇa · ToktamiŞ AteŞ �demokrasİ, Kavram-tarİhİ SÜreÇ Ülkeler, İst. 1976� · Nİyazİ Berkes �tÜrkİye�de ÇaĞdaŞlaŞma� İst.1978 · Anil ÇeÇen �atatÜrk Ve Cumhurİyet� Ank.1981 · Hamza EroĞlu �atatÜrk Ve TÜrk Toplumu� Ank.1981 · Ayferİ GÖze �İnkilap Tarİhİmİz Ve AtatÜrk İlkelerİ� İst.1985 · Enver Zİya Karal �atatÜrk�ten DÜŞÜnceler� İst.1986 · Çetİn Özek �tÜrkİye�de Laİklİk� İst.1962 · Tarik Zafer Tunaya, �devrİm Hareketlerİ İÇİnde AtatÜrk AtatÜrkÇÜlÜk � İst. AtatÜrk, SÖylev Ve DemeÇler Ank.1 AtatÜrkÇÜlÜk, Gn.kur.yay.3.kİtap, Ank.1983 |
| | |
| | #5 (permalink) |
![]() uAntalya Kayıt: 18.09.2008
Mesajlar: 1.909 İtibar Gücü: 28 | Kemalİst UlusÇuluk GİrİŞ Mİllet Ve MİllİyetÇİlİk Kavramlari Son BİrkaÇ YÜzyilda İnsanlik Tarİhİnİ Derİnden EtkİlemİŞ Ve YÖnlendİrmİŞ Çok Önemlİ İkİ Kavramdir. GeÇmİŞte Ve GÜnÜmÜzde UygulaniŞ BİÇİmİne GÖre Ya İnsanlara Refah Ve Mutluluk GetİrmİŞ Ya Da SavaŞ, Yikim Ve GÖzyaŞi GetİrmİŞtİr. Makalemİzde Mİllet Ve MİllİyetÇİlİk Kavramlarini TÜm YÖnlerİyle Ele Almaya ÇaliŞacaĞiz. 1. TÜrk KÜltÜrÜnÜn Tarİhsel SÜreÇ İÇİndekİ GelİŞİm Evrelerİ TÜrk Tarİhİnİn Temellerİ Çok Eskİ Zamanlara Kadar Gİtse De TarİhÇİler Tarafindan Kabul Edİlen İlk TÜrk Devletİ Mete Tarafindan M.Ö. 209 Tarİhİnde OluŞturulan Asya Hun Devletİ�dİr. Orta Asya�da OluŞturulan Bu Sİyasİ BİrlİĞİ, Tarİhsel SÜreÇ İÇİnde Ayni Halk Tarafindan KurulmuŞ Olan Pek Çok TÜrk Devletİ Takİp EtmİŞtİr. Bu Devletlerİn Ana Kurucu Unsuru Olan TÜrkler, KÜÇÜkbaŞ Hayvan YetİŞtİrİcİsİ Olan Bİr Toplum Olarak, Boylara BÖlÜmÜŞ Bİr Şekİlde Yaylak Ve KiŞlak Arasinda GÖÇebe Bİr YaŞanti SÜren Bİr Halktir. Atli GÖÇebe YaŞayiŞ TÜrk KÜltÜrÜ�nÜn Ana Şekİllendİrİcİsİ OlmuŞtur. TÜrklerİn YaŞantisi Daİma Somut OlmuŞtur. Bunun Sebebİ YaŞamlarinin DoĞal KoŞullara GÖre Belİrlenmesİdİr. DoĞal KoŞullar İyİ Olursa Hayvanlardan Alinan Verİm YÜksek Olur Ve Karni Doyar. DoĞal KoŞullar KÖtÜleŞİrse AÇ Kalir. DoĞanin KoyduĞu Bu Kesİn Kurallar YaŞam KoŞullarini BelİrledİĞİ Gİbİ Bu KoŞullarin Bİr Sonucu Olan KÜltÜrÜ De Meydana Getİrİr. KÜltÜrÜn GÜnÜmÜze Yansimasi Olan Sanat Ve Edebİyatta Bu Somut YaŞamin SonuÇlari Çok Belİrgİn BİÇİmde GÖrÜlÜr. At KoŞum Takimlarina, Sİlahlara, Kİlİmlere İŞlenmİŞ Motİfler Hep İkİ Hayvanin Bİrbİrlerİyle MÜcadelelerİnİ Ya Da Av Sahnelerİnİ Ele Alir. Bİr Edebİyat ÜrÜnÜ Olan Kutlu DaĞ Efsanesİnde İse Yillarca Çekİlen AÇlik Ve KitliĞin Sebebİ Olarak Kutsal Bİr Kaya ParÇasinin DÜŞmanlara Terk Edİlmesİ GÖsterİlİr. Devlet YÖnetİmİ Yİne Bu Somut YaŞantinin İzlerİnİ TaŞir. Halk Refah İÇİnde YaŞiyorsa Tanri Kut�unu Yanİ Kutsal YÖnetme Yetkİsİnİ Hakana VermİŞtİr. AÇlik Ve Kitlik Çekİlİyorsa Tanri Kut�unu Gerİ AlmiŞtir. Dolayisiyla O Hakana İtaat Edİlmez. Boylar, O Hakanin EgemenlİĞİnden Ayrilarak Daha Dİrayetlİ Bİrİnİ HÜkÜmdar Yaparlar. TÜrk Devletlerİnİn Pek ÇoĞunun Yikilma Sebebİ Budur. Bu KÜltÜrÜn İÇİnde �kadin�in� Yerİ Çok Önemlİdİr. Kadin HerŞeydİr. Kadin Toplumdan DiŞlanmaz, Tam Tersİne, Kadin YÖnlendİrİcİdİr. Kadin Annedİr., EŞtİr, Aİlenİn İhtİyaÇ DuyduĞu İŞ GÜcÜnÜn Önemlİ Bİr Kismini Kadin Yerİne Getİrİr. Kadin Toplum Dokusunu OluŞturan DeĞerlerİn Merkezİndedİr. Eskİ TÜrklerde YerleŞİk KÜltÜrlerİn Özellİklerİ Yer Almaz. Çok Tanrili Dİn Yerİne Tek Tanrili Dİn Vardir. Mİtolojİ Yoktur, ÇÜnkÜ Oturup Tanrilar Arasindakİ İlİŞkİlerİ DÜŞÜnecek Zamani Yoktur. KÖlelİk Yoktur. ÖzgÜr YaŞantiya AliŞmiŞ Toplum, KolelİĞİ AnlayamamiŞ, Kabul EdememİŞtİr. İslamİyetİn Ortaya ÇikiŞi Ve Yayilmasi İle İlk Kez TÜrklerle Araplar.bugÜnkÜ TÜrkmenİstan Topraklarinda KarŞilaŞmiŞlardir. BaŞlangiÇta Bazi Problemler YaŞanmiŞsa Da Daha Sonra UzlaŞma SaĞlanmiŞtir. İslamİyetİ, Araplardan ÖĞrenen TÜrkler, Kendİ Dİnlerİyle Benzerlİkler TaŞiyan Bu Yenİ Dİnİ Benİmsemeye BaŞlamiŞlardir. Ancak, Araplarin, İslamİyetİn KurallariymiŞ Gİbİ Kendİ KÜltÜrlerİnİ De Empoze Etmeye ÇaliŞmalari, KÜltÜr ÇatiŞmasini BaŞlatmiŞtir. Bu ÇatiŞmanin En GÜzel ÖrneĞİnİ Halİfe Tarafindan İslamİyetİ Yenİ BenİmsemİŞ Olan Topluluklari İncelemekle GÖrevlendİrİlen Arap Seyyahi İbnİ Fadlan�dan ÖĞrenİyoruz. Halİfenİn ElÇİsİ Sifatiyla TÜrk Topraklarina Gİren İbnİ Fadlan, Bİr GÜn Bİr TÜrk Obasina Mİsafİr Olur. Oba Beyİ İbnİ Fadlan Ve Yanindakİler İÇİn Kendİ Çadirinda Yemek Hazirlatir. YemeĞe OturulduĞunda İbnİ Fadlan Çok ŞaŞirir. Oba Beyİnİn Karisi Ve Kizlari Da Kendİlerİyle YemeĞe Bİrlİkte OturmuŞtur. Yemek Yenİr, Sofra Kaldirilir, Sohbet Sirasinda İbnİ Fadlan BÜyÜk Bİr ÜzÜntÜyle Oba Beyİne Araplar�da Kadinlarin, Erkeklerİn Yanina ÇikmadiĞini, Bİrlİkte Yemek YemedİĞİnİ Ancak Burada Kadinlarin Erkek Gİbİ Sofraya OturduĞunu SÖyler Ve Yakinmalarda Bulunur. Oba Beyİnİn Cevabi Şudur; �sİz Bİzİm Mİsafİrİmİzsİnİz. Benİm Karim Ve Kizlarimin Sİzİnle Bİlİkte Yemek Yemesİnİn Amaci; Sİzİn Gİbİ Saygin Bİr Mİsafİrİ Onurlandirmaktir. Bİzİm Kadinlarimiz Ancak Namussuz Ve İffetsİz İnsanlarin Yanina Çikmazlar.� Bu KÜltÜr ÇatiŞmasi, İlk Örneklerden Bİrİdİr. Bu ÇatiŞma YÜzlerce Yil Devam EtmİŞtİr Ve GÜnÜmÜzde De Devam Etmektedİr. TÜrklerİn Batiya GÖÇ Etmeye BaŞlamasi İle TÜrkler Arap Ve Fars KÜltÜrÜnÜn ÖĞelerİyle KarŞilaŞmaya BaŞladilar. YerleŞİk Toplum Olan Arap Ve Fars KÜltÜrÜ, TÜrklerİ BÜyÜk ÖlÇÜde Etkİledİ. Yalin Ve Sade TÜrk KÜltÜrÜ, Kapsamli Ve Boyutlu Arap Ve Fars KÜltÜrÜ KarŞisinda Gerİlemeye BaŞladi. TÜrklerİn YavaŞ YavaŞ YerleŞİk Hayata GeÇmesİyle Bu KÜltÜr Baskisinin Etkİsİ Daha Da Artti. Bu Etkİleme O Kadar İlerİ Boyutlara UlaŞmiŞtir Kİ BÜyÜk SelÇuklu Ve Anadolu SelÇuklu Devletlerİnİn Resmİ Dİlİ FarsÇa OlmuŞtur. Eskİden TÜrk HÜkÜmdarlari TÜrkÇe İsİmler Kullanirken Alaaddİn Keykubat, İzzettİn Keykavus, Giyasettİn KeyhÜsrev Gİbİ Bİrİ ArapÇa Bİrİ FarsÇa İkİ İsİm Kullanmaya BaŞlamiŞlardir. ÜnlÜ TÜrk DÜŞÜnÜrÜ Mevlana Dİvan�ini FarsÇa YazmiŞtir. Bu DÖnemdekİ YÖnetİcİ Elİt Adeta Atli-gÖÇebe TÜrk KÜltÜrÜnden Utanir Hale GelmİŞtİr. GÖÇebe YaŞayan Halki YerleŞİk Hayata GeÇİrmek İÇİn YoĞun Baskilar UygulanmiŞ, Halk Adeta Kİmlİk DeĞİŞtİrmeye ZorlanmiŞtir. Anadolu SelÇuklu Devletİ DÖnemİnde Çikan Baba İshak İsyani, Bu Kİmlİk DeĞİŞİmİ Baskisi KarŞisinda GÖÇebe TÜrk KÜltÜrÜnÜn KİmlİĞİnİ Koruma MÜcadelesİ Olarak Nİtelendİrİlebİlİr. Bu DÖnemdekİ YoĞun Baskiya Dİrenmeye ÇaliŞan Sİyasİ Lİderler De OlmuŞtur. KaramanoĞlu Mehmet Bey, 1277 Yilinda YayinladiĞi �bundan BÖyle Dİvanda, Dergahta Ve Bargahta TÜrkÇeden BaŞka Dİl Kullanilmayacaktir.� Şeklİndekİ Emrİyle TÜrk KÜltÜrÜnÜn Dİlden BaŞlayarak Yok OluŞunun ÖnÜne GeÇmeye ÇaliŞmiŞtir. Ayni YabancilaŞma, Osmanli Devletİnde De SÜrmÜŞtÜr. Osmanli BeylİĞİ BaŞlangiÇta GÖÇebe KÜltÜrÜn Sİyasİ Geleneklerİne GÖre YÖnetİlİrken, Önce DevletleŞme Ardindan Da İmparatorlaŞma SÜrecİne GeÇİlmesİyle Abbasİ Devlet TeŞkİlatinin, SelÇuklulurca GelİŞtİrİlmİŞ Versİyonunu Kullanmaya BaŞlamiŞtir. Özellİkle Yavuz Sultan Selİm�İn 1517 Misir Seferİyle HalİfelİĞİ De Osmanli Hanedanina Aİt Kilmasi Bu SÜrece BÜyÜk Bİr İvme KazandirmiŞtir. Anadolu İnsani Bu GelİŞmeye Son Dİrencİnİ Celalİ İsyanlarinda GÖstermİŞtİr. Kanunİ�nİn Alman Seferİnde, Alman İmparatorunun, Ordusunu İmha Ettİrmemek İÇİn Osmanli Ordusunun KarŞisina Çikmaya Bİle Cesaret EdemedİĞİ Bİr DÖnemde, Yanİ Devletİn GÜcÜnÜn Doruk Noktasinda OlduĞu Bİr DÖnemde, Celalİ İsyanlarinin Sebebİ Olarak �celal Adinda Bozoklu Bİr EŞkİya Etrafina TopladiĞi Çapulcularla ........