HIZLI ARAMA
| Hikayeler ve Efsaneler Bildiğiniz, gerçek veya değil, güzel hikayeleri burdan bizimle paylaşabilirsiniz. |
![]() |
| | #61 (permalink) |
| Kayıt: 18.07.2006 Yaş: 26
Mesajlar: 865 İtibar Gücü: 14 | Ynt: ...:::A$K HIKAYELERI:::... TREN İSTASYONU Seni ilk kez orada gördüm, ilk kez seni orada tanidim. Nerde mi? Tren Istasyonda. Hergünüm ayni gecerken, iste o gün Hayatim bambaska olmaya baslamisdi. Sabah erken uyanipda yine hergünkü gibi dogru Okulumun yolluna gidiyordum. Evet, hergün bildigim Tren Istasyon ve bindigim Trenler bana yapanci degildi. Okadar Insanlar geliyorki Tren Istasyona, bazende Trenimi beklerken o Insanlari izlemek bile bana zevk veriyordu. Bazende sasiridim nekadar degisik bambaska Insanlar var bu Dünyada, hersey orada görebiliyordum. Ilk önce evden cikipda, Tren Istasyona gitmek icin Otobüse bindim. Otobüsden inerek, kosar adim Tren Istasyona gidiyordum, cünkü Trenimi kacirmak istemiyordum. Biraz gec kalmisdim o gün, ama maalesef gözlerimin önünde Trenim gitmisdi. Neyseki bugünde Okuluma biraz gec gidecegim, ondan birdahasindaki Treni bekliyordum. Ellimde Okul cantam ve iki Dosyalarimla beklerken, tam gözümün önünde ise kocaman Istasyonun saati. Evet, heran Trenim gelme vaktiydi. Ama aniden “Neler oluyor”, yanimdan birsey bana carpipda yitiyor. Cantam, Dosyalarim ve aniden kendimide yerde buluyorum. Ilk düsüncem ise Ben - “Hangi kör bana böyle carpiyor”?Ilk sesli konusmam sana,Ben- “Ahhh körmüsün be adam”? Bana carpmanla Omuzum cok acimisdi, yere düsmemlede baska yerlerimde acimaya baslamisdi. Simdi ise cok sasirmaya basladim, sen ne yapiyorsun, birden gülmeye basladin. Ben hala yerde saskinlik icinde sana bakiyorum vede senin gülmene anlam veremiyorum. Ben – “Hem bana carpiyorsun birde öyle gülüyorsun, cok komikmi gözüküyorum”? Sen – Hayir, yanlis anlamyin kendime gülüyorum, Trenimi kacirmayim diye gözümün önünü bile bakamadim. Affedersiniz, inanki isteyerek olmadi”. Bana acik olman vede sicak sözlerinle, yüzümde bir tepessüm yaratmisdi. Buara ayaga kalkmak istiyordum. Sen – "Ellinizi verin, lütfen yardim edeyim size". Ellerini uzatmisdin bana, birden icimde anlam veremedigim bir his vardi, ellerime dokundugunda icimde bir sicaklik hissetdim.Ben – “Önemli degil, zaten birsey olmadi, sadece biraz Omuzum acidi”. Sen – Inaninki cok üzüldüm, nekadar özür dilesemde azdir, eger aciniz coksa sizi Doktora gotüreyim”. Ben – Hayir okadar acimiyor, tesekkürler yinede, Okuluma gitmeliyim vede birazdan Tirenim gelecek”. Buara sende Cantami ve Dosyalarimi yerden almisdin, ellerini uzatipda bana verdin. Nihayet Tirenimde gelmisdi, zaten bugün günüm hep ters gidiyor, icimden Okuluma bir varsam sükretecegim diyorum. Sen – “Sizdemi bu Trene bineceksiniz? Demek ayni Trene binecegiz” (Gülümsedin). Ben – “Evet bu benim Trenim, zaten bugün Okuluma gec kaldim”. Aslinda Okulda yavas yavas aklimda silinmeye baslamisdi, cünkü Sen bana engüzel gülüslerini veriyordun, birtek Dudaklarinla degil Sen bana Gözlerinle gülüyordun. Simdi bana neler oluyor? Icimde bir Heycan, ayni zamanda Kalbim sanki yerinde cikarsana atmasini anlam veremiyordum. Allahim bu sicaklik nedir? Banami öyle geliyor, yoksa birden Günesmi beni yakiyor. Evet anlam veremedigin birden Atesler icinde kalmisdim. Bu Heycan cokdandir yasamadigin bir Heycandi. Simdi ilk Düsüncem ise, anlam veremdigim duygular yoksa dedikleri “Ask” miydi? Ilk görüsde carpilmak bumuydu yoksa? Evet, gülümsedim icimden , carpilmak diyince, zaten sen bana ilkönce Omuzuma carpdin ve sonrada o anda habersizce benim Kalbimide caldin. Aslinda hayatda gercek Askla tanismamisdim, cünkü kimselere bakmaz kimseleri gözüm görmezdi. Hayada hep kapali gözle yasardim, hersey bana yalan gelirdi. Herkes gibi degildim, herkes gibide olmak istemiyordum, bilemiyorum ama taki bugüne kadarmis. Artik beraber Trene bindik, bana sen yardimci oldun, cünkü hala biraz omuzum aciyordu. Ayni vagon ayni yerde oturduk. Okulmu? Cokdan silindi aklimdan, ha gec kaldim ha bugün gitmedim, umrumda degildi artik. Karsi karsiya oturdumuzda, simdi tam olarak farketiyorum, Allahim simdiye kadar görmedigim engüzel siyah gözlerdi bunlar. Birde ayni zamanda bana gülmen varya, gözlerindeki yildizlari görebiliyordum. Birtek gülüslerinle beni o an mutlu edebiliyordun. Ama hala senin adini bilmiyordum, hala kim oldugunu bilmiyordum. Icimden Ben – “Kimsin sen, kimsin bana bu duygulari yasatan insan”? Artik ögrenme zamanida gelmisdi, mutlak adini ögrenmem lazimdi. Baska türlü sonra affetmezdim kendimi, adini simdi sormaliyim sana. Birden neoldu, Sen – “Affedersiniz, yeniden sizden özür dilemek istiyorum, size carpipda böyle kapalik yapdigima ben bile inanamiyorum. Birsey sormadan yapamiyacagim, adinizi ögrenebilirmiyim”? Ohhh simdi icim rahatladi, bu sözlerinle yüzümde yine bana tebessüm yaratmisdi, cünkü artik ilk soru soran ben olmayacakdim. Ben – “Evet, hic sorun görmüyorum bundan , adim Gül.Ya sizin adiniz ne”? Sen – “Negüzel, yani kirmizi Güller gibimi, öylemi”? Ben – “Evet, öyle diyebiliriz” (Gülümsedim). Sen – “Benim adimda Ömer, memnun oldum”. Ben – “Bende memnun oldum”. Icimden söylenmeden duramadim, “Netesatüf en cok sevdigim isimlerden biridir Ömer” (Gülümsedim icimden ). Daha Okulum varmama cok vardi, cünkü hergün yaklasik 1 saat Okulun yollunda geciyordu. Yanimda Kitabimi almisdim yine, hergün bu yollarda Kitap okumaya tercih ediyordum. Sen – “Kitapinizin konusu nedir, sadece merak etmsidim”? Ben – (Gülümsedim) “Kitabimin konusu genelikle ask Romanlar olur, Kitabin adi ise ;Sevgiye Mahkum Kalan”. Sen – (Gülümsedin) “Cok enteresant bir ismi varmis Kitabinizin”. Ben – “Evet bencede, Sevgiye mahkum kalmak nasil bir duygu diye merak ediyorum dogrusu, hic kendim yasamadim sadece okuyorum”. Artik Kitabimi birkenara birakmis, seninle sohbet ediyordum, buara sen neler yapdiginida ögrenmisdim. Sende Mesleginin devami icin kisa süreli bir staj yapiyordun, yüksek Okuldan mesundun. Seninle olan sohbet bana cok zevk veriyordu. Ama maalesef senin inecegin istasona gelmisdik, zaman necabuk gecmisdi öyle. Sen – “Ben burada inmeliyim, sizinle tanisdigima cok sevindim, belkide yine görüsmek üzere”. Ben – “Bende cok sevindim, evet kismet olursa belkide yine istasyonda görüsebiliriz”. Sen – “Evet insallah, ama bukez gözlerim acik olacak” (Gülümsedin). Simdi biran kendimi yanliz hissetdim. Tren devam ederken yollunda , penceremde seni seyretdim, sen bana el saladin ve benim icin Dünyanin engüzel siyah gözlerle bana gülümsedin. Anlamisdim o an , icimde o cosan duygularim beni ele veriyordu. Evet ben bu sabah Tren istasyonda aslinda hic tanimadigim bir insana Asik olmusdum |
