HIZLI ARAMA
| İstanbul İstanbul resimleri, şehir merkezi, tarihi yerleri, camiler, şehir tiyatroları, geçim kaynağı, üniversiteler, devlet kurumları, hastaneler, türbeleri, şarkıları, türküleri, halk oyunları, şiirleri, sanatçıları, ozanları, ve daha fazla bilgiler. |
![]() |
| | #31 (permalink) |
![]() B!r kalb!n !ç!n'de ağlıyor AŞK ! Kayıt: 19.04.2006 Yaş: 26
Mesajlar: 5.983 İtibar Gücü: 150 | İstanbul / Ümraniye Bir zamanlar Ümraniye tamamen ormanlarla kaplı idi. Her yer orman, ağaç ve yeşil idi. Her taraf yemyeşil ağaçlarla cennetten bir parçaydı. Çünkü iklim orman yetişmesine elverişli durumdaydı. Tarihi kaynaklara göre Ümraniye' ye ilk yerleşenler Frigya' lılardır. Çam ağacını kutsal kabul eden Frigyalılar küçük ve Büyük Çamlıca' dan başlayarak Alemdağ ve Kayış Dağı' na kadar bütün araziyi çam ormanlarıyla donatmışlardı. Sonraki yıllarda Ümraniye' nin bulunduğu yerler Romalılar ve Bizanslılar' ın egemenliğine geçmiştir. Harun Reşit, ordularıyla 782 yılında Krizepolis (Üsküdar) önlerine kadar gelmiştir. Bir sene burada kaldıktan sonra 783 yılında Bizans İmparatoriçe' si ÎREN' in ordusuna mağlup olmuş, bunun sonucunda her sene Bizanslılar' a 70.000 altın vermeye zorunlu kalmıştır. İlçemiz, toprakları Bizanslılar' la Müslüman ordular arasında zaman zaman el değiştirmiştir. Anadolu' yu Müslüman yapan ve Türkleştiren ilk devlet Danişmentliler Devletidir. Danişment oğulları Bizans topraklarına kadar sızmışlar. Alemdağ' nın üstünde bir kale yapmışlardır. Danişment Gazi' nin arkadaşı Sultan Turasan Bizanslar' a karşı bu kalede çok defa savaşmış ve Anadolu' dan beklenen yardımı alamayınca burada öldürülmüştür. Selçuklular İznik' e kadar gelmiş, bu şehir alınmış ve bu şehri ilk başkent yapmışlardır. Osmanlı İmparatorluğu döneminde padişah olan Orhan Gazi Bölgemizi Osmanlı topraklarına katmıştır. İlçemizin ilk adının "Yalnız Selvi" olduğu söylenmektedir. 17. Yüzyıl başlarında o devrin padişahı 1. Ahmet tarafından Şeyh Aziz Mahmut Hüdai' ye vakfedilmiştir. Cumhuriyet dönemine kadar Bulgurlu' ya kadar olan bölge bu vakfın malı olarak Üsküdar' a bağlı kasaba olarak kalmıştır. Ümraniye' ye ilk ad olarak Yalnız Selvi demelerinin sebebi birkaç mezar ve birkaç selvi ağacının ve orman arasında birkaç evin bulunmasıdır. Ümraniye' de ilk yerleşenler Balkan Savaşları' ndan sonra, önce Batum' dan ardından da Yugoslavya ve Bulgaristan' dan göçmenler gelmiştir. Bundan dolayı bir süre de "Muhacir Köy" olarak şöhret bulmuştur. 1960 yılına kadar köy olarak kalan Ümraniye, Organize Sanayi Bölgesi olarak ilan edilmesinden sonra yoğun göçlere maruz kalmıştır. Belediye ilk defa 1963 yılında kurulmuştur. İstanbul' un en hızlı kentleşen ve nüfusu hızla artan; köy ve yöre geleneklerinin de aynen muhafaza edildiği ilginç bir kentleşme örneğidir Ümraniye.... 1980 ihtilali ile Ümraniye Belediyesi fes edilerek Üsküdar' a bağlı şube müdürlüğüne dönüştürüldü. 