ÜYE GİRİŞİ

HIZLI ARAMA


Karadeniz Bölgesi Karadeniz bölgesi hakkında tüm bilgiler yerleşim alanları, iklim çeşitleri, tarihi bölgeleri, geçim kaynakları ve daha fazlası.

Cevapla
Alt 27-06-2007, 15:32   #11 (permalink)
KãRdé£éN
Sevda Çiçeğim
 
KãRdé£éN - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
·´¯`·-ღ caηısı ღ-·´¯`·
Kayıt: 18.06.2006
Yaş: 22
Mesajlar: 15.688
İtibar Gücü: 150


TÜRKİYE'nin CENNETİ... RİZE

Doğu Karadeniz Bölgesinde yer alan Rize, hem bölgenin hem de Türkiye'nin en karakteristik özelliklerini gösterir.

Anadolu'nun diğer bölgelerinden coğrafi yapısıyla olduğu gibi, kültürel yapısı ile de ayrılır. Dik yamaçlı vadileri, doruklarından kar eksilmeyen ulaşılabilir dağları, buzul gölleri, zümrüt yeşili yaylaları, tarihi kemer köprüleri ve kaleleri, coşkun akan dereleri, flora ve fauna çeşitliliği ile çok özel bir turizm beldesidir.

Rize, güneyinde yer alan dağların sahilden itibaren yükselmeye başlaması ve yüksek dağ eteklerinden doğarak Karadeniz'e akan akarsuların yoğunluğu nedeniyle engebeli bir arazi yapısına sahiptir. Sarp ve engebeli arazi yapısının ve iklimin de etkisiyle ilin bitki örtüsünü ormanlar oluşturmaktadır.

Rize, yağışlı iklimi ve çok sayıdaki yer altı su kaynakları sayesinde Türkiye'de akarsu yoğunluğu en fazla olan illerden biridir. Rize'de yazlar serin, kışları ılıman ve her mevsimi yağışlı bir iklim görülür.

Rize adının, M.Ö. 7. yüzyılda başlayan kolonizasyon döneminde, yörede bol pirinç yetiştirilmesinden ötürü kent yakınlarından geçen çaya verilen “Rhizios” veya sonraki dönemlerde verilen “Rhizaion” dan geldiği söylenmektedir.

M.Ö. 2. bin başlarında tarım ve hayvancılıkla uğraşan kimi toplulukların yaşadığı tahmin edilen Rize ve çevresinin yazılı tarih dönemi, M.Ö. 7. yüzyılda Miletli denizcilerin yaptıkları seferlerle başlamaktadır. Bu dönemde Miletliler Doğu Karadeniz kıyılarında ticari yerleşimler kurmuşlardır. Daha sonra Kimmer, Med ve Pers akınlarına uğrayan yöreyi MÖ. 180’de Kral Pharnakes, M.Ö. 1. yüzyılda da Partlar ele geçirmiş olup, yöre M.S. 10 yılında Roma egemenliğine girmiştir. M.S. 4. yüzyıldan başlayarak Sasani ve Bizans arasında sürekli el değiştirmiş, 1071 Malazgirt Savaşı’ndan sonra Türklerin eline geçmiş, ancak Selçukluların batıya yönelmesiyle tekrar Bizans egemenliğine girmiştir. Rize’nin bir kısmı 1461’de diğer yöreleri de 1509’da Osmanlı topraklarına katılmıştır.

Rize, cumhuriyetin ilanından sonra, 1924 yılında il olmuştur.

GEZİLECEK YERLER :

Atatürk Evi Müzesi (Mehmet Mataracı Konağı):

Atatürk’e ait bazı eşyalar yanında, bölgeden çıkarılan etnografik eserlerin de sergilendiği Mehmet Mataracı Konağı’nın (Atatürk Evi Müzesi) kuzeyinde geniş bir bahçesi vardır. 19. yüzyıl sonları sivil mimarisi özelliklerini taşıyan yapı, iç sofalı planlı üç katlı bir evdir. İkinci katta, kuzeydoğudaki oda, Atatürk'ün kaldığı odadır. Ulu Önder Atatürk 17 Eylül 1924 yılında Rize'yi ziyaret ettiği sırada Mataracı Mehmet Efendi’nin evinde misafir edilmiş ve bu odada kalmıştır.

Zemin katta Rize il merkezinden toplanan kitabeler ve mezar taşları, birinci katta ise bazı ahşap oymalı mimari parçalar, dokuma araç gereçleri, etnografik eserler sergilenmektedir. İkinci katta ise Atatürk zamanından kalan eşyalar, Atatürk'e ait giysiler, Kurtuluş Savaşı ve Atatürk'e ait fotoğraflar bulunmaktadır.

Rize Kalesi:

Rize kent merkezinin güneybatısında yer alan kale, iç kale ve aşağı kaleden oluşmaktadır. İlk yapım tarihi konusunda kesin bilgiler bulunmamaktadır. İç kale M.S. 6. yüzyılda yeniden inşa edilmiş, 14. yüzyıl başlarında da Cenevizliler tarafından aşağı surlar yapılmıştır. Kale, Osmanlı döneminde onarılarak kullanılmıştır. Kısmen düzgün, kısmen moloz taşla yapılmış olan iç kale surları 1,5 m. kalındığındadır ve yarım daire planlı beş kuleye sahiptir.

Zamanında iç kaleden kuzeydoğu ve kuzeybatıya uzanan ve denize ulaşan aşağı kaleden günümüze batı surlarının bir bölümü ve bazı kuleler kalmıştır.

Zil Kalesi:

Ortaçağın sonlarında yapıldığı tahmin edilen kale Çamlıhemşin ilçesindedir. Çam ormanları ile kaplı bir vadiye hâkim bir noktada bir kaya kütlesinin üstüne moloz taşlardan inşa edilmiştir. Duvarları 1,5-2 m. kalınlıktadır. Kalenin doğusu, güneyi ve kuzeyi doğal uçurum olup, yalnızca batı ve kısmen kuzeyde yüksek surlar bulunmaktadır.

Kale-i Bala:

Çamlıhemşin ilçesinin 40 km. güneyindedir. 150 m. yüksekliğinde bir tepenin üstünde kurulu kalenin MÖ. 200 yıllarında yapıldığı sanılmaktadır.

Kız Kalesi :

Pazar ilçesinin batı girişinde denizin içerisine bir kaya üzerine inşa edilmiş olup, Bizans döneminden (M.S. 8. yüzyıl) kalmadır. Bu yapı, günümüzde tek bir gözetleme kulesiyle ayakta durmaktadır.

Zeleki Kalesi :

Çayeli ilçesinin doğusunda yer alan kale, 12. yüzyılda Bizans döneminde inşa edilmiştir. Bu gün harap durumdadır.

İslam Paşa Camii (Kurşunlu Cami):

Rize kent merkezinde çarşı içindeki cami 16. yüzyıl yapısıdır. Kesme taştan dikdörtgen planlı olup, 24 pencereli bir kubbeye sahiptir.

Gülbahar Camii:

Rize kent merkezinde bulunan cami 16. yüzyılda Yavuz Sultan Selim’in annesi Gülbahar Hatun tarafından yaptırılmıştır. 1952 yılında bir onarım geçiren cami kare planlı olup, bir kubbeye ve tek şerefeli bir minareye sahiptir.

Caferpaşa Camii:

Çayeli ilçesinin girişinde yer alan cami, Rize Fatihi Cafer Paşa tarafından 16. yüzyılda yaptırılmıştır. Cami basit planlı ve çatısı kiremitle örtülüdür. Girişinde mermer kitabesi vardır.

Kaplıca ve İçmeceler :

Ayder Kaplıcası Türkiye'nin önemli kaplıcaları arasındadır. Rize'ye 20 km. mesafedeki Andon İçmecesi yöre halkı tarafından ilgi görmektedir. İçmecenin suyu renksiz, kokusuz ve berraktır. Ayrıca, İkizdere-Şimşirli İçmecesi, Çayırlı Maden Suyu çeşitli hastalıklara iyi geldiği bilinmektedir.

Ağaran Şelalesi:

Çayeli'ne 12 km., Rize merkeze ise 30 km. mesafede olan ve Çayeli'nin içinden akan Şairler deresi üzerinde bulunan Şelale, gerçek bir tabiat harikasıdır.

Yaylalar :

Kaçkar sıradağlarının eteklerinde, Çamlıhemşin, Hemşin, ve İkizdere ilçelerinde yoğun biçimde yer alan yaylalar, iyi korunmuş özgün mimarili evleriyle bulutların ötesinde bir hayat sunar. Bu yaylalardan Ayder, Aşağı-Yukarı Kavron, ve Anzer Yaylaları Turizm Merkezi ilan edilmişlerdir.Bu yaylalar özellikle yaz aylarında yerli ve yabancı turistlerin uğrak yeri olur.

Ayder Yaylası, Çamlıhemşin-Aşağı ve Yukarı Kavran Yaylaları, İkizdere-Anzer (Ballıköy) Yaylası Turizm Merkezi, İkizdere-Çağırankaya Yaylası,Polovit,Amlakit, Semisdal,Pokut,Sal, Kotencur ve Elevit Yaylası diğer önemli yaylalardır.

Milli Parklar :

Kaçkar Dağları Milli Parkı gezilip görülmesi gereken önemli bir turizm alanıdır. Bu konuda daha geniş bilgiye bu bölümün en altında yer alan KAÇKAR DAĞLARI bölümümüzde ulaşabılırsınız.

Kuş gözlem alanı :

Kuş Türleri: Sakallı akbaba (20 çift), kızıl akbaba (20 çift), kara akbaba (10 çift), kaya kartalı (10 çift), huş tavuğu (tüm Türkiye popülasyonu bu önemli kuş alanları içinde bulunur) ve ürkeklik popülasyonlarıyla önemli kuş alanları statüsü kazanır. 1993 yılında yapılan bir araştırmada önemli kuş alanları sınırları içinde kalan yedi bölge incelenmiş, bunların altısında toplam 134 erişkin erkek huş tavuğu tespit edilmiştir. Araştırma yapılan alanın darlığı ve uygun yaşam ortamlarının genişliği göz önünde bulundurulduğunda, önemli kuş alanlarındaki toplam huş tavuğu popülasyonunun 1000 çifti aştığı varsayılabilir. Ancak geçen yıllar içerisinde birçok önemli yeni göç vadisinin keşfedilmesi, bu rakamların çok daha yüksek olabileceğini göstermektedir.Doğu Karadeniz Dağları, Türkiye'de Avrasya Yüksek Dağlık (Alpin) biyomunu temsil etmesi dolayısıyla önemli kuş alanları statüsü kazanan tek alandır.

Sportif Etkinlikler :

Rize, yaylaları ve sarp dağları ile doğa yürüyüşü ve dağcılığa, coşkun nehirleri ile kano ve raftinge, 2400-3000 metre yükseklikte bulunan Buzulyalağı ve Moren göllerinin bazıları balıkçılığa elverişli bir coğrafyaya sahiptir.

Kaçkar Dağlan hızlı akışlı akarsuların kaynağıdır. Bunların en önemlisi Çamlıhemşin' den Ardeşen' e doğru akıp denize dökülen Fırtına Deresi, Taşlıdere ve İyiderelerdir. Bu derelere kanoculuk için gerekli debi rejim miktarı yeterlidir. Bu akarsular dışında küçük büyük birçok dere mevcuttur.

Fırtına Deresi : Geniş Bilgi Rize il içinde...

Kaçkar Dağları (Dağcılık )

NE ALINIR?

Hala el sanatı üretimlerinin sürdürüldüğü yörede ahşap ve el örgü ürünleri alınabilir. Hemşin çorabı, Rize bezi (feretiko) ünlü dokumalardır. Çay sepeti, üzüm sepeti, meyve sepeti, piknik sepeti gibi hasır örme eşyalar yörede bol miktarda bulunmaktadır. Şimşir kaşık türleri, İskemleler, kemençe ve maket taka alınabilecek diğer ahşap ürünlerdir. Yörenin ünlü Anzer balı unutulmamalıdır.




Ne Yenir ?
Yörede lahana ve hamsinin özel bir yeri vardır. Çünkü bütün yemek çeşitleri bunlar etrafında yoğunlaşmıştır. Belli başlı yemek çeşitleri; Ayran doğraması, çılbır, çırıhta, çirmulis, fasulye tavalisi, hamsili pilav, hamsili ekmek, hamsi kuşu, hamsi tavalisi, herse, hoşme, kabak felisi, kabak sütlisi lahana çorbası (vurma lahana), minci, muhlama, ormanlı hamsi, paluze, papara pasmanika, pekmezli kabak , sarma (lahana sarması)dır.

Orman üst zonunun üzerinde bulunan yaylalarda ve çayırlık alanda arıcılık yapılmaktadır. Kimyevi maddenin henüz ulaşamadığı çiçek çeşitliliğinin ve diğer avantajların desteklediği üretim yörede "Anzer Balı" ile dünyaca ünlüdür.



Yapmadan Ayrılma : Yaylalara çıkmadan,

Ayder'de kaplıcaya gitmeden,

16. yüzyıl İslam Paşa Camii ile Ceneviz kalesinin kalıntılarını görmeden,

Yörede eski bir gelenek olan ve özellikle Ardeşen İlçesinde yapılan Atmaca avcılığını izlemeden,

Anzer Balını tatmadan, Fırtına deresinde Rafting ve foto safari yapmadan,

Yörenin en çılgın turizm rehberi Mehmet Demirci'nin peşinde Karadeniz'i gezmeden geri Dönmeyin.
KãRdé£éN Çevrimdışı   Alıntı ile Cevapla
 
Alt 27-06-2007, 15:34   #12 (permalink)
KãRdé£éN
Sevda Çiçeğim
 
KãRdé£éN - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
·´¯`·-ღ caηısı ღ-·´¯`·
Kayıt: 18.06.2006
Yaş: 22
Mesajlar: 15.688
İtibar Gücü: 150


KAÇKAR DAĞLARI

Türkiye'nin Kuzey-doğu köşesinde yaklaşık 1400 km2 lik bir alanı kaplayan ve Karadeniz ile Çoruh nehri arasında kalan KAÇKAR dağları,Verçenik dağları (3.711 m),Kaçkar-Kavron dağları (3.932 m),Bulut Dağları (3.562 m) ve Altıparmak Dağları (3.492 m) olmak üzere dört bölümden oluşmaktadır.

