HIZLI ARAMA
![]() |
| | #21 (permalink) |
![]() Kayıt: 06.10.2006 Yaş: 24
Mesajlar: 119 İtibar Gücü: 12 | İÇ ACILAR TOPLAMI köpek kulübesinde uyurdu sevgilim.. çıplak ayakları çamura soytarılık yapardı ve yatak odasında kediler mırıldanırken, sokakta köpekler düşlemin peşine düşerdi. takılırdı lambanın ortasına sıkışmış kuyrukları ve aklın kristalinden yalaz bir acının çığlığı kopardı. iç acıların toplamı sen ederdi ama sen yine de giderdin… atıp kendimi sokaklara defalarca havlasam yatağında tüylerimden bir sen yaratsam ve sabaha kadar ölü spermlere sarılsam! ama faydasız.. her şey istanbul’un şakaklarına terk edilen kurşunda kaldı.. delikanlı ve şair bakışlarını kırmızı ışıkta durdurup bir araba dolusu sefilin eteğine sarılmasını izlemek gibi ilk defa şarkı söylemek gibi utançtan küçük ayrılıklar yaratmak gibi kıskanılmamış erkekliğimi avuçlayıp dudaklarında öldürmek gibi öldürmek istedim seni! sonra ruhun kemikleri sayılıncaya kadar aç bırakmak aşka… isterdim memelerinde kırmızı mum ve şarabı isterdim enlemine boylamına uzanıp çapraz ateşlerinde birinci derece yanık olmayı.. ama faydasız.. her şey istanbul’u yakıp tüketti bacaklarındaki hastalık nevizadede bıraktığımız sevişmemiz gibi bulanık.. saçların okşamsız ama dudakların antikor! dilin birazdan içeri girer ve ah hayır! her şeyin yokluğu bu olur ayrılır gider… köpek kulübesinde uyurdu sevgilim.. çıplak ayakları çamura soytarılık yapardı ve yatak odasında kediler mırıldanırken, sokakta köpekler düşlemin peşine düşerdi. takılırdı lambanın ortasına sıkışmış kuyrukları ve aklın kristalinden yalaz bir acının çığlığı kopardı. iç acıların toplamı sen ederdi ama sen yine de giderdin… rblkhn` • 08arlk06 |
| | |
| | #22 (permalink) |
![]() Kayıt: 06.10.2006 Yaş: 24
Mesajlar: 119 İtibar Gücü: 12 | selam vermeden oturdu ona ayrılan koltuğa.notaların gözlerini çengi ile çekip asıldı, sesine bulaşmış ölüme aldırmadan... Sol si la-la, sol si la-mi sol si, sol do sol si sol do la re fa-sol-la si-la la-re Tanrılar susadı ol dediler olması gerekene.. ve aslında olması gereken susmalıydı ama geriye kalanlarda sustu.. ıslak ve küfürbaz bir ses, böldü elleri titreyen notaları ortadan ikiye.. anne, baba isa ve meryem ay ve güneş sefil ve adam ve saksıda çığırtkan uğultular.. hiç (!) bir şey umrumuzda değil hayat altına almış bizi üstümüzde dans ediyor… la si fa re si sol la la-si-do re-mi fa-sol si la sol fa mi mi fa fa-sol-la si-la la-fa fa mi re do sol la la re re mi fa re re re mi-fa-sol-la si-do-re mi-re re-sol Sol la si-la-sol-la do-do-si rblkhn` • 01Oc07 ![]() |
| | |
| | #23 (permalink) |
![]() Kayıt: 06.10.2006 Yaş: 24
Mesajlar: 119 İtibar Gücü: 12 | Caruso öldü.. Onu sarı yeşil bir tabuta koydular.. sevdiği sokaklar, kaldırımları yarıya şimdiden indirdi.. anlıyor musun? griye çaldı gece.. hastalıklı hava öksürdü göğ(s)ünden. ve yazdı caruso olan biteni kimsesizlik bulvarında.. "here, where the sea shines and the wind howls, on the old terrace beside the gulf of sorrento, a man embraces a girl after the tears, then clears his throat and continues the song: i love you very much, very, very much, you know; it is a chain by now that heats the blood inside the veins, you know…" Önce durakları yarattı Tanrı sonra sevdiği sokaklar yırtıldı göğsünden seni sona caruso'yu başa koydu sonra ve sonra adın lekelendi.. koştu Caruso sonsuzluğa... yoruldu zaman seni kovalamaktan! kalbinde yaşayan ne varsa parçaladı Caruso.. çırılçıplak ve hafif ama ıslak ve sana kanık düştü caruso, yüreğindeki boşluğa... Onu, seninle vurdular! Anlıyor musun? "he saw the lights out on the sea, thought of the nights there in america, but they were only the fishermen’s lamps and the white wash astern. he