| | |
| | #62 (permalink) |
| Kayıt: 26.10.2006 Yaş: 22
Mesajlar: 6 İtibar Gücü: 0 | hikayelerinizin hepsi çhok güzel gerçekten ama bence AŞK yalannnnnnn |
| | |
| | #63 (permalink) |
![]() Kayıt: 19.11.2006 Yaş: 25
Mesajlar: 1.062 İtibar Gücü: 13 | Sizin için ne derece önemi var bunu bilmiyorum ama ben bu satırları yazarken gözümden damlalar akıyor klavye üzerine. Erkekler ağlamaz lafı bana göre değil. Ağlamaktan hiç utanmadım,duygularım,acılarım beni boğduğu zaman hep ağladım.Yine ağlıyorum... Sizleri tanımıyorum ama sizlerle paylaşmak istiyorum.Lütfen;bu satırlara bir seven olarak sahip çıkın ve lütfen yazılı satırlar olarak geçmeyin. Okudukça yeryüzünde insanlar neleri yaşarmış diyeceksiniz buna eminim. Bir memur ailenin en küçük çocuğu olarak babamın tayininin çıktığı bir köye taşındık.Huzursuzdum,okulumu bir köy okulunda okumaktansa ,şehirde medenice okumak istiyordum.kaydımı yaptırdı babam okula.İlkokul 4. sınıftan başladım köy okuluna.Beni bir sınıfa verdiler.Öğretmen köyde yabancı olduğumu biliyordu ve hangi sıraya oturmak istiyorsan otur dedi bana.Bir kızın yanı boştu sadece oraya oturdum.Hayatımı adadığım,gidişiyle beni bitiren insanla ilk o zaman tanıştım.İsmi Altınay idi.Çocuk yaşımda bile onun güzelliği beni çok etkilemişti.Masmavi gözleri,gamze yanakları ile arada bir bana dönüp gülüşü,yanlış yazdığım notlarımda kendi silgisiyle defterimdeki hatayı silmesi beni o minik yaşımda ona bağladı.O dönemlerde çocukça bir arkadaşlıktı. Zaman ilerledikçe onsuz tek saniye geçiremiyordum.ya ben onlara gidip ders çalışıyor, yada o bize geliyordu.Mükemmel bir paylaşımcıydı.Yüreğini,sevgisini,dostluğunu daha o yaşta vermişti bana.İlkokulu birlikte okuduk ve aynı sırada bitirdik.Hep onunla hep ona biraz daha alışarak. Ortaokula geçtiğimizde ailelerimize rica ettik ve bizi aynı okula yazdırdılar, hatta aynı sınıfa,hatta aynı sıraya oturmamız için babalarımız öğretmenlere adeta yalvardılar.Başarmıştık. Yine aynı sıradaydık.Geride kal.n ilkokul dönemindeki iki yılda anladım ki onsuz hayat bana huzur vermiyordu.Yaşımız olgunlaştıkça o beni,ben onu daha çok seviyordum.Çocukça başlayan arkadaşlığımız sevgiye aşka dönüşmüştü ortaokul yıllarımız bitmek üzereyken.Şehir merkezinde.Ailelerimiz liseye geçtiğimiz sırada ortak bir karar aldılar.Buna göre tek ev kiralayacak ikimiz aynı evde kalacaktık.Annem de bizimle kalacaktı.Allah'ım o karar bize iletildiğinde dakikalarca sarmaş dolaş kutlamıştık bunu.Ona aşık olmuştum.Aynı duyguları o da paylaşıyordu ve bunu fareden ailelerimiz okul bittiğinde evlendirelim diye karar almışlardı bile.Ona tapıyordum artık.Haşa Allah'a şirk koşar gibi günah işlercesine seviyordum.İlk elini tuttuğumda sakın bir daha bırakma demiştim. Yanakları kızarmıştı,utanmış ve başını önüne ! eğmiş,gülümsemiş ve elimi sıkı sıkı kavramıştı.Artık her gün elele tutuşup okula gidiyor okuldan çıkarken elele dolaşıyor geziyor öyle gidiyorduk evimize.Arada bir elleri terler ve her terleyişte elini elimden kurulamak için çekerdi.Bunu her yaptığında kızar elimi bırakma diye azarlardım,hep tamam tamam diyerek gülümser ve hızla elini avucuma sokuştururdu. Her şey harikaydı,dünya cennet gibiydi gözümüzde.Yıllar akıp gidiyordu mutluluk içinde.Nihayet liseyi de bitirmek üzereydik.karne dönemi gelmişti.Karnelerimizi aldık hiç kırığımız yoktu.Sevinçle sarıldık birbirimize elimi tuttu.bunu kutlamak için bir cafeye gidip cola içerek kutlayacaktık.Okulun az ilerisinden geçen bir çakıl yol vardı.Her zaman toz duman içinde olurdu.çakıllarla kaplıydı.O yolun benim ve ölürcesine sevdiğim insanın ayrılmasında bu kadar rol oynayacağını bilsem hiç girer miydik o yola.Neler vermezdim o yolu yürümemek için. Eli yine elimdeydi,ansızın elini çekti,terlemişti yine eli.Sanırım dört adım atmıştım.Dönüp yine azarlayacaktım.Çünkü hem elimi bırakmış,hem de geride kalmıştı.Dönüp baktığımda Dünya başıma yıkıldı.Sanki gök kubbenin altında kaldım.yerdeydi ve yüzünden kan fışkırıyordu.ne yapacağımı bilemedim üzerine kapandım yüzüne yapışmış saçlarını kaldırdığımda hayatımı bitiren o görüntüyle karşılaştım.Başı kesilmiş bir tavuk gibi çırpınıyordu.Suratına bir taş parçası bıçak gibi sapl.nmıştı ve bakmaya doyamadığım mavi gözlerinden biri akmıştı.Suratının yarısı yoktu.Hırlıyordu bana bir şeyler demek istiyor kanla kaplı diğer gözünü temizleyerek bana bir şeyler demeye çalışıyordu.Yoldan geçen bir kamyonun tekerinin altından fırlayan bir taş suratına sapl.nmıştı.Ölürcesine bir aşkı,geleceğimizi kibrit büyüklüğünde bir taş parçasının bitireceğini bilemezdim.Donuk donuk hiç konuşamadan yüzüne bakmaktan başka bir şey yapamıyordum. Ellerini tuttum kaldırdım başını göğsüme dayadı ve elimi sıkı sıkı tuttu.Akan kan ellerimize damlıyordu.Yoldan geçen bir araba durmuş bizi seyrediyordu,hastaneye yetiştirelim dediğimde kanlı olduğu için almadı ve kaçtı gitti.Kimse arabaya almıyordu.çevreme bakıp yardım eden demekten,ona dönüp seni seviyorum,beni bırakma,dayan demekten başka bir şey yapamıyordum.İki dakikalık bir çırpınıştan sonra kucağımda öldü.Cennet ol.n Dünya 5 dakikada cehenneme döndü.Tam dokuz yıl oldu onu yitireli.Kendime ol.n güvenimi yitirdim.Artık kimseyi sevemem,kimsede beni sevemez korkusundan kurtaramıyorum kendimi.Bitkisel hayatta gibiyim.Tek elimde kal.n bu net.bu net aracılığıyla sizinle paylaşmak istedim.Yitiren,ya da ben yitirenle paylaşmak isteyen herkese elleri terlese bile ellerimi bırakmamaları şartıyla elimi uzattım.Dost,kardeş,arkadaş ne olursanız olun ama elimi bırakmayın.Size sesleniyorum, elimi bırakmayın lütfen... alıntıdır cok acı bır durum |
