ÜYE GİRİŞİ

HIZLI ARAMA


Hikayeler ve Efsaneler Bildiğiniz, gerçek veya değil, güzel hikayeleri burdan bizimle paylaşabilirsiniz.

Cevapla
Alt 01-06-2006, 20:38   #11 (permalink)
Deli_Sibz
Kendini aşan 2de1'ci
 
Deli_Sibz - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Kayıt: 04.05.2006
Yaş: 20
Mesajlar: 3.158
İtibar Gücü: 0


Ynt: ::..Onu Geri İstiyorum ..::


Nasıl başlayacağımı bilmiyorum.18 yaşındayım.her şeyden çok değer verdiğim ailemi bile arka plana atan bir dostum vardı.onunla her şeyimizi paylaşırdık.görüşemediğimiz zamanlarda ya o beni ya da ben onu aradım.ama aramak yetmezdi hiçbir zaman.1 ay önce onu çalıştığı yere ziyarete gittim.3 saat aralıksız konuştuk,gülüştük.halbuki görüşmeyeli sadece 3 gün olmuştu.bu 3 günün neredeyse tamamını da telefonla konuşarak geçirmiştik. Sohbetimiz tükenmeye başladığı sırada bana bir şey vereceğini söyledi. Yazar olmak istediğimi biliyordu, belki bu kelimeleri bir yerde kullanırsın diyerek elime bir mektup tutuşturdu. Ama onun yanından ayrılmadan okumaya başlamayacaktım. Peki dedim. Mektubu aldım.1 saat sonra eve gitmek için dışarı çıktım. Caddenin kenarında yürürken rüzgâr o yazıyı okumamı istemezcesine esti ve mektubu alıp caddenin ortasına yerleştirdi. Hiç düşünmedim, bir an bile kuşku duymadan caddeye fırladım. Mektubu aldım ama aynı zamanda ciddi bir kaza geçirdim. hastaneye kaldırılmışım.uyandığımda iki bacağımda alçıdaydı.ama baş ucumda dostumun bana yazdığı mektup duruyordu. Onu oraya koyanın o olduğunu sanmıştım. Aldım ve okumaya başladım. Beni çok sevdiğini, bu zamana kadar tanıdığı herkesin yalan olduğunu, onu ne pahasına olursa olsun bırakmamamı istiyordu. Bir gün gelirde ayrılırsak birbirimizi bulmak için her şeyi yapacağız demişti. Bacaklarımı hissetmiyordum. Bu dostumdan önce beni hayata bağlayan şeyin hep bacaklarım olduğunu düşünürdüm. Dans etmek belki de yapmayı sevdiğim en güzel şeydi. Bu mektubu okurken anladım ki onun için her şeyimi feda edebilirmişim. Ve ettim de. Bana yazdığı şey önemliydi. Bu kağıda bir şey olması sanki ona bir şey olacakmış gibi bir his uyandırmıştı içimde. Bu yüzden tereddüt etmemiştim caddeye atlarken. Günler geçti. Doktorlar her gün babamı kenara çekip bir şeyler söylüyorlardı. Umurumda değildi. Ben dostumun mektubunu her gün daha büyük bir heyecanla okuyordum. Son satırına gelmeden sanki daha önce hiç okumamışım gibi heyecan ve mutluluk içinde tekrar tekrar okuyordum. Hastanede kaldığım bir ay boyunca tanıdığım herkes ziyaretime geldi. Herkes başımda iyileşeceksin derken onun gelmemesini aklım almıyordu. Bekledim... 1 ay sonra hastaneden çıktım. Tek dostuma karşı içimde duyduğum burukluk göğsüme bastırarak gezdiğim mektubu sayesinde yok oluyordu. Kızamıyordum ona. İçimde başka bir şey vardı. Sanırım caddeye ölmek için atladığımı sanıyordu. Buna inanabilirdi daha öncede denemiştim. Onu anlayabilirdim. Hiçbir neden yokken bunu neden yaptığımı merak ediyordur. Ve belki de onu bırakmamaya söz vermişken onu nasıl aldattığımı düşünüyordur. Benden nefret etmeye başlamıştır belki de. Tekerlekli sandalyeye alışmaya başlamıştım. Evdeki 4. günüm olmasına rağmen herkes yanımdaydı. O hariç. Onu tanıyanlara neden gelmediğimi sorduğumda büyük bir korkuyla gözlerini kaçırıyorlardı. belliki çok kızgındı bana. Artık beni görmek istemiyor diye düşünmeye başladığım sıralarda biri cesaretini toplayıp bana her şeyi anlattı. İkimizin de huyuydu, kim kimi ziyarete giderse o kişi sağ sağlım gözden kaybolana dek onu izlerdik. Oda beni izlemeye başlamış. O sırada caddeye koştuğumu görünce kaldırımı unutup caddeye fırlamış. Bana çarpan araba önce ona çarpmış, aramızda fazla mesafe olmadığı için duramamış.6 gün komada yatmış.7. gün beni sayıklayıp durmuş.8.gün testler sırasında kendinden geçmiş. Hiçbir şeyin farkında olmadan öylece kalmış yatakta. Şimdi anlıyorum içimdeki sıkıntının ne olduğunu. Onun yokluğuydu canımı yakan, onun hakkındaki yanlış düşüncelerim değil. Dün sabaha onun mezarının başında bana yazdığı mektubu okudum. Ağladım, ne kadar gözyaşım varsa döktüm dediğim sırada yine ağladım. Şimdi anlıyorum ki gözyaşları bitip tükenmezmiş. Anlıyorum ki benim için her şeyden vazgeçecek bir dost bulmuşum kendime benim onun için her şeyden vazgeçeceğim gibi ama bulduğum gibi kaybetmek canımı yakıyor. Şu an elimde onun mektubu var. Son satırına gelmeden baştan okumuştum hep, şimdi son satırını okuyorum; "Benim için ne kadar kıymetli olduğunu anlayacaksın bir gün, bu günler daha birbirimizi yeni yeni tanıdığımız günler... Sen her daim benim senin yanında olduğumu hisset. Yanında yokken ölüymüşüm gibi, ölüyken yanındaymışım gibi.”

