HIZLI ARAMA
![]() |
| | #11 (permalink) |
![]() Zaman imanı kurtarma zamanı! Kayıt: 03.05.2006 Yaş: 25
Mesajlar: 2.211 İtibar Gücü: 20 | bunlar burada açıklanamayacak kadar geniş konular kardeş |
| | |
| | #12 (permalink) |
![]() .-~*~-. !r$@I) .-~*~-. Kayıt: 16.08.2006
Mesajlar: 475 İtibar Gücü: 12 | ben videoları izlememiştim.HocaEfendi nin lehine,dinlerarası diyalogun gerekliliğinden bahsediyor sanmıştım.uyardığın için teşekkürler kardeşim. baktım da şimdi videolara,çok üzüldüm. ![]() bilmiyordum böyle olduğunu,Hocaefendi hakkında önyargılı konuşmam Allah ın cc izniyle.bu konuyu acan arkadasımız da bilmiyor herhalde!!fazla araştırmamış,ya da tek yönlü okumuş olsa gerek.doğruyu öğrenecektir inşaallah... |
| | |
| | #13 (permalink) |
![]() Kayıt: 21.05.2006 Yaş: 22
Mesajlar: 2.715 İtibar Gücü: 20 | bunlar sadece burda değil hiç bi yerde açıklanamayacak konular..damam kabulum nerde istiyorsan orda açıkla |
| | |
| | #14 (permalink) |
![]() Zaman imanı kurtarma zamanı! Kayıt: 03.05.2006 Yaş: 25
Mesajlar: 2.211 İtibar Gücü: 20 | ![]() |
| | |
| | #15 (permalink) |
![]() Kayıt: 21.05.2006 Yaş: 22
Mesajlar: 2.715 İtibar Gücü: 20 | ben sana buradaki geçen diyalog kavramının sendeki karşılığını soruorum sen bana hayreddin karamanın araştrma ve taraflı görüşlerini sergilediği kitabını öneriyorsun...ben senden bireysel cvb istiorum ..bahseddiğin kitabı da hatmedeli çok oldu... ki ayrıca birde sen bak bakalım Hayreddin Karaman kimmiş...ne kadar sahih bir kitabı var..Lütfen ezbere kitab tavsiye etmeyelim.. ![]() ![]() o zaman sende bunu okuda her dünya ya aynı pencereden bakma . ![]() selamet cümlemize.... . Konu CeSaR tarafından (21-07-2007 Saat 15:51 ) değiştirilmiştir. |
| | |
| | #16 (permalink) |
![]() Zaman imanı kurtarma zamanı! Kayıt: 03.05.2006 Yaş: 25
Mesajlar: 2.211 İtibar Gücü: 20 | BÖle Önyargilki DavrandikÇa Bİr Yere Varamazsin..hoca Efendİyİ Herkes Taniyor Bu Kadar MÜslÜman Arkadasindan Gİdermİydİ Sence Yoksa ..selametle Dostum.. |
| | |
| | #17 (permalink) |
![]() Zaman imanı kurtarma zamanı! Kayıt: 03.05.2006 Yaş: 25
Mesajlar: 2.211 İtibar Gücü: 20 | diyalogun bendeki karşılığını sormuşsun..sana birkaç hadis-i şerifle sunauyım Risale-i Nur külliyatında da geçen ahir zamanda ehli sünnet vel cemaaatin diğer dinlerin dindarlarıyla el ele verip ehl-i dalaleti galebe edeceğine dair ;Bediüzzaman Said Nursi Hazretlerinin ihlas risalesi adlı kitabından, İşte bu müthiş sebebin verdiği vahîm neticeleri görmemenin yegâne çaresi, Dokuz Emirdir. 1. Müsbet hareket etmektir ki, yani, kendi mesleğinin muhabbetiyle hareket etmek. Başka mesleklerin adâveti ve başkalarının tenkîsi, onun fik-rine ve ilmine müdahale etmesin, onlarla meşgul olmasın. 