Kemalizm Nedir? - Herşeyde biraz 2de1



Mustafa Kemal ATATÜRK Atatürk’ün hayatı, ilkeleri, inkılapları, özdeyişleri, anıları, resimleri, kronolojisi, Gençliğe Hitabe, Nutuk, Anıtkabir-Mustafa Kemal ATATÜRK - Ayrıca, Atatürk’ün kişiliği, düşünceleri, Onuncu Yıl ve Bursa Nutku, sevdiği şarkılar, O’nun hakkında bazı İngilizce yazılar ve daha pek çok kaynağa ulaşabilir, elinizdekileri bizlerle paylaşabilirsiniz.

Cevapla
 
LinkBack Seçenekler Stil
  #1 (permalink) Alt 18-09-2008, 19:57
İşi kavrayan 2de1'ci
 
Poustigo - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)

Delikanlıyım Ulan!!! X)
 
Kayıt: 18.09.2008
Mesajlar: 1.833
Rep gücü: 18
Rep derecesi: Poustigo Rep Yağıyor SankiPoustigo Rep Yağıyor SankiPoustigo Rep Yağıyor SankiPoustigo Rep Yağıyor SankiPoustigo Rep Yağıyor SankiPoustigo Rep Yağıyor SankiPoustigo Rep Yağıyor SankiPoustigo Rep Yağıyor SankiPoustigo Rep Yağıyor SankiPoustigo Rep Yağıyor Sanki

Kemalizm Nedir?

 
Atatürk hiç bir zaman kendisinin siyasallaştırılmasını istememiştir Ulu önder Atatürk kendi görüşlerinin benimsenmesini bir hayat tarzı olarak gerçekleştirilmesini istemiş ve bunun için çabalayıp durmuştur bunun adıda Kemalizm değil
ATATÜRKÇÜLÜKTÜR
Kemalist gençlik yoktur
ATATÜRKÇÜ GENÇLİK vardır.Bunu Sadece Bilginiz Olsun Diye Paylaşıyorum.



Kemalizm bir "Çağdaşlaşma Modernleşme" ideolojisidir. Kemalizm, Milli Hakimiyet prensibine dayalı bir Demokratik Ekonomik Kalkınma ve Modernleşme İdeolojisidir. Kemalist İdeolojinin en önemli niteliği, "Akılcı ve Bilimci" olmasıdır. Bunun anlamı ise "Milli", "Milletlerarası" sorunlara duygusal ve dogmatik açıdan ve peşin hükümler ve kalıplara değil, akılcı, bilimci ve pragmatik bir yaklaşımla eğilmektir.
Bu konuda en başta belirtilmesi gereken nokta "Kemalizm" in katı bir "Doktrin" olmadığıdır. Esasen, bizzat Mustafa Kemal' in hareket ve dinamizm' i önlediği gerekçesiyle çağın Marsizm - Leninizm, Faşizm, Nasyonal Sosyalizm gibi dogmatik, katı ve totaliter doktrinlere karşıdır.

Bu nedenle "Kemalizm" ile ifade ettiğimiz görüş, Modern Türk Devleti' nin kuruluşunda temel olan ilke uygulamaların bütünün ortaya çıkardığı davranış ve hayat tarzı anlamındaki pozitivist, akılcı, ampirik, pragmatik bir ideoloji" dir.

Bu anlamda olmak üzere, çağımızdaki siyasal ideolojileri "totaliter" ve "demokratik" olarak ikiye ayırmak adet olmuştur. "Marsizm - Leninizm" sol' un "Nasyonal Sosyalizm - Faşizm" ise sağ' ın, hoşgörüsüz ve totaliter ideolojileridir. Aralarında "demokratik sosyalizm" de bulunmak üzere, siyasal yelpazenin "ortanın solu" ndan "ortanın sağı" na kadar yer alan tüm çağdaş ve sosyal adaletçi, hürriyetçi rejimlerin "demokratik" olan ideolojilerinin temeli "dogmatizm" değil, "rasyonel amprizm" veya "pragmatizm" dir. Kendine akıl ve bilimi mürşit olarak kabul eden ve ayrıca 1789 Fransız İnsan ve Vatandaş Hakları Beyannamesinin "Milli Hakimiyet" ilkesinden ve İnsan Hakları anlayışından esinlenen Kemalizm "dogmatik" yada "totaliter" ideolojiler arasında değil, "rasyonalist" ve "pragmatik" olan "demokratik" ideolojiler arasında yer almaktadır.

Bilindiği gibi, faşizm' in "millet", "devlet" , "lider" ve "ırk" ; "Marsizm - Leninizm" ise, "sınıf " ve " sınıf kavgası " gibi değişmez ve dolayısıyla "dogmatik" kavramlara dayanmasına karşın "Pragmatizm" , "mutlak gerçek" yerine, "deney" e; yani akıl ve bilimin gözlem ve bulgularına dayanan ve dolayısıyla zaman içinde değişen gerçekleri kabul eder.

Mustafa Kemal 1920 ve 1930' ların Komünist ve Faşist doktrin uygulamalarını görmüş, fakat bunları reddetmiş bir liderdir. Atatürk katı bir parti programı içinde doktrin oluşturmak yerine, bu işi akıl ve bilimin önderliği altında Türk Toplumu' nun ihtiyaçlarına göre oluşturma yolunuseçmiştir. Kurtuluş Savaşından sonra Türkiye Cumhuriyeti adı ile oluşturulan yeni yeni Türk devleti' nin dayandığı "Atatürk İlkeleri" nin Cumhuriyetçilik, Milliyetçilik, Halkçılık, Laiklik, Devletçilik ve Devrimcilik gibi çeşitli ideolojik ilkelerden oluştuğu ve "Altı Ok" olarak sembolleşen bu ilkelerin özellikle tek parti döneminde "Kemalizm" olarak adlandırıldığı bilinmektedir. Fakat ideoloji olarak Kemalizm bunlardan ibaret değildir.

Hiç şüphe yok ki, Türk Toplumu' nun ihtiyaçlarından doğan bu ilkelerin yalnız sözlük anlamı ile tanımlanması mümkün değildir. Bunlar Atatürk tarafından hem sözle hemde uygulama ile belirlenmiştir. Ayrıca bunları birbirinden çözüp ayırmaya tek tek değerlendirmeye girişmek büyük yanlışlık olur. Bunlar, bir bütünü oluşturan unsurlardır. işte bu uyum, bütünlük ve tutarlık "Kemalizm" dediğimiz dünya görüşünü ortaya çıkarır.

Dogmatizm' e karşı bir başkaldırma hareketi ve akılcılık demek olan Kemalizm, sürekli çağdaşlık ve ilericilik demektir. Esasen, önce Liberalizmin, daha sonra da "Marsizm - Leninizm" in uğradığı bunalımlar karşısında çağımızda "katı ve dogmatik" ideolojilerin sona ermesinden dahi bahsedilmiştir. Nitekim, 1960' ların başında, devrin Sovyet lideri Kruşçev' in Markisist - Leninist Dogmatizm' ine "Pragmatik" bir yaklaşımla yaptığı değişiklikleri "revizyonizm" olarak suçlayan çin yöneticileri, Mao' nun ölümünden sonra "Dogmatizm" den "Pragmatizm" e yönelik uygulama içine girmişlerdir.

Kemalizm' in bir ideoloji olmadığını ileri sürenlerin başında Türk Toplumu' nda bir "ideolojik boşluk" yaratmak ve bu boşluğu yabancı ve temsilcisi oldukları ideolojilere doldurmak isteyenler gelmektedir.

"Kemalizm düşmanları" olan ve "Marsizm - Leninizm" den "Nasyonal Sosyalizm" e, Kapitalist Liberalizm' e, Teokrasi' ye kadar değişen "çağ dışı" dogmatik ve totaliter ideolojileri savunan bu gibi kimselerin, "Kemalist Atatürkçü" ideolojiyi inkar veya tahrif etmek suretiyle Türk Toplumu' nda bir ideolojik boşluk yaratmak tabii karşılanmalıdır.

Ne var ki, "Kemalizm - Atatürkçülük' ün bir ideoloji olmadığını düşünen bazı kimseler ise, ideolojiyi sadece "katı ideoloji" anl***** almakta, çağımızda dogmatik ve totaliter ideolojiler karşısında "Pragmatik ve Demokratik" ideolojilerin yer aldığını ve bir "hayat tarzı" anlamındaki bu tür ideolojiler arasında Kemalizm' in yer alabileceği gerçeğini ya bilmemekte veya gözden kaçırmaktadırlar.

Mustafa Kemal' i kendinden önce gelmiş reformculardan ayıran nokta; Tanzimat Hareketi gibi sadece kanun ve yönetim alanında kalmayıp, bütün hayatı içine alan bir değişiklik istemesiydi. Memleketin siyasi yapısını değiştirmek, halkı uyandırıp, onu Fransız İhtilali ile doğan ve Batı Avrupa' nın birçok ülkesinde gelişen Milli Hakimiyet kavr***** çekmek istiyordu. Böyle bir değişiklik pek çabuk olmayacaktı. Mustafa Kemal bunun da sebebini biliyordu. Gücünü tartışmadan değil, tahakkümden düşünce hürriyetinden değil, kayıtsız-şartsız itaatten alan "dinsel kuvvetler", demokrasinin yerleşmesine karşı koyacaklardı. Onun için Mustafa Kemal, siyasi devrimi her şeyden önce, bir "inanç devrimi" olarak görüyordu.

Kurtuluş Savaşımızın askeri yönü sona erip, vatan toparkları dış düşmanlardan temizlenince, başta bilgisizlik, yoksulluk ve geri kalmışlık olmak üzere, bütün iç düşmanların tüm güçleri ile ayakta kaldığı ve ülkemizin çağdaş milletler düzeyine çıkabilmek için çok şeyler yapmak gerektiği görüldü. Bunun için, öncelikle, toplumda uyanmış bulunan "millet olma bilinci" ni pekiştirmeye lüzum vardı. Yüzyılların birikimi olan yanlış inançlar ve anlayışlar yüzünden, milletimiz bu bilinçten odukça yoksun bir seviyede kalmıştı.

Öyleyse, belirgin ilkeler üzerinde yeni bir devlet yapısının kurulmasına ihtiyaç ortadaydı. Bu da, millet olma bilincinin uyanık tutulmasına bağlıydı. Böylece, Türk Toplumu' nun adı "Türk Milleti" yeni "Türk Devleti" nin adı "Türkiye Cumhuriyeti" olarak belirmiş, Kurtuluş Savaşından sonra, Türkiye Cumhuriyeti adı ile ortaya çıkan yeni Türk Devleti' nin dayandığı Atatürk ilkeleri, fikir ve anlayış olarak oluşuğ gelişmiştir.

Cumhuriyetçilik, Milliyetçilik Halkçılık, Laiklik, Devletçilik ve Devrimcilik olarak ifadesini bulan bu ilkeler, bir bütünü oluşturan ve "ortak özellikleri" bulunan ilkelerdir. Atatürk ilkeleri Türk Toplumu' nun ihtiyaçlarından doğduğundan, bunlarda baskı, taklitçilik veya özenti yoktur. Bu ilkeler yalnız sözlük anlamıyla tanımlanamaz. Zira bunlar Atatürk tarafından hem sözle, hem de uygulama ile belirlenmiştir. Bu ilkeler bir bütünü oluşturan unsurlar olduğuna göre, bunları tek tek değerlendirmeye girişmek yanlış olur. Bunların sağladığı uyum ve bütünlük "Kemalizm" dediğimiz Dünya görüşünü ortaya çıkarır.



Poustigo Çevrimdışı   Alıntı ile Cevapla
  #2 (permalink) Alt 18-09-2008, 20:53
İşi kavrayan 2de1'ci
 
Poustigo - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)

Delikanlıyım Ulan!!! X)
 
Kayıt: 18.09.2008
Mesajlar: 1.833
Rep gücü: 18
Rep derecesi: Poustigo Rep Yağıyor SankiPoustigo Rep Yağıyor SankiPoustigo Rep Yağıyor SankiPoustigo Rep Yağıyor SankiPoustigo Rep Yağıyor SankiPoustigo Rep Yağıyor SankiPoustigo Rep Yağıyor SankiPoustigo Rep Yağıyor SankiPoustigo Rep Yağıyor SankiPoustigo Rep Yağıyor Sanki

 
Kemalİst DevletÇİlİk

Mustafa Kemal AtatÜrk�Ün KurmuŞ OlduĞu Cumhurİyet�İn Üzerİnden
BugÜne DeĞİn 77 Yil GeÇmİŞtİr. Bu SÜrede TÜrkİye Cumhurİyetİ Sİyasİ, Sosyal,
Ekonomİk Ve KÜltÜrel AÇidan BÜyÜk DeĞİŞİm YaŞamiŞ Ve GelİŞme
GÖstermİŞtİr. Bunu GerÇekleŞtİrİrken Toplumun Yapisini DÜnya KoŞullari
DoĞrultusunda ŞekİllendİrmİŞ Ve GeÇmİŞe BaĞliliĞi DeĞİl, GeleceĞİ Temsİl
Etmeyİ HedeflemİŞtİr.

AtatÜrk Bİlİyordu Kİ ÇaĞdaŞ Bİr AnlayiŞla Ekonomİk Kalkinmasini
GerÇekleŞtİremeyen Bİr Mİlletİn Medenİ Mİlletler Arasinda BaĞimsiz Bİr Devlet,
ÇaĞdaŞ Bİr Devlet Ve Toplum Olarak Haysİyetlİ Bİr VarliĞa Sahİp Olmasi
İmkansizdir (1).

Osmanli Devletİ�nİn En GÜÇlÜ OlduĞu DÖnemde Avrupa�dakİ Devletleri
Bİrbİrİne DÜŞÜrmek Ve GÜÇsÜzleŞtİrerek Kendİne BaĞlamak Amaciyla VermİŞ
OlduĞu Kapİtİlasyonlar, Devletİn Duraklama Ve Gerİlemeye BaŞlamasiyla Bİrlİkte
Zamanla Aleyhİne DÖnmÜŞ, TÜm Bu Verİlen Ayricaliklarla Avrupa Devletlerİ Osmanli
Topraklarinida Her TÜrlÜ Serbestlİkten YararlanmiŞlar Ve Devletİ AÇik Pazar Halİne
DÖnÜŞtÜrmÜŞlerdİr.

Osmanli Halki Kendİ Topraklarinda HİÇbİr Tİcarİ Faalİyette Bulunamazken, Yabancilar
Ve Devletİn İÇerİsİnde YaŞayan Gayrİ MÜslİmler VerİlmİŞ Olan Ayricaliklarla
TÜm Ekonomİk Faalİyetlerİ Ellerİnde Tutuyor Ve Her TÜrlÜ Hareket RahatliĞindan
Yararlaniyorlardi. Bunun DoĞal Sonucu Olarak Osmanli Topraklarindakİ TÜm Hammadde Ve
Sermaye Bİrİkİmİ DiŞariya Akiyor Ve HİÇbİr Sanayİ Üretİmİ Yapilamiyordu (2).

Ekonomİk Yapinin Bu Derece KÖtÜye Gİtmesİ Devletİn Ekonomİsİnİn İflas Etmesİne
Zemİn HazirlamiŞ Ve Kisa Vadelİ ÇÖzÜm Yolu Olarak, Ekonomİyİ Ellerİnde Bulunduran
Devletlerden BorÇ Para Alinarak ÇÖzÜlmeye ÇaliŞilmiŞtir. Osmanli Devletİ İlk DiŞ
BorÇlanmasini 1856 Yilinda Kirim SavaŞinin Fİnansmani İÇİn YapmiŞ, 1913 Yilinda
GelİndİĞİnde İse Osmanli Devletİ�nİn BorÇlari 170 Mİlyon Osmanli Lİrasina
YÜkselmİŞtİ. Bu BorÇlari Ödeyemeyen Osmanli Devletİ�nİn Ne Kadar Acİz Bİr
Duruma DÜŞtÜĞÜnÜ 1882 Muharrem Kararnamesİ İle Bu BorÇlarin Ödenmesİnİ
Şekİllendİrmek İÇİn OluŞturulan Ve Devletİn TÜm Gelİr Kaynaklarini Kontrol
Altinda Tutarak Zorunlu İhtİyaÇlar İÇİn Belİrlenen Mİktari Osmanli Devletİne
Ayirdiktan Sonra DİĞer Kalan BÜyÜk Kismini BorÇlu Devletlere DaĞitilan Duyun-u
Umİmİye (genel BorÇlar İdaresİ)�den Anliyoruz. Rakamsal Olarak Verecek Olursak,
Duyun-u Umİmİye Devletİn Gelİrlerİnİn % 75�İnİ Elİnde Bulunduruyordu (3).

Artik Ekonomİ ÇÖkmÜŞ Ve Yabanci Devletlerİn Hakİmİyetİ KesİnleŞmİŞ Oluyordu.
Hatta Devletİn Para İŞlerİ Yabancilar Tarafindan Merkezİ Avrupa�da Bulunan Osmanli
Bankasinca YÜrÜtÜlÜyordu.

BÜtÜn Bunlarin Üzerİne Bİr De Trablusgarp, Balkan Ve I.dÜnya SavaŞlari Osmanli
Devletİ�nİn Zaten Kit Olan Ekonomİk Kaynaklarini İyİce KurutmuŞtu.

Ekonomİk BaĞimsizliĞini Tamamen YİtİrmİŞ Bİr Devletİn Sİyasİ BaĞimsizliĞini
Devam Ettİrmesİ MÜmkÜn DeĞİldİr. Dolayisiyla Kirim SavaŞi�nda Alinan BorÇlarla
BaŞlayan SÜreÇ Önce Devletİn İflas Ederek Ekonomİk BaĞimsizliĞini Yİtİrmesİne
Yol AÇmiŞ Ve Bunun DoĞal Bİr Sonucu Olarak Devletİn Sİyasİ BİrlİĞİnİ Ve
BaĞimsizliĞini Yİtİrerek Yikilmasina Yol AÇmiŞtir.

KurtuluŞ SavaŞi, Tamamen Enkaz Olan Bİr Ekonomİnİn Üzerİne Bİna EdİlmİŞtİr.
Son Derece Kit Kaynaklarla Bİr Varolma MÜcadelesİ YapilmiŞtir (4).

KurtuluŞ SavaŞi Sirasinda Ekonomİsİ ÇÖkmÜŞ Olan Devletİn Bu MÜcadelesİnİ Halka
Dayandirmasini Tekalİf-İ Mİllİye Emİrlerİ İle GÖrmekteyİz. Tekalİf-İ Mİllİye
Emİrlerİ İle TopyekÜn Harbİn İlk Örneklerİnden Bİrİ VerİlmİŞ Ve Halk
BaĞimsizliĞi İÇİn Ordunun Arkasinda Yer AlmiŞtir.

Tekalİf-İ Mİllİye Emİrlerİ İle Halktan ÇariĞindan, Çorabina Elİndekİ
BuĞdayina Kadar HerŞeyİ İstenmİŞ, Halk HİÇbİr Fedakarliktan KaÇinmayarak Bunlari
Devletİ İÇİn Kullanmaktan KaÇinmamiŞtir. Bu TÜrk Mİlletİnİn YÜzlerce Yildir
GÖstermİŞ OlduĞu Özverİnİn Doruk Noktasi OlmuŞtur. TÜrk İnsani Elİndekİ Son
Dİlİm EkmeĞİnİ Orduya Vererek AtatÜrk�Ün ÖnderlİĞİnde BaĞimsizliĞina
KavuŞmuŞtur (5).

