| | Bodrum'un Çevresi ve Koyları (Devam) Türkbükü
Mandalin bahçeleri arasında beyaz badanalı şirin evleri ile Türkbükü’ne yakın zamana kadar karadan ulaşım yoktu, ancak denizden gidilebiliyordu. Bu nedenle de en bakir yerlerden biri olarak kaldı. Ama son yıllarda bütün benzeri yerler gibi "keşfedildi" ve yazlıklar yapılmaya başlandı.
Tarihte Türkbükü, Likya’lılar tarafından liman olarak kullanılmış. Güllük körfezine deniz ulaşımı buradan yürütülmüş. Çok dağınık da olsa kaya mezarları ve sarnıçlar düşüyor gezginlerin önüne.
Türkbükü popülerleşti ya, burada dolaşırken sanat dünyasının ünlülerine de rastlayabilirsiniz. Buraya sıkça geliyorlar, kimileri de yazlık kervanına katıldı.
Bodrum’a 20 km. uzaklıktaki Türkbükü,
Bodrum kalabalığından ve gürültüsünden uzak bir tatil ya da bir gün geçirmek isteyenlerin kaçış yeri.
Sahil yolu yazın trafiğe kapalı. Bütün gün denize girmek ve güneşlenmek amacıyla kullanılan restoran ve otellerin denize uzanmış tahta iskeleleri akşam alacakaranlıkla birlikte lokantaya veya bara dönüşüyor.
Masa ve sandalyeler diziliyor iskelelerde, mumlar, kumsaldaki dev varillerde ateşler yakılıyor, genellikle tanıdık yüzler masalarda yerlerini alıyor ve servis başlıyor. Çevredeki balık çiftliklerinden taze olarak getirilen çipura, levrek ızgaraya konuyor ve rakılar açılıyor.
Geceye devam etmek isteyenler gece yarısına doğru Bodrum’un yolunu tutuyorlar ve ortalık sakinleşiyor. Ama Türkbükü geceleri bitmiyor, her türlü müziğin yükseldiği barlarda sahaba kadar devam ediyor. Sessizlik arayanlar sahil boyu yürüyüşe çıkıyorlar. Dalgaların melodisi ve mehtabın eşliğinde..
Tarihi Figürler ve Modeller Müzesi:
Türkbükü’nde özel bir müze var. Mimar Emre Kunt’un koleksiyonu olan tarihi figürler ve modeller, evinin bir bölümünde sergileniyor. Gezmek için 0.252.377 62 23 no.lu telefonu arayıp randevu almak gerekiyor.
Yakın çevre gezisi:
Güllük körfezinin güney kıyısında ve Mesire Burnu ile Saplı- burun arasındaki geniş limanda kalan Türkbükü açıklarında Badem adası bulunuyor.
Türkbükü sırtlarında gezintiye çıkanlar tarihi Masanda kenti kalıntılarıyla karşılaşacaktır. Taş, tuğla yığınlarıyla çevrili yıkıntılar arasında iki kule, ev kalıntıları, sarnıçlar, mezarlar ve taşlık saha dikkati çekiyor. Mübadele öncesinde bölgede Rumlar yaşıyordu.
Çevreye tekne gezileri
Yaz boyunca Türkbükü’ndeki iskelelerden çevreye tekne turları yapılıyor. Sabah 10-11 arası çıkılıp, akşam üzeri 17-18 gibi dönülüyor. Yarımadanın kuzeyindeki sakin koylar tercih ediliyor durak noktaları olarak. İkiz Adalar’a, Kızıl, Hattatlar koylarına, Derin limana, Apostol ve Tavşan Adasına, Gündoğan ve Dikilitaş’a uğranıyor.
Öğle yemeği ve akşam üzeri çayı fiyata dahil ediliyor.
Nasıl gidilir?
Bodrum’dan Türkbükü’ne gitmek için Torba ve Gölköy geçiliyor. Çam ormanı içinden geçen yol Türkbükü’ne iniyor. Bodrum’dan her 45 dakikada bir dolmuşlar kalkıyor ve yarım saatte Türkbükü’ne ulaşıyor.
Nerede kalınır?
Türkbükü’nde yeni konaklama tesisleri yapıldı. (Pratik MUğla sayfalarına bakınız) Çok sayıda da pansiyon var.
Ne yenir?
Sahildeki lokantalarda deniz ürünleri ve her türlü et servisi var.
Türkbükü’nde kış aylarında çıkan dil balığı pek lezzetli olur. Deniz üzerindeki tahta iskelelere atılan masalarla akşamlar oldukça şenlikli. Sahildeki restoranların bir bölümü sabah kahvaltısı da veriyor.