| | |
| | #64 (permalink) |
| Kayıt: 21.04.2006 Yaş: 18
Mesajlar: 2.147 İtibar Gücü: 18 | ...Aşk Yıldızına Küsülmez... Bu yolculuğu uzun zamandır düşünüyordum ama ancak gün bügüne nasip olmuştu, Anneannemi çok özlemiştim, bir an önce onu görmek istiyordum. Anadolunu bağrında şirin bir kasabaydı burası dağların arasına sıkışmış, kasabanın içindeki tüm yollar taşlarla döşenmişti. Kasabanın etrafını uzun kavaklar sarmıştı bu yüzdende bu kasabaya Kavaklı kasabası diyorlardı. Sırtını dağlara yaslamış olan köyün her evin arasında küçük arklardan dağlardan gelen buz gibi sular akar. Güneş biraz küs gibidir Kavaklı kasabasına, yağmur ise hiç ayrılmayan dost gibidir. Canım Anneanneciğim şimdi iki katlı ahşap evin pencersinden bakıyordur dışarıya, elinde hiç düşürmediği tantele yine yüreğini döküyordur. Dedem gitti gideli hep aynı tantel örneğini örer olmuştu. Herkes ağlardı sevdiğinin arkasından o ise kızmıştı sevdiğine yüzüstü bırakıp gitti diye , öleli beş yıl olmuştu bir kez bile gitmemiştim mezarının başına, onun dedeme olan sevgisini bildiğim için şaşırdım bu davranışına, ve hiç anlam veremezdim. Anneannem dedemle ilgili her konuşmamızda konuyu kapatırdı, onunla ilgili konuşmak istemezdi.Ama kararlıydım bu sefer ona soracaktım neden diye, dedemin gözleri nemlendiğinde Anneannem ağlardı, dedem gülümsediğinde gözlerinin içine mutluluk yıldızları doğardı. Bir Anne gibi titrerdi dedeme, dedem de bunu bilir bazen naz ederdi yalandan hastalanırdı, Anneannem bunu anlasada renk vermez her zamanki şefkatini esirgemezdi ondan. Bir kez bile birbirlerine kırılmamışlardı , adeta birbirleriyle yarış ederlerdi birbirlerini mutlu edecek bir şeyler yapmak için. Dedem Şekerpareyi çok severdi evdev hiç eksik olmazdı, Anneannem ise dağ çileğine bayılırdı dedem onun için dağların en uç yamaçlarına giderdi toplamak için oraların çiçekleri daha iyi olur diye. O kadar çoktuki birbirlerini mutlu etmek için uğraşları dedem küçük kağıtlara şiirler yazardı onun için , her akşam ayrı şiirle gelirdi ama tüm şiirleri AŞK YILDIZIM diye biterdi. Günün birinde dedemle sohbet etmiştik sormuştum ona neden AŞK YILDIZI diyorsun diye , Dedem başlamıştı anlatmaya ; -Bak Ozanım hayatta en zor ulaşılan şeyler yıldızlardır, ama daha zoruda hayatın boyunca sevebileceğin, ona olan sevginin he gün artabileceği bir sevda bulmaktır. O benim aşk yıldızım , ve her insanın milyonlarca yıldızın içersinde yanlızca bir tane aşk yıldızı vardır, ona ulaşmak ise her keze nasip olmaz. Her yıldız birbirine benzer tam buldum diye sevinirken bir kez daha yanıldığını anlarsın. O konuşmayı yaptığımızda onaltı onyedi yaşlarına daha bıyıkları terlememiş bir delikanlıydım. O andan beri Aşk Yıldızımı arar dururum. Otobüs keskin virajlar yüzünden yavaş yavaş ilerliyordu. Bana ise özlemin vermiş olduğu heyecanla yol sanki gitgide uzamış gibi geliyordu. Saatler geçmişti bizim kasabaya az kalmıştı , her zamanki gibi patika yolun başlangıcında indim. Sırtıma vurduğum çantayla tepeyi aşdığımda kavaklı kasabası tam karşımdaydı. Tepeden aşağıya doğru bir keçi yolu uzanıyordu çimenlerin arasında az ilerle kavak ağaçları başlıyordu, biraz ilerledikten sonra ağaçların arasına dalmıştım. Kasabanın başlangıcındaki çeşmeden eğilerek su içmeye başladım , her geldiğimde ilk burdan su içer öyle geçerdim. Buz gibi suyla ferahlamıştım. Hızla ilerliyordum bir anca önce Anneannem’e ulaşmak için sabırsızlanıyordum. Anneannemlerin evi kasabaya tam tepeden bakıyordu penceren baktığınızda tüm kasabayı görebiliyordunuz, son bir kaç adımla tepeyi çıkmış evin önüne varmıştım. Daha kapıya vurmadan kapı açılmıştı Anneannem karşılamaştı beni sımsıkı sarılmıştı bana, oda beni çok özlemişti, hem sarılıyor hemde kokluyordu. Boncuk boncuk gözleri dolmuştu yine sımsıkı sarıldım çok ama çok özlemiştim. Tüm geceyi konuşarak geçirmiştik ve çok geç saatte uymuştuk. Geç uyumamıza rağmen sabah ilk ışıklarıyla uyanmıştım, ama her zamanki gibi Anneannem benden önce uyanmış yine tüm hüneri ile nefis bir kahvaltı hazırlamıştı. Yine kahvaltıda bir tabak ve bir çay bardağı fazla idi, dedem gittiğinden beri hep böyleydi her yemeği bir kişilik fazla hazırlardı , evi şöyle bir süzdüm beş yıldır evin durumunu hiç değiştirmemişti sigara tabakası ve küllüğü yine sehbanın üzerindeydi son giydiği yeleği sandelyeye takmıştı yine oradaydı, ayakkabısı yine çevrilmiş kapının önündeydi, evdeki dedeme ait tüm eşyalar sanki birazdan dönecek gibiydi, pijaması katlanmış hemen yatağının başında, en son şiiri yazdığından beri kalem ve kağıtsa masanın üzerindeydi. Kahvaltımı yapar yapmaz dedemin mezarına ziyaret etmek için hareketlenmeye başladım. Anneanneme döndüm ; - Anneanne hadi sende gel, bak ben Dedeme gidiyorum !! Anneannemin boncuk gözleri dolmuştu kaşları ise çatılmıştı bana cevap vermedi yanlızca kafasını çevirdi pencerenin dışına doğru bakıyordu. Anlamıştım yine gelmeyecekti kafamı önüme eğdim yola koyuldum geçen gelişimde dedeme söz vermiştim ona Aşk Yıldızını getireceğime dahil, ama sözümü tutamanın vermiş olduğu hüzün ile mezarın başına geldim. Sevgili dedeciğimi özlemiştim ona anneannemi şikayet ettim seni unutmuş gelmiyor diye, sonra aklıma geldiki o olsa kızardı bana her zaman onu gülün dikeninden bile sakınırdı. Aradan bir kaç gün geçmişti bir sabah uyandığımda sevgili Anneanneciğimin ilk defa kahvaltı hazırlamadığını farkettim, hemen odasına yöneldim , yanına vardığımda Anneanneme seslendim, gözlerini hafifçe araladı boncuk boncuk bana baktı ; - Ozanım Annenle , Teyzeni çağır bana !!! Şaşırmıştım nasıl yani der gibi bakıyordum , anneannem tekrar seslendi ; - Fazla vaktim yok hadi Ozan Telaşla telefonu çevirdim ama babamı aradım ne anneme söyleyebilrdim böyle bir şeyi nede teyzeme, ikiside annelerine deliler gibi düşkündü,babama telefonla görüştükten sonra tekrar anneannemin yanına gittim, ellerinden tuttum bir ihtiyacı olup olmadığı sordum, hafifçe doğruldu ; - Ozanım dün gece rüyamda dedeni gördüm beni çağırıyordu yanına, vakit geldi diyordu artık, sen bana darılmışsın ama insan hiç Aşk Yıldızına küsermi dedi. Biliyormusun