HIZLI ARAMA
| Magazin Haberleri Güncel Magazin Haberlerini Buradan Okuya Bilir Paylaşa Bilirsiniz.. Kim Kiminle Nerde Ne Yapmış Neler Yapmış.. Televoleler Pazar Keyifleri Felan filan ;) |
![]() |
| | #1 (permalink) |
| Kayıt: 20.04.2006 Yaş: 20
Mesajlar: 3.808 İtibar Gücü: 21 | Sezen Aksu Aktüel Röportajı Uzun yıllar sonra sessizliğini bozarak ilk röportajını Aktüel'e veren Türkiye müziğinin gerçek efsanesi Sezen Aksu artık tamamen sağlığına kavuştu. Aksu'nun yeni albümü ne zaman mı? ![]() Sezen Aksu, son dönemde çıkan birçok albümdeki şarkılarıyla; giyimi, kuşamı, endamı, hal ve davranışlarıyla sanki yeni bir boyuta geçiyor gibi. Sıkı bir mücadeleden sonra tamamen atlattığı rahatsızlığından eser yok. Yakınlarının "kenarda köşede bir, iki tane kalsın" telkinlerine rağmen tüm şarkılarını dağıtan Sezen Aksu'nun, yepyeni şarkılardan oluşacak yeni albümüyse 2008'de... ![]() Yıl 1986. 11 yaşındaki kız çocuğu bir şarkı dinlerken o şarkıyı söyleyenin sesinin buğusunda aşkın ne kadar güçlü, ne kadar ölümcül olabileceğini anlıyor tüyleri ürpererek. Yıl 1988. O buğulu ses bir çocuk sevmiş sonra uzaklarda. Aynı kız, o çocuğun kendisi olduğundan emin, yaşlanmanın kederiyle ürpermiş bu kez 13 yaşının ergenlik rüzgârlarında. Yıl 1989'a geldiğinde ilk kez âşık olmuş genç kızımız. Rehberi yine o sesin yükseldiği şarkılar. 29 Haziran, yıl 2006. O kız birazdan o sesin sahibiyle ilk kez yüz yüze gelecek. Çünkü, onun çok özel fotoğraflarıyla süslü bu sayfaların metnini yazmaktan mesul. Kuliste onu beklerken anlıyor ki, sırf o şarkılar ziyan olmasın diye yaşamış ilk aşklarını. Sorumluluğu ona her ne kadar objektif bir gözle yazması gerektiğini hatırlatsa da, konu Sezen Aksu olduğunda duyguları kaleminin ucundan damlıyor. Zaten şu topraklarda kendi anılarını katmadan kim Sezen Aksu'yu anlatabilir ki! Sosyal bilimler profesörü olarak onun Türk toplumu üzerindeki etkisini yorumlamasını istediğimizde, Nilüfer Göle bile önce kendi Sezen Aksu'sunu anlatıyor. Yoksa hangi profesör sosyolojik bir olgu karşısında "kalbi dudaklarında" yorumunu yapar! Üstelik Göle de söyleşimizin en başında Sezen Aksu'nun bu yılki son Açık Hava Konseri'ne gidemediği için hayıflanıyor. Haksız sayılmaz. Altı bin dinleyicinin merdivenlerden aktığı konser, son beş yılın en kalabalık organizasyonu. Ama o geceyi çok özel kılan sadece bu kalabalık değil. Sihirli bir değnek değmiş gibi Sezen Aksu'ya; son yıllardaki görüntüsünden çok farklı, yenilenmiş, tazelenmiş... Bildiğimiz, tanıdığımız yıllar önceki Sezen var sahnede! Hatta daha güzeli! Toplumsal hafızamızın kıymetlisi şarkıları yine aynı şarkılar. Ama bu farklı güzelliğinden midir, coşkusundan mıdır, sohbetinden midir bilinmez, sanki etrafına daha başka bir ışık saçıyor o gece. İki şarkı arası bir ara kostümüne ilk kez bu kadar özen gösterdiğini anlatıyor. Gerçekten de İyonya kadınlarını anımsatan zamansız bir güzellik var karşımda. Tam üç saat süren performansının ardından herkes aynı his ve beklentiyle konserden ayrılıyor: Sezen Aksu