HIZLI ARAMA
| Mustafa Kemal ATATÜRK Atatürk’ün hayatı, ilkeleri, inkılapları, özdeyişleri, anıları, resimleri, kronolojisi, Gençliğe Hitabe, Nutuk, Anıtkabir-Mustafa Kemal ATATÜRK - Ayrıca, Atatürk’ün kişiliği, düşünceleri, Onuncu Yıl ve Bursa Nutku, sevdiği şarkılar, O’nun hakkında bazı İngilizce yazılar ve daha pek çok kaynağa ulaşabilir, elinizdekileri bizlerle paylaşabilirsiniz. |
![]() |
| | #21 (permalink) |
![]() uAntalya Kayıt: 18.09.2008
Mesajlar: 1.909 İtibar Gücü: 28 | GAZİYE PEYNİR GETİREN TEYZE Gazi Çiftliğinde dolaşıp hava alırken oldukça yaşlı bir kadına rasladık. Atatürk attan inerek bu ihiyar kadının yanına sokuldu. - Merhaba nine Kadın Ata'nın yüzüne bakarak hafif bir sesle; - Merhaba dedi. - Nereden gelip nereye gidiyorsun? Kadın şöyle birduralayıp, - Neden sordun ki, dedi. Buraların sabısı mısın? Yoksa bekçisi mi? Paşa gülümsedi. - Ne sahibiyim ne de bekçisiyim nine. Bu topraklar Türkmilletinin malıdır. Buranın bekçisi de Türk milletinin kendisidir. Şimdi nereden gelip nereye gittiğini söyleyecek misin? Kadın başını salladı. - Tabii söyleyeceğim, ben Sincan'ın köylerindenim bey, otun güç bittiği, atın geç yetişdiği kavruk köylerinden birindeyim. Bizim mıhtar bana bilet aldı trene bindirdi, kodum Angara'ya geldim. - Muhtar niçin Ankara'ya gönderdi seni? - Gazi Paşamızı görmem için. Başını pek ağrıttım da....Benim iki oğlum gavur harbinde şehit düştü. Memleketi gavurdan kurtaran kişiyi bir kez görmeden ölmeyeyim diye hep dua ettim durdum. Rüyalarıma girdi Gazi Paşa. Bende gün demeyip mıhtara anlatınca, o da bana bilet alıverip saldı Angaraya, giceleyin geldimdi. Yolu neyi de bilemediğimden işte ağşamdan belli böyle kendimi ordan oraya vurup duruyom bey. - Senin Gazi Paşa'dan başka bir isteğin var mı? Kadını birden yüzü sertleşti. - Tövbe de bey tövbe de! Daha ne isteyebilirim ki...O bizim vatanımızı gurtardı. Bizi düşmanın elinden kurtardı. Şehitlerimizin mezarlarını onlara çiğnetmedi daha ne isteyebilirim ondan? Onun sayesinde şimdi istediğimiz gibi yaşıyoruz. Şunun bunun gavur dölünün köpeği olmaktan onun sayesinde kurtulmadık mı? Buralara bir defa yüzünü görmek, ona sağol paşam! Demek için düştüm. Onu görmeden ölürsem gözlerim açık gidecek. Sen efendi bir adama benziyon, bana bir yardım ediver de Gazi Paşayı bulacağım yeri deyiver. Atatürk'ün gözleri dolu dolu olmuştu, çok duygulandığı her halinden belliydi. Bana dönerek, - Görüyorsun ya Gökçen, işte bu bizim insanımızdır...Benim köylüm, benim vefalı Türk anamdır bu. Attan indim. Yaşlı kadının elini tuttum anacığım dedim, sen gökte aradığını yerde buldun, rüyalarını süsleyen, seni buralara kadar koşturan Gazi Paşa yani Atatürk işte karşında duruyor. Köylü kadın bu sözleri duyunca şaşkına döndü. Elindeki değneği yere fırlatıp, Atatürk'ün ellerine sarıldı. Görülecek bir manzaraydı bu. İkisi de ağlıyordu. İki Türk insanı biri kurtarıcı, biri kurtarılan, ana oğul gibi sarmaş dolaş ağlıyorlardı. Yaşlı kadın belki on defa öptü atanın ellerini. Ata da onun