HIZLI ARAMA
| Hikayeler ve Efsaneler Bildiğiniz, gerçek veya değil, güzel hikayeleri burdan bizimle paylaşabilirsiniz. |
![]() |
| | #11 (permalink) |
| Kayıt: 04.05.2006 Yaş: 20
Mesajlar: 3.158 İtibar Gücü: 0 | Ynt: ~~Dini Hikayeler~~ ALLAH'TAN UTANANDAN HER ŞEY UTANIR Ma'rûf-ı Kerhi Hazretlerinin bir dayısı şehrin vâlisi idi. Vâli, bir gün şehrin kenar mahallelerini dolaşıyordu. Ma'rûf'u bir kenarda oturmuş ekmek yerken gördü. Önünde de bir köpek vardı. Bir lokma kendi yiyor, bir lokma da köpeğin ağzına veriyordu. Dayısı, - Köpekle birlikte yemeğe utanmıyor musun dedi. Maruf; Utandığım için bu zavallıyı yediriyorum dedi ve başını kaldırıp havadaki bir kuşa seslendi. Kuş uçup geldi, eline kondu ve kanadıyla başını ve gözünü örttü. Ma'rûf; -Allah'tan utanandan her şey utanır, buyurdu. Dayısı bu hâli görüp, bu sözü işitmekle hem hayret etti, hem de oradan uzaklaştı. |
| | |
| | #12 (permalink) |
| Kayıt: 04.05.2006 Yaş: 20
Mesajlar: 3.158 İtibar Gücü: 0 | Ynt: Dini Hikayeler ARZU EDEN GELSİN Muhammed Nasûhî Efendi, bir ara üç gün müddetle sevenlerinden birinin dâveti üzerine hava değişikliği için Çamlıca civârındaki Bulgurlu'ya gitti. Bulgurlu'ya gelişlerinin ilk gecesi, gece yarısından sonra teheccüd namazını kıldıktan sonra yanında bulunanlara; - Bize bugün Üsküdar'a gitmek gerekiyor. Hizmeti yerine getirdikten sonra inşâallah yine geliriz. Arzu eden bizimle gelebilir, buyurdu. Sabah namazını kıldıktan sonra Üsküdar'a gelmek üzere yola çıktı. Yolda karşısından derviş kıyâfetli biri geldi ve; -Ben duâcınız da efendime gidiyordum. Dergâhınıza vardım. "Efendim hazretleri (yâni siz) Bulgurlu'dadır." dediler. Çok şükür efendime burada kavuştum. Size gelişimin sebebi, Üsküdar'da Bülbülderesi denilen yerdeki bir mağarada, Nakşibendiyye yolu mensuplarından Şâh Haydar adında bir zât vardı. Bu zât kimsenin işine karışmayan, haram işlememek için insanlardan uzak yaşamaya gayret eden biriydi. Ömrünün sonuna doğru bana; "Artık dünyâ hayâtım bitmek üzeredir. Vefât ettiğimde cenâzemi yıkamak, namazımı kılmak, kabre koymak ve telkînimi vermek üzere Nasûhî hazretlerinin vekil olmasını istirhâm ediyorum. Bu vasiyetimi unutma ve başkaları yapmak isterlerse mâni ol. Vefâtımı ve vasiyetimi ona bildirmene lüzum yok. Ona Allahü teâlâ bildirir." buyurdu. Lâkin duâcınız işgüzârlık yapıp kendiliğimden geldim. Bu gecenin son üçte birinde vefât etti, dedi. Nasûhî hazretlerinin yanında bulunan talebeleri, onun bir kerâmetini daha gördüler. Vefât eden zâtın dediği gibi oldu. Nasûhî hazretleri talebeleriyle birlikte Bülbülderesine geldi. Kabrini kazdırdı.Cenâzesini yıkadı. Namazını kılıp, kabre koydu ve telkînini verdi. |
| | |
| | #13 (permalink) |
| Kayıt: 01.09.2006 Yaş: 24