Granit,gronodiorite,siyanit ve bazalt içerikli kayaçlardan oluşan Kaçkar dağlarının Kuzey yamaçları RİZE,Güney yamaçları ise ARTVİN il sınırları içinde değerlendirilir. Akarsu ve buzul aşındırmaları sonucunda Kuzey yamaçlar daha dik,Güney yamaçları ise daha yassı özelliklerdedir.Bugün üzerinde yüzden fazla gölün blunduğu dağların her iki yüzünde de akarsu ve dereler bolca mevcutdur.

Yıllık 2.400 mm3 den fazla yağış alan kuzey yamaçlar,özellikle yaz aylarında sık sık sis ile kapanır yağmur alırken,Güney yamaçlarda ise hava daha açıktır.Bitki ve hayvan çeşitliliği açısından oldukca zengin olan Kaçkar Dağlarına ilgi hızla artmakta olup,her geçen yıl dağ turizmi açısından önemi de artmaktadır.Küçük büyük gruplar halinde yerli ve yabancı dağcı gruplarına uygun mevsimde hemen hemen her gün, dağın ayrı bir yüzünde veya zirvesinde rastlamak mümkün.

Kaçkar,Altıparmak ve Verçenik dağlarına tırmanmak için en uygun mevsim Temmuz-Ağustos-Eylül aylarıdır. Kaçkar zirvesine,kuzeyden Ayder-Yukarı kavron yaylası -öküzçayırı rotası izlenerek çıkılabildiği gibi,daha kolay ama daha uzun bir rota olan Derebaşı gölü-Kardovit zirvesi ve Buzul boynundan sırt hattı takip edilerek de çıkılabilir. Güneyden ise Yusufeli-Yaylalar köyü-Olgunlar yaylası-Dilberdüzü-Deniz Gölü rotası takip edilerek tırmanılabilir.

Bu rotaların dışında geçen 2005 yılı içinde Patikatrek Doğa Sporları ekip üyelerinin Güneyden açtığı bir farklı rota daha vardır ki Kaçkar dağı zirvesine en kolay ulaşılabilecek bir rotadır.Bu rota aynı zamanda dağı Güney - Kuzey hattından transit geçmek isteyenler için de en uygun rotadır. Rota Sırakonaklar köyünden başlar ve Vadi boyunca yukselerek Davalı yaylası üzerinden Soğanlı dağın kuzey eteklerinden Soğanlı Göl ( 3.350 m ) Kamp alanı olarak seçilir.İkinci Gün ise Deniz Gölü istikametinden zirve tırmanışı yapılabilir.

Verçenik dağı zirvesine ise,Çamlıhemşin-Çat-Ortaköy-İşmer rotası izlenerek çıkılabilmektedir.

Altıparmak dağlarına ise Ayder-Ağveçor yaylası-Ambar gölü-Karataş (3.492 m) rotası izlenerek kuzeyden,Yusufeli-Barhal köyü-Karagöl rotası izlenerek de Güneyden çıkış yapılabilmektedir.

Kaçkar dağlarında gerek tırmanış gerekse yürüyüş amaçlı yapılacak her türlü aktiviteye katılmayı düşünenler,diğer kamp faaliyetlerinden farklı olarak yanlarında yağmurluk,yedek iç giysi ve yedek çorap,güneş kremi ve güneş gözlüğü gibi malzemeleri mutlaka yanlarında bulundurmaları önerilir. Hemen hemen her gün saat 10.00 dan sonra birden bire nerden geleceği belli olmayan sise karşı dikkatli olmaları gerekir.

Son öneri de ,dağcılık konusunda ne kadar tecrübeli olursanız olun kaçkarlara tekbaşınıza ya da rehber almadan kesinlikle gitmeyin.

Kaçkar Dağlarına hem Kuzey hem de Güneyden tırmanmak isteyenler için konaklama imkanı mevcut.Ayder ustunden Y.Kavron Yaylasında Şahin pansiyon var.Dağ ve yayla şartlarında bulduğunuzla yetineceksiniz.

Güneyden tırmanacaklar icin konaklama imkanları daha rahat ve lüx sayılabilir.Yaylar köyü Olgunlar Mahallesinde KAÇKAR pansiyon favorimiz.Aile işletmesi ve temiz,akşam yemeği sabah kahvaltısı seçenekleri var.Kaloriferli ve devamlı sıcaksu mevcut.Ama mutlaka önceden rezervasyon yaptırın.Eğer rezervesayon yaptırırsanız Erzurum üzerinden gelecekler icin transfer işlemlerinde de yardımcı olunuyor..

Ne Yenir ? Yaylarda yörenin en meshur yemeği Muhlama... Derelerde tutulan alabalıkların tereyağında yapılanını mutlaka tadın..

Yapmadan Ayrılma : Göllere uğramadan,kaçkarların çiçeklerini fotograflamadan, Tulum eşliğinde Horon oynamadan dönmeyin...Eger fotograf alamadıysanız da üzülmeyin...Yolunuz Çamlıhemşine düşer nasılsa...Ugrayın Studyo Eyüphan'a...Yörenin en güzel fotograflarının olduğu bir CD satın alın...
KãRdé£éN Çevrimdışı   Alıntı ile Cevapla
 
Alt 27-06-2007, 15:35   #13 (permalink)
KãRdé£éN
Sevda Çiçeğim
 
KãRdé£éN - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
·´¯`·-ღ caηısı ღ-·´¯`·
Kayıt: 18.06.2006
Yaş: 22
Mesajlar: 15.688
İtibar Gücü: 150


DÜNYADAKİ CENNET... FIRTINA VADİSİ


FLORA:Fırtına Havzasının içinde bulunduğu yöre değişik zamanlarda farklı bilimsel araştırmalara konu olmuştur.Rize Florası ,vejetasyonu ve yöre ballarının polen analizi (TÜBİTAK Proje no:T.B.A.G-650,Prof.Dr.Adil Güner ve Ark.1987) konulu çalışmada yöreye ait toplam 1430 tür tesbit edilmiştir.Bu alanda 66'sı endemik yaklaşık 818 taksonun bulunduğu görülmektedir ki bu çok büyük bir zenginliktir.

North-east Turkey Black Sea Forest Project,Draft Botanical Survey,(Byfield,A.May 1995) adlı araştırmada , Fırtına Deresi'nde 145 nadir,24 nadir endemik tür bulunduğu ve endemizm oranının %17 olduğu belirtilmektedir.

Çamlıhemşin-Elevit vadisinin Milli Park Olabilirliğinin Araştırılması,(Kurdoğlu,O.1994)'nda vadinin tüm ekolojik ve kültürel kaynak değerleri yönünden değerlendirilmiş ve sonuçta milli park olabilirliği "çok yüksek" olarak bulunmuştur.Bu araştırmada yapılan ankete katılan yerli ve özellikle yabancı doğa koruma uzmanları ve araştırmacıların biyolojik özelliklere ve kaynak değerlerinin uluslar arası niteliğine genel olarak tam puana yakın tercihler kullandıkları görülmüştür.

Doğu Karadeniz Ormancılık Araştırma Müdürlüğü Raporu, alanın Şenyuva Mevkiinde yaklaşık 1.5 Ha büyüklüğünde kalın çaplı (10-18 cm.),boylu(6-8m.) şimşirlerden oluşan bir meşcere olduğu ve korunmaları için en hassas koruma statüsü olan Tabiatı Koruma Alanı olarak tefrik edilmesi teklif edilmektedir.

Doğu Karadeniz'in Doğal Yaşlı Ormanları konulu (O.Kurdoğlu,1996) araştırmada ise Dünyada hızla azalan ve en değerli ekosistremlerden biri olarak kabul edilen doğal ayaşlı ormanlar Milli Park'ın da dahil olduğu Fırtına Havzası'nın korunması gereken değerlerin başında geldiği ortaya konulmuştur.

Rize ili ve yöreleri ülkemizin bitki coğrafyası bakımından 3 büyük flora bölgesi olan Euro-Siberian,İrano-Turanian ve Mediterranean(Akdeniz) bölgelerinden Euro-Siberian flora bölgesinin Colchis(Kolşik) kesiminde kalmaktadır. Türkiyedeki Euro-Siberian flora alanı Ordu ili Melet Irmağı ile iki kesime ayrılmaktadır. Doğusunda kalan kesim Kolşik batısında kalan kesim ise Öksin olarak adlandırılmaktadır.

Genel olarak Kolşik Flora kesiminde kalan Rize ili Çamlıhemşin ilçesi sınırlarında Akdeniz Florası elementleri ile yer yer İran-Turan kökenli bitkiler de bulunmaktadır.

Bu üç gurup flora elementlerinden kuşkusuz en zengini Kolşik bitkilerdir.Yörede yapılan bazı araştırmalarda aşağıdaki Kolşik bitkiler tesbit edilmiştir.

Pice orientalis(L) Link : Doğu Ladini
Abies nordmanniana(Stev.)Spach : Doğu Karadeniz Göknarı
Pinus sylvestris L.Ssp.Hamata : Sarıçam
Taxus baccata L. : Adi Porsuk
Fagus Orientalis Lipsky : Doğu Kayını
Ulmus glabra Huds : Dağ Karaağacı
Acer Cappadocicum Gledit : Doğu Karadeniz Akçaağacı
Acer trautvetteri Medw. : Kayın Gövdeli Akçaağaç
Acer platanoidesL. : Çınar yapraklı Akçaağaç
Castanea sativa Mill. : Anadolu Kestanesi
Alnus glutinosa(L)Gaertn.Ssp.barbata(C.A.mey.)Yalt : Sakallı Kızılağaç
Tilla rubra DC. Ssp.caucasica : Kafkas Ihlamuru
Ostrya carpinifolia Scop. : Gürgen yapraklı Kayacık
Carpinus betulus L. : Adi gürgen
Diospyros lotus L. : Küçük Meyveli Trabzon Hurması
Buxus sempervirens L. : Adi Şimşir
Rhododendron ponticum L. : Mor çiçekli Orman Gülü
Rhododendron luteum Sweet : Sarı Çiçekli Orman Gülü
Rhododendron smirnovii Trautv. : Pembe Çiçekli Orman Gülü
Rhodedendron cucasicum Pall. : Kafkas (Beyaz)Orman Gülü
Rhododendron ungerni Trautv. : Kırmızı Orman Gülü
Osmanthus decorus (Boiss.Ball) Kasaplıgil : Osmantus
Quercus pontica C.Koch. : Doğu Karadeniz Meşesi
Betula medwediewii Regel Kızılağaç Yapraklı Huş
Rhamnus imeretinus Booth. : Büyük Yapraklı Cehri
Rosa villosa L. : Tüylü Kuşburnu
Epigaea gaultheroides (Boiss et Ball)

Takth
Papaver lateritium Koch.
Lilium monadelphum Bieb.

Akdeniz Kökenli Bitkiler
Erica arborea L. : Ağaç Funda
Arbutus andrachne L. : Sandal
Arbutus unedo L. : Kocayemiş
Cistus creticus L. : T üylü Laden
Cistus salviifolius L. : Adaçayı Yapraklı Laden
Cotinus coggygria scop. : Peruka Çalısı
Rhus coriaria L. : Derici Sumağı
Phillyrea latifolia L. : Akçakesme
Juniperus oxycedrus L. : Katran Ardıcı
Ficus carica L. : İncir
Xianthemum nummularium (L)Mill.
Ruscus aculeatus L. : Yabani Mersin
Pistacia terebinthus L.Ssp.Palaestina
(Boiss.)Engler : Menengiç
Colutea armena Boiss.Et Huet. : Patlangıç Çalısı
Xeranthemum annuum L.
Teucrium polium L.
Eryngium campestre L.

İran -Turan kökenli bitkiler :

Quercus macranthera Fisch.Et Mey.
Ssp.Syspirensis : İspir Meşesi
Berberis crataegina DC. : Siyah Meyveli Karamuk
Paliurus spina-christii Mill : Karaçalı
Acer tataricum L. : Tatar Akçaağacı
Celtis glabrata Stev. : Dahum
Celtis tournefortii Lam. : Doğu Çitlenbiği
Rosa elymaitica Boiss. Et Hausskn.
Rosa pisiformis (Christ.) D. Sons.
Cotoneaster morulus Pojk.
Rhamnus pallasii Fisch. Et Mey.
Astragalus microcephalus Willd. : Geven
Astragalus aureus Willd. : Sarı Geven
Acantholimon libanoticum Bolss. : Kirpi Otu
Salvia cryptantha Montbr. : Tüylü Adaçayı
Morina persica L.
Capparis ovata Dest. Var. Herbacea
(Willd) Zoh.
Convolvulus cantabrica L.

Çalı Vejetasyonu (Pseudomaki)
Yaklaşık 100-250 (300)m. Yükseltiye sahip zonda çeşitli nemcil ve kurakçıl karakterli çalılardan oluşan Pseudomaki adı verilen bir çalı formasyonu egemendir. Ülkemizin üç büyük flora bölgesi bitkilerini bir araya getiren ve bir fitososyolojik birlik oluşturmayan bu çalı formasyonunda aşğıda görülen çeşitli odunsu ve otsu bitkiler saptanmıştır.