yeni harikalarıyla aramızda. Tıpkı her sene aksatmadan devam ettiği yaz konserlerinde, yaptığı her albümde ve yarattığı tüm şarkılarında olduğu gibi bizi yine fazlasıyla şaşırtacak ve âşık edecek. Oysa geçen yıllarda ne kadar yoruldu, ne kadar badire atlattı. En önemlisi insanları ölüme sürükleyen o çok önemli hastalıkla mücadele edip sonunda Sezen Aksu'ya yakışır biçimde zaferle döndü. Belli ki bu zor yolculukta hazinesine bambaşka mücevherler de ekleyerek... Üstelik ne dinleyicisi onu, ne de o dinleyicisini yalnız bıraktı. Hastalığının en ağır dönemini geçirdiği 2001 yılı yazında bile Park Orman'daki konserinde dimdik şarkılarını söylüyordu. Sahne arkasında acil müdahaleye hazır bir sağlık ekibinin beklediğini, kostümünün altında bandajlarını gizlediğini bile ancak bugün, bu illet rahatsızlık geçtikten sonra öğrenebiliyoruz. "Sahneye çıkarken bir an tökezleyip toparlandığı saniyeler bana saatlerce sürmüş gibi geldi. Hekim olarak bir Süleyman Demirel'in rahatsızlığında kürsüde tökezlediği zaman yaşadım bu endişeyi, bir de Sezen Aksu'nun Park Orman Konseri'nde" sözleriyle anlatıyor o anları Prof. Dr. Osman Müftioğlu. Bilindiği gibi, Aksu altı yıl boyunca Kuşing Sendromu denen bir hastalıkla cebelleşti. Ses tellerindeki alerjik laranjite karşı doktor reçetesiyle yüksek dozda kortizon kullanımı sonucu böbrek üstü bezleri görev yapamaz hale gelmişti. Bu rahatsızlık, bedende pek çok tahribata da yol açıyordu. Ama Prof. Dr. Osman Müftüoğlu'ndan müjdeli haber var şimdi: "Sezen Aksu bu rahatsızlığı insan üstü çabası ve hiç kaybetmediği enerjisiyle tamamen yenmiştir." Dr. Osman Müftüoğlu'nun anlattıklarına göre, bu galibiyet için o günlerde önce hemen gerekli tahlil ve araştırmalar gerçekleştirildi, hızla tedaviye başlandı. Kortizon derhal kesildi. İlk dört ay çok yoğun bir ilaç tedavisi uygulandı. ABD'den özel ilaçlar getirtildi. Aksu beslenme planlarına, reçeteli ilaçlara ve istenen yaşam tarzı değişikliklerine büyük bir uyum gösterdi. Böbrek üstü bezleri sağlıklı çalışmaya başladıktan sonraysa yoğun bir egzersiz programına başladı. Sürekli masa tenisi oynuyor ve haftanın 3-4 günü egzersizlerine devam ediyordu. Egzersizi bugün de bırakmadı. Doktoruna göre şimdi çok fit, kasları ve kemikleri çok sağlıklı. Tedavinin başından beri üretmesi, beste yapması da desteklendi. Çünkü bu da tedavinin bir parçasıydı. Yakın çevresine göre Aksu o günlerde, durumu tevekkülle karşılayıp inançla atlatırken "her şerde bir hayır vardır" diyordu. Konser sırasında sahnede, daha sonra kuliste yaptığımız sohbette gözlerine bakarken anlıyoruz ki, bu şerden de hayırlı bir tecrübe çıkarmış hazinesine katmak üzere. Nilüfer Göle'nin dile getirdiği gibi o aynı zamanda bir hazine toplayıcısı. "Türkiye'deki tınıları, etnik farklılıkları topluyor. Ege'den İstanbul'a geçiyor, batıdan çıkıp doğuyu kucaklıyor. Aslında bir biçimde seyyahlık yapıyor. Sufi, Ermeni müziklerine, Rumca, Kürtçe, Türkçe şarkılara ses veriyor. Bu anlamda tüm Türkiye'nin seslerini kucaklıyor. Ama bunu