İstanbul Şiirleri / Şarkıları / Türküleri - Sayfa 3 - Herşeyde biraz 2de1


Herşeyde biraz 2de1 » İl İl Türkiye » Marmara Bölgesi » İstanbul » İstanbul Şiirleri / Şarkıları / Türküleri

İstanbul İstanbul resimleri, şehir merkezi, tarihi yerleri, camiler, şehir tiyatroları, geçim kaynağı, üniversiteler, devlet kurumları, hastaneler, türbeleri, şarkıları, türküleri, halk oyunları, şiirleri, sanatçıları, ozanları, ve daha fazla bilgiler.

Cevapla
 
LinkBack Seçenekler Stil
  #21 (permalink) Alt 13-06-2007, 20:50
Loading
 
KaLpsiz - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)

B!r kalb!n !ç!n'de ağlıyor AŞK !
 
Kayıt: 20.04.2006
Yaş: 25
Mesajlar: 5.860
Rep gücü: 150
Rep derecesi: KaLpsiz Bangır Bangır GeliyorKaLpsiz Bangır Bangır GeliyorKaLpsiz Bangır Bangır GeliyorKaLpsiz Bangır Bangır GeliyorKaLpsiz Bangır Bangır GeliyorKaLpsiz Bangır Bangır GeliyorKaLpsiz Bangır Bangır GeliyorKaLpsiz Bangır Bangır GeliyorKaLpsiz Bangır Bangır GeliyorKaLpsiz Bangır Bangır GeliyorKaLpsiz Bangır Bangır Geliyor

 
Yirmi Birinci Yaprak «Toprağın ismiyle başlarız söze.
Sen ki topraksın
seni sevmeyi bilmeli.
Sendedir ekinimizin tohumu
ve yapılarımızın temeli.
Demirimiz ve kömürümüz sendedir.
Sendedir rüzgârların gibi geçen ömrümüz,
sendedir...
Sen ki topraksın,
durup dinlenmeden değişirsin.
Sen su damlalarında halkeyledin bizi.
Biz seni değiştirip
değiştirmedeyiz kendi kendimizi...»
Bu, yirmi birinci yapraktır.
Selim kapattı kitabı.
Hürriyetin ilk şarkısı anlamaktır.
Ve Selim, ve Şaban oğlu Selim şarkı söylüyor...

Nazım Hikmet
KaLpsiz Çevrimdışı   Alıntı ile Cevapla
  #22 (permalink) Alt 13-06-2007, 20:51
Loading
 
KaLpsiz - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)

B!r kalb!n !ç!n'de ağlıyor AŞK !
 
Kayıt: 20.04.2006
Yaş: 25
Mesajlar: 5.860
Rep gücü: 150
Rep derecesi: KaLpsiz Bangır Bangır GeliyorKaLpsiz Bangır Bangır GeliyorKaLpsiz Bangır Bangır GeliyorKaLpsiz Bangır Bangır GeliyorKaLpsiz Bangır Bangır GeliyorKaLpsiz Bangır Bangır GeliyorKaLpsiz Bangır Bangır GeliyorKaLpsiz Bangır Bangır GeliyorKaLpsiz Bangır Bangır GeliyorKaLpsiz Bangır Bangır GeliyorKaLpsiz Bangır Bangır Geliyor