KurtuluŞ Savasinin Bİtİmİyle Bİrlİkte TÜrkİye Topraklari Tam Bİr Enkaz
GÖrÜntÜsÜ Sergİlİyordu. TÜrkİye Cumhurİyetİ Osmanli İmparatorluĞundan
SÖmÜrgeleŞmİŞ, Çok Gerİ KalmiŞ Bİr Ekonomİk Yapi DevralmiŞti. Temelde Tarima
Dayanan Osmanli Ekonomİsİ Kapİtİlasyonlar, DiŞ BorÇlar Ve Ayricalikli Yabanci
Sermaye Yatirimlari Yoluyla Tam Anlamiyla DiŞa BaĞimli, Neredeyse Bİr Kolonİ
Ekonomİsİ NİtelİĞİ TaŞiyordu. BÜyÜk ÖlÇÜde Yabancilarin Ve Azinliklarin
Elİnde Bulunan Sanayİ KÜÇÜk İŞletmelerden OluŞuyordu. Sanayİ Temel TÜketİm
Maddelerİnİ Bİle KarŞilamaktan Acİzdİ.

Tarima Dayali Bİr Ekonomİye Sahİp Olan Bİr Ülkede Tarimsal Üretİmde ÇÖkmÜŞ,
Tarimsal Üretİmİ Yapan Dİnamİk NÜfusun BÜyÜk Kismi SavaŞlarda ÖlmÜŞtÜ.

BÜyÜk SavaŞlar Nedenİyle Cephelere ÇaĞrilmak Yada Belİrlİ Vergİlerİ Ödemek
DiŞinda HİÇbİr Şeyİ Yapamayan TÜrk İnsani Bİtkİndİ. Yalniz Tarim Alanindakİ
BÜyÜk Toprak Sahİplerİnİn Parasi Vardi. Ancak Bu Para ÇaĞdaŞ Ve Modern Bİr
Devletİn Kurulmasi İÇİn Gereklİ Sermaye Bİrİkİmİnİ OluŞturamiyordu (6).

Bu Karanlik Tabloyu KÖkten DÜzeltmek HerŞeye Sifirdan BaŞlamak Gerekİyordu. I. DÜnya
SavaŞi Yenİlgİsİ Ardindan ParÇalanmiŞ Ve İŞgale UĞramiŞ Anadolu�da ÖlÜm
Kalim Pahasina GerÇekleŞtİrİlen BaĞimsizlik SavaŞinin Hemen Sonrasinda, Mustafa
Kemal AtatÜrk�Ün İlk İŞİ TÜrkİye�ye BambaŞka Bİr Vİzyon, Yepyenİ Bİr
BakiŞ AÇisi SaĞlamak OlmuŞtur. Askerİ Zafer KazanilmiŞti. Fakat Ekonomİk Zafer
KazanilmadiĞi SÜrece Askerİ Ve Sİyasİ Zaferİn HİÇbİr Anlami Olmayacaktir.

Mustafa Kemal AtatÜrk Lozan Konferansina Gİdİlmeden Önce Ekonomİk Durumu GÖzler
ÖnÜne Sermek Ve Neler Yapilmasi GerektİĞİnİ Belİrlemek Üzere İzmİr�de
İktİsat Kongresİnİ ToplamiŞtir.

17 Şubat 1923 GÜnÜ ÇİftÇİ, İŞÇİ, TÜccar Ve Sanayİ Temsİlcİlerİ Olarak 1135
KİŞİnİn KatildiĞi Ve 15 GÜn SÜren Kongrede, Mustafa Kemal AtatÜrk Ülkeyİ Artik
�kiliÇ� In DeĞİl, Ekonomİnİn Ve Bİlİmİn Yol GÖstereceĞİ Bİr Toplum Modelİ
Önerİyor Ve ŞÖyle Dİyordu; �kiliÇla FÜtuhat Yapanlar, Sabanla FÜtuhat Yapanlara
MaĞlup Olmaya Ve Bİn Netİce Yerlerİnİ Terketmeye Mecburdular. Nİtekİm Osmanli
Saltanati'da BÖyle OlmuŞtur. KiliÇ Kullanan Kol Yorulur, Nİhayet Kilicini Kinina Koyar
Ve Belkİ KiliÇ O Kinda KÜflenme, Paslanmaya Mahkum Olur. Lakİn Saban Kullanan Kol Daha
Zİyade Kuvvetlerİn Ve Daha Çok TopraĞa Malİk Ve Sahİp Olur...�(7)

Kongrenİn Sonunda Kan DÖkerek Sahİp Olunan Mİllİ BaĞimsizliktan HİÇbİr Şekİlde
ÖdÜn Vermeyerek Ekonomİk Kalkinmamizin SaĞlanacaĞini İÇeren Bİr İktİsat Andi
Kabul EdİlmİŞtİr.

Bu Kongrede Şu Kararlar ÇikmiŞtir..

A) Vergİ Sİstemİnde Reformlar Yapilmasi

B) Topraksiz ÇİftÇİye Toprak Verİlmesİ

C) Kredİ KuruluŞlarinin DÜzenlenmesİ

D) Tarimin Eskİ Usullerden Kurtarilarak Kalkindirilmasi.

İzmİr İktİsat Kongresİ GenÇ TÜrk Cumhurİyetİ�nİn Ekonomİk Polİtİkasini
BelİrlemİŞ, Kongrede Kalkinmaya Öncelİk Veren, Yerlİ Yabanci Sermayeyİ, Pazar
İÇİn Üretİm Yapan ÇİftÇİlerİ Özendİren Ilimli Korumaci Bİr YaklaŞim
GÖrÜntÜsÜ Ortaya ÇikarmiŞtir (8).

Ayni Yil İÇerİsİnde Toplanan Ve TÜrkİye Devletİ�nİn BaĞimsizliĞinin TÜm
DÜnya Tarafindan Taninmasini SaĞlayan Lozan Konferansinda, Yillardir Topraklarimizi
AÇik Pazar Halİne Getİren Kapİtİlasyonlar KaldirilmiŞ Ve Ekonomİk Kalkinmamizin
ÖnÜndekİ BÜyÜk Bİr Engel AŞilmiŞtir (9).

Lozan Konferansindan Hemen Sonra Cumhurİyet İlan EdİlmİŞ, Halİfelİk Kaldirilarak
Sİyasİ Alanda BÜyÜk Bİr İnkilap Hareketİ GerÇekleŞtİrİlmİŞ Ve Yapilacak Olan
BÜyÜk Bİr DeĞİŞİmİn Sİyasİ Zemİnİ HazirlanmiŞtir.

Bu BÜyÜk DeĞİŞİmİn Ve ÇaĞdaŞ Devlet AnlayiŞinin YerleŞmesİ İÇİn Bİlgİ
Bİrİkİmİne Sahİp Nİtelİklİ İnsanlara İhtİyaÇ Duyulmaktadir. Kisacasi Akil
KÜltÜrÜnÜn Yaratilmasi Gereklİydİ. Bunun İÇİnde Maddİ AraÇlara İhtİyaÇ
Olacaktir. Bunun GerÇekleŞmesİde Ekonomİk Kalkinmayla DoĞru Orantilidir.

Bu DoĞrultuda Öyle Bİr Model Bulunmalidir Kİ, TÜrk Devletİnİn Ve Mİlletİnİn O
GÜnkÜ Şartlarinda Bİle Ekonomİk Ve Sosyal Kalkinmayi MÜmkÜn Kilsin (10).

İŞte DevletÇİlİk Bu Ortamda TÜrk Devlet Ve Mİlletİnİn GerÇeklerİnden Yola
Çikarak Uygulamaya KonulmuŞtur.

DevletÇİlİk : Özel SektÖr İŞletmecİlİĞİ İle Devlet İŞletmecİlİĞİnİn
Bİrlİkte Ve Uyum İÇİnde ÇaliŞarak Ekonomİk Ve Sosyal Kalkinmayi
GerÇekleŞtİrİlmesİnİ AmaÇlayan AtatÜrkÇÜ DÜŞÜnce Sİstemİnİn Ekonomİk
Teorİsİdİr (11).





DevletÇİlİk Hizli Bİr Ekonomİk BÜyÜmeyİ SaĞlamak İÇİn Devletİn Lokomotİf
GÖrevİ Üstlenmesİ Anlamina Gelİyordu.

Devlet, Ekonomİye YÖn Vererek, Kit Kaynaklarin Akilci Kullanimini Planlayacaktir. Ayrica
Devlet Özel GİrİŞİmcİlerİnİn Sermaye YetersİzlİĞİ Nedenİyle
İlgİlenmedİĞİ, BaŞari OlamadiĞi Yada Kamu Yarari GÖrdÜĞÜ Alanlarda Yatirim Ve
İŞletmecİlİk Yapacakti. Bununla Bİrlİkte Devlet TÜrk GİrİŞİmcİsİnİn
Yatirim-Üretİm Ve Pazar Olanaklarini Arttirarak Uluslararasi Pazarlardan Yararlanmasini
SaĞlayacak DÜzenlemelerİ De Yapacaktir (12).

Mustafa Kemal AtatÜrk DevletÇİlİk Kavramini ŞÖyle Tanimliyordu; �kİŞİlerİn
Özel TeŞebbÜslerİnİ Şahsİ Faalİyetlerİnİ Esas Tutmak; Fakat BÜyÜk Bİr
Mİlletİn Ve GenİŞ Bİr Memleketİn BÜtÜn İhtİyaÇlarini Ve Çok Şeylerİn
YapilmadiĞini GÖz ÖnÜnde Tutarak, Memleket Ekonomİsİnİ Devletİn Elİne Almak
TÜrkİye Cumhurİyetİ Devletİ, TÜrk Vataninda Asirlardan Berİ KİŞİsel Ve Özel
TeŞebbÜslerle YapilmamiŞ Olan Şeylerİ Bİr An Önce Yapmak İstedİ Ve Kisa Zamanda
Yapmayi BaŞardi� (13).

TÜrkİye Cumhurİyetİ Devletİ�nİn Ekonomİk Kalkinmasi İÇİn BÜyÜk Bİr Kalkinma
Hamlesİ BaŞlatilmiŞtir. Bu AmaÇla Yapilan ÇaliŞmalari ŞÖyle Siralayabİlİrİz;

- KÖylÜnÜn Durumunu DÜzeltmek İÇİn YÜzyillardan Berİ ÜrÜn Üzerİnden Alinan Ve
KÖylÜye YÜk Getİren AŞar Vergİsİ KaldirilmiŞtir.

- Tarim Alaninda Uzman YetİŞtİrmek Maksadiyla Zİraat Okullari Ve YÜksek Zİraat
EnstİtÜsÜ KurulmuŞtur.

- Bazi BÖlgelerde Topraksiz KÖylÜye Toprak DaĞitilmiŞtir.

- Toprak MahsÜllerİ Ofİsİ KurulmuŞtur.

- KÖylÜnÜn ÜrÜnÜnÜ Aracisiz Satmasi İÇİn Tarim Kredİ Kooperatİflerİ
KurulmuŞtur.

- Örnek Çİftlİkler Ve Fİdanliklar DÜzenlenmİŞtİr.

- Tohum Islah Ve DaĞitim İstasyonlari KurulmuŞtur.

- HayvanciliĞi GelİŞtİrmek İÇİn Devlet Üretme Çİftlİklerİ OluŞturuldu.

- Özel Sermayeyİ SanayİleŞme Alanina Çekebİlmek İÇİn TeŞvİk-İ Sanayİ Kanunu
Çikarildi. Bu Kanunla Sanayİ İle UĞraŞacak KİŞİlere Kredİ Olanaklari
SaĞlanmiŞtir (14).

Ekonomİnİn Olmazsa Olmaz Unsurlari Olan Bankacilik SektÖrÜ GelİŞtİrİldİ. Çok
DeĞİŞİk SektÖrlerİ Desteklemek Amaciyla İhtİsas Bankalari Kuruldu.

- Tİcarİ Hayati Canlandirmak Amaciyla AtatÜrk�Ün De Ortak OlduĞu, Cumhurİyetİn
İlk Özel Bankasi Olan İŞ Bankasi Kuruldu.

- Madencİlİk SektÖrÜnÜ Desteklemek Ve GelİŞtİrmek Amaciyla, Bİzzat Yatirim Ve
Üretİm Faalİyetlerİne Katilacak Olan Etİbank Kuruldu.

- Pamuk, İplİk, Dokuma Ve Tekstİl ÜrÜnlerİnİ Üretmek Ve Bu SektÖrÜ Desteklemek
Ve GelİŞtİrmek Amaciyla SÜmerbank Kuruldu.

- KÜÇÜk Esnaf Ve Sanatkarlari Desteklemek Ve Tİcarİ Hayati Canlandirmak Maksadiyla
Halk Bankasi Kuruldu.

- Tarim Ve Tarima Dayali Sanayİ SektÖrÜnÜ Desteklemek Ve Kredİ İhtİyacini Gİdermek
Amaciyla Zaten Varolan Zİraat Bankasi Yenİden Yapilandirildi.

- Denİzcİlİk SektÖrÜnÜ Desteklemek Denİz Yoluyla Yolcu Ve YÜk TaŞimasini
Canlandirmak Amaciyla Denİzcİlİk Bankasi Kuruldu.

-1933 Yilinda İlk BeŞ Yillik Kalkinma Plani Hazirlandi.

Bu ÇerÇevede;

Bursa�da; Merİnos Fabrİkasi

İzmİt�te ; KaĞit Fabrİkasi,

PaŞabahÇe Cam Fabrİkasi,

KarabÜk�te ; Demİr Çelİk

UŞak Ve Alpullu�da ; Şeker Fabrİkalari KurulmuŞtur.

Kendİ Denİzlerİmİzde Gemİ Bulundurma Hakki Ve Tİcaret Yapma Hakki Kabul Edİlen
Kabotaj Kanunu İle SaĞlanmiŞtir.

Demİryolu Polİtİkasi Hizla Uygulamaya SokulmuŞ,

Karayollari Modern Standartlara GÖre Yapilmaya BaŞlanmiŞtir (15).

Burada En İlgİnÇ Nokta Yapilan TÜm Yatirimlarin Ve KuruluŞlarin Tek KuruŞ BorÇ Para
Alinmadan GerÇekleŞtİrİlmİŞ Olmasidir.

Cumhurİyetİn İlanindan İtİbaren BaŞlayan DevletÇİlİk Uygulamasi Ülkede
SanayİleŞme Hamlesİ BaŞlatmiŞ Ve Bu Uygulama Fabrİkalarin AÇilmasi İle Sinirli
KalmamiŞ. TÜrk Mİlletİnİn Kendİsİnİ GelİŞtİrmesİnde İtİcİ Bİr GÜÇ
OlmuŞtur (16).

DevletÇİlİk Uygulamasinin Somut SonuÇlarina Bakacak Olursak :

- T.c. Fakİr, YikilmiŞ, Gerİ KalmiŞ Tarim Ekonomİsİnİ SanayİleŞtİrmİŞ Ve
DÜnyanin 16. BÜyÜk Ekonomİsİ Halİne GelmİŞtİr.

- DevletÇİlİk �sosyal Devlet� İlkesİ ÇerÇevesİnde Ekonomİk Ve Sosyal Kalkinma
Prensİbİ Olarak UygulanmiŞtir.

- Tarimsal Alanda Yapilan Yatirimlarla KÖylÜnÜn Refah DÜzeyİ Ve Üretİmİ
ArtmiŞtir.

- EndÜstrİ Bİtkİlerİ Üretİmİyle �tarima Dayali Sanayİ�
GelİŞtİrİlmİŞtİr.

- AĞir Sanayİ Yatirimlari İle Özel SektÖrÜn İhtİyaÇ DuyduĞu Sanayİ Hammaddesİ
İhtİyaci GİderİlmİŞtİr.

- Devlet GerÇekleŞtİrdİĞİ İŞletmelerle Özel SektÖre Örnek Ve ÖncÜ OlmuŞtur.

- Kara Ve Demİryollari, Enerjİ Santrallari, Lİman Ve Hava Lİmanlari Gİbİ Altyapi
Yatirimlari Devlet Tarafindan YapilmiŞ Ve Yapilmaktadir.

- Ülke İnsanlarina İŞ Olanaklari YaratilmiŞtir.

- Gerİ KalmiŞ BÖlgelerde BÜyÜk Çapli Kalkinma Projelerİ GerÇekleŞtİrİlerek
BÖlgenİn Ve Ülkenİn GelİŞmesİndekİ Katki SaĞlanmiŞtir.

- Bu Sİstemde Zaman İÇİnde Alinan Özel Önlem Ve Yapilan Uygulamalarla GÜÇlÜ Bİr
Özel SektÖr OluŞturulmuŞtur (17).

GÜnÜmÜzde Karasabandan, Kara ÖkÜzden Modern Tarima GeÇebİldİysek, Olmayan Bİr
Ekonomİden Bİr Sanayİ Toplumu Yaratabİldİysek DÜnya Pazarlarindakİ TÜrk
ÜrÜnlerİ GelİŞmİŞ Ülkelerİn Ekonomİ YÖnetİcİlerİnİ Kaygilandirip, Kotalar
Koymasina Sebep Oluyorsa DÜnya Ekonomİk BÜyÜklÜkte 16. Siraya YerleŞtİysek,
Ekonomİk Kalkinma İÇİn Gereklİ Olan Enerjİ Santrallerİnİ, Otoyollari,
KÖprÜlerİ, TelekomÜnİkasyon Hatlarini, Lİman Ve Hava Lİmanlari Özellİkle
DÜnyanin En BÜyÜk Enerjİ Sulama, Sosyal Ekonomİk Kalkinma Projesİ Olan Gap Devlet
Elİyle Yapiyorsak Bu DevletÇİlİktİr, ÖlmemİŞtİr Ve Asla Ölmeyecektİr.
KullandiĞi BÜtÜn Sanayİ ÜrÜnlerİnİ DiŞardan Almak Zorunda Kalan 1923�Ün
TÜrkİye�sİnİn Yerİnİ 2000�lerde DÜnyanin 150�yİ AŞkin Ülkesİne Bİnlerce
ÇeŞİt Sanayİ ÜrÜnÜ Satabİlen, İhracatinin % 83�Ü Sanayİ ÜrÜnlerİ Olan
Yepyenİ Bİr Sosyo-ekonomİk Yapi OluŞturulmuŞtur (18).

GÜnÜmÜzde �devletÇİlİk ÖlmÜŞtÜr� İddİasinda Olanlar Vardir. Bu İddİa
Topluma Kabul Ettİrİlmeye ÇaliŞilmaktadir. AtatÜrkÇÜ DÜŞÜnce Sİstemİ Ve Onun
İlkelerİ Ve İnkilaplari Dİnamİk Bİr Yapiya Sahİptİr. DuraĞan KaliplaŞmiŞ,
DeĞİŞtİrİlemeyen, GÜncelleŞtİrİlemeyen Kendİnİ Yenİlemeyen Bİr DÜŞÜnce
Sİstemİ DeĞİldİr (19).

