HIZLI ARAMA
| Hikayeler ve Efsaneler Bildiğiniz, gerçek veya değil, güzel hikayeleri burdan bizimle paylaşabilirsiniz. |
![]() |
| | #1 (permalink) |
![]() ^^Günışığı^^ Kayıt: 01.04.2007
Mesajlar: 3.019 İtibar Gücü: 26 | Gönül Kırıntıları KARAKTERLER: MÜNEVVER: 45 yaşında, kumral, 1.68 boyunda, 72 kilo, omzuna kadar uzanan kahverengi saçları ve masmavi gözleriyle hoş bir bayan. Kimsesi yok, hiç evlenmemiş. Geçmişinde ' Hayat kadını ' damgası yemiş ve şu an yaşadığı İzmir'de bunu hiç kimse bilmiyor. Evinin karşısındaki küçük esnaf lokantasına günlük yemekler hazırlıyor ve geçimini bu şekilde sağlıyor. CENGİZ: 20 yaşında, 1.80 boylu, 70 kiloda, esmer, siyah saçlı, siyah gözlü, hoş, kibar, saygılı, efendi ve yaşından on kat daha olgun bir genç. İzmir'de yalnız başına yaşıyor, ailesi İstanbul'da. Esnaf lokantasında çalışıyor ve en büyük sırdaşı Münevver Hanım. Cengiz, Münevver Hanım'dan yemekleri almaya gelir, kapı çalar _ Kim o? _ Benim abla _ ( Kapı'yı açar ) Hoş geldin _ Hoş bulduk. Hazır mı bizim nevaleler? _ Hazır hazır. Bugünkü menüde mercimek çorbası, patlıcan kebap, pilav ve komposto var. Nasıl? _ Ooo.. yine döktürmüşsün Münevver Ablacım, ellerine sağlık _ Afiyet olsun. İstediğin özel bir şeyler var mı canım? _ Yok be abla, millet sürekli böyle sulu yemekler istiyor, ne haddimize bizim bir şey istemek?Patron canımıza okur sonra _ ( Gülümser ) Anlaşıldı. Senin canın etli butlu şeyler istiyor he.. _ Eh.. öyle de denilebilir, şöyle patates, köfte, kızartma falan gibi şeyler… Ama böyle bir menü demek, hepimizin işsiz kaması demek… _ Yok, Cengizciğim öyle değil. Bu akşam için seni yemeğe davet etsem mesela _ Teşekkür ederim ama ben gelemeyeceğim, arkadaşlara sözüm var, biraz eğleneceğiz _ Eğlenin bakalım, her şey gençlikte.. ( İç çeker ) Keşke.. Neyse boş ver ama müsait olduğun zaman mutlaka bekliyorum. Tamam mı? _ Tamam merak etme, hadi ben kaçıyorum. _ Güle güle. _ ( Merdivenlerden inerken birden arkasını döner ve ) Hatta aklıma bir şey geldi, bir akşam ben seni dışarıya davet edeyim olmaz mı? ( Münevver gülümser, ışıklar önce yanıp söner ve sonra sahne tamamen sahne kararır. ) Müzik çalınan ve deniz manzaralı bir lokanta.. İki kişilik bir masa.. Masanın üzerinde mavi-beyaz bir örtü.. Masanın ortasında bir demet papatya ve bir sol köşede, bir de sağ köşede küçük pembe renk mumlar.. _ Vallahi iyi ki gelmişiz Münevver Abla, midem bayram etti _ Belli oluyor, öyle iştahlı yedin ki.. Arda bir baktım da sana, dondurma yiyen küçük çocuklar gibi şendin _ Bayağı iyi bir gözlem yapmışsın abla ( Gülüşmeler ) _ ( " KÜÇÜK BİR AŞK MASALI " çalmaktadır ) Bu şarkıyı her dinlediğimde gözlerim dolar, benim için çok özel bir parçadır _ Gönül Kırıntıları yani… _ Ne desem bilmem ki Cengiz? Gönlümün hem rüyası hem yarası _ ( Münevver'in gözleri dalar ) Bu özel şarkıda bana eşlik eder misiniz bayan? _ Anlamadım _ Benimle dans eder misiniz? _ Memnuniyetle… _ ( Dans ederken ) Senin aşk hayatın ne alemde genç adam? _ Var-yok arası bir şey be abla, şansım yok galiba benim. _ Bazen, insan kendi şansını kendi yaratır biliyor musun? _ Nasıl yani? _ Bak şöyle anlatayım; Hani demin konuştuk ya, Gönül Kırıntıları diye.. ( Duraksar ) Oturalım mı? ( Otururlar / Münevver devam eder ) _ Birini sevdim bir zamanlar. Çok değil, üç sene falan oldu onu tanıyıp hayran olduğum… O ana kadar da hiç bilmemişim, kimse öğretmemiş bana sevmenin ne olduğunu... _ Nasıl yani abla? Daha önce hiç kimseyi.. _ Dedim ya insan kendi yaratır diye.. Aşka hiç şans vermemişim, yakalayamamışım onu. Hayatımı yakalamaya çalışmışım sadece.. _ Ama aşk seni yakalamış! _ Evet. Şimdi fazlasıyla biliyorum aşkın ne demek olduğunu, zaman mekan tanımadığını _ Ne diyelim abla? Allah gönlüne göre versin _ Benim derdimin dermanı yok, sevdamın