 
Süleymaniye`de Bayram Sabahı Artarak gönlümün aydınlığı her saniyede
Bir mehâbetli sabah oldu Süleymâniye`de
Kendi gök kubbemiz altında bu bayram saati,
Dokuz asrında bütün halkı, bütün memleketi
Yer yer aksettiriyor mavileşen manzaradan,
Kalkıyor tozlu zaman perdesi her an aradan.
Gecenin bitmeye yüz tuttuğu andan beridir,
Duyulan gökte kanat, yerde ayak sesleridir.
Bir geliş var!.. Ne mübârek, ne garîb âlem bu!..
Hava boydan boya binlerce hayâletle dolu...
Her ufuktan bu geliş eski seferlerdendir;
O seferlerle açılmış nice yerlerdendir.
Bu sükûnette karıştıkça karanlıkla ışık
Yürüyor, durmadan, insan ve hayâlet karışık;
Kimi gökten, kimi yerden üşüşüp her kapıya,
Giriyor, birbiri ardınca, ilâhî yapıya.
Tanrının mâbedi her bir tarafından doluyor,
Bu saatlerde Süleymâniye târih oluyor.
* Ordu-milletlerin en çok döğüşen, en sarpı
Adamış sevdiği Allah`ına bir böyle yapı.
En güzel mâbedi olsun diye en son dînin
Budur öz şekli hayâl ettiği mîmârînin.
Görebilsin diye sonsuzluğu her yerden iyi,
Seçmiş İstanbul`un ufkunda bu kudsî tepeyi;
Taşımış harcını gâzîleri, serdârıyle,
Taşı yenmiş nice bin işçisi, mîmâriyle.
Hür ve engin vatanın hem gece, hem gündüzüne,
Uhrevî bir kapı açmış buradan gökyüzüne,
Taa ki geçsin ezelî rahmete ruh orduları..
Bir neferdir, bu zafer mâbedinin mîmârı.
* Ulu mâbed! Seni ancak bu sabah anlıyorum;
Ben de bir vârisin olmakla bugün mağrûrum;
Bir zaman hendeseden âbide zannettimdi;
Kubben altında bu cumhûra bakarken şimdi,
Senelerden beri rüyâda görüp özlediğim
Cedlerin mağfiret iklîmine girmiş gibiyim.
Dili bir, gönlü bir, îmânî bir insan yığını
Görüyor varlığının bir yere toplandığını;
Büyük Allah`ı anarken bir ağızdan herkes
Nice bin dalgalı Tekbîr oluyor tek bir ses;
Yükselen bir nakaratın büyüyen velvelesi,
Nice tuğlarla karışmış nice bin at yelesi!
Gördüm ön safta oturmuş nefer esvaplı biri
Dinliyor vecd ile tekrar alınan Tekbîr`i
Ne kadar saf idi sîmâsı bu mü`min neferin!
Kimdi? Bânisi mi, mîmârı mı ulvî eserin?
Taa Malazgirt ovasından yürüyen Türkoğlu
Bu nefer miydi? Derin gözleri yaşlarla dolu,
Yüzü dünyâda yiğit yüzlerinin en güzeli,
Çok büyük bir iş görmekle yorulmuş belli;
Hem büyük yurdu kuran hem koruyan kudretimiz
Her zaman varlığımız, hem kanımız hem etimiz;
Vatanın hem yaşayan vârisi hem sâhibi o,
Görünür halka bu günlerde teselli gibi o,
Hem bu toprakta bugün, bizde kalan her yerde,
Hem de çoktan beri kaybettiğimiz yerlerde.
* Karşı dağlarda tutuşmuş gibi gül bahçeleri,
Koyu bir kırmızılık gökten ayırmakta yeri.
Gökte top sesleri var, belli, derinden derine;
Belki yüzlerce şehir sesleniyor birbirine.
Çok yakından mı bu sesler, çok uzaklardan mı?
Üsküdar`dan mı? Hisar`dan mı? Kavaklar`dan mı?
Bursa`dan, Konya`dan, İzmir`den, uzaktan uzağa,
Çarpıyor birbiri ardınca o dağdan bu dağa;
Şimdi her merhaleden, taa Bâyezîd`den, Van`dan,
Aynı top sesleri birbir geliyor her yandan.
Ne kadar duygulu, engin ve mübârek bu seher!
Kadın erkek ve çocuk, gönlü dolanlar, yer yer,
Dinliyor hepsi büyük hâtırâlar rüzgârını,
Çaldıran topları ardınca Mohaç toplarını.
* Gökte top sesleri, bir bir, nerelerden geliyor?
Mutlaka her biri bir başka zaferden geliyor:
Kosova`dan, Niğbolu`dan, Varna`dan, İstanbul`dan..
Anıyor her biri bir vak`ayı heybetle bu an;
Belgrad`dan mı? Budin, Eğri ve Uyvar`dan mı?
Son hudutlarda yücelmiş sıra dağlardan mı?
* Deniz ufkunda bu top sesleri nerden geliyor?
Barbaros, belki, donanmayla seferden geliyor!..
Adalar`dan mı? Tunus`dan m, Cezayir`den mi?
Hür ufuklarda donanmış iki yüz pâre gemi
Yeni doğmus aya baktıkları yerden geliyor;
O mübârek gemiler hangi seherden geliyor?
* Ulu mâbedde karıştım vatanın birliğine.
Çok şükür Allaha, gördüm, bu saatlerde yine
Yaşayanlarla beraber bulunan ervâhı.
* Doludur gönlüm ışıklarla bu bayram sabahı.

Yahya Kemal Beyatlı
KaLpsiz Çevrimdışı   Alıntı ile Cevapla
  #23 (permalink) Alt 13-06-2007, 20:51
Loading
 
KaLpsiz - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)

B!r kalb!n !ç!n'de ağlıyor AŞK !
 
Kayıt: 20.04.2006
Yaş: 25
Mesajlar: 5.860
Rep gücü: 150
Rep derecesi: KaLpsiz Bangır Bangır GeliyorKaLpsiz Bangır Bangır GeliyorKaLpsiz Bangır Bangır GeliyorKaLpsiz Bangır Bangır GeliyorKaLpsiz Bangır Bangır GeliyorKaLpsiz Bangır Bangır GeliyorKaLpsiz Bangır Bangır GeliyorKaLpsiz Bangır Bangır GeliyorKaLpsiz Bangır Bangır GeliyorKaLpsiz Bangır Bangır GeliyorKaLpsiz Bangır Bangır Geliyor

 
Son Vapur Kalktı son vapur iskeleden.
«64» numara, pul pul karışıp yıldızlara
boş ve yorgun akıyor suyun üstünde...
Gece seslerle dolu.
Aynada : Raşel`in kolu
Selim`in eli
ve son vapurun yolu...
«- Selim, ateş gibi elin...»
Eli beyazdı,
karanlık gözleri
ve kırmızı saçları vardı Raşel`in...

Nazım Hikmet
KaLpsiz Çevrimdışı   Alıntı ile Cevapla
  #24 (permalink) Alt 13-06-2007, 20:52
Loading
 
KaLpsiz - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)

B!r kalb!n !ç!n'de ağlıyor AŞK !
 
Kayıt: 20.04.2006
Yaş: 25
Mesajlar: 5.860
Rep gücü: 150
Rep derecesi: KaLpsiz Bangır Bangır GeliyorKaLpsiz Bangır Bangır GeliyorKaLpsiz Bangır Bangır GeliyorKaLpsiz Bangır Bangır GeliyorKaLpsiz Bangır Bangır GeliyorKaLpsiz Bangır Bangır GeliyorKaLpsiz Bangır Bangır GeliyorKaLpsiz Bangır Bangır GeliyorKaLpsiz Bangır Bangır GeliyorKaLpsiz Bangır Bangır GeliyorKaLpsiz Bangır Bangır Geliyor

 
İstanbul’u Dinliyorum İstanbul’u dinliyorum, gözlerim kapalı;
Önce hafiften bir rüzgar esiyor;
Yavaş yavaş sallanıyor
Yapraklar ağaçlarda;
Uzaklarda, çok uzaklarda
Sucuların hiç durmayan çıngırakları;
İstanbul’u dinliyorum gözlerim kapalı.
İstanbul’u dinliyorum gözlerim kapalı;
Kuşlar geçiyor derken
Yükseklerden, sürü sürü, çığlık çığlık;
Ağlar çekiliyor dalyanlarda;
Bir kadının suya değiyor ayakları;
İstanbul’u dinliyorum, gözlerim kapalı.
İstanbul’u dinliyorum, gözlerim kapalı;
Serin serin Kapalıçarşı,
Cıvıl cıvıl Mahmutpaşa
Güvercin dolu avlular,
Çekiç sesleri geliyor doklardan
Güzelim bahar rüzgarında ter kokuları;
İstanbul’u dinliyorum, gözlerim kapalı.
İstanbul’u dinliyorum, gözlerim kapalı
Başında eski alemlerin sarhoşluğu,
Loş kayıkhaneleriyle bir yalı
Dinmiş lodosların uğultusu içinde.
İstanbul’u dinliyorum gözlerim kapalı.
İstanbul’u dinliyorum, gözlerim kapalı;
Bir yosma geçiyor kaldırımdan.
Küfürler, şarkılar, türküler, laf atmalar.
Bir şey düşüyor elinden yere;
Bir gül olmalı.
İstanbul’u dinliyorum, gözlerim kapalı.
İstanbul’u dinliyorum, gözlerim kapalı;
Bir kuş çırpınıyor eteklerinde.
Alnın sıcak mı, değil mi bilmiyorum;
Dudakların ıslak mı değil mi, biliyorum;
Beyaz bir ay doğuyor fıstıkların arkasından
Kalbinin vuruşundan anlıyorum;
İstanbul’u dinliyorum.

Orhan Veli Kanık
KaLpsiz Çevrimdışı   Alıntı ile Cevapla
  #25 (permalink) Alt 13-06-2007, 20:53
Loading
 
KaLpsiz - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)

B!r kalb!n !ç!n'de ağlıyor AŞK !
 