Deli_Sibz Çevrimdışı   Alıntı ile Cevapla
 
Alt 05-06-2006, 19:50   #12 (permalink)
esrarlı_gözler
Çalışkan 2de1'ci
 
esrarlı_gözler - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Kayıt: 04.05.2006
Yaş: 27
Mesajlar: 163
İtibar Gücü: 13


Ynt: ::..DOSTLUK-HIKAYELERI..::

Dostlarınızı ne kadar ziyaret ediyorsunuz?


Her hali ile ümmetine en güzel örnek olan Hz. Peygamber Efendimiz

(sas) Ensar'ı genel ve özel olmak üzere çokça ziyaret ederdi. Özel

ziyaretlerinde onların evlerine giderdi. Genel ve toplu olarak ziyaret etmek

istediğinde de mahallelerinde bulunan mescitlerine uğrardı. Hz. Peygamber

bir gün Ensar'dan bir aileyi ziyaret ederek onlarla birlikte yemek yedi.

Gitmeden önce de evin bir tarafına su serptirip bir hasır açtırarak onun

üzerinde namaz kıldı ve onlara dua etti. Bu davranışın benzerlerini sahabe

Efendilerimizde de görmekteyiz. Efendimiz (sas), sahabilerini ikişer ikişer

kardeş yapmıştı. Bu iki kişi bir gün birbirlerini görüp hal-hatır

soramasalar o gece sabahı zor ederlerdi. Ertesi günü mutlaka birbirlerini

görüp karşılıklı nasıl ol­duklarını sorarlardı. Kişi Hz. Peygamber'in

kendisine kardeş yaptığı insanın halinden haberdar olmaksı­zın gün

geçirmezdi. Abdullah b. Mes'ud, Medine'ye gelen Kûfeli arkadaşlarına "Siz

arasıra biraraya gelerek sohbetler eder misiniz?" diye sordu. "Evet, biz bu

âdeti hiç bir zaman terketmedik" dediler. İbn Abbas, "Peki siz

birbirlerinizi ziyaret eder misiniz?" dedi. Onlar da "Evet ey Ebû

Abdirrahman! Hatta içimizden Kûfe'nin en dış mahallelerinde oturanlar bile

birkaç gün kardeşini görmeyecek olsa yürüyerek gidip onu ziyaret eder" diye

cevap verdiler. Bunun üzerine İbn Mes'ud "Siz böyle yaptığınız müddetçe

hayırlı insanlarsınız" dedi. Ümmü'd-Derdâ şöyle anlatıyor: Selmân-ı Fârisî,

Irak'ın Medâyin şehrinden tâ Şam'a kadar yaya olarak ziyaretimize geldi.

Sırtında Endenûz adı verilen ve etekleri ancak diz kapağına gelebilen bir

aba vardı. (Hayatü's-Sahabe, 9. bölüm, 43. Fasıl.)
esrarlı_gözler Çevrimdışı   Alıntı ile Cevapla
 
Alt 13-06-2006, 18:32   #13 (permalink)
__ülkübra__
Hırslı 2de1'ci
 
__ülkübra__ - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Kayıt: 21.04.2006
Yaş: 19
Mesajlar: 562
İtibar Gücü: 15


Ynt: ::..DOSTLUK-HIKAYELERI..::

dostummuş meğer

murat ve ali zamaninda çok iyi birer dostturlar.Murat çok kurnaz zeki atilgan Ali ise tam tersine içine kapanik ve saftir.Muratin isleri çok iyi giderken bir anda hersey alt üst olur borca girer. Bu durumdada ilk olaraka akliuna ali geli çok iyiy dostturlar para onlarin arasinda soeuun bile olamaz diyerek alinin yanina gider ve arkadasindan borç ister tabii alide ayni sekilde aralarinda bunun lafi olmayacagini dsünerek parayi çikartir ve verir.Ali bu aralar nisanlidir ve evlenmek içinde bir takim hazirliklar yapmaya basalar fakat bu siralarda hiç ummadigi bir olayla karsilasir.Murat gelmis ve nisanlisina asik olup onunla kendisinin evlenmek istedigini söylemistir Ali bu durum karsisinda çok sasirir ama dostluk bu onu kiramaz ve nisanlisini Murat a verir.Aradan uzun bir zaman geçer bu sefer Ali nin isleri bozulur ve kisa süre içerisinde isten atilir bir süre bos gezdikten sonra aklina Murat gelir dostunun çok iyi bir isi waredir ve kendisini yanina alir düsüncesiyle dostunun yanina gider fakat hiç ummadigi bir olayla karsilasir Murat onu ise almak istemez ve daha fazla konusmadan otradan ayrilir.Ali bu duruma anlam veremeden tekrar is aramaya dewam eder ama aklindan dostunun yaptigi bu davranisi silemez. Günler geçer Ali nin cebinde çok az miktarda para kalir ve yolda yürürkrn yasli bir amcaya rastlar amca ilaç almasi gerektigimi ama parasi olmadigini söyler Ali buna dayanamaz ve cebindeki son parayi çikarir amcaya verir.Birkaç gün sonra ise amcanin öldügünü ve mirasini ona biraktigini ögrenir. Iyi ama ilaç almak için parasi olmayan adamin nasil mirasi olur ? Ali kisa zamanda amcanin biraktigi parayi alarak dostunun evinin yakinlarinda bir ew alir.Kisa bir süre sonra kapisi çalar bu sefer yasli bir teyzedir kapidaki. Kalacak yeri olmadigini bütün ew islerini yapabilecegini söyler Ali teyzeyi yanina alir.Aradan aylar geçer ve birgün teyze tanidigi çok iyi bir aile kizi oldugunu kendisininde evlenmesi gerektigini söyler ve Ali yi kizla tanistirir. Ikisi çok mutlu olur ve evlenmeye karar verirler . Dügün günü gelir davetliler arasinda en iyi dostu Murat ta vardir. Ve an gelir Aikrofonu eline alarak :
-''Zamanin birinde çok iyi bir dostum vardi ona ne borç nede kiz arkadasimi vermekten çekinmedim ki önemli seyler degillerdi fakat o bana bir is vermedi gende hersey için sagolsun iyiki varsin dostum ''Der. Veardindan Murat mikrofonu eline alir.
-''seni ise nasil alabilirdim sen dostumdun emrim altinda çalisamazdin Ve tabi bendende para almayi kabul edemezdin bu yüzden sana yasli babami yolladim ölmek üzereyedi mirasini sana biraktirdim yoksa kabul etmezdin. O yasli kadin benim annemdi yalniz yasiyordun yemeginin temizligini yapamazdin. Dei ve dewam etti.nisanlin kötü yola düsmüstü ama okadar saftinki bunu bile fark edemedin ve su anda evlendigin kiz benim kiz kardesim size mutluluklar!'' Der ve ordan uzaklasir...
__ülkübra__ Çevrimdışı   Alıntı ile Cevapla
 
Alt 13-06-2006, 18:35   #14 (permalink)
__ülkübra__
Hırslı 2de1'ci
 
__ülkübra__ - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Kayıt: 21.04.2006
Yaş: 19
Mesajlar: 562
İtibar Gücü: 15


Ynt: ::..DOSTLUK-HIKAYELERI..::