� Gİbİ AÇiklamalar Havada Kalmaktadir. Bu İsyan, TÜrk İnsaninin Kendİ Toplumsal Dokusunun DeĞİŞtİrİlmesİne YÖnelİk Son ÇirpiniŞidir. Bu Toplumsal Doku DeĞİŞİmİnİn Temel Felsefesİ İslamin �Ümmet� AnlayiŞidir. BÜtÜn MÜslÜmanlarin Tek Bİr Çati Altinda Toplanmasi Anlamina Gelen Bu İdealİst DÜŞÜnce, Tarİhİn HİÇbİr DÖnemİnde UygulanamamiŞtir. Bu AnlayiŞa İlk İhanet Edenler İse Araplar OlmuŞtur. Emevİ Hanedaninin İlk Yillarinda İran Ve TÜrkİstan�in Bazi BÖlgelerİnİn Arap EgemenlİĞİne Gİrmesİyle, Emevİ Devletİ İlk Kez Arap Olmayan Topluluklari Kendİ EgemenlİĞİne AlmiŞtir. Ancak TÜrklere Ve İranlilara İkİncİ Sinif İnsan Muamelesİ Yapilmasi İslam Dİnİne GİrmİŞ Olmalarina RaĞmen TÜrklerden Ve İranlilardan Gayrİ MÜslİmlerİn Vermesİ Gereken Cİzye Vergİsİnİn Alinmasi Daha En BaŞinda Araplarin Ümmet AnlayiŞini Ortadan KaldirdiĞi Anlamina Gelmektedİr. Ancak Araplarin Uygulamaktan KaÇindiĞi Bu AnlayiŞi Osmali Devletİ SahİplenmİŞ Ve Uygulamaya ÇaliŞmiŞtir. Osmanli Devletİ�nİn BÜtÜn Çabalarina RaĞmen Arap Arap KalmiŞ, Ancak TÜrk Kendİ KİmlİĞİnİ YİtİrmİŞtİr. Orta DoĞu Uzmani ÜnlÜ TarİhÇİ Bernard Lewİs �tarİhte HİÇbİr Mİllet Kendİ Öz BenlİĞİnİ İslam Ümmetİ AnlayiŞi İÇİnde Erİtmede TÜrklerden İlerİ GİtmemİŞtİr. � İfadesİ İle Bunu Vurgulamaktadir. Tarİhsel Bİr Olayi GÜnÜmÜzÜn KoŞullarina GÖre DeĞerlendİrmeye ÇaliŞirsak Anakronİzm Yanİ Tarİh İÇİnde Yer DeĞİŞtİrme YapmiŞ Oluruz Kİ Bu Tarİh Bİlİmİnİn Metoduna Aykiridir. Dolayisiyla Osmanli YÖnetİcİlerİnİn Tamamen İnandiklari Ve Samİmİ Olarak Uygulamaya ÇaliŞtiklari Bu AnlayiŞ İÇİn Bu GÜn Onlari Mahkum Edemeyİz. Ancak Tarİhsel Olaylarin GÜnÜmÜze Yansima BİÇİmİnİ DeĞerlendİrmek Ve Bunun Üzerİnde Yorum Yapmak Ve Dersler Çikarmak Ta Tarİhİn Ana GÖrevİdİr. Bu ÇerÇevede SonuÇlari İtİbarİyle Osmanli YÖnetİcİlerİnİn ÜmmetÇİlİk UĞruna TÜrk Toplumunun KÜltÜrel Dokusunu ZedeledİĞİnİ Ve Bunun En BÜyÜk Zararlarini TÜrk Unsurun GÖrdÜĞÜnÜ SÖyleyebİlİrİz . Nİtekİm Bİrİncİ DÜnya SavaŞi Ve Bu SavaŞta Araplarin Osmanli Devletİne İhanet Etmesİ, YÜzlerce Yil Uygulanmaya ÇaliŞilan AnlayiŞin BaŞarisizliĞinin Delİlİ OlmuŞtur. İmparatorluk YikilmiŞ Ve Enkazin Altinda TÜrk Unsur KalmiŞtir. AtatÜrkle BaŞlayan TÜrk Mİllİ MÜcadelesİ YÜzlerce Yil ÖrselenmİŞ Olan Toplumun Kendİ KİmlİĞİnİ Bulma MÜcadelesİ Dİr. TÜrk İnsani Ruhunda Sakli Olan �ÖzgÜrlÜk� Özlemİnİ AtatÜrk�Ün LİderlİĞİnde Parlak Bİr BaŞariya DÖnÜŞtÜrmÜŞ. Yurdunu DÜŞmandan Kurtarirken, BenlİĞİnİ De, GeÇerlİlİĞİnİ YİtİrmİŞ, KÖhnemİŞ Zİhnİyetlerden KurtarmiŞtir. TÜrk Mİllİ MÜcadelesİ, TÜrk İnsaninin Ümmetten Mİllete GeÇİŞ SÜrecİnİde BaŞlatmiŞtir. 2. AtatÜrk Ve TÜrk MİllİyetÇİlİĞİ Mİllİ MÜcadelenİn BaŞlangici Olan 1919 Yilinda Ülkenİn GÖrÜnÜmÜ ŞÖyleydİ. Osmanli İmparatorluĞunda Kendİnİ Bu İmparatorluĞun ParÇasi Olarak GÖrmeyen BÜtÜn Topluluklar AyrilmiŞ Devletİn Aslİ Unsuru Olan TÜrk İnsani Şartlari Çok AĞir Bİr MÜtarekeye, Katlanmak Zorunda BirakilmiŞti. Zaten KÜÇÜlmÜŞ Olan İmparatorluĞun Son Topraklari DeĞİŞİk Bahanelerle İŞgal EdİlmİŞ Yada İŞgal Edİlmeye ÇaliŞiliyordu. YÜzlerce Yil Bu Mİlletle Beraber YaŞamiŞ Ve Onlardan Ayrimcilik GÖrmemİŞ Olan Rum Ve Ermenİ Azinlik Her TÜrlÜ TaŞkinlikla, Halkin Onurunu Zedelİyordu. Zaten İlkel Şartlarda YaŞayan,bİr De SÜreklİ AŞaĞilanmaya Maruz Kalan TÜrk İnsani Bİr ÇikiŞ Noktasi Ariyor, YÜzlerce Yillik GeleneĞİn Bİr GereĞİ Olarak Bu ÇikiŞ Noktasini İstanbul�da, PadİŞahta GÖrÜyordu. Ancak PadİŞahin Şahsİ Çikarlari İÇİn İŞgal GÜÇlerİyle İŞbİrlİĞİ İÇİnde Olmasi Ve Bİr SÜrÜ Olarak NİtelendİrdİĞİ Halk İÇİn Kilini Bİle Kipirdatmamasi Halki Daha Da BÜyÜk Bİr BezgİnlİĞe Ve YilginliĞa İtİyordu. Her Şeyİn Artik BİttİĞİnİn DÜŞÜnÜldÜĞÜ Bİr DÖnemde HerŞeyİn BİtmedİĞİnİ Farkeden Bİr Tek AtatÜrk Vardir. AtatÜrk 4 Şubat 1919 Tarİhİnde Alemdar Gazetesİnİn Yazarlarindan Refİİ Cevat Ulunay�a Şunlari SÖylÜyordu; �bu GÜn Herhangİ Bİr TeŞkİlatÇi Anadoluya GeÇer De Mİlletİ Sİlahli Bİr Mukavemete Hazirlarsa Bu Vatan Kurtulur.� Bu Kupkuru ÇÖlde HİÇbİr Hayat Emaresİ GÖrÜlmÜyor. Ama ÇÖlden Hayat Çikarmak Bu ÇÖkÜntÜden Bİr Varlik Bİr TeŞekkÜl Yaratmak Lazimdir. Sİz Bu BoŞluĞa Bakmayiniz. BoŞ GÖrÜnen O Saha Doludur. ÇÖl Sanilan Bu Alemde Sakli Ve Kuvvetlİ Hayat Vardir. O, Mİllettİr, O, TÜrk Mİlletİdİr. Eksİk Olan Şey TeŞkİlattir. Bu TeŞkİlat Organİze Edİlebİlİrse Vatan Da, Mİllet De Kurtulur.� AtatÜrk 1937 Yilinda YaptiĞi Bİr KonuŞmada İse Şunlari SÖylÜyordu;� Ben 1919 Senesİ Mayis�i İÇİnde Samsun�a ÇiktiĞim GÜn Elİmde Maddİ HİÇbİr Kuvvet Yoktu. Yalniz BÜyÜk TÜrk Mİlletİnİn Asaletİnden DoĞan Ve Benİm Vİcdanimi Dolduran YÜksek Ve Manevİ Bİr Kuvvet Vardi. İŞte Ben Bu Ulusal Kuvvete, Bu TÜrk Mİlletİne GÜvenerek İŞe BaŞladim.� AtatÜrk�Ün BaŞladiĞi İŞ, Mutlak Bİr Askerİ Zafer Ve Mutlak Bİr Toplumsal DÖnÜŞÜmle Noktalandi. TÜrk İnsani SavaŞa Ümmet Olarak Gİrdİ Mİllet Olarak Çikti Ve Bu Mİllet Atasinin ÖnderlİĞİnde Gerİ KalmiŞliĞi Gerİde Birakarak ÇaĞdaŞ Ve Modern Bİr Devlet OluŞturdu. AtatÜrk, Mİllete Mİllet OlduĞunu ÖĞrettİ. Mİllİ Bİr Devlet, Mİllİ Bİr Ordu, Mİllİ Bİr EĞİtİm, Mİllİ Bİr KÜltÜr OluŞturuldu. Medreselerİn Kapatilmasi Sonucu AÇilan ÇaĞdaŞ EĞİtİm Kurumlarinda Mİllİ EĞİtİme GeÇİldİ. Harf İnkilabi Ve BaŞlatilan EĞİtİm SeferberlİĞİ İle Mİllet Aydinlatildi. AÇilan TÜrk Dİl Kurumu�nun YaptiĞi ÇaliŞma İle TÜrk Dİlİ, Yabanci Dİllerİn BoyunduruĞundan Kurtarilarak Mİllİ Bİr Dİl OluŞturuldu. TÜrk Tarİh Kurumunun ÇaliŞmalariyla TÜrk İnsani Tarİhtekİ SeÇkİn Yerİnİ ÖĞrenerek Kendİsİyle Gurur Duydu. TÜrk Ocaklarinda TÜrk KÜltÜrÜnÜ İŞleyerek GelİŞtİrdİ. YÜzlerce Yil İtİlİp KakilmiŞ, Asker Ve Vergİ KaynaĞi Ve SÜrÜ Olarak GÖrÜlmÜŞ TÜrk İnsani İtİlİp Kakilmamayi ÖĞrendİ. Bİrey, VatandaŞ Ve Mİllet Olmanin Nİtelİklerİyle Donatilarak BİlİnÇlendİrİldİ. DÜnyada ÖrneĞİ GÖrÜlmemİŞ Bu DÖnÜŞÜmÜ Yaratan Mİllİ Heyecani Onuncu Yil MarŞinin Şu Dİzelerİ Çok GÜzel Bİr BİÇİmde Yansitmaktadir.� �bİr Hizla KÖtÜlÜĞÜ, GerİlİĞİ BoĞariz KaranliĞin ÜstÜne, GÜneŞ Gİbİ DoĞariz TÜrk�Üz BÜtÜn BaŞlardan ÜstÜn Olan BaŞlariz Tarİhten Önce Vardik, Tarİhten Sonra Variz� AtatÜrk�Ün TÜrk İnsanini Ümmetten Mİllete DÖnÜŞtÜrdÜĞÜ DÖnem Ayni Zamanda Avrupa Da Da MİllİyetÇİlİĞİn ParladiĞi Bİr DÖnem OlmuŞtur. Ancak Almanyada Adolf Hİtler Ve Nasyonal Sosyalİst Partİ İle İtalyada Mussolİnİ Ve FaŞİst Partİ İle IrkÇi MİllİyetÇİlİĞİn Doruk Noktasina ÇiktiĞi Bİr DÖnemdİr. Bu İkİ Lİder IrkÇilik Yaparak DÜnyayi Kan Ve GÖzyaŞina BoĞarken, AtatÜrk BambaŞka Bİr MİllİyetÇİlİk AnlayiŞini BenİmsemİŞ Ve Halkina BenİmsetmİŞtİr. AtatÜrkÇÜ MİllİyetÇİlİk AnlayiŞi Adini VerdİĞİmİz Bu AnlayiŞ, ÇaĞdaŞ Ve Modern TÜrk Mİlletİnİn Ve TÜrk MİllİyetÇİlİĞİnİn Yapisini BelİrlemİŞtİr. AtatÜrk�e GÖre �ayni Dİlİ KonuŞan Ayni KÜltÜrÜ PaylaŞan, Bİrlİkte YaŞama İsteĞİnde Samİmİ Olan İnsan TopluluĞuna Mİllet Adi Verİlİr.