DeĞİŞmeyen, DeĞİŞtİrİlmeyen GÜnÜn KoŞullarina Ayak Uyduramayan DÜŞÜnce
Sİstemlerİ De Vardir. Bu DÜŞÜnce Sİstemlerİ Bellİ Bİr Kİtaba, Bİr Kuralar
Manzumesİne Ve Doktİrİnlere Sahİptİr. GÜnÜn KoŞullarina Ayak Uyduramayan Bu
Sİstemlere DoĞmatİk-totalİter İdeolojİler Adi Verİlİr. Bu İdeolojİler
Antİdemokratİktİr. Bİr KİŞİ Veya ZÜmre EgemenlİĞİ AnlayiŞina Dayanir.
KomÜnİzm, FaŞİzm, Nasyonal Sosyalİzm Ve Teokrasİ (Şerİat YÖnetİmİ) Bu Tarz
İdeolojİlere Verİlecek En GÜzel Örnektİr. Mevcut Kurallardan Bİrİnİ
DeĞİŞtİrmeye ÇaliŞmak İdeolojİye KarŞi Çikmak Anlamina Gelİr. Bu
İdeolojİlerİn HİÇbİr Kurali Ve Doktrİnİ DeĞİŞtİrİlemez. İdeolojİye KarŞi
Çikmanin Cezasi Da Çok AĞirdir. DeĞİŞen KoŞullar KarŞisinda, DeĞİŞmeyen
Kurallar Nedenİyle Sİstemde Bİr YiĞin Aksaklik Meydana Gelİr. Ancak AksakliĞi Dİle
Getİrmek �kral Çiplak� Dİye BaĞirmak Çok AĞir Cezalarla KarŞi KarŞiya Kalmak
Anlamina Gelİr.

AtatÜrkÇÜ DÜŞÜnce Sİstemİ İse Demokratİk � Pragmatİk (yanİ Halk
EgemenlİĞİne Dayanan Ve Her TÜrlÜ Uygulamada Halkin Faydasini GÖzeten) Akil Ve
Bİlİmİn GerÇeklerİnden Hareket Eden ÇaĞdaŞ Ve Modern Bİr DÜŞÜnce
Sİstemİdİr. Bu Sİstemde DeĞİŞmeyen Tek Şey DeĞİŞİmİn Kendİsİdİr.
Demokratİk Pragmatİk DÜŞÜnce Sİstemlerİnİn Uygulamada Ortaya Çikan Her TÜrlÜ
Aksaklik Aklin Ve Bİlİmİn IŞiĞinda KaynaĞinda Tesbİt Edİlİr. AksakliĞa Sebep
Olan Unsurun Tespİtİnden Sonra Gene Aklin Ve Bİlİmİn IŞiĞinda En DoĞru ÇÖzÜm
Yolu Bulunarak Uygulamaya GeÇİrİlİr (20).

AtatÜrkÇÜ DÜŞÜnce Sİstemİn Temelİnİ OluŞturan İlkelerden İnkilapÇilik
İlkesİ Bu AnlayiŞin Sİstematİze EdİlmİŞ Şeklİdİr. İnkilapÇilik İlkesİ
Devlet Ve Toplum YaŞantisini İlgİlendİren Her TÜrlÜ Kural Ve Uygulamanin Aklin Ve
Bİlİmİn RehberlİĞİnde Ve Toplumun İhtİyaÇlari DoĞrultusunda SÜreklİ
Yenİlenmesİnİ Ve GelİŞtİrİlmesİnİ ÖngÖrÜr. Bu İlke ÇerÇevesİnde DeĞİŞme
Ve GelİŞmeye KarŞi Çikmak, AtatÜrkÇÜ DÜŞÜnce Sİstemİne KarŞi Çikmak
Demektİr.

DevletÇİlİk AtatÜrkÇÜ DÜŞÜnce Sİstemİn Ekonomİ Teorisİ OlduĞunu
BelİrtmİŞtİk. Bu İlkenİn Amaci TÜrkİye Cumhurİyetİ Devletİnİn Ve TÜrk
Mİlletİnİn Ekonomİk Ve Sosyal Kalkinmasinin GerÇekleŞtİrİlmesİdİr.

DÖnemİn KoŞullari GereĞİ Cumhurİyetİ İlk Yillarinda Devlet Ekonomİk
Faalİyetlerde Üst DÜzeyde Etkİn OlmuŞtur. Bunun Amaci Hem Ülkenİn İhtİyaci Olan
Yatirimlarini Yapmak Hemde GÜÇlÜ Bİr TÜrk Özel SektÖrÜ OluŞturmaktadir.

Bu Uygulamanin Sonucuna BakildiĞinda Hem Devlet Ve Mİlletİn İhtİyaci Olan
Yatirimlarin YapildiĞini Ve TÜrk Ekonomİsİnİn Çok Üst DÜzeye
YÜkseltİldİĞİnİ, Hem De Pek Çok Alanda Yatirim Yapabİlecek GÜÇlÜ Bİr Özel
SektÖr OluŞturulduĞu GÖrÜlmektedİr (21).

İnkilapÇilik İlkesİ DoĞrultusunda Bu Uygulama AtatÜrkÇÜ DÜŞÜnce Sİstemİne Ve
DevletÇİlİĞe Aykiri DeĞİl DevletÇİlİĞİn Ta Kendİsİdİr. Bu AnlayiŞa GÖre
Devlet Ekonomİden Elİnİ Çekmeyecek Özel SektÖrÜn Hala BaŞaramayacaĞi Ama TÜrk
Devlet Ve Mİlletİnİn GeleceĞİ İÇİn Zorunlu Olan Stratejİk Yatirimlari Ve Alt Yapi
Yatirimlarini Yapmaya Devam Edecektİr.

TÜrkİye�nİn Çok Olumsuz KoŞullarda At Nali Ve Nal Çİvİsİ İle İŞe BaŞlayarak
BaŞlatilan Ekonomİk Kalkinmayi GÖrmeyen Ve GÖrmek İstemeyen AtatÜrk Ve
AtatÜrkÇÜlÜk KarŞitlarini Hedeflerİ Cumhurİyetİn DayandiĞi Temellerİ Yikmaktir.
Bİzlere DÜŞen Akil Boyutunda Uyanik Olmak Ve İdeallerİnİ Savunma KararliliĞini
GÖstermektİr.

D İ P N O T L A R

1. Emre Kongar, AtatÜrk Üzerİne, Hİl Yayinevİ, İstanbul 1983. S.17

2. Afet İnan, Medenİ Bİlgİler, Ttk. Basimevİ, Ankara 1988 S. 292

3. Rifat UÇarol, Sİyasİ Tarİh (1789 � 1994), Fİlİz Kİtabevİ İstanbul 1995,
S.396 - 397

4. Ahmet Mumcu, Tarİh AÇisindan TÜrk Devrİmİnİn Temellerİ Ve GelİŞİmİ, İnkilap
Kİtabevİ, İstanbul 1994. S.153

5. Alptekİn MÜderİsoĞlu, KurtuluŞ SavaŞinin Malİ Kaynaklari, Malİye BakanliĞi 50
Yil Yayinlari, C.1, S. 67, Ankara 1973,

6. Naİl Kubali, TÜrk Devrİm Tarİhİ, Harp Akademİlerİ Basimevİ, İstanbul 1973,
S.161.

7. ReŞat Kaynar � Necdet SakaoĞlu, AtatÜrk DÜŞÜncesİ, AÇi Yayinlari, İstanbul
1995, S.46

8. Afet İnan, İzmİr İktİsat Kongresİ, Ttk Basimevİ Yayinlari, 1969. S.220

9. Mustafa Kemal AtatÜrk, �nutuk,� C.ii, Ttk Basimevİ Ankara 1986, S.999

10. Mustafa Aysan, AtatÜrkÇÜ DÜŞÜnce El Kİtabi, AtatÜrk AraŞtirma Merkezİ Ankara
1995 S.323.

11. Fethİ Nacİ, 100 Soruda AtatÜrk�Ün Temel GÖrÜŞlerİ, GerÇek Yayinevİ,
İstanbul 1968, S.69

12. Suna Kİlİ, DÜnya Ve TÜrkİye AÇisindan AtatÜrk, Yapi Kredİ Yayinlari, İstanbul
1996, S. 40

13. Bernard Lewİs, Modern TÜrkİye�nİn DoĞuŞu, Ttk. Basimevİ, Ankara 1986, S.236

14. AtatÜrk İlkelerİ Ve İnkilap Tarİhİ Ii, YÖk Yayinlari, Ankara 1986, S.236

15. Korkut Boratav, 100 Soruda TÜrkİye�de DevletÇİlİk, GerÇek Yayinlari, İstanbul
1974, S.106-120

16. Şevket SÜreyya Aydemİr, Tek Adam � Iii, Remzİ Kİtabevİ İstanbul 1993,
S.349-352

17. AtatÜrkÇÜlÜk 2 Ncİ Kİtap Gen.kur. Basimevİ Ankara 1983, S.304

18. Sabah Gazetesİ 29 Ekİm 1999 Özel Sayi

19. İsmet Gİrİtlİ � Jale SarmaŞik, Anayasa Hukuku, Der Yayinlari, İstanbul 1998,
S.119

20. Kubali, A.g.e. , S.158

21. Kongar, A.g.e. S.112



K A Y N A K Ç A



AtatÜrkÇÜlÜk 2 Ncİ Kİtap Gen.kur. Basimevİ Ankara 1983,

AtatÜrk İlkelerİ Ve İnkilap Tarİhİ Ii, YÖk Yayinlari, Ankara 1986,

Aydemİr Şevket SÜreyya, Tek Adam � Iii, Remzİ Kİtabevİ İstanbul 1993,

Aysan Mustafa, AtatÜrkÇÜ DÜŞÜnce El Kİtabi, AtatÜrkÇÜ AraŞtirma Merkezİ Ankara
1995.

Boratav Korkut, 100 Soruda TÜrkİye�de DevletÇİlİk, GerÇek Yayinlari, İstanbul
1974,

Gİrİtlİ İsmet � SarmaŞik Jale, Anayasa Hukuku, Der Yayinlari, İstanbul 1998,

İnan Afet, İzmİr İktİsat Kongresİ, Ttk Basimevİ Yayinlari 1969.

İnan Afet, Medenİ Bİlgİler, Ttk. Basimevİ, Ankara 1988

Kaynar ReŞat � SakaoĞlu Necdet, AtatÜrk DÜŞÜncesİ, AÇi Yayinlari, İstanbul
1995,

Kİlİ Suna, DÜnya Ve TÜrkİye AÇisindan AtatÜrk Yapi Kredİ Yayinlari, İstanbul
1996,

Kongar Emre, AtatÜrk Üzerİne, Hİl Yayinevİ, İstanbul 1983.

Kubali Naİl, TÜrk Devrİm Tarİhİ, Harp Akademİlerİ Basimevİ, İstanbul 1973,

Lewİs Bernard, Modern TÜrkİye�nİn DoĞuŞu, Ttk. Basim Evİ Ankara 1986,

Mumcu Ahmet, Tarİh AÇisindan TÜrk Devrİmİnİn Temellerİ Ve GelİŞİmİ, İnkilap
Kİtabevİ, İstanbul 1994.

Mustafa Kemal AtatÜrk, �nutuk,� C.ii, Ttk. Basimevİ, Ankara 1986.

MÜderİsoĞlu Alptekİn, KurtuluŞ SavaŞinin Malİ Kaynaklari, Malİ BakanliĞi 50 Yil
Yayinlari, C.1, S. 67, Ankara 1973,

Nacİ Fethİ, 100 Soruda AtatÜrk�Ün Temel GÖrÜŞlerİ, GerÇek Yayinevİ İstanbul
1968,

UÇarol Rifat, Sİyasİ Tarİh (1789 � 1994) Fİlİz Kİtabevİ İstanbul 1995,

Sabah Gazetesİ 29 Ekİm 1999 Özel Sayi

Konu Poustigo tarafından (18-09-2008 Saat 20:57 ) değiştirilmiştir..
Poustigo Çevrimdışı   Alıntı ile Cevapla
  #3 (permalink) Alt 18-09-2008, 20:59
İşi kavrayan 2de1'ci
 
Poustigo - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)

Delikanlıyım Ulan!!! X)
 
Kayıt: 18.09.2008
Mesajlar: 1.833
Rep gücü: 18
Rep derecesi: Poustigo Rep Yağıyor SankiPoustigo Rep Yağıyor SankiPoustigo Rep Yağıyor SankiPoustigo Rep Yağıyor SankiPoustigo Rep Yağıyor SankiPoustigo Rep Yağıyor SankiPoustigo Rep Yağıyor SankiPoustigo Rep Yağıyor SankiPoustigo Rep Yağıyor SankiPoustigo Rep Yağıyor Sanki

 
Kemalİst Laİklİk




A) LaİklİĞİn Anlami Ve İÇerİĞİ :
(1)



Antİk Dİllerden GerekÇe�de �laos� Kİtle, Halk, Topluluk Anlamina Gelmekte, Ondan
TÜreyen �laİkos� İse Dİn Adami Sifati Ve Yetkİsİnİ TaŞimayanlar İÇİn
Kullanilmaktadir. Latİnce�de �laİcus� BİÇİmİnde GeÇen Bu SÖzcÜk, Bati
Dİllerİnde Bu KÖkten TÜretİlmİŞtİr.



TÜrkÇe�ye Fransizca�dan GeÇen �laİk� SÖzÜ,eskİ ÇaĞlarda, Rahİpler
Sinifina Mensup Olmayanlar Anlaminda Kullaniliyordu. Fransizca �laİc Veya Laİque�
DÜnya İŞlerİnİ, Dİn İŞlerİnden, Dİnİ Otorİteden BaĞimsiz Olarak Ele Alan
Anlamindadir.



Hiristİyan Alemİnde De, Kİlİse Adamlarina �clerİcİ� (cleras = Ruhban Sinifi),
Bunlarin DiŞinda Kalan İnanmiŞlar TopluluĞuna, �laİcİ� Denİyordu. Zamanla
Kelİme, Bİr Felsefİ YaklaŞimi Veya Devlet İle Dİn Arasindakİ İlİŞkİlerİ
Anlatmak İÇİn Kullanilmaya BaŞlandi.



LaİklİĞİn Üzerİnde Herkesİn AnlaŞtiĞi, Tek Ve Ortak Bİr Tarİfİnİn
YapilamayiŞinin Sebeplerİ Vardir.



Bİr Ülkenİn, Tarİhİ, Sosyal Ve Sİyasal Şartlari, Ülkede Yaygin Olan Dİnİn
Özellİklerİ, O Ülke İÇİn GeÇerlİ Olan Laİklİk AnlayiŞini Ve Uygulamasini
GenİŞ ÖlÇÜde Etkİler.



Bİr Defa Laİklİk, Sadece Felsefİ, İdeolojİk Bİr Kavramdan İbaret DeĞİldİr;
Hayata GeÇİrİlen, Uygulanan Bİr İlkedİr. BÖyle Olunca UygulandiĞi Ülkenİn
Dİnİ, Sİyasİ, Sosyal Şartlari Laİklİk AnlayiŞini Etkİlemektedİr. Laİklİk
AnlayiŞinin Ve UygulaniŞinin Ülkeden Ülkeye Hatta KİŞİden KİŞİye BÜyÜk
Farklilik GÖstermesİ KaÇinilmazdir. ÇÜnkÜ LaİklİĞe KarŞi Olan KİŞİlerde,
LaİklİĞİ Kendİ AnlayiŞlarina, Hatta Sİyasİ GÖrÜŞlerİne GÖre Yorumlayarak
Benİmser GÖrÜnmÜŞlerdİr. Yanİ Her Ülkede Laİklİk Zamana Ve Yukaridakİ Şartlara
GÖre Ayri TanimlandiĞi Gİbİ, Ayni Ülke İÇİnde De LaİklİĞİn Felsefesİ,
Sİyasİ, Hukukİ AÇidan Farklilik GÖsterdİĞİ Bİlİnmektedİr.



Felsefİ Laİklİk : İman Ve İnanÇ Yerİne, Akil Ve Bİlİmİn ÜdtÜnlÜĞÜnÜ Kabul
Eden Bİr AnlayiŞtir.



Sİyasİ Laİklİk : Sİyasİ İktİdarin, Dİnİ Kudretten Ayrilmasidir. Yanİ
EgemenlİĞİn İlahİ DeĞİl, Mİllete Aİt Olmasidir.



Hukukİ Laİklİk : Devlet İle Dİnİn Bİrbİrİne KariŞmamasidir. Yanİ Devletİn,
Dİnİ Kurallara GÖre YÖnetİlmemesİdİr.



BÜtÜn Bu Farkliliklarin Bulunmasina RaĞmen TÜrkİye Cumhurİyetİnde Bİr Anayasa
İlkesİ, Bİr Hukuk Deyİmİ Halİne GelmİŞ Olan LaİklİĞİn Bazi TartiŞilmaz
Unsurlari Vardir. (2)



1. LaİklİĞİn Bİr Unsuru Dİn Ve Vİcdan HÜrrİyetİdİr.



Laİk Devlet, KİŞİlerİn Bu HÜrrİyetlerİnİ SaĞlar Ve Korur. Bİr Dİn Veya Mezhep
Mensuplarinin, BaŞka Dİn Veya Mezhep Mensuplarina KarŞi Baskisini Önlemek, Laİk
Devletİn GÖrevİdİr.



Bu Konuda Anayasa�da ŞÖyle Denmektedİr. �herkes, Vİcdan, Dİnİ İnanÇ Ve Kanaat
HÜrrİyetİne Sahİptİr�.



Ancak İbadetler, Dİnİ Ayİn Ve TÖrenler Kamu DÜzenİ Ve Genel Ahlak Bakimindan
DevletÇe Sinirlandirilabİlİr. Bu �dİn Ve Mezhep Ayirimi Yaratmak Veya Herhangİ Bİr
Yoldan Bu Kavram Ve GÖrÜŞlere Dayanan Bİr Devlet DÜzenİ Kurmak Amaciyla
KullanilamayacaĞi� Yolundakİ Sinirlamadir. O Halde �İbadet, Dİnİ Ayİn Ve
TÖrenlerİn SerbestlİĞİ, Teoratİk Bİr Devlet DÜzenİ Kurmak Amaciyla
Kullanilamaz�.





Dİn Ve Vİcdan HÜrrİyetİyle İlgİlİ, Anayasanin Bİr BaŞka Maddesİ İse, Şu
Şekİldedİr: �kİmse İbadete, Dİnİ Ayİn Ve TÖrenlere Katilmaya, Dİnİ İnanÇ Ve
Kanaatlerİnİ AÇiklamaya Zorlanamaz. Kİmse Dİnİ İnanÇ Ve Kanaatlarindan Dolayi
Kinanamaz�(3)



2. Dİn Ve Devlet İŞlerİnİn Ayrilmasidir:



Özellİkle İslam DÜnyasinda, Laİk Devletle, Mİllet EgemenlİĞİ İlkesİ Ve Mİllet
Temsİlcİlerİnİn Haklari Arasinda Siki İlİŞkİler Vardir. Laİk Devlete KarŞi
Olanlar, Şer�İ Kanunlar DiŞinda, Herhangİ Bİr Kanun Çikarma Hakkini Kİmseye
Tanimazlar.



Laİk Devlette, Devletİn Sİyasİ Yapisini, HÜkÜmet Ve İdarenİn İŞleyİŞİnİ,
Toplumun YaŞayiŞini DÜzenleyen Kanun Ve Kurallari, Dİnİ Prensİpler DeĞİl, Akil,
Mantik, İhtİyaÇ Ve Hayatin GerÇeklerİ Tayİn Eder. AtatÜrk Bu Konuda �.... Bİz
İlhamlarimizi GÖkten Ve Gaİpten DeĞİl, YaŞanilan Hayatin Kendİsİnden AlmiŞ
Bulunuyoruz.�(4) DemİŞtİr.