Dostluk nedir?
Herhalde bir gösteris, birine, ayni cinse, kadinsan erkege, erkeksen kadina karsi kendini begendirme çabasi, bir moda, bir gelgeç ruh hali degil... Sempati.. Ilgi.. Baglilik.. Yüceltme.. Taçlandirma... Sorumluluk duyma.. Yürekten algilama. Bakislarla anlasma. Ses tonuyla destek verme. Kesintisiz iliski..
Kayip olmaz, yitmez. Yoktan var olmaz bir duygu. Bunlarin hepsi biraraya gelip, zaman içinde gidim gidim birikerek dostlugun çimentosunu olusturuyor. Gazetelerde okuyoruz. TV'lerde seyrediyoruz. Sagda, solda konusmalarda adi geçiyor: Güzel yemek yeme dostu.. Edebiyat dostu. Türk Sanat Müzigi dostu. Çocuklarin dostu.. Halkin dostu.. Dostluklar nasil olusuyor Unuttuk.. Bu hizli kent hayati dostluk duygusunu, aklimizdan aldi.. Yüregimizden çaldi.
Nasrettin Hoca bir Cuma günü camide cemaate namaz kildirmak üzere ezan okunsun diye bekliyormus. Bir adam gelmis. "Hocam" demis! "Esegimi yitirdim..." Hoca da adama; "Su namazi kildiralim, senin esegin çaresine bakariz" demis. Hoca namazi kildirmis, vaazini vermis ve cemaate dönmüs: "Içinizde hiçbir dostuyla bir bardak çay içip saatlerce konusmamis, dostuyla sekiz saatlik yürüyüse çikip hiç konusmadigi halde sikilmadan yürüyüsünü tamamlamamis ve komsunun kizina kem gözle bakti diye dost bildigi arkadasini arkadasliktan silmis biri var mi?" diye sormus. Arka siralarda saf tutmus, sümsük tipli biri parmagini kaldirip,"Ben varim Hocam." demis. Hoca esegini yitiren adama dönmüs, "Al bu adami git, bundan büyük esek olur mu? Yitirdigin esegin yerine kullanirsin" demis.
Dostun yoksa... Esekten farkin ne? Olumsuz düsünür Sokrates'e ögrencileri sormus: Dostluk nedir? Sokrates de onlara su yaniti vermis; "Çocuklugumdan beri arzuladigim bir sey vardir. Kimi insan atlari olsun ister... Kimi insan köpekleri. Kimisi altini, kimisi de sani, serefi; bense bir dostum olsun isterim..."
Insan biriktiren yaratik... San, söhret biriktiriyor... Süper zenginse bogazda villa biriktiriyor. Tablo biriktiriyor. Repoda para kasalarda naftalin kokulu döviz, antika biriktiriyor. Gençse plak, kaset, cd biriktiriyor. Yorgun bir ihtiyarsa namaz niyaz biriktiriyor. Bazilari da Kuledibi'nde Çukurcuma'ya, Üsküdar'da Eskiciler Çarsisi'na, Unkapani'nda Horhor'a gidip; antika lambalar, cam siseler, eski koltuklar, tesbihler, tombaklar biriktiriyor. Alimse kitap biriktiriyor. Cahilse kin biriktiriyor. Dost biriktirmeyi içimizde kaç kisi deniyor? Evet, kabul ediyorum , insan birçok kisiyle beraber mükemmel dost olamaz, tipki ayni zamanda birçok kisiye asik olamayacagi gibi... Fakat cinnete düstük. Dost biriktirmeyi unuttuk. Iyi halt ettik.

SEVGILI DOSTLARIM:

NAZIK OLMAK IÇIN, BIR GÜLÜMSEME BEKLEMEYIN.

SEVMEK IÇIN SEVILMEYI BEKLEMEYIN.

BIR ARKADASIN DEGERINI ANLAMAK IÇIN,
YALNIZ KALMAYI BEKLEMEYIN.

ÇALISMAYA BASLAMAK IÇIN,
EN IYI ISI BEKLEMEYIN.

ÖGÜTLERI HATIRLAMAK IÇIN,
DÜSMEYI BEKLEMEYIN.

DUA'YA INANMAK IÇIN,
ACILARI BEKLEMEYIN.

YARDIM EDEBILMEK IÇIN,
ZAMANINIZ OLMASINI BEKLEMEYIN.

ÖZÜR DILEMEK IÇIN,
DIGERININ ACI ÇEKMESINI BEKLEMEYIN.

NE DE BARISMAK IÇIN, AYRILIGI BEKLEMEYIN,

ÇÜNKÜ NE KADAR ZAMANINIZ VAR BILMIYORSUNUZ
__ülkübra__ Çevrimdışı   Alıntı ile Cevapla
 
Alt 25-06-2006, 17:35   #15 (permalink)
şekerr
Sevimli 2de1'ci
 
şekerr - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
içtenn:)
Kayıt: 25.06.2006
Mesajlar: 49
İtibar Gücü: 0


brz uzun ama bayılcaksınız

AFFET BABACIĞIM

Evlendiğinden beri evinde kalan babası yüzünden eşiyle
sürekli tartışıyordu. Eşi babasını istemiyor ve onun evde
bir fazlalık olduğunu düşünüyordu.
Tartışmalar bazen inanılmaz boyutlara ulaşıyordu.
Yine böyle bir tartışma anında; eşi, bütün bağları kopardı ve
"Ya ben giderim, ya da baban bu evde kalmayacak"
diyerek rest çekti... Eşini kaybetmeyi göze alamazdı.

Babası yüzünden çıkan tartışmalar dışında mutlu bir yuvası,
sevdiği ve kendini seven bir eşi ve birde çocukları vardı.
Eşi için çok mücadele etmişti evliliği sırasında.
Ailesini ikna etmek için çok uğraşmış ve çok sorunlarla
karşılaşmıştı. Hâlâ onu ölürcesine seviyordu.