� AtatÜrk�e GÖre Bİr Mİlletİ OluŞturan Unsurlar; Dİl BİrlİĞİ, Yurt BİrlİĞİ, KÜltÜr BİrlİĞİ, Duygu BİrlİĞİ, Tarİhİ Ve Ahlakİ Akrabaliktir. Bu Unsurlar Arasinda Irk Ve Dİn BİrlİĞİ Yer Almaz. Irk Ve Dİn KÜltÜr BİrlİĞİnİn Alt Unsurlari Olarak DeĞerlendİrİlİr. AtatÜrk�e GÖre MİllİyetÇİlİk; Aİt OlduĞu Mİlletİn VarliĞini SÜrdÜrmesİ Ve YÜceltmesİ İÇİn DİĞer Bİreylerle Bİrlİkte ÇaliŞmak Bu ÇaliŞmayi Ve Bİlİncİ Gelecek KuŞaklara Yansitmaktir. AtatÜrkÇÜ MİllİyetÇİlİk AnlayiŞi; - - - - MİllİyetÇİlİĞİ Reddeden Akimlara KarŞidir. - - - - IrkÇiliĞa KarŞidir (yanİ BİrleŞtİrİcİdİr.) - - - - Sinif Kavgasina KarŞidir. (yanİ BÜtÜnleŞtİrİcİdİr.) - - - - BariŞÇil Ve İnsancildir. - - - - Saldiri Ve SÖmÜrÜye KarŞidir. - - - - Mİlletlerİn EŞİtlİĞİ Prensİbİne Dayalidir. GÖrÜldÜĞÜ Gİbİ AtatÜrk�Ün Mİllet Ve MİllİyetÇİlİk AnlayiŞinda Zorlama Yoktur. GÖnÜllÜ Benİmseme Vardir. İnsanin Ne OlduĞu DeĞİl Kendİnİ Ne HİssettİĞİ Önemlİdİr. TÜrk Mİlletİnİn AĞladiĞina AĞlayan, GÜldÜĞÜne GÜlen, Kendİnİ Bu Mİllet İÇİn ÇaliŞmakla MÜkellef GÖren Kisacasi Kendİnİ TÜrk Mİlletİnden Hİsseden Herkesİ TÜrk Olarak Kabul Eden Bİr MİllİyetÇİlİk AnlayiŞidir. Bu ÇaĞdaŞ, Bu Modern, Bu Evrensel, Bu TÜrk İnsanina Ve İnsanliĞa Refah Ve Mutluluk Getİren Bİr MİllİyetÇİlİk AnlayiŞidir. GÜnÜmÜzde Ülkemİzde TÜrk Adini VerdİĞİmİz Etnİk Ve KÜltÜrel KİmlİĞİn Yaninda Kendİne GÜrcÜ, Çerkes, Pomak, BoŞnak, KÜrt Ve Arnavut Adini Veren Etnİk Ve KÜltÜrel KİmlİĞe Mensup İnsanlar Da YaŞamaktadir. Bu İnsanlarin BÜyÜk Bİr Kismi Çok Farkli CoĞrafyalarda Kendİlerİne Yapilan ZulÜmden Anadolu TopraĞina Ve TÜrk İnsaninin Engİn HoŞgÖrÜsÜne SiĞinmiŞlardir. TÜrk İnsaniyla, KÜltÜrÜyle KaynaŞmiŞ Et Ve Tirnak OlmuŞlardir. BÜtÜn Bu Etnİk Alt Kİmlİklerİn KaynaŞmasi FolklorÜmÜzÜ, TÜrkÜlerİmİzİ, Yemeklerİmİzİ, YaŞam Tarzimizi, Kisaca KÜltÜrÜmÜzÜ RenklendİrmİŞ Ve ZengİnleŞtİrmİŞtİr. Bu Zengİnlİk TÜrk MİllİyetÇİlİĞİ Adini VerdİĞİmİz Bİr Üst KİmlİĞİ OluŞturmuŞtur. GÜnÜmÜzde Bu Alt Kİmlİklerden Herhangİ Bİrİ Kendİ KİmlİĞİyle Gurur Duymakta Ancak Kendİnİ Ayni Zamanda TÜrk Mİlletİnİn Bİr Evladi Olarak GÖrmekte, TÜrk Mİlletİ İÇİn ÇaliŞmakta Ve Gerekİrse Mensup OlduĞu TÜrk Mİlletİ İÇİn Canini Vermektedİr. TÜrk Toplumunun Bu Yapisini, GÜnÜmÜzde MozaİĞe Benzetenler Vardir. Mozaİk Bİrbİrİnden, Tamamen Farkli ParÇalardan OluŞturulan, OluŞturulmaya ÇaliŞilan Bİr BÜtÜndÜr. Mozaİk Toplum Ve Devletlere En GÜzel Örnek Avusturya � Macarİstan İmparatorluĞudur. Bu İmparatorlukta Avusturyalilar, Macarlar, Çekler, Slovaklar, Romenler, Ulahlar, BoŞnaklar, Slovenler, Hirvatlar Ve Polonyalilar Ayri Ayri CoĞrafyalarda, Ayri Dİllerde Ve Ayri KÜltÜrlerde YaŞamaktaydi. Bu Topluluklarin Her Bİrİ Bİr DİĞerİnİ Reddedİyor Ve Nefret Edİyordu. İmparatorluĞun Demİr YumruĞu Altinda Bİr Devlet BayraĞi Altinda YaŞiyorlardi Ve Tam Bİr Mozaİk OluŞturuyorlardi. ÜnlÜ Çek Yazar Yaroslav Hasek �arslan Asker Şvyak� Adli Romaninda Bİrİncİ DÜnya SavaŞinda Bİr Avusturyali Alay Komutanin Emrİndekİ Macar, Çek, Slovak Ve Avusturyalilardan Ayri Ayri OluŞtureulmuŞ BÖlÜklerİn Bİrİbİrlerİnİn Dİllerİnİ Anlamadiklari İÇİn Aralarindakİ �İletİŞİm KopukluĞu Nedenİyle Ruslar KarŞisinda Kendİ Tabİrİyle Nasil Sopa Yedİklerİnİ� Bİr Kara Mİzah Şeklİnde Anlatirken Aslinda Bu Mozaİk Yapinin Çarpikliklarini Sergİlemektedİr. TÜrk Mİlletİnİ Mozaİk Olarak Nİtelemek, Ancak Bu Mİlletİ ParÇalamak Nİyetİnde Olan KİŞİ Ve Çevrelerİn Zorlamasidir. Ayni CoĞrafyada YaŞayan, Ayni Dİlİ KonuŞan, Ayni KÜltÜrÜ PaylaŞan, Bİrlİkte Sevİnen Bİrlİkte ÜzÜlen, Bİrbİrİyle Evlİlİk Yoluyla Tamamen KaynaŞmiŞ Bİr Mİlletİ Mozaİk Gİbİ GÖrÜp ParÇalamaya ÇaliŞmak HÜsranla SonuÇlanacak BoŞa Bİr Gayrettİr. TÜrk Mİlletİ, Unuyla, YaĞiyla, Şekerİyle, SÜtÜyle, FistiĞiyla Vatan Adi Verİlen OcaĞin Üzerİnde, Tarİh Adi Verİlen AteŞte PİŞmİŞ, Enfes Bİr Un Helvasidir. Ülkemİzde Varolan Etnİk Alt Kİmlİkler Üzerİnde Zaman Zaman Bazi Oyunlar Oynanmaya ÇaliŞilmiŞtir. Etnİk Kİmlİklere IrkÇilik Nosyonu YÜklenmeye ÇaliŞilmiŞtir. Bu TÜr Faalİyetlerİn Ana Amaci TÜrk Mİlletİnİ Ve Devletİnİ ParÇalayarak Menfaat Temİn Etmektİr. TÜrk MİllİyetÇİlİĞİnİ İnsan VÜcuduna Ve Etnİk Alt Kİmlİklerİ De Bu VÜcudun Organlarina Benzetebİlİrİz. VÜcudun Her Organi Bedenİn YaŞamasi İÇİn Hayati Öneme Sahİptİr. Bu VÜcudun Herhangİ Bİr Organinda ÖrneĞİn Mİdenİn Bİr BÖlÜmÜnde Kanser TeŞhİs EdİlmİŞse Ve Bu Kanser Tedavİ Edİlmezse Kanser DİĞer Organlara Da Atlama Yapar Ve Bedenİn ÖlÜmÜne Yol AÇar. BÖyle Bİr HastaliĞin İkİ Tedavİ YÖntemİ Vardir. Bİrİncİsİ İlaÇ Tedavİsİ, İkİncİsİ İse Cerrahİ MÜdahaledİr. İlaÇ Tedavİsİ BÖyle Bİr Hastalikta Kesİn ÇÖzÜm DeĞİldİr Ve Bedenİn ÖlÜmÜne Yol AÇar. Cerrahİ Tedavİ İse HastaliĞin Kesİn ÇÖzÜmÜdÜr, Hem Organ Hem De Beden Bu Hastaliktan Kurtulur. Bedenİmİzİn Yanİ TÜrk MİllİyetÇİlİĞİn Bu TÜr Hastaliklarla KarŞilaŞmamasi İÇİn AtatÜrk�Ün, AtatÜrkÇÜ DÜŞÜnce Sİstemİ�nİn Ve AtatÜrkÇÜ MİllİyetÇİlİk AnlayiŞinin Mİlletİmİze Tam Olarak Benİmsetİlmesİ Ve Bİr YaŞam BİÇİmİ Halİne Getİrİlmesİnİn GereklİlİĞİ Ve ZorunluĞu Son Yillarda YaŞadiĞimiz Aci TecrÜbelerle Daha İyİ AnlaŞilmaktadir. 4. Uluslar Arasi Planda MİllİyetÇİlİk Fransiz İhtİlalİ İle Bİrlİkte Devlet Sİstemlerİnİ Etkİlemeye BaŞlayan MİllİyetÇİlİk Akimi Mozaİk Devlet Yapilarinin ÇÖzÜlmesİne Ve �ulus Devlet� Adini VerdİĞİmİz ÇaĞdaŞ Devlet Yapilarina GeÇİlmesİne Yol AÇmiŞtir. Ortaya ÇiktiĞi Andan İtİbaren MİllİyetÇİlİk İkİ Ayri Kategorİde GelİŞmİŞtİr. Bunlardan Bİrİncİsİ �irkÇi MİllİyetÇİlİk AnlayiŞi� İkİncİsİ İse MİllİyetÇİlİk AnlayiŞinin En GelİŞmİŞ Şeklİ Olan �kÜltÜr MİllİyetÇİlİĞİ� Dİr. IrkÇi MİllİyetÇİlİk AnlayiŞi, Irk ÜstÜnlÜĞÜ Prensİbİne Dayanir. Bİr Irki DİĞer Irk Ve Soylardan ÜstÜn GÖrÜr. ÜstÜnlÜĞÜnÜ Kabul Ettİrmek İÇİn DİĞer Irk Ve Soylara Mensup Olan İnsanlara Baski Yapar Tarİh Boyunca Bu Baski Uygulamalari Sonucu İnsanliĞa Kan, GÖzyaŞi Ve Yikim GetİrmİŞtİr. Bu AnlayiŞa En GÜzel Örnek; Nazİ Almanyasinin YaptiĞi Uygulamalardir. Alman Irkinin ÜstÜnlÜĞÜnÜ Savunan Nasyonel Sosyalİst Partİ Ve Lİderİ Adolf Hİtler, 1933 Yilinda Yapilan SeÇİmle İktİdara GelmİŞ Ve İlk İŞ Olarak Demokrasİyİ Ortadan Kaldirarak Kendİ DİktatÖrlÜĞÜnÜ KurmuŞtur. Ardindan Hizli Bİr Sİlahlanmaya Gİderek Avrupada Alternatİf Bİr GÜÇ Halİne GelmİŞtİr. Önce Avusturyayi Kendİ Topraklarina KatmiŞ, Ardindan Polonya, Çekeslovakya Ve Romanya Ayni Akibetle KarŞilaŞmiŞtir. İkİncİ DÜnya SavaŞinin BaŞlamasiyla Bu Sayi Gİderek ArtmiŞtir. Hİtler Bİr Taraftan Alman Irkinin ÜstÜnlÜĞÜnÜ SavaŞ Meydanlarinda İspatlamaya ÇaliŞirken, DİĞer Taraftan Gerek Almanya�da Gerekse İŞgal Edİlen Ülkelerdekİ Yahudİ Ve Çİngenelerİ, Alman Irkinin En BÜyÜk YozlaŞtiricilari Olarak GÖrerek Bİrer Bİrer Toplama Kamplarina SÜrmÜŞ Ardindan Krematoryum Adi Verİlen Yoketme Fabrİkalarinda Bu İnsanlari Sİstemlİ Bİr Şekİlde ÖldÜrtmÜŞtÜr. Hİtler Bununla Da Yetİnmeyerek SÖzde Bİlİm Adamlari AraciliĞiyla Bu İnsanlar Üzerİnde Bİlİmsel Deneyler YapmiŞ Ve Kobay Olarak KullanmiŞtir. Alman Bİlİm Adamlari Klasİk Bİr Alman Prototİpİ Tespİt EtmİŞ Ve Bu Prototİpe Uygun Bİr Alman Irki YetİŞtİrmek Amaciyla İnsan Üreten Çİftlİkler Kurmayi PlanlamiŞ Ancak Yenİlgİye UĞrayinca Bu Projelerİnİ Hayata GeÇİrememİŞlerdİr. Hİtler�İn IrkÇi MİllİyetÇİlİk AnlayiŞi İkİncİ DÜnya SavaŞi�nin Sebebİ OlmuŞ Ve 35 Mİlyon İnsanin ÖlÜmÜyle SonuÇlanmiŞtir. Mİlyonlarca Yahudİ Ve Çİngene Krematoryumlarda İmha EdİlmİŞtİr. Hİtler Tarİh Boyunca İnsanin İnsana YaptiĞi Ezİyetİ Doruk Noktasina ÇikarmiŞtir. IrkÇi MİllİyetÇİlİk AnlayiŞina Bİr DİĞer Örnek Olarak Yugoslavya�yi Verebİlİrİz. Balkanlarda Cereyan Eden Bu Olay IrkÇi MİllİyetÇİlİĞİn İlerİ Bİr Boyutu Olan Mİkro MİllİyetÇİlİk AnlayiŞidir. Mİkro MİllİyetÇİlİk, Soy DiŞinda Dİnsel Mezhepsel Veya Bazi Farkli Özellİkler Nedenİyle İnsanlarin AyriŞtirilmasidir. Eskİ Yugoslavya�yi OluŞturan Topluluklarin BÜyÜk Bİr Kismi Slav Irkindan Gelmektedİr. Zaten Devletİn Adi Olan Yugo-slavya; GÜney Slavlari Demektİr. Slavlarin Ortodoks Olanlarina Sirp, Katolİk Olanlarina Hirvat, Protestan Olanlarina Sloven Ve MÜslÜman Olanlarina BoŞnak Adi VerİlmİŞtİr. Tarİh Boyunca Dİnsel Ve Mezhepsel Farkliliklar, LehÇe Farklariyla Ayni Dİlİ KonuŞan, Ayni KÜltÜre Sahİp Bu İnsanlar Bİr Bİrİnden AyriŞmiŞ Ve Mİkro Mİlletler Halİne DÖnÜŞmÜŞtÜr. Kendİ De Bİr Sirp Olan MareŞal Tİto, Yapay Da Olsa Bu İnsanlari Özerk Cumhurİyetler Halİnde BİrleŞtİrmİŞ, Ancak Tİto�nun ÖlÜmÜyle Bu Bİrlİk Çatirdamaya BaŞlamiŞtir. Hirvatİstan, Slovenya