HIZLI ARAMA
| Liseler Liselerdeki sorunlarınız, ödevleriniz ve benzeri. konular ile ilgili bölümümüz... |
![]() |
| | #1 (permalink) |
| Kayıt: 20.04.2006
Mesajlar: 17.884 İtibar Gücü: 49 | "Sonra Çalışırım" Hastalığı ve Tedavi Yolları "Sonra çalışırım" davranışı; yapılması gereken bir işi vaktinde yapmayıp sonraya bırakmak demektir. Pek çok öğrenci ne yazık ki çalışmalarını hep “son güne” bırakmayı yeğler. Bunun sonucunda da türlü sıkıntılar çekerler. Erteleme davranışı temelde bilişsel ve davranışsal hatalara dayanır. Bilişsel hatalar: mükemmeliyetçilik, kendini yetersiz hissetme, alışkanlıklar ve dış problemlerden duyulan rahatsızlıklardır. Mükemmeliyetçi bir insan “ya hep ya hiç” mantığından hareket ettiğinden işini yarım bırakma olasılığı yüksektir. Oysa mükemmellik insana has bir özellik değildir. Başarısız olmadan bir şey öğrenmek de mümkün değildir. Öyleyse en mükemmel şekilde çalışmak yerine sadece çalışın. Çünkü kişi, bir işi mükemmel şekilde yapmaya şartlanıp da istediği düzeyde yapamadığı taktirde çalışmayı yarıda kesecektir. Bu durumda da iyi bir verim alınamayacaktır. Hedefin tam olarak belirlenememesi, çalışma planının olmaması, çalışmak için çok süre olduğunu bu yüzden aceleye gerek olmadığını düşünmesi, bu sene olmasa bile seneye tekrar hazırlanırım düşüncesi, erteleme davranışını ortaya çıkarmaktadır. Kendini yetersiz hissetme insanın kendine verdiği değerle ilgilidir. Kendini yetersiz hissetmek bir kısır döngüye sebebiyet verir. Kendinizi başarısız görürseniz bu sonucu almamak için çalışmayı tamamıyla bırakırsınız. Ve yeteneklerinizi ortaya koyamazsınız. Bu da başarısız olma kehanetini doğrular. Bu kısır döngü şu şekilde işler: Davranışsal hatalar ise; en zor konudan başlama, zamanı boşa harcama, fırsatları değerlendirmemektir. Çalışmaya başlarken basit konulardan başlamalı ve zorlandığınız yerlerde yardım istemekten kaçınmamalısınız. Bugün değilse ne zaman? Konu @izci@ tarafından (16-12-2006 Saat 23:07 ) değiştirilmiştir. |
| | |
| | #2 (permalink) |
| Kayıt: 20.04.2006
Mesajlar: 17.884 İtibar Gücü: 49 | Ynt: Öğrenciler İçin Rehberlik Sınav Kaygısı ile Başa Çıkma Bir duyguya kapıldığınızda onu doğuran olayı değiştiremiyorsanız, olay hakkındaki düşüncelerinizi değiştirerek duygularınızı kontrol edebilirsiniz. Yani sınav kaygısı yaşıyorsanız sınavı ortadan kaldıramayacağınıza göre sınav kaygınızı engellemek için sınav hakkındaki düşünce ve inançlarınızı değiştirmelisiniz. Yazın ortasında havanın yağmurlu olması, bir çiftçi için “yararlı” değerine sahip olabilirken, tatile çıkmış bir aile için “kötü” değerine sahip olabilir. “Ben aptal bir insanım”, “kesinlikle tembelim”, “şimdi başarısızsam ileride de hiçbir şeyi başaramam”, çalışmadığım için sınavı kazanamam”. Bunun gibi önermeler, kaygı oluşturmaya ortam hazırlayan yanlış düşünce ve inançlar olduğu için kendinize haksızlık etmeden “kesinlikle tembelim” demek yerine “aslında biraz daha çalışırsam daha başarılı olurum” demeniz daha doğru olacaktır. Bir sınav sonucunda düşük aldığınız nottan dolayı kendinizi etiketlemeniz de kaygınızı arttıracaktır. “Matematikten düşük bir not aldım”, “ne yapsam matematikten başarılı olamıyorum” düşünceleri kaygıyı arttırır. Dolayısıyla, sınav sonucunun değeri kendi değerimiz olarak algılanmamalı, sadece yaptığımız işin değeri olarak algılanmalıdır. Üniversiteye giriş sınavı uzun zaman harcayarak hazırlandığınız ve hayatınızda dönüm noktası olabilecek bir sınavdır. Böyle bir sınava hazırlanmak ister istemez insanı kaygılandıracaktır. Bizler kaygıyı sınavdan önce, sınav sırasında ve sınav sonrasında belli düzeylerde yaşarız. Bu duygunun belirtileri kişiden kişiye değiştiği gibi, şiddeti de kişiden kişiye değişir. Genellikle belli düzeyde bir kaygı bizi güdüleyicidir. Çünkü, bu durumda bellek daha açık ve vücut zor şeylere karşı savunmaya hazır olduğu için dikkat yoğunluğu da yüksektir. Bununla birlikte aşırı sınav kaygısı kişinin plan yapmasına, düşünme kapasitesine ve sınav başarısına etki eder. Kişiden kişiye değişmekle birlikte; kalbinin hızla çarpması, terleme, baş ağrısı, midenin veya bağırsakların bozulması, düşünce dalgınlığı bilinen belirtiler arasındadır. Bu kaygının üstesinden gelmek için ilk öğrenilmesi gereken; sınav kaygısının hazırlanma eksikliğinden mi yoksa sınav sırasında oluşan aşırı tepki veya panikten mi kaynaklandığıdır. Eğer yeterli düzeyde hazırlandınız ama hala aşırı tepki ve panik gösteriyorsanız sınav kaygısını oldukça yoğun yaşıyorsunuz demektir. Biz de, bu kaygının oluşturduğu olumsuz etkilerin