T.c. Anayasasi İse Bu Konuda ŞÖyle Demektedİr: �kİmse, Devletİn Sosyal, Ekonomİk,
Sİyasİ Veya Hukukİ Temel DÜzenİnİ, Kismen De Olsa Dİn Kurallarina Dayandirma Veya
KİŞİsel Çikar Yahut, Nufuz SaĞlama Amaciyla, Her Ne Suretle Olursa Olsun, Dİnİ Veya
Dİn Duygularini Yahut Dİnce Kutsal Sayilan Şeylerİ İstİsmar Edemez Ve KÖtÜye
Kullanamaz� (5)



Bu YÖnÜ İle Laİklİk, Dİn Ve Devlet İŞlerİnİn Ayrilmasini, Dİnİn Devlet
İdaresİne KariŞtirilmamasini İfade Etmektedİr. AtatÜrk Özellİkle Bİr Çok
Yerlerde YaptiĞi KonuŞmalarda Bu Konunun Önemİnİ Israrla VurgulamiŞtir.



3. EĞİtİmİn LaİkleŞtİrİlmesİ Ve EĞİtİm BİrlİĞİ :
(tevhİd-İ Tedrİsat İlkesİ, LaİklİĞİn Ayrilmaz Bİr ParÇasidir.)



EĞİtİm Kurumlari Ve İÇerİĞİnİn, Dİn Kurallarina GÖre DÜzenlenmeyİp, Akilci Ve
ÇaĞdaŞ Kurallara GÖre, ÇaĞin İhtİyaÇlarina Cevap Verebİlecek Şekİlde
DÜzenlenmesİdİr.



Bu Konuda 1961 Anayasasinin 19. Maddesİnİn 4. Fikrasinda ŞÖyle Denİlmektedİr.
�hİÇ Kİmse Kendİsİnİn İsteĞİ DiŞinda, Devletİn Resmİ Olarak BenİmsedİĞİ
Bİr Dİn Veya Mezhebİ ÖĞrenİp, O Yolda EĞİtİlmeye Zorlanamaz. Dİn EĞİtİm Ve
ÖĞretİmİ KİŞİlerİn Kendİ İsteĞİne Ve KÜÇÜklerİn De Kanunİ
Temsİlcİlerİnİn İsteĞİne BaĞlidir.� Yİne Ayni Anayasanin 21.maddesİnde De
ŞÖyle Denİlmektedİr: �ÇaĞdaŞ Bİlİm Ve EĞİtİm Esaslarina Aykiri, EĞİtİm Ve
ÖĞretİm Yerlerİ AÇilamaz�.



1982 Anayasasinin 24. Maddesİ De, Dİn EĞİtİmİnİ, Dİn KÜltÜrÜ Ve Ahlak
EĞİtİmİnden AÇikÇa AyirmiŞ Ve Dİn EĞİtİmİnİn Zorunlu OlmadiĞini
TekrarlamiŞtir. 1982 Anayasanin 42. Maddesİndekİ Şu HÜkÜm De Laİklİk İle
DoĞrudan İlgİlİdİr. �eĞİtİm Ve ÖĞretİm, AtatÜrk İlkelerİ Ve İnkilaplari
DoĞrultusunda, ÇaĞdaŞ Bİlİm Ve EĞİtİm Esaslarina GÖre, Devletİn GÖzetİm Ve
Denetİmİ Altinda Yapilir. Bu Esaslara Aykiri EĞİtİm Ve ÖĞretİm Yerlerİ
AÇilamaz�.

GÖrÜldÜĞÜ Gİbİ, ÖĞretİm BİrlİĞİ 1961 Ve 1982 Anayasalarinda AtatÜrk İlke
Ve İnkilaplarini (eserlerİnİ) Ayakta Tutmak İÇİn Mutlaka Uyulmasi Ve Korunmasi
Gereklİ Temel Yasalar Arasinda GÖsterİlmİŞtİr.

4. Dİn Ve Mezheplerİ Ne Olursa Olsun �devletİn�
YurttaŞlarina EŞİt

Muamele Yapmasi:

LaİklİĞİn Bu Unsuru, Anayasada AÇikÇa Yer AlmiŞtir. �herkes Dİn, Mezhep Ve
Benzerİ Sebeplerle Ayirim GÖzetİlmeksİzİn Kanun ÖnÜnde EŞİttİr� (6). Laİklİk
Bu Unsuru GereĞİ, AtatÜrk�Ün MİllİyetÇİlİk İlkesİnİn De Koruyucusu
Durumundadir.

5. Devletİn Resmİ Dİnİnİn Bulunmamasi.

Her TÜrlÜ Dİn Ve Allah İnancini Reddeden, İdeolojİsİnİn GereĞİ Olarak
VatandaŞlarina DİnsİzlİĞİ Telkİn Eden Devletler Laİk OlmadiĞi Gİbİ, Dİne
Dayali Teokratİk Devletlerde Laİk DeĞİldİr.

Laİk Devlet, Bellİ Bİr Dİnİn Kurallarini VatandaŞlarina Benİmsetmek Ve Uygulamak
İÇİn Zorlayici Kurallar Koymaz. Dİn, KİŞİsel Bİr Vİcdan Sorunudur Ve Devlet
Resmİ Bİr Dİnİnİn BulunmadiĞini, HİÇ Kİmseye Baski Yapilmamasi GerektİĞİnİ
Anayasasi Ve Kanunlariyla Korur.

Laİklİk Bazi Ülkelerde, Dİn GÖrevlİlerİ, İbadethaneler Ve Dİn EĞİtİmİ
İÇİn, Devlet BÜtÇesİnden HİÇ Ödeme Yapilmamasi Şeklİnde AnlaŞilmaktadir. Fakat
TÜrkİye�de Bu Konu Çok Farkli Bİr ÖzellİĞe Sahİptİr. Dİyanet İŞlerİ
BaŞkanliĞinin Devlet Kurumlari Arasinda Yer Almasi, LaİklİĞİn Korunmasi Bakimindan
Da Gereklİ GÖrÜlmÜŞtÜr (7).

Anayasada Bu Konuyla İlgİlİ HÜkÜm Şu Şekİlde VurgulanmiŞtir: �genel İdare
İÇİnde Yer Alan Dİyanet İŞlerİ BaŞkanliĞi, Laİklİk İlkesİ DoĞrultusunda,
BÜtÜn Sİyasİ GÖrÜŞ Ve DÜŞÜncelerİn DiŞinda Kalarak Ve MİlletÇe DayaniŞma Ve
BÜtÜnleŞmeyİ AmaÇ Edİnerek, Özel Kanunda GÖsterİlen GÖrevlerİ Yerİne
Getİrİr�(8).

B) AtatÜrk�e GÖre Laİklİk :



YetmİŞ Yedİ Yillik Cumhurİyet Tarİhİmİzde, AtatÜrkÇÜlÜĞÜn Temelİ Olan
İlkelerİn Herbİrİ Hakkinda, TÜrkİye İÇİnde Ve DiŞinda Çok Şey YazilmiŞ Ve
SÖylenmİŞtİr. Bu İlkeler Arasinda Laİklİk, Kİtap Ve Makale Olarak YoĞun Bİr
Yayina, Konferans, Sempozyum Ve Panel Olarak Da TartiŞmaya Konu Olan İnkilap
İlkemİzdİr. Laİklİk İÇİn AÇikÇa AtatÜrk İlkelerİ İÇerİsİnde EnÇok
TartiŞilan Fakat En Az AnlaŞilan, TÜrk Toplumunun SÜreklİ GÜncel Konusudur
Dİyebİlİrİz.



Laİk Terİm Olarak, Dİn İle DÜnya, Özellİkle Dİn İle Devlet İŞlerİnİn
Ayrilmasi Anlamini TaŞir. Fakat AtatÜrk LaİklİĞİnİn Daha GenİŞ Ve Kendİne ÖzgÜ
Bİr Anlami Vardir. Buna GÖre Laİklİk; �dİnİ Faalİyetlerİn Devlet, Fİkİr Ve
Ekonomİk Hayattan Ayrilarak Ele Alinmasini, Devletİn Dİnİ Esaslara Ve GÜce
Dayanmamasini, DÜnyevİ İŞlerİ Ve Otorİteyİ, Dİnİ İŞler Ve Otorİteden Ayirarak,
Dİnİn DİĞer DÜnya Kurumlarini Kontrol Etmemesİ Ve Yalniz GerÇek Dİnİ Konularla
İlgİlenmesİnİ SaĞlayan, DÜnya Sorunlarina Akilci Ve Bİlİmsel AÇidan Bakmayi
Öngeren, Dİnİn Hakkini Dİne, Devletİn Hakkini Devlete Veren Bİr Kavramdir� (9).
Yanİ Laİklİk Sadece, Dİn Ve DÜnya İŞlerİnİ Ayirarak, KİŞİlere Vİcdan Ve
İbadet ÖzgÜrlÜĞÜnÜn Verİlmesİ DeĞİl, Ayni Zamanda DÜnya Sorunlarina Bİlİmsel
AÇidan Bakmayi Öngeren Bİr Hayat Tarzi, Bİr DÜnya GÖrÜŞÜdÜr.



Laİklİk İlkesİ, TÜrk Devletİnİn DİĞer İlke Ve Esaslarini BÜtÜnleyerek
GÜÇlendİrİr. Dİnİn, Dİnİ Olmayan Konulardan Ayrilmasini Saptayacak Esaslarin
Uygulanmasini GerÇekleŞtİrerek, Dİnİn ÖzÜne DÖnmesİnİ Bu Suretle KİŞİlerİn
BÜtÜn SadelİĞİ İle Dİndar Olmalarini SaĞlar. DİĞer Bİr İfade İle AtatÜrk,
AkilciliĞin Dİne Yansimasinin Sonucunu, Laİklİkte GÖrmÜŞtÜr. İnkilabin Temelİnde
Yatan Akilcilik İlkesİ Laİklİkle Uygulama Alani BulmuŞtur (10).



AtatÜrkÇÜ DÜŞÜnce Sİstemİnde Dİn; Toplumsal, Sİyasal, Ekonomİk, EĞİtsel,
Sanatsal Kurum Ve Kurallari Belİrleyİcİ Bİr Konumda Olamaz. Toplumlar Bu Alanlari
Bİlİmsel Verİlerİn Yardimiyla, Demokratİk SÜreÇ İÇİnde Varacaklari DeĞİŞmeye
De AÇik UzlaŞmalar Yoluyla ÇÖzÜmleme GereĞİne İnanmaktadirlar. Herhangİ Bİr
Dİnİn Bu Alanlari DÜzenleyen DeĞİŞmez, Kutsallik NİtelİĞİnİ TaŞiyan
HÜkÜmlerİ Çevresİnde İlerleme De, Toplumsal UyuŞma, Toplumsal Bİrlİk Ve
DayaniŞma Da Toplumsal BariŞ Ta SaĞlanamaz. Dİnlerİn Toplumlari YÖnettİklerİ
DÖnemde Bİle BİrÇok Mezheplere BÖlÜnmÜŞ Olmalari BoŞuna DeĞİldİr. Üstelİk
Yenİ Ve Yakin ÇaĞlarda YaŞamin Bİlİmsel Olarak Bİlİnebİlİr Alanlari Durmadan
GenİŞlemİŞtİr. Bu Alanlarda ÖzgÜr TartiŞmaya Ve AraŞtirma Verİlerİne Dayali
ÇÖzÜmler, Önerİler ÇoĞunluk Kararina DÖnÜŞtÜrÜlerek Toplumsal DayaniŞma
İÇİnde Uygulamaya GeÇİrİlebİlİr. Bu Olanak Ortaya Çiktiktan Sonra Kİmse Ne
TÜrlÜsÜ OlduĞu Kestİrİlemeyen (�İman İle Paranin Kİmde OlduĞu Bİlİnmez�
SÖzÜ Bİnlerce Yilliktir) Dİnİ İnanÇlarin Zorlamasiyla DÜzen Kurmada Dİrenmek
Topluma Uyum DeĞİl, Uyumsuzluk, DayaniŞma DeĞİl ÇÖzÜlme, BariŞ DeĞİl Kavga
Getİrİr (11).



Prof.dr.turhan FeyzİoĞlu�na GÖre: AtatÜrkÇÜ DÜŞÜnce Sİstemİnde Laİklİk,
Sadece Dİn Ve Devlet İŞlerİnİn Ayrilmasindan İbaret Bİr Devlet YÖnetİmİ
Prensİbİ DeĞİl,ayni Zamanda Bİr Hayat Tarzi, DÜnya Ve Toplum Sorunlarina Akilci Ve
Bİlİmcİ Bİr BakiŞ AÇisidir. Bundan Dolayidir Kİ Laİklİk, TÜrkİye�nİn
ÇaĞdaŞlaŞmasi Temel Hedefİnden Ayrilmaz Ve Onun Zorunlu Bİr ParÇasini OluŞturur
(12).



AtatÜrk�Ün Laİklİk AnlayiŞi Bazi KİŞİlerİn İddİa Ettİklerİ Gİbİ Dİne
KarŞi DeĞİl, Dİnİn SÖmÜrÜlmesİne, Dİnden Çikar SaĞlanmasina KarŞidir.
�laİklİk Asla Dİnsİzlİk OlmadiĞi Gİbİ Sahte Dİndarlik Ve BÜyÜcÜlÜkle
MÜcadele Kapisini AÇtiĞi İÇİn GerÇek DİndarliĞin GelİŞmesİ İmkanini Temİn
EtmİŞtİr. LaİklİĞİ Dİnsİzlİkle KariŞtirmak İsteyenler, İlerleme Ve
CanliliĞin DÜŞmanlari İle GÖzlerİnden Perde KalkmamiŞ DoĞu Kavİmlerİnİn
Fanatİklerİnden BaŞka Kİmse Olamaz� (13).



AtatÜrk, LaİklİĞİn Dİnsİzlİk OlmadiĞini Şu Şekİlde AÇiklamaktadir. �dİn
Bİr Vİcdan Meselesİdİr. Herkes Vİcdaninin Emrİne Uymakta Serbesttİr. Bİz Dİne
Saygi GÖsterİrİz. DÜŞÜnce Ve TefekkÜre (dÜŞÜncelerİ DerİnleŞtİrme) Muhalİf
DeĞİlİz. Bİz Sadece Dİn İŞlerİnİ, Mİllet Ve Devlet İŞlerİyle KariŞtirmamaya
ÇaliŞiyor, Kasde Ve Fİİle Dayanan Taassupkar (gerİcİ) Hareketlerden Sakiniyoruz.
MÜrtecİlere (gerİcİlere) Asla Firsat VermeyeceĞİz� (14).



AtatÜrk LaİklİĞİ, Dİne Akilci Yoldan YaklaŞir. BÖylece İnsan Aklinin SoracaĞi
Sorulara Yİne İnsan Aklinin BulacaĞi Cevaplari Benİmser. BÖyle Bİr YaklaŞim Dİnde
Taassubu Ve Hurafelerİ Önler. Kendİ Dİnlerİnden BaŞka Dİnlere, İnananlara Veya
İnanmayanlara KarŞi, İnsanlarda HoŞ GÖrÜyÜ GelİŞtİrİr.



Bu AÇiklamalardan Ortaya Çikan GerÇek Şudur Kİ, AtatÜrkÇÜlÜkte İfade Edİlen
LaİklİĞİ Dİnsİzlİk Manasinda Anlamak Çok YanliŞtir. AtatÜrkÇÜlÜkte Laİklİk,
Dİnİn Hakkini Dİne, Devletİn Hakkini Devlete Vererek, Dİn İle Devletİ
Bİrbİrİnden Ayirip, Devlet İŞlerİnde Aklin GÖsterdİĞİ Yoldan YÜrÜmeyİ
GerÇekleŞtİrİr (15).



Samİmİ Dİndar KİŞİ İle, Çikarci Yobaz Farkini Gayet İyİ DeĞerlendİren
AtatÜrk, Laİklİkle Dİnİn, Dİn Duygusu İle İnanÇ Ve İbadet Alaninin Asla
ZedelenmeyeceĞİ, Tersİne Manevİ Bakimdan İÇtenlİkle YÜcelİk KazanacaĞini İyİ
Bİlİyordu. Bundan Dolayidir Kİ AtatÜrk, Psİko-sosyal Ve KÜltÜrel Bİr İÇerİĞİ
Olan LaİklİĞİ AÇiklarken Bu Noktayi Şu SÖzlerİyle Tİtİzlİkle Belİrtİyordu.
�laİklİk Prensİbİnde İsrar Edİyoruz. ÇÜnkÜ Mİllİ İradenİn, İnsanliĞa Mal
OlmuŞ DeĞerlerİn, Belkİ De En Kutsali Olan Dİn HÜrrİyetİ,ancak Laİklİk
Prensİbİne BaĞlanmakla Korunabİlİr�.



Laİklİk, Sİyasal OlduĞu Kadar, KÜltÜrel YaŞantiya Da YÖn Veren Bİr Role
Sahİptİr. Ulu Önder AtatÜrk�Ün ÖnderlİĞİnİ YaptiĞi Bu BaŞarili GİrİŞİm
İle TÜrk Mİlletİ KİŞİ Ve Toplum Bakimindan AÇik Ve Aydinlik Bİr DÜzeye
ÇikarilmiŞtir. BÖylece TÜrkİye�de, Cumhurİyet Rejİmİnİ Nİteleyerek Ondan
Ayrilmaz Bİr BÜtÜnlÜk GÖsteren Bu İnkilap İlkesİ, DİĞer İnkilaplarin Hem Tabani
Hem De Garantİsİ OlmuŞtur. LaİklİĞe Bu Bakimdan, Cumhurİyetİmİzİn En Önemlİ
Tarİhİ Olgusudur Dİyebİlİrİz. ÇÜnkÜ Bu BaŞarili GİrİŞİm İle, Teokratİk Ve
ÇÖkmÜŞ Bİr OrtaÇaĞ İmparatorluĞu Yerİne, ÇaĞdaŞ Bİr Devletİn DoĞuŞu,
Dİnİ Bİr EĞİtİm Yerİne, Vİcdan ÖzgÜrlÜĞÜ Kavrami Getİren Zİhnİyetİn
Kanunlarla PerÇİnleŞmesİ MÜmkÜn OlabİlmİŞtİr. Yansiz Ve Tarafsiz Olarak TÜm Bu
Belgeler Arasinda Bİz AtatÜrk�Ün Dİn Ve Dİne İlİŞkİn YaptiĞi KonuŞmalari
Bİraraya GetİrdİĞİmİzde AÇikÇa Şunu GÖrmekteyİz. AtatÜrk�Ün Bİr Yurt
Sorunu Olarak En Çok Üzerİnde DurduĞu Ve AÇiklamalarda BulunduĞu Alan, Dİn Ve
Laİklİk Alanidir. Bunun GerÇek Nedenlerİnİ De Bİzzat Kendİ SÖzlerİnde
Bulmaktayiz.



DÜŞÜnce Ve İnanÇ ÖzgÜrlÜĞÜ Demek Olan Laİklİk İlkesİ, AtatÜrk�Ün DÜnya
GÖrÜŞÜnÜn Kİlİt Önemİndekİ Ögesİ, BÜtÜnÜyle AtatÜrk İnkilaplarinin Genel
Karakterİnİ Belİrleyen ÖzellİĞİdİr.



AtatÜrk, TÜrkİye Cumhurİyetİnİ ÇaĞdaŞ Temeller Üzerİne Kurarken, TÜrk
Toplumunu, Ümmet ÇaĞi Tutum Ve AnlayiŞlarindan, ÖzgÜr DÜŞÜnce Ve İnanca Sahİp
Bİr TÜrk Mİlletİ Olmanin Bİlİncİne KavuŞturmak İstemİŞtİr. Bunun Tek Yolu Da
LaİklİĞİ Uygulamak Ve Uygulatmaktir. BÖylece AtatÜrk�Ün LaİklİĞe VerdİĞİ
Önem, Bu İlkenİn TÜm İnkilapÇi DÜŞÜncenİn Temelİ Durumunda OluŞundadir (16).