ben dedenin öldüğüne hiç ama hiç inanmadım hep sabah gidip akşam dönecekmiş gibi düşündüm, yine cam kenarına oturup sigarısını telleyecekti, bir kaç satır şiir yazacaktı ve her şiir sonunda Aşk Yıldızım diyecekti,akşam yemeğinin ardından gözlerime bakacaktı sevdiği tatlıyı soracaktı gözleriyle bana. Biliyorum hep sormak istedim bana neden dedenin mezarına gitmiyorum diye , birincisi ona çok kızmıştım bana söz vermişti biz birbirimizi sevmeye başladıktan sonra doğmuştuk ve ancak beraberce sona varacaktık diye o sözünü tutmadı ve erkenden gitti ona kırgınım, ikincisi ise onu hep var saydığım için mezarına gidemedim gitseydimde dönecemeyecktim, onu o kara toprağın altında naıl bırabilirdim, AŞK YILDIZLARI göklerde dolaşmalıdır ben Aşk Yıldızımı toprağın altına koyamazdım , Dedi zaten bu onun son seslenişiydi , bir daha kimse onun sesini duymadı, kızlarına yanlızca gözleriyle veda etti.Anneannemi dedemin yanına gömdük o gece herkes uyuduktan sonra kapının önüne çıktım ve gökyüzüne baktım sanki tüm yıldızlar daha çok parlıyordu, bir anda iki yıldızın kaydığını farkettim, sanki içimde bir his kayan yıldızlara el sallamamı istedi bir anda kendimi onlara el sallarken buldum. Ertesi sabah yola çıkıyorduk arkamı döndüm o cıvıl cıvıl duran ev sanki ağlar gibiydi bir anda çökmüştü sanki, o güzelim yapı bir anda harebeye dönmüştü, Gökyüzü sanki evin yaşamış olduğu hüzne eşlik eder gibiydi, damla damla gözyaş akıtır gibiydi, Kavaklı Kasabasının ağaçları ilk defa ilkbaharda yaprakları sararmış ve dökülüyordu, tepeyi aşarken son kez geriye baktım veda ediyordum onlara tüm yüreğimle , onları yüreğime gömmüştüm ben kara toprağa değil ve tepeyi aşar aşmazda kafamı gökyüzüne dikmiştim AŞK YILDIZMI aramaya. ALINTIDIR... |
| | |
| | #65 (permalink) |
| Kayıt: 21.04.2006 Yaş: 18
Mesajlar: 2.147 İtibar Gücü: 18 | ...Sevda ugruna ölüm... Kadın yirmi yedi yaşında... Yüreği, kar beyaz soğuklara terkedilmiş ama inat bu ya hala sımsıcak. Düşünceleri kah hayatın gitgide ağırlaşan gerçeklerinde kah aydınlık hayallerde dolaşıyor nefes nefese.. Elinde samur fırçası, geçmişi karalayıp bugünü renklendiriyor hiç durmadan. Renkler kıpır,kıpır , içindeki çocuk haşarı mı haşarı... Gözleri ise buğulu bakmakta hüzünlere yenik... Hayatı sorgulamaktan çoktan caymış. Omuzları bir küçük kız çocuğun şımarıklığını sergilercesine “Bana ne” ifadesinde. Kıpır,kıpır ya içi.. Arayışları var kendisinden bile sakladığı. Bela da geliyorum demez ya... İşte böyle bir anda; ruhu, sanal dünyanın kapısından sızıverir içeri sessiz, habersiz.. Hani şu chat canavarı var ya bu günlerin belalısı. Orada kendisi gibi şaşkın yüreklerin arasında buluverir kendini. Ve... olanlar olur o zaman. Hiç beklenmeyen anda buzda kayar gibi “Hooop” havada bulur duygularını darmadağınık. Sanki başında deli rüzgarlar hiç esmiyormuş, esenler de yetmiyormuş gibi. Erkeğin yaşı otuz. Hırslı, ken dinden emin. Kendisiyle barışık ve yaşadığına memnun. Kahkahası ekrandan yüreklere taşan, mutlu ve duygu dolu bir bulut adam. Eşi ve çocuğu için yaşamakta olduğunu saklamadan kadını davet eder sanal dünyanın sanal aşk oyununa. Acemidir kadın. Belki genç adam da öyle. Oynadıkları oyunun tehlikesinden habersiz bir masalı yaşamaya başlarlar. Ekranın karşısında nefeslerini tutup beklerler sevdalının gelmesini. Karşılaşmaları her defasında kahkahaları hatırlatırcasına şen olur. Zamanın koordinatları buluşamadığında, birbirlerine teğet geçtiklerinde, hüzün yayılır gecelere. Uyku tutmaz bekleyişlerde ikisini de. Sabah yeni umutlara gebe başlar. Ve ekranda doğarlar her buluşmayla yeniden.. Duyguların en fırtınalısına yakalanırlar. Birbirlerini gerçekten merak ederler. Bulut adam kadının açlığından, üşümesinden bile sorumlu tutmaya başlar kendini. Kadınsa adamın yorgun hallerine dayanamaz. Elleri dokunmasa da ellerindedir artık. Birbirlerini el üstünde tutarlar anlayacağınız. Günler, aylar geçer... Hayaller ekranlara sığmaz olur. Artık görmek isterler birbirlerini. Dokunmak sarılmak isterler. Hatta çılgıncasına sevişmek... Kadın kıvranır onsuzluğun acılarında.. Özlem şiddete dönüşür. Acıtır... İşkencelere yatırır kadını. Oyun değildir artık bu. AŞK ekranda değil hayatın ta içinde yaşamaktadır. Bulut adam sorar durmadan ; -N’olacak şimdi... Kadın, adam kadar cevapsız... “Bilmiyorum” der.”Bilmiyorum” Artık sorgulamalar başlar duyguları ... ”Bu nedir?...Bunun adı ne..?” Kadın aşkı tanımlar ama çare değildir tanımlamak.. Yaşananlardır gerçek olan. Hissedilenlerdir. Her sevdanın başını bir karabasan bekler ya...Beklemese sevda denen şey olmaz zaten. İşte bu bir sevdadır ve başında karabasanlar. Kadın unuttuğu aşk gözyaşlarını hüzünlere, sancılara, onulmaz ağrılara boyar, alaca bulaca. Artık her şeye gözlerindeki buğuların ardından bakmaktadır. Ve ekrana şunları; buzların arasından aldığı yüreğinin kalemiyle yazar. Yüreğini buzlara iade etmek üzere... “Beni ignore et*.Ne olur bunu yap.” Bulut adam şaşkındır belki ama adı gibi bilir. Doğru olan budur. Düşünür bir süre.Susar ekran. Susar kadının yüreği...Ölüm anıdır bu.Verilen son nefestir sanki.. “Sevdam HAYIR dese” “ Sensiz yapamam dese” diye bekler nefes almak için. Bulut adamın suskunluğu bozduğu yerde ölecektir kadın.. Bunu ikisi de bilirler. Bir yazı belirir ekranda çaresizce okunan “Netten çıkıyorum o zaman” “Hoşçakal” Mavi üzerine siyah yazılmış sözcükler kararlı ve kesindir... Titreyen ve cansızlaşan parmakları son bir kez tuşları gezinir kadının “Hoşçakal” Düşer Bulut adamın gülen yüzü ekrandan. Ve KADIN ÖLÜR... ALINTIDIR... |
| | |
| | #66 (permalink) |
| Kayıt: 06.12.2006 Yaş: 22