Mesajlar: 102 İtibar Gücü: 12 | Ynt: Dini Hikayeler teşekürler çok gusel hıkayelerdi |
| | |
| | #14 (permalink) |
![]() Kayıt: 19.11.2006 Yaş: 25
Mesajlar: 1.062 İtibar Gücü: 13 | Dini hikayeler - BİR BOSTAN BEKÇİSİ Evliyanın büyüklerinden İbrahim bin Edhem k.s. Hazretleri anlatıyor: Babam Horasan ' Belh hükümdarlarındandı. Bir gün atına binip ava çıkmıştım. Önüme çıkan -tilki veya tavşan- bir hayvanı kovalıyordum. Arkadan bir ses duydum: - Ey İbrahim, sen bunun için yaratılmadın, bununla emrolunmadın! Sağa-sola bakındım, fakat kimseyi göremedim. Aynı sesi daha açıktan, sonra da pek yakından yine iki kere duydum. Bu sefer durdum ve dedim ki: Bu bana Allah'tan bir uyarıdır. Vallahi bugünden sonra Rabbime isyankârlık yapmam. Atımı sürüp babamın bir çobanına geldim. Onun çoban elbisesini aldım, kendi kıymetli elbiselerimi ona bıraktım. Dağları, ovaları aşarak yürüdüm; Irak ülkesine ulaştım. Oralarda günlerce işçi olarak çalıştım. Fakat helal kaygısından hiçbir şey bana huzur vermiyordu. Bazı olgun kişiler, safi helal kazanç için Şam ve Tarsus tarafına gitmemi tavsiye etmişlerdi. Oralara gittim. Tarsus'ta iken nice günler bostanlarda bekçilik yaptım. Bir gün bostan sahibinin arkadaşları gelmişti. Adam dedi ki: - Ey bağ bekçisi! Git de narların en iyisinden biraz getir. Bir miktar nar getirdim. Adam narı kesince, ekşi olduğunu gördü. O zaman dedi ki: - Sen bunca zamandır bahçemizde bekçisin; meyve ve narlarımızdan da yiyorsun. Tatlıyı ekşiden ayıramıyor musun? - Vallahi ben meyvelerinizden bir şey yemedim, tatlısını da ekşisinden ayıramam! Adam şaşkın bir edayla bana şunu söyledi: - Hayret bir şeysin yahu! Sen İbrahim Edhem olsan, bundan fazla olmazdın. Ertesi gün bu haber halk arasında yayılıverdi. Meraklı insanlar, gruplar halinde bahçeye akın etti. Gelenlerin çoğaldığını görünce, ben bir yanda saklandım. İnsanlar bahçeye dolarken, aralarından sıyrılıp kaçıverdim... |
| | |
| | #15 (permalink) |
| ==={คг๔ค}=== Kayıt: 25.03.2007
Mesajlar: 732 İtibar Gücü: 11 | qercekten quzel hikayeler emeqinze sağlık |
| | |
| | #16 (permalink) |
| Kayıt: 18.11.2006
Mesajlar: 24 İtibar Gücü: 0 | Yesil Elbise Yolda karşılastığımızda ezan okunuyordu. -”Gel seni camiye götureyim” dedim. “Bugün cuma biliyorsun.” -”Sende benim camiye gitmedigimi biliyorsun.”dedi. -”Biliyorum ama sebebini gerçekten merak ediyorum.” -”Ne bileyim,olmuyor işte. Hem pantolonumun ütüsü bozulup,dizleri cıkar diye endişe ediyorum.”dedi. Gayri ihtiyari gülmeye başladım. -”Herhalde şaka yapıyorsun. Bunun icin cami terk edilir mi? -”Ciddi söylüyorum. Giyimime ve özellikle yeşile düşkün olduğumu bilirsin.”dedi. Gerçekten de öyleydi. Giydiği birbirinden güzel elbiseleri; mutlaka yeşilin bir başka tonundan seçer ve her zaman ütülü tutardı. -”Peki” dedim. “Hayatında hiç