Kayıt: 20.04.2006
Yaş: 25
Mesajlar: 5.860
Rep gücü: 150
Rep derecesi: KaLpsiz Bangır Bangır GeliyorKaLpsiz Bangır Bangır GeliyorKaLpsiz Bangır Bangır GeliyorKaLpsiz Bangır Bangır GeliyorKaLpsiz Bangır Bangır GeliyorKaLpsiz Bangır Bangır GeliyorKaLpsiz Bangır Bangır GeliyorKaLpsiz Bangır Bangır GeliyorKaLpsiz Bangır Bangır GeliyorKaLpsiz Bangır Bangır GeliyorKaLpsiz Bangır Bangır Geliyor

 
İstanbul Destanı-1 İstanbul deyince aklıma martı denir
Yarısı gümüş, yarısı köpük
Yarısı balık yarısı kuş
İstanbul deyince aklıma bir masal gelir
Bir varmış, bir yokmuş
İstanbul deyince aklıma Gülcemal gelir
Anadolu`da toprak damlı bir evde
Gülcemal üstüne türküler söylenir
Süt akar cümle musluklarından
Direklerinde güller tomurcuklanır
Anadolu`da toprak damlı bir evde çocukluğum
Gülcemalle gider İstanbul’a
Gülcemalle gelir
İstanbul deyince aklıma
Bir sepet kınalı yapıncak gelir
Şehzadebaşı`nda akşam üstü
Sepetin üstünde üç tane mum
Bir kız yanaşır insafsızca dişi
Boyuna bosuna kurban olduğum
Kalın dudaklarında yapıncağın balı
Tepeden tırnağa arzu dolu
Sam yeli söğüt dalı harmandalı
Bir şarap mahzeninde doğmuş olmalı
Şehzadebaşı`nda akşam üstü
Yine zevrak-ı derunum
Kırılıp kenara düştü
İstanbul deyince aklıma Kapalıçarşı gelir
Dokuzuncu Senfoniyle kolkola
Cezayir marşı gelir
Dört başı mamur bir gelin odası
Haraç mezat satılmakta
Bir gelinle güvey eksik yatakta
Köşede sedef kakmalı tombul bir ut
Tamburi Cemil Bey çalıyor eski plakta
Sonra ellerinde şamdanlar nargileler
Paslı Acem kılıçları
Amerikan kovboyları
Eller yukarı
Ne kadar da beyaz elbiseleri
Amerikan deniz erleri
Kocaman bir papatyadan yolunmuşlar gibi
Sütten duru buluttan beyaz
Beyazın böylesine ölüm yakışır mı dersin
Yakışmaz
Ama harbederken onlara
Bambaşka elbiseler giydirirler
Kan rengi, barut rengi, duman rengi
Kin tutar kir tutmaz
İstanbul deyince aklıma
Kocaman bir dalyan gelir
Kimi paslı bir örümcek ağı gibi
Gerinir Beykoz’da
Kimi Fenerbahçe’de yan gelir
Dalyanda kırk tane Orkinos

Bedri Rahmi Eyüboğlu
KaLpsiz Çevrimdışı   Alıntı ile Cevapla
  #26 (permalink) Alt 13-06-2007, 20:54
Loading
 
KaLpsiz - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)

B!r kalb!n !ç!n'de ağlıyor AŞK !
 
Kayıt: 20.04.2006
Yaş: 25
Mesajlar: 5.860
Rep gücü: 150
Rep derecesi: KaLpsiz Bangır Bangır GeliyorKaLpsiz Bangır Bangır GeliyorKaLpsiz Bangır Bangır GeliyorKaLpsiz Bangır Bangır GeliyorKaLpsiz Bangır Bangır GeliyorKaLpsiz Bangır Bangır GeliyorKaLpsiz Bangır Bangır GeliyorKaLpsiz Bangır Bangır GeliyorKaLpsiz Bangır Bangır GeliyorKaLpsiz Bangır Bangır GeliyorKaLpsiz Bangır Bangır Geliyor