Mesajlar: 21 İtibar Gücü: 0 | senin için ölürüm Genç kız sahil kenarındaki küçük ve sevimli cafede tek başına oturuyordu.Buraya her zaman sevgilisiyle gelirlerdi ve birlikte çok mutlu oldukları anlar geçirirlerdi.Cafenin sahibi de artık tanıyordu onları ve her geldiklerinde "Oo kimler gelmiş hoşgeldiniz evlatlarım." diye karşılardı.Cafenin sahibi yaşlı adam genç kızın saatlerdir tek başına oturduğunu görünce şaşırdı.Meraklı bir şekilde genç kızın yanına gitti: -Hoşgeldin kızım.Delikanlıyı göremedim o yokmu? Yaşlı adam farkında olmadan genç kızın can damarına basmıştı.Ağlamaklı bir sesle: -O artık yok ve bir daha hiç gelmeyecek,dedi ve ağlayarak oradan uzaklaştı. Yaşlı adam genç kızın arkasından ne kadar seslenmiş olsada genç kızı geriye döndüremedi.Bahsedilen delikanlı bir gün önce trafik kazasında ölmüştü.Genç kız onunla gittikleri yerlerden geçerek o güzel günleri düşünüyordu.Her zaman buluştukları cafeyede bu yüzden gitmişti. Cafeden çıktıktan sonra sahil kenarında dolaşmaya başladı.Deniz kenarına geldi ve şunları söylemeye başladı: -Nedeen?Neden aldın Allah'ım onu benden neden?Daha çok erkendi,diyerek ağlamaya başladı.Ağlayarak konuşmasına devam etti: -Hatırlarmısın sevgilim sana hep senin için ölürüm derdim ya bak işte sadece senin için ölüyorum bekle beni yanına geliyorum,dedi ve kendini boğazın o serin sularına bıraktı.Çevreden birkaç kişi su atlayıp onu kurtarmak istediler.Genç kızın cesedi toprağa,ruhu ise çoktan sevdiğine kavuşmuştu... |
| | |
| | #67 (permalink) |
| Kayıt: 06.12.2006 Yaş: 22
Mesajlar: 21 İtibar Gücü: 0 | BİR MASAL GİBİ Dondurucu soğukta bir an önce evime varabilmek için hızla yürürken, ayağımın ucunda bir cüzdan gördüm.. Hemen aldım. Sahibini gösteren bir kimlik vardır diye acele acele açtım.. İçinde üç dolar ve sararıp kat yerleri yıpranmış eski bir zarftan başka bir şey yoktu... Sol üst köşede yalnızca gönderenin adresi, alıcı adresi yerinde bir posta kutusu numarası vardı. Bir ipucu bulabilmek belki biraz da merakımı giderebilmek için zarfı açtım ve içindeki mektubu okumaya başladım. Mektup, sol yanı çiçek resmiyle süslenmiş bir kağıda, özenli bir el yazısıyla yazılmıştı ve "Sevgili Michael" diye başlıyordu.. Ve "Annesi yasakladığı için onu bir daha göremeyeceğini" anlatarak devam ediyor.. "Ama sakın unutma, seni daima seveceğim" diye bitiyor.. İmza.. Hannah!.. Elimde yalnızca, mektubu yazan kişiyle, mektubun yazıldığı kişinin birinci adları vardı. Eve gider gitmez hemen telefon idaresini aradım.Görevli kişi, kendisine bildirdiğim adreste yaşayanların telefon numarasını vermesinin yasalara aykırı olduğunu söyledi. Fakat ısrarım karşısında: "Belki, size yardımcı olabilirim" dedi. "Bu adreste bulunan numaraya telefon ederim ve onlar Kabul ederlerse, sizi görüştürebilirim lütfen bekleyin.." dedi. İki üç dakika sonra görevlinin sesi geldi.. "Bağlıyorum efendim." Telefonda, karşıdaki hanıma "Hannah diye birini tanıyıp, tanımadığını" sordum. "Bu evi, 30 yıl evvel, Hannah diye kızları olan bir aileden aldık" dedi. "Peki yeni adreslerini biliyor musunuz?.." "Hannah annesini bir huzurevine yatıracaktı. Oradan takip ederseniz, belki adres bulursunuz.." deyip bana huzurevinin adını verdi.. Hemen aradım.. Yaşlı anne yıllar önce ölmüş.. Ama kızına ait eski bir telefon numarası var. Belki oradan bilirlermiş.. "Bunların hepsi aptalca aslında" dedim kendi kendime.. İçinde sadece 3 dolar ve 60 yıl önce yazılmış bir mektup bulunan cüzdanın sahibini aramak için bunca zahmete ne gerek var ki.. Aradım numarayı.. Bir kadın "Şimdi Hannah'nın kendisi bir huzurevinde" dedi ve numarayı verdi. Hemen orayı çevirdim.. Ses; "Evet, Hannah burada yaşıyor" dedi.. Saat ona geliyordu ama hemen yola çıktım, Hannah'yı görmek için.. Devasa bir binanın üçüncü katında şirin bir oda.. Gümüş saçlı, sıcak tebessümlü bir yaşlı kadın.. Gözlerinin içi ışıl ışıl ama.. Anlattım olanları.. Cüzdanı ve mektubu gösterip.. Derin bir iç çekti mektuba bakarken ve "Genç adam" dedi, "Bu mektup, Michael ile son kontağımdı.. Onu öyle seviyorum ki.. Sean Connery gibi yakışıklıydı.. Hani şu meşhur aktör.. Ama ben 16 yaşındaydım.. Çok küçüğüm diye annem kesinlikle izin vermedi.." Derin bir nefes daha.. "Michael Goldstein harika bir insandı. Eğer bulabilirseniz ona söyleyin lütfen.. Onu hep düşündüm.. Hep.." Bir ufak sessizlik.. Bir derin nefes daha.." Ve onu hep sevdim.." İki damla yaş damladı elindeki mektuba, ıslanan gözlerden.. "Ve hiç evlenmedim.. Michael gibi birisini bulamadım ki.." Hannah'ya teşekkür edip odadan çıktım. Binadan çıkarken danışmada beni karşılayan kız "Hannah Hanım yardımcı olabildi mi size" dedi.." Hiç değilse bunun sahibinin soyadını öğrendim" dedim.. Cüzdanı elimde sallayarak.. O sırada yanımda dikilip duran hademe bağırdı.." Hey baksana.. Bu Bay Michael'ın cüzdanı.. Üzerindeki bu kırmızı şeritten onu nerde görsem tanırım.. Cüzdanını hep kaybederdi zaten.. Üç kere ben buldum, koridorlarda.. "Michael sekizinci katta yaşıyordu.. Ok gibi fırladım tekrar asansöre. Michael yatmamıştı. Okuma odasında kitap okuyordu. Hemşire beni ve elimdeki cüzdanı gösterdi. Michael elini arka cebine attı, hızla.. Sonra sevinçle "Evet bu benim cüzdanım" dedi. "Öğleden sonraki yürüyüş sırasında kaybetmiş olmalıyım. Size teşekkür borçluyum." "Hiçbir şey borçlu değilsiniz" dedim. "Ama özür dilerim. İpucu bulmak için açtım ve içindeki mektubu okudum." "Mektubu mu okudun?" "Sadece okumakla kalmadım. Hannah'yı da buldum.." "Buldun mu? Nerde? İyi mi? Hala eskisi gibi güzel mi. Söyle, lütfen söyle.." "Çok iyi.. Hem de harika" dedim, yavaşça.. "Bana onun telefon numarasını ver. Yarın onu hemen arayacağım." Elime sımsıkı sarıldı.. "O benim tek aşkımdı.. Onu öyle sevdim ki, asla evlenmedim.. Çünkü bu mektup geldiğinde hayatım, anlamsal olarak bitmişti." "Bay Goldstein" dedim.. "Gelin benimle.." Asansörle üçüncü kata indik.. Odanın kapısı açıktı. Hannah sırtı kapıya dönük televizyon izliyordu.. Hemşire ona yaklaştı, omzuna dokundu.. "Hannah" dedi.. "Bu bay'ı tanıyor musun?" Gözlüklerini ayarladı bir an baktı, tek kelime etmeden.. "Michael" dedi, Michael, kapıda, kısık sesle.. "Hannah.. Ben Michael.. Beni tanıdın mı?.." "Michael" diye yutkundu Hannah. "İnanmıyorum.. Bu sensin. Benim Michael'ım." Michael Hannah'ya doğru yürüdü yavaşça. Sarıldılar. Hemşire yanıma geldiğinde onun da gözleri yaşlıydı.. "Gördün mü, bak?" dedim "Yaşamda, yaşanması gereken her şey, er ya da geç, birgün kesinlikle yaşanacaktır." *** Üç hafta sonra beni huzurevinden aradılar. Pazar günü bir nikah vardı.. Gelebilir miydim? Harika bir nikah töreni idi. Hannah ve Michael beni nikah şahidi yaptılar üstelik. Hannah açık bej elbisesi içinde çok güzeldi.. Michael de lacivert takımı içinde hala çok yakışıklı.. Bir nikah tanığı olarak söylüyorum bu gözlemlerimi… Aşklarını onsekiz yaşın heyecanı ve duygusuyla yaşayan 76 yaşındaki gelin ile 79 yaşındaki damadın nikahında keşke siz de bulunsaydınız… Altmış yıl önce bittiği sanılan bir aşk öyküsünün, altmış yıl sonra, kaldığı yerden nasıl filizlendiğine siz de tanık olacaktınız. |