1987 yılında ilçe olan Ümraniye' de ilk yerel seçim 1989 yılında yapıldı. Bugün ilçemiz 14 mahalle ve 650.000 (Belediye Nüfusu 450.000) Nüfusuyla Anadolu şehirlerinin pek çoğundan büyük bir yerleşim alanıdır. Halen 6 belde ve 4 köyü mevcuttur. 22 bin hektarlık bir yerleşim alanına sahiptir. Ümraniye, ekonomik çeşitlilik açısından zengin bir yöredir. Küçük imalat sanayisinden konfeksiyona, yedek parça ve ağaç ürünleri üretimine kadar çeşitlilik göstermektedir. ÜMRANİYENİN ANLAMI; Ümran sözcüğü Arapça' dır. Topluluklarda mutluluk, saadet, refah anlamına gelir. Esas anlamı kalkınmış, gelişmiş, bayındırlaşmış, yaşayış koşullarının uygunlaştırılması için üzerinde çalışılmış olan yer. Bazı kaynaklarda ise; Ümran (Ar) 1- Bayındırlık, bayındır olma, bir yerin tamamiyle meskün ve yeterince işlenmiş olması, 2- Medeniyet, terakki, refah. Umran= Ümrandır. Ümraniye , İstanbul Ümraniye , Ümraniye Resimleri , Ümraniye tanıtımı , Ümraniye anlatımı , Ümraniye Hakkında bilgi , Ümraniye tarihi |
| | |
| | #32 (permalink) |
![]() B!r kalb!n !ç!n'de ağlıyor AŞK ! Kayıt: 19.04.2006 Yaş: 26
Mesajlar: 5.983 İtibar Gücü: 150 | İstanbul / Üsküdar Anadolu yakasında, Kocaeli Yarımadası�nın batı kesiminde yer alır, Üsküdar İlçesi, doğuda Ümraniye, güneyde Kadıköy ilçeleri, batı ve kuzeybatıda İstanbul Boğazı, kuzeyde de Beykoz İlçesi�ne komşudur. İlçe bu sınırlar içinde 35 km�lik bir alan kaplar. Batısı denizdir. Kırsal yerleşmesi olmayan Üsküdar İlçesi, 52 mahalleden oluşur.1918 ve 1924�de ayrı vilayet yapılan Üsküdar, 1926�daki yönetsel düzenlemeler sırasında ilçe yapılarak İstanbul Vilayeti�ne bağlandı. M.Ö. 7.Y.Y.�da bir Grek kolonisi olarak kurulan Halkedon�un (Kadıköy) iskelesi ve tersaneleri, bugünkü Üsküdar�ın yerleştiği alanda bulunur ve buraya Hrisopolis (Altın Şehir) denirdi. Yörenin bu adla anılması çeşitli biçimlerde yorumlanmaktadır. Pers işgali sırasında Anadolu Yarımadası�ndaki kavimlerden ve halktan vergi olarak toplanan altınlar buradaki hazinelerde saklandığı için yöreye bu adın yakıştırıldığı söylenmektedir. Bir başka yoruma göre, Agamemnon�un oğlu Krizes kaçarak Anadolu�ya gelmiş ve Üsküdar�da öldüğü için şehir onun adıyla anılmıştır. Kimileri de, günbatımında evleri karşı yakadan yaldızlı gibi göründüğü için Üsküdar�a Altın Şehir adının verildiğini söylemektedir. Üsküdar adıysa, kimi kaynaklara öre Farsça �ulak� anlamına gelen �Eskudari�ten türemiştir.1471�de Vezir Rum Mehmed Paşa tarafından yaptırılan ve Paşa�nın adını taşıyan Tabhaneli Cami ve Türbe ile, günümüze ulaşamamış olan medrese ve hamamın yanı sıra başta Kızkulesi, olmak üzere Üsküdar�da birçok tarihi eser bulunmaktadır. Hrisopolis M.Ö.508'de Pers Kralı Darius'un egemenliği altına girmiş, M.Ö.410'da Atinalı Alkibiades'in zaferiyle sonuçlanan deniz savaşından sonra bu komutan kent çevresine sur yaptırmış ve Boğaz'dan geçen gemilerden taşıdıkları malların değeri oranında geçiş parası almıştır.Yazar Ksenophon, M.