Çaresizlik içinde ne yapacağını düşündü ve
kendince bir çözüm yolu buldu. Yıllar önce
avcılık merakı yüzünden kendisi için yaptırdığı
kulübe tipi dağ evine götürecekti babasını.
Haftada bir uğrayacak ve ihtiyacı neyse karşılayacak,
böylelikle eşiyle de bu tür sorunlar yaşamayacaktı.

Babasına lâzım olacak bütün malzemeleri hazırladıktan
sonra yatalak babasını yatağından kaldırdı ve
kucakladığı gibi arabaya attı. Oğlu Can,
"Baba bende seninle gelmek istiyorum" diye ısrar edince
onu da arabaya aldı ve birlikte yola koyuldular.

Karakışın tam ortalarıydı ve korkunç bir soğuk vardı.
Kar ve tipi yüzünden yolu zor seçiyorlardı.
Minik Can, sürekli babasına "Baba nereye gidiyoruz ?"
diye soruyor ama cevap alamıyordu.
Öte yandan; nereye götürüldüğünü anlayan
yaşlı adamsa gizli gizli gözyaşı döküyor oğlu ve
torununa belli etmemeye çalışıyordu.

Saatler süren zorlu yolculuktan sonra dağ evine
ulaştılar. Epeydir buraya gelmemişti. Baraka tipindeki
dağ evi artık çürümeye yüz tutmuş, tavan akıyordu.
Barakanın bir köşesini temizledi hazırladı ve
arabadan yüklendiği yatağı oraya itina ile serdi.
Sonra diğer malzemeleri taşıdı en son da
babasını sırtlayarak yatağa yerleştirdi.

Tipi, adeta barakanın içinde hissediliyordu.
Barakanın içinde fırtına vardı adeta.
Çaresizlik içinde babasını izledi. Daha şimdiden
üşümeye başlamıştı.Yarın yine gelir bir yorgan ve
birkaç battaniye getiririm diye düşündü.

Öyle üzgündü ki, dünya başına göçüyor gibiydi.
O, bu duygular içindeyken babası, yüreğine bıçak
saplanmış gibiydi. Yıllarca emek verdiği oğlu tarafından
bir barakaya terk ediliyordu. Gururu incinmişti,
içi yanıyordu ama belli etmemeye çalışıyordu.
Minik Can ise olanlara hiçbir anlam veremiyordu.
Anlamsızca ama dedesinden ayrılacak olmanın
vermiş olduğu üzüntüyle sadece seyrediyordu.

Artık gitme zamanıydı. Babasının yatağına eğildi,
yanaklarını ve ellerini defalarca öptü.
Beni affet der gibi sarıldı, kokladı. Artık ikisi de
kendine hakim olamıyor ve hıçkıra hıçkıra ağlıyordu.
Buna mecburum der gibi baktı babasının yüzüne ve
Can'ın elini tutup hızla barakayı terketti.
Arabaya bindiler.

Can yola çıktıklarında ağlamaya başladı,
neden dedemi o soğuk yerde bıraktın diye.
Verecek hiçbir cevap bulamıyordu,
annen böyle istiyor diyemiyordu.
Can: "Baba, sen yaşlandığında ben de seni
buraya mı getireceğim?" diye sorunca dünyası
başına yıkıldı. O sorunun yöneltilmesiyle birlikte
deliler gibi geri çevirdi arabayı.
Barakaya ulaştığında "Beni affet baba." diyerek
babasının boynuna sarıldı. Baba oğul sıkı sıkı sarılmış
çocuklar gibi hıçkıra hıçkıra ağlıyorlardı.
Oğlu: "Baba beni affet! Sana bu muameleyi yaptığım
için beni affet!" diye hatasını belli ediyordu...
Babası oğlunun bu sözlerine en anlamlı cevabı veriyordu...
"Geri geleceğini biliyordum yavrum. Ben babamı
dağ başına atmadım ki, sen beni atasın...
Beni bu dağda bırakamayacağını biliyordum
şekerr Çevrimdışı   Alıntı ile Cevapla
 
Alt 25-06-2006, 17:40   #16 (permalink)
şekerr
Sevimli 2de1'ci
 
şekerr - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
içtenn:)
Kayıt: 25.06.2006
Mesajlar: 49
İtibar Gücü: 0


babişkommmm

BEN GEÇ KALMADIM, YA SEN...