Odunsu Taksonlar :

Quercus macranthera Fisch. Et Mey.
Subsp. Syspirensis : İspir Meşesi
Ostrya carpinifolia Scop. : Gürgen Yapraklı Kayacık
Acer divergens Pax.
Carpinus orientalis Mill. : Doğu Gürgeni
Rhododendron luteum Sweet. : Sarı Çiçekli Orman Gülü
Quercus petraea (Matt) Liebl.
Ssp.iberica (Stev.) Krassiln. : Sapsız Meşe
Daphne pontica L. : Defne
Staphylea pinnata L. : Ağızlık Çalısı
Buxus sempervirens L. : Adi Şimşir
Berberis vulgaris L. : Adi Karamuk
Berberis crataegina DC. : Siyah Meyveli Karamuk
Celtis glabrata Stev. : Dahum
Crataegus monogyna Jacq. : Alıç
Ficus carica L. : İncir
Arbutus andrachne L. : Sandal
Cistus creticus L. : Tüylü Laden
Laurus nobilis L. : Akdeniz Defnesi
Juniperus oxycedrus L. : Katran Ardıcı
Jasminum fruticans L. : Yasemin
Paliurus spina-christii Mill. : Kara Çalı
Cotoneaster morulus Pojk. : Taş Elmesı

Otsular
Ruscus aculeatus L.
Xeranthemum annuum L.
Teucrium polium L.
Centaurea iberica Trex. Ex Sprengel
Helleborus orientalis Lam.
Morina percisa L.
Eryngium campestre L. Var.Virens Link.
Pallenis spinosa (L.) Cass.
Galium aparine L.
Xantium spinosum L.
Lotus suaveolens Pers.
Galium coronatum Sibth. Et Sm.
Saponaria picta Boiss.
Hypericum pruniatum Boiss. Et Ball.
Viola odorata L.
Convolvulus cantabrica L.

Çalı formasyonu üzerinde 200 (300) -600 (800)m.arasında ise bir yapraklı orman zonu yer almaktadır.Ostryo-Carpinetum toplumu diye adlandırılabilen bu bitki toplumunda bulunan bitkisel elementler aşağıda görülmektedir.

Carpinus betulus L. : Adi Gürgen
Ostrya carpinifolia Scop. : Gürgen Yapraklı Kayacık
Castaena sativa Mill. : Anadolu Kestanesi
Alnus glutinosa (L.) Gaertn.
Ssp. barbata (C.Mey.) Yalt. :Sakallı Kızılağaç
Acer platanoides L. : Çınar Yapraklı Akçaağaç
Acer campestre L. : Ova Akçaağacı
Acer hyrcanum Fisch et Mey.
Ssp. syspirensis : İspir Meşesi
Ulmus minor Mill. : Ova Karaağacı
Pinus sylvestris L. Ssp. hamata : Sarıçam
Juniperus foetidissima Willd. : Kokulu Ardıç
Juniperus excelsa bieb. : Boylu Ardıç

800-1400 (1900) m. yükseltiler arasında ise önce yapraklı orman formasyonunun ikinci toplumu olan Fagetum ormanları, sonra da iğne yapraklı orman toplumu olan Picetum toplumları yayılmaktadır. Bu geniş orman somunda saptanan bilgiler aşağıda belirtilmiştir:

Fagus orientalis Lipsky. : Dogu Kayını
Ulmus glabra Huds. : Dağ Karaağacı
Tilia rubra DC. ssp. caucasica : Kafkas Ihlamuru
Carpinus betulus L. : Adi Gürgen
Acer cappadocicum Gleditsch : Dogu Karadeniz Akçaağacı
KãRdé£éN Çevrimdışı   Alıntı ile Cevapla
 
Alt 27-06-2007, 15:43   #14 (permalink)
KãRdé£éN
Sevda Çiçeğim
 
KãRdé£éN - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
·´¯`·-ღ caηısı ღ-·´¯`·
Kayıt: 18.06.2006
Yaş: 22
Mesajlar: 15.688
İtibar Gücü: 150


Tanrılar Kralı Zeus ve Aşkı...Sinope ( SİNOP )

Mitolojik Tanrıların Kralı ZEUS, Irmak tanrısının güzeller güzeli kızına görür görmez aşık olur.Onu elde etmek için de yapmadığı kalmaz.Güzel Sinope'nin kendisine dokunmaması, ve bakire kalma isteğine dayanamaz. Ancak Güzel Sinope'yi de, kendisinin de çok sevdiği, Karadeniz'in yeşil yarımadasına götürüp bırakır.Böylece Sinope'nin yaşadığı bu yarım ada, yıllar yılı onun adıyla anılır.

Sinop, Karadeniz kıyı şeridinin kuzeye doğru sivrilerek uzanmış bulunan Boztepe Yarımadası üzerinde kurulmuştur. Batı ve Kuzey Karadeniz Bölgeleri arasında bir geçiş noktası konumundadır. Sinop, kuzeyde Karadeniz, batıda Kastamonu, doğuda Samsun güneyde Çorum illeri ile sınırlıdır. İl toprakları orta yükseklikteki dağlık alanlardan oluşmaktadır.

Yağışlı bir bölge olduğundan çay ve dereleri çoktur. Sulamada ve orman ürünlerinin taşınmasında yararlanılan çay ve derelerin hepsi Karadeniz'e dökülür. Mesire ve dinlenme alanlarının bulunduğu önemli yaylaları vardır.

Sinop'ta iklim, yazlar serin, kışlar ılık geçer, Güney ve iç kesimlere inildikçe Karadeniz ikliminin etkisi azalır, yağışlar azalır, sıcaklık düşer. İl, Karadeniz ikliminin özelliği olarak, sık yağış aldığından zengin orman ve bitki örtüsüne sahiptir. Ormanlar hem zengin hem de çeşitlidir.

Türkiyenin en kuzey ucundaki Sinop'ta ilk uygarlıklar MÖ 4500 yıllarında başlamıştır.Erken Hitit dönemi kalıntıların da rastlandığı Sinop,tarih boyunca,Milet'liler,Lidya'lılar,Pers'ler, Pontos Krallığı,Roma ve Bizans egemenliklerinden sonra,Trabzon Komnenos Devleti tarafından yönetilir.Daha sonra Selcuklu ve Anadolu Selcuklu Devletine bağlanan Sinop,Anadolu Selcuklu Devletinin Moğolların hakimiyetine girmesi sonrasında Pervaneoğulları Beyliğinde kalmıştır. 1326 yılında Candaroğlu beyliğinin egemenliğine gecen Sinop,1461 Yılında Fatih SUltan Mehmet tarafından fethedilerek Osmanlı Topraklarına katılmıştır. 1924 Yılında T.C devletinin bir İli olan Sinop'a Atatürk 15 Eylül 1928 de gelmiş ve İlk Alfabe dersini Sarayburnu'nda halka,daha sonra da yatılı okul bahçesinde Arabacı Bekir Ağaya vermiştir.

Sinop'un en önemli akarsuyu Kastamonu'dan doğan, Kızılırmak'ın önemli kollarından olan Gökırmak'dır. En önemli Gölü ise, yarımadanın batısında, 2Km uzunluğunda,750 m genişliğinde,400 Hektar alanıyla Sarıkum Gölüdür. Aksaz, Karagöl ve Yarımada üzerinde bir yanardağ krateri olan Sülük Gölü ise diğer gölleridir.

Sinop İl alanı topraklarının % 62.3 ü Orman ve Fundalık, % 32.8 lik alanı ekil ve dikili alan,% 3.6 'sı ise çayır ve meralarla kaplıdır. Bu da gösteriyor ki Sinop ender derecede yeşil bir dokuya sahiptir.

Orman alanları iç kesimlerde,çam, köknar, meşe ,gürgen, kayın, dışbudak,karaağaç ve kavaklardan oluşurken kıyı kesimlerde defne,meşe,fındık,kızılcık,kayın,gürgen,sarı çam ve karaçam görülür.Ormanaltı alanlarda ise yaban menekşesi,çuha çiçeği,mayıs karanfili,kırlangıç otu gibi bitkilere rastlanır.

İli doğu-batı doğrultusunda bölerek ikiye ayıran KÜRE dağları yükseltileri az olan dağlık alanlardır. Zindan dağı 1.730 m.,Sarıdökük tepesi 1.660 m.,Çangal dağı 1.605 m.,Göktepe 1.375 m ve Elekdağı 1.400 m lik en yüksek noktalarıdır.

Folklorik özellikler açısından giyimde Kafkas,Kırım ve Karadeniz'in etkisi altındadır.Hem Karadeniz hem de İç Anadolu özelliklerini taşıyan halk oyunları oynanır. Halk oyunlarına Davul,Zurna,tef,saz,mızıka, tulum gibi çalgılar eşlik eder.

Sinop'da 21-23 Temmuz'da Turizm şenlikleri, 27-29 Temmuz'da Ayancık Keten Festivali,18-20 Temmuz'da Gerze Deniz Şenlikleri ve birçok ilçede yerel Panayırlar ve şenlikler düzenlenir.

Sinop'da en yaygın el sanatları arasında Kotracılık gelir.Ayancık keteni ve Köylerde yapılan el işi dokumacılık örnekleride dikkat ceker.

Sinop kalesi,Serapis mabedi,Alaaddin camii,Süleyman Pervane medresesi,Boyabat kalesi,Sinop cezaevi,Paşa Tabyaları, Boyabat Kaya mezarları,Balatlar kilisesi gezilebilecek tarihi mekanlardır.Hamsilos Fiyordu,Akgöl,İnaltı Mağarası, Erfelek Tatlıca Şelaleleri,Yaylaları ve Boyabat kaplıcaları gezilebilecek doğal güzelliklerinden bazılarıdır.

GEZİ ALANLARI :

Sinop Kalesi

M.Ö.7.yy.da Şehri korumak amacıyla yarımadanın üzerinde kurulmuştur. Roma, Bizans ve Selçuklular döneminde onarılarak kullanılmıştır. Günümüzde bir bölümü hâlâ ihtişamını korumaktadır. 2050 m. uzunluğu, 25 m. yüksekliği, 3m. genişliği ve iki ana giriş kapısı bulunmaktadır.

Eski Sinop Cezaevi

Ceza Evinin bulunduğu alan Osmanlıların Karadeniz'deki en büyük tersanesiydi. Ceza Evi iç kalenin içinde eski tersane alanında yapılmıştır. 1887 yılından beri ceza evi olarak kullanılmaya başlanmıştır. Etrafı yüksek kale bedenleriyle çevrilidir. Bu özelliğinden dolayı mahkumların kaçışını imkansız kılmıştır. Şu anda Kültür Bakanlığına devri yapılmış olup, turizme kazandırılması yolunda çalışmalar devam etmektedir.

Cami, Türbe ve Kiliseler ;

Alaaddin Cami :

Sinop'un fethinden hemen sonra yapılmıştır. Selçuklu dönemi eseridir. Büyük bir avlunun güneyinde yer alır. Dikdörtgen planlı olup, beş kubbelidir. Avlunun ortasında bir şadırvan, bir köşede de İsfendiyaroğulları'nın türbeleri bulunmaktadır.

Sinop'un diğer önemli camileri Kefevi Camisi, Saray Camisi, Mehmet Ağa Camisi, Cezayirli Ali Paşa Camisi, Meydankapı Camisi ve İskele Camisidir.

Seyyit Bilal Hazretleri Türbesi :

Seçuklu çağında yapılmıştır. Türbe Hz. Hüseyin soyundan ve Arap orduları komutanlarından Seyyit Bilal'in şehit olduğu yerde yapılmıştır. Sinop'un diğer önemli türbeleri Gazi Çelebi, Sultan Hatun (Aynalı Kadın Türbesi), Hatunlar, Yeşil Türbe, İsfendiyar Oğulları Ve Çeçe Sultan Türbeleridir.

Balatlar Kilisesi :

Roma çağında tiyatro ya da hamam olarak kullanıldığı düşünülen bu yapı, 7.yy.da Bizanslılar tarafından kilise olarak kullanılmaya başlanmıştır. İç kısımdaki fresklerin bir bölümü durmaktadır. Mülkiyeti özel şahsa ait arazide bulunmaktadır.

Milli Parklar ve Korunan Alanlar

Sarıkum Tabiatı Koruma Alanı

Sinop Tabiat Anıtları

Yaylalar ;

Guzfındık - Bozarmut Yaylaları

Ulaşım: Yaylalar Gerze - Çalboğazı Beldesi'nin 35 km. güneybatısında bulunan yaylalara ham toprak yolla ulaşılmaktadır. Ulaşım, Gerze plajlarından araçlarla 45 dakikada sürmektedir.

Özellikler: 1. 350 m. rakımlı yaylalarda altyapı tesisleri yoktur.

Konaklama-Yeme-İçme: Yaylada yapı bulunmamaktadır. Kamp yapacakların çadır ve temel ihtiyaç malzemelerini yanlarında getirmeleri gerekmektedir.

Türkeli Kurugöl Yaylası ;

Ulaşım: Türkeli ilçesinin 12 Km. kuzeybatısındadır. Yolun ilk 10 kilometresi toprak yol, 2 kilometresi patikadır.

Özellikler: 800 m. rakımlı yayla Karadeniz'in doğal bir manzara seyir terası konumundadır. Su ve elektrikten başka altyapı bulunmamaktadır.

Konaklama-Yeme-İçme: Kamp yapacakların çadır ve temel ihtiyaç malzemelerini yanlarında getirmeleri gerekmektedir.

Ayancık - Akgöl Yaylası ;

Ulaşım: Ayancık-Boyabat yolunun 44. kilometresinden sağa ayrılan ham toprak yolu takiben 4 km. sonra Akgöl'e ulaşılır.

Özellikler: Akgöl yaylası bozulmamış doğasında bulunan on bin bitki çeşidiyle çangal ormanları, botanik araştırmalar için tercih sebebidir. Yemişli deresinin ağzının kapatılmasıyla oluşturulan yapay gölde kırmızı benekli alabalık üretilmektedir.

Konaklama-Yeme-İçme: Kamp yapacakların çadır ve temel ihtiyaç malzemelerini yanlarında getirmeleri gerekmektedir.

Mağaralar ;

İnaltı Mağarası

Yeri: Sinop, Ayancık İlçesi

Mağara Sinop İli, Ayancık İlçesine yaklaşık 35 km. uzaklıktaki İnaltı Köyü yanında yer almaktadır. Ulaşım toprak ancak güzel manzaralı bir yolla sağlanmaktadır. İnaltı Köyü ile mağara arasındaki uzaklık yaklaşık 400-450 m. civarında olup eğim oldukça fazladır.

Özellikleri: İnaltı Mağarası geniş ve yüksek bir girişle başlamakta ve gidebildiğimiz 350-400 m. lik kısma kadar bu özelliğini korumaktadır. Mağara 3-6 m. genişliğe, 5-25 m.ye varan yüksekliğe sahip olup büyük bir tünel şeklinde devam etmektedir. İlk 350-400 m.lik bölümde, mağara oluşumları açısından duvarlarda traverten oluşumları ile yer yer küçüklü büyüklü sarkıtlar bulunmaktadır. Mağaranın toplam uzunluğu 700 m. olup, 400 m.den sonrası sulu ve çamurludur.