C) LaİklİĞİn Amaci Ve SaĞladiĞi Faydalar :



1) Amaci :



Laİk Devlette Devletİn Dİnİ Olmaz. ÇÜnkÜ Hukuk Devletİ Fİkrİ İle, Mevcut
Dİnlerden Bİrİnİn ÜstÜn Tutulmasi Fİkrİnİ BaĞdaŞtirmak MÜmkÜn DeĞİldİr.
Devletİn Dİnİ, Ayri Dİnlere Mensup Veya İnanmayan VatandaŞlarin Kamu ÖnÜnde
EŞİtlİĞİne Aykiri DÜŞer. Laİk Devlette Dİn HÜrrİyetİnİn DoĞal Sonucu Olarak,
BÜtÜn Dİnler Kamu DÜzenİne Aykiri DÜŞmedİkÇe Taninir. LaİklİĞİ Kabul Ederken
Onu Yenİ Bİr DÜnya Mezhebİ Durumuna Da Sokmamak Gerekİr.



AtatÜrk TÜrk İnkilabini Laİk Ve ÇaĞdaŞ Temeller Üzerİne Oturtmayi AmaÇlamiŞtir.
ÇÜnkÜ TÜrk Toplumu ÇaĞdaŞ UygarliĞa UlaŞmak İÇİn Atilimlar Yapabİlmek
Zorundadir. Bu Nedenle LaİklİĞİ Temel İlkeler Arasina Özenle OturtmuŞtur. Bundan
Dolayi Onun İnkilap Hareketlerİnden BİrÇoklari Laİk Bİr Toplum OluŞturma
İsteĞİnden Kaynaklanmaktadir (17) Bundan BaŞka Laİklİk İlkesİ, BİrÇok İnkilap
Hareketlerİnİn GerÇekleŞtİrİlmesİne İmkan SaĞlamiŞtir. ÇÜnkÜ LaİklİĞİn
DÜŞÜnce Ve Tutumda YerleŞmesİ Hem İlerİcİlİk, Hemde Demokratİk YaŞam
Felsefesİne Uygundur. KaynaĞini Hayat AnlayiŞindan Alan GerÇekÇİlİk Ve Akilcilik,
AraŞtirma, Deneme Ve İyİyİ Bulma Zİhnİyetİne De Yardimcidir.



AtatÜrk�Ün Laİklİk İlkesİnde, BİrkaÇ YÖnlÜ AmaÇlarin VarliĞi GÖrÜlÜr.
Bunlari ÖzlÜ YÖnlerİyle Belİrtmek Gerekİrse, Devlet YÖnetİmİnde Dİnİn
Vesayetİnİn Ayrilmasi, Bİreylere Dİn-vİcdan ÖzgÜrlÜĞÜnÜn SaĞlanmasi Ve
İnkilap İÇİn Gereklİ Olan Ve Toplumu OluŞturan Bİreylerde Akilci Ve GerÇekcİ Bİr
DÜŞÜnÜŞÜn YerleŞtİrİlmesİdİr. Bİr BaŞka DeyİŞle GÜnÜmÜzde NİÇİn
Laİklİk Sorusuna ÜÇ YÖnlÜ Cevap Verİlmektedİr. Bunlar; (18)



1. ÇaĞdaŞlaŞmak İÇİn Laİklİk



2. MİllİleŞmek İÇİn Laİklİk



3. DemokratİkleŞmek İÇİn Laİklİktİr.





MedenİleŞmek İÇİn Laİklİk :



MedenİleŞmek (ÇaĞdaŞlaŞmak) İÇİn NİÇİn LaİklİĞe Gerek DuyulduĞunu Yukarida
Ele Almaya ÇaliŞtik. Kisaca Özetlersek; TÜrk İnkilabi�nin Temel AmaÇlarindan
Bİrİ Olan TÜrk Mİlletİnİ ÇaĞdaŞ Medenİyete Ortak Edebİlmek İÇİn, İslam
Medenİyetİnİn GetİrmİŞ OlduĞu BaĞlari ÇÖzmek Gereklİdİr. ÇÜnkÜ Bazi Dar
Yorumcular, Bunu KÖtÜye Kullanarak Devletİn GelİŞmesİnİ Önlemeye ÇaliŞmaktadir.
İŞte Bu BaĞlari ÇÖzmenİn Yolu Laİklİkten GeÇer. Bati Medenİyetİnİ DİĞer
Medenİyetlerden Ayiran Temel Özellİkler Bu Medenİyetİn Ruh HÜrrİyetİne
Dayanmasidir.



MİllİleŞmek İÇİn Laİklİk :



İmparatorluklar Genellİkle Bİrden Fazla Mİlletten OluŞan Kozmopolİt Devletler
OlduĞu İÇİn MİllİyetÇİlİkten Pek Fazla SÖz Edİlemez. Osmanlilar Da Bİr
İmparatorluk Olup, Çok Mİlletten OluŞtuĞundan Onlarda Da MİllİyetÇİlİk Zamanla
Önemİnİ YİtİrmİŞtİr. Hatta 8.yy.�da Orhun Anitlarinda Çİn Emperyalİzmİne
KarŞi Çok Belİrgİn Bİr Hal Alan TÜrk MİllİyetÇİlİĞİ, İslam DÜnyasinda
YoĞunluĞunu BÜyÜk ÖlÇÜde KaybetmİŞtİr (19)





Orhun Anitlarindan AnladiĞimiz Kadariyla TÜrkler�de 8.yy�da Sİyasİ İÇerİkte
Olan Bu MİllİyetÇİlİk, Avrupa�da Ancak 1789 Fransiz İhtİlalİnden Sonra Bİr
İdeolojİ Olarak Ortaya AtilmiŞtir. 1789 Fransiz İhtİlalİnİn GetİrdİĞİ
Fİkİrler Osmanli İmparatorluĞunu Etkİleyİp Azinliklar BaĞimsizliklarini İlan
Etmeye BaŞlayinca, İlk Öncelerİ MİllİyetÇİlİk Fİkrİne İlgİ GÖstermeyİp
�osmancilik� Ve �İslamcilik� Fİkrİnİ Savunarak Devletİ Ayakta Tutmaya
ÇaliŞan TÜrkler (Özellİkle JÖn TÜrkler) Bunda BaŞari SaĞlayamayinca TÜrk
MİllİyetÇİlİĞİ GÖrÜŞÜne SarilmiŞlardir.



MİllİyetÇİlİĞİn Önemİnİ Kavramak İÇİn, TÜrk Mİlletİnİn İslam
Medenİyetİne Gİrdİkten Sonra Ne Gİbİ DeĞİŞmelere UĞradiĞina Bakmakta Fayda
Vardir. Bu Konuda F.kÖprÜlÜ �daha İslamİyetten Önce Yazilari Ve Yazili
Edebİyatlari Olan TÜrklerİn MÜslÜman Olduktan Sonra, Yenİ Dİnİn Tesİrİyle
Mazİlerİnİ Unutmalari Çok Dİkkate DeĞer Bİr Hadİsedİr. TÜrkler�dekİ YÜksek
Sinifin Yenİ Bİr Yabanci Mİllİyetle Temas Eder Etmez Derhal Onun Cazİbesİne
Kapilarak, Mİllİ Kiymetlerİnİ KÜÇÜmsemesİ Ve GeÇmİŞİ İle Alakasini Kesmesİ,
KÜltÜr Tarİhİmİzde Daİma TesadÜf Edİlen Marazİ Bİr Olaydir� (20) Demektedİr.



ÖrneĞİn, İslam DÜnyasinda Toplumlarin Bİrbİrİne YakinliĞini Veya UzakliĞini,
Irk, Dİl, KÜltÜr Gİbİ DeĞerlerden Daha Çok Dİn Ve Mezhep OrtakliĞi Tayİn
EttİĞİnden, Osmanli Ve İran Toplumlari Mezheplerİ Farkli OlduĞu İÇİn Daİma
Bİrbİrlerİne Yabanci Olarak Bakarken, Arnavut, BoŞnak, Pomak Gİbİ Balkanlarda
MÜslÜmanlaŞmiŞ Gruplar Osmanli�ya Daha Yakin OlmuŞ, Hatta Bunlardan Bazilari Ayni
Dİlİ KonuŞan Hirİstİyan SoydaŞlarinin EgemenlİĞİnİ Kabul Etmeyerek,
TÜrkİye�ye GÖÇ EtmİŞlerdİr (21).



GÖrÜlÜyorkİ Bİz İmparatorluktan Mİllİ Devlete GeÇerken Ayni Zamanda Laİk DÜzene
GeÇmemİz KaÇinilmaz Bİr GerÇektİr. (zorunluluktur). Oysa Avrupa�da Laİklİk
Ortaya Çikarken Mİllİ Devletler KurulmuŞtur. Anadolu Gİbİ, Çok ÇeŞİtlİ Dİn Ve
Mezheplere Sahne OlmuŞ Bİr BÖlge De YaŞayan Mİllİ Bİr Devletİ Ayakta Tutmak
İÇİn Laİk DÜzen Çok Daha Gereklİdİr. ÇÜnkÜ Mİllİ Devletİ Ayakta Tutmanin En
Kolay Yolu, Mİllİ BİrlİĞİ SaĞlamaktir. Mİllİ BİrlİĞİ SaĞlamak İÇİn De
Laİk DÜzene GeÇmek Şarttir.



DemokratİkleŞmek İÇİn Laİklİk :



Laİklİk, Lİberal Demokrasİnİn GelİŞmesİnde Önemlİ Rol OynamiŞtir. ÇÜnkÜ;
Devlet Otorİtesİnİn Sinirlandirilmasi Fİkrİnİn GelİŞmesİnde, Sİyasİ Kudretİn
Dİnİ Kudretten Ayrilmasi Bİr Unsur OlmuŞtur. Oysa Laİk Olmayan Devlet DÜzenİnde,
Devlet Dİn AraciliĞi İle, KİŞİlerİn Özel Hayatlarina GereĞİnden Fazla MÜdahale
Etme Hakkina Sahİptİr. Dİn Ve Devlet AyriliĞi Beraberİnde BİrÇok Hak Ve
HÜrrİyetlerİ De GetİrmİŞtİr. Bunun İÇİn Laİklİk, Demokratİk DÜzene GeÇerken
GerÇekleŞtİrİlmesİ Gereken Önemlİ Şartlardan Bİrİsİdİr.



Ayrica Demokrasİnİn Temel Prensİplerİnden Olan HÜrrİyet Ve EŞİtlİk Ancak Laİk
Bİr DÜzen İÇİnde Bİr Anlam İfade Eder. Bu Prensİplerden, �hÜrrİyetİn
HerŞeyden Çok İnsanin Yaratici Tarafina Destek OlduĞu DÜŞÜnÜlÜrse, Medenİyet Ve
Özellİkle Bati Medenİyetİ İÇİndekİ Hayatİ DeĞerİ BÜsbÜtÜn Belİrİr.
HÜrrİyet, Dİnİ Ve Ladİnİ Her ÇeŞİt DoĞmanin Baskisindan Kurtulmaktir (22). Bu
Durumda Dİn HÜrrİyetİ Demokrasİnİn Temel İlkelerİnden Olan HÜrrİyetİn İÇİnde
Erİmektedİr. BÖylece Dİn De HÜrrİyet Ve EŞİtlİk, İnsanin Temel Hak Ve
HÜrrİyetlerİ Arasinda Yer AlmiŞtir. Demorakratİk YÖnetİmİ Benİmseme, Zorunlu
Olarak Beraberİnde LaİklİĞİde Getİrmektedİr. Bundan Dolayi Laİklİk Ve
MİllİleŞme Bİr Arada GelİŞmeye BaŞladiĞi Gİbİ, DemokratİkleŞme Ve Laİklİk De
Bİr Arada GelİŞmeye BaŞlamiŞtir.



2) LaİklİĞİn SaĞladiĞi Faydalar :



LaİklİĞİn SaĞladiĞi Faydalara GeÇmeden Önce, Laİk Bİr Devlette Bulunan Evrensel
ÜÇ Nİtelİk AÇisindan, AtatÜrk LaİklİĞİne BaktiĞimizda KarŞimiza ŞÖyle Bİr
Durum Çikmaktadir. Her YÖnÜyle Laİk Olan Bİr Devlette Şu ÜÇ Nİtelİk
Bulunmaktadir.



- Dİnİ HÜrrİyet



- Dİnİ EŞİtlİk



- Dİn Ve Devlet AyriliĞi



AtatÜrk�Ün LaİklİĞİ Bu ÜÇ NİtelİĞİ KapsadiĞi Gİbİ, TÜrk Toplumunun
Sosyal Yapisi Da Dİkkate Alinarak Bazi Yenİlİklerİ De İÇermektedİr. Ancak Bazi
Bİlİm Adamlari Dİyanet İŞlerİ BaŞkanliĞinin Devlet Kurumu Olmasindan Dolayi,
TÜrkİye�de Bati Tarzinda Tam Bİr LaİklİĞİn UygulanamadiĞini ŞÖylemektedİrler.
Oysa Bİr Ülkenİn Tarİhİ, Sİyasİ Ve Sosyal Şartlari, Ülkede Yaygin Olan Dİnİn
Özellİklerİ, O Ülke İÇİn Gereklİ Ve GeÇerlİ Olan Laİklİk AnlayiŞi Ve
UygulaniŞini GenİŞ ÖlÇÜde Etkİlemektedİr (23).



Laİklİk Her Ne Kadar Dİn Ve Devlet İŞlerİnİn Bİrbİrİnden Ayrilmasi Demek İse
De, LaİklİĞİn Korunmasi İÇİn Devlet, Dİn İŞlerİne MÜdahale Etmet Zorundadir
(tÜrkİye�de Dİn İŞlerİ Bİr Kamu Hİzmetİ SayilmiŞ Ve Dİyanet İŞlerİ
BaŞkanliĞi Devlet Kurumlari Arasinda Yer AlmiŞtir). ÇÜnkÜ; Farkli İnanÇtakİ
KİŞİlerİn Bİrbİrlerİnİn İnanÇlarina Saldirmalarini Önlemekle GÖrevlİdİr
(24). Bİrde Devletİn Laİk Yapisina YÖnelİk Dİnİ DavraniŞlara İmkan Vermemek
Amaciyla Devlet İster İstemez Dİn İŞlerİne KariŞmaktadir. ÇÜnkÜ TÜrkİye,
Dİnİ Sİyasete KariŞtiran Devlet Sİstemİnİn Izdiraplarini Her Memleketten Daha Çok
ÇektİĞİnden, Dİn İŞlerİ Ve Kurumlari Cumhurİyet Rejİmİnde Tamamen BaŞi BoŞ
Birakilmayip, Mevzuati Ve TeŞkİlati İle Kontrol Altinda Tutulmak İstenmİŞtİr.

Acaba TÜrkİye�de Dİyanet İŞlerİ BaŞkanliĞi NİÇİn Devlet TeŞkİlati İÇİnde
Yer AlmiŞtir? Yukaridakİ AÇiklamalari Ele Alarak Bunun Nedenlerİnİ Şu Şekİlde
Siralayabİlİrİz.



1) İslam Dİnİnİn Kendİ Mahİyetİnden Dolayi; İslam Dİnİ, Ayni Zamanda İslam
Devletİ Olarak GelİŞtİĞİnden, Yanİ Dİn Hazir Bİr Devlete Gelmeyİp, Bİr
Devletİn Kurulmasini SaĞladiĞindan Ve Kurumsal Bİr Dİn Olmayip, Devletten Ayri Bİr
TeŞkİlati BulunmadiĞindan Ve Bu Şekİlde SÜre GeldİĞİnden Dolayi.



2) DİĞer Bİr Neden, TÜrkİye�nİn Tarİhİ, Sosyal Ve KÜltÜrel Şartlarinin,
Devletten BaĞimsiz Dİnİ KuruluŞlarin Kurulmasina Uygun Olmamasidir. Bu Durumda TÜrk
LaİklİĞİnde Dİn Ve Devlet AyriliĞi Çok Özel Bİr Anlam TaŞimaktadir. O Da Şudur:
Dİn, Devlet İŞlerİnden Tamamen Elİnİ ÇekmİŞ, Fakat Devlet Dİn İŞlerİnden
Elİnİ Çekmeyİp, Onun KÖtÜye Kullanilmasini, Çikar Unsuru Olmasini Korumaya
ÇaliŞmaktadir. Yanİ Çİft Tarafli Bİr Dİn Devlet AyriliĞi DeĞİl, Tek Tarafli Bİr
Dİn Devlet AyriliĞi Vardir.



3) TÜrk LaİklİĞİnde Devletİn Dİne MÜdahale Etmesİnİn Önemlİ Bİr Nedenİ De,
TÜrkİye�de Osmanlilar DÖnemİnden Bu Yana, Yenİlİklerİn YÜrÜtÜlmesİ İŞİnİ
Devletİn YÜklenmİŞ Olmasidir. Bu Yenİlİklerİn BaŞinda ÇaĞdaŞ UygarliĞa
GeÇİŞ Gelİr. Cumhurİyet Devrİnde De TÜrk İnkilabi Ayni Şekİlde Devlet Tarafindan
YÜrÜtÜlmektedİr. Bunun En Önemlİ Nedenİ İse Toplumun DÜŞÜnce Yapisinin HenÜz
Bu DeĞİŞİklİklerİ Kolayca Benİmseme Sevİyesİnde Olmamasidir. Dİnİ Cemİyetler
Ellerİne Firsat GeÇİrdİklerİ Anda Kendİ Aslİ GÖrevlerİnİ Birakip, Devletİn
DÜzenİyle UĞraŞmaya BaŞlarlar. Bunun En GÜzel ÖrneĞİnİ Tekke Ve Zavİyeler
VermİŞtİr.



Buraya Kadar Yapilan AÇiklamalari ŞÖyle Özetleyebİlİrİz: LaİklİĞe Aykiri
DavraniŞlari Kolaylikla Denetİm Altina Alma İhtİyaci, Devletİn Dİne MÜdahale
Etmesİnİ Gereklİ KilmiŞtir.



TÜrkİye�de Sİyasİ, Sosyal, Hukukİ Ve Ekonomİk ZorunluluĞun Bİr Sonucu Olarak
DoĞan Ve TÜrk Toplumu İÇİn Bİr Yasam Sorunu Olarak DÜŞÜnÜlen AtatÜrk�Ün
Laİklİk İlkesİnİn TÜrkİye Cumhurİyetİnde YerleŞmesİyle Bİrlİkte;
İnkilaplarin BÜyÜk BÖlÜmÜ GerÇekleŞtİrİlİp Daha SaĞlam Olarak Toplumumuza
YerleŞmİŞ BaŞta MİllİyetÇİlİk Olmak Üzere TÜm İlkelerİ GÜvence Altina
AlinmiŞ, TÜrkİye�de Akilci Ve Bİlİmsel YÖntemler GelİŞİp, Dİn Ve Mezhep
Herkesİn Vİcdanina Birakilarak Ayricaliklar Ortadan KaldirilmiŞ, OrtaÇaĞ
İmparatorluĞu Yerİne ÇaĞdaŞ Bİr Devletİn DoĞuŞu SaĞlanmiŞ, Skolastİk Bİr
EĞİtİm Yerİne Akilci, Bİlİm Ve Vİcdan ÖzgÜrlÜĞÜne Dayali Bİr Zİhnİyetİn
SaĞlanmasi MÜmkÜn OlmuŞ, Mİllİ Egemenlİk GerÇekleŞmİŞ, Mİllİ Bİrlİk Ve
Beraberlİk Daha SaĞlam Temellere OturtulmuŞ, Kadin Erkek Arasinda EŞİtlİk SaĞlanip,
Sinif Farki Kaldirilarak, Dİnİn KÖtÜye Kullanilmasi EngellenmİŞ Ve ÇaĞdaŞ
Uygarlik Sevİyesİnİn Üzerİne Çikmanin Yollari AÇilmiŞtir (25).