Sevgi dolu , ancak sevginin yurekte saklandıgı bir ailede yetismisti genc kız. Sevginin dile vurulması gerektigini düsunmemisti hic... Seviyorum demeye ihtiyacı var mıydı ?Babası zaten biliyordu,minik kızının kendini sevdigini. Kendisi de duymamıstı hic babasından. Sevgisi hep icindeydi, hareketlerindeydi ama dilde degil. Bunun eksikligini duydugunda ise çok gec kalmıstı.Utanıyordu artık. İnsan babasına seni seviyorum diyemezdi. SENİ SEVİYORUM ;bu aileden olmayan birine ,belki de hakmeteyen birine kolayca soylenebilirdi ama insanın babasına soylemesi utanılacak birsey
diye dusunuyordu. Utanıyordu ; ah bir kere deseydi babasına ,gerisi gelecekti biliyordu... Seni seviyorum dedikleri tek tek yok olmustu hayatından. Haketmemislerdi bu sevgiyi,hatta seni seviyorum kelimesini.Anlamı bile basitlesmisti bu kelimenin .Oysa hep yanında olan canı gibi sevdigi babasına soyleyememisti. Sırf soyleyememek degildi hırsı.Dokunamıyordu babasına, sarılamıyordu. Sadece bir kere elini tutmustu babası.Cok acı cekiyordu genç kız,ufak bir operasyon sırasında babasını yanında istemisti.Elini tutmustu babası,sıkıca.Sanki eli kuvveti olmustu kızın.Acısını hafifletmisti... Bir kez tutmustu elini... Her gece dua etti genc kız; _Tanrım babamın elini tutmam icin,ona sevgimi haykırmam icin yardım et.Onun kolunda,gururla yurumek istiyorum.
Kimi zaman unuttuguda oluyordu bu duayı ama Tanrı biliyordu,ve bir fırsat yaratacaktı onun için.Buna emindi...
Ve bir gece babasının hastalanmasına sahit oldu genc kız. Birden bire degil yavas yavas hastalanmasının her anını gordu. Babasının kolunun uyustugunu farketti once,hastaneye goturene kadar yavas yavas gelen felcin her dakikasına sahit oldu.Hıckırarak aglarken,babasının koluna girdigini ve onun elini tuttugunu hatırlıyordu... Hastaneyi inletircesine aglamaları engellememisti felci. Neden Tanrım ,neden simdi,neden boyle bir zamanda ? Haykırıslarını duyanlar ettigi duayı bilemezlerdi ki... Gunler boyu aglamaları dinmedi. Seni seviyorum demesini duymadı babası belki ama Tanrı duymustu ve babasını genc kıza bagıslamıstı belli ki... Bundan sonra babasına ,hakeden kisiye soyledi genc kız sevdigini.Utanmadan ,gururla soyledi.

Babam bu duygularımı belki hic bilmedi .Ama ben herkesten cok hakediyordum
ona sevgimi söylemeyi.
Ve en cok O hakediyordu benim sevgimi.

SENİ SEVİYORUM BABACIĞIM SONSUZA KADAR DA YALNIZ SENİ BU KADAR COK SEVECEGİ
şekerr Çevrimdışı   Alıntı ile Cevapla
 
Alt 02-09-2006, 00:39   #17 (permalink)
suskun_001
Çalışkan 2de1'ci
 
suskun_001 - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Kayıt: 24.07.2006
Mesajlar: 137
İtibar Gücü: 13


Ynt: ::..DOSTLUK-HIKAYELERI..::

yaw cok güsel hikayeler saolun arkadslar ellerinize saglık dostumun degerini şimdi daha cok anladım size tşkkür ederim
suskun_001 Çevrimdışı   Alıntı ile Cevapla
 
Alt 02-01-2008, 08:46   #18 (permalink)
namal
Çalışkan 2de1'ci
 
namal - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Kayıt: 07.10.2007
Mesajlar: 113
İtibar Gücü: 8


slm çok güzel hikayelerdi Allah razı olsun.
namal Çevrimdışı   Alıntı ile Cevapla
 
Alt 01-04-2008, 14:30   #19 (permalink)
EL_EFSANE
Kendini aşan 2de1'ci
 
EL_EFSANE - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
...GECEM...
Kayıt: 26.02.2008
Yaş: 22
Mesajlar: 3.010
İtibar Gücü: 41


Exclamation GerÇek Dostluk BÖyle Olur

Çok samimi iki dost ve arkadaşlardı. Fakat bir tanesi çok kurnaz atılgan ve hareketli, diğeri ise çok saf, dürüst ve sessizdi. Bir gün kurnaz olan arkadaş , diğer arkadaşın yanına giderek işlerinin bozulduğunu söyler ve kendisinden para ister. Samimi dostu onu hiç kırmaz ve elindeki bütün parayı arkadaşına verir. Arkadaşı bu parayla işlerini düzeltir. Bir süre sonra kurnaz olan yine arkadaşının yanına gider ve arkadaşının evlenmek üzere olduğu nişanlısını çok
beğendiğini ve kendisine vermesini ister. Arkadaşı çok şaşırır, ne diyeceğini bilemez.Fakat aralarında o kadar kuvvetli bir sevgi vardır ki arkadaşına hayır diyemez, nişanlısını arkadaşına verir.