Kuş Gözlem Alanı ;

Sarıkum Gölü

Plajlar ve Mesire Yerleri

Hamsilos Koyu:

Yemyeşil ormanı, rengarenk çiçekleri ile denizin bir nehir gibi kara içine girdiği Hamsilos Koyunun şehir merkezine uzaklığı 11 km. dir.


Sarıkum:

Deniz, Orman ve gölün bir arada bulunduğu eşsiz bir piknik alanıdır. Şehir merkezine 21 km. dir. Çeşitli av hayvanları bulunmaktadır. Tabiatı koruma alanı ilan edilmiştir.

Akliman Mevkii:

Şehrin batısındadır. Deniz kenarında kilometrelerce uzunluğunda ve 15-20 metre genişliğinde bir şerit gibi uzanan kumsallığı ile meşhurdur. Orman İşletme Müdürlüğünce düzenlenen Akliman piknik yeri her türlü ihtiyaca cevap verecek niteliktedir. Ayrıca kumsal boyunca motel kamp ve mesire yerleri mevcuttur.

Orman Kampı:

Şehrin girişinde iç limana bakan kısımda çam ağaçlarıyla kaplı bir alanda bulunmaktadır. Orman İşletme Müdürlüğünün sosyal tesisleri ile kabinler bulunmaktadır. Bütün yaz boyunca hem piknik yapılabilen hem de denize girilen güzel plajlarımızdandır.

Yuvam Kampı:

Orman kampının bitişiğindedir. Plaj ve tesisler Sinop Belediyesine aittir, Güzel bir piknik yeridir. Çadır ve kamp yerleri mevcuttur.

Karakum Yöresi:

İç limanda, şehre 1.5 km. uzaklıktaki Özel İdare' ye ait tesislerde otel, pansiyon, bungalov tipi evler, çadır, kamp yeri bulunmaktadır.

Soğuksu:

Sinop-Boyabat karayolunun 47. Kilometresindedir. Çevresi köknar ağaçlarıyla kaplıdır. Orman içinde yer alan içme suyu, şifalı olarak bilinmektedir.

Bektaşağa Köyü ve Göleti:

Sinop- Erfelek yolu üzerinde Sinop'a 20 km. uzaklıktadır. Geleneksel şenlikleri, orman ve balık avcılığı yapılan göleti meşhurdur.

Sportif Aktiviteler;

Kamp Karavan:

İl merkezinde, çadır ve karavan turizmine yönelik altyapısı tamamlanmış olan Gazi Kampı, Karakum Kampı, Yuvam Kampı, Akliman mevkiinde Martı Kamping ile Demirkollar Kampı her türlü ihtiyacı karşılayacak niteliktedir.

Gazi Orman Kampı ;

Avcılık:

Sinop İli ve İlçelerinde çok sayıda yaban domuz bulunmaktadır. Yöre avcıları tarafından avlanmaktadırlar. İlde domuz avcılığı içi altyapı tamamlandığında, avcılık yöre dışına taşacaktır.

Yelkencilik:

Sinop İl merkezinde ulusal ve uluslararası düzeyde yelken yarışmaları yapılmaktadır.

NE ALINIR ?

Yöre el sanatları yönünden oldukça zengindir. Ayancık İlçesinde keten dokumacılığı yapılmaktadır. Çember de yörede dokunmakta, hem başörtüsü olarak ham de dekoratif amaçlı kullanılmaktadır. Mahrama ve Durağan Bezi, Durağan İlçesinde dokunmaktadır.

İl merkezinde görülen el sanatlarından birisi, halk arasında kotracılık da denilen, gemi modelciliğidir. Ayrıca ilde Özekes ailesinin dört kuşaktır devam ettirdiği el yapımı bıçak üretimi de önemli bir yer tutar.


Ne Yenir ?
Yöreye özgü yemekler; Nohul (üzümlü-cevizli-kıymalı-yoğurtlu), Katlama Pilaki (Hıdırellez yemeği), Mısır Pastası, Kaşık Çıkartması (mamalika), Keşkek Yemeği, Hamsi Dolması, Ayva ve Kestane Yemeği, Kulak Hamuru (içi etli mantı), Islama, Mısır Çorbası, Mısır Tarhanası, Sirkeli Patlıcan ve Sirkeli Pırasa.



Yapmadan Ayrılma : Türkiye'nin en kuzey noktasına gitmeyi,Hamsilos Fiyordunda denize girmeyi,Karakum plajlarını görmeyi,Kaleden limanı seyretmeyi,Müzede ikonaları görmeyi,Çangal ormanlarında yürüyüş yapmayı,Erfelek Tatlıca Şelelerini görmeyi ve vadi boyunca yürümeyi bir de NOKUL'un tadına bakmayı sakın ihmal etmeyin...
KãRdé£éN Çevrimdışı   Alıntı ile Cevapla
 
Alt 27-06-2007, 15:46   #15 (permalink)
KãRdé£éN
Sevda Çiçeğim
 
KãRdé£éN - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
·´¯`·-ღ caηısı ღ-·´¯`·
Kayıt: 18.06.2006
Yaş: 22
Mesajlar: 15.688
İtibar Gücü: 150


ŞELALELER DİYARI ...ERFELEK

Sinop’a 28 Km uzaklıkta, küçük ve şirin bir ilçedir ERFELEK. Eskiden halk arasında Cumayanı adıyla anılırmış. Bilinen geçmişi, yerleşim yeri olarak 1750 li yıllara dayanır. 1876 yılında Bucak olan beldenin adı Karasu olarak değiştirilmiş. 1911 yılında Nahiye merkezi olarak teşkilatlanan Karasu,1960 yılının 1 Nisan günü, tatlı bir," Nisan bir "şakası gibi ilçe statüsü kazanmıştır.

Bu şirin ilçe, bu günkü adını etrafındaki Erfelek ormanlarından almıştır.İlçenin kuruluşundan bir yıl sonra,Erfelek Belediyesi kurulmuştur.

İlçenin ekonomisi tarım,hayvancılık ve ormancılığa dayanır.İlçe topraklarının % 68 ‘i orman ve koruluk,%29.4 ‘ü tarım arazisi, %2,1’i de meradır.Nüfusunun büyük bir bölümü ormanlarda yaşamaktadır. Eğitim seviyesi ortalamalrın çok çok üzerinde olup,% 98 lik bir okuma-yazma oranına sahiptir. Geri kalan % 2 lık bölümü ise, yaş ortalaması okuma-yazma için elverişli olmayan yaşlılardan oluşur. Yıl içinde ortalama nüfusu 4.000 olan Erfelek’te ,yaz aylarında gurbetci hemşehrilerinin ilçeye dönmesiyle birlikte önemli bir nufus artışı gözlenir.

Cuma günleri, ilçenin ekonomık,toplumsal yaşamında ayrı bir yer tutar. Eski adının Cumayanı olarak anılmasına sebep olan,ilçe merkezinde cuma günleri üç ayrı Pazar kurulur. Yöre halkının köylerinden akın akın gelerek yetiştirdikleri sebze ve meyveleri bizzat satışa sundukları kadınlar pazarı,yakın il ve ilçelerden gelenler tarafından kurulan,kuru baklıyat türü ürünlerin satışa sunulduğu Karasu pazarı ve kavun karpuz pazarı her hafta Cuma günleri kurulur.

Çevre köylerin hemen tamamı,bu günde ilçeye iner,çarşı-Pazar ihtiyaçlarını karşılar,resmi dairelerdeki işlerini görür,Cuma namazını kılar,dost ve akrabalarını bu günde ziyaret eder ve varsa ürünlerini de satarak tekrar köylerine dönerler…

İlçe sınırları içinde bulunan tarihi seramik eserler,yer altı tünelleri,mağaralar ve savaş aletleri gib buluntular Erfelek’in köklü bir tarihe sahip olduğunu ve bu topraklar uzerınde çeşitli uygarlıkların yaşadıklarını gösterir.İlçenin kırsal kesimlerinde bulunan höyüklerden, bu yörenin ilk Tunç Çağı’nda (M.Ö:3000 ) yoğun iskan gördüğü anlaşılmaktadır.

Kestane,Erfelek’in ekonomık yaşamında önemli bir yer tutar.Yörede yetişen kestaneler,ince kabuğu ve piştikten sonra iç kabuğundan kolayca ayrılması ve lezzetlı tadı ile ün salmıştır. Ancak Geçmiş dönemlerde her mevsim kamyon-kamyon yurdun dört bir yanına kestane ihraç eden Erfelek bugun o eskı canlılıkdan uzak en durgun dönemlerini yaşamaktadır. Hemen herkesin bir Kestaneliğe sahip olduğu ilçede 1998 yılından beri belirsiz ve bilinmeyen bir nedenden dolayı kestanelikler hızla kurumaya başlamıştır. Kestaneliklerin kuruması ile başlayan ekonomık durgunluk bununla da sınırlı kalmayıp,kestaneye bağlı olarak, yöre halkının % 30 luk bir bölümünün gecim kaynağı olan arıcılık ve dolayısıyla Erfelek’in meşhur kestane balı da her gecen yıl duzen bir rekolte ıle durgunlugun diğer bir sebebidir.

Kestane ve arıcılktan, umudunu nerdeyse kesmeye başlayan yöre halkına bugun umut aşılayan en önemli bir doğal zenginlik ise Tatlıca şelaleleridir. Birkaç yıl öncesine kadar bilinmeyen bu doğal zenginlik, ilçenin cazibesini artırmış, Turizm sektörünün bir anda canlanmasına sebep olmuştur.Şelaleler bu nedenle yörenin geleceği ve kalkınmasında büyük önem taşıyor.Yöre halkı simdi artık umudunu Turizme bağlamış durumda.Öyle ki, eskiden kenti simgeleyen ve Belediyenin ambleminde yer alan kestane,yeni amblemde yerini şelale ve doğa sporları figürlerine bırakmış durumda…
Doğusunda Sinop,Batısında Ayancık,Güneyinde Boyabat ve kuzeyinde Karadeniz ile çevrili olan Erfelek,özellikel eko-turizm potansiyeli açısından keşfedilmeyi bekleyen bir cennettir. Doğa ve dağ turizmi açısından ilgi çekici ve olağanüstü görsellikte zenginlikleri saymakla bitmeyecek kadar fazladır. Nemli batı karadeniz iklimi ve çok soğuk olmayan kışları ile Erfelek ve yöresindeki 1600 metre yukseklıklere kadar tırmanan uçsuz bucaksız ormanlar tam bir gezi ve kamp alanıdır.Karışık tür ağaçlar ile bezenmiş bu doğal güzellik sonbaharda adeta bir renk cümbüşüne dönüşür. Yeşilden sarıya,sarıdan kırmızıya dönüşen bu görsel renk zenginliği insanda unutulmaz duyguların yaşanmasına sebep olmakta. Erfelek,Şelaleri,renk deryası ucsuz bucaksız ormanları,yöresel özelliklerini yitirmeden kalabilen yaylaları ile her mevsim bir başka güzeldir.Harikulade manzaraları ile fotograf meraklılarının da ilgi odağıdır.

Erfelek’te Tatlıca takım şelalelerinin dışında dört ayrı bölgede daha, bambaşka güzelliklere sahip şelaleler de bulunmaktadır.

Tatlıca Takım Şelaleleri :
28 Adet irili ufaklı şelaleden oluşur.1997 Yılında Erfelek Barajının yol yapım çalışmaları ile ulaşım sorunun ortadan kalkması sonucu gün yüzüne cıkmış kayıp bir vadide yer alırlar.

Horzum Şelaleleri : 10 Adet şelaleden oluşur

Hasandere Şelaleleri : 2 adet Şelaleden oluşur

Kızılcaelma Şelalesi ve Deli Kızın Şelalesi mutlaka görülmesi gereken doğal zenginliklerdir.


Ne Yenir ?
Çok farklı etnik yapısı ile Erfelek çok zengin bir mutfak kültürüne sahipdir.Nokul,Mantı ( kıymalı-cevizli), sipsi,herise, mısır ekmeği,mısır çorbası,gürcü mancarı, abaza baklası, mamalika,zılbıt böreği, ısırgan mıhlaması,ısırgan otu çorbası, gazıayak mıhlaması,etli kestane,don-pekmez ( elma-armut) ve papara yöreye has yemek çeşitleridir.

Yapmadan Ayrılma :
Şelalelerinin tamamını,hele de Ekım - Kasım aylarında iseniz mutlaka gezmeden, bir de Erfelek kestanesinin tadına bakmadan geri dönmeyin......
KãRdé£éN Çevrimdışı   Alıntı ile Cevapla
 
Alt 27-06-2007, 15:48   #16 (permalink)
KãRdé£éN
Sevda Çiçeğim
 
KãRdé£éN - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
·´¯`·-ღ caηısı ღ-·´¯`·
Kayıt: 18.06.2006
Yaş: 22
Mesajlar: 15.688
İtibar Gücü: 150


DAĞLARIN ARASINDA... TOKAT

Tokat, Karadeniz Bölgesinde Orta Karadeniz bölümünün iç kısımlarında yer alır. Kuzeyinde Samsun, kuzeydoğusunda Ordu, güneyinde Sivas, güneybatısında Yozgat, batısında: Amasya ili ile çevrilidir..

Akdağ ve Çamlıbel dağlarının oluşturduğu vadiler arasında bulunan Tokat'ta, Deveci Dağı, Dumanlı Dağı, Canik Dağları olarak sıralayabileceğimiz dağlık alanlar mevcuttur. Dağlar, genellikle ırmakların açıldıkları yerlerde ova ve yaylalar, yaklaştıkları yerlerde ise Karedenize parelel uzanan sıradağlar şeklinde devam ederler. Doğuya doğru gidildikçe dağlar birbirlerine çok yaklaşırlar ve yükseklikleri de artar. Bu nedenle önemli geçitler daha çok plato düzlüklerinin bulundukları yerlerdedir.