2. Belki, daire-i İslâmiyet içinde, hangi meşrepte olursa olsun, medar-ı muhabbet ve uhuvvet ve ittifak olacak çok rabıta-i vahdet bulunduğunu düşünüp ittifak ederek, 3. Ve haklı her meslek sahibinin, başkasının mesleğine ilişmemek cihetinde hakkı ise, "Mesleğim haktır," yahut "daha güzeldir" diyebilir. Yoksa, başkasının mesleğinin haksızlığını veya çirkinliğini ima eden "Hak yalnız benim mesleğimdir" veyahut "Güzel benim meşrebimdir" diyemez olan insaf düsturunu rehber etmek, 4. Ve ehl-i hakla ittifak, tevfik-i İlâhînin bir sebebi ve diyanetteki izzetin bir medarı olduğunu düşünmekle, 5. Hem ehl-i dalâlet ve haksızlık, tesanüd sebebiyle, cemaat suretindeki kuvvetli bir şahs-ı mânevînin dehâsıyla hücumu zamanında, o şahs-ı mânevîye karşı, en kuvvetli ferdî olan mukavemetin mağlûp düştüğünü anlayıp, ehl-i hak tarafındaki ittifak ile bir şahs-ı mânevî çıkarıp, o müthiş şahs-ı mânevî-i dalâlete karşı hakkaniyeti muhafaza ettirmek, 6. Ve hakkı, bâtılın savletinden kurtarmak için, 7. Nefsini ve enâniyetini, 8. Ve yanlış düşündüğü izzetini, 9. Ve ehemmiyetsiz, rekabetkârâne hissiyatını terk etmekle ihlâsı kazanır, vazifesini hakkıyla ifa eder. Haşiye1 ÜÇÜNCÜ SEBEP Ehl-i hakkın ihtilâfı himmetsizlikten ve aşağılıktan ve ehl-i dalâletin ittifakı ulüvv-ü himmetten değildir. Belki ehl-i hidayetin ihtilâfı, ulüvv-ü himmetin sû-i istimalinden ve ehl-i dalâletin ittifakı, himmetsizlikten gelen zaaf ve aczdendir. Ehl-i hidayeti, ulüvv-ü himmetten sû-i istimale ve dolayısıyla ihtilâfa ve rekabete sevk eden, âhiret nokta-i nazarında bir haslet-i memdûha sayılan hırs-ı sevap ve vazife-i uhreviyede kanaatsizlik cihetinden ileri geliyor. Yani, "Bu sevabı ben kazanayım, bu insanları ben irşad edeyim, benim sözümü dinlesinler" diye, karşısındaki hakikî kardeşi ve cidden muhabbet ve muavenetine ve uhuvvetine ve yardımına muhtaç bir zâta karşı rekabetkârâne vaziyet alır. "Şakirtlerim niçin onun yanına gidiyorlar? Niçin onun kadar şakirtlerim bulunmuyor?" diye, enâniyeti oradan fırsat bulup, mezmûm bir haslet olan hubb-u câha temayül ettirir, ihlâsı kaçırır, riyâ kapısını açar. -------------------------------------------------------------------------------- Haşiye1: Hattâ, hadis-i sahihle, âhirzamanda İsevîlerin hakikî dindarları ehl-i Kur'ân ile ittifak edip, müşterek düşmanları olan zındıkaya karşı dayanacakları gibi; şu zamanda dahi ehl-i diyanet ve ehl-i hakikat, değil yalnız dindaşı, meslektaşı, kardeşi olanlarla samimî ittifak etmek, belki Hıristiyanların hakikî dindar ruhanîleriyle dahi, medar-ı ihtilâf noktaları muvakkaten medar-ı münakaşa ve nizâ etmeyerek, müşterek düşmanları olan mütecaviz dinsizlere karşı ittifaka muhtaçtırlar. İşte bu hatanın ve bu yaranın ve bu müthiş maraz-ı ruhanînin ilâcı şudur ki: Cenâb-ı Hakkın rızası ihlâs ile kazanılır; kesret-i etbâ' ile ve fazla muvaffakiyetle değildir. Çünkü onlar, vazife-i İlâhiyeye ait olduğu için, istenilmez, belki Bazen verilir. Evet, Bazen birtek kelime sebeb-i necat ve medar-ı rıza olur. Kemiyetin ehemmiyeti o kadar medar-ı nazar olmamalı. Çünkü Bazen birtek adamın irşadı, bin adamın irşadı kadar rıza-yı İlâhîye medar olur. Hem ihlâs ve hakperestlik ise, Müslümanların nereden ve kimden olursa olsun istifadelerine taraftar olmaktır. Yoksa, "Benden ders alıp sevap kazandırsınlar" düşüncesi, nefsin ve enâniyetin bir hilesidir. Ey