bir çiçek demeti yapar gibi değil, hepsine kendi yorumunu katarak, yepyeni bir ses ortaya çıkarıyor. Bildiğimizi bütün o melodileri alıp bambaşka bir biçime, başka bir fistana sokabiliyor." Ve şimdi Sezen Aksu kelimelere bambaşka fistanlar giydirmek için hazırlanıyor. Ama bu yepyeni şarkıları dinlemek için 2008'i beklemek gerekiyor. Çünkü, yeni albüm 2008'de. Tabii bu arada taptaze Sezen Aksu şarkılarını onun da bizim de çok sevdiğimiz sanatçılardan dinlemeye devam edeceğiz. Ama onun yeni albümünde bu şarkılar olmayacak. Çünkü Sezen Aksu yine hiç denenmemişi deneyip yine "yeni bir şeyler söylemek lâzım" diyecek... *********** "Türkiye'yi anlamak için Sezen Aksu dinlemek gerekir" Sosyolog Profesör Nilüfer Göle'ye göre Sezen Aksu Türkiye'nin ikonası. "Aslında ikona bile yetersiz" diyor, "çünkü ikonalar, toplumdan uzak, onun üstündedir. Oysa Sezen Aksu sokakta, aramızda. Sadece bir tanıma ya da formüle sığdırmak mümkün değil. Mesela Fatih Akın İstanbul Hatırası filminde çok güzel bir gözle bakmış Sezen Aksu'ya. Akın İstanbul'u anlatırken alt kültürden yola çıkıyor. Önce Baba Zula sonra Ceza, Mercan Dede, çingeneler, arabeskin yaratıcısı Orhan Gencebay, Kürt şarkıcı Aynur ve sonra Türk Klasik Müziği'ni temsilen Müzeyyen Senar var. Film Sezen Aksu'yla bitiyor. Sanki hem bu birbirinden farklı müzikleri ve her birinin temsil ettiği kültürü sahipleniyor, hem de en genç, en protest müziği yapan Ceza da dahil olmak üzere bütün bu alt kültürler ona sahip çıkıyor. Sanki, Fatih Akın filminde İstanbul müziğinin tümünü toplayıp Sezen Aksu'yla taçlandırıyor. O bize İstanbul'un bir hediyesi. Diğer taraftan, nasıl Orhan Pamuk İstanbul'u yazarak bize hediye ediyorsa Sezen Aksu'nun da hem kendimize hem de dünyaya İstanbul'u hediye ettiğini düşünüyorum. Tabii, İstanbul sadece İstanbul değil. İstanbul tüm Türkiye'yi temsil ediyor çünkü. "Onda bu topraklardan çıkma muazzam bir ses, duygu, kıvraklık, eğlence var. Türkiye'yi anlamak için Sezen'i dinlemek gerek. Önce bize dil kazandırıyor sonra da dünyaya. Bu yüzden dünyanın da bu ülkeyi anlaması için Sezen Aksu'dan geçmesi gerekiyor. Sezen Aksu bir fenomen değil, Türkiye'nin ta kendisi aslında." Sezen Aksu'nun toplum üzerindeki bütünleyici, birleştirici etkisinin alamet-i farikasını sorduğumuzdaysa, Nilüfer Göle bunun bilimsel bir formülünün olmadığını söyleyerek sözlerini şöyle tamamlıyor: "Hiç basitleşmeden nasıl bu kadar herkese ait olunabilir, onun sırrı kendinde." ************ "Mucizelere karşı şansınız çok yüksek" "Son altı yıl boyunca Sezen Aksu'nun tedavisiyle yakından ilgilenen doktoru Prof. Dr. Osman Müftüoğlu, tanışmalarını şöyle anlatıyor. "Bir gün gazeteci dostum İsmet Berkan Sezen Aksu'nun rahatsızlandığını söyledi ve İstanbul'a gidip sanatçıyı muayene etmemi rica etti. Ancak bir başhekim ve Süleyman Demirel'in doktoru olarak derhal İstanbul'a gitmem mümkün değildi. Bir iki hafta sonra İstanbul'a gelebileceğimi söyledim. O ana kadar kendisini şahsen tanımıyordum ama herkes gibi ben de şarkılarını büyük bir keyifle dinliyordum. Sonraki günlerde eşimle bir davete giderken telefonum çaldı. Karşıdaki ses Sezen Aksu'nundu. Ona üzgün olduğumu, kendisini en kısa sürede göreceğimi belirttim. Bunun üzerine beni çok etkileyen şu sözler döküldü dilinden. 