üstesinden gelmeye yönelik bazı öneriler üzerinde durmak gerekirse: SINAV ÖNCESİ; Hazırlanma , kaygıyı azaltmanın bir unsurudur. Sınavla ölçülen bilgiye sahip olma düzeyiniz arttıkça, kaygı düzeyiniz azalır. Daha da önemlisi sınav için hazır olmak, kendinize olan güveni arttırır. Yoğun olarak sınava hazırlanmayı son güne bırakmayın. Bu etkisiz çalışma yöntemidir. Haftalarca çalışmayı gerektiren bilgiyi, sınavdan bir önceki geceye bırakmak pek bir işe yaramaz. Bu daha çok ezber bir bilgi olur ve sınav sırasında unutulması olasılığı çok yüksektir. Genellikle bu da kaygıya sebep olur. Son dakikalardaki çalışmadan ötürü kendinizi baskı altında ve suçlu hissederseniz, böylelikle de sınava iyi konsantre olamazsınız. Sınav konuları içinde önem derecesine göre bir sıralama yapmak çalışmanızı daha kolay bir hale getirecektir. Bunun için; önce kendinize hangi konuların daha önemli olduğu sorusunu sorun, bu soruya vereceğiniz yanıt konunun karmaşıklığına, konunun kitapta olmayan ve öğretmenin anlattığı ders notlarına dayalı bir konu olup olmadığı ve öğretmenin daha çok vurguladığı konulara göre belirlenecektir. Artık çalışmaya hazırsınız. Önce materyali gözden geçirin. Bilmediğiniz hiçbir konunun üzerinde durmayın. Daha sonra hiç bilmediğiniz konular üzerinde ayrıntılı çalışmaya başlayın. Çalışma sürelerinizi 30-40 dakikalık zaman dilimleri şeklinde ayarlayın. Ara vermeden, uzun zaman dilimlerinde yapılan çalışmalar verimli değildir. Her zaman dilimi, sonunda küçük aralar verin. Bu aralarda yemek yeme, müzik dinleme gibi uğraşılar dinlendiricidir. Bu yöntemi kendinizi konulara hakim olduğunuz konusunda güvenli hissedinceye kadar tekrarlayın. Bilgilerinizin hepsini tekrar edin. Kitabınız, defteriniz ve sınıfta kullandığınız diğer bütün malzemelerden yararlanın. Bilgileri birleştirin. Daha önce de söylediğimiz gibi sınıfınızda üzerinde durulan kavramları göz ardı etmemekle birlikte, asıl ana konuya ağırlık vererek çalışın. Çalışırken, başlıkları sorulara dönüştürün ve bunlara sınıfta kullanılan değişik bilgi kaynaklarını da kullanarak cevap verin. Kendinize ne tür sorular çıkabileceğini sorun. Bunları da cevaplamaya çalışın. Daha da ötesi, önceki sınavlardan örnekler bularak bunlarla alıştırma yapın. Ayrıca çalışmanızı düzenlemek için yazarak çalışabilirsiniz. Özellikle küçük ölçüdeki kağıt yada kartlara notlar yazarak her ortamda seri bir şekilde çevrilerek çalışılan kartlar size çok yardımcı olabilir. Bu tür bir yöntemle çalışmak zamanınızı etkili bir biçimde kullanmanızı sağlar. Böylelikle bildiğiniz konuları pekiştirmiş olacak ve daha çok çalışma gerektiren konuları tekrar etmeye daha çok zaman ayırmış olacaksınız. Sınavdan birkaç hafta önce dengeli beslenmeyi daha çok önemseyin. Sizi rahatsız edecek ağır yemeklerden kaçının, sınavdan kısa bir süre önce yiyeceğiniz bir meyve size enerji sağlayacaktır. Yeterli uyku da çok önemlidir. İyi dinlenmiş öğrenciler, sınava yorgun öğrencilerden daha fazla hakimdir. Sınavdan bir gece öncede dinlendirici aktivitelerle zaman geçirin ve erken yatarak vücudunuzun dinlenmesini sağlayın. Genel olarak; çalışmayla ilgili düşünme tarzınızı değiştirin. Çalışmayla ilgili düşünüş şeklinizi değiştirmek performansınızı olumlu etkiler. Çalışma, başarı ve notlar kişilik değerinizin bir ölçüsü değildir. Belki de; kendi kişiliğinizi, aldığınız not ve elde ettiğiniz başarıya göre değerlendirmektesiniz. Bu şekilde düşünmek çalışmayı erişilmez (ütopik) bir kavram şeklinde düşünmenize neden olabilir. Bu tarz düşünme biçimi kaygıya yol açar. Öğrenme kapasitenizi azaltabilir. Sınava bakış açınızı doğru ayarlayın. Sınav sadece bir konudaki bilgilerinizin değerlendirmesidir. Diğer sınavlarda olacaktır. Hayatınız boyunca pek çok sınava girebilirsiniz. Bunlardan bazılarında başarılı, bazılarında ise az başarılı olmanız doğaldır. Bir sınavda başarısız olmanız o konuyla ilgili daha çok çalışmanız gerektiğini gösterir, aptal olduğunuzu değil. Sınava yüklediğiniz duygusal değerin bir kısmının yok olması, kaygıyı azaltma ve daha iyi çalışmanızı sağlama konusunda size yardımcı olacaktır. Kendinizle olumsuz anlamda konuşmayı bırakın. Kendinizle ilgili olumsuz düşünmekten vazgeçin. Çalışmayla ilgili olumsuz bakış açısı geliştirmeyin. Bir konuya odaklanın ve gereken çalışmayı yapın. Ama sosyal hayatınızı da ihmal etmeyin. Başarılı öğrencilerin hem çalışıp, hem de bir çok şeyi yapabildiklerini ve bunun için ne kadar zaman harcadıklarını görünce şaşıracaksınız. Plan yapmak için zaman ayırın. Plan size çalışmanızı düzenlemek