| | |
| | #68 (permalink) |
| Kayıt: 28.10.2006
Mesajlar: 63 İtibar Gücü: 11 | İŞTE BEKLEDİĞİMİZ BU KADAR HEMEN HEMEN ))))>BÜLENT, AVUCUNU ACMIS KENDISINE DOGRU ELINI UZATAN ADAMA TERS TERS >BAKTI. ELLI YASLARINDA GÖSTEREN ADAM, GÖRMEYE ALISTIGI HIRPANI >KIYAFETLI DILENCILERE BENZEMIYORDU. ÜZERINDEKI GIYSILER ESKI FAKAT >TEMIZDI. ELI YÜZÜ TEMIZ VE SAGLIKLI GÖRÜNÜYORDU. 'SAPA SAGLAM ADAM >GIDIP CALISACAGINA DILENIYOR, BELKI BENDEN DAHA ZENGINDIR' DIYE >DÜSÜNDÜ. ZATEN CANI COK SIKKINDI, BIRDE SINIRLENMISTI. >ALAYCI BIR SES TONUYLA: >- EKMEK PARASI MI ISTIYORSUN ? DIYE >SORDU. >- HAYIR CIKOLATA PARASI LAZIM! >BÜLENT'IN KIZGINLIGI SASKINLIGA DÖNDÜ. ESPRI YETENEGI OLAN >DILENCININ HALI DE BASKA OLUYOR DIYE DÜSÜNDÜ. >- NIYE SIZ EKMEK BULAMAYINCA CIKOLATA MI YIYORSUNUZ? >- HAYIR. EKMEK BULAMADIGIMIZ GÜNLER GENELLIKLE BULGUR PILAVI >YERIZ, ONU DA BULAMADIYSAK AC YATARIZ. >BÜLENT ADAMIN CIDDI MI KONUSTUGUNU YOKSA DALGA MI GECTIGINI >ANLAYAMAMISTI. >- BU GÜN KARNINIZ DOYDU ÜSTÜNE TATLI MI ISTEDI CANINIZ? >- FAKIRIN CANI MI OLUR KI, TATLI ISTESIN BEYIM. >- BU BIR KAMERA SAKASI MI YOKSA SEN IS BULAMAMIS STENDAPCI MISIN? >- HICBIRI DEGIL. SADECE FAKIRIM. BUGÜN KARIMIN DOGUM GÜNÜ, ONA >CIKOLATA GÖTÜRMEK ISTIYORUM. >- DOGUM GÜNÜNDE YAS PASTA ALINIR BILDIGIM KADARIYLA. >- O BIZIM ICIN DEGIL ZENGINLER ICIN. OTUZ YILLIK EVLILIGIMIZ >BOYUNCA ONA BIR KEZ BILE YAS PASTA ALAMADIM. AMA HER DOGUM GÜNÜNDE >MUTLAKA CIKOLATA GÖTÜRDÜM. >CIKOLATAYI COK SEVER. >ADAMIN SÖYLEDIKLERI BÜLENT'IN DIKKATINI CEKMISTI. O AKSAM >KARISIYLA KAVGA ETMIS, KAPIYI CARPIP KENDINI SOKAGA ATMISTI. ARABASINA >DA BINMEMIS SAHILE KADAR YÜRÜMÜSTÜ. DENIZI SEYRETMEK DE ONU >RAHATLATMAMISTI . OYSA ESKIDEN DENIZI SEYREDERKEN COK RAHATLARDI. >DALGALAR SIKINTISINI ALIP GÖTÜRÜRDÜ. FAKAT KARISININ EVDE AGLIYOR >OLDUGUNU BILDIGI ICIN OLSA GEREK, HICBIR SEY ONU RAHATLATMIYORDU. >DILENCIYLE KONUSURKEN BIRAZ KAFASI DAGILMISTI. 'ACABA SÖYLEDIKLERI >GERCEK MI, YOKSA UYDURUYOR MU' DIYE DÜSÜNDÜ. >- CEBINDE BIR CIKOLATA ALACAK PARA YOK MU SIMDI? >BÜLENT'IN SORUSU ÜZERINE ADAM CEPLERINI BOSALTTI, BIR NÜFUS >CÜZDANINDAN BASKA BIR SEY CIKMADI. >- BEN DILENCI DEGILIM. ISIM YOK. GÜNLÜK CALISIRIM, NE IS BULURSAM >YAPARIM. FAKAT BU GÜN BÜTÜN GÜN IS ARADIM, AKSILIK BU YA, HICBIR IS >BULAMADIM. >BÜLENT OTURDUGU BANKI ISARET EDEREK YER >GÖSTERDI. >- OTURUN BIRAZ DERTLESELIM BARI, DEDI. >ADAM CEKINGEN CEKINGEN OTURDU YANINA. >- YOKMU ESIN DOSTUN, BORC ALACAK AKRABAN? >- FAKIRIN AKRABALARI DA FAKIR OLUR BEYIM. BULURLARSA KENDI >KARINLARINI DOYURURLAR. >- DILENECEK KADAR COK MU SEVIYORSUN KARINI ? >- HEM DE COK SEVIYORUM. OTUZ YILIMI AYDINLATTI O BENIM. >- HIMMMM. ASK HEMDE OTUZ YIL SÜREN ASK. HAYRET DOGRUSU! ASKIN ÖMRÜ >EN FAZLA ÜC YIL DIYORLAR OYSA. SEN OTUZ YILDAN BAHSEDIYORSUN. >- EVET. GECEN YILLAR SEVGIMI AZALTMADIGI GIBI ARTIRDI. >- SÖYLE O ZAMAN NEDIR EVLILIKTE MUTLULUGUN SIRRI? >SÖYLEDIKLERINE BAKILIRSA SEN MUTLULUGUN FORMÜLÜNÜ BULMUS GIBISIN. >- BEN ILKOKULU BILE BITIRMEDIM. ÖYLE FORMÜL FALAN BILMEM. >- FORMÜL DEDIYSEM KIMYA FORMÜLÜ SORMUYORUM CANIM. BENDE ALTI >YILLIK EVLIYIM. SEVDIGIM KADINLA EVLENDIM, FAKAT MUTLU DEGILIM. >SÜREKLI KAVGA EDIYORUZ. DAHA IKI SAAT ÖNCE KAPIYI >CARPTIM CIKTIM. >EVIMIZ, ARABAMIZ, ISIMIZ, GÜCÜMÜZ, HER SEYIMIZ VAR, AMA MUTLU >DEGILIZ. >SENIN HICBIR SEYIN YOK, AMA MUTLUSUN. PARA MI ACABA BIZI MUTSUZ EDEN? >- HICBIR SEYIM YOK MU? HAYIR BENIM HER SEYIM VAR. BENIM KARIM HER >SEYIM. SEVGILIM, ESIM, ARKADASIM, HAYAT YOLDASIM. HAYATIMI PAYLASTIGIM >INSANDAN DAHA DEGERLI VE DAHA ÖNEMLI NE OLABILIR KI DÜNYADA? >SIZIN EV, ARABA, IS DIYE HER SEY DEDIGINIZ SEYLERDIR ASLINDA >HICBIR SEY OLAN. >- ÖYLE DEME, SU KADAR VARLIGIN ICINDE BILE KARIM HER SEYDEN >SIKAYET EDIYOR. BIR DE FAKIR OLSAM KIM BILIR NE OLUR? >- ALTIN TASIN, KAN KUSANA FAYDASI YOKTUR BEYIM. SEN KADIN RUHUNU >HIC ANLAMAMISSIN. HICBIR KADIN IYI BIR EVDE OTURDUGU, HERGÜN CESIT >CESIT YIYECEKLER YEDIGI ICIN MUTLU OLMAZ. BIR KADIN, KOCASININ HER >SEYI OLDUGUNU BILDIGINDE ANCAK MUTLU OLUR. >- SIZIN MUTLULUGUNUZUN SIRRI BUMU ? >- OLABILIR. BEN KARIMA >DEGERLI SEYLER ALAMIYORUM AMA ONA BENIM >ICIN NE KADAR DEGERLI OLDUGUNU HISSETTIRIYORUM. O DA COK MUTLU OLUYOR. >- BIR KADINA DEGERLI OLDUGUNU NASIL HISSETTIRILIR? >- KÜCÜK KIZI SEVEREK. >- KÜCÜK KIZ MI ? HANGI KÜCÜK KIZ ? >- YASI KAC OLURSA OLSUN HER KADININ ICINDE HIC BÜYÜMEYEN BIR KÜCÜK >KIZ VARDIR. O KIZI NE KADAR COK SEVER, NE KADAR COK MUTU EDERSEN, O >KADINI DA O KADAR MUTLU EDERSIN. >- NASIL YANI ? >- KÜCÜK KIZ NELERI SEVER, NELERDEN HOSLANIR BIR DÜSÜNÜN. KÜCÜK >KIZLAR HEP BEGENILMEK, ILGI GÖRMEK ISTERLER. GÜZEL OLDUKLARINI DUYMAYA >BAYILIRLAR. KENDILERINE PRENSESMIS GIBI DAVRANILMASINI BEKLERLER. >KÜCÜK KIZLAR HEP PRENSES OLMAYI HAYAL EDERLER. SÜRPRIZLERDEN >HOSLANIRLAR. BIRAZ SIMARTILMAK ISTERLER. SEVILMEK VE SEVILDIKLERINI >HEP DUYMAK ISTERLER. >ILTIFATA DOYMAZ KÜCÜK KIZLAR. ÖYLE DEGIL MI? >- HAKLISIN. BENIM DÖRT YASIMDA BIR KIZIM VAR. ADI >AYLIN. HER AKSAM >BOYNUMA SARILIR 'BABACIGIM BENI NE KADAR SEVIYORSUN?' DIYE SORAR. >GIYSISINI DEGISTIRDIGI ZAMAN ETRAFIMDA 'BABA GÜZEL OLMUS MUYUM?' DIYE >SORAR DURUR. GÜZELSIN DEMEM DE YETMEZ ONA. ' HARIKASIN PRENSES >GIBI OLMUSSUN' DEMELIYIM. DÜNYANIN EN GÜZEL KIZI DEMELIYIM. >- ISTE KADINLAR BIR ÖMÜR BOYU BUNU DUYMAK ISTERLER. BEN ELLI >YASINDAKI KARIMA BÖYLE DAVRANIYORUM. ÖMRÜMÜZ OLURDA SEKSEN, DOKSAN YIL >DA YASARSAK BEN ONA BÖYLE DAVRANMAYA DEVAM EDECEGIM. ONA 'BEBEGIM' >DIYE HITAP EDIYORUM COK HOSUNA GIDIYOR. 