Ö.404 yıllarında On Binler'in hayatta kalanlarının, Asya seferi dönüşünde Karadeniz kıyısı yoluyla Hrisopolis'e geldiğini ve burada kaldıkları bir hafta boyunca ellerindeki ganimetleri bölge halkına sattıklarını anlatır. Büyük İskender ve ardıllarının zamanında Anadolu'nun kuzeybatısıyla birlikte Halkedon ve Hrisopolis de Küçük Frigya'nın sınırları içindedir. Arapların birçok kez kuşatma girişiminde bulunduğu Konstantinopolis'te karadan ve denizden gelen Müslüman askerlerin ilk hedefi ve karargahı Üsküdar olmuştur. Harunü'r-Reşid 782'de henüz halife olmadan Üsküdar önüne gelmiş ve her yıl burada kalmıştır. 783'de İmparatoriçe Eirene'nin ordusuna yenilince, 70.000 altın vermeye zorlandığı bilinmektedir. Öte yandan kaynaklar, Anadolu'nun Türklerce fethinden sonra Danişmendlilerden Turasan Bey'in Üsküdar'a kadar geldiğini, Alemdağı'nda bir kale yaptırdığını ve Bizanslılarla çarpışırken kalesinin önünde şehit düştüğünü yazmaktadır. Ne var ki, sözü edilen kaleye ait hiçbir ize rastlanmadığından, bu bilgi doğrulanamamaktadır. Bizans döneminde küçük bir kasaba olarak varlığını sürdüren Üsküdar, pek çok ihtilal girişiminde başlangıç noktası olmuş. Örneğin 963'de Nikeforos Fokas kendini burada imparator ilan ettirmiş ve iktidarı ele geçirmiştir. Öte yandan 1097'de Haçlı ordusu, ordugahını Üsküdar tepelerinde kurmuş, izleyen Haçlı seferlerinde de bölge, hep üs olarak kullanılmıştır. Sultan Orhan da (hd 1324-1361) Bizans'ın Bitinya bölgesini aldıktan sonra, bu imparatorluğun kapısı sayılan Hrisopolis önlerine kadar gelmiş, bunun üzerine III. Andronikos, topladığı askerleri buraya göndermiş ancak yenilmiştir. Bir süre sonra Bizans Prensesi Teodora ile evlenen Sultan Orhan'ın 1348'de kayınpederi İmparator VIİoannes Kantakuzenos'u ziyaret etmek için Üsküdar'a geldiği ve beraberinde bulunan ailesiyle saray halkının konaklaması için Marmara'ya ve Üsküdar'ın bugün de en vazgeçilmez simgelerinden sayılan Kız kulesi'ne egemen bir noktaya büyük bir otağ kurulduğu bilinmektedir. Sultan Orhan 1352'de Venediklilere yenildiği için, kendisinden yardım isteyen Ceneviz donanmasına destek amacıyla Kadıköy ve Üsküdar'a süvari kuvveti göndermiş, böylece Boğaz'ın bu kilit noktalarına yerleşerek bir anlamda İstanbul'un fethinden 101 yıl önce Kadıköy ve Üsküdar'ı ele geçirmiştir. I.Bayezid (Yıldırım) döneminde (1389-1402), İstanbul'da bulunan Müslümanların davalarına bir Müslüman kadı'nın bakması karara bağlanmış, böylece Türklerin egemenliği altında bulunan Üsküdar'da da bir kadı görevlendirilmiştir. Yıldırım Bayezid'in ölümünden sonra yaşanan Fetret Devri'nde Bitinya'daki yerler kaybedilince Türkler Üsküdar'dan uzaklaştırılmışsa da, I.Mehmed (Çelebi) tahta geçtikten sonra bu yerleri Bizanslılardan geri almış, böylece Türkler bölgedeki eski ticaret serbestliğine yeniden kavuşmuşlardır. İstanbul'un fethinden sonra II.Mehmed (Fatih), Üsküdar'dan kaçan Rumların yerine Anadolu'dan gelen Türkleri yerleştirmiştir. Ancak Üsküdar'ın fetih sırasında 100 yıldan beri Türklerin elinde olması ve karşılaştırma yapmaya olanak verecek belgelerin bulunmaması nedeniyle, fetihten sonra nüfusunun ne kadar arttığını saptamak mümkün olamamaktadır. II.Mehmed döneminde İstanbul'un iskan bölgelerinin yönetsel açıdan 4 kadılığa ayrılmasıyla Üsküdar da bir kadılık olmuş ve Galata ile Haslar kadılıklarıyla birlikte Bilad-ı Selase adı verilen üçlüyü oluşturmuştur. 