camiye gitmedin mi?” -”Çocukken dedemle birkaç kere gitmiştim. Hem o yaşlarda dizlerimin aşınacak diye herhalde endişe etmiyordum. Fakat artık camiye gidebileceğimi zannetmiyorum.” Söyledikleri beni son derece şaşırtmış ve bu konuyu açtığıma pişman etmisti. Daha sonra tokalaşıp ayrıldık. Onunla konuşmamızdan iki ay sonra; kendisinin camide olduğunu söylediler.Hemen gittim. Bahcedeki namaz saflarının en önünde duruyordu ve yine yeşiller vardı üzerinde . Yavasca yanına yaklaştım ve Kısık bir sesle: “Hani camiye gelmiyecektin ?” dedim Hiç sesini çıkartmadı. Çünkü musalla taşının üzerinde, yeşil örtülü bir tabut içinde yatıyordu.. |
| | |
| | #17 (permalink) |
| Kayıt: 18.11.2006
Mesajlar: 24 İtibar Gücü: 0 | hapishanede kılınan namaz Horasan vâlisi Abdullah bin Tâhir, çok âdil biriydi. Jandarmaları birkaç hırsız yakalamış, vâliye bildirmişlerdi. Getirilirken hırsızlardan birisi kaçtı…. O sırada Hiratlı bir demirci, Nişapur’a gitmişti. Demirciyi, gece eve giderken, jandarmalar yakaladılar ve diğer zanlılarla beraber vâliye çıkardılar. Vâli dedi ki: - Hepsini hapsedin! Bir suçu olmayan demirci, hapishanede hemen abdest alıp, namaz kıldı. Ellerini uzatıp: ”Yâ Rabbi! Bir suçum olmadığını ancak sen biliyorsun. Beni bu zindandan ancak sen kurtarırsın!” diye duâ etti. Vâli uyurken rüyâsında dört kuvvetli kimse gelip, tahtını ters çevirecekleri zaman uykudan uyandı. Hemen kalkıp, abdest aldı, iki rek’at namaz kıldı. Tekrar uyudu. Tekrar o dört kimsenin tahtını yıkmak üzere olduğunu gördü ve uyandı. Kendisinde bir mazlumun âhı olduğunu anladı. Vâli hemen hapishane müdürünü çağırtıp sordu: - Acaba bu gece hapishanede mazlum birisi kalmış mı? Müdür dedi ki: - Bunu bilemem efendim. Yanlız biri namaz kılıyor, çok duâ ediyor göz yaşları döküyor. - Hemen adamı buraya getiriniz. Demirciyi vâlinin yanına getirdiler. Vâli hâlini sorup, durumu anladı, ve dedi ki: - Sizden özür.diliyorum.Hakkını helâl et ve şu bin gümüş hediyemi kabul et. Herhangi bir arzun olunca bana gel! Demirci de cevabında dedi ki: -Ben hakkımı helâl ettim. Verdiğiniz hediyeyi kabul ettim. Fakat işimi, dileğimi senden istemeye gelemem. - Neden gelemezsiniz? - Çünkü benim gibi bir fakir için, senin gibi bir sultanın tahtını birkaç defa tersine çevirten sâhibimi bırakıp da, dileklerimi başkasına söylemek kulluğa yakışır mı? Namazlardan sonra ettiğim duâlarla beni nice sıkıntılardan kurtardı. Pek çok murâdıma kavuşturdu. Nasıl olur da başkasına sığınırım? Rabbim, nihayeti olmayan rahmet hazinesinin kapısını, ihsân sofrasını herkese açmış iken, başkasına nasıl giderim? Kim istedi de vermedi? Kim geldi de, boş döndü? İstemesini bilmezsen, alamazsın. Huzûruna edeple çıkmazsan rahmetine kavuşamazsın! Akıl isen nemâzı, çün saâdet tâcıdır. Sen namazı şöyle bil ki, mü’minin mi’râcıdır. |