günahı var, sevabı yok, yanlışı var, doğrusu yok ama yinede sağ ol _ Sevdanın ayıbı günahı, yanlışı olur mu be ablacığım? Ettiğin lafa bak _ Sahi olmaz değil mi? _ Olmaz ablam olmaz. Sevsen de sevilmesen de yaşadığın duyguyla gönlünü ferah tutacaksın, mutlu olacaksın _ Ama benimki imkansız bir aşk. Aramızda uçurumlar var. _ Güzel olanda bu ya.. O uçurumlara rağmen vazgeçmemişsin, seviyorsun.. _ Vazgeçememde.. _ Ama bir şey söyleyeyim mi? Yani haddim değil ama _ Estağfurullah, dinliyorum _ Ben sizin yerinizde olsaydım hele ki özür dileyerek söylüyorum sizin yaşınızda olsaydım ve bu kadar sevseydim _ Evet _ Mutlaka söylerdim _ Sen benim yaşımda olsaydın!!! ( Gong sesi ve masadaki mumlar söner, sahne kararır. ) Cengiz, İzmir'e Münevver Hanım'ı ziyarete gelmiştir, kapı çalar _ Kim o? _ 15 sene öncesinin en yetenekli garsonu _ ( Sevinçle ) Cengiz!.. ( Kapı'yı açar ) Canım benim hoş geldin. ( Sarılırlar ) Demek unutmadın bu yaşlı kadını _ O nasıl söz öyle abla? Unutur muyum hiç? Ne günler geçirdim ben burada? Ailemin yokluğunda derdmi, sevincimi sizinle paylaştım _ İnan çok sevindim geldiğine, çok mutlu ettin beni _ Bende mutluyum sizi gördüğüm için _ Nasıl gidiyor evlilik? Sibel nasıl? Neden gelmedi? _ Hiç sormayın. Hani siz demiştiniz ya insan kendi şansını yaratır diye.. İşte bende ne kendime nede aşka gereken şamsı vermedim _ Peki Sibel? _ Evet, Sibel'i sevdim ama gözümü onunla açtım, onunla kapayamadım. On senenin ilk beş senesi haricinde sürekli bir dargın bir barışık yaşadık ve çok yıprandık _ Yani… Ayrıldınız mı? _ Evet, iki sene oldu _ Üzüldüm _ Yoo.. Üzülme.. Bizde üzülmüyoruz, birbirimize hak verdik _ Başka biri var mı hayatında? _ Haır, yok. Aslında ben, hani senin o imkansız aşkın var ya.. İşte o her kimse, senin onu sevdiğin gibi sevilmek istiyorum galiba.. ( Suskunluk… ) Neyse geç oldu, ben artık gideyim ( Kalkar, kapının önündedirler ) _ 15 sene önce ilk ve son kez beraber dışarı çıktığımızda, o lokantada bana bir şey söylemiştin _ Sizin yaşınızda olsaydım, ona söylerdim demiştim _ ( Hayranlıkla ) Unutmamışsın _ ( Gülümser ) Bu imkansız aşk hikayeniz beni çok etkilemişti çünkü. ( Kapıyı açıp çıkar ) Sahi hala?.. ( Sessizlik, Münevver Hanım, başını öne eğer / Cengiz devam ) Anlaşıldı.. _ ( Cengiz, merdivenlerin başındadır ) Cengiz _ Efendim _ 42 yaşındaydım, o ise daha 17 yaşında tatlı mı tatlı bir çocuktu, sonra bir şekilde tanıştık. Etkilenmiştim ondan. Dünyadaki birçok erkekten çok daha efendi ve olgundu. _ Vay be.. _ Önceleri bende çok şaşırmıştım kendime, bu sevginin anne olamamamdan kaynaklanan içgüdüsel bir şey olabileceğini düşündüm bir ara oysa öyle değildi. Basbayağı kadınlığımı,onunda çevik gibi bir erkek olduğunu hissediyordum onu her gördüğümde.. _ ( Merdivenlerden bir basamak inip Müneever'e döner ) O şimdi nerede Münevver Abla? Bu sırada sokaktan geçen bir arabanın teybinden " İMKANSIZ AŞK " şarkısının nakaratı duyulur _ Biricik Münevver Ablasının on sekiz senelik imkansız aşkı he!.. Şimdi tam karşımda!... _ Ne? |
| | |
| | #2 (permalink) |
![]() ≈ Av®¦l Lªvigne ≈ Kayıt: 25.10.2006 Yaş: 16
Mesajlar: 1.746 İtibar Gücü: 14 | çok gzeldi saol |
| | |
![]() |
| Konuyu Toplam 1 Üye okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir) | |
| Seçenekler | |
| Stil | |
| |
Benzer Konular | ||||
| Konu | Konuyu Başlatan | Kategori | Cevaplar | Son Mesaj |
| Sevgi Kırıntıları İstemiyorum## | didoşum | Paylaşmak İstedikleriniz | 9 | 10-10-2007 18:03 |
| ey gönül !!! | _aLmİrA_ | Dini Konular | 14 | 26-08-2007 23:18 |
| GÖnÜl | mirca | Şiir Köşesi | 4 | 24-07-2007 23:22 |
| YokLa cePLeRiNİ A$k KıRıNtıLaRı KaLmı$ oLmaLı Biraz | zuzu | Paylaşmak İstedikleriniz | 8 | 29-05-2007 23:36 |
| ekmek kırıntıları | @izci@ | Dini Konular | 2 | 22-01-2007 14:44 |