ellerini öptü. Sonra heybesinden küçük bir paket çıkarttı. Daha doğrusu beze sarılmış bir köy peyniri. Bunu Atatürk'e uzattı; - Tek ineğimim sütünden kendi ellerimle yaptım Gazi Paşa, bunu sana hediye getirdim. Seversen gene yapıp getiririm. Paşa hemen orada bezi açıp peyniri yedi. Çok beğendiğini söyledi. Sonra birlikte köşke kadar gittik. Oradakilere şu emri verdi; "Bu anamızı alın burada iki gün konuk edin. Sonra köyüne götürün. Giderken de kendisine üç inek verin benim armağanım olsun." İşte duygusuz(!) Atatürk'ün duygulu bir anısı. (Mustafa Kemal Nasıl "Atatürk" Oldu-Mustafa Bilge Işıktürk-s.34) |
| | |
| | #22 (permalink) |
![]() uAntalya Kayıt: 18.09.2008
Mesajlar: 1.909 İtibar Gücü: 28 | Büyük ATATÜRK�ün futbolla ilgili bir anısını en yakın arkadaşlarından Kılıç Ali�nin oğlu olan, devrinin ünlü futbolcusu Gündüz KILIÇ yıllar sonra kaleme aldığı ve bir gazetede yayınlanan yazısında tatlı bir üslup içinde şöyle dile getirmiş. ATATÜRK yakın arkadaşı Kılıç Ali�nin evine bir ziyaret için uğradığında, evde başka kimse bulunmadığı için Gündüz KILIÇ tarafından ağırlanmıştı. Bundan sonrasını rahmetli Gündüz KILIÇ�tan nakledelim. .....ATATÜRK şerbetini yudumlarken 'Gel şöyle oturda seninle konuşalım biraz' dedi ve bana karşısındaki koltuğu gösterdi. Oturdum ama inanın içimin yağları eridi.İşin asıl zor tarafının bundan sonra başlayacağını hissediyordum. Çünkü ATATÜRK�ün özellikle gençlere değişik zeka soruları sorarak onları imtihan etmekten pek hoşlandığını biliyordum. Mahçup olma korkusu bütün benliğimi sarmıştı. Fakat çok şükür sorduğu soru korktuğum türden olmadı. O sıralarda Milli futbol takımımız Halk Evleri Takımı adı altında Rusya�da 5-6 maç yapmıştı. Maçların çoğunda fena sonuçlar alınmıştı. Yaşımın pek genç olmasına rağmen, ben de kadroya alınmıştım. Ülkesinde olup biten her şeyle ilgilenen ATATÜRK�ün Rusya yenilgileri de gözünden kaçmamıştı. İlk sorusu 'Neden yenildiniz?' oldu. Kem küm ederek bir şeyler söylemeye çalıştım. ATATÜRK pek üstelemeden ikinci sorusunu sordu. 'Peki bu yenilgiler seni çok üzdü mü?' dedi. Son derece üzüldüğümü anlatmaya çalışırken, bir el hareketiyle beni susturup kendi konuştu: 'Dünyada yenilmeyen kimse, yenilmeyen ordu, yenilmeyen takım, yenilmeyen kumandan yoktur. Yenildikten sonra üzülmekte tabiidir. Ancak, bu üzüntü insanın maneviyatını yok edecek, onu çökertecek seviyeye varmamalıdır. Yenilen hemen toparlanmalı, kendini yeneni yenmek için olanca gücüyle, azmiyle çalışmalıdır' dedi. Sonra futbolun nasıl oynandığını anlatmamı istedi. Hemen kağıt kalem aldım, oyun sahasını çizerek o zamanki deyimiyle, müdafileri, muavinleri ve muhacimleri yerlerine yerleştirip onların görevlerini ve ana kaideler ile hedeflerini anlattım. ATATÜRK, 'Yahu desene bizim harp oyunları gibi, sizin işde strateji bilgisi ve kurmay kafası ister' diye önemser önemser başını salladı." Rahmetli Gündüz KILIÇ�ın bu anısı ATATÜRK�ün futbol hakkındaki düşündüklerini bize öğretmesi bakımından değer ve önem taşıyor. BALIKESİR POLİTİKA Gazetesi, Sayı:3436 |