sevaba hırslı ve a'mâl-i uhreviyeye kanaatsiz insan! Bazı peygamberler gelmişler ki, mahdut birkaç kişiden başka ittibâ edenler olmadığı halde, yine o peygamberlik vazife-i kudsiyesinin hadsiz ücretini almışlar. Demek hüner, kesret-i etbâ' ile değildir. Belki hüner, rızâ-i İlâhîyi kazanmakladır. Sen neci oluyorsun ki, böyle hırsla "Herkes beni dinlesin?" diye, vazifeni unutup vazife-i İlâhiyeye karışıyorsun? Kabul ettirmek, senin etrafına halkı toplamak Cenâb-ı Hakkın vazifesidir. Vazifeni yap, Allah'ın vazifesine karışma. Hem hak ve hakikati dinleyen ve söyleyene sevap kazandıranlar yalnız insanlar değildir. Cenâb-ı Hakkın zîşuur mahlûkları ve ruhanîleri ve melâikeleri kâinatı doldurmuş, her tarafı şenlendirmişler. Madem çok sevap istersin; ihlâsı esas tut ve yalnız rıza-yı İlâhîyi düşün. Tâ ki senin ağzından çıkan mübarek kelimelerin havadaki efradları, ihlâs ile ve niyet-i sadıka ile hayatlansın, canlansın, hadsiz zîşuurun kulaklarına gidip onları nurlandırsın, sana da sevap kazandırsın. Çünkü, meselâ sen "Elhamdü lillâh" dedin. Bu kelâm, milyonlarla büyük küçük Elhamdü lillâh kelimeleri, havada izn-i İlâhî ile yazılır. Nakkaş-ı Hakîm abes ve israf yapmadığı için, o kesretli mübarek kelimeleri dinleyecek kadar hadsiz kulakları halk etmiş. Eğer ihlâs ile, niyet-i sadıka ile o havadaki kelimeler hayatlansalar, lezzetli birer meyve gibi ruhanîlerin kulaklarına girer. Eğer rızâ-i İlâhî ve ihlâs o havadaki kelimelere hayat vermezse, dinlenilmez. Sevap da yalnız ağızdaki kelimeye münhasır kalır. Seslerinin ziyade güzel olmadığından, dinleyenlerin azlığından sıkılan hafızların kulakları çınlasın! DÖRDÜNCÜ SEBEP Ehl-i hidayetin rekabetkârâne ihtilâfı, âkıbeti düşünmemekten ve kasr-ı nazardan olmadığı gibi; ehl-i dalâletin samimâne ittifakları, âkıbet-endişlikten ve yüksek nazardan değildir. Belki ehl-i hidayet, hak ve hakikatin tesiriyle, nefsin kör hissiyatına kapılmayarak, kalbin ve aklın dûr-endişâne temayülâtına tâbi olmakla beraber, istikameti ve ihlâsı muhafaza edemediklerinden, o yüksek makamı muhafaza edemeyip ihtilâfa düşüyorlar. Ehl-i dalâlet ise, nefsin ve hevânın tesiriyle, kör ve âkıbeti görmeyen ve bir dirhem hazır lezzeti bir batman ilerideki lezzete tercih eden hissiyatın mukteziyatıyla, birbirine samimî olarak, muaccel bir menfaat ve hazır bir lezzet için şiddetli ittifak ediyorlar. Evet, dünyevî ve hazır lezzet ve menfaat etrafında aşağı, kalbsiz nefisperestler samimî ittifak ve ittihad ediyorlar. Ehl-i hidayet, âhirete ait ve ileriye müteallik semerât-ı uhreviyeye ve kemâlâta, kalb ve aklın yüksek düsturlarıyla müteveccih oldukları için, esaslı bir istikamet ve tam bir ihlâs ve gayet fedakârâne bir ittihad ve ittifak olabilirken, enâniyetten tecerrüd edemedikleri için, ifrat ve tefrit yüzünden, ulvî bir menba-ı kuvvet olan ittifakı kaybedip, ihlâs da kırılır. Ve vazife-i uhreviye de zedelenir. Kolayca rıza-yı İlâhî de elde edilmez. Bu mühim marazın merhemi ve ilâcı, "El-hubbu fillâh" -1- sırrıyla, tarik-i hakta gidenlere refakatle