HIZLI ARAMA
| Hikayeler ve Efsaneler Bildiğiniz, gerçek veya değil, güzel hikayeleri burdan bizimle paylaşabilirsiniz. |
![]() |
| | #1 (permalink) |
![]() !..363..! Kayıt: 29.11.2006 Yaş: 21
Mesajlar: 2.841 İtibar Gücü: 19 | Basİt Bİr Mantik Harvard Üniversitesi'nin mezunlar derneğinin NewYork'ta bir şubesi varmış. Yüzlerce eski mezun öğlenleri gelip orada yemek yermiş. Günlerden bir gün Harvard Üniversitesi rektörü NewYork'a işi düştüğünde oraya yemek yemeye gelmiş. Tabii ki tanınmıyor.Kapıdan girmiş ve vestiyerdeki yaşlı zenciye şapkasını, paltosunu ve şemsiyesini uzatmış. Saygılı vestiyer memuru yaşlı zenci şapka, şemsiye vepaltoyu almış, bembeyaz dişlerini gösteren bir selam ve gülücük sarkıtarak, eşyaları kabul etmiş, ama hiçbir fiş,bilet makbuz vermemiş.Rektör şaşırmış ama bir şey dememiş. Nasıl olsa çıkarken bana yanlış giysileri verirler diye düşünmüş, o zaman da zaten buranın müdürü benim ile beraber dışarıya gelecek olduğu için, onu ikaz ederim ve fiş sistemini başlatırlar yaklaşımına girmiş. Gerçekten de mezunlar derneğinin müdürü onun yanına gelmiş, beraber yemek yemişler, yemekten sonra da müdür rektörü kapıya kadar çıkartmış, kapıda vestiyere gelmişler, rektör yaşlı zencininönüne dikilip, malzemelerini istemiş, zenci gene müthiş dişlerini gösteren gülücüğünü saçarak vestiyerin arkasına geçmiş ve doğru şapka,doğru palto ve doğru şemsiyeyi getirerek rektörün eline tutuşturmuş. Tabii rektör fena halde bozulmuş. Çünkü doğru malzeme kendisine geriverilince itiraz senaryosu çalışmıyor, nutuk atılamıyor, müdür ikaz edilemiyor.Duruma bozulan rektör gene de kurcalamaya çalışmış. - Bu şapka, şemsiye ve paltonun benim olduğunu nereden biliyorsunuz? diye sorarak hırçınlanmış. Zenci gene dişlerini ve saygılı selamını sarkıtarak; - Bunların size ait olup olmadığını bilmiyorum efendim! demiş. İşte şimdi yakaladım! diye aşka gelen rektör derhal saldırmış: O zaman bunları neden bana verdiniz? Zenci bir kere daha gülücük ve diş dolu selamını saygı ile vererek yinelemiş - Çünkü onları bana siz vermiştiniz! Diploma, apolet, unvan, uzmanlık falan filan hiçbiri önemli değil. Hayatta başarı için gerekli olan basit ve sağlam bir mantıktır. |
| | |
| | #2 (permalink) |
![]() ..yeniden basLasin.. Kayıt: 18.02.2007
Mesajlar: 3.234 İtibar Gücü: 53 | gercekten cok zekice bi cevapti zenci adam okumakla adam olunmicagini tekrar göstermis oldu.. paylasim icin tesekkürler... |
| | |
| | #3 (permalink) |
![]() ≈ Av®¦l Lªvigne ≈ Kayıt: 25.10.2006 Yaş: 16
Mesajlar: 1.746 İtibar Gücü: 16 | Hayatta başarı için gerekli olan basit ve sağlam bir mantıktır çok doru saol |
| | |
| | #4 (permalink) | |
![]() -_-Venİ_Vidİ_Vicİ-_- Kayıt: 20.01.2007
Mesajlar: 1.366 İtibar Gücü: 13 | sagol ya.... Alıntı:
| |
| | |
| | #5 (permalink) |
![]() !..363..! Kayıt: 29.11.2006 Yaş: 21