Gündüz vakti atıştırmak için mantıcıya uğrayabilirsiniz. Ya da otlu börek ve çiğ börekçilere. Fast-food’çular da eksik değil. Her zaman açık küçük esnaf lokantaları da lezzetli yemekleriyle bir seçenek. (Lokantalar için Pratik Muğla sayfalarına bakınız) Göltürkbükü(Karyanda)
Yeni Karyanda antik kenti kalıntılarının üzerinde kurulmuş Göltürkbükü. Eski adı Gölköy’du. Küçük gölü, bükü ve şirin yerleşimi bir araya geldi ve Göltürkbükü dendi.
Denizi de göl gibidir Göltürkbükü’nün. Torba üzerinden köye gelip de sahile doğru inmeye başladığınızda sağınız solunuz mandalin ağaçlarıyla çevriliverir. Hani şu yeşilken bir tranş kesip de cin-toniğin içine attığınızda içkiye bir başka koku ve tad veren kokulu Bodrum mandalinleri. Kısacası Bodrum yarımadasının en yeşil yerlerinden biridir Göltürkbükü.
Antik yerleşime ait hemen hiç iz yoktur. Köyün evleri arasına dağılmış kümbetlerin antik yerleşimle bir ilgisi yok. Karyanda antik kentinin Salih adası üzerinde olduğu ileri sürülür. Yeni Karyanda’nın ise burada. Ama iki antik yerleşimi kanıtlayacak kalıntılar hemen hemen yok gibidir.
Göltürkbükü’nün uzun sahili, küçük otelleri, lokantaları ve barlarıyla da renklidir. Gecelerse bir başka keyifli yaşanır sahilde. Ilıca Bükü-Cennet koyu
Göltürkbükü ile Torba arasında, Ilıca Bükü uzanır. Çomça ile Gök burun arasındaki koy, bir zamanlar çevresi koca çam ormanları ile kaplı, denizi pırıl pırıl çok güzel bir koydu. Bodrumlular bu nedenle Cennet Koyu derlerdi. Önce yangın, sonra da balık çiftlikleri nedeniyle eski güzelliğini yitirdi. Denizden gelen tekne ve yatlar yine de sever bu koyu ve yüzme molası verirler.
Torba’ya doğru bir başka koy, Demir Liman olarak bilinir. Rüzgara kapalı korunaklı ve ıssız bir koydur. Sahilinde palmiyeler içinde bir ev ve iskelesi var. Torba
Yarımadanın merkeze en yakın koylarından biri Torba. Sadece 6 km uzaklıkta.
Çamlar sahile kadar sokuluyor burada. 3 yıl önceki yangın büyük zarar vermiş olsa da yeşilin hakimiyeti sürüyor. Bodrum Yarımadası’nın kuzey yönü daha çok nemli rüzgar aldığından daha yeşildir, güney yönü ise daha kurak olduğundan makiler ağırlıktadır.
Torba, sakin ve sevimli bir yerleşim. Tarihten bugüne ulaşan tek kalıntı 4-5. yüzyıla tarihlenen bir manastır.
Koy kapalı olduğu için, rüzgarın en sert estiği günlerde bile deniz dalgalanmıyor.
Büyük bir tatil köyü, nitelikli ve küçük oteller, lokantalar sahil boyunca sıralanıyor. Feribot iskelesinin bitiminden başlayıp Yat limanında sonlanan sahil denize rahatlıkla girmeye olanak sağlıyor. Deniz sığ ve temiz. Sakin ve sessiz bir ortamda tatil arayanlara...
Feribot iskelesinden Didim’e feribot seferleri olduğunu not edelim. Bargilya-Tuzla
Bodrum’a Milas üzerinden gelenler, anayoldan ayrılıp 4 km yol aldıklarında Bargilya köyüne ulaşırlar. Güllük körfezinin kıyısında, Varvil koyuna uzanan yarımadanın ucunda, binlerce yıllık uygarlığın mirası antik kalıntılarla iç içe şirin bir balıkçı köyüdür Bargilya. Antik Bargylia kentinin kalıntıları, köyün hemen üzerinde geniş bir alana dağılmıştır.
Güllük’ten tekneyle de gelinebilir.
Varvil ya da Bargilya koyu bir iç liman gibidir. Helen ve Roma uygarlıklarının etkisinde oldukça parlak bir dönem geçiren antik Bargylia’da sütunları ve duvarları etrafa dağılmış Roma Tapınağı, kabartmalı bir sunak, ancak küçük bölümü bugüne ulaşan tiyatro, sütun dayanakları kalmış bir stoa kalıntısı, Roma dönemi su kemerlerinden küçük bir parça, kent surları, ilk çağ mezarlığı izlenebilir.
Tuzla kuş cenneti de Bargilya yakınlarındadır. Sulak alanın gözdesi flamingolardır.