Ve Bosna-herseĞİn Ard Arda BaĞimsizlik İlan Etmesİ İle Devletİn En Kalabalik Unsuru Olan Sirplar IrkÇi Lİder MİlosevİÇ�İn YÖnlendİrmesİyle Önce Hirvatİstan Ve Slovenya Ya Ardindan Da Bosna-hersek�e SaldirmiŞlardir. Almanya�nin Korumasi Altindakİ Hirvatİstan Ve Slovenyaya Pek Bİr Şey YapamamiŞlar Ancak Korumasiz Bosna-hersek�te Tam Bİr Katlİam Yaparak Yİrmİncİ YÜzyilin Son İnsanlik Dramini Sahneye KoymuŞlardir. Ardindan Kosovada Ayni Oyunlari Oynamaya ÇaliŞmiŞlar Ancak Nato�nun Etkİn MÜdahalesİyle DurdurulabİlmİŞlerdİr. Hem Sirplar Hemde BoŞnaklarca Taraf TuttuĞu GerekÇesİyle Vatan Haİnİ İlan Edİlen ÜnlÜ Bestecİ Dragan BregovİÇ�İn �ben Sirpim, EŞİm De BoŞnak Benİm ÇocuĞum Bu Anlamsiz SavaŞin Neresİde Olabİlİr Kİ� SÖzlerİ IrkÇi MİllİyetÇİlİk AnlayiŞinin YolaÇtiĞi İnsanlik Dramini En GÜzel Şekİlde İfade Etmektedİr. MİllİyetÇİlİĞİn Bİr DİĞer Uygulama BİÇİmİ Olan �kÜltÜr MİllİyetÇİlİĞİ� Mİlletlerİn EŞİtlİĞİ Prensİbİ İle Bu MİllİyetÇİlİk AnlayiŞini BenİmsemİŞ Olan Devlet Ve Mİlletlere, Demokratİk YÖnetİm İÇİnde Refah Ve Mutluluk GetİrmİŞtİr. Bu AnlayiŞa En GÜzel Örneklerden Bİrİ İsvİÇre�dİr. İsvİÇre�de Hem İtalyan KÖkenlİ Hem Alman KÖkenlİ, Hem De Fransiz KÖkenlİ İnsanlar YaŞamaktadir. Ancak Bu İnsanlar Farkliliklarini ParÇalayici Bİr Etken Olarak DeĞİl, KaynaŞtirici, ZengİnleŞtİrİcİ Bİr Etken Olarak KullanmiŞlardir. Bu Özellİklerİnden ÖtÜrÜ Ülkelerİnİn Adi Olan Swİtzerland; BariŞ Adasi Anlamina Gelmektedİr. Gene Bu ÇerÇevede BelÇİkada Fransiz KÖkenlİ Vallonlarla, Alman KÖkenlİ Flamanlar Her TÜrlÜ KiŞkirtma Altinda Bİle Demokratİk YÖnetİm Altinda BariŞ Ve KardeŞlİk İÇİnde YaŞamaktadirlar. Amerİka BİrleŞİk Devletlerİ De Bu AnlayiŞin UygulandiĞi Ülkelere GÜzel Bİr Örnektİr. İkİ YÜzyillik Bİr GeÇmİŞİne Ve BarindirdiĞi Bİr Çok Etnİk ÖzellİĞe RaĞmen, Bu Etnİk Özellİklerİ Bİr Ayrimcilik Unsuru DeĞİl, Motİve Edİcİ Özellİk Olarak GÖren Ve Uygulayan Amerİka, Farkli Etnİk Kİmlİklere �amerİkalilik� Bİlİncİ AŞilayarak KÜltÜr MİllİyetÇİlİĞİnİn En GÜzel Örneklerİnden Bİrİnİ VermİŞ Ve ÇaĞdaŞ Bİr Amerİkan Mİlletİ YaratmiŞtir. Her TÜrlÜ KiŞkirtmalara Ve Çekİlen Acilara RaĞmen TÜrkİye Cumhurİyetİ, AtatÜrkÇÜ MİllİyetÇİlİk AnlayiŞi İle ÇaĞdaŞ Ve Modern Bİr TÜrk Mİlletİ YaratmiŞtir. Yaratilan Bu Ortak KÜltÜrle İnsanlarimiz KaynaŞmiŞ Ve Mİllet Olmanin Bİlİncİne UlaŞmiŞtir. Yİrmİncİ YÜzyil, İkİ Ayri MİllİyetÇİlİk AnlayiŞinin ÇaltiŞtiĞi Uygulamara Sahne OlmuŞtur. IrkÇi MİllİyetÇİlİk AnlayiŞi İnsanlari AyriŞtirmiŞ, BÖlmÜŞ, ÇatiŞmalara, SavaŞlara Ve İnsanlik Medenİyetİ�nİn Zedelenmesİne Sebep OlmuŞtur. KÜltÜr MİllİyetÇİlİĞİ İse İnsanlari KaynaŞtirmiŞ Ve İnsanlik İÇİn ÇikiŞ Noktasi Refah Ve MutluluĞu GetİrmİŞtİr. |
| | |
| | #6 (permalink) |
![]() uAntalya Kayıt: 18.09.2008
Mesajlar: 1.909 İtibar Gücü: 28 | Kemalİst HalkÇilik Halk: Halk�i Tanimlamak Çetİn Bİr Sorundur. Bu Ad, Bİrbİrİnden Farkli Sayilabİlecek Kavramlari Belİrtmek İÇİn Kullanilmaktadir. HerŞeyden Önce Bazen �halk� İle �mİllet-ulus� Kavramlari Bİrbİrİne Denk Sayilmaktadir: �bellİ Veya Farkli KÖkenden Gelen Ve Aralarinda Tarİh Ve KÜltÜr BİrlİĞİ Bulunan Bİrarada YaŞama İsteĞİ İle Hayatlarini SÜrdÜren Bİr Toplum� Tanimi Halk Kavramini KarŞilamakla Bİrlİkte, Hemen AnlayacaĞiniz Gİbİ, Mİllet Kavramini Da Belİrtmektedİr. Bu Durumda Halk Kelİmesİne Gerek Yoktur. Mİllet Veya Ulus Adlari Halk Yerİne GeÇebİlİr. O Zaman �halkÇilik�a Da Gerek Kalmaz. MİllİyetÇİlİk Deyİmİ Bu Kavram İÇİn De Kullanilabİlİr. Halbukİ �mİllet�ten Ayri Bİr �halk� Kavrami Vardir. İŞte Bunu Tanimlamak ZorunluluĞundan Kaynaklanmaktadir; Bazen �toplumu YÖnetenler DiŞinda Kalan BÜtÜn Bİreyler�; Bazen �bİr BÜyÜk Topluluk İÇİnde KÜltÜr Ve KÖken Özellİklerİ Bulunanlar�; Kİmİ Zaman �bellİ Bİr KÜltÜr DÜzeyİne YÜkselmİŞ Toplumlarda Bu DÜzeyİ BulamamiŞ ÇeŞİtlİ Tabakalar� Halk Kavrami İÇİne Sokulur. Bu KarŞikliĞa Son Verebİlmek İÇİn Daha Bİlİmsel Bİr Tanim Üzerİnde Durmak Gerekİr: İlkÖnce Halk�i �bİr Ülkede YaŞayan BÜtÜn YurttaŞlarin OluŞturduĞu Topluluk� Olarak TanimlayacaĞiz. Hemen Ardindan Da Mİllet İle Halk Arasindakİ Farki BelİrteceĞİz. Mİllet Somuttan Çok, Soyut Bİr Kavramdir. Mİllet Bİrarada YaŞama İsteĞİ İle YaŞayan İnsanlarin OluŞturduĞu, Manevİ YÖnÜ AĞir Basan Bİr Topluluktur. �mİllet�, Bİreylerİn Bİrarada YaŞama İradelerİnİn İÇİÇe GeÇİp KaynaŞmasindan OluŞur. Halk İse, Somut Bİr Kavramdir. Mİlletİ OluŞturan Bİreylerİn ÇeŞİtlİ Tabakalara Mensup Olduklari Bellİdİr. İŞte Halk DenİldİĞİ Zaman, Belkİ Mİlletİn Üzerİndekİ Manevİ ÖrtÜnÜn Kaldirilmasi İle Ortaya Çikan, YurttaŞlarin ÇeŞİtlİ Kesİmlerİnİ GÖsteren Bİr Tablo Akla Gelİr. BaŞka Bİr DeyİŞle, Mİlletİ OluŞturan İnsanlarin Somut Bİr BİÇİmde GÖrÜlmesİ İle Belİren Topluluk Halktir. BÖylece Mİllet Ve Halk Kavramlari Arasindakİ GerÇekten İnce Fark BelİrtİlmİŞ Olur. HalkÇiliĞa Gelİnce; Bu Kavram Üzerİnde GenİŞ Kapsamli AraŞtirmalar YapilmamiŞtir. Ancak, Özellİkle Xix. YÜzyildan İtİbaren BÖyle Bİr Kavram TaninmiŞ Ve ÇeŞİtlİ Toplumlarda Bİrbİtİnden Ayri Kavram TaninmiŞ Ve ÇeŞİtlİ Toplumlarda Bİrbİrİnden Ayri Sayilacak Uygulamalara GeÇİlmİŞtİr. Bu Farkli Uygulamalara RaĞmen HalkÇiliĞin Bazi Ortak Noktalari OlduĞu Da SÖylenebİlİr: Kanun KarŞisinda EŞİtlİk, Ulusal Egemenlİk Gİbİ. 1789 Yilindan İtİbaren GelİŞen BÜyÜk Fransiz İhtİlalİnİn DÜnyaya SaÇtiĞi Pek Çok DÜŞÜnce Akimi Ve Uygulamalar Arasinda Bu İkİ DÜŞÜncede Vardi. BÖylece, HalkÇilik Uygulamalarinin Bu Önemlİ Tarİhsel Olay Sonunda DoĞup YayildiĞini Kabul Etmek Yerİnde Olur. 2. TÜrkİye�de HalkÇilik: TÜrkİye�de HalkÇiliĞi İncelerken İlk Önce, Bu Kavramin TÜrkİye�de Ortaya ÇiktiĞi Tarİhsel DÖnemlerİ De Belİrtmekte Yarar Vardir. ÖrneĞİn; TÜrk Toplumunda YuttaŞlarin Hukuk Bakimindan Durumlari Nasildi? Osmanli Toplumunda �halk� Ne Anlama Gelİyordu? Ve HalkÇilik Çabalari Nasil BaŞladi? Gİbİ Sorulari ÇoĞaltabİlİrİz. Ama Bu Sorularin Cevabini Da Osmanli DÖnemİnde HalkÇiliĞi İnceleyerek Ortaya Çikarabİlİrİz. Osmanli DÖnemİnde HalkÇilik : Çok Uzun Bİr SÜre, Xix. YÜzyil Ortalarina DeĞİn, Osmanli Devletİnde BelİrttİĞİmİz BİÇİmde Bİr HalkÇilik Uygulamasi BulunduĞunu İlerİ SÜrmek Zordur. Osmanli İmparatorluĞunda Ulusal EgemenlİĞe Dayali Bİr Halk YÖnetİmİ HİÇbİr Zaman Mevcut OlmadiĞi Gİbİ, EŞİtlİk İlkesİ De Xix. YÜzyil Ortalarina Kadar, KaĞit ÜstÜnde Bİle Yazili Bİr Belge GerÇekleŞtİrİlmİŞ DeĞİldİ. Toplumu OluŞturan Bİreyler Arasinda Hukuk Bakimindan EŞİtsİzlİk Olmasi Xix. YÜzyil BaŞlarina Kadar Hemen Her Yerde Vardi. Batidan Örnek Verelİm; Avrupa�da Soylular (asİller, Arİstokratlar) İle Papazlar Ayricalikli İdİler. Devletİn Üst YÖnetİcİlİk Yerlerİne Gelmek Soylularin Hakki İdİ. Ayrica Soylular Ve Papazlar Vergİ De Vermezlerdİ. Buna KarŞilik Devletİn Hemen BÜtÜn YÜkÜnÜ Soylular İle Papazlar DiŞinda Kalanlar Çekerler, BÜyÜk Bİr EŞİtsİzlİk Altinda Ezİlİrlerdİ. Fransiz İhtİlalİ İle Bu Durum Önce Fransa�da Sonra Da Avrupa�da Sona ErmİŞtİ. Osmanli Devletİ�nde İse Bİr �soylular� Sinifi Yoktu. Bu, TÜrk Toplumunun Çok GÜzel Bİr GeleneĞİdİr. Fakat Toplumda BaŞka Farkliliklar Vardi. VatandaŞlar, MÜslÜmanlar Ve MÜslÜman Olmayanlar Olmak Üzere İkİye Ayrilirdi. Devlet Hİzmetlerİne Gİrme MÜslÜmanlara Aİttİ. Sayilari Mİlyonlari Bulan MÜslÜman Olmayanlarin İse BÖyle Bİr Hakki Yoktu. Onlar Ayrica Daha Fazla Vergİ Verİrlerdİ. MÜslÜmanlar İÇİnde İse YÖnetİcİlerle Dİn Bİlgİnlerİ (ulema) Ayricalikli İdİler. Vergİ Vermezlerdİ. Buna KarŞilik YÖnetİcİler PadİŞahin Kulu SayildiĞindan Canlari Ve Mallari GÜvensİzlİk İÇİnde İdİ. Demek