DÜŞÜnce Ve İnanÇ ÖzgÜrlÜĞÜ Demek Olan Laİklİk İlkesİ, AtatÜrk�Ün DÜnya
GÖrÜŞÜnÜn, Kİlİt Önemİndekİ Ögesİ, BÜtÜnÜyle AtatÜrk İnkilaplarinin Genel
Karekterİnİ Belİrleyen ÖzellİĞİdİr. Bİlİm Ve Sanatin GelİŞmesİ, Bİlİmsel
DÜŞÜnÜŞÜn Toplumun YÖnetİmİne Egemen Kilinmasi, Kadin Haklarinin Taninip
GerÇekleŞtİrİlmesİ Ancak Laİk Bİr Ortamda SaĞlanabİlİr. Kutsal Sayilan Konularda
İnanÇ Ve DÜŞÜnce Farkliliklarinin, DÜnya İŞlerİnde DayaniŞma Ve
İŞbİrlİĞİnİ Engellememesİ Ortami Demek Olan LaİklİĞİn Bu NİtelİĞİ İle,
Demokratİk Bİr Toplumsal Ve Sİyasal DÜzenİn De VazgeÇİlmez GereĞİ OlduĞu
AÇiktir.



TÜrk İnkilabinin Bİr Temel Prensİbİ Olarak LaİklİĞİ DeĞerlendİren Prof.dr.suat
SİnanoĞlu, GÖrÜŞÜnÜ ŞÖyle İfade Etmektedİr.



�laİk DÜŞÜncenİn IŞiĞinda AtatÜrk İnkilabi, Dogmatİk DeĞerler Sİstemİnİn
Reddİ Ve Akilci, İnsanci Bİr Temele Dayanan Yenİ DeĞerler Sİstemİnİn KabulÜ
Olarak GÖrÜnmektedİr. Bu Yoruma GÖre AtatÜrk İnkilabi, ÖlÇÜlmez Bİr DeĞerdİr.
YeryÜzÜnde Vuku Bulan İhtİlallerİn En ŞumullusÜ, En Radİkalİ Ve En Hayret
Verİcİsİdİr. AtatÜrk, GelmİŞ GeÇmİŞ Dehalar Arasinda En Kudretlİsİ, Eserİ
Eserlerİn En Muazzamidir�



SonuÇ :



Dİn Ve Devlet İŞlerİnİn Bİrbİrİnden Ayrilarak KİŞİlere Vİcdan Ve İbadet
ÖzgÜrlÜĞÜnÜn Getİrİlmesİnİn Yani Sira, DÜnya Sorunlarinada Bİlİmsel Ve Akilci
AÇidan Bakmayi Ön GÖren Bİr Hayat Tarzi, Bİr DÜnya GÖrÜŞÜdÜr Şeklİnde
AÇiklayabİleceĞİmİz Bu Çok YÖnlÜ AtatÜrk�Ün Laİklİk İlkesİ, TÜrkİye
Cumhurİyetİnde En Çok TartiŞilan Fakat Az AnlaŞilan İlke OlduĞundan, GÜnÜmÜzde
De GÜncellİĞİnİ Korumaktadir. LaİklİĞİn Anayasaya Gİrmesİnden Bu Yana 63 Yil,
Laİk EĞİtİmİn Uygulanmaya BaŞlanmasindan Bu Yana 76 Yil GeÇmesİne RaĞmen Bu GÜn
Hala Bu Konularda Az Da Olsa ÇelİŞkİlİ GÖrÜŞler Vardir.



GÜnÜmÜzde, AtatÜrk İlkelerİnİn Ve Laİklİk Hareketİnİn; Dİnİ Ortadan
Kaldirmak, Dİn Ve Vİcdan HÜrrİyetlerİnİ Yok Etmek İÇİn YapildiĞini İlerİ
SÜrenler Vardir. Ancak Yapilan Yenİlİk Ve Uygulamalara, (Örnek: Dİyanet İŞlerİ
BaŞkanliĞinin Kurulup, Devlet BÜnyesİ İÇİnde Yer Verİlmesİ) AtatÜrk�Ün Dİn
Konusundakİ DÜŞÜncelerİne BaktiĞimizda (�dİn Gereklİ Bİr Kurumdur. Dİnsİz
Mİlletlerİn Devamina İmkan Yoktur. Ancak Dİn Allah İle Kul Arasindakİ BaĞdir...
Dİn Bİr Vİcdan İŞİdİr. Herkes Vİcdaninin Emrİne Uymakta Serbesttİr�. �tÜrk
Mİlletİ Daha Dİndar Olmalidir. Yanİ BÜtÜn SadelİĞİ İle Dİndar Olmalidir Demek
İstİyorum. Dİnİmİze, Bİzzat GerÇeĞe Nasil İnaniyorsam Öyle İnaniyorum�) Bu
Yenİlİklerİn Dİne KarŞi DeĞİl, Cehalete Ve Dİn Adina İlerİ SÜrÜlen
Safsatalara, Dİnle HİÇbİr İlgİsİ Olmayan Hurafelere Ve Dİnİ Sİyasİ AmaÇlara
Alet Ederek Egemenlİk SÜrdÜrmek İsteyenlere KarŞi YapilmiŞ OlduĞunu, Amacinin Da;
Her YÖnden Gerİ KalmiŞ Olan TÜrk Toplumunu Taassuptan UzaklaŞtirarak, GelİŞme
Yollari AÇmak OlduĞunu GÖrÜrÜz. Bu TÜr KİŞİlerİn Kİmler OlduĞunu Ve Neden
BÖyle Davrandiklarini AtatÜrk ŞÖyle Dİle GetİrmİŞtİr: �....laİklİĞİ
Dİnsİzlİkle KariŞtirmak İsteyenler, İlerlemenİn DÜŞmanlari İle GÖzlerİnden
Perde KalkmamiŞ DoĞu Kavİmlerİnİn Fanatİklerİnden BaŞka Kİmse Olamaz...�.



AtatÜrk�Ün LaİklİĞe YÖnelmesİnİn Temel Amaci; TÜrk Mİlletİnİ Gerİ Birakan
İnanÇlar KarmaŞasina Son Vermek, ÇaĞdaŞ Uygarlik DÜzeyİne Çikmak İÇİn Yapilan
ÇaliŞmalarin Engellenmesİne Manİ Olmak Ve TÜm Kurumlarda Bİlİmsel Teknolojİyİ
Kullanarak, TÜrk Toplumunu SÜreklİ ModernleŞtİrmektİr.



AtatÜrk İlke Ve İnkilaplarinin Hem Tabani, Hemde Garantİsİ Olan Laİklİk
İlkesİnİn, Bazilari Tarafindan Tam AnlaŞilmayarak SÜreklİ TartiŞma Konusu Olmasinin
Sebebİ; Dogmatİk Bİr Laİklİk Kavramina KÖrÜ KÖrÜne BaĞli Kalinmasi, Şartlara Ve
KİŞİlere GÖre Farkli Yorumlamalar Getİrİlerek Çikarlari DoĞrultusunda Hareket
Edİlmesİ, EĞİtİm Sevİyesİnİn DÜŞÜklÜĞÜ... Vb. Gİbİ Olaylara Dayanir.



Önemlİ Bİr Noktada; AtatÜrk ÖnderlİĞİnde, Özellİkle Laİk Devlet DÜzenİnİn
Kurulmasiyla BaŞlayan TÜrk ÇaĞdaŞlaŞmasinin Sadece TÜrkİye İÇİn DeĞİl,
BaĞimsiz Olmak Ve BaĞimsiz Kalmak İsteyen, ÇaĞdaŞ Medenİyetİ Benİmsemenİn Bİr
ÖlÜm Kalim Meselesİ OlduĞunu İdrak EtmİŞ BÜtÜn Mİlletler İÇİn, Her Bakimdan
Paha BİÇİlmez Bİr IŞikli Yol, Evrensel Bİr DeĞer NİtelİĞİ TaŞimasidir. Bu
ÖzellİĞİ İle TÜrk ÇaĞdaŞlaŞmasi, İran�da, Afganİstan�da, Irak�da,
Endonezya�da, Misir�da, Tunus�da... Yapilan Reformlarin Esİn KaynaĞi OlmuŞtur
(26).



SonuÇ Olarak Dİyebİlİrİz Kİ; BugÜn LaİklİĞe KarŞi Çikanlar Tavİz Bulursa,
Yarin AtatÜrk�Ün DİĞer İlke Ve İnkilaplarini YanliŞ DeĞerlendİrİp, TÜrk
Toplumunu GeÇmİŞe, Gerİye GÖtÜrmeye ÇaliŞirlar. AtatÜrk Cumhurİyetİnİ En İyİ
Karekterİze Edecek Nİtelİk, Onun Laİk NİtelİĞİdİr. Laİklİk GerÇekleŞmez,
Devamli Ve Tİtİz Bİr Saygi GÖrmezse, Kemalİst İnkilabin Hedefİ Olan; Demokratİk Ve
BaĞimsiz Cumhurİyetİn VarliĞi Tehlİkeye DÜŞeceĞİ Gİbİ, Bİr DİĞer Hedef Olan
TÜrk Toplumunu ÇaĞdaŞlaŞtirma Çabasi Da İflasa UĞrar Ve Toplumumuzu Yenİden
OrtaÇaĞin KaranliĞina GÖmÜlÜr (27). Bİze DÜŞen GÖrev; DiŞtakİ Ve İÇtekİ
Laİk Ve Demokratİk Cumhurİyet DÜŞmanlarina Aradiklari Firsati Vermemek İÇİn,
AtatÜrk�Ün DÜŞÜnce Sİstemİnİ İyİ Bİlİp Kavrayarak, Toplumumuzda İkİlİĞe
Yol AÇmamak, Özellİkle AtatÜrk�Ün Laİklİk İlkesİyle İslamİyete En BÜyÜk
Hİzmetİ YapmiŞ OlduĞunu Anlatarak, İÇ Ve DiŞ DÜŞmanlarin AtatÜrk�Ü
Dİnsİzlİkle SuÇlayip, Cumhurİyete Ve AtatÜrk�e KarŞi Olan KiŞkirtilmalarini
Etkİsİz Hale Getİrmek Ve AtatÜrk�Ün Bİzlere Emanet EttİĞİ Laİk Cumhurİyetİ,
ÖzgÜrlÜk Ve Demokrasİ İÇİnde Koruyup, Sonsuza Kadar YaŞatmak İÇİn SÜreklİ
Uyanik Bulunmaktir.







Dİp Notlar



(1) Neda Armaner, �atatÜrk Dİn Ve Laİklİk� AtatÜrkÇÜlÜk Ii.kİtap



Gen.kur.basimevİ, Ankara 1983, Sayfa 322



(2) Alİ Fuat BaŞgİl, Dİn Ve Laİklİk, YaĞmur Yayinevİ,İstanbul 1962.



(3) Suat SİnanoĞlu, Laİklİk Kelİmesİnİn Etymonu Ve Anlamlari, TÜrk Devrİm



Ocaklari,İstanbul 1954



(4) Turhan FevzİoĞlu, TÜrk İnkilabinin Temel TaŞi : Laİklİk, GÜr Matbaasi,



İstanbul 1981.



(5) BÜlent Daver, TÜrkİye Cumhurİyetİnde Laİklİk, Sİyasal Bİlgİler FakÜltesİ



Yayinlari,ankara 1955.



(6) Turhan FevzİoĞlu, �tÜrk İnkilabinin Temel TaŞi : Laİklİk� AtatÜrk Yolu,



AtatÜrk AraŞtirma Merkezİ Yayini, T.t.k. Basimevİ,



Ankara 1987, S.173



(7) BÜlent Nurİ Esen, TÜrk Anayasa Hukuku , Ankara 1968, I.fasİkÜl, S. 78-80.



(8) T.c.1961 Anayasasi , M. 19-1982 Anayasasi M.24.



(9) (9) Mustafa Kemal AtatÜrk, SÖylev Ve DemeÇler, C.i, TÜrk İnkilap Tarİhİ



EnstİtÜsÜ Yay. 1945, S.38



(10) T.c.1961 Anayasasi, M.19-1982 Anayasasi M.24, Fikra 5.



(11) T.c. 1982 Anayasasi, M.10, Fikra 1.



(12) Bahİr Mazhar ErÜreten, Kemalİzm (ÇaĞdaŞ Devlet � ÇaĞdaŞ Toplum)



İst. 1998, S.135-137



(13) T.c. 1982 Anayasasi M.136

(14) AtatÜrkÇÜlÜk Iii.kİtap, Gen.kur.basimevİ, Ank.1983, S.45



AtatÜrk İlkelerİ Ve İnk.tarİhİ Ii,yÜksek ÖĞretİm Kurulu Yay.no:5, Ank.



1986, S.78





(15) Ahmet Mumcu, AtatÜrkÇÜlÜkte Temel İlkeler, İst.1981, S.136



(16) Özer Ozankaya, TÜrkİye�de Laİklİk (atatÜrk Devrİmlerİnİn Temelİ), Cem



Yayinevİ, İst.1990, S.168-169.



(17) AtatÜrk İlkelerİ Ve İnkilap Tarİhİ Ii, YÜksek ÖĞretİm Kurulu Yay.no: 5



S.78



(18) Sadİ Borak, AtatÜrk Ve Dİn, İstanbul 1962, S.4

(19) Mahmut Esat, Bozkurt, Yakinlarindan Hatiralar 1955, S.103



A. Afet İnan, Medenİ Bİlgİler Ve Mustafa Kemal�İn El Yazilari Ank.1969



(20) İsmet Zekİ EyÜboĞlu, AtatÜrk Devrİmlerİ IŞiĞinda Laİklİk, Say Yay. Ank.



1994, S.



(21) Neda Armaner, A.g.m. S.333



(22) Muzaffer Erendİl, İlgİnÇ Olaylar Ve Anektodlarla AtatÜrk, Gen. Kur.



Basimevİ, Ank.1988, S.284-285



(23) Ersoy TaŞdemİrcİ, �atatÜrk Devrİnde Laİklİk� D.t.c.f. AtatÜrk�Ün 100.



DoĞum Yilina ArmaĞan Dergİsİ, Ank.1981, S.166



(24) Ekrem ÜÇyİĞİt, Dİn Ve Bİz, Ankara 1968, S.196



(25) Fuat KÖprÜlÜ, İslam Medenİyetİ Tarİhİ, İstanbul 1940, S.226



(26) Ersoy TaŞdemİrcİ, A.g.m. S.166



(27) Ekrem ÜÇyİĞİt, A.g.e. S.84



(28) Turhan FeyzİoĞlu, TÜrkİye Cumhurİyetİnİn Temel İlkelerİnden Laİklİk



(panel) AtatÜrk KÜltÜr Dİl Ve Tarİh YÜksek Kurumu



AtatÜrk AraŞtirma Merkezİ, AtatÜrkÇÜlÜk Dİzİsİ: 4,



S.5



(29) Bahİr Mazhar ErÜreten, A.g.e., S.135-137



(29) Çetİn Özek, TÜrkİye�de Laİklİk, İst. 1962, S.142



(30) Abdurrahman Çayci, �atatÜrk Ve ÇaĞdaŞlaŞma�, AtatÜrkÇÜ DÜŞÜnce,



AtatÜrk AraŞtirma Merkezİ Yayini, T.t.k. Basimevİ,



Ank. 1992, S.656.



(31) İsmet Gİrİtlİ, GÜnÜmÜzde AtatÜrkÇÜlÜk, Der Yay. İst. 1991, S.145-156



KaynakÇa

Armaner, DoÇ.dr.neda : �atatÜrk Dİn Ve Laİklİk� AtatÜrkÇÜlÜk Ii.kİtap

Gen. Kur. Basimevİ, Ankara 1983,

AtatÜrk İlkelerİ Ve İnk.tarİhİ Ii,yÜksek ÖĞretİm Kurulu Yay.no:5, Ank. 1986,
(kollektİf Eser)

AtatÜrk, Mustafa Kemal : SÖylev Ve DemeÇler, TÜrk İnkilap Tarİhİ EnstİtÜsÜ

Yay. 1945,

AtatÜrkÇÜlÜk I-ii-iii. Kİtaplar, Gen.kur.basimevİ, Ankara 1983,

BaŞgİl, Alİ Fuat : Dİn Ve Laİklİk, YaĞmur Yayinevİ, İstanbul 1962.

Borak, Sadİ : AtatÜrk Ve Dİn, İstanbul 1962,

Bozkurt, Mahmut Esat : Yakinlarindan Hatiralar, İstanbul 1955,

Çayci, Prof. Dr.abdurrahman : �atatÜrk Ve ÇaĞdaŞlaŞma�, AtatÜrkÇÜ DÜŞÜnce,


AtatÜrk AraŞtirma Merkezİ Yayini, T.t.k. Basimevİ, Ank. 1992,

Daver, Prof.dr. BÜlent : TÜrkİye Cumhurİyetİnde Laİklİk, Sİyasal Bİlgİler

FakÜltesİ Yayinlari, Ankara 1955.

Erendİl, Muzaffer : İlgİnÇ Olaylar Ve Anektodlarla AtatÜrk, Gen.kur.basimevİ,

Ank.1988,

ErÜreten, Bahİr Mazhar : Kemalİzm (ÇaĞdaŞ Devlet � ÇaĞdaŞ Toplum)

İst.1998,

Esen, BÜlent Nurİ :tÜrk Anayasa Hukuku, I.fasİkÜl, Ankara 1968,

EyÜpoĞlu, İsmet Zekİ : AtatÜrk Devrİmlerİ IŞiĞinda Laİklİk, Say Yayinlari,

Ank. 1994,

FevzİoĞlu, Turhan : TÜrk İnkilabinin Temel TaŞi : Laİklİk, GÜr Matbaasi,

İstanbul 1981.

-tÜrkİye Cumhurİyetİnİn Temel İlkelerİnden Laİklİk (panel), AtatÜrk KÜltÜr
Dİl Ve Tarİh YÜksek Kurumu AtatÜrk AraŞtirma Merkezİ, AtatÜrkÇÜlÜk Dİzİsİ: 4,

Gİrİtlİ, Prof.dr. İsmet : GÜnÜmÜzde AtatÜrkÇÜlÜk, Der Yayinlari. İst. 1991,

İnan, AyŞe Afet : Medenİ Bİlgİler Ve Mustafa Kemal�İn El Yazilari Ank.1969

- M.kemal AtatÜrk�ten Yazdiklarim, M.e.basimevİ, İst. 1971

KÖprÜlÜ, Prof.dr. Fuat : İslam Medenİyetİ Tarİhİ, İstanbul 1940,

Mumcu, Prof.dr. Ahmet : AtatÜrkÇÜlÜkte Temel İlkeler, İst.1981,

Ozankaya, Prof.dr. Özer : TÜrkİye�de Laİklİk (atatÜrk Devrİmlerİnİn Temelİ),

Cem Yayinevİ, İst.1990,

Özek, Çetİn : TÜrkİye�de Laİklİk, İst. 1962,

- TÜrkİye�de Gerİcİ Akimlar Ve NurculuĞun İÇ YÜzÜ, Varlik Yayinlari Sayi: 1059,
İstanbul 1964

ÖztÜrk, Kazim : GerekÇelİ Anayasa, Bİlgİ Yayinevİ, Ankara 1971

SİnanoĞlu, Suat : Laİklİk Kelİmesİnİn Etymonu Ve Anlamlari, TÜrk Devrİm

Ocaklari, İstanbul 1954

Soysal, MÜmtaz : 100 Soruda Anayasanin Anlami, GerÇek Yayinevİ, Ankara

1993

TaŞdemİrcİ, Ersoy : �atatÜrk Devrİnde Laİklİk� D.t.c.f. AtatÜrk�Ün 100.