Mesajlar: 2.841 İtibar Gücü: 19 | Peri Kiziyla Çobanin Hİkayesİ Peri Kiziyla Çobanin Hİkayesİ Çok eski zamanda, - Oguz Han Hükümdarmış. - İşitmistim Turan'da Bir peri kızı varmış. Bu nazlı peri kızı, Bu güzellik yıldızı, Her gönülde bir sızı Bırakarak yaşarmış. Issız dağlarda gezer, Yokmus izinden eser, Bazen göründügü yer, Bir sihirli pınarmıs. Yüzü penbe bir şafak, Gülse güller açacak... Yaşarmış Elden uzak, Dostları çobanlarmış. Bu kız öyle güzel ki: Çıldırtır aşkı belki. O kadar muhayyel ki: Akıllara zararmış. Cefa imiş adeti! Hiç yokmuş merhameti. Sevmeyen bu afeti, Sevenden bahtiyarmış. Vururlurmuş kalbinden, Bir kere onu gören, Aşıkları tahminen, Gür saçları kadar miş. Gençlerin yüzü solmuş, Gözleri yaşla dolmuş. Aşkı bir afet olmuş, Bütün cihani sarmış... Ulu Hakan Oguz Han, Bu kızıi merak eder, Görmek ister yakından. Çagırtır yanına.. Der: Sevimli kız, güzel kız! Dağ başlarında yalnız Yasıyorsun, bu neden? Bu güzelliğinle sen Bir sihirli güneşsin! Sevimli kız, güzel kız! Tek yaratmaz, Tanrımız Kimseyi tabiatta. Var bir esin elbette, Sen de birine eşsin! Kıiz, böyle tek yasamak Yaraşır mı -hele bak! - Senin gibi güzele? Gel, karış artık 'El'e; Neslimiz güzelleşsin! Kız der ki: Ulu Hakan, Ben de sevdim bir zaman. Vaktile genç bir çoban Sevgilimdi, eşimdi; Yalnızım fakat şimdi. Dağlarda bahtiyar, sen, Sevişerek yaşarken Bir söz onu incilti; Bana darıldı gitti. Ne kendi geldi geri; Ne duyuldu haberi.. Işte o günden beri Hissizim, kayıtsızım; Tek yaşayan bir kızım. Hakan -düşünür biraz- Der: Bu doğru olamaz! Senin gibi güzel kız, Daima böyle yalnız, Dağ başında yaşar mı? Kız der ki: Çare var mı? Ben bir eşsiz güneşim, Gösterin nerde eşim? .. Sevenler beni belki, Şu geniş göklerdeki Yıldızlardan daha çok, Fakat istediğim yok. İnanın buna siz de; Bulunmaz içinizde. Hakan der ki: Ne zarar, Bulunmasa da, arar; Şüpheden kurtuluruz. Sen cevap ver, buluruz İIstediğini belki... Kız der: O halde peki! Kimlerse beni seven, - Haber verin şimdiden - Deneyim onları ben Bir sihirli oyunla. İçlerinden bana kim Cevap verirse.. benim O, olacak sevdiğim; Ben yaşarım onunla! Bu haber, dalga dalga Dağılır ortalığa. Aşıklar; uzak, yakın Yollardan akın akın Gelirler.. zavallılar, - Hep birden genç, ihtiyar - Kapılıp ümitlere: Toplanırlar bir yere. Peri kızı, güzel kız; Ufka doğan bir yıldız Gibi, yüksek bir gurur İçinde gelir, durur. Silkinince ansızın, Değişir şekli kızın: Kuş olur, çiçek olur, Bazı kelebek olur. Bir gül olur açılır, İnci olur saçılır... Bir buluta bürünür; Bin şekilde görünür.. Aşıkları hep birden, Şaşırıp kalır buna.. Bulunmaz cevap veren Bu sihirli oyuna. Kız: 'Artık ne çare! ' der; Hakana veda eder. Ayrılacağı zaman; Ta uzaktan bir çoban -Gözleri dolu yaşla- Heyecanla, telaşla Koşar; huzura girer: 'Ruhsat olursa eğer, 'Taliimi deneyim! 'Sormayın; kimim, neyim.. 'Bir sevda havasıyla, 'Bir hicranın yasıyla, 'Aşarak yüce dağlar, 'Gezerken diyar diyar; 'Ansızın bu haberi 'Duyunca döndüm geri. 'Bir sevinçli duyguya 'Kapıldım.. gönül bu ya! Hakan der ki o zaman: Küstahlık etme çoban! Bu kız senin ufkuna Doğacak güneş değil. Bir zavallı çobana Layik olan eş değil. Doğrusu şu teklifin Bu peri kızı için Bir lekedir, bir züldür. Kız der: O da gönüldür, İncitmeyiniz sakın, Ben razıyım bırakın. Dururlar kızla çoban Karşılıklı o zaman. Silkinince ansızın, Değişir şekli kızın: Kuş olur; uçup konar Hakanın otağına. Çoban bakar, ah eder; O da bu sihri meğer Biliyormuş eskiden. Bir kafes olur hemen, Bu güzel kuşu alır, O anda kucağına. - Bu birinci imtihan. Bunu kazandın çoban! Kuş silkinir ansızın, Değişir şekli kızın: İnci olur bu sefer. Saçılır birer birer Hakanın ayağına. Kafes te her yerinden Dağılıp