Kİ, Osmanli VatandaŞlari Arasinda Hukuk AÇisindan Tam Bİr EŞİtsİzlİk Vardi. Öte Yandan, YÖnetİcİler İle Ulema Bİr SeÇkİnler ZÜmresİ OluŞturduĞundan, Kendİlerİnİn AyricaliĞini Belİrtmek İÇİn Gerİde Kalan İnsanlara �halk� Adini TakmiŞlardi. Kendİlerİnİ DİĞer İnsanlardan Ayirmak İÇİn Bu Yolu SeÇmİŞlerdİ Kİ BÖylece Onlardan AyrilmiŞlardi. Dİvan Edebİyati SeÇkİnlerİn UĞraŞisi İdİ. Sade Bİr TÜrkÇe İle Yazan Şaİrlere �avamİ�, Yanİ �halktan� Derlerdİ. Halk, SeÇkİnlerİn Altinda, Onlara Denk Olmayan Bİr Grup OluŞturuyordu. Xix. YÜzyilin Ortalarina DoĞru İlan Edİlen Tanzİmat Ve İslahat Fermanlarinin Etkİsİ İle Toplum Üyelerİ Arasinda Hukuk EŞİtsİzlİĞİ Bİr ÖlÇÜde YumuŞadi. Ama, �seÇkİnlerle� �halk� Arasindakİ Fark SÜrÜyordu. Bunu Ortadan Kaldirmaya ÇaliŞanlar, Önce Edebİyat Alaninda Sonra Da Polİtİka Alaninda Etkİlİ OlmuŞlardir. İlkÖnce, Edebİyatta Dİlİn SadeleŞerek Hizla Dİvan Edebİyatindan Kopmasi HalkÇiliĞin İlk Belİrtİlerİ Sayilir. Bu Da GenÇ MİllİyetÇİlerİn Eserİ İdİ. Ama Bu YenİlİĞe KarŞi Dİrenenler De OlmuŞtur. SeÇkİn İle Halk Arasindakİ Farkin Bu Kadar Çaba İle Ortadan Kalkmasi MÜmkÜn DeĞİldİ. Esas Halki Da SeÇkİnlerİn DÜzeyİne Getİrme Tedbİrlerİ Almak, Öte Uandan SeÇkİnlerİ De Halkin Dertlerİyle Yakindan Ve GÖnÜlden UĞraŞmaya YÖnlendİrmek Gerektİ. İŞte, Osmanli DÖnemİnİn Sonlarina DoĞru Belİren GerÇekÇİ Edebİyat Akimi Bu İŞİn ÖncÜsÜ Oldu. Bu, SeÇkİn-halk İkİlİĞİnİn Tam Olarak Kaldirilmasi, Ulusal EgemenlİĞİ SaĞlanmasi, Yanİ Halkin Kendİnİ YÖnetİr Duruma Gelmesİ İle MÜmkÜndÜ. Bu Da Ancak Ulusal KurtuluŞ SavaŞi Arasinda GerÇekleŞme Yoluna Gİrecektİr TÜrkİye Cumhurİyetİnde HalkÇilik : Ulusal KurtuluŞ SavaŞi BaŞlarken Mustafa Kemal PaŞa�nin Temel DÜŞÜncesİ Şu OlmuŞtur; Mustafa Kemal PaŞa�ya GÖre BÜyÜk MÜcadeleyİ Kazanmanin Tek Şarti Vardi: SavaŞi Halka İndİrmek, Onu Dava İÇİn Kazanmak. Bu Da Ancak Tek Yolla GerÇekleŞebİlİrdİ. Mİllet EgemenlİĞİne Dayali Yenİ Bİr Devlet Kurarak. İŞte TÜrkİye BÜyÜk Mİllet Meclİsİ 23 Nİsan 1920 GÜnÜ AÇildiĞindan İtİbaren DoĞrudan DoĞruya Halka DayanmiŞ, Halkin MutluluĞunu Kendİne Hedef Olarak AlmiŞtir. 18 EylÜl 1920 Tarİhlİ ÜnlÜ Bİldİrİsİnde TÜrkİye BÜyÜk Mİllet Meclİsİ ŞÖyle Dİyordu: �halkin Hep İÇİnde BulunduĞu Sefaletİn Sebeblerİnİ Kaldirarak, Yerİne Kalkinma Ve Mutluluk Getİrmek Meclİs�İn En BaŞ Amacidir.� BÖylece TÜrkİye BİyÜk Mİllet Meclİsİ Halkin İÇİnden ÇiktiĞi Bİlİncİne VarmiŞtir. BİrkaÇ Yil Öncesİne Kadar Halk Kavramini BÖylesİne GenİŞletmek DÜŞÜnÜlmezdİ Bİle. Zafer Kazanildiktan Sonra Da Bu İlkeye Siki Sikiya SarinilmiŞtir. BÜyÜk Önder Mustafa Kemal PaŞa�nin BelİrledİĞİ Yollardan Bİrİ Olan HalkÇilik İlkesİnİn GelİŞtİrİlmesİne Çaba HarcanmiŞ Ve TÜrk Halkini Bİr BÜtÜn, Ayricaliksiz Bİreylerdan OluŞan Tam Bİrlİk Duruma Getİrmek İÇİn ÇaliŞilmiŞtir. BÜtÜn Bu ÇaliŞmalara Örnek Olan, AtatÜrk�Ün DÜŞÜncelerİdİr. Bu Nedenle, O�nun HalkÇilik AnlayiŞini GÖrmek Gerekİr. Ulusal Egemenlİk Ve AtatÜrk : Ulusal BaĞimsizlik SavaŞinin Anayasasi Mustafa Kemal�İn �hakİmİyet Kayitsiz Şartsiz Mİllete Aİttİr� SÖzÜnde Özetlenİr. Bu CÜmleden Kaynaklanmayan Her Madde Ve Kanun Mustafa Kemal�İn KurmuŞ OlduĞu Devletİn DiŞina DÜŞer. Cumhurİyet İnkilaplari Bu Maddenİn IŞiĞi Altinda DeĞerlendİrİlmelİ; Devletİn TÜrÜ, KaynaĞi Ve AmaÇlari Bu Maddeden Çikarilmalidir. Cumhurİyet Kavrami Mustafa Kemal�İn BaĞimsizlik SavaŞinin YÜreĞİne YerleŞtİrdİĞİ Bu SÖzle Yenİ Bİr Anlam Kazanir. Her TÜrlÜ Sinif, ZÜmre EgemenlİĞİnİ DiŞatda Birakir. HİÇbİr Kuvvet, Ne Devletİ Kolay Alabİlİr Ve Ne De Ona Rakİp Veya KarŞi Koyabİlİr. TÜrkİye�nİn İÇİne DÜŞtÜĞÜ Bunalimli Yillarda; �hakİmİyet Kayitsiz Şartsiz Mİlletİndİr� İlkesİnİn Bu Tek Maddenİn, Bİlerek Veya Bİlmeyerek Sonradan DeĞİŞtİrİlen Anayasalarin Maddelerİ Arasinda Bİr SiĞinti BİÇİmİne Sokulmasinin Payi Vardir. Hem AtatÜrkÇÜ Olmak, Hem De O�nun Adini Her Yerde SÖmÜrÜ Konusu Yapmak Ve Fakat TÜrkİye Cumhurİyetİnİn YÜreĞİne YerleŞtİrdİĞİ �hakİmİyet Kayitsiz Şartsiz Mİlletİndİr� SÖzÜnÜ Kapi AraliĞinda Birakmak Olmaz. Mustafa Kemal İÇİn Önemlİ Olan Halk Devletİnİn EgemenlİĞİdİr. Onca Cumhurİyet Ve İnkilaplarinin Bİr BÖlÜmÜ Hİlafet Ve Saltanata KarŞi Bİr Antİtez Olarak Ele AlinmiŞtir. ÇÜnkÜ Bİr Soyun Devlete Egemen Olmasi �hakİmİyet Kayitsiz Şartsiz Mİlletİndİr� Prensİbİne Aykiridir. Bu CÜmle Ayni Zamanda Hİlafet Ve Saltanatin Çevresİnde YapilanmiŞ BÜtÜn Kurum Ve DeĞerlerİ De Hedef Alir. AtatÜrk İnkilaplarina Bu AÇidan BaktiĞimiz Zaman ÖnÜmÜze Yepyenİ Bİr Ufuk AÇilir. Nsdil Bİr Ülkede İkİ HÜkÜmdar Olamazsa, EgemenlİĞİn De BÖlÜnemeyeceĞİ DÜŞÜncesİ Mustafa Kemal�İn ŞaŞmaz Ve Sarsilmaz ÖngÖrÜsÜnÜn Sarsmaz Ve Sarsilmaz Ana ÇikiŞ Noktasiydi. Bunun Batidakİ �genel İrade� Ve �halk İradesİ� Kavramlariyla Ve Bati Burjuva Demokrasİsİ Uygulamalari İle İlgİsİ OlmadiĞi Gİbİ, Bİzdekİ MeŞrutİyet Anayasalari İle De Bİr BaĞlanrisi Yoktur. Mustafa Kemal Bu Konunun Tam Bİlİncİne Sahİptİr. Halk EgemenlİĞİnİn Anlami : Batida Halkin EgemenlİĞİ Fİkrİ Kuramsaldir (teorİktİr) Ve Polİtİka Felsefesİnİn Bİr Dİsİplİnİdİr. Mustafa Kemal�de İse Egemenlİk, Kuramsal DeĞİl, Uygulama Ve GerÇektİr. Sİyasal DeĞİl Toplumsal ÖzÜ Alan Bİr Kavramdir. Cumhurİyet İse Rejİmle İlgİlİ Bİr Sorundur. Batida Cumhurİyet Kavrami Burjuva Sinifinin Ne Amaci Ne De Varolma KoŞulu İdİ. Onlar İÇİn Önemlİ Olan Hangİ Rejİm BİÇİmİ Olursa Olsun Sİyasal YÖnetİmİ Ele GeÇİrmek Ve Onu Kendİ SÖmÜrÜlerİnİn ÖzgÜn Bİr Araci Halİne Getİrmektİ. 1789 Fransiz İhtİlalİ BÜtÜn Toplumsal Siniflarin KatildiĞi Ve YÖnetİmİ Elİnde Tutan Soylu Sinifin AlaŞaĞi EdİldİĞİ Ortak Bİr İdeal İdİ. Burjuva Sinifi YÖnetİme Gelebİlmek İÇİn İŞÇİ Ve KÖylÜ Siniflarini ÖzgÜrlÜk EŞİtlİk, KardeŞlİk Sloganlarinin TuzaĞina DÜŞÜrmÜŞtÜ. Kral OlmuŞ-olmamiŞ, KalmiŞ-kalmamiŞ, Onlarin Umrunda DeĞİldİ. Onlarin Amaci Kralin Sİyasal GÜcÜnÜ BÖlmek Ve Parlamento AraciliĞi İle DÜnya Pazarlarini Ele GeÇİrecek Yenİ Bİr Sİyasal GÜcÜ GerÇekleŞtİrmektİ. Bu Bulanik DÜzenİn MeŞruluĞunu SaĞlamak İÇİn Aldatilan İŞÇİ Ve KÖylÜ Siniflarinin AĞzina "�emokrasİ"�lafi Batidakİ Kavga Ne Halkin EgemenlİĞİ, Genel İrade Sorunu Ve Ne De Cumhurİyet Rejİmİ Kavgasi OlmuŞtur. Bunlarin Yerİne Siniflar Arasi Dengeyİ SaĞlamak Anlamina Parlamento Ve Demokrasİ Kavrami AlmiŞtir. EgemenlİĞİn Kayitsiz KoŞulsuz Halkta OlduĞu Ve Halk İradesİ Gİbİ SÖzcÜkler Bunlarin Kuramini Yapan Roassesu Gİbİ Fİlozoflarin Kİtaplarinda, Burjuva Demokrasİlerİ İÇİn GerektİĞİnde BaŞvurulan Bİr DÜŞÜnce Fantazİsİ Olmaktan Öteye GİdememİŞtİ. İŞİn İlgİnÇ YÖnÜ Fransiz Devrİmİnde Cumhurİyet Dİye Bİr Kavramin Devrİm Sloganlari Arasinda BulunmayiŞidir. Fransiz Halk DÜŞÜncesİnde CumhurİyetÇİlİk Kavraminin GelİŞmesİnİ İnceleyen Bİr Fransiz Yazari �1790 Yillarinda CumhurİyetÇİ Bİr Eylem Asla SÖzkonusu DeĞİldİ� Der. Ve �İlk Cumhurİyet� Adli Bİr Partİ Kuranlar Hakkinda Şu Dİkkate DeĞer Bİlgİlerİ Verİr. �bİr Kadin Yazar, YÜksek ÖĞrenİm YapmiŞ Bİr KİŞİ İle Bİr Avukat Ve BİrkaÇ SerÜven Meraklisindan İbaret Olan CumhurİyetÇİ Partİnİn Xvi. Luİ�nİn KaÇmasindan Sonra PopÜler Bİr DeĞer KazandiĞini SÖyler.� �ve BÖylece İlk Defa Ülkenİn Kralsiz Da YÖnetİlebİleceĞİ DÜŞÜncesİnİn Halkta Yayginlik KazandiĞini� İlerİ SÜrer. Genel İrade, Demokrasİ Ve Cumhurİyet Kavramlarinin Yenİ ÇaĞda En BÜyÜk Kuramcilarindan Bİrİ Olan Rousseau, GerÇektebati Demokrasİlerİnde Ve Cumhurİyet İdarelerİnde Asla Yerİ Olmyan Onlarin YÖnetİm Ve AnlayiŞ BİÇİmlerİnde Ters DÜŞen Bİr İsİmdİr. Rousseau�nun �genel İrade��sİ Yerİnİ Oy ÇoĞunluĞuna BirakmiŞtir. Burjuva Sinifini Egemen Kilan Parlamenterİzmİn Adina Da Demokrasİ DenİlmİŞtİr. Rousseau�nun DÜŞledİĞİ Demokrasİ İse, Kendİsİnİn Deyİmİ İle �tanrilardan İbaret Bİr Ulus Olsa İdİ Demokrasİ MÜmkÜn Olurdu.