 
İstanbul Destanı-2 Kırk değirmen taşı gibi dönmektedir
Orkinos dediğin balıkların şahı Orkinos mavzerle gözünden vurulur
Denizin içinde ağaçlar devrilir
Kan çanağına döner dalyanın yüzü
Camgöbeği yeşili bulanır
Bir çırpıda kırk Orkinos
Reisin sevinçten dili dolanır
Bir martı gelir konar direğe
Atılan Kolyosu havada yutar
Bir başkasını beklemez gider
Balıkçı gülümser tatlı tatlı
Adı Marikadır bu martının der
Her zaman böyle gelir böyle gider
İstanbul deyince aklıma Adalar
gelir Dünyanın en kötü Fransızcası orda harcanır
Çalımından geçilmez altmışlık madamların
Ağzı dili olsa da tenhadaki çamların
Görüp göreceği rahmeti anlatsa insanların
İstanbul deyince aklıma kuleler gelir
Ne zaman birinin resmini yapsam öteki kıskanır
Ama şu Kızkulesinin aklı olsa
Galata kulesine varır
Bir sürü çocukları olur
İstanbul deyince aklıma
Tophane`de küçücük bir sokak gelir
Her Allahın günü kahvelerine
Anadolu’dan bir sürü fakir fukara gelir
Kimi dilenecek dilenmesine utanır
Kiminin elinde bir süpürge peyda olur uzun
Dudaklarında kirli paslı bir tebessüm
Çöpçü olmuştur bugüne bugün
Kiminin sırtında perişan bir küfe
Kiminin sırtında nakışlı semer
Şehrin cümbüşüne katılır gider
Kalın yağlı bir kolana koşulur
Piyano taşırlar omuz omuza
Kendinden ağır yükün altında adamlar
Balmumu gibi erir dururlar
Sonra kanter içinde soluk alırlar
Nazik eşya nazik hamallar ister neylersin
Ama onlar kadar piyanoyu ciddiye alırlar mı dersin
Nazdan nazik çiniden bilezik eller
Derken
Karşı radyoda gayetle mülayim bir ses
Evlere şenlik Üstad Sinir Zulmettin
Hacıyağına bulanmış sesiyle esner:
Gamı şadiyi felek
Böyle gelir böyle gider
İstanbul deyince aklıma
Stadyum gelir
Güne güneşe karşı yirmibeşbin kişi
Hepsinin dudağında İstiklal Marşı
Bulutlar atılır top top pare pare
Yirmibeşbin kişilik bir aydınlık içinde eririm
Canım ağzıma gelir sevinçten hilafsız
İsteseler bir gelincik gibi koparır veririm
İstanbul deyince aklıma
Stadyum gelir
Kanımın karıştığını duyarım ılık
ılık Memleketimin insanlarına
Daha fazla sokulmak isterim yanlarına
Ben de bağırırım birlikte
Avazım çıktığı kadar
Göğsümü gere gere
Ver Lefter`e yaz deftere
Stadyum gelir
İstanbul deyince aklıma
Binlerce insanın aynı anda
Aynı şeyi duymasından doğan sevincin
Heybetini düşünürüm
Birbirine eklenir kafamda
Binler yüzbinler milyonlar
Sonra bir mısra havalanır ürkek
Bir uykuyu cananla beraber uyuyanlar
İstanbul deyince aklıma
Yahya Kemal gelirdi bir eyyam
Şimdi Orhan Veli gelir
Demindenberi dilimin ucundasın Orhan Veli
Demindenberi senin tadın senin tuzun
Senin şiirin senin yüzün
Yaralı bir güvercin misali Başımın üstünde dolanır durur
Gelir sessizce konar bu şiirin bir yerine
Neresine mi arayan bulur
Erbabı bilir
Deli eder insanı bu şehir deli
Kadehlerin çınlasın Orhan Veli
İstanbul deyince aklıma Sait Faik gelir
Burgaz adasında kıyıda
Mavi gözlü bir çocuk büyür döne döne
Mavi gözlü bir ihtiyar balıkçı gencelir küçülür
İkisi bir boya geldi mi Sait kesilirler
Bütün İstanbul’u dolaşırlar elele başbaşa
Ana avrat küfrederler uçan kuşa eşe dosta
Sivriadada da martı yumurtası toplarlar çilli çilli
Ziba mahallesinde gece yarısı
Sabaha Galata’dan geçer yolları
Maytaba alacakları tutar kahvede
Zararsız bir deliyi