'BEBEGIM BANA BIR CAY YAPAR >MISIN?' DEDIGIMDE CAY YAPMAK ICIN NASIL KOSTURDUGUNU GÖRMELISINIZ. >- HIC KAVGA ETMEZMISINIZ SIZ? >- KAVGA EVLILIGIN TADI TUZU. ARADA BIZ DE TARTISIRIZ. KÜSÜP >BARISMANIN TADI AYRIDIR. BENIM KARIM BIR KECI KADAR INATCIDIR. ONUNLA >BARISMAK ICIN UGRASMAK AYRI BIR KEYIF VERIR BANA. >- BENIM ESIM COK CIDDI KADINDIR. HIC >KÜCÜK KIZ HAVASI YOK ONDA. >- KÜCÜK KIZLAR BÜYÜDÜKLERI ZAMAN ARTIK SEVGI, ILGI ISTEMEYE UTANIRLAR. >EN CIDDI YADA EN YASLI KADININ BILE O KÜCÜK KIZ MUTLAKA VARDIR. YETER >KI SEN O TATLI KIZI SEVINDIRMEYI, MUTLU ETMEYI BIL. VE O KÜCÜK KIZI >ASLA ALDATMA. YOKSA BIR DAHA SANA GÜVENMEZ VE NE YAPARSAN YAP HEP >KUSKUYLA BAKAR. KÜCÜK KIZLAR HEM CABUK MUTLU OLURLAR HEMDE CABUK >KIRILIRLAR. COK NARINDIR ONLAR. HOYRAT ELLERI SEVMEZLER. YUMUSAK >DOKUNUSLARI SEVERLER. >- BU TAVSIYENI DENEYECEGIM. FAKAT HER ZAMAN YAPABILIR MIYIM >BILMIYORUM. BAZEN ISLERIM COK YOGUN OLUYOR O ZAMAN EVE COK YORGUN >GIDIYORUM. >- BU SADECE BIR BAHANE. O KÜCÜK KIZI MUTLU ETMEK DÜNYANIN EN KOLAY >ISI. COGU ZAMAN BIRKAC TATLI SÖZ YETERLI OLUR. SEN O KÜCÜK KIZI MUTLU >ETTIGINDE KARSILIGINI FAZLASIYLA ALIRSIN. ARTIK O SENI RAHAT ETTIRMEK >ICIN ELINDEN GELEN GAYRETI GÖSTERIR. KARISI MUTLU OLMAYAN >ERKEK >MUTLU OLAMAZ. MUTLU OLMAK ISTEYEN ERKEK ÖNCE HAYAT ARKADASINI MUTLU >ETMELIDIR. >DÜSÜNSENE SOMURTKAN, MUTSUZ, SÜREKLI SÖYLENEN BIRIYLE YOLCULUGA CIKSAN >NE KADAR MUTLU OLABILIRSIN. >- HAKLISINDA BENDE BÜTÜN GÜN AILEM ICIN CALISIP YORULUYORUM. >- YINE PARA, YINE DIS SEBEPLER. EVET PARA ÖNEMLI VE GEREKLI AMA >KADINLAR PARA ICIN ERKEKLERI SEVMEZLER. PARA GECICI MUTLULUKLAR VERIR. >KADINLAR HEDIYE ALMAYI SEVERLER. PARAN VARSA HEDIYE AL TABI. AMA >HEDIYEYLE MUTLU OLMASINI BEKLEME. HEDIYENIN YANINA SEVGINI >KATMAZSAN HEDIYENIN BIR ANLAMI YOKTUR. BENIM HICBIR ZAMAN COK PARAM >OLMADI. GÜNLÜK KAZANDIM GÜNLÜK YEDIK. BAZEN AC KALDIGIMIZ GÜNLER OLDU. >HICBIR ZAMAN KARIMIN KULAKLARINA ALTIN KÜPE TAKAMADIM AMA HER >ZAMAN ASK SÖZLERI FISILDADIM. HICBIR ZAMAN BOYNUNA PIRLANTA GERDANLIK >ALAMADIM AMA HEP ÖPÜCÜKLERLE SEVDIM BOYNUNU. HICBIR ZAMAN ONA IPEK >ELBISELER >GIYDIREMEDIM AMA KENDI BEDENIMLE IPEK ELBISE GIBI >YUMUSACIK SARDIM BEDENINI VE MUTLU ETTIM ONU. >ADAM AYAGA KALKTI. >- BANA MÜSAADE, ARTIK GITMELIYIM, KARIM MERAK EDER. SENDE GIT >EVINE KÜCÜK KIZIN GÖNLÜNÜ AL, BELKI O KÜCÜK KIZ SIMDI EVDE AGLAYIP >DURUYORDUR. >- BÜLENT DE AYAGA KALKTI. KUVVETLICE ELINI SIKTI. >- SIZI TANIDIGIMA COK MEMNUN OLDUM. >ELINI BIRAKTI KOLUNA GIRDI. YOLUN KARSISINDAKI PASTANEYI GÖSTERDI. >- HADI GEL ESIN ICIN SURADAN CIKOLATALI PASTA ALALIM, DEDI. >PASTAYI ALDILAR. ADAM HAYATINDA ILK DEFA KARISINA YAS PASTA >GÖTÜRMENIN MUTLULUGUYLA, BIN BIR TESEKKÜR EDEREK EVGININ YOLUNU >TUTTU. BÜLENT DE PASTANENIN YANINDAKI MANAVDAN KARISININ EN SEVDIGI >MEYVELERDEN ALDI. >EVINE GELDIGINDE KARISI SISMIS GÖZLERLE MUTFAK MASASINDA OTURMUS >SU ICIYORDU. BÜLENT HIC KONUSMADAN MEYVELERI BÜYÜKCE BIR TABAGA DÖKÜP >YIKADI, SONRA ESININ ÖNÜNE KOYDU. >- >BUNLAR DÜNYANIN EN SANSLI MEYVELERI, DEDI. >INCI HIC KONUSMADI. >- SORSANA 'NIYE' DIYE. >INCI KIZGIN KIZGIN: >- NIYE? DIYE SORDU. >- CÜNKÜ DÜNYANIN EN GÜZEL VE EN TATLI KADININ MIDESINE GIDECEK, >DEDI GAYET CIDDI BIR SES TONUYLA. INCI SASIRMISTI. BIR ANDA YÜZÜNÜN >IFADESI YUMUSAMISTI. >-BUNLAR SENIN SEVDIGIN MEYVELER, SENIN ICIN ALDIM. >- HAYRET BIR SEY! HER ZAMAN KENDI SEVDIGIN MEYVELERI ALIRDIN. >BENIM HANGI MEYVELERI SEVDIGIMI IYI HATIRLAMISSIN. ASLINDA BU >BEKLEDIGIM ISTEDIGIM BIR SEYDI. 'BAK SENIN SEVDIGIN MEYVELERI ALDIM' >AMA SIMDI KIYMETI YOK. CÜNKÜ SANA COK KIRGINIM, MEYVE ALARAK >GÖNLÜMÜ ALAMAZSIN. >- ÖZÜR DILERIM SENI KIRDIGIM ICIN. >SONRA BÜLENT YERE DIZ CÖKTÜ. >- CEZAM NEYSE RAZIYIM. AMA BIR TEK SEY ISTIYORUM SENDEN. SENI >DELICE SEVEN BU ADAMI SENDEN MAHRUM ETME. >- BÜLENT YERE CÖMELMIS, BOYNU BÜKÜK BIR VAZIYETTE COK >KOMIK >GÖRÜNÜYORDU. >INCI KIKIR KIKIR GÜLMEYE BASLADI. >- AFFETMEK O KADAR KOLAY DEGIL. BAKALIM HANGI CEZALARA >KATLANABILECEKSIN, DEDI. >BÜLENT ISTE O ZAMAN ONA MUZIP MUZIP BAKAN ESININ ICINDE SAKLADIGI >KÜCÜK KIZI GÖRDÜ. >BUNDAN SONRA HER SEY DAHA FARKLI OLACAK DIYE DÜSÜNDÜ. > > > >BANA SENİ SEVMEYİ >SENİ SEVENLERİ SEVMEYİ >VE BENİ SANA YAKLAŞTIRACAK ŞEYLERİN SEVGİSİNİ NASİP EYLE ! (s.a.v.) |
| | |
| | #69 (permalink) |
![]() ../TURKEI:D/.. Kayıt: 20.04.2006
Mesajlar: 12.995 İtibar Gücü: 98 | """agacın aşkı""" Bir yeşil tepenin yamacında yaşlı bir ağaç yaşarmış Bir tarafı uçurum bir tarafı yeşillik çimenmiş. Çok yıllar yaşamış, çok günler, çok insanlar görmüş. Ama bu güne kadar onun gibisini hiç görmemiş. Onun gibi güzeline ömrünce rastlamamış. Güzel bir kızmış bu, yaşlı ağacın yamacında dolaşırmış. Güzel olduğu kadarda soğukmuş. Ağaca sırtını yaslar onunla derdini paylaşırmış. Kızın derdi yalnızlıkmış. Eh buna da biraz kendi sebep olmuş. Hiç bir şeyi beğenmez kendinden başkasını da sevmezmiş. Ağaç yüreğine söz geçirememiş ve kıza âşık oluvermiş. Gel gelelim o güzel kız onu hiç görmezmiş. Sadece gölgesinden faydalanır ve orada eğlenirmiş. Yaşlı ağaç ateşsiz yanmış, yanıp tutuşmuş. Kıza yalvarmış yakarmış, bir kere bana bak, belki sende beni seversin demiş. Ama güzel kız ona hiç bakmamış. Sadece gölgesinde dinlenmiş. Her gün ağacın yanına gelir yeşil tarafında eğlenirmiş. Aradan zaman geçmiş, ağaç kızdan umudu kesmiş. Yüreğindeki aşkı söküp atmış, yerini de umursamazlığa vermiş yanına da birazcık nefret katmış. Nede olsa bir zaman o kız onun yüreğini yakmış. Kız geldiğinde gözlerini yummuş kızı duymamış. İşte o günden sonra ağaç duygularını bedeninden atmış. Yine o güzel günlerden biriymiş kız her zamanki gibi gelmiş. Ama bu gün o olağan günlerden değilmiş. Ne olduysa kız ağacın yeşil tarafından uçurum tarafına geçivermiş. Kızın ayağı uçuruma kaymış tam yuvarlanmaya başlamış. Anında ağaca sarılmış ağacın dallarını yakalamış. Sımsıkı tutmuş bırakmamış, kızın ağırlığı ağacı yerinden sarsmış. Ağaç bir kıza bakmış birde uçuruma. Sonrada kızın gözlerine bakmış kız ona gene bakmamış. Kız sadece tutunacak dal aramış. Ağaç, bırak beni aşağıda daha sağlam dallar var onları yakalarsın demiş. Kız ağacı dinlememiş, inadından vazgeçmemiş. Hem ağacı bırakmamış, hem de ağaca bakmamış. Toprak ağaçla kızı fazla çekmemiş. Yeter artık sizinle uğraşamam demiş. Onları uçuruma bırakıvermiş. Kız hem kendine, hem ağaca yazık etmiş, inadına kurban gitmiş. Giderken ağacıda yerinden yurdundan etmiş |