Zaman içinde Saf olanın işleri bozulur ve birden arkadaşı aklına gelir
ben ona sıkıştığında iyilik yapmıştım diyerek arkadaşının iş yerine gider
ve kendisine çalışması için iş vermesini ister. Arkadaşı ona iş vermez. Bizimki pişmanlık ve üzüntü içinde geri döner ama yinede arkadaşına kızamaz. Bir gün sokakta dolaşırken yanına hasta ve yaşlı bir adam yaklaşır. Fakir olduğu için ilaç alamadığını söyler. Bizimki yaşlı adamcağıza acır, istediği ilaçları alır ve adamcağıza verir. Kısa bir süre sonra yaşlı adamın öldüğünü duyar. Yaşlı adam çok zengindir ve bütün mirasını kendisine bırakmıştır.

Saf adam artık zengindir. Biraz da sevdiği dostuna olan kırgınlığıyla dostunun iş yerinin karşısında bir ev alır ve oraya yerleşir. Bir gün evinin kapısını dilenci bir kadın çalar. Yaşlı kadın çok aç olduğunu, kendisine yemek vermesini ister. Bizim saf hiç düşünmeden kadını içeri alır karnını doyurur, Kimsesi olmadığını
öğrendiği kadına; Kendisinin de yanlız olduğunu söyler ve bu evde birlikte
yaşıyalım sen evin işlerini ve yemekleri yaparsın der, yaşlı kadın hiç
düşünmeden kabul eder. Bir süre sonra yaşlı kadın bizimkine, kendine
uygun bir kız bulup evlenmesini söyler. Bizimki böyle bir kızı nasıl
bulacağını, kendisinin tanıdığı olmadığını söyler.Yaşlı kadın ona uygun bir
kız tanıdığını ve kendisiyle görüştürebileceğini söyler. Görüşmeler
sonucunda evlenmeye karar verilir ve düğün davetiyeleri basılır. Bizimkisi
kırgın olduğu halde çok samimi dostunu yinede unutamamıştır. Biraz da
geldiği konumu görmesi açısından samimi arkadaşına da davetiye gönderir .
Düğün günü gelir çatar. Saf adam düğün salonunda bir şeyler söylemek
isteğiyle mikrafonu alır ve başlar yaşadıklarını anlatmaya; Eskiden çok
sevdiğim bir dostum vardı. Bir gün işleri bozulunca benden borç para istedi elimdeki bütün parayı verdim. Evlenmek üzere olduğum nişanlımı çok beğendiğini söyleyerek benden istedi. Çok üzülerek onu da kendisine verdim . Çünkü biz gerçek dosttuk onun üzülmesini istemedim. işlerim bozulduğunda onun fabrikasına gittim ve çalışmak için kendisinden iş istedim. Bana iş vermedi. çok üzüldüm, ama yinede arkadaşıma kızmıyorum .çünkü biz gerçek dosttuk. Bu konuşma üzerine kurnaz olan arkadaşı daha
fazla dayanamaz mikrofonu eline alır ve başlar konuşmaya;
Benim de bir zamanlar çok sevdiğim bir dostum vardı.
İşlerim bozulduğunda kendisinden para istedim, bütün parasını bana verdi.
Sonra ondan nişanlısını istedim, üzülerek nişanlısını da verdi. Nişanlısını
istememin nedeni o kadının arkadaşıma layık olmamasıydı (Hayat kadınıydı)
Kendisi çok saf olduğu için arkadaşımı o kadından bu
şekilde kurtardım.İşleri bozulduğunda gelip benden iş
istedi, Arkadaşımı kendi emrimde çalıştıramazdım, o yüzden iş vermedim.
Günün birinde karşılaştığı yaşlı adam benim babamdı. Babam ölmek
üzereydi, onu arkadaşımın yanına ben gönderdim ve mirasını ona ben bıraktırdım. Evine gelen dilenci kadın benim annemdi.Ona bakıp iyi yaşamasını sağlamak için gönderdim. Şu anda evlenmekte olduğu kız de benim kız kardeşim. Onu arkadaşımla evlenmesine ben ikna ettim. Değerli misafirler, işte biz böyle dostuz.
EL_EFSANE Çevrimdışı   Alıntı ile Cevapla
 
Alt 20-07-2008, 23:03   #20 (permalink)
melankoliasi
İşi kavrayan 2de1'ci
 
melankoliasi - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
MeLaNKoLiM
Kayıt: 20.07.2008
Yaş: 20
Mesajlar: 2.351
İtibar Gücü: 20


elinize saglık hepsi birbirinden güzel hikayeler paylaşımınız için teşekürler............
melankoliasi Çevrimdışı   Alıntı ile Cevapla
 
 
Cevapla


Konuyu Toplam 1 Üye okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir)
 
Seçenekler
Stil

Yetkileriniz
You may not post new threads
You may not post replies
You may not post attachments
You may not edit your posts

BB code is Açık
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-KodlarıKapalı
Trackbacks are Açık
Pingbacks are Açık
Refbacks are Açık