1471'de Vezir Rum Mehmed Paşa tarafından yaptırılan ve Paşa'nın adını taşıyan Tabhaneli Cami ve Türbe ile, günümüze ulaşamamış olan medrese ve hamam, Üsküdar'daki en eski Osmanlı yapılarındandır. Üsküdar'ın Osmanlı dönemindeki önemli bir özelliği de, her yıl Mekke ve Medine'ye gidecek hacı adaylarının oluşturduğu Surre-i Hümayun'un törenlerle buradan uğurlanmasıdır. Hacı adaylarını ve sultanın Mekke Şerifine gönderdiği armağanları taşıyan develerin oluşturduğu uzun konvoyun yola çıkması öncesinde düzenlenen törenler, Üsküdar'a büyük bir canlılık getirmiştir. Bir yandan da Üsküdar, yaşam yolculuğunun sona ermesiyle ilgili izlerle yüklüdür. Gerçekten de, daha 14. Y.Y.'da oluşmaya başlayan ve fetih sonrasında tümüyle Müslüman kabristanı haline gelen Karacaahmed Mezarlığı buradadır. Mezarlığa adını veren Bektaşi büyüğü Karaca Ahmed'in yanısıra, pek çok tarikat şeyhi, Üsküdar'da tekke kurmuştur. Üsküdar , İstanbul Üsküdar , Üsküdar Resimleri , Üsküdar tanıtımı , Üsküdar anlatımı , Üsküdar Hakkında bilgi , Üsküdar tarihi |
| | |
| | #33 (permalink) |
![]() B!r kalb!n !ç!n'de ağlıyor AŞK ! Kayıt: 19.04.2006 Yaş: 26
Mesajlar: 5.983 İtibar Gücü: 150 | İstanbul / Zeytinburnu Zeytinburnu'nun İlçe Oluşu: 01 Eylül 1957 Nüfusu: 284.814 Yüzölçümü: 12 km² Seçmen Sayısı:147.597 Mahalle Sayısı: 13 Sokak: 970 Zeytinburnu'na İlk Yerleşim İstanbul�un Türklerin eline geçmesini izleyen yıllarda Kazlıçeşme dolaylarına �Kudüslü Papazlar� diye adlandırılan insan topluluğu yerleşmeye başladı. İstanbul, Türklerin eline geçince çok eskiden kentte yerleşmiş olan Rumlar arasında anlaşmazlık çıktı. Bu anlaşmazlık sonucu, �Kudüs�lü Papazlar� bugün �Zeytinburnu" olarak bilinen deniz kıyısına yerleştiler. Buraya yerleşen papazların İstanbul içine kalanlara göre daha dindar oldukları, İstanbul içinde eski yerlerinde kalan papazların Hıristiyan dininin kurallarını çiğnemelerine göz yumamadıkları için o çağlarda boş olan bu topraklar üzerine yerleştikleri söylentileri günümüze değin ulaşmış bulunuyor. Bir süre sonra, Zeytinburnu ile Kazlıçeşme dolayları Kudüslü Papazların, türlü tarım ürünleri, zeytin ve birçok yemişler yetiştirerek, gönüllerince yaşam sürdürdükleri şirin bir yöre durumuna geldi. Bakırköy tapu kayıtları incelendiğinde; bugünkü Zeytinburnu ilçesi topraklarının ¾�ünün �Kudüslü Şerif Çiftliği� adı altında, Kudüslü papazların tapulu yerleri olduğu ortaya çıkmaktadır. Son yıllarda yapılan araştırmalara göre, II. Beyazit çağından önce bu toprakların Türklerin tapulu yerleri olduğu ortaya cıkmıştır. Bu nedenle Zeytinburnu