Ula Hasan derler gazeteyi ters tutaysun
Çaktırmadan gazetesini tutuştururlar fakirin
Sonra oturup sessizce ağlarlar
İstanbul deyince aklıma
Sait Faik gelir
Taşında toprağında suyunda
Fakirin fukaranın yanıbaşında
Bir kalem bir bilek bilendikçe bilenir
Kıldan ince kılıçtan keskin
Hep iyiden güzelden yana
Hep kimsesizlerin
İstanbul deyince aklıma
Said`in son yılları gelir
Hey Allahım en güzel çağında Said`e
Dört beş yıl ömrün kaldı denir
Sait Sait olur da nasıl dayanır
Mavi gözlü çocuk boşverir ölüm haberine
İhtiyar balıkçı pis pis düşünür
Bir zehir yeşilidir açılır
Bir yeşil ki ciğerine işler adamın
Bir yeşil ki kasıp kavurur
Küçük mavi çocuk
İhtiyar balıkçı
Ve dilimize bulaşan zehir yeşili
İstanbul çalkalandıkça bu denizlerde dipdiri
Dilimiz yaşadıkça yaşasın Said`in şiiri
İstanbul deyince aklıma
Sabiyem gelir
Sabiyem boynundan büyük bir demetle
Sarıyer`den gelir Pendik`ten gelir
Bahar nereden gelirse velhasıl
Sabiyem oradan gelir
Ne delidir ne divane
Aslını ararsan çingenedir
Tepeden tırnağa güneştir
Topraktır
Anadır
Analar içinde bir tanedir
Biri sırtında biri memesinde biri karnında
Karnı her daim burnundadır
Canını mendil gibi takar dişine
Yürekten birşeyler katar işine
Bir ucundan girer şehrin ötekinden çıkar
Alçakgönüllüdür Sabiyem
Hem maşa satar, hem göbek atar
Ver bir çeyrek güzelim der
Neyse halin o çıksın falin
Canı çıkar Sabiyemin falı çıkmaz
Sonra anlatır dün gece başına gelenleri
Görürüm üryamda bir sarı yılan
Cenabet uğraşır durur benimlen
Uyanır bakarım benim bebeler
Yatağın ucuna kaymış
Ayağımın parmaklarını emer
İstanbul deyince aklıma
Bir basma fabrikası gelir
Duvarları uzun masaları uzun sobaları uzun
Dal gibi dalyan gibi kızlar çalışır bütün gün ayakta
Kanter içinde mahzun
Yüzleri uzun elleri uzun günleri uzun
Fabrikada pencereler tavana yakın
Al topuklu beyaz kızlar dalga geçmeyin
Dışarda ağaçlar dizi dizi
Duvarlar duvarlar uzun duvarlar
Niçin ağaçlardan ayırdınız bizi
Dışarda tarlalar turuncu asfalt mosmor
Dışarda dışarda dışarda
Mevsim gürül gürül akıp gidiyor
Ondokuz yaşında Eyüplü Gülsüm
Dalmış beyaz köpüklü akışına ipeklilerin
Kötü kötü düşünüyor
İpeğin akışına doyum olmaz
Ama gel gör ki ipekli emprimeden oğlana don olmaz
Bir top Amerikan bezi sakız gibi beyaz
Bir top Amerikandan neler çıkmaz
Perdeler yatak çarşafları çoluğa çocuğa çamaşır
Sakız gibi ağarmış bir top Amerikan bezi
Gülsüm`ün gözleri kamaşır
Üçüncü oğlanı doğururken Gülsüm
Bir top Amerikana hasret sizlere ömür
Gülsüm`lerin sürüsüne bereket
Yerine bir Gülsüm`cük bulunur elbet
Gider Gülsüm gelir Gülsüm
Azrail ettiğin bulsun
İstanbul deyince aklıma
Ağzına kadar soğan yüklü bir taka gelir
Sülyen kırmızısı üstüne zehir gibi yeşil
Samsun`dan Sürmene`den Sinop`tan
Yaz demez kış demez mutlaka gelir
Kirli yelkeninde yeni bir yama
Demirinin pası gelir dilime
Nabzımda duyarım motorunun hızını
Canımın içine sokasım gelir
İri kalçaları pullu denizkızını
İstanbul deyince aklıma
Takalar gelir
Alçakgönüllü kalender
Ya Peleng-i Deryadır adları ya Şimşir-i Zafer
İstanbul deyince aklıma
Koca Sinan gelir
On parmağı on ulu çınar gibi
Her yandan yükselir
Sonra gecekondular gelir ardısıra
İsli paslı yetim
Eyy benim dev memesinde cüceler emziren acayip memleketim

Bedri Rahmi Eyüboğlu
KaLpsiz Çevrimdışı   Alıntı ile Cevapla
  #27 (permalink) Alt 13-06-2007, 20:54
Loading
 
KaLpsiz - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)

B!r kalb!n !ç!n'de ağlıyor AŞK !
 
Kayıt: 20.04.2006
Yaş: 25
Mesajlar: 5.860
Rep gücü: 150
Rep derecesi: KaLpsiz Bangır Bangır GeliyorKaLpsiz Bangır Bangır GeliyorKaLpsiz Bangır Bangır GeliyorKaLpsiz Bangır Bangır GeliyorKaLpsiz Bangır Bangır GeliyorKaLpsiz Bangır Bangır GeliyorKaLpsiz Bangır Bangır GeliyorKaLpsiz Bangır Bangır GeliyorKaLpsiz Bangır Bangır GeliyorKaLpsiz Bangır Bangır GeliyorKaLpsiz Bangır Bangır Geliyor

 
stanbul`da Hapisanede Hapisane Mukayyidi «- Bugün bir hayli yolcu aldık.
Bu meyanda :
gümrük ihtilâsı,
eroin şebekesi ve Topkapı cinayeti
geldiler.
Mevcut : 727.
Kadınlar hariç.
Bugün de geçirdik vakti keraheti...
Bir misafir daha var,
onu da kaydedelim :
1328,
1328 doğumlu
Şaban oğlu...
Mirim,
ben yazarken
sen pencereden bir nazar et :
böyle akşam ışığında
durur
durur taştan değil
renkli camlardan yapılmış gibi Sultanahmet...
... 1328
1328 doğumlu
Şaban oğlu
Şaban oğlu Selim...
Ayaklarının üstüne basamıyor
ve sol gözü kan içinde...
Esbabını bilirim...
Mirim,
bu hâyı huy,
bu hâyı huy neden bu beldede?
Ey Fuzuli nerdesin?
Nerdesin Galip Dede?
Ey Nedim...
İstanbul şehrinin yoktur menendi.
"Âdemin
âdemin canlar katar âbuhavâsı cânına..."
demiş,
demiş şair Nedim Efendi...»

Nazım Hikmet
KaLpsiz Çevrimdışı   Alıntı ile Cevapla
  #28 (permalink) Alt 13-06-2007, 21:23
DєSєяt_яoSє
 
zuzu - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)

# ^a£e£uyia # asq'm
 
Kayıt: 22.04.2006
Mesajlar: 10.843
Rep gücü: 42
Rep derecesi: zuzu Rep Yağıyor Sankizuzu Rep Yağıyor Sankizuzu Rep Yağıyor Sankizuzu Rep Yağıyor Sankizuzu Rep Yağıyor Sankizuzu Rep Yağıyor Sankizuzu Rep Yağıyor Sankizuzu Rep Yağıyor Sanki

 
DEnizin kenditi yaktım

Vızıldayıp duran kafamın ortasında
Denizin kentini yaktım
Hurma şırıltılarıyla
Denizin kentini yaktım
Beni çocukluğumdan koparan
Denizin kentini yaktım
Bir kent kadın kabuklarından
Denizin kentini yaktım
Miras kalmış bir alevle
Denizin kentini yaktım
Veli ağaçlarla kalbi atan mermerle
Tanrıyı anarak kalbi atan
Cami sütunları boğdu
Sararmış gözyaşlarıyla
Kararmış denizin kentini
İstanbul ey sevgili şehir
Dön dön karadan gelen sesime
Son veren zaman yatırında
Denizden getirilen biçimine

Sezai Karakoç
zuzu Çevrimdışı   Alıntı ile Cevapla
  #29 (permalink) Alt 13-06-2007, 21:26
DєSєяt_яoSє
 
zuzu - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)

# ^a£e£uyia # asq'm
 
Kayıt: 22.04.2006
Mesajlar: 10.843
Rep gücü: 42
Rep derecesi: zuzu Rep Yağıyor Sankizuzu Rep Yağıyor Sankizuzu Rep Yağıyor Sankizuzu Rep Yağıyor Sankizuzu Rep Yağıyor Sankizuzu Rep Yağıyor Sankizuzu Rep Yağıyor Sankizuzu Rep Yağıyor Sanki

 
Kaside der vasf-ı İstanbul

Bu şehr-i Sitanbul ki bi misl ü behâdır
Bir sengine yek pâre Acem mülkü fedâdır
Bir gevher-i yekpare iki bahr arasında
Hurşîd-i cihan-tâb ile tartılsa sezâdır
Bir kân-ı niamdır ki anın gevheri ikbâl
Bir bağ-ı iremdir ki gülü izz ü alâdır
Altında mı üstünde midir cennet-i a’lâ
El-hak bu ne halet bu ne hoş âb u hevâdır
Her bağçesi bir çemenistân-ı letâfet
Her kûşesi bir meclis-i pür-feyz ü safâdır
İnsaf değildir ânı dünyaya değişmek
Gülzarların cennete teşbih hatadır
Herkes irişür anda muradına ânınçün
Dergahları melce-i erbab-ı recâdır
Kala-yı meârif satılır sûklarında
Bazâr-ı hüner ma’den-i ilm ü ulemâdır
Camilerinin her biri bir kûh-i tecellî
Ebrû-yi melek andaki mihrâb-ı duâdır
Mescidlerinin her biri bir lücce-i envâr
Kandilleri meh gibi lebrîz-i ziyâdır
Ser-çeşmeleri olmada insana revân-bahş
Germ-âbeleri câna safâ cisme şifâdır
Hep halkının etvarı pesendîde-i makbul
Derler ki biraz dilleri bî-mihr ü vefâdır
Şimdi yapılan âlem-i nev-resm ü safânın
Evsafı hele başka kitâb olsa sezâdır
Nâmı gibi olmuşdur o hem sa’d hem âbâd
İstanbul’a sermâye-i fahr olsa revâdır
Kûh-sarları bağları kasrları hep
Güya ki bütün şevk ü tarab zevk u safâdır
İstanbul’un evsafını mümkün mi beyân hiç
Maksûd heman sadr-ı kerem-kâra senâdır
..........
Nedim
zuzu Çevrimdışı   Alıntı ile Cevapla
  #30 (permalink) Alt 13-06-2007, 21:27
DєSєяt_яoSє
 
zuzu - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)

# ^a£e£uyia # asq'm
 
Kayıt: 22.04.2006
Mesajlar: 10.843
Rep gücü: 42
Rep derecesi: zuzu Rep Yağıyor Sankizuzu Rep Yağıyor Sankizuzu Rep Yağıyor Sankizuzu Rep Yağıyor Sankizuzu Rep Yağıyor Sankizuzu Rep Yağıyor Sankizuzu Rep Yağıyor Sankizuzu Rep Yağıyor Sanki

 
Kar `Beyaz Afe`

Karardı arştaki mavi bulutlar
Kaskatı kesildi kara topraklar
Çoktan dökülmüştü yapraklar
Kulların kimi aç/kimi toktular

Yağmur bir anda kara dönüştü
Böyle afeti acep kim görmüştü
Yeryüzü beyaz kefene büründü
O an ne deniz ne kara göründü

Zaten olanlar ondan sonra oldu
Koptu hat, ana baba günü oldu
Kesildi elektrik su ve doğal gaz
Sanki, oda dışarıdan daha ayaz

Esti rüzgar kar bora fırtına oldu
Kuytu vadiler, karla buzla doldu
Canlı/cansız tüm cisimler dondu
Kuşlar uçmaz, sular akmaz oldu

Kulların birbiriyle irtibatı koptu
Nice insanın sanki ödleri koptu
Belki de bu yaşadıkları ilk şoktu
Çünkü, feryatlarını duyan yoktu

Koptu fırtınadan çelik halat dahi
Oldu nice âdemin malı canı zayi
Belleğe kazındı unutulmaz gayri
Her kış bu öykü gelir akla gayri

Kaç gündür hasrettik biz güneşe
Doğdu güneş, neşe geldi içimize
Yaşadığımızı haber ettik herkese
Bu beyaz âfet ders odu hepimize

Doğdu güneş ılgıt ılgıt eridi karlar
Görünce yarini mum gibi eridi yâr
Eriyen karlar aktı deryasına doğru
Yarini görenler baktı yarine doğru

Açınca güneş endam etti kar çiçekleri
Görünce güneşi saçtılar etrafa neşeyi
Hepsinin yanağında açmıştı kar çiçeği
Eminim, unutamaz onlar da bu neşeyi

Bayram Tunca
zuzu Çevrimdışı   Alıntı ile Cevapla
Cevapla


Konuyu Toplam 1 Üye okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir)
 
Seçenekler
Stil

Yetkileriniz
You may not post new threads
You may not post replies
You may not post attachments
You may not edit your posts

BB code is Açık
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-KodlarıKapalı
Trackbacks are Açık
Pingbacks are Açık
Refbacks are Açık

Benzer Konular
Konu Konuyu Başlatan Kategori Cevaplar Son Mesaj
ayrılık şarkıları mı aşk şarkıları mı? belongtodeath Anketçe 42 27-09-2008 03:01
Hatay TürküleRi.. zuzu Hatay 13 03-09-2008 01:43
Artvin Türküleri Mp3 KaLpsiz Artvin 1 13-03-2008 00:44
ŞiirLeri ,TürküLeri... ahSenTi Ağrı 0 22-12-2007 18:14
Afyon Türküleri... zuzu Afyon 20 05-09-2007 05:22


Bütün Zaman Ayarları WEZ +4 olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 16:54 .

Powered by vBulletin Copyright ©2000 - 2008, Jelsoft Enterprises Ltd.
SEO by vBSEO

Sitemiz bir forum sitesi olduğu için kullanıcılar her türlü görüşlerini önceden onay olmadan anında siteye yazabilmektedir, bu yazılardan dolayı doğabilecek her türlü sorumluluk yazan kullanıcılara aittir.
Herhangi bir konuda (şikayet, eleştiri, öneri, vb.) bizimle iletişime geçmek için tıklayın.