düşer hemen; Bir sedef olur, alır İnciyi kucağına. - Bu ikinci imtihan. Adın ne senin çoban! İnci yanar ansızın, Değişir şekli kızın: Her inci bu sefer de Bir başka çiçek olur. Canlanır hemen, yerde Boş kalan sedefler de Birer kelebek olur. Bir yanda, öyle renk renk Açılırken çiçekler; Bir yanda, titreşerek Dolaşır kelebekler.. - Bu sonuncu imtihan. Tanıdım seni çoban, Anladım şimdi kimsin! Sen, beni ta eskiden Sevip sonra terkeden Vefasız sevdiğimsin. Bunu artık iyi bil: Eş olmam mümkün değil Sen gibi vefasıza. Çoban; gözünde yaşlar, O zaman nakle başlar Macerasını kıza: 'Sevda, o bir peridir, 'Karar etmez yerinde. 'Gönül ki serseridir, 'Dolaşır izlerinde. 'Sevda, o gizli bir ok, 'Görünmez kanatmadan. 'Kavuşmanın tadı yok, 'Ayrılığı tatmadan. 'Ben ki, pek çok ağladım, 'Gezdim hicrana giden 'Yolları adım adım. 'Beni artık yeniden 'Hicrana atma, güzel, 'Yeter ağlatma, güzel! 'O her derde tahammül 'Gösteren deli gönül; 'Kah eder dünyaya naz, 'Her dakika bulunmaz 'Bir halde, bir kararda. 'Sevdiği zamanlarda 'Gül yaprağından ince! .. 'Bir sitem işitince 'Yaralanır derinden, 'İncinir her yerinden. 'Bir gündü.. yandı içim; 'Dağıldı hep sevincim... 'Elveda artık! ..' Dedim. 'Tahammül edemedim 'Bir söze, bir siteme. 'Düşün ki: Terketmeme, 'Yine aşkımdı sebep. 'Serseri, dünyayı hep 'Dolaştım adım adım; 'Bir teselli aradım. 'Bulamadım kimsede. 'Bir günah ettimse de, 'Şimdi işit ahımı, 'Bağişla günahımı 'Düstüğüm aşka, güzel! 'Sebep yok başka, güzel! 'Deniz geçtim, dağ aştım; 'Hayli sene dolastım, 'Bahtım kara, saçım ak, 'Ne şekle girmişim bak! 'Başımın tacı güzel, 'Halime acı güzel! Oguz Han: Artık yeter; Bu gamlı sözlerle, der, Beni ağlatacaksın! Şüphe etme ki çoban, Sevdiğinin her zaman Affına müstahaksın! Var mı kızım, sen de bak, Bir başka eş olacak Senin gibi güzele! Elverir bu ayrılık! Gelin birleşin artık! Haydi verin elele! Geçsin neşe, eğlence Içinde hep gününüz! Tamam kırk gün, kırk gece Yapılsın düğününüz. İste hemen o günü Başlayan bu dügünü 'Felek' dedikleri pir Görünce, girmiş denir Yeniden bir yaşıma! Bu dügün öyle uzun, Sevinçli bir düğün ki; Bu, o şerefli gün ki: Darısı yurdumuzun Güzelleri başına! Orhan Seyfİ Orhon |
| | |
| | #6 (permalink) |
| Kayıt: 20.04.2006 Yaş: 22
Mesajlar: 1.272 İtibar Gücü: 16 | çok güzeldi gerçekten tşkler |
| | |
| | #7 (permalink) |
![]() ! SeCreT LiFe ! Kayıt: 14.05.2006 Yaş: 23
Mesajlar: 4.006 İtibar Gücü: 59 | SaoL cihan güzeL bi MasaLdı.. |
| | |
| | #8 (permalink) |
![]() '_bÜyÜk iNsaN_' Kayıt: 20.12.2006
Mesajlar: 3.752 İtibar Gücü: 47 | çok güzeldi emegıne saglık konuları birleştirdim burdan devam edelim |
| | |
![]() |
| Konuyu Toplam 1 Üye okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir) | |
| Seçenekler | |
| Stil | |
| |
Benzer Konular | ||||
| Konu | Konuyu Başlatan | Kategori | Cevaplar | Son Mesaj |
| Basİt Makİneler | Gecem | Fizik | 1 | 13-12-2008 19:44 |
| Mantik Mi Duygular Mi | @G@NT@ | Anketçe | 59 | 30-09-2008 20:07 |
| BASİT YAŞAMALISIN | Lider | Paylaşmak İstedikleriniz | 3 | 10-06-2006 15:50 |
| GELECEĞİN SUÇLUSUNU YETİŞTİRMENİN EN BASİT KURALLARI | casus | Bilelim Öğrenelim | 2 | 16-05-2006 11:38 |
| İŞTE SİZE BİR MANTIK SORUSU... | prenses500 | Bilmeceler & Zekâ Soruları | 24 | 04-05-2006 05:27 |