felt the pain in the music and stood up from the piano, but when he saw the moon emerging from a cloud, death also seemed sweeter to him. he looked the girl in the eyes, those eyes as green as the sea. then suddenly a tear fell and he believed he was drowning." Sabah, doğmak üzereydi ana rahminden kimsesiz.. güneş boyadı kızıla Caruso'nun saçlarını.. kimsesiz orospular sardı etrafını.. gövdeler devrildi doğrulduğu yerden.. Sendeki hayat, Caruso'ya ölüm getirdi "the power of opera, where every drama is a hoax; with a little make-up and with mime you can become someone else. but two eyes that look at you, so close and real, make you forget the words, confuse your thoughts, so everything becomes small, also the nights there in america. you turn and see your life through the white wash astern. but, yes, it is life that ends and he did not think much about it on the contrary, he already felt happy and continued his song:" "i love you very much, very, very much, you know, it is a chain by now that heats the blood inside the veins, you know…" onu sarı yeşil bir tabuta koydular.. sevdiği sokaklar, kaldırımları işte bu yüzden yarıya indirdi anlıyor musun? rblkhn` 31 Aralık 2006 alıntılar : "luccio dalla - caruso" italyanca sözleri aşağıda.. Qui dove il mare luccica, e tira forte il vento sulla vecchia terrazza davanti al golfo di Surriento un uomo abbraccia una ragazza dopo che aveva pianto poi si schiarisce la voce, e ricomincia il canto Te vojo bene assai ma tanto tanto bene sai è una catena ormai che scioglie il sangue dint’e vene sai… Vide le luci in mezzo al mare, pensò alle notti là in America ma erano solo le lampare e la bianca scia di un’elica senti il dolore nella musica, e si alzò dal pianoforte ma quando vide la luna uscire da una nuvola, gli sembrò più dolce anche la morte guardò negli occhi la ragazza, quegli occhi verdi come il mare poi all’improvviso usci una lacrima e lui credette di affogare Te vojo bene assai ma tanto tanto bene sai è una catena ormai che scioglie il sangue dint’e vene sai... Potenza della lirica, dove ogni dramma è un falso che con un po’ di trucco e con la mimica puoi diventare un altro ma due occhi che ti guardano, così vicini e veri ti fan scordare le parole, confondono i pensieri così diventa tutto piccolo, anche le notti là in America ti volti e vedi la tua vita, come la bianca scia di un’elica ma sì, è la vita che finisce, ma lui non ci penso poi tanto anzi, si sentiva già felice, e ricominciò il suo canto Te vojo bene assai ma tanto tanto bene sai è una catena ormai che scioglie il sangue dint’e vene sai... Te vojo bene assai ma tanto tanto bene sai è una catena ormai che scioglie il sangue dint’e vene sai... |
| | |
| | #25 (permalink) |
![]() Kayıt: 06.10.2006 Yaş: 24
Mesajlar: 119 İtibar Gücü: 12 | (bıktım şu google reklamlarının şiirlerimdeki düzeni bozmasından.) . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . İstanbul’daki katili bana sor; bilirim.. yalancı şahidi çay bahçelerini kahvaltı salonlarını tetik ucundaki mermiyi telefon çalarken sütten ağzı yananı asortik duruşları taksimi beyoğlunu ataköyü kadıköyü maltepeyi kızılayı galatasarayı bakırköyü otobüs duraklarını birahanelerini İmam Gazzâlî’yi Yunus Emre’yi Necip Fazıl’ı Mehmet Akif’i Minik İskender’i Mungan’ı yılmaz’ı Cem’i Cemre’yi Ataol’u Turgut’u ara sokakların birinde ya da evde kimsesizken şeker kırıntılarıyla sevişmelerini nevizadeyi karakediyi içi kanayan adamı mangalda pişen yüreği sevmeyi sevilmeyi sevgiliyi, yoldaki işaretleri şehirleri kasabaları köyleri yorgun gözleri sokak çocuklarını helvayı ekmeği zeytini parasız pulsuz insanları rüşvetçiyi boyacıyı mobilyacıyı sezgiciyi yanılgıyı üşümemek için