'Hocam geç kalırsanız beni görebileceğinizi zannetmiyorum, çünkü galiba ben öleceğim.' Ben de bunun üzerine şu cevabı verdim: 'Sizi şahsen tanımıyorum ama tüm bu şarkıları yapan Sezen Aksu'nun böyle küçük hastalıklara pabuç bırakacağını hiç zannetmiyorum. Bir kere siz kolay kolay ölmezsiniz, bundan emin olun. Ayrıca diyelim ki tıpta hastalığınıza bir çare yok. Ama mucizeler hâlâ var ve ancak bu evreni yaratan güç tarafından korunmuş insanlara giderler. Siz çok özelsiniz. Dolayısıyla bu mucizeler için şansınız çok yüksek Ama sizi bir iki gün içinde göreceğime söz veriyorum.' Yaklaşık on dakika sonra telefonum yeniden çaldı. Arayan yine oydu. 'Hocam isterseniz acele etmeyin, gelecek hafta bile gelebilirsiniz. Çünkü şimdiden kendimi çok iyi hissetmeye başladım' dedi." ********* "Sezen'i en iyi seyircisi anladı Uzun yıllardır Sezen Aksu'ya yol arkadaşlığı yapan Pakize Barışta, Sezen Aksu ve dinleyicisi arasındaki bağı şu sözlerle ifade ediyor: "Sezen altı yıl boyunca çok ağır bir hastalıkla savaştı. Yine de bütün bu süre içinde konserler verdi, insanlarla yüz yüze geldi. Hastalık döneminde verdiği konserlerin çoğunda bulundum. En hasta olduğu, hastalığının fiziğine en fazla yansıdığı dönemlerde dahi, seyircisi Sezen'e fiziğindeki değişiklikle ilgili hiçbir soru sormadığı gibi imada dahi bulunmadı. Sanki her şey sağlıklı olduğu dönemlerdeki gibiydi. Bakarsanız, bu konudan kaçınmak için öyle fazladan bir dikkat gösteriyor gibi de görünmüyorlardı. Her şey aynı ve normal seyrediyor gibiydi onlar için. Bence bu şundandı; seyircisi ve dinleyicisi, Sezen'in özüyle, ruhuyla buluşuyordu önce. Her zamanki gibi Sezen'i dinlemeye, onunla birlikte eğlenmeye geliyorlardı. Sezen'in üretimiyle, yorumuyla, sunumuyla ilgiliydiler sadece. Bu zor döneminde Sezen'i en iyi seyircisi anladı bana göre. Sezen'in seyircisinin ruhu ve duygusu medyanın bir kesiminin duygusundan çok daha öndeydi. Medya bunu yapamadı. Sezen'e çok bağlı olan 'kitle'nin hassasiyetine de duyarlı olamadı. Kuşing Sendromu'nun yüzüne yansımasıyla daha çok ilgilendiler. Şimdi iyileşti. Eski görünümüne kavuştu. Son konserini de izledim; sahnede çok güzel görünüyordu. Ama seyircinin tepkisinde fark yoktu. Olumlu ya da olumsuz bu konuda özellikle bir tepki vermiyorlar. Onlar sadece Sezen'in duygusuyla buluşuyorlar çünkü." ASLI ORTAKMAÇ - AKTÜEL |
| | |
![]() |
| Konuyu Toplam 1 Üye okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir) | |
| Seçenekler | |
| Stil | |
| |
Benzer Konular | ||||
| Konu | Konuyu Başlatan | Kategori | Cevaplar | Son Mesaj |
| Sezen Aksu | sinemis | sştu | 17 | 01-01-2008 09:38 |
| Sezen AKSU | ^^SuLuBoYa^^ | Sanatçılar | 1 | 03-05-2006 06:43 |
| SEZEN AKSU... | prenses500 | Sanatçılar | 0 | 25-04-2006 12:57 |