| | |
| | #23 (permalink) |
![]() uAntalya Kayıt: 18.09.2008
Mesajlar: 1.909 İtibar Gücü: 28 | NAZIR BİRAZ BEKLESİN Atatürk Anafartalar ve Arıburnu zaferlerinden sonra İstanbul'a gelmişti. Ata, Hariciye Nazırını (Dışişleri Bakanı) ziyaret ederek son durum hakkında konuşmak, mütelalarını bildirmek istiyordu. Nezaret binasına gelerek nazır beye haber gönderdi. - Beklesinler... Buyrulmuş Atatürk bir hayli beklemiş. Bir aralık kendisinden sonra gelenlerin de kabul edildiklerini farkedince müsteşar muavinine: - Beyefendi hazretleri galiba beni unuttular, demiş. Müsteşar muavini tekrar içeri girerek Mustafa Kemal'i hatırlatmış ve yine: - Beklesinler, cevabını almış. Atatürk ikinci "beklesinler" üzerine dayanamamış ve muavine: - Sizin nazırınız bütün zamanlarını hep böyle manasız ziyaretler kabul ederek mi geçirir? Muavin tabii buna bir cevap verememiş, biraz sonra başka bir mevzu açılmış ve konuşmaya başlamışlar. Mevzunun en hareketli anında salon kapısı açılarak bir hademe: - Mustafa Kemal Bey buyursunlar deyince, Atatürk: Nedir o? diye sormuş. Nazır beyefendinin kabul edeceğini söylemiş. Mustafa Kemal hademeye: - Beklesinler... Diyerek dönmüş. Muavin ile olan muhaveresine devam etmiş. (İlginç Olaylar Ve Anekdotlarla Atatürk, Sh. 122) |
| | |
| | #24 (permalink) |
![]() uAntalya Kayıt: 18.09.2008
Mesajlar: 1.909 İtibar Gücü: 28 | Kutlu SÖĞÜt AĞaci (ata'nin DoĞa Sevgİsİ) Yapraklarinda Billur Billur Gozyaslari Agliyorlar Birini Ozluyorlar Eski Ankara'da, Ilk Meclise Giden Yol Ustunde Bir Tek Sogut Agaci Vardi; Kar Degil, Yagmur Degil Gumus Yapraklarina Toz Yagardi. Ama O ''olsun....'' Derdi, Varsin Olsun,az Sonra Bu Yoldan O, Gececek. Beklerdi. Umut Doluydu,iyimserdi Bu Bekleyisi De Severdi. Her Gun, Ama Her Gun, ''o'' Gecerken Onunden Bir Senlik Bir Dugun Sogutun Gumus Yapraklari Sikir Sikir Oynardi. Dunyada Mutluluk Diye Bir Sey Vardiysa Eger Bu Bulusmada Vardi. Mustafa Kemal Pasaydi Her Gun O Yoldan Gecen Ister Gec Olsun, Ister Erken... Ve Yaninda Kim Varsa... Gozleri Guler Bak! Der, Iste Bak! Bu Agac Benim Sevgilim, Anam,bacim, Ankara'daki Tek Agacim! Boylesine Seviyorum Onu Ve Bekliyorum, Bir Gun Bu Sehrin Agaclara Donanip Doldugunu. Gunlerden Bir Gun, Sabahin O Tatli Serinliginde Gazi Mustafa Kemal Pasa Gene Ayni Yoldan Gecerken Ve Yanindakilere ''bak,bak Bu Benim...'' Derken Gozlerine Inanamadi, Agacini Yerinde Bulamadi. Yol Muhendisleri Emir Vermisti Caresiz.... Sogutu Kesin Demislerdi. Simdi Aziz Ataturk, Ellerine Yuzune Kapamis Agliyordu. Kucuk Bir Cocuk Gibi: ''ama O, Benim Agacimdi'' Diye Agliyordu. Gorenler O Ani Unutamadi O Agidi, O Isyani... Birileride Yok Canim Oyle Sey Olmaz Dediler Mustafa Kemaller Aglamaz Dediler. Ama Sogutler.... O Gundur, Bu Gundur Yapraklarinda Piril Piril Gozyaslari Bu Anlayisa Isyan Ettiler '' O , Birtek Agac Icin Bile Aglardi'' Dediler Aglardi. Onda İŞte BÖyle Kocaman Bİr YÜrek Vardi. |
| | |
| | #25 (permalink) |
![]() 7/24 Free Time...;) Kayıt: 07.08.2008 Yaş: 21