eldiven şapka alanı akşam görüşelim deyip işi düşünce kapı çalanı borç alanı ödeyeni ödemeyeni seviyorum deyip aldatanı yalancıyı ateşi sert içkileri viskiyi birayı vodkayı kadehi sahnedeki ibneyi radyoyu radyocuyu yayıncıyı kırmızıyı maviyi sarıyı pembeyi göğü bulutu yağmuru gürültüyü şarkıları yazanı yazmayanı soğuktan üşüyeni buzdan kayanı yüzünü yıkayanı tamirciyi çırağını balinaları pandaları kuşları böcekleri portakal kabuklarını anne dırdırlarını kardeş acısını sevgili özlemlerini baba kavgalarını kontursuzluğu beş parasızlığı sarhoşluğu geç uyumaları psikolojiyi sosyolojiyi şiiri denemeyi öyküyü ve romanı ahlaksızlığı azimle koşan sporcuyu yorumlayan spikeri seyircideki heyecanı cipsi kolayı mısırı ve leblebiyi beyaz peyniri rakıyı ortamını sohbetini şarlatanını ibnesini pezevengini lafından dönen hergeleyi Kur-an’daki ayetleri Tanrı’nın gücünü Peygamberin sakalını savaşları ölümleri penceredeki teyzeleri çamaşırları cevizin acı tadını kahvenin kokusunu kelebek yiyen adamı dişini kıran sincabı fareyi kediyi köpeği iti uğursuzu kolpayı kalpazanı cepçiyi balliciyi serseriyi hırsızı tacizciyi sersefil nemciyi jitemci mustafayı asker abdullahı devlet okulunda marlboro içen çocuğu pençesi törpülenmiş kartalı aç akbabayı sıcak ekmek pişen ocakları dağın zirvesindeki bayrağı hangisine istersen kimi görürsen neye rastlarsan rastla hepsini iyi bilirim.. Napolitano blear Chirac Castro Shinzo yusuf kalla bile bilir benim kim olduğumu.. gana’ya insen paraşütle, ışık nedir bilmeyen adama sorsan beni, bilir .. bilir sis gibi eteklerine kadar diz çöktüğümü. Bilir onların hepsi benim onları bildiğim gibi, sana öldüğümü.. seni de biliyorum artık bir zamanlar aşk gibi şeyleri doğrayıp kıvırıp ikiye katlayıp yutan, dudaklarındaki izi boynuma yapıştıran kadın! bir çocuğun sırtındaki dipnottan lambanın ışıktan olsa gerek duyduğu sıcaktan, bir kiliseye sırtını yaslamış rahibeden nakavt olmuş boksörden şekerdeki kıvrımlardan öğrendim.. sen bilme kimse bilmesin çık dışarı ve sor benim seni sorduğum gibi kuşa havaya soluğa yokolmaya mahkuma .. kimse sorarsan sor.. içimdeki kütle birazdan, bu şehri yerle bir edecek... Yıkıntılar arasında kalan bana, çok geçmeden sor... rblkhn` • 17Ocak07 |
| | |
| | #26 (permalink) |
![]() Kayıt: 06.10.2006 Yaş: 24
Mesajlar: 119 İtibar Gücü: 12 | Sesli iki şiirim.. Öncelikle bir iddiam olmadığını söyleyeyim. Sadece yazdığım iki şiiri seslendirmek istedim ve sizlerle paylaşıyorum... Meleklerde inanmayabilir : buradan [12.99 mb] Bu yüzden sevmedim seni : buradan Konu rblkhn` tarafından (19-01-2007 Saat 12:35 ) değiştirilmiştir. |
| | |
| | #27 (permalink) |
![]() Kayıt: 06.10.2006 Yaş: 24
Mesajlar: 119 İtibar Gücü: 12 | Kaan Özer - Ölüler de Ağlar Tanrının Kolları ![]() oradaydık… süt dişlerinden dökülen nefesin kadar anne kokan ve öfkeli bir serüvenin kahpesi istanbul gibi dokundukça uzaklaşan… peygamberler peşimizdeydi hıçkıra hıçkıra ağlayan geceden ateşe düşmüş tanrı’lardan evcilleşmeyi bekleyen aşkımızdan korkuyorduk! öyle çok soydular ki içimizdeki gerçeği çırılçıplak sevişiyor ve yeni korkular doğuruyorduk. bu yüzden bir gün göğsümüzü parçalayacak şarapnel parçaları. dudaklarımızı söküp meme uçlarımıza iliştireceğiz, -yetmeyecek! kaburgalarımızın altına sığınacağız, -görecekler! bir “neden” doğuracağız sevişmelerimizden arta kalan, kurtuluş köşesinden döneceğiz kıskıvrak, sokulacağız şairliğimize! susacağız sonra korkumuzdan… … oradaydık. ölmeye hazır, yeniden yaratılmaya heyecanlı! son göktaşı gibi ateşli, -devrilip üstünüze, bu dünyanın ayak uçlarına yanarak düşüyoruz! ağlayacak birkaç dakikamız yoktu. bu yüzden kıyametin kemiklerimizi kırmasına izin verdik. oradaydık. tanrı’nın kollarında… Kaan Özer / 14Kasım |