topraklarının tapu kayıtlarında Kudüslü Papazların yeri olarak gözüken bölümlerden bir çoğu Vakıflar Yönetimine (idaresine) devredilmiştir. Küdüslü papazların yaşadıkları çağlarda bu yerler doğanın binbir rengiyle bezenmiş güzel bir yöre durumuna geldi. İklimin zeytin bile yetiştirilmesine elverişli olduğu bu çağlarda Zeytinburnu yöresi bir gezinti yeriydi. Istanbul kentini kıyıcığında bir eğlenme, dinlenme, gezinme yeri olarak uzun yıllar İstanbul halkının yaşamını etkiledi. Bakırköy ile Kazlıçeşme arasında �İskender Çelebi� adıyla bilinen bir gezinti yeri bulunuyordu. Çok güzel bir bahçe, bahçenin içinde köşkler, köşklerin önünde denizle kucak kucağa olan yalılar vardı.Burası Osmanlı Hakanlarının (Padişahlarının) gönülerince yaşadıkları bir yerdi. İlçede Dericiliğin Başlaması Zeytinburnu İlçesi toprakları üzerinde yerleşmeyi etkileyici ikinci olay ; Kazlıçeşme�de dericilik sanayisinin kurulmasıdır. Türkiye�de dericilik sanayisinin 150 yılı aşkın tarihçesi Kazlıçeşme�de başlamıştır denebilir. Kazlıçeşme kentin dışında kalan boş bir yöreydi. Dericilik sanayi, deniz kıyısında, suyu, güneşi kısaca kendisine gerekli tüm olanakları sağlayabileceği bir ortam bulmuştu. Bu ortamda dericilik gelişirken çevreye yerleşenlerin sayısı da her geçen gün biraz daha çoğalıyordu. Dericilik sanayini, dokuma sanayi izledi. 1927 yılında Bezmen�ler Kazlıçeşme�de dokuma sanayini kurunca çalışan işçiler çevreye yerleşmeye başladılar. Gecekondular Yapılarak Yerleşmenin Başlaması: 1946 yıllarındaZeytinburnu ilçesi toprakları insanla dolup taşmaya başladı. Gecekondular bir çığ gibi yayılıyordu. Yoksul insanlar her gece yüzlerce gecekondu yapıyor, böylece her geçen gün binlerce kişi bu yörenin insanları arasına katılıyordu.Böylece gecekondu yapımına göz yumulmuş oldu. Yapan, yıkan birbirine karıştı. Gecekondu alım-satımıyla uğraşan bir sürü aracı türedi. Yolsuz, okulsuz, düzensiz, plansız kocaman bir gecekondu kenti kapladı Zeytinburnu topraklarını. Bu gidiş kendisine özgü evrelerde 1966 yılına değin süregeldi. Toplumsal yasalar, yoksul halk yığınlarını yöneten doğa kuralları bildiğince işlendi. Bu gelişigüzel gidişi önlemek için 30 Temmuz 1966 tarihinde 775 sayılı GECEKONDU KANUNU yürürlüğe girdi. Bu yasa, bundan sonra gecekondu yapımını önlemek amacı güdüyordu. Bu yasa da genişletilmedi. Sorunlar üstüste yığılmaya başladı. Gecekondu yapımı eski hııznda olmasa bile sürüp gitti. Yapılan, onarılan gecekondular birbirini izledi. BUCAK OLUŞU Zeytinburnu ilçesi toprakları 1953 yılına değin doğusu Fatih ilçesi batısı Bakırköy ilçesi topraklarında kalan bir yöre olarak yönetildi. 1950 yıllarında artık Fatih veya Bakırköy ilçesinden yönetimi yapılamayan bu yörenin yönetimsel bir örgüte kavuşturulması düşünülmeye başlandı. 30.07.1953 tarihinde Fatih ilçesine bağlı �ZEYTİNBURNU BUCAĞI� olarak örgütlendirildi. Batı bölümü yine Bakırköy ilçesine bağlı olarak kaldı. İLÇE OLUŞU; Nufüsu günden güne çoğalan toplumsal, ekonomik, kültürel sorunlari her geçen gün bir kat artan bir yöre olarak büyüdü. 