| | |
| | #70 (permalink) |
| Kayıt: 06.04.2007
Mesajlar: 45 İtibar Gücü: 0 | Damlalar akıyor klavye üzerine. Erkekler ağlamaz lafı bana göre değil. Ağlamaktan hiç utanmadım,duygularım,acılarım beni boğduğu zaman hep ağladım.Yine ağlıyorum... Sizleri tanımıyorum ama sizlerle paylaşmak istiyorum.Lütfen;bu satırlara bir seven olarak sahip çıkın ve lütfen yazılı satırlar olarak geçmeyin. Okudukça yeryüzünde insanlar neleri yaşarmış diyeceksiniz buna eminim. Bir memur ailenin en küçük çocuğu olarak babamın tayininin çıktığı bir köye taşındık.Huzursuzdum,okulumu bir köy okulunda okumaktansa ,şehirde medenice okumak istiyordum.kaydımı yaptırdı babam okula.İlkokul 4. sınıftan başladım köy okuluna.Beni bir sınıfa verdiler.Öğretmen köyde yabancı olduğumu biliyordu ve hangi sıraya oturmak istiyorsan otur dedi bana.Bir kızın yanı boştu sadece oraya oturdum.Hayatımı adadığım,gidişiyle beni bitiren insanla ilk o zaman tanıştım.İsmi Altınay idi.Çocuk yaşımda bile onun güzelliği beni çok etkilemişti.Masmavi gözleri,gamze yanakları ile arada bir bana dönüp gülüşü,yanlış yazdığım notlarımda kendi silgisiyle defterimdeki hatayı silmesi beni o minik yaşımda ona bağladı.O dönemlerde çocukça bir arkadaşlıktı. Zaman ilerledikçe onsuz tek saniye geçiremiyordum.ya ben onlara gidip ders çalışıyor, yada o bize geliyordu.Mükemmel bir paylaşımcıydı.Yüreğini,sevgisini,dostluğunu daha o yaşta vermişti bana.İlkokulu birlikte okuduk ve aynı sırada bitirdik.Hep onunla hep ona biraz daha alışarak. Ortaokula geçtiğimizde ailelerimize rica ettik ve bizi aynı okula yazdırdılar, hatta aynı sınıfa,hatta aynı sıraya oturmamız için babalarımız öğretmenlere adeta yalvardılar.Başarmıştık. Yine aynı sıradaydık.Geride kalan ilkokul dönemindeki iki yılda anladım ki onsuz hayat bana huzur vermiyordu.Yaşımız olgunlaştıkça o beni,ben onu daha çok seviyordum.Çocukça başlayan arkadaşlığımız sevgiye aşka dönüşmüştü ortaokul yıllarımız bitmek üzereyken.Şehir merkezinde.Ailelerimiz liseye geçtiğimiz sırada ortak bir karar aldılar.Buna göre tek ev kiralayacak ikimiz aynı evde kalacaktık.Annem de bizimle kalacaktı.Allah'ım o karar bize iletildiğinde dakikalarca sarmaş dolaş kutlamıştık bunu.Ona aşık olmuştum.Aynı duyguları o da paylaşıyordu ve bunu fareden ailelerimiz okul bittiğinde evlendirelim diye karar almışlardı bile.Ona tapıyordum artık.Haşa Allah'a şirk koşar gibi günah işlercesine seviyordum.İlk elini tuttuğumda sakın bir daha bırakma demiştim. Yanakları kızarmıştı,utanmış ve başını önüne ! eğmiş,gülümsemiş ve elimi sıkı sıkı kavramıştı.Artık her gün el ele tutuşup okula gidiyor okuldan çıkarken elele dolaşıyor geziyor öyle gidiyorduk evimize.Arada bir elleri terler ve her terleyişte elini elimden kurulamak için çekerdi.Bunu her yaptığında kızar elimi bırakma diye azarlardım,hep tamam tamam diyerek gülümser ve hızla elini avucuma sokuştururdu. Her şey harikaydı,dünya cennet gibiydi gözümüzde.Yıllar akıp gidiyordu mutluluk içinde.Nihayet liseyi de bitirmek üzereydik.karne dönemi gelmişti.Karnelerimizi aldık hiç kırığımız yoktu.Sevinçle sarıldık birbirimize elimi tuttu.bunu kutlamak için bir kafeye gidip cola içerek kutlayacaktık.Okulun az ilerisinden geçen bir çakıl yol vardı.Her zaman toz duman içinde olurdu.çakıllarla kaplıydı.O yolun benim ve ölürcesine sevdiğim insanın ayrılmasında bu kadar rol oynayacağını bilsem hiç girer miydik o yola.Neler vermezdim o yolu yürümemek için. Eli yine elimdeydi,ansızın elini çekti,terlemişti yine eli.Sanırım dört adım atmıştım.Dönüp yine azarlayacaktım.Çünkü hem elimi bırakmış,hem de geride kalmıştı.Dönüp baktığımda Dünya başıma yıkıldı.Sanki gök kubbenin altında kaldım.yerdeydi ve yüzünden kan fışkırıyordu.ne yapacağımı bilemedim üzerine kapandım yüzüne yapışmış saçlarını kaldırdığımda hayatımı bitiren o görüntüyle karşılaştım.Başı kesilmiş bir tavuk gibi çırpınıyordu.Suratına bir taş parçası bıçak gibi saplanmıştı ve bakmaya doyamadığım mavi gözlerinden biri akmıştı.Suratının yarısı yoktu.Hırlıyordu bana bir şeyler demek istiyor kanla kaplı diğer gözünü temizleyerek bana bir şeyler demeye çalışıyordu.Yoldan geçen bir kamyonun tekerinin altından fırlayan bir taş suratına saplanmıştı.Ölürcesine bir aşkı,geleceğimizi kibrit büyüklüğünde bir taş parçasının bitireceğini bilemezdim.Donuk donuk hiç konuşamadan yüzüne bakmaktan başka bir şey yapamıyordum. Ellerini tuttum kaldırdım başını göğsüme dayadı ve elimi sıkı sıkı tuttu.Akan kan ellerimize damlıyordu.Yoldan geçen bir araba durmuş bizi seyrediyordu,hastaneye yetiştirelim dediğimde kanlı olduğu için almadı ve kaçtı gitti.Kimse arabaya almıyordu.çevreme bakıp yardım eden demekten,ona dönüp seni seviyorum,beni bırakma,dayan demekten başka bir şey yapamıyordum.İki dakikalık bir çırpınıştan sonra kucağımda öldü.Cennet olan Dünya 5 dakikada cehenneme döndü.Tam dokuz yıl oldu onu yitireli.Kendime olan güvenimi yitirdim.Artık kimseyi sevemem,kimsede beni sevemez korkusundan kurtaramıyorum kendimi.Bitkisel hayatta gibiyim.Tek elimde kalan bu net.bu net aracılığıyla sizinle paylaşmak istedim.Yitiren,ya da ben yitirenle paylaşmak isteyen herkese elleri terlese bile ellerimi bırakmamaları şartıyla elimi uzattım.Dost,kardeş,arkadaş ne olursanız olun ama elimi bırakmayın.Size sesleniyorum, elimi bırakmayın lütfen... (((bunu bi sitede okumuştm çok hoşuma gitti sizlerlede paylaşmak istedm))) |
| | |
![]() |
| Konuyu Toplam 1 Üye okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir) | |
| Seçenekler | |
| Stil | |
| |
Benzer Konular | ||||
| Konu | Konuyu Başlatan | Kategori | Cevaplar | Son Mesaj |
| Türkülerimizin hikayeleri | Deli_Sibz | Hikayeler ve Efsaneler | 40 | 02-07-2009 11:27 |
| Türkülerimiz ve Hikayeleri... | Notheart | Genel Müzik Konuları | 17 | 15-06-2009 19:35 |
| [...KORKU HIKAYELERI...] | Deli_Sibz | Hikayeler ve Efsaneler | 63 | 02-09-2008 21:56 |
| Şarkıların hikayeleri | Haberci | Magazin Haberleri | 0 | 17-11-2006 02:00 |
| Tek taş hikayeleri | CiwCiw | Magazin Haberleri | 0 | 11-05-2006 23:03 |