| | |
| | #28 (permalink) |
![]() ღBad-ı sabahღ Kayıt: 20.04.2006
Mesajlar: 4.557 İtibar Gücü: 75 | şiirle anlatmak istediğini anlatmış yüreğini dökmüşsün daha denecek birşey bulamıyorum kalemine sağlık... |
| | |
| | #30 (permalink) |
![]() Kayıt: 06.10.2006 Yaş: 24
Mesajlar: 119 İtibar Gücü: 12 | O Aşklar O aşklar, mahrem gecelerde namusçuluk oynardı. Bir filin kulaklarına kanat takıp yerçekimine küfretmek kadar inandırıcı değildi. İnanmadık dedik. İnanın dediler. Fillerde uçabilir. Uçamaz dedik, Dünya kadar ağır hayvanlar onlar. Dünya? dediler, sahi lan dedik. Tanrı isterse, fillerde uçabilir. Filin fiille seviştiği yerdeydik. Sırtımızdaki ağır yüklemler, sesimizdeki öznel çığlıklara karışıyordu. Hangi cümle, hangi cümleyi tamamlıyordu bilmiyorduk. Biz, yalnızca sevişmeyi hayal ediyorduk. İşte bu yüzden bakire aşklarımızın elini tutmak aylarımızı alıyordu. Çünkü Okul sıralarında kesişen delikanlı bakışlarımızı, sıcak bir sevişmeyle sona erdirmek istiyorduk. Onların hepsini tanıyorduk. Göz bebeklerinin dişleri çıktığında ve sutyen takmaya başladıklarında ve regl olduğu için izin kâğıdı alamadıklarında anlıyorduk bizi büyümeye götüren bu yolda hiç mola veremediğimizi. Onlar sevişilmek için yaratılmamışlardı. Bizler onların namus bekçileri değildik. Bir erkek, fırsatını bulduğu ilk anda lekeliyorsa, adını, içinde ve arkadaş arasında yosma koymuşsa sevdiğinin, nasıl bekçilik yapabilirdi ki? Kimler kime neyin erkekliğini kanıtlamaya çalışıyordu? “ Bir kızı lekelemek kolaydır. Onların yaradılışında asla ihanet yoktur çünkü. İyi insanlardır. Senden, benden ve bizden daha eksik yaşarlar. Severler, sevdikleri zaman tamamlanacağına inanırlar. Göğüsleri avuçlandığında itiraz edip yarım kalmaktan korkar. Yatağa atıldığında sevişmekten korkar, seviştiğinde kaybetmekten korkar, kaybettiğinde biraz daha eksilir… Her eksiliş, yeni bir acıyı doğurur. Acı sahipsizdir ama tıpkı ağır yüklemler gibi sesindeki öznel çığlıklara karışır. İhanete ihanetle cevap vermek ister, kadındır, gücü yetmez. Bir kızı lekelemek kolaydır. Onlar sizler için kolayca lekelenebilirler. Onlar için sizler namus kadar önemlisinizdir. Ne orgazm olmak için, ne de sevişmeyi ezberledikleri için yatarlar sizinle. İlk kez ve bir kez de! sizin için soyunurlar. ve sizler göremezsiniz gözlerindeki çocuğu. Dişleri henüz çıkmamıştır ve bacak arası terlemektedir ona her dokunuşunuzda. Yapma demek isterler, diyemezler. Çünkü kadınlar iyidir. Onlar, sizin sayenizde! kadın olurlar..” ... Sonra terk edilirler. Adresi boş bir sokakta biten yarım kağıtta yazılıdır bütün olan bitenler.. Sizler, utanmadan geceyi anlatırsınız arkadaşlarınıza, arkadaşlarınız utanmadan erekte olur anlattıklarınıza.. Sonra kadının gözleri dolar dört mevsim.. Sonra kadının gözleri boşalır.. Tırnak içine alınmış sözler biriktirir içinde. Tırnağı kırılmış, ojesiz sözlerle yer değiştirir sonra.. Artık, O aşklar, mahrem gecelerde namusçuluk oynamamaktadır, ve filler uçsa da, buna kimse inanmamaktadır… Kaan Özer` 26Ocak2007 |
| | |
![]() |
| Etiketler |
| kaan Özer, tanrının kolları, ölüler de ağlar |
| Konuyu Toplam 1 Üye okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir) | |
| Seçenekler | |
| Stil | |
| |
Benzer Konular | ||||
| Konu | Konuyu Başlatan | Kategori | Cevaplar | Son Mesaj |
| melekler yıkadı | yoruldum | Dini Konular | 4 | 16-01-2008 09:34 |
| melekler mükemmeldir | cougar05 | Hikayeler ve Efsaneler | 7 | 30-11-2007 14:49 |
| MeLekLer KırıLır mı Hiç..? | BurcuUu_ | Paylaşmak İstedikleriniz | 3 | 16-11-2007 17:15 |
| Melekler Yikadi. | Osmanlıkızı | Dini Konular | 0 | 23-01-2007 09:36 |
| melekler yıkadı | nehir1824 | Dini Konular | 2 | 15-09-2006 13:02 |