� SÖzÜnde Anlatimini Bulan Sinifsiz Bİr Demokrasİdİr. Sosyal Siniflarin Bİr Arada VarliĞini SÜrdÜrdÜĞÜ Bİr Toplumda (kİ Oy Mekanİzmasi Sİyasal Partİler AraciliĞi İle İŞler.) Genel İradenİn, Toplum Veya Ulus İradesİnİn GerÇekleŞmesİnİ Akil DiŞi GÖrÜr Rousseau. GerÇekte Rousseau�nun Genel İrade Kavrami, Genel İradenİn DevredİlmeyeceĞİ Savi Bİr Anlamda AtatÜrk�Ün �egemenlİk Kayitsiz Şartsiz Mİlletİndİr� SÖzÜnde Toplumsal Bİr İÇerİklİk Kazanir. ÇÜnkÜ, Rousseau �devlet İÇİnde Kendİsİnİ Develet Halİne Getİren Her TÜrlÜ Sinif Bİrlİk, Dernek Ve Çikar Gruplari Kaldirilmalidir� Der. Onun DÜŞledİĞİ Devletİn Amaci, �devlet Benİm� Dİyen HİÇbİr Özel ÖrgÜtÜn Ve Grubun Olmamasini SaĞlamktir. Halk İradesİnİ SaĞlikli Olarak GerÇekleŞtİrmek Ve Onun SÖmÜrÜlmesİne Olanak Birakmamak İÇİn, Rousseau, ŞÖyle Bİr DÜŞÜnce İlerİ SÜrer: �seÇenler İle SeÇİlenler ÖrgÜtsÜz Bİreyler Olarak, Bİrbİrİnİn KarŞisinda Bulunursa, Oy Verİlİrken Özel Çikarlar KendİlİĞİnden KalkmiŞ Olur.� �Özel Çikar�lara Olanak SaĞlanmadiĞi Zaman �gelenek Çikar� DÜŞÜncesİ KendİlİĞİnden Meydana Gelİr. Genel İradenİn Memurlari Olan Adaylar Tek BaŞina, BaĞimsiz DeĞİl De Siniflarin Ya Da Partİlerİn Adina Hareket Edecek Olurlarsa, KaÇinilmak İstenen Tehlİke BaŞgÖsterİr. O Zaman, Verİlen Oylar İstenİlen Sonuca UlaŞamaz. Zİra Özel Bİr Sinif Ya Da ZÜmrenİn Çikarlari �genel İrade� Adina ÇoĞunluk KazanmiŞ Olur. Bu Durum DiŞarda Kalanlarin Ve ÇoĞunluk Kazanmayanlarin DÜŞÜncelerİnİ İÇermez. BaŞka Bİr Deyİmle �genel İrade�nİn Yerİne ÇoĞunluĞun İradesİ GeÇer. Kuskusuz Rousseau Nu DÜŞÜncelerİnİ Ortaya Atarken, ÇaĞinin Toplumsal Ve Ekonomİk GerÇeklerİnİ DÜŞÜnmemektedİr. Toplumu Teker Teker Bİreysel İradelerİn Toplami Olarak GÖrmektedİr. Rousseau, �toplum SÖzleŞmesİ� Adli Eserİnde Mustafa Kemal PaŞa�nin Deyİmİyle Bİr Bunalima DÜŞmektedİr. �genel İrade�nİn SeÇen İle SeÇİlenlerİn Bİrbİrİnİ TanidiĞi Şehİr Devletlerİnde Ancak GerÇekleŞeceĞİnİ SÖylemekle Bİr ÇÖzÜm Yolu Bulmaya ÇaliŞmaktadir. Ve Sinifsiz. Özel MÜlkİyetsİz Bİr Toplumu Gelecekte DeĞİl, GeÇmİŞte, İlkellİĞe DÖnmekte Aramaktadir. �İnsanlar Arasindakİ EŞİtsİzlİĞİn KaynaĞi� Adli Yapitinda �bİr Toprak ParÇasini Çİtle Çevİrİp Bu Benİmdİr� DendİĞİ Anda �İnsanliĞin Drami BaŞlamiŞtir� Dİyen Rousseau Çİtİ SÖkeceĞİ Yerde Çİtİn Dİkenlerİne Takilarak Bİlİm Ve Sanatlardakİ GelİŞmenİn İnsanliĞi MutsuzluĞa SÜrÜkledİĞİnİ Yana Yakila SÖylemekle Yetİnİr. Ve �halk İradesİ� Kavraminin Gerİsİnde BÖyle Bİr Karamsarlik Yatar. Mustafa Kemal�İn �egemenlİk Kayitsiz Şartsiz Mİlletİndİr.� SÖzÜ İnkilapÇi Bİr Mesaj İÇerİr. �kayitsiz Şartsiz� SÖzÜnde Her TÜrlÜ Engelİ Kaldirmaya Kararli Bİr İrade, Bİr İnkilapÇi Atilim SÖz Konusudur. Ne Onun KurduĞu Cumhurİyet Batidakİlerle Akraba Ve Ne De O�nun �teŞkİlat-i Esasİye Kanunu� Bati Anayasalariyla Ayni Soydandir. Mustafa Kemal Bu Atilimda SÜreklİlİĞİ SaĞlamak İÇİn, Ulusun EgemenlİĞİne Bİr Temel Nİtelİk KoymuŞtur: İnkilapÇilik. Yerİ GelmİŞken Burada Şu Noktayi Belİrtmekte Yarar Var. AtatÜrk İnkilapÇiliĞinin İÇerİĞİnde İkİ ÖĞe Vardir: 1. TÜrk Toplumunu ÇaĞdaŞ Uygarlik Sevİyesİne UlaŞtirmak İÇİn SÜreklİ YenİlİkÇİ Atilimlar. 2. Halk EgemenlİĞİne KarŞi Gelebİlecek Her TÜrlÜ Tehlİkeye Set Çekmek. Nİtekİm Saltanara KarŞi Cumhurİyet Hİlafete Ve HertÜrlÜ Dİnsel YÖnetİme KarŞi Laİklİk Bİr Baraj Olarak KonmuŞtur. Bu Nedenle Laİklİk Halk EgemenlİĞİnİn DeĞİl Devletİn Bİr NİtelİĞİdİr. Cumhurİyet Ve Laİklİk, Gerİye DÜnÜŞÜm Yolunu KesmİŞtİr. Yapilan BÜtÜn İnkilaplar Bu İkİ AÇidan DeĞerlendİrİlmelİdİr. AtatÜrk BÜyÜk Nutkunun Sonunda GenÇlİĞe SeslenmİŞtİr. Bu SeslenİŞle, AtatÜrk GenÇlerİ, Gerİye DÖnÜŞÜ Durduran Koruyucular Olarak DÜŞÜnÜr. Bu Bakimdan BaĞimsizlik SavaŞi Önderİ Mustafa Kemal�İn TÜrkİye BÜyÜk Mİllet Meclİsİ BaŞkani NİtelİĞİ, CumhurbaŞkani NİtelİĞİ, CumhurbaŞkani NİtelİĞİnden Önce Gelİr. Bu Bakimdan BaĞimsizlik SavaŞinin Amaci İle �hakİmİyet Kayitsiz Şartsiz Mİlletİndİr�, SÖzÜnÜ Bİrbİrİnden Ayri DÜŞÜnmek Olanaksizdir. �hakİmİyet Kayitsiz Şartsiz Mİlletİndİr�, SÖzÜ BaĞimsizlik SavaŞi Ve Mustafa Kemal�İn Kendİsİ Bİzdekİ �cumhurİyet� Kavramindan Soyutlanamaz. Cumhurİyet Kavrami Bati Burjuva Demokrasİlerİnde Bİzden Farkli İÇerİkte Olan Bİr Kavramdir. EĞer GerÇekten Batida Cumhurİyetler, Mustafa Kemal�İn KurduĞu Cumhurİyetİn Nİtelİklerİnİ TaŞimiŞ Olsaydi; Ne Demokrasİnİn En İyİ UygulandiĞi İngİltere�de BaŞta, Bİr Kral Bulunur Ve Ne De İmparatorluĞunu İlan Eden Napolyon�a ÖzgÜrlÜkÇÜ Ve CumhurİyetÇİ Fransa AlkiŞ Tutardi. AtatÜrk�Ün KurduĞu Cumhurİyette Kİ Halk EgemenlİĞİ İse, Ruhla Beden, Canla-ten Gİbİ Bİrbİrİnden Ayrilmaz Bİr BÜtÜndÜr. Onun Kurulmasina Ne Sinif SavaŞlari, Ne De DÜnya Pazarlarini Ele GeÇİrmek İsteyen Emperyalİst Bİr Tutku Neden OlmuŞtur. ÇÜnkÜ Onun Temelİnde Erzurum Ve Sİvas Kongrelerİ, Ankara BÜyÜk Mİllet Meclİsİ Olgusu Ve Emperyalİzme KarŞi Ayaklanan Bİr Halk Hareketİ Yatmaktadir. AtatÜrk�Ün ÖlÜmÜnden Ve Ii. DÜnya SavaŞi�ndan Sonra, Devlet YaŞamimizda AtatÜrk İsrafindan En Az Saltanat Ve Hİlafet Kadar Sert Bİr EleŞtİrİye Tabİİ Tutulan Bati YanliŞi Parlamenterİzm Ve Anayasacilik, Yenİden GÜndeme Getİrİldİ. Ve Onun İnkilaplarini Ve İlkelerİnİ AltÜst Ettİ. Devletİ BoŞluĞa, Cumhurİyetİn Koruyucusu Ve BekÇİsİ Olan GenÇlİĞİ KarmaŞaya, Hakİmİyetİn Kayitsiz, Şartsiz Temsİlcİsİ Olan Parlamentoyu DevletsİzlİĞe SÜrÜkledİ. Parlamenterİzm Ve Anayasacilik, Yenİden GÜndeme Getİrİldİ. Ve Onun İnkilaplarini Ve İlkelerİnİ AltÜst Ettİ. Devletİ BoŞluĞa, Cumhurİyetİn Koruyucusu Ve BekÇİsİ Olan GenÇlİĞİ Karmasaya, Hakİmİyetİn Kayitsiz, Şartsiz Temsİlcİsİ Olan Parlamentoyu DevletsİzlİĞe SÜrÜkledİ. AtatÜrk Ve Halk AtatÜrk�Ün BÜtÜn İnkilaplari Ve Onlardan Daha Önemlİsİ İnkilapÇi Ruhu Halk Kavramindan Özetlenİr. Halk Onun İÇİn Demogojİk Bİr SÖz DeĞİldİr. Onun Bİr NİtelİĞİ, Bİr Eylemİ Vardir. Halk, Eylemlerİnİn OlduĞu Her Yerde Halk Yoktur. ÇoĞu Zaman Halk Adina Eyleme GeÇen, Bİr Kadro SÖz Konusudur. Bu Kadrolar Genel Olarak Toplumun Bİr Kesİmİnİ Temsİl Eder. Ya ÇaliŞan Sinifin Haklarini Savunur Ya Da ÇaliŞtiran Sinifin, Buna GÖre DÜnya İkİ İdeolojİk Kampta Toplanir. AtatÜrk�Ün Bu İkİ DÜnya Ve Toplum GÖrÜŞÜ KarŞisinda Yerİ Neresİdİr? GerÇekleŞtİrmek İstedİĞİ Nasil Bİr Toplumdur? Bu Sorunun Cevabini İnkilaplarin DiŞ GÖrÜnÜŞlerİnden Çok AmaÇlarindan Çikarmak Gerekİr. Onun İÇİn Önemlİ Olan Devletİn İÇerİĞİnde Bulunan Halk Kavramini SaĞlam, Sarsilmaz Ve Bİr Daha Gerİye DÖnÜŞmez Bİr GÜvene KavuŞturmaktir. Bu İÇerİĞİn KÖk Salmasi İÇİn, Devletİn, Bu NİtelİĞİnİ Bozacak Tehlİkelere KarŞi Uyanik Bulunmasi Gerekİr. Eskİyİ Dİrİltme Çabalarina KarŞi Da Bİr Takim Kesİn Önlemler Alinmasi Zorunludur. AtatÜrk�e GÖre İnkilap AmaÇ DeĞİl, AraÇtir. DeĞİŞmez Tek AmaÇ Halk EgemenlİĞİdİr Ve Halkin Devletİnİ Kurmaktir. Adi Ne Olursa Olsun Bu Halk Devletİnİn NİtelİĞİ DeĞİŞmemelİdİr. Onun HalkÇiliĞina Ne DoĞu�da, Ne De Bati�da Bİr Kaynak Aramak BoŞunadir. AtatÜrk�Ün KurmuŞ OlduĞu Devletİn Temelİnde Ne �halkin Halk İÇİn, Halk Tarafindan YÖnetİmİ.