Dağlık alanlar İl topraklarının % 45 ni kaplar ve üç önemli sıra halinde uzanırlar. Kuzeyden güneye doğru birinci sırayı Canik dağları oluşturur.İkinci sırayı oluşturan yükseltiler; Kelkit-Tozanlı havzalarını ayıran su bölümü çizgisini oluşturan dağlardır.Üçüncü sıra Tozanlı vadisinin güneyinde uzanır. İlin en yüksek dağları bu yörededir.


İlde bulunan ovalardan, Kazova, Turhal Ovası, Erbaa Ovası, Niksar Ovası, Omala Ovası, Artova Ovası ve Zile Ovalarında önemli ölçüde tarım meyve ve sebzecilik yapılmaktadır. Yapılan araştırmalarda kiraz ve vişnenin en önemli gen kaynaklarının Tokat yöresinde olduğu ve Tokat'a özgü "Cerasus İnkana" adlı kiraz türünün endemik bir bitki olduğu görülmüştür.

Tokat'ta iklim hem Karadeniz iklimi hem de İç Anadolu' daki kara ikliminin etkisi altındadır. İlde Tozanlı, Kelkit ve Çekerek Çayı akmaktadır. Zinav Gölü , Güllü Köy Gölü, Kaz Gölü ve Almus Baraj Gölleri ilin doğasına ayrı bir güzellik katmaktadır. Kaz Gölü kuş cenneti konumuna uygun bir göl olup, Almus Baraj Gölü de su sporları için ideal bir parkur alanı oluşturmaktadır.

Tokat, Kelkit, Yeşilırmak ve Çekerek Nehri boyunca kurulan Hitit, Frig yerleşim alanları M.Ö. 4000- 2500 yılları arasında yüksek düzeyde kültür ve sanat yaşamına sahip olmuştur. Roma ve Bizans dönemlerinden sonra Danişmend, Selçuklu, İlhanlı ve Osmanlı dönemlerini yaşamıştır.

GEZİLECEK YERLER

Masat Höyük:
Tokat'ın Zile İlçesi Yalınyazı Kasabasında yer alan Masat Höyük'de M.Ö.3000'de Eski Tunç Çağı, M.Ö. 2000'de Hitit çağı, M.Ö. 1000'de Frig Çağını yaşayan 3 dönem mevcuttur. Masat Höyükte Kayseri'de Hitit imparatorluğuna bağlı bir uç beyinin sarayı bulunmuştur. Pişmiş toprak, metal ve cam eserlerin yanında Hitit Hiyeroglif (Resim Yazısı) yazısı ile yazılmış tablet en önemli eserdir.

Sulusaray (Sebastapolis):
Sulusaray Tokat'ın 68. Km. güneybatısında bulunmaktadır. Höyüğün M.Ö. 3000 yılında Eski Tunç, M.Ö. 2000 yılında Hitit, M.Ö. 1000 yılında Frigler zamanında iskan edilmiş olduğu, kazılarda ortaya çıkan pişmiş toprak eserlerle tespit edilmiş olup, çıkan bu eserler Tokat Müzesinde sergilenmektedir. Ayrıca Antik kentte yapılan çalışmalarda antik kentin sur duvarları, bir kilise kalıntısı, bir hamam ayrıca tabanı mozaiklerle kaplı olan sağlık merkezinin varlığı tespit edilmiştir. Bu mozaikler Sulusaray'da kapalı bir salonda teşhir edilmektedir.

Diğer arkeolojik alanlar ve antik yerleşim yerleri arasında, Horoztepe, Niksar, Tufantepe, Komana Pontika sayılabilir.

Mağaralar

Ballıca Mağarası :
Pazar ilçesinde bulunan Ballıca Mağarası 680 Metre uzunluğu ve 94 metre yüksekliği ile Dünyanın en gösterişli mağaraları içerisinde yer almaktadır.

Sulusaray Kaplıcası:
Tarihi Nice Polis Harabeleri arasında kaynayan Sulusaray Kaplıcaları ilde ve bölgede en önemli kaplıcadır. Kaplıca suyu 55 °c.dir. Minarellerine göre tuzlu, sülfatlı-hafif acı su olarak isimlendirilmiştir. Sulusaray Kaplıcası şu an romatizmal hastalıklardan rahatsız olanlara şifa vermektedir. Kaplıcanın bulunduğu yerde, sezon süresinde kiraya verilen pansiyon, Konaklama yerleri ve çadırları ile gelerek kamp kurmak isteyenlere de kamp yerleri verilmektedir.

Reşadiye Kaplıcası:
Reşadiye ilçesinde yer almaktadır. Ortalama sıcaklığı 40- 41 °c. dir. Romatizma, felçli hastalıklara ve kireçlenmelere karşı tedavi edici bir özelliği vardır. Kaplıca son derece modern motel, yıkanma havuzları ve tesislere sahiptir.

Yaylalar

Tokat'ta, Çamiçi, Topçam, Bizeri, Gürlevik, Batmantaş, Dumanlı Yaylaları yöre halkı tarafından ilgi çekmektedir.

Sportif Etkinlikler

Kamp-Karavan : Gümenek, Sulusaray Kaplıcası, Gıj gıj Dağı kamp ve karavan turizmi için doğal ortamlardır.

Trekking : Alan Yaylası-Akdağ Zirvesi (2000 m.) Ballıca Mağarası arası trekking sporunu sevenler için mükemmel bir alandır.

Kuş Gözlem Alanı : Kaz Gölü onlarca çeşit kuşun yuvalandığı, beslendiği sazlıkları ve görüntüsü ile tam bur kuş cenneti konumundadır.

Olta Balıkçılığı : İl, akarsu ve göllerinin yoğun olması nedeni ile olta avcılığı için ideal bir mekandır. Almus Baraj Gölü her türlü su sporlarına uygun doğal

NE ALINIR ?


Yazmacılar Çarşısı, Bakırcı, Zurnacı, Çarıkçı gibi el sanatlarının üretildiği çarşılarda pek çok hediyelik eşya alınabilir. En ünlüsü tahta baskı ile boyalı yazmalardır.


Ne Yenir ?
Tokat'ın yemek kültürü de oldukça zengin ve iştah açıcıdır. Tokat Kebabı, Etli Dolma, Bakla Dolması, Keşkek, Gendüme Çorbası, Bacaklı Çorba, Cevizli Çörek, Bezli Sucuk, Bat gibi yemeklerin yanında Tokat şarabı da sofralara ayrı bir renk katmaktadır. Özellikle dünyada sadece Tokat'ta üretilen Mahlep şarabının içimi ayrı bir zevktir.

Yapmadan Ayrılma :
Ballıca Mağarasını gitmeden,

Gökmedrese, Latifoğlu Konağı, Beysokağı, Sentemur Türbesi, Taşhan, Ali Paşa, Meydan Camileri, Hıdırlık Köprüsünü görmeden,

Enfes bir doğa harikası olan Kaz Gölü, Reşadiye Zinav Gölü, Almus Baraj Gölü, Topçam, Gürnlevik, Çamiçi gibi doğal mesire yerlerini gezip görmeden,

Tahta baskı ürünlerinin yapıldığı Yazmacılar Çarşısı, Bakırcı, Zurnacı, Çarıkçı gibi el sanatlarının yapıldığı yerleri gezmeden,

EI dokuma kumaşların ve otantik yöresel giyim kültürünün sergilendiği köyler ziyaret edilmeden,

Tahta baskı yazma almadan,

Tarihi Tokat hamamlarının birinde Türk Hamamının özelliklerini tanımadan,

Tokat yemeklerinden, özellikle Tokat kebabından yemeden, Tokat'ın enfes şaraplarından tatmadan,

Dünyaca ünlü Niksar Ayvaz Suyunu Kaynağından içmeden,

Tokat'dan ayrılmayın...
KãRdé£éN Çevrimdışı   Alıntı ile Cevapla
 
Alt 27-06-2007, 15:49   #17 (permalink)
KãRdé£éN
Sevda Çiçeğim
 
KãRdé£éN - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
·´¯`·-ღ caηısı ღ-·´¯`·
Kayıt: 18.06.2006
Yaş: 22
Mesajlar: 15.688
İtibar Gücü: 150


OY TRABZON... TRABZON

Doğu Karadeniz Bölgesinde yer alan Trabzon Kafkasların ve İran transit yolunun başlangıcında yer alır. Karadenize kıyısı olan diğer ülkelerin limanlarıyla bağlantısı bulunmaktadır. Tarihi ve doğa güzellikleri ile dört mevsim gezip görülebilecek turizm şehridir.

Güneyinde Gümüşhane ve Bayburt, batısında Giresun, doğusunda Rize illeri ile çevrili olan Trabzon, kuzeyinde de Karadenize kıyısı vardır. Yerleşim yoğunluğu sahil kesimlerdedir. Deniz seviyesinden başlayarak güneye doğru artan yükseklik bölgede 3000 metreyi bulur. Yüksek kesimlerde genellikle dağlar, tepeler ve yaylalar yer almaktadır.

Bitki örtüsü açısından son derece zengin olan Trabzon'da 440'ı bölgeye has, Türkiye genelinde nadir olan 2500 bitki türü bulunmaktadır.

Yıllık deniz suyu sıcaklığı ortalaması 16.1° olup, Ağustos ayında 27.5°C' ye ulaşır. En düşük değer ise, Mart ayında 6.0°C dır. Senenin her ayı yağışlı olan Karadeniz ikliminin bariz özelliklerini taşır.

Kent tarihinde ilk defa M.Ö. 5.yüzyılda Miletli Kolonistler tarafından kurulmuştur.

Roma ve Bizans devirlerini yaşayan Trabzon, 1204 yılında Pontus devletinin başkenti olmuştur.

1461 'de Fatih Sultan Mehmet tarafından alınan kentte Yavuz Sultan Selim Şehzadelik yapmış Kanuni Sultan Süleyman bu kentte doğmuştur.

GEZİLECEK YERLER

Trabzon Kalesi:
Yörenin en iyi korunmuş eseridir. Şehir merkezinde ve denizden tepelere kadar uzanmaktadır.

Cephanelik:
İç içe geçmiş iki yuvarlak yapıdan oluşan kulede dış yapının iki katı tam olarak ayaktadır. Üçüncü katın pek az bir kısmı günümüze gelmiştir. İç ve dış yapılarda kemerli 13'er adet pencere bulunmaktadır. Her katta bulunan 13 pencere sık ve muntazam aralıklıdır.

Dış yapıda bulunan giriş pencerelerle aynı yükseklikte ve biraz daha geniş bırakılmış olup, kuzeybatı yönüne düşmektedir. Üzerindeki kitabe kısmı boştur. Üçüncü katın mevcut olan duvarında, kapıyla aynı hizada, kare bir taş levha, içinde H. 1302 senesiyle tuğra bulunmaktadır. Kare levhanın dört köşesinde kabartma rozetler bulunmaktadır.

Köşkler :

Atatürk Köşkü:
Soğuksu semtinde küçük bir çam korusu içinde yer alıp 20.yüzyılın hemen başında yaptırılmış, Atatürk 1934 ve 1937 yıllarında Trabzon'u ziyaretlerinde bu köşkte konuk edilmiştir. Onun ölümünden sonra Trabzon Belediyesi tarafından, dönemde kullanılan eşyalarla dekore edilerek, Atatürk Müzesi olarak ziyarete açılmıştır. Ulu önderimiz 1937 yılında vasiyetnamesinin bir bölümünü bu konakta yazmıştır.

Cami ve Kiliseler :

İnanç turizmi açısından önemli bir merkez olan Trabzon'da önemli camiler Gülbaharhatun Camisi, İskenderpaşa Camii, Çarşı Camisi, Büyük İmaret Camisi; önemli kiliseler Haghios Eugenius Kilisesi (Yeni Cuma Camii), Panaghia Chrysocephalos Kilisesi (Fatih Camii), Santa Maria Kilisesi, Ayasofya Kilisesi, Santa(Dumanlı) kiliseleridir.

Hanlar :

İlde bulunan hanlar, Vakıfhan, Taşhan, Alacahandır. Ayrıca Taşhan'ın yanında bir de Bedesten bulunmaktadır.

Maçka-Mavura Yaylası :

Ulaşım: Maçka'nın18,5 km. batısındaki Mavura yaylasına yaz aylarında minibüs bulunabilir.

Özellikler: Elektrik ve su olan yaylada, yayla mevsiminde kır kahvesi, bakkal, kasap, manav hizmet vermektedir. Mavura yaylasıyla Solma yaylası arası 3,5 km. orman manzaralı toprak yol, yaya yürüyüş için idealdir.

Konaklama-Yeme-İçme: Konaklama yeri bulunmadığından kamp malzemeleri getirilmelidir. Temel ihtiyaçlar yayladaki günübirlik yerlerden karşılanabilir.

Maçka-Kiraz Yaylası :

Ulaşım: Maçka İlçesi Gürgenağaç köyü arası 22 km. asfalt yol olup, Gürgenağaç köyünden güneye doğru 7 km. toprak yolla ulaşılabilir. Yaz mevsiminde ticari araçlarla yolcu taşımacılığı yapılmaktadır.

Özellikler: 1. 850 m. rakımlı yaylada alt yapı hizmetleri tamamlanmış durumdadır. Yaylanın içinden akan buz gibi suda alabalık avlanabilir, yaylada çim kayağı yapılabilir. Temmuz ayının üçüncü cuma günü "Ayeser Şenlikleri" kutlanmaktadır.

Elektrik, PTT ve çeşme gibi altyapıya sahip yaylada, bakkal, kır kahvesi, kasap, et lokantası hizmet vermektedir.

Konaklama-Yeme-İçme Hamsiköy ve Gürgenağaç köylerinde pansiyonlarda konaklanabilir. Her türlü ihtiyaç yayladaki alışveriş yerleri ve lokantalardan karşılanabilir.

Lapazan Yaylası :

Ulaşım: Gürgenağaç köyünün güneyinde 2. 200 m. rakımlı yaylaya 27 km. toprak yoldan arazi vitesli araçlarla gidilebilir.

Özellikler: Altyapıya henüz kavuşmamış yaylada Haziran - Temmuz aylarında yer yer kar yığınları görülmektedir. Aşınmaya dayanıklı bitki örtüsü çim kayağına elverişlidir.

Konaklama-Yeme-İçme: Tamamen bakir olan yaylaya kamp malzemeleri ve temel ihtiyaç malzemeleri getirmelidir.