için yol çizer. Plan yaparken, planın ulaşılabilir hedefler içermesine dikkat edin. Sınavlarda almış olduğunuz puanlara bakış açınızı gözden geçirin. Çünkü puanınız ne kadar hazırlandığınızın bir yansıması değildir. Öğrencilerin çoğu, sınav kaygısını azaltmanın yolunu yüksek puanlar almak olduğuna inanır. Gerçek şu ki, aldığınız puanlar her zaman o konudaki bilginiz için bir ölçü olmayabilir. Belki de kaygı nedeniyle sınavda tüm bildiklerinizi ortaya koyamamış olabilirsiniz. Ancak, iyi bir planınız varsa ve ona bağlı kalırsanız, puanınız, olmasını istediğiniz kadar yüksek olmasa da bir sonraki sınavda gerçekten işe yarar. Bazen sınav beklediğinizden daha zor olabilir. Bunun terside mümkündür. Geçerli beklentiler geliştirin, gerçekçi hedefler kurun. Ne kadar biliyorsanız onu ortaya koymaya çalışın. Gerçekçi olmayan beklentiler sadece çalışmanızı engeller, bu da daha sonraki çalışmaları bırakmak için iyi bir bahane olarak ortaya çıkar. Sınavın yapılacağı yere önceden gidin. Zamanı öyle ayarlamalısınız ki, sınava başlamadan önce sınavda hazır bulunmalısınız. Çok erken gelmek çoğu zaman kaygıya sebep olur. Diğer kişilerin sınav hakkındaki endişe ve problemlerini dinlemek de, var olan kaygıyı arttırır. Kendi kendinize olumlu şeyler söyleyin. Bilinçli bir şekilde sınava çalıştığınızı ve başaracağınızı telkin edin. Sınav başlamadan önce kendi kendinize “yapabilirim, başaracağım” diye tekrar edin. Böylece kendinize olan güven artacaktır. Rahatlama tekniklerini kullanın. Örneğin, walkmani olanlar için sınavdan önce beş dakika müzik dinlemek güzel bir fikir olabilir. Sakin bir köşe bulup kendinizi müziğe bırakın ve zihninizi yoğun düşüncelerden uzaklaştırın. Görsel imgeler kullanarak rahatlamaya çalışın. Kendinizi sakin bir deniz kıyısında düşünün. Görsel imgeler kullanarak rahatlamaya çalışın. Kendinizi sakin bir deniz kıyısında düşünün. Görsel imgeler zihinde resim oluşturarak kaygıyı azaltır. SINAV SIRASI; Tüm bu etkinliklerden sonra, sanki hiçbir şey bilmiyorsunuz gibi bir hisse kapılabilirsiniz. Telaşa kapılmayın, bu son derece doğal bir tepkidir. Aslında çalıştığınız bilgilerin hepsi belleğinizdedir. Ortaya çıkmak için uygun koşullardan biri de sınav ortamıdır. Sakin bir şekilde okuyacağınız sorunun cevabı da otomatik olarak belleğinizdedir. Sınava giren bir öğrenci olduğunuzu aklınızdan çıkarmayın. Unutmayın ki, sınav hayatınızda ki önemli şeylerden sadece biridir. Eğer kaygı sınav sırasında oluşursa, bu genellikle vücudun temel kas sistemini etkiler. (Mide, sırt, kollar, bacaklar vb.) Kaygıyı hissettiğinizde, derin nefes alıp vermek rahatlamanıza yardımcı olabilir. Eğer derin nefes alıp vermeye konsantre olursanız, kaygınızın artmasına da engel olursunuz. Sınav sorularını önce iyi okuyun, anladığınızdan emin olun ve sorulara kısa ve öz cevaplar vermeye çalışın. Eğer teknik bir terimi hatırlayamıyorsanız, bu terimi kendi kelimelerinizle açıklamaya çalışın. Çoktan seçmeli sınavlarda seçenekleri çok dikkatli okuyun. Belirsizliği ortadan kaldırmaya çalışın, çok fazla zaman kaybetmeden emin olduğunuz seçeneği işaretleyin. Sınav sonunda işaretlemediğiniz sorulara geri dönebileceğiniz kadar zamanınızın kalmasına dikkat edin. Eğer zamanınız azalmışsa özellikle yanıtından emin olduğunuz sorulara konsantre olunuz. Cevap sayınızla soru sayınız arasında eşitlik olup olmadığını kontrol edin. Gerginliğinizi azaltmaya çalışın. Bu, kapasitenizi yükseltecek ve elinizden gelenin en iyisini yapmanızı sağlayacaktır. Sınav soruları ile ilgili problemleriniz olduğunda soru sormaktan çekinmeyin. Bu sizin kaygınızı azaltacak, dikkatinizi toplamanıza yardım edecektir. SINAV SONRASI Sınav sonrasında eğer kaygınız hâlâ devam ediyorsa; “Ben yeterince çalıştığıma inanıyorum, sınav öncesinde ve sonrasında elimden geleni yaptım, kendimle gurur duyuyorum.”gibi bir düşünce geliştirmelisiniz. |
| | |
| | #3 (permalink) |
| Kayıt: 20.04.2006