Mesajlar: 3.532 İtibar Gücü: 56 | Rep vercektim veremedim..yeni vermişim galiba.Çok güzel paylaşım Bunlar zevkle Okudum emeğine sağlık...Güzel paylaşımlarının devamını beklerim zevkle okumaya devam edeceğim.. |
| | |
| | #26 (permalink) |
![]() uAntalya Kayıt: 18.09.2008
Mesajlar: 1.909 İtibar Gücü: 28 | GÖMÜLECEĞİ YER Atatürk'ün gömüleceği yer ve toprak: O'nun kabri Ankara'da olacaktır. Fakat bu şehrin neresinde? Çünkü O' nun en son kuvvetli isteği bir an önce Ankara'ya dönebilmekti. Biri Büyük Millet Meclisi'nden İstasyon'a inen cadde üzerindeki yuvarlak yer, diğeri Çankaya'daki yeni köşkün mermer havuzu. Bu yerler şu nedenle konuşulmuştur: Bir akşam Atatürk'ün etrafında toplananlar arasında, O'nun ölümlü oluşu üzerinde durulmuş ve özellikle kendisi 1926 suikast girişiminden sonra söylediği cümleyi tekrar etmişti. "Benim naçiz vücudum bir gün elbette toprak olacaktır. Fakat Türkiye Cumhuriyeti ilelebet payidar kalacaktır." dedikten sonra "Milletim beni istediği yerde yatırsın, yeter ki beni unutmasın," demişti. Meclisin altındaki yuvarlak yeri ortaya atan kişiye ise, "iyi ve kalabalık bir yer, fakat ben böyle bir arzumu milletime vasiyet edemem". Ancak, gene o akşam ileri sürülen bir fikrin kendisini çok duygulandırdığını, bugün bile hatırlıyorum. Memleketin bütün sınır boylarından getirilecek toprak üzerinde yatmak. Recep Peker, hararetle bu fikrin sembolik savunmasını yapmıştı. Atatürk, böyle bir fikrin uygulanmasından ancak, ölümlü vücudu için hoşlanacağını ve gurur duyacağını anlatırken bana bakarak: "Bunu unutma!" demişti. Prof. Doktor Afet İnan Kaynak:Ulus Gazetesi 25.06.1950 |
| | |
| | #27 (permalink) |
![]() uAntalya Kayıt: 18.09.2008
Mesajlar: 1.909 İtibar Gücü: 28 | YENİLSEYDİK SORUMLU BEN OLACAKTIM Bir aralık konu İstiklâl Savaşı'na geldi. Dikkat ettim, Binbaşılar dahil her komutanın hangi birliğe komuta ettiğini, nerede bulunduğunu, -bir gün önce olmuş gibi- hatırlıyordu. O savaş ki araç, gereç, personel kıtlığı bugün güç tasavvur edilirdi. Tümenlere binbaşılar, Kolordulara yarbaylar komuta ediyordu! Fakat, bu kadro canını dişine takmış bir ekipti. Var olmak ya da olmamak bu savaşın sonucuna bağlıydı. 30 Ağustos bu ruh haletinin eseriydi. Böyle bir dramı, hem yazarı, hem baş aktörünün ağzından dinlemek müstesna bir mutluluktu. O anılar Ata'yı coşturdukça coşturuyordu. Anlatmalarında abartma yoktu. Ama bu anlatış öylesine canlı, öylesine plastikti ki, hepimiz heyecandan heyecana sürükleniyorduk. Anlatışlarını şöyle bağladı: - İşte büyük zafer böyle ortak bir eserdir. Şerefler de ortaktır. Bu alçakgönüllülük şaheseriyle konunun kapanacağını tahmin ediyorduk. Bu arada Atatürk bir duraklama yaptı. Sonra içine dönük, adeta kendisiyle konuşur gibi ilave etti: - Ama yenilseydik sorumluluk ortak olmayacak yalnız bana ait olacaktı. Bu belagat karşısında gözyaşımı tutamadım. Tarihin, zaferleri kendine maleden, yenilgileri ise maiyetine yükleyen sahte kahramanlarını hatırladım. Ord. Prof. Sadi IRMAK Kaynak: Sadi Irmak, Ord Prof. - Atatürk'ten Anılar, 1978 |