iftihar etmek; ve arkalarından gitmek; ve imamlık şerefini onlara bırakmak; ve o hak yolunda kim olursa olsun kendinden daha iyi olduğunun ihtimaliyle enâniyetinden vazgeçip ihlâsı kazanmak; ve ihlâsla bir dirhem amel, ihlâssız batmanlarla amellere râcih olduğunu bilmekle ve tâbiiyeti dahi, sebeb-i mes'uliyet ve hatarlı olan metbûiyete tercih etmekle o marazdan kurtulur ve ihlâsı kazanır, vazife-i uhreviyesini hakkıyla yapabilir. diye devam ediyor..Burada kırmızıyla yazılı alanı dikkatlice okursan ne demek istediğimi anlayacaksın.. Konu Philip tarafından (22-07-2007 Saat 15:10 ) değiştirilmiştir. |
| | |
| | #18 (permalink) | |
![]() Bir Gün Anlarsın Kayıt: 21.04.2006 Yaş: 24
Mesajlar: 3.430 İtibar Gücü: 51 | Alıntı:
Yanlız, bu demek değil ki, Hocaefendi hatasız veya Hocaefendi hata yapmaz.. Bu denilemez.. Hatalar olur, yanlışlar olur.. Düzeltmek gerekir.. Emre önyargılı bakmıyor yani abi, hatalar var, ve bunlar din-i islama zarar vermekte.. Emr-i bil mağruf neyhi anil münker farz.. İyiliği emretmek, kötülükten men etmek.. Truva atı cd'lerini bi izleyin derim bende.. Bu kadar müslüman arkasından gider miydi demişsin abi.. Bende bir soru sorayım.. Bunca ehl-i sünnet alimi var, bunca veliyullah, şeyh, seyyid var.. Bunlar neden Hocaefendi'nin izinden gitmiyorlar? Hocaefendi, papaya hazret dedi mi demedi mi? Kendi sitesinde açıkladı : Sünnetten taviz vermedim diye.. Sormazlar mı, sakalın nerde, eşin nerde diye abi, sormazlar mı? Sarık, şalvar, cübbe, çarşaf giyenlere kıyafetleri ürkütücü dedi mi demedi mi? ..... | |
| | |
| | #19 (permalink) | |
![]() Zaman imanı kurtarma zamanı! Kayıt: 03.05.2006 Yaş: 25
Mesajlar: 2.211 İtibar Gücü: 20 | Alıntı:
Ayrıca Hoca efendi küçük dünyam adlı ktapta eşinin nerde olduğunu söyle söylüyor..Efendimizi yakazeten başak biri görüp eğer o evlenirse cenazesine iştirak etmiyeceğini söylüyor o kişiye..ondan dolayı da evlenmiyor.. Konu Philip tarafından (22-07-2007 Saat 19:49 ) değiştirilmiştir. | |
| | |
| | #20 (permalink) |
![]() Zaman imanı kurtarma zamanı! Kayıt: 03.05.2006 Yaş: 25
Mesajlar: 2.211 İtibar Gücü: 20 | Diyalog hususunda da şurayı dikkatlice okumanızı tavsiye ederim; Haşiye1: Hattâ, hadis-i sahihle, âhirzamanda İsevîlerin hakikî dindarları ehl-i Kur'ân ile ittifak edip, müşterek düşmanları olan zındıkaya karşı dayanacakları gibi; şu zamanda dahi ehl-i diyanet ve ehl-i hakikat, değil yalnız dindaşı, meslektaşı, kardeşi olanlarla samimî ittifak etmek, belki Hıristiyanların hakikî dindar ruhanîleriyle dahi, medar-ı ihtilâf noktaları muvakkaten medar-ı münakaşa ve nizâ etmeyerek, müşterek düşmanları olan mütecaviz dinsizlere karşı ittifaka muhtaçtırlar. Konu Philip tarafından (22-07-2007 Saat 19:52 ) değiştirilmiştir. |
| | |
![]() |
| Konuyu Toplam 1 Üye okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir) | |
| Seçenekler | |
| Stil | |
| |
Benzer Konular | ||||
| Konu | Konuyu Başlatan | Kategori | Cevaplar | Son Mesaj |
| İbRetLe OkuyuCakSınıZ | PariLine_ | Paylaşmak İstedikleriniz | 5 | 18-12-2006 22:46 |