Maçka-Çakırgöl Yaylası :

Ulaşım: Yaylaya Maçka - Meryemana yolunun 5 kilometresinden sağa ayrılan toprak yoldan 90 km. ilerledikten sonra ulaşılabilir. Yol üzerindeki yaylaların bir kısmına ticari araçlarla yolcu taşımacılığı yapılmaktadır. Çakırgöl yaylasına arazi tipi araçlarla gidilmelidir.
Özellikler: 2. 504 m yükseklikteki Çakırgöl yaylasına yol üzerinde; Arnavutluk, Kırantaş, Akarsu, Ayraksa, Livayda Kurugöl, Mesaraş Furnoba, Kasapoğlu, Camiboğazı, Ortaoba ve Deveboynu yaylaları bulunmaktadır.

Konaklama-Yeme-İçme: Yaylaya kamp malzemeleri ve temel ihtiyaç malzemeleri getirmelidir.

Çaykara - Uzungöl Turizm Merkezi :

Ulaşım: Çaykara ilçesine 20 km. mesafedeki Uzungöl'e yaz kış ulaşım aracı bulunmaktadır.

Özellikler: 1. 250 m. yükseklikteki Uzungöl, eşsiz doğal güzellikleri ile Karadeniz'in son yıllardaki en gözde turizm merkezlerinden biridir. Altyapı hizmetleri tamamlanmış durumdadır. 500 bin m2 alana sahip olan gölde alabalık ve sazan balığı yaşamaktadır. Uzungöl'ün 10 km. güneyinde 3000 m. yükseklikte Holdizon dağlarında, Balıklıgöl çevresinde yaya yürüyüş yapılabilir ve vahşi doğa şartlarında yaban hayatı izlenebilir.

Konaklama-Yeme-İçme: Uzungöl'de göl manzaralı konaklama tesisleri, yeme-içme yerleri bulunmaktadır. 72 yataklı ahşap bungalovlar ve restoranlar yaz kış işletilmektedir.

Karadağ Turizm Merkezi - Karadağ Yaylası :

Ulaşım: Akçaabat - Düzköy yolunun 12. kilometresinden batıya dönülerek 28 km. toprak yolla gidilebilen yaylaya, yayla mevsiminde ticari taşıtlarla yolcu taşımacılığı yapılmaktadır.

Özellikler: 1. 946 m. yükseklikteki yayla bol oksijeni ile akciğer tedavisi görmüş hastaların tatil için tercih ettiği yerdir. Alt yapı hizmetleri tamamlanmış olan yaylada hediyelik eşya satış yerleri bulunmaktadır. Yaylada yaban hayatı da oldukça zengindir.

Konaklama-Yeme-İçme: 10 yataklı pansiyonda konaklanabilir. Yaylada bakkal, fırın, kır kahvesi ve lokanta hizmet vermektedir.

Karadağ Turizm Merkezi - Hıdırnebi ve Kuruçam Yaylaları

Ulaşım: Yaylalara Akçaabat - Düzköy yolunun I2.nci kilometresinden batıya dönülerek on kilometrelik toprak yolla ulaşılmaktadır. Yolu yaz-kış ulaşıma açık olan yaylalara ticari taşıtlarla yolcu taşımacılığı yapılmaktadır. Kuruçam - Hıdırnebi yaylaları arası bir kilometredir.

Özellikler: 1. 742 m. yükseklikteki yaylalarda alt yapı hizmetleri tamamlanmış durumdadır. 20 Temmuz'da başlayıp üç gün süren Hıdırnebi şenliklerinin düzenlendiği Hıdırnebi tepesi doğal manzara seyir terası konumundadır. Orman içinde kurt, tilki, çakal vb. yabani hayvanları izlenebilir, foto safari yapılabilir.

Yörede yaşayan köylüler, püsküllü çanta, alaca çorap, örme sepet, yayık, kaşık vb. ağaç mutfak eşyaları satmaktadır.

Konaklama-Yeme-İçme: Yayladaki bakkal, manav, kasap, fırın, lokanta ve kır kahveleri ve yayla mevsiminde işletilen pansiyonlar bulunmaktır. Yol üzerinde Acısu köyünde maden suyu kaynağı ve pansiyon bulunmaktadır.

Tonya - Erikbeli Turizm Merkezi - Erikbeli Yaylası :

Ulaşım: Tonya ilçesinden güneye 24 km. toprak yolla ulaşılan, Erikbeli yaylasına yaz aylarında ticari taksi ve dolmuşlarla yolcu taşımacılığı yapılmaktadır

Özellikler: 1. 800 m. yükseklikteki yaylada alt yapı hizmetleri tamamlanmış durumdadır. Erikbeli Turizm Merkezi, Kadırga, Çatma Obası, Sazalanı, Zigana, Ken yaylalarına giden yolların birleştiği kavşaktadır. Erikbeli, Sazalanı, Ken, Sinlice, Şıkkıranı ve Siz dağı yaylaları arası doğa yürüyüşü için idealdir. Ken yaylası Erikbeli Turizm Merkezi'nin 9 km. kuzeyinde, Şıkkıran yaylası 19 km. kuzeyinde orman içerisindedir.

Konaklama-Yeme-İçme: Konaklama için kamp malzemeleri getirilmelidir. Ancak yayladan et, süt, yumurta, ekmek gibi gıda maddelerini temin edilebilmektedir.

Sazalanı Yaylası :

Ulaşım: Tonya'ya 24 km. mesafedeki Erikbeli Turizm Merkezi'nin 5 km. batısında yer alan Sazalanı yaylasına ham toprak yolla ulaşılmakta olup, yayla mevsiminde ticari araçlarla yolcu taşımacılığı yapılmaktadır.

Özellikler: 1. 700 m. yükseklikteki yaylada alt yapı hizmetleri tamamlanmış durumdadır. Yaylada lokanta, kır kahvesi, bakkal bulunabilir.

Konaklama-Yeme-İçme: Konaklama için kamp malzemeleri getirilmelidir. Ancak yayladan temel ihtiyaç malzemeleri karşılanabilir.

Sis Dağı Yaylası :

Ulaşım: Tonya'ya 24 km. mesafedeki Erikbeli Turizm Merkezi'nden sonra kuzeybatıya 25 km. toprak yolla Sis dağı yaylasına ulaşılır.

Özellikler: 1. 550 m. yükseklikteki yaylada kısmen altyapı hizmetleri getirilmiştir. Bakkal, kasap ve kır kahvesi bulunabilir. Her yıl Temmuz ayının üçüncü cumartesi günü Sis Dağı Şenlikleri yapılmaktadır.

Konaklama-Yeme-İçme: Konaklama için kamp malzemeleri getirilmelidir. Ancak yayladan temel ihtiyaç malzemeleri karşılanabilir.

Kadırga Yaylası :

Ulaşım: Kadırga yaylası, Tonya'ya 24 km. mesafedeki Erikbeli Turizm Merkezi'nin 14 km. doğusundadır. Ham toprak yolla ulaşılan yaylaya yaz aylarında ticari taşıtlarla yolcu taşımacılığı yapılmaktadır.

Özellikler: Yayla, 2. 300 m. yükseklikte ağaç yetişme sınırının üzerindedir. Her yıl Temmuz ayının üçüncü cuma günü kutlanan Kadırga Şenlikleri'ne on binlerce kişi gelmektedir. Halk oyunları gösterileri, yarışmalar, davul zurnalı eğlenceler sırasında tonlarca et, ekmek, yayık ayranı tüketilen Kadırga Şenlikleri büyük bir pazara, panayıra benzemektedir.

Elektrik, su, WC. gibi altyapıya sahip yaylada bakkal, kasap, fırın, lokanta, tuhafiyeci, kır kahveleri hizmet vermektedir.

Konaklama-Yeme-İçme: Konaklama için kamp malzemeleri getirilmelidir. Ancak yayladan temel ihtiyaç malzemeleri karşılanabilir.

Çatma Obası Yaylası :

Ulaşım: Tonya'ya 24 km. mesafedeki Erikbeli Turizm Merkezi'nin 14 km. doğusunda yer alan Kadırga yaylasının 9 km. güneyindedir. Yaylaya özel araçlarla gidilebilir.

Özellikler: 2. 200 m. yükseklikteki Çatma obası küçük bir yayladır. Erikbeli-Kadırga-Çatma Obası Yaylası ve Zigana Kayak Merkezi arasında doğa yürüyüşü yapılabilir. Mızraklı Su, Şehitler tepesi, Çıngıraklı kuyu gibi efsaneleri olan mekanları vardır.

Mızraklı Su: Efsaneye göre, savaş sırasında çok susayan asker bir mızrağı ortadan kırıp sağa sola bütün gücüyle fırlatır. Mızrağın bir parçasının saplandığı yerden su çıkar, diğer parçasının saplandığı yerde su kaybolur. 50-60 metre aşağıda esrarengiz bir şekilde çimlerin arasında yok olan suyun çıktığı bölüm, günümüzde beton koruma altına alınmıştır.

Çıngıraklı Kuyu Bu adı, kuyuya atılan bir taş parçasının uzun süre ses çıkarmasından almaktadır. Girişin uzun zaman karla kapalı kaldığı mağara bulunmaktadır.
Konaklama-Yeme-İçme: Konaklama ve yeme-içme malzemeleri getirilmelidir.

Düzköy (Haçka Obası) Yaylası :

Ulaşım: Yaylaya, Trabzon'a 40 km. mesafedeki Düzköy ilçesinden güneye 12 km. toprak yolla ulaşılabilinir.

Özellikler: 1. 784 m. yükseklikteki yaylada alt yapı hizmetleri tamamlanmış durumdadır. Yaylada bakkal, kasap, manav, fırın ve kır kahveleri bulunmaktadır. Temmuz ayının üçüncü cuma günü Kadırga, 14 Ağustos da Karaabdal şenlikleri yapılan yaylada Haçkalı Baba türbesi ilgi çekmektedir.
Konaklama-Yeme-İçme: 20 pansiyonda konaklanabilir. Her türlü yeme-içme imkanı bulunmaktadır.

Mağaralar :

Çalköy Mağarası Akarsu Köyü Mağarası

Mesire Yerleri :

Boztepe:
Trabzon kentini panoramik açıdan görünümünü sağlayan bölge, yaz mevsiminde gezi ve dinlenme alanı olarak kullanılmaktadır. Otomobil ile ulaşım mümkün olup yeme-içme tesisleri oldukça gelişmiştir.

Çamburnu:
Trabzon-Rize Devlet Karayolu üzerinde Sürmene İlçesine bağlı çamlık-plaj ve piknik alanıdır.

Sera Gölü:
Sera Gölü, Trabzon'un batı sahilinde,şehir merkezine 8 km. uzaklıkta bulunan, denize 2 km. mesafede, Akçaabat İlçe sınırlan içerisinde krater bir göl oluşumudur. 1950 yılında meydana gelen bir toprak kayması sonucunda oluşmuştur. Yeme-içme tesisleri yanı sıra piknik alanı olarak da düzenlenmiştir.

NE ALINIR ?

Eskinin daracık arnavut kaldırımlarının üzerinde yürüyüp tek katlı arasta biçimli ve koridoru andıran, hemen hemen tüm Trabzon halkının alışveriş mekanı olan kemeraltında Trabzon'a has telkari usulü ile el yapımı gümüş eşyaları görmelisiniz. Altıncılar ve gümüşcüler çarşısını mutlaka gezmelisiniz.

Ne Yenir ?
Pek çok yemeği yapılan hamsi, karalahana ve mısır ekmeği, hamsi kuşu, hamsi pilavı, hamsili kaygana, hamsi tava, lahana kavurması, hoşmerim, Akçaabat Köftesi, kıymalı ve peynirli Trabzon pidesi, Hamsiköy sütlacı yöre yemeklerindendir.



Yapmadan Ayrılma :
Yörenin en iyi korunmuş, denizden tepelere kadar uzanan Trabzon Kalesini gezmeden,

Şehrin 7 km güneybatısında soğuksu mevkiinde 19.yüzyıl sivil mimari örneği ile yapılmış ve Trabzon halkının Atatürk'e bir hediyesi olan Atatürk Köşkünü ziyaret etmeden,

Fatih veya İrena Kulesi olarak bilinen ve Cephanelik olarak kullanılan mekanı görmeden,

Yayla şenlikleri mayıs ayının ilk pazar günü başlayarak ağustos ayının sonuna kadar süren festivaller Trabzon'un simgesi halindedir. Festival tarihlerinde Trabzon'a gelirseniz festivale katılmadan,

Kışın Trabzon'a geldiyseniz, Sümela Manastırını kar altında görmeden,

Sümela Manastırı gezisi sonrası yol güzergahında bulunan lokantalarda, kara lahana dolması, kayana, Hamsiköy'de Hamsiköy Sütlacı yemeden,

Uzungölü gezmeden,

Tereyağında alabalık ve tüm Karadenize özgü yemekleri tatmadan... Dönmeyin.
KãRdé£éN Çevrimdışı   Alıntı ile Cevapla
 
Alt 27-06-2007, 15:50   #18 (permalink)
KãRdé£éN
Sevda Çiçeğim
 
KãRdé£éN - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
·´¯`·-ღ caηısı ღ-·´¯`·
Kayıt: 18.06.2006
Yaş: 22
Mesajlar: 15.688
İtibar Gücü: 150


KARA ELMAS DİYARI... ZONGULDAK

Zengin bir tarihi geçmişi olan, göz alabildiğince yeşili, bin yıllık mağaraları, doğal ve tarihi güzellikleriyle Zonguldak görülmeye değer bir ildir.

Oldukça engebeli bir arazi üzerine kurulmuş olan kent topraklarının önemli bir bölümünü, akarsu vadileriyle yer yer derin bir biçimde parçalanmış alanlar ve orta yükseklikteki dağlar oluşturur.

Bol yağışlı bir iklime sahip olan Zonguldak, akarsular bakımından da oldukça zengindir. Filyos Irmağı, Devrek Irmağı, Alaplı Irmağı, Gülüç Çayı ve Üzülmez Dereleri ilin en önemli akarsularıdır. Karadeniz Ereğlisi' nde Kızılcapınar ve Gülüç, Merkez'de Ulutan baraj gölleri ile Karapınar'da Çobanoğlu, Çatalağzı'da ise Dereköy göleti ilin yapay gölleridir.