| | |
| | #18 (permalink) |
| ..MazoşisT.. Kayıt: 19.06.2007
Mesajlar: 3.205 İtibar Gücü: 0 | BiR KeSe aLTın Süfyân-ı Sevrî hazretleri son anlarını yaşıyordu. Yastığının altından bir kese çıkardı. İçinde altınlar vardı. Yanındaki dostlarına, 'Bunu sadâka olarak dağıtın' buyurdu. Dostları bu hâli hayretle karşıladılar ve:'Allah Allah!Süfyân-ı Sevrî dünya malına ehemmiyet vermez, yanında dünyalık bulundurmazdı. Bu kadar parayı saklamanın sebebi ne ola ki?'diye birbirlerine sordular. Süfyân-ı Sevrî hazretleri onların şaşkınlığını görünce, durumu şöyle izah etti: 'Bu para ile, ben, dinimi korudum. Şeytanımı ve nefsimi susturdum. Nefis ve şeytan ne zaman bana,'Giyecek bir şeyin yok. Bunlar için dünyaya çalış, dünyalık kazan diye vesvese vermeye çalışsalar onlara bu altınları gösterir, başımdan kovardım, Bu altınları onlara karşı silah olarak kullanırdım.' Altınlar dağıtıldıktan sonra, Süfyân-ı Sevrî hazretleri de vefat etti. aLınTıDıR.. ![]() |
| | |
| | #19 (permalink) |
| Kayıt: 07.10.2007
Mesajlar: 113 İtibar Gücü: 8 | slm Rabbim hepimizi iffet abidesi kullarından eylesin. |
| | |
| | #20 (permalink) |
![]() Kayıt: 28.02.2008 Yaş: 21
Mesajlar: 817 İtibar Gücü: 9 | CENNET Ibrahim Ethem bir gün hamama girmek ister... Hamamci: - Ey dervis, dedi. Hamama girmek için para lazim, bedava olmaz, paran varmi? Ibrahim Ethem: - Param yok, dedi. Hamamci sert davrandi ve: - Parasi olmayan hamama giremez, diye kestirip atti. Ibrahim bunu duydu, öyle bir çagiris çagirdi ki yer gök çinladi. Herkes basina toplandi. Teselli etmeye çalisarak: - Ey dervis, hamama koymadilar diye nara atmak dogru mu? Kalk aglama, biz senin hamam parani veririz dediler. Ibrahim Ethem, etrafinda hayretle kendisine bakan çehrelere: - Ben hamama giremedigim için aglamiyorum. Hamamcinin beni hamama koymayisi baska bir sey hatirlatti. Dünyada ücretsiz hamama bile koymuyorlar. Yarin ahirette güzel amelini getirde seni öyle cennete koyalim deyince ben ne cevap verecem? Güzel amelim olarak ne gösterecegim? Onu hatirladim da öyle agladim. Dünyada parasi olmayani hamama koymadiklari gibi ahirette de güzel ameli olmayani cennete birakmayacaklardir... |
| | |
![]() |
| Konuyu Toplam 1 Üye okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir) | |
| Seçenekler | |
| Stil | |
| |
Benzer Konular | ||||
| Konu | Konuyu Başlatan | Kategori | Cevaplar | Son Mesaj |
| Gizemli Hikayeler | sevdanin_rengi | Hikayeler ve Efsaneler | 3 | 20-08-2007 19:12 |
| Osmanlı'dan Hikayeler | KãRdé£éN | Osmanlı Devleti | 6 | 30-06-2007 23:28 |
| öğrencilerden gercek hikayeler :D | kzan | Mizah & Eğlence | 12 | 31-03-2007 15:57 |
| dini hikayeler | sır perisi | Hikayeler ve Efsaneler | 2 | 30-11-2006 22:44 |