| | |
| | #28 (permalink) |
![]() uAntalya Kayıt: 18.09.2008
Mesajlar: 1.909 İtibar Gücü: 28 | YANINA ALDIĞI İLK ER O, Samsun'a çıktığı zaman, üstü başı yırtık, postalları patlamış, silahsız bir er gördü. Yüzünün rengi bakıra dönmüş, yağlan eriyip kemik ve sinir kalmış bu Türk askeri ağlıyordu. O'na sordu: - Asker ağlamaz arkadaş, sen ne ağlıyorsun? Er irkildi, başını kaldırdı. Bu sesi tanıyordu ve bu yüz ona yabancı değildi. Hemen doğruldu ve Anafartalar'daki Komutanını çelik yay gibi selamladı. - Söyle niçin ağlıyorsun? İç Anadolu'nun yanık yürekli çocuğu içini çekti: - Düşman memleketi bastı, hükümet beni terhis etti. Silahımızı elimizden aldı. Toprağıma giren düşmanı ne ile öldüreceğim? Kemal Atatürk, er'in omzuna elini koydu: - Üzülme çocuğum, dedi. Gel benimle! Ve Samsun deposunda giydirilip silahlandırarak yanına aldığı ilk er bu Mehmetçik oldu. Burhan Cahit MORKAYA |
| | |
| | #29 (permalink) |
![]() uAntalya Kayıt: 18.09.2008
Mesajlar: 1.909 İtibar Gücü: 28 | İNANMAYANLAR DA HAKLIYDILAR Mustafa Kemal realist bir liderdi. Lekelemelerin politika kadrosunu nasıl daraltacağını ve kendisini bir avuç partizan takımı elinde bırakacağını düşünerek, açıkça bir suç işlemiş olanlar dışında yalnız kişisel değerlere saygı gösterdi. Sicil yoklamalarına rağbet etmedi. Bir gün bana: - Kuva-yı Milliye'ye inanmayanlar da inananlar kadar haklı idiler, demişti. Falih Rıfkı ATAY Kaynak: Falif Rıfkı Atay - Mustafa Kemal, Mütareke Defteri, 1955 |
| | |
| | #30 (permalink) |
![]() uAntalya Kayıt: 18.09.2008
Mesajlar: 1.909 İtibar Gücü: 28 | TÜRK ORDULARI BAŞKUMANDANIYIM Afyonkarahisar'ın hatlarının çözülmesi sonunda birkaç Yunanlı tutsak, geceleyin Mustafa Kemal'in çadırına getirilmişti. Bunlardan birisi, Muzaffer Generalin doğup büyümüş olduğu Selanik'ten gelmişti. Yüz, kendisine yabancı gelmediğinden ve üniformasında da hiçbir bellilik görmediğinden kim olduklarını ve rütbelerini sormaya başlamıştı. - Binbaşı mısınız? - Hayır. - Albay mı? - Hayır. - Korgeneral mi? - Hayır. - Peki nesiniz? - Ben Mareşal ve Türk Orduları Başkomutanıyım! Şaşkınlıktan ağzı açık kalan Yunanlı kekeledi: - Bir başkomutanın savaş hattına bu kadar yakın yerlerde dolaşması işitilmiş değil de!.. General SHERRIL Kaynak: General Sherril - Atatürk Nezdinde Bir Yıl Elçilik, 1935 |
| | |
![]() |
| Etiketler |
| atatürk'ün, hatıraları... |
| Konuyu Toplam 1 Üye okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir) | |
| Seçenekler | |
| Stil | |
| |
Benzer Konular | ||||
| Konu | Konuyu Başlatan | Kategori | Cevaplar | Son Mesaj |
| Hac hatıraları | SiMeReNya | Dini Konular | 0 | 15-02-2008 15:40 |
| Kuş hatıraları | japonseno | Şiir Köşesi | 1 | 20-09-2007 17:13 |
| Atatürk'ün Soyağacı | KãRdé£éN | Türkiye Hakkında - Genel - | 10 | 30-08-2007 16:43 |
| Erzurum'dan Ramazan Hatıraları | KaaN | Erzurum | 2 | 21-08-2007 10:58 |
| Bir dervişin Osmanlı hatıraları | @izci@ | Kültür / Sanat / Sinema | 0 | 10-07-2006 07:16 |