� Ve Ne De �halka RaĞmen Halk İÇİn� YÖnetİm SÖz Konusudur. Bunlari Bati Demokrasİlerİnİn Kendİ İÇİndekİ Kavgalari Dİle Getİrİr. Bu İkİ Deyİmden Bİrİnİn Gerİsİnde Bati Burjuva Demokrasİlerİ, DİĞerİnİn Gerİsİnde IrkÇilik Yatar. Her İkİsİ De Emperyalİst Olmakta BİrleŞİr. AtatÜrk�Ün KurduĞu Cumhurİyetİn Ve Halk EgemenlİĞİ AnlayiŞinin Bunlarla Uzak-yakin Bİr BaĞlantisi Yoktue. Bati Ambalajli Bİr Demokrasİyİ Aklinin Ucundan GeÇİrmez. İnkilaplarina Bati Burjuva Demokrasİlerİ İÇİnde Soy Aramak Da BoŞunadir. Tutuculara KarŞi AlmiŞ OlduĞu Olumsuz Tavir, O�nun Kaba Bİr Kiyasla Tanzİmat TaklİtÇİlerİnİn Bİr Devamcisi Gİbİ, GÖrÜnmesİne Neden OlmuŞtur. Bunun SuÇunu AtatÜrk�te Aramaktan Çok, TaklİtÇİlİĞe Ve BaticiliĞa Yatkin Kİmselerİn YanliŞ Yorumunda Aramak Gerekİr. Halkla BÜtÜnleŞmek: AtatÜrk�Ün KurduĞu Devlet TÜrÜ Ne �halkin Halk İÇİn Halk Tarafindan YÖnetİmİ� Ve Ne De �halka RaĞmen Halk İÇİn� Dİr. �hakİmİyet Kayitsiz Şartsiz Mİlletİndİr� SÖzÜnÜn İÇerİĞİnde �halkla Beraber Halk İÇİn, Bİr BaŞka Deyİmle, Halkla BÜtÜnleŞmek Anlami Vardir. Halkla BÜtÜnleŞen Bİr Devlet AnlayiŞinda Toplumsal Siniflar Yerİne Ortak Bİr Sorumlulukta, HİyerarŞİk Bİr TabakalaŞma SÖz Konusudur. O�nun GerÇekleŞtİrmek İsteĞİ �halk Devletİ, Totalİter DeĞİl, Otorİter Bİr Özellİk TaŞir. EgemenlİĞİn Somut GÖrÜnÜŞÜ Olan BÜyÜk Mİllet Meclİsİ Ve Onun Otorİtesİ Ne Sosyal Siniflarin, Bati�da OlduĞu Gİbİ, DengelendİĞİ Bİr Parlamento Ve Ne De Çikar Gruplarinin At KoŞturduĞu Bİr Meclİs Olabİlİr. Yukarida İlerİ SÜrdÜĞÜmÜz Tezlerİ AtatÜrk�Ün DÜŞÜncelerİyle Desteklemek İsterİz. Bunu Yaparken MÜmkÜn OlduĞu ÖlÇÜde O�nun DayandiĞi Temel Kavramlara Dİkkat Etmekte Tİtİzlİk GÖstermeye ÇaliŞacaĞiz. AtatÜrk�Ün �hakİmİyet Kayitsiz Şartsiz Mİlletİndİr� SÖzÜnÜ Kendİ AÇiklamalariyla Kanitlarken Kendİmİzİ KİŞİsel Yorumlardan, GÜcÜmÜz YettİĞİ ÖlÇÜde, Uzak Tutmaya ÇaliŞacaĞiz. ÇÜnkÜ AtatÜrk Hakkinda Kİtap, BroŞÜr, Makale Yazanlarin ÇoĞu Kendİ DÜŞÜncelerİne Ve GÜnÜn Polİtİkasina GÖre O�nu Yorumlamak EĞİlİmİndedİrler. ÇoĞulcu Demokrasİye İnananlar Onun En BÜyÜk İdealİnİn Demokrasİ OlduĞunu SÖylerler. Totalİter Bİr Rejİmİn Özlemİnİ Çekenler Onda Hİtler, Musolİnİ Gİbİ Bİr DİktatÖr Hayal Ederler. Kİmİsİ O�nu Batinin Bİr Kopyasi Olarak GÖrÜr, Kİmİsİ Amerİkan Ambalajina Sarmak İster. Kİmİsİ De Uydurma HadİscİlİĞe Sivanir. BÖylece GÜn GeÇtİkÇe AtatÜrk�Ü Anlamanin Ve Yorumlamanin Yerİnİ �atatÜrk�Ü Kullanma� Gİbİ Çİrkİn Ve Tehlİkelİ Bİr Gelenek AlmiŞtir. AtatÜrk BÜtÜn DÜŞÜncelerİnİ TÜrk Toplumunun GerÇeklerİ ÜstÜne Kurar. Toplum GerÇeklerİ O�nun Tek Ve ŞaŞmaz YÖnetİmİdİr. BÜtÜn EleŞtİrİlerİnİ, BÜtÜn Kanitlarini �sosyolojİ Bİlİmİ� AÇisindan DeĞerlendİrİr. O�nun En GÜvendİĞİ Bİlİm. BİÇİmsel Kurallardir. Kendİsİne Muhalefet Edenlerİn ÇoĞu Hukuk Kurallarinin Zirhina BÜrÜnÜrler. AtatÜrk�Ün Halk, Devlet Ve HÜkÜmet Kavramlari KarŞisinda AlmiŞ OlduĞu Remel Tutumu 1921 Yili Aralik Ayinin BaŞinda Mersİn Mİlletvekİlİ Selahattİn Ve ArkadaŞlarinin �bakanlar Kurulunun GÖrev Ve Yetkİlerİnİ Belİrten Kanun Teklİfİ� MÜnasebetİyle Meclİste YaptiĞi Uzun KonuŞmada Buluruz. AtatÜrk�Ün Toplum, Devlet, Meclİs Ve Halk Hakkindakİ GÖrÜŞÜnÜ Özetleyen Bu KonuŞmasinda İlgİnÇ Olan Yer, KurduĞu Devletİn Plan, Program Ve Sinirlarini Kesİn Bİr AÇikliĞa KavuŞturmuŞ Olmasidir. SÖzlerİ, DÜŞÜncelerİ O GÜn OlduĞu Gİbİ BugÜn De, TÜrk Toplumunun GeleceĞİ İÇİn De GeÇerlİdİr. AtatÜrk�Ün Toplumsal GÖrÜŞÜ : O KarŞisina Taklİt Yoluyla Çikan Hukuk Kurallarina Hep �İlmİ İÇtİma�in Verİlerİnİ Kanit Olarak Çikarmaktadir. Fakat O�nun �İlmİ İÇtİma�dan AnladiĞi Şey, Toplumda �cÜzİ�İ� Olarak Var Olan Ve Kendİsİnİ DİĞer Toplumlardan Ayiran Özellİklerdİr. Bununla Ne Zİya GÖkalp�İn Durkheİm Sosyolojİsİne Ve Ne De Sabahattİn Bey�İn SavunduĞu Le Play Okulunu Anlamak MÜmkÜndÜr. Emperyalİzmle, Kapatİlİzmle SavaŞi Uygun GÖren Bİr MesleĞİ Takİp Eden İnsanlarin SÖznÜ Bİr Çok SÖylev Ve DemeÇlerİnde VurguladiĞina Ve Tarİhe Ön Planda Yer VermİŞtİr. Emperyalİzmle, Adi Üzerİnde Kapİtalİzmle SavaŞ Sİyasal DeĞİl, Ekonomİktİr. Bu SavaŞ Kapİtalİze KarŞi, SÖmÜrÜlen Ülkelerİn Ayaklanmasi Anlamina Gelİr. Mustafa Kemal Hem SÖmÜrÜlen Hem De Yok Edİlmek İstenen Bİr Ulusun Önderİdİr. Bunu BÜtÜn DÜnya Da BÖyle Bİlmekte Ve BÖyle Bİlmekte Ve BÖyle Yorumlamaktadir. Gerek Zİya GÖkalp Ve Gerekse Sabahattİn Bey Bu Kasirgali DÖnemde, Üstelİk SaĞ Olduklari Halde, BÖyle Bİr AnlayiŞa Ve Bİlİnce Sahİp DeĞİldİr. Bİrİsİ Osmanliya KarŞi, Burjuva UlusculuĞunu, YanliŞ Bİr Tarİh AnlayiŞiyla Ülkeye Temellendİrmek Sevdasindadir. DİĞerİ KurtuluŞa Ancak �Özel GİrİŞİm�e Sahİp Bİreyle YetİŞtİrmekte Yanİ Burjuva Sinifinin Palazlanmasinda Aramaktadir. AtatÜrk�Ün Asil Dehasi Tarİhsel Bİlgİnİn YaŞantisi Ve Mİrasiyla DonatilmiŞ Olarak Topluma Bakmasindadir. Onun Halk Ve Halk HÜkÜmetİ Hakkinda SÖyledİklerİ Ve DÜŞÜndÜklerİ Yaninda, Zİya GÖkalp�İn HakÇiliĞi Folklorİk Bİr Malzeme Olarak Kalmaktadir. EĞer Zİya GÖkalp �tÜrkÇÜlÜĞÜn Esaslari� Adli Kİtabinda, Halk Ve Halk KÜltÜrÜ Hakkinda SÖyledİklerİnİ Bİr Yana İterek HalkÇiliĞini �hakİmİyet Kayitsiz Şartsiz Mİlletİndİr� SÖzÜndekİ Anlama Ve AÇiya Dayandirsaydi, DÜŞÜncesİ SaĞlam Bİr İdeolojİk Temele KavuŞma OlanaĞi Bulurdu. 3. HalkÇilik Ve Laİklİk Laİklİk İlkesİ, Çok Az Toplumda Bİzde OlduĞu Kadar Önem KazanmiŞtir. Bunun Nedenİnİ AÇiklamadan Önce Laİklİk Kavraminin Batida Nasil Ortaya ÇiktiĞi Üzerİnde Kisaca Durmak Gerekİr. Laİklİk Kelİmesİ, Genel Olarak Dİnsel Olmayan Anlamina Gelİr. �laİcos�, Latİncede �halka Aİt� Demektİr. ÖrneĞİn, BÜtÜn ÇaĞdaŞ DoĞa Bİlİmlerİ Bu Nİtelİktedİr. Laİklİk Kavraminin Toplum YaŞaminda Bİrden Ön Plana GeÇİŞİ 19. YÜzyildan Sonradir. DÜŞÜncenİn Dİnden BaĞimsiz Olmasi Gİderek ÖĞretİm Ve EĞİtİmİn Laİk Olmasini Zorunlu KilmiŞtir. ÇÜnkÜ ÖĞretİm, EĞİtİm Kİlİsenİn Tekelİnde İdİ. DÜŞÜnceye De Dİnsel EĞİtİm BİÇİm Verİyordu. Dİn İnanca, DÜŞÜnce İse Akla Dayanir. Her İkİsİnİn De Alani Ayridir. Bİrİnİ DİĞerİne İndİrgemek Olanaksizdir. Öyleyken, Uzun YÜzyillar, Dİn, DÜŞÜncenİn BÜtÜn Alanlarina Egemen OlmuŞ Ve Kendİsİne Zarar Verecek Her DÜŞÜncenİn KarŞisinda Yer AlmiŞtir. İnsanlik Tarİhİnde HİÇbİr Zaman DÜŞÜnce Dİn İŞlerİne KariŞmadiĞi Halde, Dİn SÜreklİ Olarak DÜŞÜnceyİ Rahatsiz EtmİŞ Sinirlar KoymuŞ Ve Kendİ Otorİtesİnİ Toplumsal, Polİtİk, KÜltÜrel Ve Bİlİmsel BÜtÜn Alanlara Yaymak İstemİŞtİr. Demek Kİ Laİklİk, Dİnİn Saldirgan Ve Emperyalİst Tutumuna KarŞi DÜŞÜncenİn YapmiŞ OlduĞu �baĞimsizlik SavaŞi�dir. ÇoĞu Zaman Dİn Polİtİk Otorİteyİ Elİnde Tutarak Teokrasİde OlduĞu Gİbİ Veya Onunla Ortak Olarak DÜŞÜnceyİ Bİr Parya Ve Serf Halİne GetİrmİŞtİr. DÜŞÜnce İse, Tarİhİn HİÇbİr DÖnemİnde BÖyle Sİyasİ Otorİte İle Bİr Ortaklik KuramamiŞtir. ÖzÜ Otorİteye ElverİŞlİ DeĞİldİr. DÜŞÜncenİn Ayri Bİr ÜrÜnÜ Olan Bİlİm Ancak Kendİ Zorunluklari (determİnİzm) Kanununa BaĞlidir. Bİrİsİ �olan�i �ce Qui Est- İnceler. Olmasi Gerekenİ (ce Qui Doit Etre). İse Ahlak Alanina Birakir. Batida Genel Olarak ÖĞretİm Ve EĞİtİm Kurumlari Dİnsel Bİr KaynaĞa Dayaniyordu. Kİlİse İle Polİtİk Otorİtenİn ÇatiŞmasi, Krallarin Dİrenmesİ Sayesİnde ÇÖÜzmlenmİŞ, İsa�nin �allahin Hakkini Allah�a, Kayzer�İn Hakkini Kayzer�e Verİnİz� SÖzÜne Uygun Olarak Devlet Sona ErmİŞtİr. Orada Laİk Devlet HrİstİyanliĞin ÖzÜne Aykiri DeĞİldİr. Oysa Dİn DÜnyayi Etkİsİne AlmiŞ Ve Kİlİse Otorİtesİ Altinda Krallari Toplayan Bİr Papa İmparatorluĞu KurmuŞtur. BaĞimsiz Kralliklarin DoĞmasi, Dİn Ve Devlet İŞlerİnİn Ayrilmasi Laİklİk Kavraminin BayraĞi Altinda Yapilan Bİr SavaŞ DeĞİldİr. Laİklİk Kavrami On Dokuzuncu YÜzyilda Ve Özellİkle Fransa�da ÜÇÜncÜ Cumhurİyet�İn Kurulmasiyla Ortaya Çikti. Burada SÖz Konusu Olan ÖĞretİm Ve EĞİtİmİn LaİkleŞmesİydİ. ÖĞretİm Ve EĞİtİmİn SaĞlam Bİr Temele Oturtulabİlmesİ İÇİn Dİnsel Ahlakin Yerİne, Laİk Bİr Ahlak EĞİtİmİnİn GeÇmesİ Gereklİ İdİ. Durkheİm, Ahlak