HIZLI ARAMA
| Hikayeler ve Efsaneler Bildiğiniz, gerçek veya değil, güzel hikayeleri burdan bizimle paylaşabilirsiniz. |
![]() |
| | #31 (permalink) |
![]() Kayıt: 28.11.2007
Mesajlar: 152 İtibar Gücü: 8 | çok güzel hikayeler emeği geçenlerin ellerine sağlık |
| | |
| | #32 (permalink) |
![]() Kayıt: 30.12.2006
Mesajlar: 1.142 İtibar Gücü: 16 | gercekten değerli bi paylasım tşkler .. |
| | |
| | #33 (permalink) |
![]() KıBrIsLıM=) Kayıt: 05.10.2007
Mesajlar: 3.143 İtibar Gücü: 14 | Dünyanın gelişmiş ülkeleri bir araya gelmişler. Bir gün, en son teknolojilerle üretilmiş bir bilgisayara bütün ülkelerle ilgili verileri yüklemişler ve sormuşlar: "Dünyanın sahibi kim olacak?" Bilgisayar uzun süre bilgileri değerlendirmiş ve büyük an gelmiş. Nefesler tutulmuş. Bilgisayar, sonucu yazıcıya göndermiş. Hakem heyeti sonucu ilan etmiş. "Türkiye" Herkes şaşırmış. Mutlaka bir yanlışlık olmuştur düşüncesiyle aynı soruyu bir kez daha sormuşlar Bilgisayar uzun süre çalıştıktan sonucu yazıcıya göndermiş. "Türkiye" Tüm dünya şoka girmiş. Birisinin aklına "niye?" diye sormak gelmiş. Herkes bu fikri beğenmiş ve bilgisayara sormuşlar. "Niye?" Bilgisayar sonucu yazıcıya hiç düşünmeden göndermiş. "Herkes bir gün uzaya çıkacak ve dünya Türklere kalacak"!! |
| | |
| | #34 (permalink) |
![]() Hayat bir sakLambaç,geL buL beni (; Kayıt: 24.01.2008 Yaş: 21
Mesajlar: 3.160 İtibar Gücü: 0 | harikasınız arkadaşlar... |
| | |
| | #35 (permalink) |
![]() Kayıt: 29.11.2006 Yaş: 29
Mesajlar: 199 İtibar Gücü: 12 | hepinizin emeğine sağlık |
| | |
| | #36 (permalink) |
![]() !!!!.....ÖmRüM.....!!!! Kayıt: 07.09.2008 Yaş: 21
Mesajlar: 2.285 İtibar Gücü: 63 | gerçekten çok güzel hikayeler.. artık bu türküleri dinlerkenn daha yürekten bu hikayeleri hatırlayarak dinleyeceğim ![]() ![]() teşekkürler |
| | |
| | #37 (permalink) |
![]() Kayıt: 20.10.2008
Mesajlar: 387 İtibar Gücü: 11 | çok güsel paylaşım teşekkürler..bir tane de bnden olsun bari ![]() Yüksek Yüksek Tepelere Ev Kurmasınlar Bu öykü Malkara köylerinden alınmış olup belli bir kişinin dilinden yazıya geçirilmiş değildir. Çevrede herkes tarafından bilinen bir öyküdür. Söylentiye göre, çok eskiden köyün birinde Zeynep isimli çok güzel bir kız vardır. Onaltıya yeni bastığında Zeynep'i köylerindeki bir düğünde aşırı (yabancı) köylerden gelen Ali isimli bir genç görür. Ali Zeynep'i çok beğenir ve köyüne döndüğünde kızın babasına hemen görücü gönderir. Zeynep'i Ali'ye verirler. Kısa bir zaman sonra düğünleri olur. Ali, Zeynep'i alıp aşırı köyüne götürür. Zeynep'in gelin gittiği köy ile kendi köyü arası üç gün üç gece çeker. Bu kadar uzak olduğundan dolayı Zeynep, anasını babasını ve kardeşlerini tam yedi yıl göremez. Bu özlem Zeynep'in yüreğinde her gün biraz daha büyüyerek dayanılmaz bir hal alır. Köyün büyük bir tepesinde bulunan evinin bahçesine çıkarak kendi köyüne doğru dönüp için için kendi yaktığı türküyü mırıldanır ve gözleri uzaklarda sıla özlemini gidermeye çalışırmış. Oysa kocası, Zeynep'in bu özlemine pek aldırış etmez. Kaldı ki eski sevgisi de pek kalmadığından kendini fazlaca horlamaya, eziyet etmeye başlar. Sonunda bu özlem ve kocasının horlaması Zeynep'i yataklara düşürür. Gün geçtikçe hastalığı artan Zeynep'in düzelmesi için, köyden gelip gidenler de anasının babasının çağrılmasını salık verirler. Başka çare kalmadığını anlayan Zeynep'in kocası da anasına babasına haber vermeye gider. Altı gün altı gecelik bir yolculuktan sonra bir akşam üstü Zeynep'in anası babası köye gelirler, Zeynep'i yatakta bulurlar. Perişan bir halde Zeynep hala türküsünü mırıldanmaktadır. Aynı türküyü anasına babasına da söylemeye başlar. Çevresindeki bütün köy kadınları duygulanıp göz yaşı dökerler. Annesi fenalıklar geçirir ve bayılır. Zeynep hasretini