Mesajlar: 17.884 İtibar Gücü: 49 | Ynt: Öğrenciler İçin Rehberlik Hatırlama ve Hafıza Herhangi bir şeyi hatırlamamızı sağlayan şey onun olağan üstülüğü, gündelik yaşadıklarımızdan farklılığı veya bizim için taşıdığı önemidir. Unutmamızın nedeni ise bu bilgilerin bizim için sıradan olması veya pek fazla önem arz etmemesidir. Yapmamız gereken şey sıradan veya bizim için önemsiz olarak algıladığımız bilgileri önemli hale getirip unutmamaktır. Bizler görerek, duyarak ve deneyerek öğreniriz. Her öğrencinin de kendine has bir öğrenme yöntemi vardır. Kimi öğrenci gördüğünü, kimi dinlediğini, kimi de yaptığını çok iyi öğrenir ve hatırlar. Ama en iyi öğrenme yöntemi mümkün olduğunca bu üç türü birlikte kullanmaktır. çevreden gelen uyaranlar duyu organları yoluyla kısa süreli hafızaya transfer olurlar. Tekrarlar yapılmadığı sürece kısa sürede unutulurlar. Bilgileri hafızada uzun süre saklayabilmek için düzenli olarak günlük, haftalık ve aylık tekrarlar yapılmalıdır. Daha sonra da soru çözerek, denemeler yaparak ve anlatarak bilgilerimizi sınar ve hatırlarız. Hatırlama oranını yüksek, unutma oranını düşük tutabilmek için zihinsel, fiziksel ve ortam olarak kendinizi öğrenmeye hazır hale getirmelisiniz. Etkili Çalışma Süreleri Çalışma süresi Genel tekrar süresi Bilginin saklanma süresi 45 dk. çalışma sonunda 5 dk 1 gün 1 gün çalışma sonunda 10 dk 1 hafta 1 hafta çalışma sonunda 20 dk 1 ay 1 ay çalışma sonunda 30 dk Uzun süreli hafıza Sistemli tekrarlar; öğrenme, anlama, kavrama, düşünme ve hatırlama konularında birikim sağlar. 1- Beyinde en çok ve en kolay saklanan bilgi, çok duyulan ve tekrar edilen bilgidir. 2- Bilgilerin ezberlenmeden, anlaşılarak ve yorumlanarak depolanması gerekir. 3- Bilgiyi genel olarak görsel uyarıcılardan yararlanarak öğrenin. Yani bilgileri uzun cümleler olarak değil şekil, grafik ve şemaya dönüştürerek daha uzun süre hafızada kalmasını sağlayabilirsiniz. 4- Öğrenme için en verimli zamanı seçin. 5- Konuya duyduğunuz istek, merak ve ilgi onu öğrenmenizi kolaylaştıracaktır. 6- Öğrendiklerinizi hatırlamak için kendinize uygun kısa notlar alın. Bu notlar konu tekrarlarında çok işinize yarayacaktır. 7- Bu kısa notları belirli aralıklarla gözden geçirin. 8- Öğrendiğiniz bilgileri günlük hayatınızda kullanmaya gayret edin. Bu, unutmanızı engelleyecektir. 9- Tartışmalara katılın. Çünkü tartışma ortamında zihin aktivitesi artar ve eski bilgilerin hatırlanması kolaylaşır. 10- Size anlamsız gelen terim, kavram, isim ve formüllerin baş harflerini kullanarak anlamlı sözcükler üretin. ( Akrostiş yöntemi) Örneğin : Edebiyatta 5 hececilerin isimlerini ele alalım. Halit Fahri Ozansoy Enis Behiç Koryürek Yusuf Ziya Ortaç Orhan Seyfi Orhon Faruk Nafiz Çamlıbel Kısaca HEYOF diyerek anlamlı hale getirip uzun süre hafızanızda tutabilirsiniz. Tüm bu sayılan maddeler, edindiğiniz bu bilgilerin uzun süreli ve ayrıntılı olarak hafızanızda kalmasına yardımcı olacaktır. Yapılan araştırmalara göre öğrenciler; okuduklarının yaklaşık % 20’sini okuyup dinlediklerinin yaklaşık % 40’ını, okuduklarının, dinlediklerinin ve not aldıklarının ise yaklaşık % 60’ını hatırlayabilmektedirler EN AZ UNUTULANLAR 1. Güzel olay ve anılar 1. Yatmadan önce gözden geçirilenler. 2. Hatırlanmasının gerektiğine inanılanlar. 3. Sık sık konuşulan ve tekrar edilenler 4. Kazanılan başarılar 5. Bize anlamlı gelenler 6. İki hafta geçmeden tekrarlananlar 7. Yüksek sesle konuşulan ve düşünülenler 8. Çocukluk döneminde iz bırakan olaylar 9. Fiziksel beceri ile irtibatlı öğrenilenler 10. Bizi doğrudan ilgilendirenler 11. Değer yargılarımıza da uyumlu olanlar 12. İlgi duyulanlar. EN ÇOK UNUTULANLAR 1. Adlar, rakamlar ve tarihler 2. İstenmeyen şeyler 3. Zor öğrenilmiş ve kavranılmış bilgiler. 4. Değer yargılarımıza ters düşen bilgiler 5. Kısa sürede ve zorla öğrenilenler 6. Başarısızlıklar 7. Rasgele edinilen bilgiler 8. Üzerinde fazla düşünülmeyenler 9. Yorgun hasta ve isteksizken öğrenilenler 10. Ara vermeden öğrenilenler 11. Bize anlamsız gelenler 12. Lüzumsuzluğuna inanılanlar 13. Başkalarından öğrenip de kendimizden bir şeyler katmadığımız bilgiler. “İŞİTİRSEM UNUTURUM, GÖRÜRSEM HATIRLARIM, YAPARSAM ÖĞRENİRİM”Çin Atasözü Konu @izci@ tarafından (16-12-2006 Saat 23:05 ) değiştirilmiştir. |
| | |
| | #4 (permalink) |
| Kayıt: 20.04.2006
Mesajlar: 17.884 İtibar Gücü: 49 | Ynt: Öğrenciler İçin Rehberlik Etkin ve Hızlı Okuma 1- Okuma bir alışkanlıktır. Genetik bir faktör değildir. İyi bir okuyucu olarak doğulmaz. Temelinde motivasyon ve istek yatar. 2- Okumaya başlamadan önce amaç belirlenmelidir. Yani kitabı niçin okuduğunuzu, hangi sorulara cevap aradığınızı bilmeniz gerekir. 3- Amaçsızca, sadece kitabı bitirmek için okunan eserden hiçbir fayda sağlanamaz ve sıkıcı olmasını hiç kimse engelleyemez. 4- Etkin okuma için; okuduğunuzu düşünüp yorumlamak gerekir. Eğer anlatılan konuları anlamaya ve yorumlamaya çalışmadan kelime karmaşası içerisinde bocalarsanız etkin okuma gerçekleşmez. 5- Etkin okuma için eleştirel gözle bakmak konunun ne derece doğru olabileceği konusunda fikir yürütmeyi gerektirir. Yazılan her şeye karşı doğru veya yanlış kanaatinde olursanız çok çabuk fikir değiştirirsiniz. 6- Etkin okuma için çeşitli kaynaklardan yararlanmanız gerekir. 7- Okuyarak kendinizi geliştirebileceğinize inanırsanız zevk alırsınız. Aksi halde okumak sizin için bir yüktür. 8- Okurken kelimelerde takılmayın ve genel bir anlam çıkarmaya çalışın. 9- Etkin okuma için; şekil, grafik ve resimlerden kesinlikle yararlanın. Kısa ve öz verileri toplu halde buralarda görebiliriz. 10- Yüksek sesle okumak ve dudak kıpırdatmak okuma hızınızı keser. 11- Okuduğunuzu başınızla, kalemle veya parmakla takip etmek de hızınızı keser. Ne kadar okuduğunuzdan çok ne kadar anladığınız önemlidir. Anlama beceriniz; okuma hızınızı, okuma beceriniz ise; anlama oranınızı etkiler ve geliştirir. Etkin okuma sırasında ayrıca; 1- Dikkati toparlamalısınız. 2- Çevre ile ilgilenmemelisiniz. 3- Gözlerinizi kelimeye takmamalısınız. 4- Ses tellerinizi titreştirmemelisiniz. 5- Okurken geriye dönmemelisiniz. 6- Kelime grubunu tek bakışta okumalısınız. 7- Hoşlanılan sözcüklerde yavaşlamamalısınız. 8- Hızlı okursam anlayamam düşüncesinde olmamalısınız. 9- Zaman sınırlaması yaparak okumalısınız. 10- Hızlı okumak için pratik yapmalısınız. 11- Göz ile metin arasında 30 cm’den az mesafe bırakmamalısınız. 12- Anlaşılması güç konuları yavaş okumalısınız. 13- Her paragrafın sonunda ana fikre ulaşmaya çalışmalısınız. 14- Kitapla ilgili kısa bilgiyi kitabın önsözünden, içindekilerden ve arka kapaktaki sunumdan öğrenebilirsiniz. Başarıyı hedef alın : Mükemmel olmayı değil. Yanlış yapma hakkından vazgeçmeyin: vazgeçerseniz yeni şeyler öğrenme ve gelişme olanağını kaybedersiniz. Unutmayın ; mükemmeliyetçiliğin arkasında korku yatar. İnsan olduğunuzu hatırlayarak korkularınızı göğüsleyin. Daha mutlu ve etkili bir insan olursunuz. Etkin okuma ile ilgili diğer bir yöntem: İSOAT İ = İzle = Konu ile ilgili ön hazırlık yapmak S = Sor = Ne , nerede, ne zaman, nasıl, neden ve kim sorularıyla bilgileri desteklemek. O = Oku = Konuyu sorular oluşturacak şekilde okumak A = Anlat = Oluşturduğunuz soruları kendi kendinize sorup cevaplandırmak. T = Tekrar= Öğrendiğiniz bilgileri tekrar emek. |
| | |
| | #5 (permalink) |
| Kayıt: 20.04.2006
Mesajlar: 17.884 İtibar Gücü: 49 | Ynt: Öğrenciler İçin Rehberlik Etkin Dinleme ve Not Tutma 1- Etkin dinleme için öncellikle kendinize uygun bir yer bulununuz. 2- Gözlerinizi dinlediğiniz kişiden ayırmamaya özen gösteriniz. 3- Anlatan kişi konuşurken karşılık vermeye çalışmayınız. 4- Konu ile ilgili çok soru sorunuz 5- Başka şeylerle veya kişilerle ilgilenmeyiniz. 6- Uygun bir pozisyonda dinleyiniz. 7- Daha zinde ve daha aktif bir ders dinleyebilmek için ön hazırlık yaparak derse geliniz. 8- Ağızdan çıkan her şeyi yazmaya çalışmayınız. 9- Anlatılan her şeyin sonunu bekleyin ve ana fikri not alınız. 10- Kısaltmalar ve semboller kullanınız, her şeyi aynen yazmayınız. 11- Notlarınız kısa, açık ve net olmalıdır. 12- Anlatanın özelliğini bilmek gerekir. 13- Belleği uyarıcı nitelikte olmalıdır. 14- Notlarınız okunaklı olmalıdır. 15- Şekil ve grafiklerden yararlanmalısınız. Konuya göre sınıflandırma yapmalısınız. 16- Kendinize büyük bir defter edinmeli. 17- Defterin sayfalarını bir çizgiyle ikiye ayırmalısınız. Sağ sütunu düzenli notları tutmak için sol sütunu ise anahtar kelimeleri, kavramları veya tanımları yazmak için kullanmalısınız. Ayrıca bütün sayfanın özetini kendi cümlelerinizle en alt kısma alabilirsiniz. (Ders Çalışma Becerileri Adil Türkoğlu s:161 şekil konacak) 18- Öğretmen tarafından birkaç kez vurgulanan yerlere dikkat etmelisiniz. 19- Konuyu defalarca dinleseniz bile ilk kez dinliyormuş gibi davranmalısınız. 20- Anlatılan konu ile ilgili tartışmalara katılmalısınız. 21- Dinlemenizi engelleyecek tüm dış uyarıcıları algılamamalısınız. OLUMSUZ DİNLEME VE NOT TUTMA ALIŞKANLIKLARI: 1- Anlatılan konuya ilgi göstermemeniz ya da önemsememeniz, 2- Öğretmene karşı olumsuz tutum geliştirmeniz 3- Dinliyormuş gibi yapmanız 4- Anlatılan her şeyi not tutmaya çalışmanız 5- Pasif dinlemeniz 6- Kendiniz not tutmadan başkalarının tuttuğu notlardan istifade etmeniz 7- “Ben bu konuyu biliyorum” düşüncesinde olmanız. ETKİN DİNLEME İLE İLGİLİ PRATİK YÖNTEMLER: 1. İFİKAN İ = İleriye bak = Öğretmenin anlattığı konudan yola çıkarak konunun gidişatını tahmin etmek. F = Fikirler = Önemli fikirlere dikkat etmek. İ = İşaretler = İpuçlarını değerlendirmek. K = Katıl = Aktif bir katılımcı olmak. A = Araştır = Konuyla ilgili düşüncelerinizi başkalarıyla paylaşmak ve soru sormak. N = Not tut = Öğrenilenleri kısa ve anlamlı şekilde not tutmak. Konu @izci@ tarafından (16-12-2006 Saat 23:06 ) değiştirilmiştir. |
| | |
| | #6 (permalink) |
| Kayıt: 20.04.2006
Mesajlar: 17.884 İtibar Gücü: 49 | Ynt: Öğrenciler İçin Rehberlik Çalışmaya Konsantre Olmak DİKKATİ YOĞUNLAŞTIRMA (KONSANTRASYON) Konsantrasyon zihnin sürekli elde tutamayacağı bir durumdur. Konsantrasyonu sağlamak için ne kadar uğraşır ve kendinizi ne kadar zorlarsanız yoğunlaşmanız da o kadar zor olacaktır. Bu yüzden konsantrasyonu geliştirmek için kullanılan yöntemler dolaylıdır. Mesela; zihnin ilgisini çeken dış uyaranları elemek konsantrasyonu kolaylaştırır. Dikkat bozukluğu size üç mesaj verir: 1. Beyninizi çalışma talimatına uygun kullanmıyorsunuz demektir. 2. Okuduklarınızı doğru şekilde okumuyorsunuz demektir 3. Konsantrasyon eşiğinizi ihlal ediyorsunuz demektir. KONSANTRASYON BOZUKLUĞUNUN NEDENLERİ? Herhangi bir durumda dikkatimiz içe yahut dışa dönüktür. Eğer hayal kuruyorsak karşımızdaki manzarayı göremeyiz. Eğer kafamızın içinde kendi kendimizle konuşuyorsak okuduğumuzu da anlayamayız. Şimdi başınızı kaldırın ve çevredeki bir nesneye bakın. O nesneye bakarken ilkokulunuzu ve yaşadığınız şeyleri canlandırın. Gördüğünüz üzere zihnininiz hayale daldıkça nesne de bulanıklaşmaktadır. Çünkü beyin iç görüntüyü de dış görüntüyü de aynı kanal aracılığıyla algılamaktadır. Ders çalışırken dışa dönük dikkate ihtiyaç olduğundan hayal kurduğunuzu veya farklı şeyler düşündüğünüzü fark ettiğiniz anda hemen hayalinizi kesmeli ve “nerede kalmıştık” demelisiniz. Dikkatin ve dolayısıyla konsantrasyonun üzerinde etkili olan psikolojik ve çevresel faktörler vardır. Mesela moral çöküntüsü yaşanılan bir günde dikkati toplamak güç olacaktır. Dikkati dağıtabilecek faktörler şunlardır: - Fizyolojik yorgunluk - Gürültülü ortamlar (TV odası veya başka işlerle uğraşan insanların bulunduğu yerler.) - Hayal kurmak - İlgi alanınıza girmeyen veya istemeyerek okunan metinler - Bir çalışma ortamının dışında yatarak veya uzanarak çalışma - Kontrolsüz iç konuşmalar - Yoğun duygusal anılar ve etkisinden henüz çıkılmamış günlük olaylar - Ana fikri yakalamadan okuma - Stres NE YAPMALI ? - Beynimiz aynı anda iki işi birden yapmakta zorlanır. Ders çalışırken yaşadığınız olayları düşünmeyiniz. - Kendinizi yorgun hissediyorsanız duş alarak veya uyuyarak beden ve zihninizi dinlendirdikten sonra çalışmaya başlamalısınız. - Uzun süreli bir konsantrasyon zor sağlanır. Çalışmaya ara vermek, zihnin dinlenmesi için önemlidir. Yorgun zihin dikkatini toparlayamaz. Bu nedenle ara vererek çalışınız. - Sevmediğiniz dersleri ve konuları okumaya başlamadan önce çevrenizdekilere ve kendinize “bunun ilginç yanı nedir” diye sorunuz. - Gürültülü ortamlarda ders çalışmayınız. (TV karşısında veya müzik dinleyerek...) - Kendinize bir çalışma ortamı hazırlayın ve sadece orada çalışınız - Aynı amaç etrafında toplanacağınız “öğrenme grubu” oluşturarak konsantrasyonunuzu artırınız. |
| | |
| | #7 (permalink) |
| Kayıt: 20.04.2006
Mesajlar: 17.884 İtibar Gücü: 49 | Ynt: Öğrenciler İçin Rehberlik Başarmak İstiyorsan Bunlara Dikkat Et! 1) Çalışacağın masa cam kenarından uzak olsun. Gürültüden, sıcak ve soğuktan etkilenmemiş olursun. 2) Seni hayal dünyasına götüren poster, resim v.b. şeyleri bir seneliğine duvarından sök. 3) Çalışma masanda yemek yiyip, dergi okuma. O masayı sadece ders çalışmak için kullan. 4) Çalışırken kullanacağın bütün malzemeleri yanına al. Zırt-pırt kalkmamış olursun. 5) "Çalışabileceğin özel bir odam yok" diye hayıflanmak yerine, evin en sesiz köşesine geç, bir sehpa / masa al ve hep orada çalış. 6) Çalışırken, dirsek ve kollarını yaslayabileceğin bir masa veya sehpa kullan. Sert bir zeminde, sırtını yaslayabilecek şekilde otur. 7) Evdeki televizyondan uzak dur. Odanda TV ve bilgisayarın varsa biran önce onlardan kurtul. 8) Telefon her çaldığında sen koşma. Ders çalışırken gelen telefonlara "işim var" veya "çalışmam gerekiyor" demekten çekinme. 9) Unutmadan, eğer varsa cep telefonunu da çoktan kapatmışsındır herhalde! 10) Haftada bir dışarı çıkmak elbet senin hakkın. Ama dozunu kaçırmadan. 11) Arkadaşlarımıza gerektiğinde usulünce "hayır" demeyi becerebilmeliyiz |
| | |
| | #8 (permalink) |
| Kayıt: 20.04.2006
Mesajlar: 17.884 İtibar Gücü: 49 | Ynt: Öğrenciler İçin Rehberlik Başarmak İstemiyorsan Bunlara Dikkat Et! 1) Çalışma masan cam kenarında olsun. Soruları çözemeyince dışarıyı seyredersin. 2) Odanın duvarlarına yeni posterler asabilirsin. Diğerleri eskimişti. 3) Kullandığın masada ders çalışmaktan çok yemek yiyebilir, dergi okuyabilir ve bulmacada çözebilirsin! 4) Yatarak, yayılarak, uzanarak divanda ders çalış ki (!) Uykun çabucak gelsin. 5) Odandaki televizyonu sürekli açık tut ve internet'e takılıp bol bol "chat" yap. 6) Çalan her telefona sen çık ki hiçbir havadisi kaçırma. Cep telefonu faturası en kabarık olanda senin ki olsun. Arkadaşların yanında havan olur. 7) "Bu hafta vizyona yeni bir film girdi. Geçen gün gittiğimiz gerçekten güzeldi. Ama Hülyanın doğum günü partisi de var. Neyse sinemaya haftaya gideriz." ( bunlar en sık yaptığın muhabbet olsun.) 8) Sadece başarılı olduğun ve sevdiğin derslere çalış. 9) Dersten-derse, konudan konuya atla. 10) Vakit geçirmek için şekillere anlamsızca bak. 11) Gözün, aynı cümleye dakikalarca takılı kalsın. 12) Bazen sabırsızlıkla, bazen de sıkılma nedeniyle acele ve atlayarak oku. 13) Gelişi güzel karalama yapar gibi not tut. 14) Ders çalışmak zorlaştığında ya da sıkıcı olmaya başladığında, çalışmayı tamamen bırak. Yani aslında çalışmamak için bahaneler yeni bahaneler bul. |
| | |
| | #9 (permalink) |
| Kayıt: 20.04.2006
Mesajlar: 17.884 İtibar Gücü: 49 | Ynt: Öğrenciler İçin Rehberlik Stresinizi Azaltmanın Yolları 1- kendinize dinlenmek için biraz vakit ayırın 2- dışarı çıkıp temiz havada biraz yürüyün 3- sevdiğiniz bir arkadaşınız ile sohbet edin 4- hoşlandığınız bir şey dinleyin 5- hayatınızda iyi giden şeyleri gözünüzün önüne getirin 6- sizi seven insanların varlığını düşünün 7- hayatta yapılacak çok güzel şeyler olduğunu düşünün 8- sizi anlayacak birilerinin mutlaka olduğunu aklınıza getirin 9- fiziksel aktivitede bulunarak kaslarınızı gevşetin 10- gerekli miktarda uyumayı ihmal etmeyin 11- işinizdeki konuları asla eve taşımayın 12- yapamayacağınız şeyler için söz vermeyin 13- yorulduğunuzu hissettiğinizde dinlenmek için bir ara verin 14- yemek yeme düzeninizi aksatmayın 15- bir parkta veya yeşil alanda yürüyüşe çıkın 16- ara sıra güzel bir film izleyin veya tiyatroya gidin 17- iş hayatınızda hiç bir şeyin sizin sağlığınızdan daha önemli olmadığını düşünün 18- eve geldiğinizde bir duş alıp rahatlayın 19- bir arkadaşınız ile oturup bir fincan kahve için 20- zor anlarda panik yapmadan her şeyin yolunda gideceğini düşünün 21- bir koltuğa oturup derin bir nefes alın ve sakinleşmeye çalışın 22- aşırı miktarda çay kahve içmekten kaçının 23- sıkıntılarınızı başkaları ile paylaşmayı unutmayın 24- hafta sonu balık tutmaya veya yüzmeye gidin 25- sabahları erkenden yürüyüşe çıkın 26- bir kişi hakkında karar verirken iyi yönlerini düşünün 27- güler yüzlü davranmayı unutmayın 28- insanlar ile ilişkilerinizi sağlamlaştırın 29- insanlar ile anlaşmazlıklarda muhakkak bir çözüm yolu olduğunu unutmayın. 30- insanlar ile bozulan ilişkilerinizi zaman geçmeden düzeltmeye çalışın. 31- karamsarlık yerine olaylara olumlu bakmayı öğrenin ve bazı şeyleri zamana bırakın 32-kendinize ve başkalarına karşı suçlayıcı ve yargılayıcı olmayın 33-evinizde veya işyerinizde çiçek yetiştirin ve onların bakımını yapın. 34-hobilerinizi artırın, boş kalmadan bir şeylerle uğraşın 35-hayatın günlük akışında sizi rahatlatacak bir şeyler okumayı unutmayın 36-işler yoğunlaştığında bir koltuğa oturup, kaslarınızı gevşetip, gözlerinizi kapatarak kendinizi güzel bir yerde hayal edin 37-yapamadıklarınız konusunda endişelenmek yerine onları yapmak için sıraya koyun 38-güzel şeyleri insanlarla paylaşın 39-sinirlenmenin ve telaşlanmanın hiçbir şeyi halletmeyeceğini unutmayın 40-gerektiğinde başkalarından yardım almayı unutmayın |
| | |
| | #10 (permalink) |
| Kayıt: 18.07.2006 Yaş: 26
Mesajlar: 865 İtibar Gücü: 14 | OKUL BAŞARISIZLIĞIN NEDENLERİ okul başarısızlığın nedenleri* -------------------------------------------------------------------------------- Okul Başarısızlığının Nedenleri Öğrencinin başarısızlığını olumlu hale getirebilmek ve öğrenciyi daha başarılı kılabilmek için öncelikle başarısızlığın nedenlerini belirlemeye çalışmak gerekir. Okul başarısızlığında rol oynayan faktörlerden bazıları aşağıda kısaca açıklanmıştır: 1. Düşük Motivasyon Öğrencinin akademik potansiyelini kullanabilmesi için çalışmaya teşvik edilmesi gerekir. Başarılı olan öğrenci, öğrenmeye ilgi duymakta, aldığı yüksek notlar ona haz vermektedir. Buna karşılık, zihinsel değerler veya akademik amaçlara yönlendirilmemiş öğrenci, okulda kendini gerçekleştirme motivasyonu düşük olmakta yada hiç bulunmamaktadır. Bu grup, çoğunlukla sınıf geçmelerini sağlayacak kadar bir çabayı yeterli, daha fazlasını ise gereksiz görmektedir. Tipik olarak okulu sevmemekte ve başarıdan herhangi bir iç doyum veya dış ödül beklememektedir (Yavuzer, 2003a:190). 2. Ailenin Etkisi Öğrencinin aile içindeki yeri ve onunla kurulan iletişim biçimi düşük okul başarısını etkileyen önemli bir faktördür. Eğitimsel süreçlere değer veren ve öğretmenin çabasına saygı besleyen ebeveynler olumlu tutumları desteklemekte, öğretmene saygısı olmayan veya uzun bir eğitim görmemiş olmalarına rağmen yaşamda başarılı oldukları konusunda övünen aileler, genellikle olumsuz etkide bulunmaktadırlar. Benzer şekilde, eğitimin önemli olduğunu söyleyen, ancak buna karşın, okuma ve öğrenmeye kişisel ilgi göstermeyen ebeveynler de, öğrencinin okula duyduğu veya duyacağı ilgiye engel olmaktadır (Yavuzer, 2003a:192). Aile içi iletişim sıkıntısı yaşayan öğrenci, sorunlu bir öğrencidir. Kendini ifade etme imkanı bulamamakta, aile sorunlarına, kavgalara şahit olmaktadır. Aklını meşgul eden soruları sormayıp cevap alamamaktadır. Bu ortamda bulunan bir öğrencinin okuldaki başarısızlığı normal bir sonuçtur. Anne babaların genellikle çocuklarına karşı daha anlayışlı, işbirliğine yatkın, iletişim becerileri yüksek, demokratik ve sorumlu bireyler olmaları beklenir. Çocuklarını daha çok paylaşmaları, onlara daha fazla zaman ayırmaları, sevgi ve kabul duygularını onlara hissettirmeleri istenir. Çünkü bu yapılmadığı taktirde çocuk mutsuz olacaktır (Çetinkaya, 2004:89). Özellikle çocuklarıyla ilgilenmeyen gevşek ailelerde ve tam tersine otoriter ve aşırı baskıcı olan aile çocuklarında bu mutsuzluğu görmek mümkündür. Yine özellikle, anne yada babadan birinin devamlı ilgisizliği çocuğun okul başarısını olumsuz kılan faktörlerden biridir. Çocuk aileyi bir bütün olarak düşünür. Her ikisi de yanında olmalı ve ona sıcak bir yuva ve destek duyguları vermelidirler. Yapılan araştırmalar, evdeki eğitimsel uyarı azlığı ve ailenin okul başarısızlığına karşı gösterdiği ilginin yetersizliği ile okul başarısı sorunları arasında doğrudan bir ilişkinin varlığını göstermiştir. Orta ve üst sınıftan aileler, okulu, sosyal ve psikolojik açıdan yaşama hazırlayıcı bir yol olarak görmekte ve çocuklarının okul faaliyetlerini yakından izleyip, onlarla okul konusunda tartışmalara girmekte ve akademik başarıyı ödüllendirmektedirler. Buna karşılık, alt sosyal gruptan gelen ebeveynler, okulu kendine yabancı bir kurum olarak görmekte ve çocuğunun okula devamını yasal bir zorunluluk olarak düşünmektedir (Yavuzer, 2003a:192). 3. Kardeş Kıskançlığı ve Mukayesesi Çocukları arasında bir yarış başlatmak amacında olan ve bu sayede daha başarılı olacaklarını düşünen anne-babalar, sürekli olarak çocukları arasında bir mukayese yaparlar ve çocuklarının birini bir diğerinden üstün kılarlar. Bu şekilde, amaçları zayıf olan tarafı kamçılamak ve daha çok çalışmasını sağlamaktır. Aslında, yetişkin insanlar gibi, hiçbir çocuk da kendisinin, kim olursa olsun bir başkasıyla mukayese edilmesinden hoşlanmaz. Bu yapıldığı sürece içsel bir rahatsızlık duyar, psikolojik bir gerilim yaşar. Ailenin mukayeseci tavırları nedeniyle, hem ailesine hem de kardeşine karşı olumsuz düşünce ve tavırlar geliştiren çocuk, potansiyelinin altında bir çalışma ve başarı sergileyebilir. Ailenin mukayeseci tavırları devam ettiği sürece, çocuktaki olumsuz davranışlar da artarak sürecektir (Çetinkaya, 2004:90). 4. Okulun, Öğretmenin ve Sınıf Arkadaşlarının Etkisi Orta sınıftan gelen öğrencinin okul ve çevresi birbiriyle çok benzerlikler gösterir, özellikle de değer sistemi ve dilin kullanılışı açısından. Yetersiz çevre koşullarında gelen öğrenciler için ise, okul ve aile yaşantıları arasındaki farklılıklar, onları öğrenme sürecinden uzaklaştıran faktörlerdir. Evde edindikleri düşünme ve davranış biçimleri, okulun değer ve ödül sisteminde farklılık gösterdiği ölçüde başarı yolunda yönlendirme olasılığı azalmaktadır |
| | |
![]() |
| Konuyu Toplam 1 Üye okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir) | |
| Seçenekler | |
| Stil | |
| |
Benzer Konular | ||||
| Konu | Konuyu Başlatan | Kategori | Cevaplar | Son Mesaj |
| Artık Her Şey İçin Çok Geç Demek İçin Çok Geç...! | MoRiaNTeS | Paylaşmak İstedikleriniz | 9 | Bugün 00:45 |
| Sevmek İçin Geç Ölmek İçin Erken | yoruldum | Şiir Köşesi | 7 | 18-04-2009 10:07 |
| Yarın İçin Üzülmeyin, Bırakın Yarın Kendisi İçin Üzülsün | Life_is_beautiful | Hikayeler ve Efsaneler | 9 | 01-12-2007 04:38 |
| Rehberlik taban ücretleri belirlendi | Haberci | Son Dakika Haberleri | 0 | 08-02-2007 16:00 |
| 2006-2007 12345678 sınıflar rehberlik yıllık çalışma programı | @izci@ | Öğretmenler Odası | 0 | 30-09-2006 17:14 |