İl topraklarının % 52'si ormanlarla kaplıdır. Yörenin yüksekliklerinde iğne yapraklı, daha aşağılarda yayvan yapraklı, akarsu kenarlarında ise kavak, söğüt gibi ağaçlar bulunmaktadır. Bu ana yeşil dokuyu bol çeşitli orman altı bitki türleri tamamlamaktadır. Zonguldak' da Karadeniz iklimi görülmektedir. Mayıs - Ağustos ayları arasındaki ortalama deniz sıcaklığı 20 C' dir.

Zonguldak ve çevresi; Hitit, Frig, Pers, Roma, Bizans, Selçuklu, Danişmend, Candaroğulları ve Osmanlı dönemleri yaşamıştır. Zonguldak şehir merkezi, maden kömürünün bulunması sonucu 1849 yılında yerleşim yeri olarak kurulmaya başlanmıştır.


GEZİLECEK YERLER :

Halil Paşa Konağı :

Zemin + 3 katlı, orta sofalı plan tipinde ve kargir olan yapı, 19. yüzyıl sonlarına doğru kentin ileri gelenlerinden Halil Paşa Karamahmutoğlu tarafından yaptırılmış ve antik spoli malzemelerden de yararlanılarak ilgi çekici hale getirilmiştir. Bir dönem ortaokul ve Kız Meslek Lisesi olarak da kullanılan yapı, 1988 yılında Kültür Bakanlığı'na tahsis edilmiş ve 1989 yılında başlanan restorasyonu 1998 Mart ayında bitirilmiştir.

1988 yılı Eylül ayından itibaren Atatürk Kültür Merkezi'nde faaliyetlerini sürdüren Ereğli Müze Müdürlüğü, 17.3.1998 tarihinde restorasyonu tamamlanan Halil Paşa Konağı'na taşınmıştır.

Teşhir-tanzim çalışmaları tamamlanan binanın zemin katı idarî bölüm olarak kullanılmaktadır. Müzenin birinci katında, Ereğli ve çevresinde toplanan Grek, Roma, Bizans dönemlerini yansıtan mermer mezar stelleri, pişmiş toprak amphoralar, figürlü mermer sütun başlıkları, cam kaplar ve takılar, çeşitli madeni eserler ve pişmiş topraktan yapılmış kaplar, kandiller, dokuma ağırlıkları ve figürinlerden oluşan arkeolojik eserler ile Lidya, Grek, Roma, Bizans, Abbasi, Emevi, Sasani, Artuklu, Selçuklu ve Osmanlı sikkeleri koleksiyonlarından oluşan eserler teşhir edilmektedir. İkinci katta çeşitli erkek ve kadın giysileri ile yöreye özgü bir dokuma olan "Elpek" kumaşı ve ipliği, dokuma aletleri, mendil, bohça, örtü gibi dokuma türleri, silahlar, takılar, mühürler tütünle ilgili eşyalar, tespih, saat, mutfak eşyaları, ölçü ve tartı aletleri ve yazma eserlerden oluşan yöresel etnografik eserler sergilenmektedir. Üçüncü kat, dönemine uygun döşenmiş müze-ev olarak düzenlenmiştir. Müze bahçesinde ise, çeşitli dönemlere ait lahitler, sütun başlıkları, sütun kaideleri, sütunlar, yazıtlı bir taş, mimarî parçalar ve bir anıt mezardan oluşan taş eserler sergilenmektedir.

Plajlar :

80 km'lik kıyı şeridi boyunca çok sayıda doğal plaj ve kumsal bulunmaktadır. Doğu yönünden itibaren Sazköy, Filyos, Türkali, Göbü, Hisararkası, Uzunkum, Kapuz, Karakum, Değirmenağzı, Ilıksu, Kireçlik, Armutçuk, Karadeniz Ereğli, Mevreke, Alaplı ve Kocaman mevkiileri yaz boyunca yöre halkının akın ettiği kumsallardır

Mesire Yerleri :

Merkezde Ulutan Baraj Gölü, Ereğli'de Kızılcapınar Baraj Gölü ve Gülüç Baraj Gölü, Çatalağzı beldesinde bulunan Dereköy Göleti ile Karapınar beldesinde bulunan Çobanoğlu Göleti (18 ha) içme suyu ya da sanayi amaçlı yapay göllerdir. Bu göllerin çevresi yöre halkınca günübirlik dinlenme alanları olarak kullanılmaktadır. Merkez Kokaksu mevkiinde bulunan Harmankaya, Kozlu beldesinde Değirmenağzı ve Ereğli'de Güneşli Şelaleleri ilin en önemli çağlayanları olup, trekking amaçlı olarak kullanılmaktadır

Mağaralar :

Cehennemağzı Mağarası, Gökgöl, Kızılelma, İnağzı ve Cumayanı Mağaraları görülmeye değerdir.

Koruma Alanları :

Zonguldak - Çitdere Tabiatı Koruma Alanı

Konumu: Batı Karadeniz Bölgesinde, Zonguldak ili, Yenice ilçesi, Şekermeşe ve Dibekyanı mevkiinde yer almaktadır. Saha 72.15 Ha. dır.

Ulaşım: Sahaya Zonguldak-Ankara devlet karayolu Yeniçe sapağından ayrılan 45 km.lik yol ile ulaşılabilir.

Özellikleri: Çok çeşitli orman ağacı türlerinin bir arada bulunduğu eşsiz bir ekosistem özelliği, Istranca meşesi (Quercus hartwvissiana) nin dünyada eşine ender rastlanan boy ve çaptaki örneklerinin varlığı, aralarındaki nesli tehlikeye düşmüş veya düşebilir türlerinde yer aldığı eşsiz yaban hayvanları topluluğuna sahip olması özelliklerini oluşturmaktadır.

Istranca meşesi (Quercus hartwvissiana), kayın (Fogus orientalis), gürgen (Carpinos betilus), göknar (Abies bornmülleriana), dişbudak (Fraxinus excelsior), akçaağaç (Acer platano-ides),karaçam ((Pinus nigra), sarıçam (Pinus sylvestris), porsuk (taxsus baccata), ıhlamur (Tilia tomentosa),kayacık (Ostrya carpinifoliç), karaaağaç (Ulmus campestris), kuşburnu (Rosa canina), Üvez(Sorbus aucuparia) sahada bulunan ağaç türleridir.


Başlıca hayvan türleri ise; geyik, karaca, ayı, domuz, kurt, tilki, sansar, başak, yaban kedisi, tavşan, çulluk, tahta güvercin, alakarga, atmaca, ispinoz ve kara tavuktur.


Sportif Etkinlikler :

Avcılık:
Zonguldak İli av ve yaban hayatı anlamında da çeşitlilik ve zenginlik göstermektedir. Özellikle Merkez, Devrek, Gökçebey ve Karadeniz Ereğli civarında bulunan orman alanlarında ayı, domuz kurt, tilki, porsuk- çakal- dağ keçisi, sincap, karaca, tavşan, gibi yaban hayvanları ve yaban ördeği, yaban güvercini, çulluk, bakal gibi kuş türleri avlanmaktadır. Akarsularda sazan, alabalık, karabalık ve mercan, denizde ise istavrit, hamsi, mezgit, palamut, barbunya gibi balıklar avlanmaktadır. Yaban hayatına yönelik avlanma daha çok hobi ya da boş zaman faaliyeti olarak yapılmakta iken, denizlerde yapılan avlanma ise ticari amaçlı olarak gerçekleştirilmektedir.

Bisiklet Turları:
Ereğli çevresinde bisikletli doğa gezileri düzenlenmektedir. Ereğli-Armutçuk Gökçeler yönünde hem bisiklet gezisi için uygun eğime sahip yol hem de yol güzergahı boyunca tarihsel değerleri ve doğal güzellikleri görme ve izleme olanağı bulunmaktadır.

Olta Balıkçılığı :
Başta Karadeniz olmak üzere, Ulutan Baraj Gölü, Kızılcapınar Baraj Gölü ile Filyos Irmağı, Devrek Çayı, Gülüç Çayı ve Alaplı Çayı olta balıkçılarının rağbet ettiği başlıca yerlerdir. Ayrıca Bostandüzü, Ilıksu mevkiilerinde bulunan dereler de olta balıkçılığı yapılmaktadır.

Dağ Doğa Yürüyüşü:
Alaplı'da Bacaklı Yayla, Bölüklü Yayla ve Kız Kulağı Yaylası, Merkezde Göldağı, Esenlik, Beycuma Yayla Mevkii, Devrek'de Bostandüzü, Dirgine Vadisi ve Yedigöller, Gökçebey'de Pamukdüzü Mevkii dağ doğa yürüyüşü yapmak isteyenlerin en fazla ilgi gösterdiği noktalardır. Ayrıca, Harmankaya, Güneşli ve Değirmenağzı şelalelerinin bulunduğu doğal güzergah da, trekking amaçlı gezilerde ilk akla gelen yerlerdir.

Yatçılık:
Her yıl Ataköy Marina tarafından düzenlenen Uluslararası Karadeniz Yat Rallisi (Kayra) kapsamında, ralliye katılan yatlar Zonguldak

NE ALINIR ?

Devrek Bastonu, elpek bezi, madenci heykelcikleri tercih edilen hediyelik eşyalardır.





Ne Yenir ?
Yöre mutfağı ağırlıklı olarak unlu (buğday ve mısır unu) mamullerden yapılan yemek türlerinden oluşmaktadır. Su böreği, kabaklı börek, bazlama, cizleme, gözleme, kömeç ekmeği, pide türleri, tarhana çorbası, uğmaç çorbası, göce çorbası, malayı yöresel yemekler arasında sayabiliriz. Ereğli pidesi ve Osmanlı çileği, Çaycuma yoğurdu, Devrek çöreği ve simdi ile Zonguldak ormanlarında yetişen kuzu kestanesi yörenin adıyla özdeşleşmiş yiyecekleridir.



Yapmadan Ayrılma :
Zonguldak-Kozlu karayolu üzerindeki Uzunmehmet adına yapılmış anıtı görmeden,

Yaklaşık 4 km'lik bir trekking gezisi sonucu ulaşılan bir doğa harikası olan Harmankaya Şelalelerini görmeden,

Devrek ilçesi, Bostandüzü Orman Dinlenme yerinde mola verip doğa fotoğrafı çekmeden,

Ereğli ilçesindeki dinsel ve mitolojik özelliklerinden dolayı rağbet gören Cehennemağzı Mağaralarını gezmeden,

Ereğli Müzesini gezmeden, Zonguldak'dan ayrılmak olmaz...
KãRdé£éN Çevrimdışı   Alıntı ile Cevapla
 
Alt 27-06-2007, 15:52   #19 (permalink)
KãRdé£éN
Sevda Çiçeğim
 
KãRdé£éN - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
·´¯`·-ღ caηısı ღ-·´¯`·
Kayıt: 18.06.2006
Yaş: 22
Mesajlar: 15.688
İtibar Gücü: 150


Doğa,Deniz,kumsal ve Tatil. BARTIN

Batı karadeniz bölgesinde, ormanlar ile denizin dantel gibi iç içe kaynaştığı,59 km.lik sahil şeridi ile tatilcilerin gözde mekanlarındandır BARTIN…

“Suların ilahı”, “Genç bakire “, anlamına gelen Parthenios ırmağından (Bartın ırmağı) adını alarak, “Parthenia” antik adı ile anılır. Tarih boyunca Gaskalar,Hititler,Bithinia ve Frig uygarlıklarına vatan olmuştur BARTIN. Sonraki dönemlerde ise Miletliler, Kimmerler, Lidyalılar,ve Perslerden sonra Pontus egemenliğinde kalmıştır. Roma ve Bizans yönetiminde yaklasık 1.300 yıl kadar kalan BARTIN, Cenovalılar,Selçuklu Devleti, Candaroğulları Beyliği ve 1.392 yılında Osmanlı sınırları içine katılmıştır.

Çok yüksek olmamakla birlikte sahil şeridinde dik ve sarp dağlarla çevrili olan Bartın bölgesinde ; Karadağ, Aladağ,Kocadağ,Karasu ve arıt dağları en büyük dağlardır. Ormanlarla kaplı dağları yararak denize ulaşan en önemli akarsuyu Bartın ırmağı ve onun kolları olan Kocanaz ve Kocaçay’dır.

Bartın bölgesinin sık orman dokusu içinde,meşe,kayın,gürgen,kestane,ıhlamur,akcaağaç, defne,çam,köknar, zakkum,kızılcık,kuşburnu,kavak ve incir sıkca rastlanan türlerdir. Bozayı,yaban domuzu,tavşan,karaca,kurt, çakal,gelincik,tilki,sincap,şahin,atmaca,leylek,bı ldırcın,karatavuk ise sıkca görülen yaban hayatı üyeleridir. Arazi yapısının % 35 i tarım için uygun vasıflardadır ve Buğday,mısır,patates,sebze ve meyve üretimi yapılmaktadır.Son yıllarda ise Bartın’da çilek üretimi önemli bir hızda artmaktadır. 25 MAYIS -15 Haziran tarihleri arasında “Bartın Çilek Festivali” yapılmaktadır.

Yörede el sanatları açısından en başta genç kızların elişleri gelir.17.yy dan günümüze kadar ulaşan siyah veya beyaz tül üzerine gümüş tel işlenerekyapılan “telkırma” yazmalar,”çatkı” denilen başörtüleri, yastık, çarşaf, bohça ve karyola etekleri günümüzde azalarak da olsa devam eden el sanatlarıdır ve yerli yabancı ziyaretcilerin ilgisini çekmektedir.

Amasra kalesi,Fatih camii,Bedesten,Kuş kayası yol anıtı,Aya Nikolas kilisesi,Taşhan, Hisarkale mahzeni yöredeki belli başlı tarihi eserlerdir. Ancak 18-19 yy geleneksel Türk evleri mimari özelliklerini taşıyan, alt katı taş,üst katı ahşaptan yapılma Bartın evlerinin, bu tarihi doku içinde ayrı bir yeri ve değeri vardır.