Kısacası doğası ve tarihi ile en az yarım gününüzü geçireceğiniz bir turizm cennetidir bu bölge. Güvercinlik
Bodrum’a doğru ilk yerleşim. Göl gibi deniz. Çepeçevre küçük oteller, lokantalar, evler. İleride Salih Adası.
Güvercinlik. Bodrum’a merhaba denen yer.
Karşıdaki yüksek ve geniş Salih Adasının doğusundaki tepeler çam ormanı, etekler ise zeytinlikler kaplı. Adanın güneydoğusunda, kıyıda beyaz bir evin bulunduğu koy adanın en güzel koyu. Çevresi ağaçlarla kaplı ve kumsal. Yakındaki balık çiftliklerinin yarattığı kirliliğe rağmen deniz hala pırıl pırıl. Güneyde ise 7-8 villalık bir tatil sitesinin bulunduğu bir başka koy var.
Salih adasında antik Karyanda kenti olduğu ileri sürülse de, eski yerleşimi kanıtlayacak kalıntılar yok denecek kadar silik. Karyanda’lılar adayı terkedip Türkbükü Gölköy civarına yerleşmiş ve Yeni Karyanda’yı kurmuşlar. İçmeler
Bodrum şehir merkezinde, Zeki Müren Caddesi’nden ve Halikarnas Disco’nun önünden geçerek yatçıların "Binbir Direk Vadisi" adını taktıkları yat çekek yerine ulaşılıyor. Özellikle sezon dışında karaya çekilmiş veya demirlemiş yatların yelken direkleri bu adın yakıştırılmasının nedeni. Bodrum’a özgü gulet ve tirhandililer de buradaki tersanelerde yapılıyor. Yalıçiftlik, Çiftlikköy
Torba dönüşü ya da Bodrum merkezinden çıkılarak yeni gelişen tatil beldesi Yalıçiftlik ve Çiftlikköy’e gidilebilir bir gün. Kızılağaç yolunu izleyerek ulaşılabilen Yalıçiftlik, Gökova körfezi’nin girişinde ve belki de Bodrum’un en güzel denizi bu bölgedeki küçük koylarda.
Eskiden Bodrumluların çok sevdiği sakin Kargıcık bükünde ve Pabuç koyunda nitelikli otel ve tatil köyleri bulunuyor.
Günübirlik tekneler ve yatlar bu güzel koylarda kendilerine özel girintiler buluyorlar. Koylara inen yamaçlar, manzarası çok sayıda yürüyüş parkurlarına sahip.
Çiftlik köyü denizden içeride kalıyor. Çok sayıda mahallesi olan büyük bir belde Çiftlik. Köy yaşamı sürüyor buralarda. Yavaş yavaş kentliler de villalar yapmaya başladılar.
Çiftlik beldesine bağlı Alazeytin mahallesinin üzerindeki tepenin doruğunda, Syangela kenti kalıntıları bulunur.
Mahallenin bitiminden kalıntıların bulunduğu tepeye zeytinlikler arasından geçen 20 dakikalık yürüyüşle ulaşılır.
Thaengela ise Mumcular-Bodrum yolu üzerindeki Pınarlıbelen köyünün mahallesi Etrim köyünün 1.5 km üzerindeki tepededir. Köyden tepeye olan patika yol oldukça diktir ve yürüyüş zaman alır. Köyden rehber almakta yarar vardır. Tepedeki kalıntılar bu kadar zahmete değer düzeyde değildir. Ama spor olsun isterseniz, hava sıcak değilse ve zamanınız da varsa böyle bir keşif ilgi çekici olabilir. Yalıçiftlik ve Çiftlikköy’e giderken Mumcular’a zeytinyağı almak için uğrayabilirsiniz.
Giderken ya da dönerken Dostlar’ın Yeri, Süleyman Top tabelasını görünce girin. Burası Bodrum’un "cırıkçı"sı. Tavuk parçaları derisi ve kemiği ile birlikte soğan ve domatesle kavruluyor ve köy ekmeğiyle birlikte servis yapılıyor. Orak Adası
Kargıcık bükünün karşısında uzanan, Gökova turuna çıkan teknelerin konaklamadan geçmediği Orak Adasının sahilleri girintili çıkıntılı, alçak tepeleri zeytinliktir. Yerleşim yoktur adada. Kuzey ve doğusunda bağlanacak, korunaklı, akvaryum gibi koyları vardır. Karaada
Bodrum’un karşısında ve dört mil uzaklıktaki Karaada günübirlik ya da gecelemeli tekne gezilerinin uğrak yeridir. Adı Kara ama tepeleri çam ormanı ile kaplı yeşil bir adadır.