DoĞum Yilina ArmaĞan Dergİsİ, A.Ü. Dtcf Yayinlari No:323,

A.Ü. Basimevİ, Ankara 1981

ÜÇyİĞİt, Ekrem : Dİn Ve Bİz, Ankara 1968



Poustigo Çevrimdışı   Alıntı ile Cevapla
  #4 (permalink) Alt 18-09-2008, 21:00
İşi kavrayan 2de1'ci
 
Poustigo - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)

Delikanlıyım Ulan!!! X)
 
Kayıt: 18.09.2008
Mesajlar: 1.833
Rep gücü: 18
Rep derecesi: Poustigo Rep Yağıyor SankiPoustigo Rep Yağıyor SankiPoustigo Rep Yağıyor SankiPoustigo Rep Yağıyor SankiPoustigo Rep Yağıyor SankiPoustigo Rep Yağıyor SankiPoustigo Rep Yağıyor SankiPoustigo Rep Yağıyor SankiPoustigo Rep Yağıyor SankiPoustigo Rep Yağıyor Sanki

 
Kemalİst CumhurİyetÇİlİk






Bİlİyoruz Kİ AtatÜrk Dahİ Bİr Asker, YÜksek Bİr Sİyaset Adami, Bİr Devlet
Kurucusu, Bİr Devrİmcİ, BÜyÜk Bİr DÜŞÜnÜr, GerÇekÇİ Ve Tutarli Bİr
Uygulayicidir.



Mondros AteŞkes AnlaŞmasi İle TÜrk�Ün Öz Yurdu Olan Anadolu Topraklari PaylaŞilma
Tehlİkesİyle KarŞi KarŞiya Kalinca O, TÜrk BaĞimsizlik SavaŞi�ni BaŞlatmiŞ Ve
Amasya Genelgesİ, Erzurum Ve Sİvas Kongrelerİyle TÜrk Ulusunu Ulusal MÜcadeleye
HazirlamiŞ; Uyarici, TeŞkİlatlandirici YÖnlerİyle De Etkİlİ OlmuŞtur.



Askerİ Harekat 9 EylÜl 1922�de İzmİr�de Yunanlilarin Denİze DÖkÜlmesİyle Sona
Erİnce, TÜm DÜnyanin GÖzlerİnİ KamaŞtiran Bu Zaferİ Lozan BariŞ AnlaŞmasi İle
Sİyasİ GÜvence Altina AlinmiŞtir.



AtatÜrk OlaĞanÜstÜ Nİtelİklere Sahİptİ. En Krİtİk Anlarda Ortaya ÇikmiŞ,
Muharebelerİn Seyrİnİ Ve Sonunda Da TÜrkİye�nİn Kaderİnİ DeĞİŞtİrmİŞtİr.

AtatÜrk, 20 Ncİ YÜzyilda YetİŞen En BÜyÜk Asker Ve Devlet Adami Olarak, Sadece
TÜrk Ulusu İÇİn DeĞİl; Ayni Zamanda, ÇaĞimizda DÜnya Kamuoyunun En Üst
DÜzeydekİ Resmİ Temsİlcİsİ Olarak Nİtelendİrİlecek �bİrleŞmİŞ Mİlletler
TeŞkİlati�nin TanimlandiĞi Gİbİ, �bÜtÜn İnsanlik İÇİn Bİr Onur
Sİmgesİdİr.�



AtatÜrk�Ün YaŞaminda, Cumhurİyet Ve Demokrasİ DÜŞÜncelerİnİn
BİÇİmlendİrİlmesİnde, YetİŞtİĞİ DÖnemİn KoŞul Ve Bunalimlari İle OkuduĞu
Yayinlarla Elde EttİĞİ Bİlgİ Bİrİkİmİnİn Etkİsİ BÜyÜktÜr Tarİhteskİ
BİrÇok TÜrk Devletİ Gİbİ Osmanli Devletİ De OluŞmuŞ, YaŞamiŞ Ve O�nun
GÖzlerİ ÖnÜnde Tarİhİn Derİnlİklerİne GÖmÜlÜp GİtmİŞtİr.



Osmanli İmparatorluĞu Xvi.yÜzyilda, En GenİŞ Sinirlara UlaŞmiŞ, Ancak, Sonralari
Bati�dakİ GelİŞmelerİn İzlenİp Uygulanmamasi, 1789 Fransiz İhtİlalİ�nİn
İnsan Haklari Ve BaĞimsizlik Akimlarini GelİŞtİrmesİ, Sanayİ Devrİmİnİn
Benİmsenmemesİ Ve EĞİtİme Önem Verİlmemesİ Nedenİyle KÜltÜr Sevİyesİnİn
DÜŞmesİ, Osmanli İmparatorluĞu�nun Gerİleme Ve YikiliŞini HizlandirmiŞtir



DevletÇe Alinan Önlemler, Uygulanan YenİleŞme Hareketlerİ De Sorunlara KÖklÜ
ÇÖzÜmler GetİrmİŞtİr. Ii.mahmut�un Rumelİlİ İlerİ Gelenlerle (ayan İle) 1808
Yilinda YaptiĞi, İngİlİz �magna Carta�sina Benzeyen Ve PadİŞahin Bazi Haklarini
Kisitlayan �senedİ İttİfak� İle 1839 �tanzİmat Fermani� İlk
DemokratİkleŞme KipirdaniŞlari OlmuŞtu. Ii.abdÜlhamİt YÖnetİmİnde İse
HÜkÜmdarin Mutlak İradesİ Ve Sert Tutumu, TÜrlÜ Tepkİlere Neden OlmuŞtu. KÖtÜ
İdare, Devletİn Maddİ- Manevİ GÜÇlerİnİ ZayiflatmiŞ, Artan DiŞ Baskilar
Yurtsever Aydinlari Tedİrgİn EtmİŞtİ. Bu KoŞullar Altinda Kisa Bİr SÜre
Sadrazamlik (baŞbakanlik) Yapan Mİthat PaŞa Ve ArkadaŞlarinin Çabalariyla Mİllet
Meclİsİ Ve Senato Kuruldu, Bİrİncİ MeŞrutİyet Anayasasi Hazirlandi Ve Kabul
Edİlerek 23 Aralik 1876�da İlan Edİldİ, Fakat, MeŞrutİ İdare Çok Kisa SÜrdÜ.
1877 Osmanli Rus Harbİ�nİ Bahane Eden PadİŞah, 13 Şubat 1878�de Meclİslerİ
DaĞitti Ve AbdÜlhamİt İstİbdadi Yurdu Kasip Kavurmaya BaŞladi. Bu İdareyle
SavaŞmak Üzere 1893�te �İttİhat Ve Terakkİ Cemİyetİ� Kuruldu. Sonradan
�vatan Ve HÜrrİyet DerneĞİ�nİn Kurucusu Mustafa Kemal De Bu Cemİyete Katildi Ve
23 Temmuz 1908�de HÜrrİyet Ve MeŞrutİyet İlan Edİldİ. AbdÜlhamİt,
MeŞrutİyetİ İkİncİ Defa Kabul Etmek Zorunda Kaldi. 14 Aralik 1908�de Mİllet
Meclİsİ Ve Senato AÇildi.



Yenİ Kurulan HÜrrİyet Partİsİ�yle İttİhat Terrakkİ, Arasindakİ ÇatiŞmaya
Gerİcİlerİn De Katilmasiyla 31 Mart Olayi Ve İmparatorluĞun ÇÖzÜlÜp, DaĞilmasi
Gİbİ Felaketler Bİrbİrİnİ Kovaladi. Ulusal Egemenlİk Ve BaĞimsizlik Ve
DÜŞÜncesİ Akimlarinin ÇarpiŞtiĞimakedonya KoŞullari İÇerİsİnde YatİŞmİŞ
Olan Mustafa Kemal, 31 Mart Gerİcİlİk Olayinin Bastirilmasinda Önemlİ Bİr Rol
OynamiŞtir.



Öte Yandan, Bu Tarİhsel GelİŞİmİn Bİlİncİnde Olan AtatÜrk, OkuduĞu Yayinlar
Sayesİnde De İlk Toplumlarin Kent Demokrasİlerİ, Magna Carta (1215) Temsİlİ
Demokrasİden Haberlİydİ. Montesqİeu�nÜn Jean-jacgues Rousseau�nun Yapitlarindan;
Amerİkan Ve Fransiz İnsan Haklari Bİldİrİlerİnden, Bu Hareketle OluŞan Demokrasİ
YÖntemlerİnİn Bu Ülkelerde OluŞturduĞu İlerlemelerden Haberdardi.



1. Bu Saptamalardan Sonra, �cumhurİyet� Ve �demokrasİ� Kavramlari İle
AtatÜrk�Ün Bu Konudakİ GÖrÜŞlerİnİ İncelemeye GeÇebİlİrİz.



Cumhurİyet, KÖkenİ Bakimindan ArapÇa Bİr Terİm Olup, �cumhur� Kelİmesİnden
TÜretİlmİŞtİr. Cumhur �kalabalik�, Yanİ Halktir. Şu Halde Cumhurİyet �halkin
YÖnetİmİ� Demektİr. Buna GÖre Bİr AzinliĞin YÖnetİmİ Olan �monarŞİ� Den
Ve Soylu Bİr AzinliĞin YÖnetİmİ Olan �arİstokrasİ� Den Ve Farkli Olarak,
ÇoĞunluĞu, Halka Aİt Bİr YÖnetİm OlduĞunu Vurgulayabİlİrİz.



AtatÜrk Cumhurİyetİ Şu SÖzlerle Tanimlar:



�egemenlİk Kayitsiz Şartsiz Mİlletİndİr. Yasama Ve YÜrÜtme GÜcÜ, Mİlletİn Tek
GerÇek Temsİlcİsİ Olan Meclİste ToplanmiŞtir. Bu Kelİmeyİ Özetlemek MÜmkÜndÜr.
�cumhurİyet�.



Mustafa Kemal�İn GenÇlİĞİnden Berİ BenİmsedİĞİ İlk Ulusal İdeal,
Cumhurİyettİr. 1908 MeŞrutİyetİnden Önce Selanİk�tekİ Ordu MÜŞİrlİĞİ
Karagahinda Kurmay Subay Olarak Bulunuyordu. Bİr Yandan Askerİ GÖrevlerİnİ En İyİ
Şekİlde Yapmaya ÇaliŞirken, DİĞer Yandan O DÖnemİn GereĞİyle Bazi Sİyasİ
ÇaliŞmalara Veya ArkadaŞ Çevrelerİndekİ Toplanri Ve TartiŞmalara Katiliyordu. Yakin
ArkadaŞlarinin BulunduĞu BÖyle Bİr Toplantida, Şunu SormuŞtu.



�tÜrkİye İÇİn En İyİ Devlet Şeklİ Nedİr?�



�meŞrutİyet� Dİye Yanit Verİlİnce Mustafa Kemal: MeŞrutİyette De BaŞta Bİr
HÜkÜmdar Vardir. Onun İstİbdadini Önlemek Çok Zordur. Bu Ülkeyİ YÜkseltecek
İdare Cumhurİyettİr.�



Şeklİnde Kendİ GÖrÜŞÜnÜ Belİrtİr.



Nİtekİm O, ÜstÜn Önderlİk Nİtelİklerİyle Hepİmİzce Bİlİnen SÜreÇ İÇİnde,
Önce 23 Nİsan 1920�de Tbmm�nİn AÇilmasini, 1 Kasim 1922�de Saltanatin
Kaldirilmasini, Sonra Da 1923�de Cumhurİyetİn İlan Edİlmesİnİ SaĞlar. AtatÜrk
Yenİ Kurulan Cumhurİyetİ Ve HÜkÜmet-mİllet KaynaŞmasini Şu Anlamli SÖzlerİyle
Dİle Getİrİr:



�bugÜnkÜ HÜkÜmetİmİz, Devlet TeŞkİlatimiz DoĞrudan DoĞruya Mİlletİn Kendİ
Kendİne, KendİlİĞİnden YaptiĞi Bİr Devlet Ve HÜkÜmet TeŞkİlatidir Kİ, Onun
İsmİ Cumhurİyettİr. Artik HÜkÜmet İle Mİllet Arasinda GeÇmİŞtekİ Ayrilik
KalmamiŞtir. HÜkÜmet Mİllettİr Ve Mİllet HÜkÜmettİr. Artik HÜkÜmet Ve HÜkÜmet
Mensuplari Kendİlerİnİn Mİlletten Ayri Olmadiklarini Ve Mİlletİn Efendİ OlduĞunu
AnlamiŞlardir.



AtatÜrk, Yenİ Cumhurİyet Rejİmİnİn Yapi Ve İŞleyİŞİnİ De ŞÖyle AÇiklar:



�cumhurİyette Son SÖz Mİllet Tarafindan SeÇİlmİŞ Meclİstedİr. Mİllet Adina Her
TÜrlÜ Kanunlari O Yapar. HÜkÜmete GÜven Oyu Verİr Veya DÜŞÜnÜr. Mİllet
Vekİllerİnden Memnun Olmasa Belİrlİ Zamanlar Sonunda BaŞkalarini SeÇerler. Mİllet,
EgemenlİĞİnİ, Develet YÖnetİmİne Katilmasini, Ancak Zamaninda Oyunu Kullanmakla
SaĞlar. Cumhurİyetİn HÜkÜmetİ, Bellİ Bİr YÖnrem Ve Şekİlde Belİrlİ Bİr Zaman
İÇİn SeÇİlmİŞ Bİr CumhurbaŞkanina GÜven Sunulur BaŞbakani O SeÇer HÜkÜmetİ
Meydana Getİrecek Olan Bakanlari, BaŞbakan GÜvendİĞİ Mİlletvekİllerİnden
SeÇer.�
Tarİhte Pek Çok Cumhurİyet Rejİmİ GÖrÜlmÜŞtÜr. Batida Cumhurİyet Rejİmİnİn
İlk Ve En Eskİ ÖrneĞİ Roma�da KurulmuŞtur.



Cumhurİyet YÖnetİmİne Asirlarca Hemen HİÇ Rastlanmaz. Ancak, OrtaÇaĞ�in
Sonlarina DoĞru İtalya�nin Kuzeyİnde Venedİk, Cenevİz Ve Floransa Cumhurİyetlerİ
Gİbİ Bİrtakim Şehİr Cumhurİyetlerİnİn KurulduĞu GÖrÜlÜr. Ancak, Bunlar
SeÇkİn (elİt) Ya Da �eŞraf Cumhurİyetlerİ� Olarak Nİtelendİrİlebİlİr.
ÇÜnkÜ, HİÇbİrİnde, Eskİ Yunan Demokrasİlerİnde De OlduĞu Gİbİ Kadinlara,
KÖlelere Ve Halktan KİŞİlere SeÇme Ve SeÇİlme Hakki VerİlmİŞtİ. Bİrİncİ
DÜnya SavaŞi�nin Sona Ermesİyle Bİrlİkte, Özellİkle SavaŞta Yenİlen
İmparatorluk Ve Kralliklar YikilmiŞ Ve Cumhurİyet Rejİmlerİ KurulmuŞtur. Weİmar
Alman Cumhurİyetİ, Federatİf Rus Cumhurİyetlerİ BİrlİĞİ, Avusturya Cumhurİyetİ,
Bunlar Arasinda Sayilabİlİr. CumhurİyetÇİlİk Hareketlerİ Bundan BÖyle Daha Da
HizlanmiŞ Ve YayginlaŞmiŞtir. İkİncİ DÜnya SavaŞi�nda Yenİlen Ve Krallikla
YÖnetİlen Ülkelerde, Özellİkle Balkan Devletlerİnde Cumhurİyetler İlan
EdİlmİŞtİr. Bulgarİstan, Romanya, Yugoslavya, Arnavutluk, Macarİstan Gİbİ.



Daha Sonralari, Yakin Zamanlara DoĞru, CumhurİyetÇİlİk Hareketlerİ Asya Ve Afrİka
Ülkelerİne DoĞru SiÇramiŞ Ve Buradakİ Kralliklar Darbe Ve İhtİlallerle
Devrİlerek, Cumhurİyet YÖnetİmlerİ İlan EdİlmİŞtİr. Misir, Irak, Afganİstan,
İran, Lİbya Bu Gİbİ Ülkeler Arasindadir.



GÖrÜlÜyor Kİ Cumhurİyet YÖnetİmİne GeÇİŞ Son 70 Yil İÇİnde Gİderek İvme
KazanmiŞtir. Herhalde Bunda, 23 Nİsan 1920�de Mİllet Meclİsİnİ AÇan, 29 Ekİm
1923�de De Cumhurİyetİ İlan Eden AtatÜrk ÖnderlİĞİndekİ TÜrkİye
Cumhurİyetİnİn BÜyÜk Etkİsİ OlmuŞtur.



Daha Önce De BelİrttİĞİmİz Gİb, Cumhurİyet YÖnetİcİlerİnİn SeÇİmle
İŞbaŞina GeldİĞİ; Yanİ Hanedanin Ve Veraset UsulÜnÜn BulunmadiĞi Bİr Sİyasal
Rejİmdİr. Montesquİeu, Cumhurİyetİn DİĞer Önemlİ Bİr İlkesİnİn Fazİlet
OlduĞunu SÖylemİŞtİr. Ona GÖre Despotİzmİn Temelİ Korku, Arİstokrasİnİn
Temelİ Şeref Duygusu, Cumhurİyetİn İse Erdem, Yanİ Fazİlettİr. Bİr BaŞka
DeyİŞle, Cumhurİyet YÜksek Ahlakİ, Moral DeĞerlerİn Ön Planda GeldİĞİ Bİr
Sİyasİl Rejİmdİr. Cumhurİyetİn Bu İkİncİ İlkesİ De AtatÜrk�Ün SÖzlerİnde
İfadesİnİ Bulur.