giderir, giderir ama artık çok geç kalınmıştır. Bir daha onmaz, sonu ölümle biter. Herkes Zeynep için göz yaşı döker. İşte o gün bu gündür bu türkü ayrılığın türküsü olarak söylenip durur. Yüksek yüksek tepelere ev kurmasınlar Aşrı aşrı memlekete kız vermesinler Annesinin bir tanesini hor görmesinler Uçan da kuşlara malum olsun ben annemi özledim Hem annemi hem babamı hem köyümü özledim Babamın bir atı olsa binse de gelse Annemin yelkeni olsa uçsa da gelse Kardeşlerim yolları bilse de gelse Uçan da kuşlara malum olsun ben annemi özledim Hem annemi hem babamı hem köyümü özledim Kaynak: Türk Halk Müziği ve Oyunları Sayfa 164 Cilt1 Sayı4 Yıl1 - 1982 |
| | |
| | #38 (permalink) |
![]() FUNDA MURAT Kayıt: 22.04.2008 Yaş: 24
Mesajlar: 2.166 İtibar Gücü: 33 | tek kelimeyle bi mükemmel bi paylaşım teşekkürler |
| | |
| | #39 (permalink) |
![]() MURAT&FUNDA Kayıt: 30.04.2008
Mesajlar: 1.005 İtibar Gücü: 27 | paylaşımın teşekkürler güzel di |
| | |
| | #40 (permalink) |
![]() ''Bana SEN'i gerek, SEN'i... Kayıt: 18.07.2008
Mesajlar: 6.496 İtibar Gücü: 81 | Ormancı Türküsünün Hİkayesi Çıktım belen kahvesine: ormancı türküsünün doğuşu nuran baygül 1 muğla\ ın yatağan ilçesine bağlı gevenes köyünde mustafa Şahbudak adın da 1922 yılında bir efe doğar. babası ağadır dolayısıyla mustafa da bir ağa çocuğudur. mustafa hiddetli bir kişiliğe sahiptir. köy muhtarı tevfik cezayirli en yakın canciğer arkadaşıdır. herke bu ikilinin arkadaşlığına gıpta ile bakar neredeyse her akşam köy kahvesinde bu iki arkadaş dama maçı düzenlerler iddialı ve dostça yapılan bu karşılaşmalar kahvedekiler tarafından ilgi ile izlenir. Çünkü bu olayların mükafatını izleyiciler almaktadır. 1946 yılı temmuz ayının sıcak bir gününde bu arkadaşlığa kan damlar öfke seli karışır. uğursu hadise cezaevinde sonuçlanarak elli beş yıldır söylenegelen bir drama dönüşür. sıcak bir temmuz günü mustafa Şahbudak her zamanki gibi yine köy kahvesi ne gider. o sırada kahveye muhtar tevfik cezayirli\yi görmeğe yatağan ilçe milli eğitim müfettişi ile tahsildar gelmiştir. muhtar olmadığı için misafirleri her zaman olduğu gibi mustafa Şahbudak ağırlama görevini üstlenir. İki misafiri alıp yemeğe götürür. döndüklerinde muhtar\ı kendilerini bekler görürler. o gün iki misafirden izin isteyip yine dama tahtasının başına otururlar. oyunun yarısında orman memuru mehmet İn çıkagelir. mehmet sarhoştur. bir gün önce komşu olan Çiftlik köyünde yangın olmuştur. 1946 seçimlerinin evrakları yatağan\a gönderilecektir. seçim evrakını yatağan\a köy bekçisinin götürmesi zorunludur. ormancı ise yangın evrakının bir an önce ilçeye götürülmesi için bekçiyi muhtar\dan ister. muhtar: -olmaz daha acil olan seçim sonuçlarının ulaştırılması gerekiyor. bekçiyi gönderemem der. bunun üzerine ormancı ile muhtar arasında bir tartışma başlar. muhtar en sonunda: -ayıp ediyorsun mehmet bize müsaade et der. ormancı kahveye girip tekrar geri döner gelir. dama masasını bir yumrukta darmadağın eder. mustafa Şahbudak bu davranışa tahammül edemez ve ormancı\ya bir tokat atar. olayın büyüyeceğini anlayan köylüler adamı alıp sakinleşmesi için kahvenin arka tarafına götürürler. ormancı oradan bağırarak küfürler savurmaktadır. küfürler mustafa Şahbudak\ın tahammül sınırını daha da zorlar. yerinden kalkar ormancı\ ın üzerine yürür. ormancı mehmet\in kamasını çıkarıp mustafa Şahbudak\ın sol kolunun pazısından yaralar. o zaman mustafa Şahbudak ormancıyı korkutmak için belindeki tabancayı çıkarır yere doğru ateş eder. İşte ne olursa o an olur! muhtar ormancı\ ın ikinci kez kama vurmaması için elini tutar. fakat mustafa bey tetiği çoktan çekmiştir... ormancı bunun üzerine kaçmaya başlar. mustafa Şahbudak kaçmasın diye bir el daha ateş eder. bu ateş de öldürmek için değil kaçmasına