Saygıdeğer Okuyucu,
Sevgili Gençler ve Çocuklar,
Orta Karadeniz Bölgesinin en şirin ilçelerinden biri olan, yeşille mavinin kucaklaştığı turistik Samsun’un Alaçam ilçesinden en derin saygı ve sevgilerimi sunarım.
Adım ve Soyadım Hasan Sancak’tır. Alaçamlı Halk Şairi, Reklâm Yazarı, Eğitimci, Gazeteciyim. Aslen Trabzonluyum. Köprübaşı ilçesindenim.24 senedir basının içindeyim.52 yaşındayım. Nagehan isminde bir kızım, Alp Cihan ve Boğaç Han isminde de iki tane erkek çocuk sahibiyim. O' dur, Onlar Analarımız, Benim Annem Melekti isimli üç tane şiir kitabım vardır. Bu kitaplarımla birlikte basıma hazır 50 tane şiir kitabım okuyucularla buluşmayı beklemektedir. 50 tanesi notere onaylatılan 400 tane televizyon reklâm senaryom bulunmaktadır.3.şiir kitabım BENİM ANNEM MELEKTİ 2005 ‘te, Ankara Yenimahalle’de Gündüz Yayınlarından çıkmıştır. Şiir kitabım burada ve büyük kitabevleri, antolojilerde satışı yapılmaktadır. Şiir kitaplarımı çıkartma ve alternatif reklâm senaryolarımı kamuoyuna duyurma mücadelesi veriyorum. Şiir kitaplarıma destek vermek isteyenler, faturası kesilerek, kitaplarımın iç karton kapaklarında, renkli olarak tanıtımını yapabilirler. Kendinizi, şirketinizin çalışmalarını kamuoyuna istediğiniz şekilde duyurabilirsiniz. Kişisel sayfama giren, şiirlerimi okuyan, görüş bildiren herkese teşekkür eder, saygı ve sevgilerimi sunarım.
Saygılarımla.
Değerli Okuyucu,
Dün olduğu gibi bugün de iç ve dış düşmanlar boş durmuyorlar. Yine "Böl-Parçala-Yut Taktikleri" sürmektedir.70 Milyon insanımızı birbirine düşürmek için sinsi ve gizli plânlar kuruyorlar.'Türk Milleti olarak Atatürk gibi akıllı, vatansever, bilgili, inançlara değer veren, liderler çıkartamadık. Çıkartıysak bile ömürleri yetmedi. Atatürk’ümüzün gençlere, gençlerin de öğretmenlere emanet edildiği "Tam Bağımsız Türkiye'ye "sahip çıkamadık. Her doğan bebeğin 3000 Dolar üzerinden borçlu doğduğu söylenmektedir. Memleketimizde Atatürk gibi Liderler çıkartırsak, bizi yok etmek isteyen iç ve dış düşmanlar bir daha gelmemek üzere yurdumuzdan çekilip gideceklerdir.
Şöyle bir geriye dönüp baktığımız zaman neler olduğunu görmeliyiz ve bilmeliyiz. Osmanlı Devleti'nin kol ve kanadı kırılmış, düşmanlar memleketimizi işgal etmişler, ellerimizden silâhlar alınmış ve Türk Milleti inim inim inlemektedir. Kurtarıcı
aramaktadır. Halkımız yol gözlemektedir. Hiç kimse Türk Milleti'nin önüne geçip, onları kurtarmak için bir uğraşa girmiyor. İşte tam o sıralarda 16 Mayıs 1919 Günü İstanbul’dan Bandırma isimli bir gemi Samsun'a doğru yol alırken, kurtuluş hareketini de başlatmış oluyordu. Böylelikle Türk Milleti hürriyet ateşini yakarak, bütün dünyaya hür ve bağımsız olduğunu haykırıyordu.
Kıymetli Okuyucu,
Bu günlere çok çetin bir Kurtuluş Savaşı (1919–1922) vererek kavuştuk. Vatanımızı ele geçirmek isteyen dış düşmanlar ve bunların yerli işbirlikçilerine karşı yıllarca direnip, yiğitçe mücadele verdik. Bundan dolayı bu günlerimizin kıymetini ve değerini iyi bilmeli ve anlamalıyız. Atatürk bu vatanı kurtarmasaydı ne olurdu? Türk Milleti denen bir topluluk bulunmazdı! Anne ve babalarımız da farklı olurdu. Ne Müslüman ne de Türk olurduk. Atatürk bize millet olma şerefini kazandırmıştır. Şu anda bütün devletler Türkiye'yi almak için savaş hâlinde bulunurdu.Aynen bugün olduğu gibi.Türkiye’nin jeopolitik durumunu bilenler, bunu çok iyi anlamaktadır.Demokrasi olmazdı! Elimizde silahlar dağlarda vatanımızı işgal edenlere karşı mücadeleye hâlâ devam ediyor olurduk. Onun için bu yurdu bize emanet eden Atatürk ve şehitlerimizi saygı ve minnetle anmamız gerekmektedir.
