HIZLI ARAMA
| Hikayeler ve Efsaneler Bildiğiniz, gerçek veya değil, güzel hikayeleri burdan bizimle paylaşabilirsiniz. |
![]() |
| | #1 (permalink) |
| Kayıt: 20.04.2006
Mesajlar: 7.680 İtibar Gücü: 31 | Gecenin Yakamozu Gece. Karanlik. Ay arada bir çikip yüzünü gösterse de olur, olmasa da... Ben korkmam nasilsa. Yagmur yagsin, israrla... Kimseleri tanimadigim bir kentin sokaklarinda dolasayim. Özenmeden sari isikli odalara, günahkar kahkahalara... Bir köprü olmali, kenarina gidip çamurlu sularina bakilacak, ille de olmali bir köprü... Keyfe göre tastan, ya da paslanmaz çelikten. Ben tas olanini tercih ederim. Kuzeye bakan yüzü yesillenmis. İpek hali gibi yosun, ördek basi... Dokunsan için giciklanir, sanki kadife, gelin etegi... Siyah duvakli, yesil kadife gelinlikli bir kiz gece. Henüz masum ve günaha hemen tesne. Günahlar karanlik, derin, ölümcül bir kuyunun elmaslari. Birak bu yalanlari, mavallari yürü kizim, yürü... Ben kocaman bir dünyada yapayalniz, küçücük bir kizim... Eee bundan bize ne? Silkerim omzumu, çekerim burnumu. Hava soguk, yakalarimi kaldiramam, yakam yok . Ben de sarilirim kendime, sikarim kollarimi, yumruk yaparim ellerimi, yürürüm, yürürüm, yürürüm... Kimseleri tanimadigim bilmedigim bir kentte yürürüm. İnsanin köküne kiran girmis bu sokaklarda. Nerdesiniz, nerdesiniz, nerdesiniz? Çikin disari, yok mu bana cevap veren? Bütün tezgahlar kapanmis, yerlerde çöpler, rüzgar bir kesekagidini sürüklüyor. Beni de... Gecenin yakamozu muyum neyim? Sahi benden bir isik çikiyor mu acaba? Yesil bir kizim ben, meçhul bir kentin karanlik sokaklarinda dolasan, fosforlu yesil saçli bir kiz. Bir deniz kabugu issiz kumsallarda firtinayla kiyiya atilmis, ucu sedefli azicik. Sen neymissin meger, yürü, haydi yürüsene, arkanda tikandi trafik. Tak tak tak... Adimlarimla omuz omuza, adimlarimin yalnizliginda yürüyorum. Tahtasi süngerlesmis bir kiyi bankinda oturup bakiyorum karanliga yoruldugumda. Yoruldum. Nefes nefese kaldim. Saçlarim islanmis, parmaklarimla tarayip arkaya itmeliyim onlari. Kirpiklerimden su damliyor, gözyasi degil, yagmur... Ben aglamam, niye aglayayim? Kalk yürü kizim, yürü... Beklendigin yere yürü. Beklendigin yer var mi? Bilmem. Ben beklendigimi umdugum yere yürürüm. Peki kim bekliyor? Silk yine omzunu, sil burnunu, aç bacaklarini, yürü. