ÜYE GİRİŞİ

HIZLI ARAMA


Kim Kimdir Padişahlar, Din Adamları , Alimler ,Sporcular , Mankenler , Ünlüler vs. vs.. Hepsinin Hayat Hikayelerini Burdan Okuya Bilirsiniz.

Cevapla
Alt 23-08-2007, 09:56   #1 (permalink)
KaaN
.:.:. ѕση σѕмαηı .:.:.
 
KaaN - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
·«¤°Black Eagle°¤»·
Kayıt: 18.06.2007
Yaş: 27
Mesajlar: 4.379
İtibar Gücü: 51


Alen Markaryan

Beşiktaş'ın kapalı tribün amigoluğunu yapan Alen Markaryan, "Biz 93 yılında tribün terörünü bitirdik. Bugün hangi deplasmana giderseniz gidin, ya futbolcu ya da taraftar taşlanır. Çünkü orası göz önünde değil, organize bir şey yok" dedi

Alen Markaryan 1991 yılından beri Beşiktaş'ın kapalı tribün amigoluğunu yapıyor. 6 Kasım 2002'deki Fenerbahçe-Galatasaray derbisinden sonra, 4 arkadaşıyla birlikte, bir yıl her türlü spor müsabakasına girememe cezası aldı. "Hiç kimseye kırgın değilim. Ceza gelir geçer. Ne de olsa tribünler bize destek çıktı. Önemli olan tribünün kararıdır." diyor. Her gole sevinemeyen amigo Alen'le tribünleri, taraftarlığı, holiganizmi, eski derbileri, yani her şeyi konuştuk


Nasıl amigo oldunuz?

Bu serüven 1984 yılındaki gecelemelerle, kavgalarla başladı. O zaman geceleri kovalamacalar, tribün kapma mücadeleleri vardı. Bunlar 7-8 sene sürdü. Ama 1990'dan sonra, emniyet, güvenlik açısından herkesin tribün önüne çıkmasına izin vermedi. Sadece 1-2 kişiye izin verildi. Benim amigo olmam, seçimle ya da kararla olmadı. Tribündeki hareketlerimizden, taraftarların bana karşı etki tepkisinden kaynaklandı. Bir baktım, omuz vermişler, tribün lideri olmuşuz.


Size göre taraftarlığın tanımı nedir? Taraftarlık bir meslek midir?

Taraftarlık asla bir meslek değildir. Taraftar takımına destek veren kişidir. Taraftar maça gelip eller cepte, bağırmadan maç seyreden, çekirdek yiyen ya da neskafe içen kişi değildir. Esas taraftar, takımına destek veren kişidir. Taraftarlık insanın tutkusunu, hevesini, bilinçaltındaki ve özel hayatındaki her şeyi bağlı olduğu kurum veya kuruluşa ya da camiaya verebilmesidir. Sözlükte taraftarlık 'bir şeyi benimseyip ona manevî anlamda destek olmak' diye geçer. Taraftarlığın gerçek anlamı, takımı maç öncesinde ve 90 dakika süresince destekleyip motive etmektir.
Beşiktaş tribünleri, jenerasyon bağının en kuvvetli olduğu tribünlerdir. Benim, 14-15 yaşındayken ağabey dediğim insanlar şimdi tribünde beni gördüklerinde bana 'Alen Abi' ya da 'Amigo Alen' diye hitap ediyorlar. Aramızda çok iyi bir bağ var.

Tribünler tezahürat bakımından çok zengin. Bu tezahüratlar nasıl ortaya çıkıyor, nasıl besteleniyor?

Bunlar arkadaş meclislerinde, toplantılarında bir yerlerde oturup, çay-kahve ya da bira içerken günümüz müzikleriyle oluşturuluyor. Bundan 15-20 sene önce yaşanan nota kıtlığı yüzünden, müzik sistemi hep aynıydı. Yani kısıtlı müzik vardı ve o yüzden tezahüratlar hep Müslüm Gürses, Orhan Gencebay gibi sanatçıların şarkılarına dayanırdı. Ama günümüz müziğinin gelişmesiyle sanatçılar çoğaldı. Çok şarkı olunca müzik yapmak zor, söz yazmak kolay oluyor. Çok iyi beste yapabilen arkadaşlarımız var. Son 3-4 seneye damgasını vuran, gazetelere konu olan bestelerimiz var.
Biz tezahürat ve slogan konusunda iyiyiz. Aslolan tribünde maçın gidişine göre slogan yaratmak; hakemi, rakip seyirciyi ve futbolcuyu etkileyip kumpasa almaktır. Biz bunu başarabiliyoruz. Çünkü tribündeki taraftarlar gözlerimden ve hareketlerimden beni anlayıp hemen harekete geçebiliyorlar. Bunda, bizim kapalı tribünün içe doğru yay şeklinde olması çok etkili. Ben tribünün en ucundaki seyirciyi bile görebiliyorum. Ali Sami Yen ve Kadıköy'de böyle bir ortam bulunmadığı için iletişim zayıflıyor, performans düşüyor. Zaten başarımızın yüzde 50'si de buradan geliyor

Küfür sahalardan silinebilir mi?

Küfür Türkiye'de çarpıtılıyor. Küfür sadece tribün bağlamında ele alınmamalıdır. Küfür Türk toplumunun bilinçaltında var. Osmanlı'dan beri var. Filmlerde sıkça kullanılıyor. Son 4-5 senede 'lan' kelimesinin kullanılmadığı bir cümle duymadım. Mecliste insanlar birbirine küfredip, silâh çekiyor. Bunların hepsi Türk toplumunun geleneğinde var. Televizyonlarda milyonların seyrettiği spor programlarında, Ahmet Çakar ile Erman Toroğlu birbirine küfrederse, Ziya Şengül kahve sahibi gibi racon keserse, bunları seyreden insanın en rahat edebileceği yer olan statlarda küfretmesi doğal. Üstelik adam keyfinden küfretmiyor. Ortada haksızlığa isyan var. Hakem aleyhinize olmayan bir ofsayt bayrağı kaldırıyor, bir penaltı yaratıyor; böylece hakem tribünlere ve TV başında maçı seyreden taraftara küfretmiş oluyor. Kendisine küfredilen bir toplulukta da küfürle cevap veriyor. Ama 7-8 maçtır sahamızda küfür yok. Biz taraftarlarımızı, maçtan önce, sahamız kapanır, ayrıca 100. yılımız diye uyarıyoruz. Caydırıcı cezalar etkili olabilir; ama şampiyonluk maçının 89. dakikası, hakem haksız bir penaltı çalmış; ne yaparsın? Film bir yerde kopar, ondan sonra ceza hak getire.

Sahalarda yaşanan gerginliklerde medyanın payı nedir?

Türkiye'de reyting amaçlı spor yazarları var. Bunların kalemlerinden mürekkep yerine kan damlıyor. İnsanlar kanla besleniyor. Ahmet Çakar'ı, Erman Toroğlu'nu, Ziya Şengül'ü görüyoruz. Bu adamlar Türk toplumuna yakışmıyor. Spor medyasını bu kişilerden arındırmak gerekiyor. 3 büyük kulübün taraftarı üzerinde oynanan kirli oyunlar var. Elmalarla armutları karıştırıyorlar. Bunların takipçisiyiz. Biz doğru adımlar atıyoruz. Bu sene maçlarımızda sahaya meşale atılmadı, hakem anonsu yapılmadı. Biz emniyetin bizden istediklerini yerine getirdik. 90'lar öncesinin olaylarıyla beslenen bir basınla karşı karşıyayız. İnsanları her yere sürükleyen bir medya var.

Biz değiştik, medya aynı yerde kaldı mı diyorsunuz?

Biz 93 yılında değiştik. GS-FB-BJK amigoları, Adnan Polat'ın girişimleriyle yapılan toplantı sonucunda eskisi gibi bir yerlerde toplanıp, saldırma amaçlı tribün mücadelelerinden vazgeçtik. Konumuz yer mücadelesiydi; mücadele, tribünün esas yerini kapma mücadelesiydi. Adnan Polat ve Hıncal Uluç'un girişimlerine bir de UEFA'nın baskıları eklenince, tribünlerde kombine bilet ve numaralı sisteme geçildi. Böylece mücadele edilecek bir tribün kalmadı. Zaten tribünü otomatik olarak biz almış olduk. 93'ten itibaren bir olay olmadı. Çok iyi incelerseniz İstanbul'da tribün terörü bitmiş, terör Anadolu'ya geçmiştir. Bugün hangi deplasmana giderseniz gidin, ya futbolcu ya da taraftar taşlanır. Çünkü orası göz önünde değil. Orada organize bir şey yok; saklanmak, kaçmak çok kolay. Bunun en güzel örneği Beşiktaşlı futbolcuların gündeme gelmeyen Denizli'de taşlanmaları. Her şey eyyam kokuyor.

Deplasmana giderken kesici aletler götürmek şov amaçlı mı, yoksa bunun altında başka bir neden mi var?

Burada iki ayrı konu var. Birincisi polis deplasmana giden taraftarları çok iyi koruyor. Deplasmana giderken karşı takımın taraftarlarıyla karşı karşıya gelmiyorsun. Eskisi gibi karşılaşıp kavga etmek bitti. 99'dan itibaren Kadıköy'e otobüslerle gidiliyor. Ben bu güne kadar, stada girerken bir Fenerbahçeli taraftar görmedim. Otobüsten inip hemen maça giriyoruz. Kavga edecek bir ortam yok. Zaten kavgaların hiçbir anlamı yok; biz kavga istemiyoruz. Bizim aramızda hiçbir husumet yok, arkadaşlarımız da bizim sözümüzü dinliyor. Trabzon'a, Kocaeli'ye gidiyoruz, kavga-dövüş yok. Hiçbir şey eskisi gibi değil artık. Fakat medya maalesef geriden geliyor. Biz spor basınından 15 yıl ilerideyiz. Nasıl Avrupa'yı 15 yıl geriden takip ediyorsak, basın da bizim 15 yıl gerimizde. Biz antrenmanı izlemeye giderken, gazeteciler bize gelip 'Antrenmanı basmaya mı gidiyorsunuz? Basacaksanız bize de haber verin' derlerdi. Böyle gazeteciler var. Bunlarla bir yere varamazsınız. Spor basınında diplomalı gazeteci yok. Rıdvan Dilmen'in, Erman Toroğlu'nun diploması mı var?

Eskiden derbilerde tribünler yarı yarıya bölünürdü. Şimdiyse 500 kişilik gruplar derbilere gidebiliyor. Bu duruma nasıl gelindi?

12 Eylül 1980 darbesinden sonra alınan kararlar sonucu, her tribün yarı yarıya bölündü. Gün geçtikçe tribünler kombineli sisteme döndü. Böylece 40 bin kapasitesi olan stadımız 23 bin kişilik hâle geldi. Yani eskiden iki takımın taraftarı da 20 bin kişiydi; fakat kombineli sisteme geçilince sayı azaldı. Yani iki takımı seyretmeye 10'ar bin kişi gelmeye başladı. Daha sonra bizim stadımızda deplasmana gelen taraftarlar sadece açık tribüne alındı, sayıları 5 bine düştü. Bu sayı da insanları tatmin etmedi. Güvenlik tedbirleriyle bırakılan boşluklar sonucu bu sayı daha da azaldı. Daha sonra 2 binlere, en komiği ise bin 611 gibi rakamlara düştü. Son yaşanan olaylar sonucu da bu sayı 500'e düştü.

Gün geçtikçe rekabet denen, derbi denen şey bitti. Derbi, iki denk kuvvetin arenada birbiriyle kapışmasıdır. Derbi, tarihten, güçten gelen bir şeydir. BJK-GS-FB derbisi dendiğinde, derbi daha bir anlam kazanır. Bu takımlar arasında 1900'lü yılların başından beri süregelen bir mücadele var. 2 sene önce internette yaptığımız anketler sonucu, taraftarların da eskiye dönülmesini istediğini gördük. Çünkü derbi anlamını yitirdi. Ben artık derbi maçlarına derbi gibi bakmıyorum. Kadıköy'e gidiyorsunuz, 54 bin kişiye karşılık bin kişi var. Böylece 54 bin kişinin egosu tatmin ediliyor. İğrenç bir durum. Artık kimse derbilerden zevk almıyor. Çünkü karşında muhatap alacağın bir seyirci yok. Tribünler yarı yarıyayken kim daha iyi organize olacak, kim daha iyi bağırıp takımını motive edecek mücadelesi vardı. Amaç hedeften saptırıldı. Amaç FİFA'nın oyuncağı hâline geldi. FIFA tüketen taraftar istiyor. Gidip atkı, bayrak, forma, şort alan seyirci istiyor. Öte yandan gerçek taraftar, tüketen taraftar olmak istemiyor. O zaman da size çapulcu diyorlar. Çapulcu denen adam 90 dakika takımını destekliyor. Parası yoksa gidip yöneticiden bilet istiyor. Bu adam bileti alıp turşusunu mu kuruyor? Parası olsa gider kendi cebinden biletini alır.

Süleyman Seba bedava bilete karşıydı. Yöneticinin yanına taraftar gidemezdi. Zaten Seba yöneticilerin taraftarla görüşmesini yasaklamıştı. Bu konuda çok katıydı. Bedava bilet, para, rüşvet, deplasmana otobüs bizde olmaz, çünkü başkan buna izin vermezdi. Taraftara asla taviz vermezdi. Bizim 2 jenerasyon üstümüz para için değil, Beşiktaş için geldi. Para için gelenler de oldu, ama onlar bizim tribünde para olmadığını anlayınca ayıklandılar. Zaten hemen kendilerini belli ettiler. Alan gerçek Beşiktaşlılara kaldı
KaaN Çevrimdışı   Alıntı ile Cevapla
 
 
Cevapla


Konuyu Toplam 1 Üye okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir)
 
Seçenekler
Stil

Yetkileriniz
You may not post new threads
You may not post replies
You may not post attachments
You may not edit your posts

BB code is Açık
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-KodlarıKapalı
Trackbacks are Açık
Pingbacks are Açık
Refbacks are Açık






1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 24 25 26 27 28 29 30 31 32 33 34 35 36 37 38 39 40 41 42 43 44 45 46 47 48 49 50 51 52 53 54 55 56 57 58 59 60 61 62 63 64 65 66 67 68 69 70 71 72 73 74 75 76 77 78 79 80 81 82 83 84 85 86 87 88 89 90 91 92 93 94 95 96 97 98 99 100 101 102 103 104 105 106 107 108 109 110 111 112 113 114 115 116 117 118 119 120 121 122 123 124 125 126 127 128 129 130 131 132 133 134 135 136 137 138 139 140 141 142 143 144 145 146 147 148 149 150 151 152 153 154 155 156 157 158 159 160 161 162 163 164 165 166 167 168 169 170 171 172 173 174 175 176 177 178 179 180 181 182 183 184 185 186 187 188 189 190 191 192 193 194 195 196 197 198 199 200 201 202 203 204 205 206 207 208 209 210 211 212 213 214 215 216 217 218 219 220 221 222 223 224 225 226 227 228 229 230 231 232 233 234 235 236 237 238 239 240 241 242 243 244 245 246 247 248 249 250 251 252 253 254 255 256 257 258 259 260 261 262 263 264 265 266 267 268 269 270 271 272 273 274 275 276 277 278 279 280 281 282 283 284 285 286 287 288 289 290 291 292 293 294 295 296 297 298 299 300 301 302 303 304 305 306 307 308 309 310 311 312 313 314 315 316 317 318 319 320 321 322 323 324 325 326 327 328 329 330 331 332 333 334 335 336 337 338 339 340 341 342 343 344 345 346 347 348 349 350 351 352 353 354 355 356 357 358 359 360 361 362 363 364 365 366 367 368 369 370 371 372 373 374 375 376 377 378 379 380 381 382 383 384 385 386 387 388 389 390 391 392 393 394 395 396 397 398 399 400 401 402 403 404 405 406 407 408 409 410 411 412 413 414 415 416 417 418 419 420 421 422 423 424 425 426 427 428 429 430 431 432 433 434 435 436 437 438 439 440 441 442 443 444 445 446 447 448 449 450 451 452 453 454 455 456 457 458 459 460 461 462 463 464 465 466 467 468 469 470 471 472 473 474 475 476 477 478 479 480 481 482 483 484 485 486 487 488 489 490 491 492 493 494 495 496 497 498 499 500 501 502 503 504 505 506 507 508 509 510 511 512 513 514 515 516 517 518 519 520 521 522 523 524 525 526 527 528 529 530 531 532 533 534 535 536 537 538 539 540 541 542 543 544 545 546 547 548 549 550 551 552 553 554 555 556 557 558 559 560 561 562 563 564 565 566 567 568 569 570 571 572 573 574 575 576 577 578 579 580 581 582 583 584 585 586 587 588 589 590 591 592 593 594 595 596 597 598 599 600 601 602 603 604 605 606 607 608 609 610 611 612 613 614 615 616 617 618 619 620 621 622 623 624 625 626 627 628 629 630 631 632 633 634 635 636 637 638 639 640 641 642 643 644 645 646 647 648 649 650 651 652 653 654 655 656 657 658 659 660 661 662 663 664 665 666 667 668 669 670 671 672 673 674 675 676 677 678 679 680 681 682 683 684 685 686 687 688 689 690 691 692 693 694 695 696 697 698 699 700 701 702 703 704 705 706 707 708 709 710 711 712 713 714 715 716 717 718 719 720 721 722 723 724 725 726 727 728 729 730 731 732 733 734 735 736 737 738 739 740 741 742 743 744 745 746 747 748 749 750 751 752 753 754 755 756 757 758 759 760 761 762 763 764 765 766 767 768 769 770 771 772 773 774 775 776 777 778 779 780 781 782 783 784 785 786 787 788 789 790 791 792 793 794 795 796 797 798 799 800 801 802 803 804 805 806 807 808 809 810 811 812 813 814 815 816 817 818 819 820 821 822 823 824 825 826 827 828 829 830 831 832 833 834 835 836 837 838 839 840 841 842 843 844 845 846 847