Şu andaki yönetim şeklimizde "Egemenlik Kayıtsız ve Şartsız Türk Milleti'ne aittir."Millet bu hakkını belli süreler için seçtiği milletvekilleri aracılığıyla kullanır. Seçme ve seçilmenin nasıl olacağı kanunlarla belirlenmiştir. Bu yönetimde ayrım gözetmeden bütün vatandaşlarımız tasada ve sevinçte ortaktırlar. Toplumun bazı kısımları yoksulluk ve acı içinde kıvranıp ezilirken, bazılarının da mutluluk içinde yaşamaları kurduğumuz Cumhuriyetle bağdaşmaz. Türkiye Cumhuriyeti Devleti'ni koruma ve kollama görevinin öncelikle gençlerimizin omuzlarında olduğunu unutmamak gerekir.
Ulu Önder Mustafa Kemal Atatürk 30 Ağustos 1924'te Dumlupınar Savaşlarının yıl dönümünde "Meçhul Asker Anıtı" nın başında yaptığı konuşmanın sonunda şöyle diyor."Gençler yürekliliğimizi güçlendiren ve sürdüren sizlersiniz. Siz, almakta olduğunuz eğitim ve bilgiyle insanlığın iyi niteliğinin, yurt sevgisinin, düşünce hürriyetinin en değerli örneği olacaksınız.
Ey yükselen yeni nesil! Gelecek sizindir. Cumhuriyeti biz kurduk, onu yükseltecek ve sürdürecek olan sizlersiniz. Gençlere çok büyük değer veren Atatürk gençleri de öğretmenlere emanet etmiştir. Bazı veciz sözlerinde Ulu Önder Atatürk şöyle diyor: Bir topluluk millet olabilmek için mutlaka terbiyecilere ve öğretmenlere muhtaçtır. Onlardır ki; bir toplumu gerçek millet hâline koyarlar. Milletleri kurtaranlar yalnız ve ancak öğretmenlerdir. Öğretmenden, eğitimciden, mahrum bir millet, henüz bir millet ismini alma yeteneğini kazanmamıştır. Öğretmen Arkadaşlar! Siyasi ve askeri inkılâplar sizin sosyal ve fikri inkılâplarınıza şekil bulacak ve desteklenecektir. Cumhuriyetimizin başarısı sizin başarınız olacaktır. Cumhuriyet sizden düşüncesi hür, vicdanı hür, irfanı hür nesiler ister. Cumhuriyetin fedakâr muallim ve yetiştiricileri sizlersiniz Yeni nesil sizin eseriniz olacaktır. Öğretmenler, sarsılmaz bir imanla sizi izleyeceğiz ve karşılaştığınız bütün engelleri kaldıracağız.
Türkiye Cumhuriyeti Devleti'nin kalkınmasında ve gelişmesinde öğretmenlerimize büyük sorumluluk ve görevler düşmektedir. Öğretmenlik mesleğine büyük değer veren, gençleri öğretmenlere emanet eden Atatürk gibi değerli insanlara ihtiyaç vardır. Devletimizi idare eden yöneticilerimiz öğretmenlere gerekli ilgiyi mutlaka göstermelidir. Yarınımızın dünyasında söz sahibi olmak, söylediklerimizin dinlenmesini, sağlıklı ve sağlam bir nesle sahip olmak istiyorsak, o değerli insanlara değer vererek; köfte ve ekmek satmalarını; bu zamana harcayacakları vakitleri eğitim ve öğretime harcamaları için üste düşen görevlerin yapılmasını bekliyoruz. Maaş, aile ve çocuk bakımı, ders ücretleri yeniden düzenlenmelidir.
Saygıdeğer Okuyucu ve Yetkililerimiz,
Eğer bu yazımı ve şiirlerimi okuma fırsatı bulduysanız, sesimize ses verin. Maddi durumumuz yerinde olmadığı için şiir kitaplarımızı çıkartamıyoruz Tekrar söylüyorum. Benim durumumda olan nice öğretmenler ve vatandaşlarımız vardır. Keşke bu durumda olan insanlarımız bir vakıf ve dernek etrafında birleşebilseler. Gazete ve televizyonlara trilyonlarca reklâm veren firma ve şirketler! Millî Kültüre ne zaman destek vereceksiniz? Televizyonlara gönderilen faksları okumayan siz canlı yayın sunucuları mankenlere verdiğiniz değer kadar ne zaman sizden destek bekleyen insanlara, öğretmenlere ve şairlere yardım elinizi uzatacaksınız...
Bu duygu ve düşüncelerle Türkiye Cumhuriyeti Devletinin yüzyıllarca yaşamasını Yüce Mevlâ'mızdan diliyor,en derin saygı ve sevgilerimi sunuyorum.
Mutlu olun. Sağlıkla kalın.
Saygılarımla.