EĞİtİmİ Adli Yapitinda, Bunun SanildiĞi Kadar Kolay OlmadiĞini, Dİnİn Otorİtesİ Kadar DÜzgÜn Ve Onun Yerİnİ Alacak Laİk Bİr Ahlak Otorİtesİnİn KurulamayiŞi YÜzÜnden GenÇlİĞİn Bunalimlara SÜrÜklendİĞİ, BİreycİlİĞİn BaŞiboŞ Bİr ÖzgÜrlÜk Firtinasinin İÇİne YuvarlandiĞini SÖyler. Dİne Dayanan Ahlakin Yerİne, Akla Dayanan Ve Dİnİn Yaptirici Otorİtesİ Kadar GÜÇlÜ Bİr Laİk Ahlakin Kurulmasi ZorunluluĞunu Savunur. Ve Laİk Ahlaka SaĞlam Ve Yenİ Bİr Temel Bulmaya ÇaliŞir. Akil İle Ahlak Normlari Arasindakİ ÇelİŞkİyİ �topluma BaĞlilik�la ÇÖzÜmlemek İster. Tanrinin Otorİtesİnİn Yerİne, Toplumun Otorİtesİnİ, Toplumun Emİr Ve Yasaklarini GeÇİrmeye ÇaliŞir. Bİreylerİn Vİcdanini Kollektİf Bİlİncİn Emİr Ve Yasaklariyla Donatmak İster. Ahlakin Emredİcİ Ve KuŞku GÖtÜrmez NİtelİĞİ İle, KuŞkucu Tutumunu ÇÜrÜk İplİkle Bİrbİrİne BaĞlar. Onun Laİk Ve Toplumcu Ahlak GÖrÜŞÜ Zİya GÖkalp�İn �gÖzlerİmİ Kaparim, Vazİfemİ Yaparim� SÖzlerİnde Özetlenebİlİr. Durkheİm, Bİr İnanca Dayanmasi Ve KuŞku GÖtÜrmezlİĞİ AÇisindan Bİrbİrİne Benzeyen Dİn Ve Ahlak ZorunluĞunu, Laİk Ahlak Hesabina Kollektİf BİlİnÇ Gİbİ Bulanik Ve DeĞİŞken Bİr KaynaĞa Dayandirmaktadir. AŞiri BİreycİlİĞİn GetİrmİŞ OlduĞu Bunalimi Dİn Ve Ahlakla Ayni NİtelİĞe Sahİp Olan ÇaĞdaŞ İdeolojİlerİn ÇerÇevesİ İÇİnde ÇÖzÜmlemeye ÇaliŞsaydi Akilla Ahlak Arasindakİ UÇurumu KapatmiŞ Olurdu. Vr İnsanlari Mursuz Eden BaŞi BoŞ Bİr ÖzgÜrlÜĞÜn İÇerİĞİnİ, İnsanliĞin MutluluĞu Kavramiyla Doldururdu. GÖrÜlÜyor Kİ, Laİk Ahlak, Bati�da Dİne KarŞi Bİr Repkİ DeĞİl, ÖĞretİm Ve EĞİtİm Alaninda Bİr ArayiŞ, Bİr ÇÖzÜm Amacini GÜtmektedİr. 4. AtatÜrk�Ün HalkÇiliĞi AtatÜrk�Ün HalkÇilik İlkesİnde ÜÇ Ana Esas Vardir. Bunlari Sirasiyla GÖrelİm Yenİ Kurulan Devlet, Bellİ Bİr ZÜmreye, Belİrlİ Çikarlara Sahİp Kİmselere DeĞİl, DoĞrudan DoĞruya Halka Dayanir. �bunu Bİr Kelİme İle İfade Etmek Lazim Gelİrse Dİyebİlİrİz Kİ, Yenİ TÜrkİye Devletİ Halka DeĞer Veren Bİr Devlettİr, Halkin Devletİdİr (1923)� BugÜnkÜ VarliĞimizin Temel NİtelİĞİ, Mİlletİn Genel EĞİlİmİnİ İspat EtmİŞtİr. O Da HalkÇilik Ve Halk HÜkÜmetİdİr (1920).� Halkin Devletİnde BÜtÜn GÜÇ Halktadir: �bİzİm GÖrÜŞÜmÜz-kİ HalkÇiliktir- Kuvvettİn, EgemenlİĞİn, İdarenİn DoĞrudan DoĞruya Halka Verİlmesİdİr, Halkin Elİnde Bulundurulmasidir. Yİne ŞÜphe Yok Kİ, Bu DÜnyanin En Kuvvetlİ Bİr Esasi, Bİr İlkesİdİr (1921).� Öyle İse, Halk Kendİ GeleceĞİne Kendİ Sahİp Çikar; �İÇ Sİyasetİmİzde İlkemİz Olan HalkÇilik, Yanİ Mİlletİn Bİzzat Kendİ GeleceĞİne Sahİp Olmasi Esasi Anayasamiz İle Cephesİnİ Belİrtmektedİr. Bu Da Ulusal Egemenlİk (mİllİ Hakİmİyet) İle HalkÇiliĞin Denk DÜŞmesİdİr. Buradan Da GerÇek Anlami İle Demokrasİ Çikar: �bİzİm HÜkÜmet BİÇİmİmİz Tam Bİr Demokrat HÜkÜmettİr. Ve Dİlİmİzde Bu HÜkÜmet, Halk HÜkÜmetİ Olarak İfade Edİlİr (1922).� AtatÜrk Halkin İÇİndekİ ÇeŞİtlİ Tabakalari, KÜmelerİ Yalniz İŞ Alanlari Bakimindan Farkli GÖrÜr. Bunun DiŞinda BÜtÜn Bİreyler, Bİrbİrİne EŞİttİr; Ayrica, Her Meslek Sahİbİ De DİĞerlerİyle Ayni SayginliĞa Sahİptİr; �tÜrkİye Cumhurİyetİ Halkini Ayri Ayri Siniflardan OluŞmuŞ DeĞİl Ve Fakat KİŞİsel Ve Toplumsal Hayat İÇİn İŞ BÖlÜmÜ İtİbarİyle ÇeŞİtlİ Mesleklere AyrilmiŞ Bİr Toplum Olarak GÖrmek Esas İlkelerİmİzdendİr (1931).� �bİzİm Halkimiz Çikarlari Bİrbİrİnden Farkli Sinif Halİnde DeĞİl; Aksİne Varliklari Ve ÇaliŞmalarinin SonuÇlari Bİrbİrİne Lazim Olan Siniflardan İbarettİr (1923).� BÜtÜn VatandaŞlar Bİtrbİrİne EŞİttİr. Kİmsenİn AyricaliĞi Yoktur. AtatÜrk�e GÖre HalkÇiliĞin Esaslarindan Bİrİ De, Halkin MutluluĞunun, Gene HalkÇa, Bİr BÜtÜn Olarak SaĞlanmasidir. Bunun İÇİn De Herkes ÇaliŞmalidir: �ne OlduĞumuzu Bİlelİm. Kurtulmak, YaŞamak İÇİn ÇaliŞan Ve ÇaliŞmaya Mecbur Olan Bİr Halkiz. Bundan Dolayi Herbİrİmİzİn Hakki Vardir. Yetkİsİ Vardir. Fakat ÇaliŞmak Sayesİnde Bİr Hakki Kazaniriz. Yoksa Arka ÜstÜ Yatmak Ve Hayatini ÇaliŞmaktan Uzak GeÇİrmek İsteyen İnsanlarin Bİzİm Toplumumuz İÇİnde Yerİ Yoktur, Hakki Yoktur. O Halde... HalkÇilik Toplum DÜzenİnİ ÇaliŞmaya, Hukuka Dayandirmak İsteyen Bİr Toplum Sİstemİdİr (1921).� ÇaliŞma SonuÇlari Dengelİ Olarak DeĞerlendİrİlecektİr. Toplumdakİ ÇeŞİtlİ Kesİmlerİn Çikarlari Bİrbİrİne Denk Sayilmalidsir. Ancak BÖylece, Toplumsal BariŞ Kazanilir Ve SÜrdÜrÜlÜr. �bu GÖrÜŞlerİn BÜtÜnÜ Siniflar Arasinda Çikar ÇatiŞmalarini Ortadan Kaldiracak Tedbİrlerle Son Bulmalidir. Bu Sayede Bİrİ DİĞerİnİn GelİŞmesİnİ Zorlayip Yipratacak Zararli ÇatiŞmalar Yerİne ÇaliŞmada İŞbÖlÜmÜ Ve Çikarlarda Denklİk Ve Uyum SaĞlanmiŞ Olur (1931)." B� İŞbÖlÜmÜ Üzerİnde AtatÜrk Çok DurmuŞ, "si�if" Y�rİne, İŞbÖlÜmÜ Yaparak ÇaliŞanlari KoymuŞ, Bunlar Arasinda "Çi�arlarda Denklİk" S�Ğlamak GÖrevİnİ De Devlete VermİŞtİr. Çok Önem VerdİĞİ BariŞ Ancak BÖyle SaĞlanacaktir. AtatÜrk'Ün�bu GÖrÜŞÜ Anayasamiza TÜrkİye Cumhurİyetİnİn �sosyal Bİr Hukuk Devletİ� OlduĞu BİÇİmİnde YansimiŞtir (anayasa, Madde 2). Özetleyecek Olursak AtatÜrk, TÜrk Halkini Kendİ Kendİnİ YÖneten, Ulusal Egemenlİk Esasina GÖre Demokratİk Bİr Rejİm İÇİnde YaŞayan, Bİrbİrne HakÇa EŞİt, Toplumsal DayaniŞma İÇİnde Bulunan İnsanlarin OluŞturduĞu Bİr BÜtÜn Olarak GÖrmektedİr. HalkÇilik, Bu Esaslari PekİŞtİrmek, BİrlİĞİ GÜÇlendİrmek İÇİn Her TÜrlÜ Tedbİrİ Almak İÇİn ÇaliŞmayi AmaÇlayan Bİr Akimdir. SonuÇ Olarak Dİyebİlİrİz Kİ ; AtatÜrk�ÇÜlÜkten Nereye Gİdİlİr Ve Nereye Gİdİlmez. SÖzlerİmİn ÇeŞİtlİ BÖlÜmlerİnde Bunun Cevabini Vermeye ÇeliŞtik. Sik Sik YİneledİĞİmİz DÜŞÜnce O�nu TabulaŞtirmaktan Kurtarmaktir. Her �tabu�nun Çevresİnde Bİr Takim Yasaklar KÜmelenİr, Yasak Bİzİ Ya DokunulmazliĞa Ya Da Korkuya GÖtÜrÜr. O, DiŞaridan GeldİĞİ Zaman Korkuya, İÇerİden GeldİĞİ Zaman Saygiya Çevrİlİr. AtatÜrk�Ün Bİzden BekledİĞİ İkİncİsİdİr. AtatÜrk BsĞnszliĞin En BÜyÜk DÜŞmani İdİ, O�na Yapilacak En BÜyÜk DÜŞmanlik O�nu BaĞnazliĞa Konu Yapmaktir. Bu O�nu AmaÇ Olmaktan Çikarir AraÇ Halİne Getİrİr. AtatÜrk�Ün ÇeŞİtlİ DÖnemlerde SÖylemİŞ OlduĞu Fİkİrlerİ, Bİr BÜtÜn İÇİne YerleŞtİremezsek O�nu ParÇalamiŞ Oluruz. Bu Bİzİ, Medreselerİn Tefsİr (yorum) Metoduna GÖtÜrÜr. Medreselerİ Kaldiran, Orta ÇaĞ DÜŞÜncesİne Son Veren Bİr İnsani Bİlİmsel GeÇerlİlİĞİnİ YİtİrmİŞ Ve Devresİnİ KapamiŞ Bİr DÜnyanin Metoduyla İncelemek HÜzÜn Verİcİ Bİr Alin Yazisinda O�nu Tutuklu Kilar. Bu AtatÜrk�Ü ÖvgÜ Ve SÖmÜrÜ TutsakliĞindan Kurtarip O�nun KİŞİlİĞİne Ve DÜŞÜnce BÜtÜnlÜĞÜne Aklin Ve GerÇeĞİn AydinliĞini Bİr Yansitabİlİrse Ne Mutlu. Kaynaklar : Cahİt Tanyol � AtatÜrk Ve HalkÇilik, Ankara-1981. Ahmet Mumcu � AtatÜrk İlkelerİ Ve İnkilap Tarİhİ, EskİŞehİr-1989. İlhan Akin � TÜrk Devtİm Tarİhİ, İstanbul � 1976. Enver Zİya Karal � AtatÜrk�ten DÜŞÜnceler, Ankara-1981. |
| | |
![]() |
| Etiketler |
| kemalizm, nedir? |
| Konuyu Toplam 1 Üye okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir) | |
| Seçenekler | |
| Stil | |
| |
Benzer Konular | ||||
| Konu | Konuyu Başlatan | Kategori | Cevaplar | Son Mesaj |
| Prostat Nedir,Nerelerde Yer Alır? Prostat Kanseri Nedir? Prostat Kanserinin Nedenleri | KãRdé£éN | Cinsel hastalıklar | 0 | 02-08-2008 11:34 |
| Canlılarda Enerji Nedir? ATP Nedir? | Prenses | Biyoloji | 0 | 26-07-2008 17:58 |
| Özenti(bezemeye çalışma) Çılgınlığı.. Nedir? Nedeni Nedir? | FeYeZaN | Genel Tartışma Alanı | 72 | 22-07-2008 12:53 |
| Din Nedir - İslam Nedir ? | dElikAnLı_38 | Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi | 0 | 06-05-2008 22:34 |
| Fitrenin önemi nedir? Kimler verir, ölçüsü nedir? | Notheart | On bir ayın sultanı | 0 | 15-09-2007 19:44 |