�cumhurİyet YÜksek Ahlakİ DeĞer Ve Nİtelİklere Dayanan Bİr İdaredİr.
Cumhurİyet Fazİlettİr... Cumhurİyet İdaresİ, Fazİletlİ Ve Namuslu İnsanlar
YetİŞtİrİr.�



İdeal Olan, KuŞkusuz, Cumhurİyetlerİn Bu İkİ Temel İlke Yaninda Ayrica Demokratİk
Olmasi Ve GerÇekten Halka Dayanmasidir:



�bİz Ne BolŞevİkİz, Ne De KomÜnİst; Ne Bİrİ Ne DİĞerİ Olamayiz. ÇÜnkÜ Bİz
MİllİyetÇİ Ve Dİnİmİze Saygiliyiz. Özetle Bİzİm HÜkÜmetİmİzİn Şeklİ Tam
Bİr Demokrasİ HÜkÜmetİdİr. Ve Dİnİmİzde Bu HÜkÜmet �halk HÜkÜmetİ� Dİye
Adlandirilir.�



�demokrasİ� İse, Eskİ Yunancada Halk Anlamina Gelen �demos� İle Egemenlİk
Anlamina Gelen �kratus� SÖzcÜklerİnİn BİrleŞmesİnden OluŞmuŞtur. Bu Anlamla
Da Halkin Kendİ Otorİtesİyle Kendİnİ YÖnetmesİ Demektİr. Abraham Lİncoln
Tarafindan YapilmiŞ Olan Kapsamli Bİr Tanima GÖre Demokrasİ, �halkin, Halk
Tarafindan, Halk İÇİn YÖnetİmİ� Dİr. AtatÜrk İse, Bİr KonuŞmasinda Tarİhte
GÖrÜlen BaŞlica Devlet Şekİllerİnden MonarŞİ Ve OlİgarŞİyİ AÇikladiktan Sonra
Demokrasİyİ ŞÖyle Tanimlar:



�demokrasİ (halkÇilik) Esasina Dayali HÜkÜmetlerde Egemenlİk Halka, Halkin
ÇoĞunluĞuna Aİttİr. Demokrasİ Prensİbİ, EgemenlİĞİn Mİllette OlduĞunu, BaŞka
Yerde OlamayacaĞini Gerektİrİr. Bu Şekİlde Demokrasİ Prensİbİ Sİyasİ Kuvvetİn,
Egemenlİk KaynaĞina Ve YasalliĞina Temas Etmektedİr.�



AtatÜrk BaŞlangiÇta �demokrasİ� SÖzcÜĞÜ Yerİne �halkÇilik�
SÖzcÜĞÜnÜ KullanmiŞtir. O, KurtuluŞ SavaŞi Sirasinda OlduĞu Gİbİ, MÜcadele
Halİnde BulunduĞu Ve "de�okrasİler" D�ye Adlandirilan İŞgalcİ BÜyÜk
Devletlerİn Adi Olarak, Yunanca Olan Bu SÖzcÜĞÜ Pek Kullanmak İstemİyordu.
BÖylece, İstanbul HÜkÜmetİ İle Siraya Polemİk Yapacak Bİr Malzdeme Vermek
İstememİŞtİ. Nİtekİm ŞÖyle Der:



�İÇ Sİyasetİmİzde DayanaĞimiz Olan HalkÇilik, Yanİ Mİlletİ Bİzzat Kendİ
GeleceĞİne Egemen Kilmak Esasi, TeŞkİlati Esasİye Kanunumuzla Tespİt EtmİŞtİr.�



AtatÜrk Bİr BaŞka SÖylevİnde De �halkÇilik� SÖzcÜĞÜnÜ Kullanarak
Demokrasİye Çok ÖzlÜ Bİr Tanim Getİrİr:



�bİzİm GÖrÜŞÜmÜz Kİ HalkÇiliktir; Kuvvetİn, GÜcÜn, EgemenlİĞİn,
YÖnetİmİn DoĞrudan DoĞruya Halka Verİlmesİdİr. Halkin Elİnde
Bulundurulmasidir.�



Zamanla �halkÇilik� SÖzcÜĞÜ Anlam DeĞİŞtİrerek AtatÜrkÇÜlÜĞÜn
İlkelerİnden Bİrİ OlmuŞtur.



�halkÇilik Kanunlar KarŞisinda Kesİn Bİr EŞİtlİk Kabul Eden Ve HİÇbİr
KİŞİye, HİÇnİr Aİleye, HİÇbİr Sinifa, HİÇbİr TopluluĞa Ayricalik Tanimayan
KİŞİlerİ Halktan Ve HalkÇi Kabul Etmektİr."



Şİmdİ De Cumhurİyet Ve Demokrasİ Arasindakİ İlİŞkİlerden Kisaca SÖz Etmenİn
Yerİnde OlacaĞini Saniyoruz. ÜnlÜ İngİlİz DÜŞÜnÜrÜ J.bryce 1921 Yilinda
YazdiĞi �modern Demokrasİler� Adli Eserİnde, İlgİnÇ Bİr GÖzlemde Bulunuyordu.
J.bryce Bu Eserİnde İlkÇaĞ�da Arİsto�dan Berİ Gelen MonarŞİ, Arİstokrasİ Ve
Cumhurİyet (demokrasİ) Şeklİnde ÜÇlÜ Klasİk Siniflandirmanin YetersİzlİĞİnİ
Öne SÜrÜyordu. ÇÜnkÜ, O Tarİhte Avrupa Kitasi�ndakİ 21 Cumhurİyetten Sadece
İkİsİ GerÇek Bİr Demokrasİ Ve Cumhurİyet NİtelİĞİnİ TaŞiyordu. Buna
KarŞilik, İngİltere, Hollanda Ve BelÇİka Gİbİ Ülkelerİ, MeŞrutİ MonarŞİ İle
YÖnetİlmelerİne RaĞmen, Demokratİk YÖntemlerdİ. Bu Durumda J.bryce Sİyasal
YÖnetİmlerİ, Sadece Demokrasİ Ve DİktatÖrlÜk Dİye İkİye Ayirmanin Daha DoĞru
OlacaĞini Savunur.



GerÇekten Bİr Ülkenİn Adinin Cumhurİyet Olmasi; O Ülkede Her Zaman, SaĞlikli,
GerÇek Demokratİk Bİr Rejİm UygulandiĞi Anlamina Gelmemektedİr. ÖrneĞİn, SaĞda
Veya Solda Yer Alan Ve Yenİ KurulmuŞ BİrÇok Cumhurİyet, Demokrasİ İle
YÖnetİlmektedİr. AtatÜrk De Bu Saptamayi Şu SÖzlerİyle Dİle Getİrİr.



�cumhurİyet İmkan Demektİr. ÇÜnkÜ, İÇ HÜrrİyetİn De En BÜyÜk İmkani
Cumhurİyetle Kabİldİr. Ama Dİyeceksİnİz Kİ, DÜnyada Adi Cumhurİyet Olan
DİktatÖrlÜkler De Vardir. Fakat BÜtÜn Bu Şekİller GeÇİcİdİr.�



Her Cumhurİyetİn Mutlaka Demokrasİ İle YÖnetİlmedİĞİnİn Bİlİncİnde Olan
AtatÜrk, Buna RaĞmen Demokrasİ İÇİn En Uygun Ortami Yİne Cumhurİyet Rejİmİnİn
SaĞlayabİleceĞİnİ Şu SÖzlerle Vurgular:



�demokrasİ Prensİbİnİn, En ÇaĞdaŞ Ve Mantikİ Uygulamasini Temİn Eden HÜkÜmet
Şeklİ, Cumhurİyettİr.�



Herkes Kendİ DÜnya GÖrÜŞÜne, Kendİ UyguladiĞi YÖnetİm BİÇİmİne GÖre
Demokrasİ Kavramina İÇerİk Kazandirmaya ÇaliŞmakta Ve Kavram KargaŞasi
Yaratilmaktadir. Yalniz Şu Var Kİ, Her TÜrlÜ Otorİter, Totalİter, Dİkta Ve Baski
Rejİmlerİ GÖrÜnÜŞte Bazi Demokratİk İlkelere Sahİp Olsalar Bİle Demokrasİ
Sayilmazlar. YÖnetİmde Zamanla Ortaya Çikan OlİgarŞİk YÖnelİmler, Demokrasİnİn
GÖrÜnÜŞÜnde Kalmasina Yol AÇabİlİr.



Demokrasİ Bİr OluŞum İÇİndedİr. Dolayisiyla Demokrasİnİn Tanimi Ve KoŞullari
Üzerİnde, TÜm DÜnyada GÖrÜŞ BİrlİĞİ SaĞlanmiŞ DeĞİldİr. Amerİka
BİrleŞİk Devletlerİ�ndekİ Renk AyriliĞini Bİz TÜrkİye�de Yadirgariz.
İmgİltere�dekİ Avam Kamarasi Da Bİr İsvİÇrelİye HoŞ Bİr Demokrasİ Eserİ
Olarak GÖrÜnmez. Ama, Bu Ülkelerİn Demokrasİ Uygulamadiklari Savunulamaz. Tersİne,
Bu İkİ Devletten İngİltere�nİn En Eskİ Demokrasİye; Amerİka�nin İse, En
İlerİ Demokrasİye Sahİp OlduĞu Kabul Edİlİr.





2. GÜnÜmÜzde Yaygin Olarak PaylaŞilan GÖrÜŞe GÖre ÇaĞdaŞ Demokrasİlerİn
Nİtelİklerİ Şunlardir:



ÇaĞdaŞ Bİr Demokrasİ,



- - - - Anayasayi



- - - - Meclİsİ,



- - - - Adİl Bİr SeÇİm DÜzenİ Ve DÜrÜstÇe Yapilan SeÇİmler,



- - - - Sİyasİ Partİlerİ Ve Kisitlanmayan Bİr Muhalefetİ,



- - - - Hakkin Kuvvete ÜstÜnlÜĞÜnÜ, Yanİ �hukuk Devletİ� OluŞu



- - - - Sinifsiz Toplumu,



- - - - Sİvİl Toplum ÖrgÜtlerİnİn OluŞumuna Olanak SaĞlanmasini



- - - - Sendİka, Dernek Ve Basin Gİbİ Demokratİk KuruluŞlarin Etkİnlİklerİnİn
Kisitlanmasi,



- - - - ÖzgÜrlÜk Ve Sİyasal EŞİtlİĞİ



- - - - Bİreysel Çikarlarin Toplumsal Çikar Siniflari İÇİnde Kalmasini,



Gerektİrİr. Yalniz Bu Nİtelİklerden Son İkİsİnİn Derecesİ Üzerİnde GÖrÜŞ
BİrlİĞİ Bulunmaktadir.



AtatÜrk, ÇaĞdaŞ Demokrasİnİn Nİtelİklerİnden ÇoĞunu İÇİnde
BulabİleceĞİmİz Demokrasİ AnlayiŞini, 1924 Yilinda ŞÖyle AÇiklar:



�demokrasİ Prensİbİ, EgemenlİĞİ Kullanan AraÇ Ne Olursa Olsun, Esas Olarak
Mİlletİn EgemenlİĞİne Sahİp Olmasini Ve Sahİp Kalmasini Gerektİrİr�. Bu Noktayi
BİrkaÇ Kelİme İle AÇiklayalim:



Bİzİm BİldİĞİmİz; Demokrasİ Sİyasİdİr, Onun Hedefİ, Mİlletİn İdare Edenler
Üzerİndekİ Kontrolu Sayesİnde, Sİyasİ HÜrrİyetİ SaĞlamaktir.



Demokrasİnİn İkİncİ ÖzellİĞİ İle Ortak, Esas İtİbariyla İkİncİ Bİr
ÖzellİĞİ Daha Vardir. O Da Şudur;



Demokrasİ Fİkİrseldİr. Bİr Kafa Meselesİdİr...



HÜkÜmet Prensİbİ De Bİr Adalet Sevgİsİnİ Ve Ahlak Fİkrİnİ Gerektİrİr.



Demokrasİ, Esasinda Ferdİdİr. Bu Nİtelİk, VatandaŞin EgemenlİĞe, İnsan Sifatiyla
Katilmasidir.



Demokrasİnİn Temel Nİtelİklerİnden Bİrİsİ De EŞİtlİĞe Çok DeĞer
Vermesİdİr. Bu Nİtelİk Demokrasİnİn Ferdİ Olmasi NİtelİĞİnİn Zorunlu Bİr
Sonucudur. ŞÜphesİz BÜtÜn Fertler Ayni Sİyasİ Haklara Sahİp Olmalidirlar.



Demokrasİnİn Bu Ferdİ Ve EŞİtlİĞe DeĞer Veren Nİtelİklerden Genel Ve EŞİt Oy
Prensİbİ Çikar.



3. ÇaĞdaŞ Demokrasİlerİn Nİtelİklerİnİ Ve AtatÜrk�Ün Demokrasİ AnlayiŞini
Kendİ SÖzlerİyle Belİrttİkten Sonra, ÇaĞdaŞ Demokrasİ İlkelerİ AÇisindan
AtatÜrk�Ün Demokrasİ Uygulamalarinin AÇiklanmasina GeÇebİlİrİz. Ancak, Bunu
Yapmadan Önce De, AtatÜrk DÖnemİndekİ Sİyasal Rejİmlere Ve AtatÜrk�Ün Bu
Rejİmler Hakkindakİ DÜŞÜncelerİne Bİr GÖz Atmakta Yarar Vardir.



AtatÜrk�Ün YaŞadiĞi ÇaĞdaŞ Sİyasal Rejİm Ve Model Olarak Şu Örnekler Vardir.
Bati Avrupa�nin Çok Partİlİ Parlamenter Demokrasİsİ, Sovyet Rusya�da 1917
Devrİmİnden Sonra İlan Edİlen Sosyalİst Rejİm (bolŞevİk, Proleterya
DİktatÖrlÜĞÜ) Daha Sonra Bunlara, 1922 Yilinda İtalya�da Musolİnİ�nİn
ÖnderlİĞİnde Kurulan Tek Partİlİnazİ Rejİmİnİ Ekleyebİlİrİz. Amerİkan
Demokrasİ İse Kati Kuvvetler AyriliĞina Dayanan Ve Federal Bİr Cumhurİyet
NİtelİĞİnde Olan BaŞkanlik Sİstemİ Şeklİndeydİ.



�hÜrrİyet Ve İstİklal Benİm Karakterİmdİr: Ben, Mİlletİmİn Ve En BÜyÜk
Atalarimizin En DeĞerlİ Mİraslarindan Olan İstİklal AŞkiyla Dolu Bİr Adamim�.





Dİyen AtatÜrk, İster SaĞda, İster Solda Olsun, DİktatÖrlÜklere İltİfat Ve
İtİbar EtmemİŞ Ve Yenİ TÜrkİye İÇİn, Bunlarin İÇİnden Uygulanabİlİr Tek
Model Ve Sİyasal Rejİm Olarak Bati Avrupa�nin Çok Partİlİ Parlamenter
Demokrasİsİnİ SeÇmİŞtİr.



ÇaĞdaŞ Demokrasİnİn En Önemlİ KoŞullarindan Bİrİ, Devletİn Temel KuruluŞunu,
Bİreylerİn Hak Ve ÖzgÜrlÜklerİnİ DÜzenleyen Ve Halkin Onayindan GeÇmİŞ Bulunan
Bİr Anayasanin Olmasidir. Ulusal İrade Ve Ulusal Egemenlİk, Anayasalarin GÜvencesİ
Altindadir. Temel Hak Ve ÖzgÜrlÜkler, Anayasanin SÖzÜne Ve Ruhuna Uygun Olarak, Ancak
Yasalarla Sinirlanabİlİr. Yasalar, Hangİ Nedenle Olursa Olsun Bu Haklarin ÖzÜne
Dokunmaz.



Hemen Tbmm.�nİn AÇiliŞindan Sonra, Ulusal EgemenlİĞİ İlan Eden Ve 1876
Anayasasina Ek Bİr Yasa NİtelİĞİ TaŞiyan 1921 Anayasasi İle KurtuluŞ SavaŞi
Sonrasinin Gereksİnİmlerİnİ KarŞilamak Ve 1921 Anayasasinin Eksİklerİnİ Gİdermek
Üzere Hazirlanan 1924 Anayasasi, AtatÜrk�Ün, Demokrasİnİn GereĞİ Olan Anayasaya
Ne Kadar Önem VerdİĞİnİn Kanitlaridir. AtatÜrk, 1924 Anayasasinin Yenİ TÜrk
Devletİ Yapisini AÇiklayan Bazi Maddelerİnİ ŞÖyle Belİrtİr:



�tÜrkİye Cumhurİyetİnİn Anayasasi, Zamana En Uygun Mİllİ Egemenlİk Esaslarini,
HÜkÜmlerİnİ Kapsar. BİrkaÇ Maddesİnİ, Daİma Hatirda Tutmak İÇİn Burada Aynen
Tekrar Edelİm.



- - - - Egemenlİk Kayitsiz Şartsiz Mİlletİndİr.



- - - - TÜrkİye BÜyÜk Mİllet Meclİsİ, Mİlletİn Tek Ve GerÇek Temsİlcİsİ Olup,
Mİllet Adina Egemenlİk Hakkini Kullanir.



- - - - Yasama Ve YÜrÜtme Kuvvetİ, BÜyÜk Mİllet Meclİsİnde OluŞur Ve Toplanir.



- - - - Yargi Yetkİsİ Mİllet Adina Usuller Ve Kanunlar ÇerÇevesİnde BaĞimsiz
Mahkemeler Tarafindan Kullanilir.�



ÇaĞdaŞ Demokrasİlerİn Bİr BaŞka KoŞulu Da, Halkin Oylariyla Üyelerden OluŞan Ve
Bu Nedenle Ulusal İrade Ve EgemenlİĞİ Yansitan, Yasama Ve YÜrÜtme Alaninda Yetkİlİ
Bİr Meclİsİn Olmasidir. Meclİs, Yasama Yetkİsİnİ DoĞrudan KullandiĞi Halde;
YÜrÜtme Yetkİsİnİ, Kendİ İÇİnden Çikan, Kendİ İradesİne Ve Emrİne BaĞli
Olan Bİr HÜkÜmet AraciliĞiyla Kullanir Kİ Buna �meclİs HÜkÜmetİ� Denİr.



Ülke Elden Gİderken, Osmanli Mebuslar Meclİsİ Kasim 1918�den Berİ ÇaliŞamaz Ve
KapatilmiŞ Durumdadir. Mustafa Kemal, BÜyÜk MÜcadelelerle Meclİsİn AÇilmasini
SaĞlar. Komutanlara, İstanbul�dan GÖrevlendİrİleceklere Yerlerİnİ Birakmamalari
Yolunda GÖnderdİĞİ Genelgelerde Meclİs�İn AÇilmasindan SÖz Eder (24.7.1919)
Erzurum Ve Sİvas Kongrelerİ Bİldİrİlerİne De Bu İsteĞİ GeÇİrİr. 1919 Kasim Ayi
BaŞinda İstanbul HÜkÜmetİ Temsİlcİsİ, Denİzcİlİk Bakani Salİh PaŞa İle
GÖrÜŞme Konusu Yapar, Kabul Ettİrİr. Meclİs�İn İstanbul�da Toplanmasina Engel
Olmazsa Da, İngİlİzlerİn Bu Kentİ Askerİ Olarak İŞgal Etmelerİ Ve Son Osmanli
Meclİsİnİ Basmalari Üzerİne 23 Nİsan 1920�de Tbmm.�nİn AÇilmasini SaĞlar:



�mİllet, Mukadderatini DoĞrudan Doruya Elİne Aldi Ve Mİllet Saltanat Ve
EgemenlİĞİnİ Bİr KİŞİyle DeĞİl, BÜtÜn Fertlerİ Tarafindan SeÇİlmİŞ
Vekİllerden OluŞan Bİr YÜce Meclİs�de Temsİl Ettİ İŞte O Meclİs, YÜksek
Meclİsİnİzdİr. Tbmm�dİr. Mİlletİn Saltanat Ve Egemenlİk Makami, Yalniz Ve Ancak
Tbmm�dİr.�



KurtuluŞ SavaŞinin En Zor GÜnlerİnde Kararlarin Meclİste Alinmasina BÜyÜk Özen
GÖsteren BÜyÜk Önder, Ulusal İradeye Olan Saygi Ve İnancini Şu SÖzlerle Dİle
Getİrİr.:



�devlet Ve Mİlletİn