Benzer Konular
Konu Konuyu Başlatan Kategori Cevaplar Son Mesaj
Türkülerimiz ve Hikayeleri... Notheart Genel Müzik Konuları 17 15-06-2009 19:35
Ask Hikayeleri Deli_Sibz Hikayeler ve Efsaneler 92 08-06-2009 19:29
>>::Efsane hikayeleri::<< Deli_Sibz Hikayeler ve Efsaneler 10 27-01-2007 21:40
Şarkıların hikayeleri Haberci Magazin Haberleri 0 17-11-2006 02:00
Tek taş hikayeleri CiwCiw Magazin Haberleri 0 11-05-2006 23:03





1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 24 25 26 27 28 29 30 31 32 33 34 35 36 37 38 39 40 41 42 43 44 45 46 47 48 49 50 51 52 53 54 55 56 57 58 59 60 61 62 63 64 65 66 67 68 69 70 71 72 73 74 75 76 77 78 79 80 81 82 83 84 85 86 87 88 89 90 91 92 93 94 95 96 97 98 99 100 101 102 103 104 105 106 107 108 109 110 111 112 113 114 115 116 117 118 119 120 121 122 123 124 125 126 127 128 129 130 131 132 133 134 135 136 137 138 139 140 141 142 143 144 145 146 147 148 149 150 151 152 153 154 155 156 157 158 159 160 161 162 163 164 165 166 167 168 169 170 171 172 173 174 175 176 177 178 179 180 181 182 183 184 185 186 187 188 189 190 191 192 193 194 195 196 197 198 199 200 201 202 203 204 205 206 207 208 209 210 211 212 213 214 215 216 217 218 219 220 221 222 223 224 225 226 227 228 229 230 231 232 233 234 235 236 237 238 239 240 241 242 243 244 245 246 247 248 249 250 251 252 253 254 255 256 257 258 259 260 261 262 263 264 265 266 267 268 269 270 271 272 273 274 275 276 277 278 279 280 281 282 283 284 285 286 287 288 289 290 291 292 293 294 295 296 297 298 299 300 301 302 303 304 305 306 307 308 309 310 311 312 313 314 315 316 317 318 319 320 321 322 323 324 325 326 327 328 329 330 331 332 333 334 335 336 337 338 339 340 341 342 343 344 345 346 347 348 349 350 351 352 353 354 355 356 357 358 359 360 361 362 363 364 365 366 367 368 369 370 371 372 373 374 375 376 377 378 379 380 381 382 383 384 385 386 387 388 389 390 391 392 393 394 395 396 397 398 399 400 401 402 403 404 405 406 407 408 409 410 411 412 413 414 415 416 417 418 419 420 421 422 423 424 425 426 427 428 429 430 431 432 433 434 435 436 437 438 439 440 441 442 443 444 445 446 447 448 449 450 451 452 453 454 455 456 457 458 459 460 461 462 463 464 465 466 467 468 469 470 471 472 473 474 475 476 477 478 479 480 481 482 483 484 485 486 487 488 489 490 491 492 493 494 495 496 497 498 499 500 501 502 503 504 505 506 507 508 509 510 511 512 513 514 515 516 517 518 519 520 521 522 523 524 525 526 527 528 529 530 531 532 533 534 535 536 537 538 539 540 541 542 543 544 545 546 547 548 549 550 551 552 553 554 555 556 557 558 559 560 561 562 563 564 565 566 567 568 569 570 571 572 573 574 575 576 577 578 579 580 581 582 583 584 585 586 587 588 589 590 591 592 593 594 595 596 597 598 599 600 601 602 603 604 605 606 607 608 609 610 611 612 613 614 615 616 617 618 619 620 621 622 623 624 625 626 627 628 629 630 631 632 633 634 635 636 637 638 639 640 641 642 643 644 645 646 647 648 649 650 651 652 653 654 655 656 657 658 659 660 661 662 663 664 665 666 667 668 669 670 671 672 673 674 675 676 677 678 679 680 681 682 683 684 685 686 687 688 689 690 691 692 693 694 695 696 697 698 699 700 701 702 703 704 705 706 707 708 709 710 711 712 713 714 715 716 717 718 719 720 721 722 723 724 725 726 727 728 729 730 731 732 733 734 735 736 737 738 739 740 741 742 743 744 745 746 747 748 749 750 751 752 753 754 755 756 757 758 759 760 761 762 763 764 765 766 767 768 769 770 771 772 773 774 775 776 777 778 779 780 781 782 783 784 785 786 787 788 789 790 791 792 793 794 795 796 797 798 799 800 801 802 803 804 805 806 807 808 809 810 811 812 813 814 815 816 817 818 819 820 821 822 823 824 825 826 827 828 829 830 831 832 833 834 835 836 837 838 839 840 841 842 843 844 845 846 847 848