engel olmak içindir. ikinci atış üzerine mehmet in yere düşer. arka cebinde tabaka olduğu için ona hiç bir şey olmaz. bu arada ne yazık ki mustafa Şahbudak kaza kurşunu ile dostu tevfik\i vurur. o günlerin imkansızlıkları içerisinde tevfik\i tahta bir sal üzerinde muğla devlet hastahanesine götürürler. tevfik çok kan kaybetmektedir. mustafa doktor veli bey\e: babamın selamı var bu adamı iyileştir. der. veli bey: -o ölecek önce senin kolunu saralım. der. o sırada tevfik eliyle işaret edip mustafa\yı yanına çağırarak: -ben ölüyorum hakkını helal et. der. mustafa: -hayır sen ölmeyeceksin! derken ağlamaya başlar. aslında orada herkes efelerin ağlamadığını bilir. ancak mustafa arkadaşının bu durumuna dayanamamıştır. gerçekten de biraz sonra tevfik hayata gözlerini kapar. mustafa en yakın arkadaşını öldürdüğü için polise teslim olur bu olay üzerine dört yıl ceza yer. ceza. evindeyken her gece tevfik rüyasına girer. ancak ormancı\ya kini gittikçe artar. bu acı olaydan sonra köyde kalamayacağını anlayan ormancı tayin ister. kavaklıdere orman müdürlüğüne atanır. aslen marmarislidir. emekliliğinden sonra oraya yerleşir. doksanlı yılların başında kendi memleketi olan marmaris\ e ölür. mustafa Şahbudak cezaevinden çıktıktan sonra anılarla dolu o köyde yaşayamayacağını anlayıp muğla merkeze yerleşir. Çok sevdiği günlerini birlikte geçirdiği arkadaşını muhtar tevfik cezayirli\yi tek kurşunla öldürdüğünde arkada yirmi beş yaşında bir eş ve üç çocuk bırakır. muhtar\ın eşi pembe bu acıya dayanamayınca birkaç yıl sonra aklı dengesini yitirir. oğlanın biri İzmir\e yerleşir. diğer oğlanla kız köyde evlenirler ve hayatlarını orada sürdürmeye devam etmekteler. yıllardır her şeyi unutmaya çalışan mustafa\ya bir gün arkadaşları tahir usta adında bir değirmenciden bahsederler. bu değirmenci annesinin akrabasıdır. değirmenci tahir usta aynı zamanda türkü de bestelemektedir. İşte gevenes köyünde yaşanan bu acı olay da bu kişi tarafından bestelenmiştir. düğünlerde okunan herkesin diline düşen türkü \\\ormancıdır.\\\ bir gün radyodan duyduğu bu türkü ile unutmak istediği olayları tekrar yaşar gibi olur. radyoyu kapatır bu türküden çok incinmiştir. ormancı türküde ormancı adı ile mustafa Şahbudak ise \\\bay mustafa\" adı ile yer almıştır. ormancı mehmet\in bir anlık sarhoşluğunun musibetini yıllarca pişmanlık duyarak ve memleketinde barınamayarak ödedi demek yanlış olur. Çünkü o türkü yaşadığı müddetçe kötü adam olarak anılacaktır ve tarihe öyle geçecektir.* ormanci tÜrkÜsÜ Çıktım belen kahvesine baktım ovaya bay mustafa çağırdı dam oynamaya ormancı da gelir gelmez yıkar masayı söz dinlemez ormancı çekmiş kafayı aman ormancı canım ormancı köyümüze bıraktın yoktan bir acı gevenes\ in ortasında değirmen döner değirmenin suları dağından iner ormancı\ya atılan kurşun tevfik\ e döner tevfik\ in feryatları yürekler deler aman ormancı canım ormancı köyümüze bıraktın yoktan bir acı gevenes\ in suları hoştur içmeye Üstünde köprüsü var gelip geçmeye tevfik\ imi vurdular hiç mi hiç yere yazık ettin ormancı köyün iki gencine aman ormancı canım ormancı köyümüze bıraktın yoktan bir acı... |
| | |
![]() |
| Konuyu Toplam 1 Üye okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir) | |
| Seçenekler | |
| Stil | |
| |
Benzer Konular | ||||
| Konu | Konuyu Başlatan | Kategori | Cevaplar | Son Mesaj |
| Türkülerimiz ve Hikayeleri... | Notheart | Genel Müzik Konuları | 17 | 15-06-2009 19:35 |
| Ask Hikayeleri | Deli_Sibz | Hikayeler ve Efsaneler | 92 | 08-06-2009 19:29 |
| [...KORKU HIKAYELERI...] | Deli_Sibz | Hikayeler ve Efsaneler | 63 | 02-09-2008 21:56 |
| Şarkıların hikayeleri | Haberci | Magazin Haberleri | 0 | 17-11-2006 02:00 |
| Tek taş hikayeleri | CiwCiw | Magazin Haberleri | 0 | 11-05-2006 23:03 |