Ada’nın Bodrum’a bakan tarafındaki mağara, gezi teknelerinin ve yatların uğrak yeridir. Sahilde küçük bir motel ve lokanta da bulunur. Mağarada bulunan çamurun cilt hastalıklarına iyi geldiği bilinir.
Daha da önemlisi güzelliği ile ünlü Kleopatra’nın güzelliğinin bu çamurdan geldiği rivayet edilir.
Özellikle kadınlar yüzlerini, vücutlarını bu çamurla bularlar ve "zenci" olarak hatıra fotoğrafı çektirirler. Sonra da mağara içinde kaynayan termal suya girilir ve ardından dışarıda denizin mavi sularına dalınır.
Adanın arka yüzünde birbirinden güzel koy ve plajlar yatar. En güzeli ve büyüğü Poyraz limanıdır. Dibi kum olan denizi akvaryum gibidir. Poyraz limanını 1 mil doğusunda Yassı adanın kuzeyinde Adalı koy, Tavşan burnunun 1 mil doğusunda da Çemperci koyu uzanır. Her ikisi de teknelerin sevdiği dibi kum, pırıl pırıl koylardır. Gökova Körfezi’ne doğru Köyler ve Koylar Mazı
Billur gibi tertemiz bir denizi, henüz imara açılmamış, yemyeşil doğası, anıt ağaçları ve anıt kayaları ile Bodrum’un yanıbaşında bakir bir köy Mazı. Bodrum’a bu kadar yakın olup da nasıl diğer koyların aksine böyle bakir kaldığını merak edebilirsiniz. 25 yıldır yapılamayan yolu sonunda asfaltlanınca turizme açılan Mazı köyü; İnceyalı sahilinde güneşlenmek, Ege’nin berrak sularında kafa dinlemek ve deniz ürünleriyle beslenme kürüne girmek isteyenler için tam anlamıyla bir cennet.
Gökova sahilinde yer alan Mazı köyü, denizden gelebilecek korsan saldırılarına karşı kıyıdan daha yukarda ve denizden görülmeyecek şekilde gizlenerek kurulmuş. Köy halkının birinci derecede geçim kaynağı halıcılık. Hemen hemen her evde rastlayacağınız tezgahlarda köyün genç kızları sarı, krem, kahverengi tonlarının ağır bastığı ünlü Milas halılarını büyük bir hızla ve heyecanla dokuyorlar. Eğer halı almak istiyorsanız tam yerine geldiniz demektir. Uygun fiyatlarla halıları hem birinci elden alabilir hem de istediğiniz ölçülerde dokutmak üzere sipariş verebilirsiniz. Meraklılarına, rastgelirlerse halıların dokunduğu yünlerin, bahçelerdeki kazanlarda kaynatılarak kök boya ile renklendirilişini izlemelerini tavsiye ederiz. Vahşi Doğa
Köy meydanında bulunan yüksek bir tepe üzerinde, belki 900, belki de 1000 yaşında bir zeytin ağacı var. Köyün yaşlıları 7-8 kuşaktır var olduğunu söylüyorlar. Kökleri kayalar arasından şaşırtıcı biçimde çıkan zeytin ağacının gövdesini 3-4 kişi kollarını açarak ancak sarabiliyor.
Öte yandan dalma merakı olanlar kayaların ilginç yapısını berrak sularda deniz gözlüğü ve şnörkelli dalışları ile seyredebilirler. Bakir koylar
Mazı sahili yazın en sıcak aylarında bile kalabalık olmuyor. Uzun kumsal ve kayalıklar hem güneşlenmeye hem de balık tutmaya çok uygun. Sahildeki iskeleden kiralayabileceğiniz motorlarla diğer koylara gezi de yapabilirsiniz. Kara yoluyla da ulaşabileceğiniz ilk koy Feslikan.
Yalıkoyu, Akarca, Çatal, Çamlık ve Şeytan deresi koyu sonrasında ise tarihi harabelerin bulunduğu Kisebükü ören yerine geliniyor. Hamam, sarnıç, kilise gibi kalıntıların bulunduğu koy, mavi yolculuğa çıkan teknelerin vazgeçilmez duraklarından biri. Civarda bulunan koyların birkaçında dipten soğuk kaynak suları kaynıyor. Pırıl pırıl parlayan kumsallarda zakkum çiçeklerinin gölgesinde denize girmenin zevkine ise doyum olmuyor. Balıkçılarla dost olursanız onlarla beraber kalkıp sabahın ilk ışıklarında akşamdan balıkların geçiş yollarına bırakılan ağları toplamaya gidebilirsiniz.
Eğer bu sessizlikten sıkılır ve biraz harekete ihtiyaç duyarsanız, barların, diskoların ve canlı müziğin her çeşidini bulabileceğiniz Bodrum, sadece 50 km. uzaklıkta. | |