İnkumu,Amasra,Güzelcehisar,Mugada,Kızılkum,Çakraz, Akkonak,Göçkün,Çambu,Kurucaşile,Tekkeönü ve Kapısuyu plajları ve daha onlarca koy,deniz ve ormanın güzelliklerini aynı anda yaşamak isteyenlerin tercih ettiği bakir doğal alanlardır. Ayrıca Kumluca Kızıllar köyü yakınında Aksu çayı ve Ulus ilçesine 17 km uzaklıkta Ulus cayı üzerinde 30 m yükseklikten süzülerek dökülen iki adet şelale de diğer doğal güzellikleridir.

Amasra ilçesi,Karakoçak köyü,Kuyupınar mahallesindeki Gürcüoluk mağarası,sarkıt,dikit ve travertenleri, 15 odadan olusan dehlizleri ile görülmesi gereken doğal güzelliklerdir.


Ne Yenir ? Yörede balık cok ve oldukca ucuz.Yörenin mutfak zenginliği içinden bir seçim yaparsanız,Yumurtalı ısput,Pirinçli mantı,Kıymalı ıslama,Ziva,Delioğlan sarığı,Kabak burması böreği,Pumpum çorbası ve tanıdık bir tad Tarhana çorbası favoriler...

Yapmadan Ayrılma : Amasra Kalesini görmeden,Bartın çileğinden tatmadan ayrılmayın.Bartın işi ahşap tahta ürünlerini görün, Kurucaşile'de tekne imalatcılarını gezin ve izleyin.Ve tabiki mevsim uygunsa eldeğmemiş bakir koylarda denize girmeyi de unutmayın...
KãRdé£éN Çevrimdışı   Alıntı ile Cevapla
 
Alt 27-06-2007, 15:53   #20 (permalink)
KãRdé£éN
Sevda Çiçeğim
 
KãRdé£éN - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
·´¯`·-ღ caηısı ღ-·´¯`·
Kayıt: 18.06.2006
Yaş: 22
Mesajlar: 15.688
İtibar Gücü: 150


ESKİ ZAMANLARIN AYAK İZLERİ... YÖRÜK KÖYÜ / KARABÜK

Safranbolu'nun hemen yanıbaşında 750 yıllık geçmişi ile bugüne ayak uydurmaya çalışan Konakları ile ünlü bir köy, YÖRÜK KÖYÜ... 450 yıllık gecmişini bu güne taşıyan ODABAŞI KONAĞI ülkemizdeki en eski yaşayan ev ünvanına sahip...
Yörük köyü, tümüyle bir müze köy görünümünde. Dar sokaklar çevresine sıralanmış irili ufaklı evler, konaklar neredeyse tümüyle bakımlı.

Köy halkı koruma bilincine sahip,hepsi de vakur ve mesafeli... Zaman tünelinde gezer gibi taş kaldırımlı sokakları adımlarken, sizi kolunuzdan çekiştrip yakapaça bir tezgaha sürüklemek için yarış eden satıcı modelleri henüz buralara uğramamış... Halkının çoğu büyük şehirlerde oturuyor ve tatil için köylerine geliyorlar.

Safranbolu'nun 20 Km uzağında olan ve ayni mimari özelliklere sahip tarih köy,bozulmamış ve yağmalanmamış konakları ile günümüze kadar yaşayabilen ender köylerden birisi ve adeta bir açık hava müzesi konumunda...Safranbolu konaklarının en güclü ve de en büyük rakibi durumunda.

Bu otantik yapılı güzel köyün ilginç de bir kuruluş hikayesi var... Orta Asya'dan dağılan Oğuz Türklerinin Karakeçili aşireti kollarından biri olan,Hüsyin-Hacı ve Davut isimli kardeşlerin yönetimindeki bir aşiret yöreye gelir... Büyük Kardeş Hacı Hüseyin'in yönetimindeki bir kol,bugünkü YÖRÜK Köyünün orta mahallesindeki Hafız Pınarı olarak bilinen ve halk arasında" ÇÖKÜN" adıyla anılan yere oba kurarlar. Uzunca bir süre birlikte kalan ve hayvancılk yaparak yaşayan yörüklere gün gelır mera ve otlaklar yetmez olur... Kardeşlerin ikincisi HACI grubuyla "Hacılar Obası Köyü'nü" ,üçüncü kardeş ile de "Davut Obası Köyü'nü" kurarlar...

Bu üç kardeşe ait Yörük Köyleri, 250 sene kadar çadır hayatı ile ve göçerlik yaparak yörede yaşarlar... Daha sonra, Osmanlı Devlet baskısı sonucunda yerleşik düzene gecerler. 750 Yıl gecmişi ile Yörük köyünde en eski ev 450 yıllık en yenisinin yaşı ise 90'ı çoktan gecmiş... Köyün zamanla göçvermesi sonucunda evlerin bir çoğu bugun nerdeyse harabe görünümünde... Çok iyi korunan ya da restore edilerek elden gecirilen bazı konaklar bugun turizmin hizmetinde yogun bir ziyeretci akını altında yıpranmaya devam ediyor... 450 Yıllık odabaşı evi "Odabşıgiller" olarak adını değiştirerek günümüze kadar özelliklerini koruyarak gelebilmiş tek ev unvanına sahip...

Evlerin ahşap doğramaları, aşı boyası,civit mavisi renklerle boyanmış kapaklı dolaplar,parmaklıklar ve sürme kafesler ile dikkat ceken en belirgin yapısal özellikler... 150 - 200 yıllık evlerde iç süslemelere duvar ve tavan kaplamalarına oldukca fazla özen gösterilmiş... Bir çok evde Alevi-Bektaşi kültürüne ait dinsel motiflere de rastlamak mümkün...

Yörük Köyü evlerinin bir çoğunun saçaklarında asılı olan Geyik boynuzları dikkat çekiyor... Uğuruna inandıklarından olsa gerek köy sakinleri vurdukları Geyiklerin boynuzlarını ev sacaklarına asarlarmış...

İki ve üç katlı olarak inşa edilen Yörük Köyü evlerinin alt katları ahır olarak kullanılmış.Her evin giriş kısmında bir kiler ve bir de kuyusu bulunmakta.Üst katlar ise oturma amaçlı odalara ayrılıyor.Evlerin pencereleri kafesli,ahşap panjurlu,kapılar ise birbirinden ilginç süslemeli kilitler ile ilk başta dikkat çeken estetik özellikler. Ahşap Kapı kilitlerinin anahtar deliği yanında bir mandal bulunuyor.Bu mandal yukarı kaldırıldıgında birinci kilidi açıyor,elle çekildiğinde ikinci kilit kaldırılıyor.Üçüncü kilit ise anahtar ile çevrilerek açılıyor.

Evlerin kapı tokmakları ise dışardan gelenlerin tanınmasına yönelik ilginç özellikleri ile dikkat cekiyor...

1879 senesınde yapılan ve 1996yılnada onarım görüp günümüzde sanat galerisi olarak kullanılan "Çamaşırhane", çeşmesi ve tarihi mezarlığı, köyün sırtını yasladığı tepelerdeki mağaralar,Kastamonu-Safranbolu yolu uzerındekı 30 m. çapında ve 37 derecelık su sıcaklıgı ile piknik alanı olarak kullanılandoğal havuzgörülmesi gereken önemli yer yerler.

Yörük Köyünün ferah yapıları arasında Sipahioğlu konağı ve misafirhanesi,Hacı Kavas ve Bekir efendi evleri,Muratoğlu Konağı,Cebecioğlu konağı,Aşağı mahalle,Ahşap camii,İbrhim Çağlayan hanesi, Kaymakcıoğlu konağı köyün mimari özellikleri dikkat çeken önemli yapıları.


Ne Yenir ?
Öğle ya da akşam yemeği için Safranbolu şehir içinde restore edilmiş ilginc mekanlar oldukca fazla.Bunlardan birisine ister biraz soluklanmak için ya da havuz başında,konakların bahçelerinde oturup bir şeyler yemek ve içebilmek seçenekleri oldukca fazla..Ama ben olsam Yörük köyü meydanındaki gözlemeci Mübeccel hanımın gözlemelerini, üstüne de kendi elleriyle yaptığı ev baklavasını tercih ederim.

Köyün içinde bulunan cafelerde mantarlısından peynirlisine varana kadar çeşit çeşit gözlemelerden yiyebilirsiniz...Köyün ayranı meşhur.Bir de ev yapımı baklavaları...


Yapmadan Ayrılma :
Köy içindeki konakları gezmeden ,yörük kileri dükkanından recel,tarhana,erişte,pekmez,turşu,kekik ve ıhlamur almadan, tarihi çamaşırhane sanat galerisini gezmeden köyden ayrılmayın...

Zaman ayırabilirseniz, Bağlar bölgesini ve birer doğa harikası olan Tokatlı ve Düzce kanyonlarını, İncekaya su kemerini de görmelisiniz. Köyde ki tarihi konaklardan özellikle Sipahioğlu konağının içini mutlaka görün.
KãRdé£éN Çevrimdışı   Alıntı ile Cevapla
 
 
Cevapla


Konuyu Toplam 1 Üye okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir)
 
Seçenekler
Stil

Yetkileriniz
You may not post new threads
You may not post replies
You may not post attachments
You may not edit your posts

BB code is Açık
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-KodlarıKapalı
Trackbacks are Açık
Pingbacks are Açık
Refbacks are Açık


Benzer Konular
Konu Konuyu Başlatan Kategori Cevaplar Son Mesaj
Akdeniz Bölgesi Kültürel Gezi Rehberi KãRdé£éN Akdeniz Bölgesi 12 02-05-2009 19:24
Marmara Bölgesi Kültürel Gezi Rehberi KãRdé£éN Marmara Bölgesi 15 24-12-2008 15:48
Ege Bölgesi Kültürel Gezi Rehberi KãRdé£éN Ege Bölgesi 16 26-05-2008 20:51
İç Anadolu Bölgesi Kültürel Gezi Rehberi KãRdé£éN İç Anadolu Bölgesi 8 15-12-2007 22:50
Güneydoğu Anadolu Bölgesi Kültürel Gezi Rehberi KãRdé£éN Güneydoğu Anadolu Bölgesi 7 24-10-2007 23:12





1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 24 25 26 27 28 29 30 31 32 33 34 35 36 37 38 39 40 41 42 43 44 45 46 47 48 49 50 51 52 53 54 55 56 57 58 59 60 61 62 63 64 65 66 67 68 69 70 71 72 73 74 75 76 77 78 79 80 81 82 83 84 85 86 87 88 89 90 91 92 93 94 95 96 97 98 99 100 101 102 103 104 105 106 107 108 109 110 111 112 113 114 115 116 117 118 119 120 121 122 123 124 125 126 127 128 129 130 131 132 133 134 135 136 137 138 139 140 141 142 143 144 145 146 147 148 149 150 151 152 153 154 155 156 157 158 159 160 161 162 163 164 165 166 167 168 169 170 171 172 173 174 175 176 177 178 179 180 181 182 183 184 185 186 187 188 189 190 191 192 193 194 195 196 197 198 199 200 201 202 203 204 205 206 207 208 209 210 211 212 213 214 215 216 217 218 219 220 221 222 223 224 225 226 227 228 229 230 231 232 233 234 235 236 237 238 239 240 241 242 243 244 245 246 247 248 249 250 251 252 253 254 255 256 257 258 259 260 261 262 263 264 265 266 267 268 269 270 271 272 273 274 275 276 277 278 279 280 281 282 283 284 285 286 287 288 289 290 291 292 293 294 295 296 297 298 299 300 301 302 303 304 305 306 307 308 309 310 311 312 313 314 315 316 317 318 319 320 321 322 323 324 325 326 327 328 329 330 331 332 333 334 335 336 337 338 339 340 341 342 343 344 345 346 347 348 349 350 351 352 353 354 355 356 357 358 359 360 361 362 363 364 365 366 367 368 369 370 371 372 373 374 375 376 377 378 379 380 381 382 383 384 385 386 387 388 389 390 391 392 393 394 395 396 397 398 399 400 401 402 403 404 405 406 407 408 409 410 411 412 413 414 415 416 417 418 419 420 421 422 423 424 425 426 427 428 429 430 431 432 433 434 435 436 437 438 439 440 441 442 443 444 445 446 447 448 449 450 451 452 453 454 455 456 457 458 459 460 461 462 463 464 465 466 467 468 469 470 471 472 473 474 475 476 477 478 479 480 481 482 483 484 485 486 487 488 489 490 491 492 493 494 495 496 497 498 499 500 501 502 503 504 505 506 507 508 509 510 511 512 513 514 515 516 517 518 519 520 521 522 523 524 525 526 527 528 529 530 531 532 533 534 535 536 537 538 539 540 541 542 543 544 545 546 547 548 549 550 551 552 553 554 555 556 557 558 559 560 561 562 563 564 565 566 567 568 569 570 571 572 573 574 575 576 577 578 579 580 581 582 583 584 585 586 587 588 589 590 591 592 593 594 595 596 597 598 599 600 601 602 603 604 605 606 607 608 609 610 611 612 613 614 615 616 617 618 619 620 621 622 623 624 625 626 627 628 629 630 631 632 633 634 635 636 637 638 639 640 641 642 643 644 645 646 647 648 649 650 651 652 653 654 655 656 657 658 659 660 661 662 663 664 665 666 667 668 669 670 671 672 673 674 675 676 677 678 679 680 681 682 683 684 685 686 687 688 689 690 691 692 693 694 695 696 697 698 699 700 701 702 703 704 705 706 707 708 709 710 711 712 713 714 715 716 717 718 719 720 721 722 723 724 725 726 727 728 729 730 731 732 733 734 735 736 737 738 739 740 741 742 743 744 745 746 747 748 749 750 751 752 753 754 755 756 757 758 759 760 761 762 763 764 765 766 767 768 769 770 771 772 773 774 775 776 777 778 779 780 781 782 783 784 785 786 787 788 789 790 791 792 793 794 795 796 797 798 799 800 801 802 803 804 805 806 807 808 809 810 811 812 813 814 815 816 817 818 819 820 821 822 823 824 825 826 827 828 829 830 831 832 833 834 835 836 837 838 839 840 841 842 843 844 845 846 847