1940�lardan 1960 yıllarına değin yerleşmenin binbir türlü sorunuyla süslenen, toplumsal yaraların türlü renkleriyle bezenen bir yer oldu. 1955 sayımlarında 17.585 olan nufüs, 5 yıl sonra 1960 yılı sayımlarında 5 kat artarak 88.343 oldu. Artık Fatih ilçesinin bir bucağı olarak kalamayacak duruma gelmişti. Bunun üzerine 01.09.1957 tarihinde 7033 sayılı yasa ile �ZEYTİNBURNU İLÇESİ� adıyla İstanbul ilinin 14. Ilçesi olarak örgütlendirilmeye başlandı. 1. Bizans Surları 2. Erikli Baba Türbesi 3. Yenikapı Mevlevihanesi 4. Kazlıçeşme 5. Merkezefendi Camii Türbesi Ve Çilehanesi 6. Dikilitaş 7. Derya-i Ali Baba Türbesi 8. Seyit Nizam Camii ve Türbesi 9. Belediye Hizmet Binası COĞRAFİ YAPI; Zeytinburnu, Trakya�nın güneydoğusunda, Çatalca yarımadasının, Marmara denizine bakan yamaçlarının, bu denizle birleştiği yerdedir. Tarihi yarımada ile surlarla ayrılmış, E-5 karayoluna sınır ve havalimanına 15-20 dakikalık mesafededir. Bu sebeple İstanbul�un dışarı açılan önemli bir penceresidir. Doğusunda Fatih, Kuzeyinde Bayrampaşa, Batısında Güngören, Bakırköy, Güneyinde ise Marmara Deniziyle çevrilidir. Zeytinburnu , İstanbul Zeytinburnu , Zeytinburnu Resimleri , Zeytinburnu tanıtımı , Zeytinburnu anlatımı , Zeytinburnu Hakkında bilgi , Zeytinburnu tarihi |
| | |
| | #34 (permalink) |
![]() ../TURKEI:D/.. Kayıt: 20.04.2006
Mesajlar: 12.995 İtibar Gücü: 98 | iyide ben neresine gidiyimmm bunuda okmus olsam göz kalMAdi ztn ;( eline saglik Kalpsiz |
| | |
| | #35 (permalink) |
![]() B!r kalb!n !ç!n'de ağlıyor AŞK ! Kayıt: 19.04.2006 Yaş: 26
Mesajlar: 5.983 İtibar Gücü: 150 | |
| | |
| | #36 (permalink) | |
![]() ../TURKEI:D/.. Kayıt: 20.04.2006
Mesajlar: 12.995 İtibar Gücü: 98 | Alıntı:
Biliomda buyüzden yine ucak biletimi istanbuldan dönüs olarak ayarlattim gercektende onca ülke sehir gördüm hic biri istanbul gibi olamas büyüleyici bi güzelli var ses ve gürültüye kulak tikarsak sen ekledikce ben tek tek bakcam konulara gezilmesi gerekn görülmesi gerekn yerlerin notlarini alcam eline saglik | |
| | |
![]() |
| Etiketler |
| istanbul, istanbul adalar, istanbul avcılar, istanbul bayrampaşa, istanbul eminönü, istanbul gaziosmanpaşa, istanbul sarıyer, istanbul şişli |
| Konuyu Toplam 1 Üye okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir) | |
| Seçenekler | |
| Stil | |
| |
Benzer Konular | ||||
| Konu | Konuyu Başlatan | Kategori | Cevaplar | Son Mesaj |
| OKS nedir? OKS Hakkında Tüm Bilgiler | GiRL_Léé | Liseler | 17 | 11-07-2008 18:01 |
| Malatya ilçeleri hakkında bilgiler ve ilçe haritaları | KaLpsiz | Malatya | 21 | 27-04-2008 13:56 |
| Ağrı ilçeleri hakkında bilgiler ve haritası | KaLpsiz | Ağrı | 7 | 12-02-2008 00:08 |
| Aksaray ilçeleri ve ileçelr hakkında bilgiler.. | RoSe_Lu | Aksaray | 7 | 01-08-2007 23:17 |
| Secdeler Hakkında Bilgiler | FoRuM_MeLeGi | Dini Konular | 3 | 30-07-2007 06:36 |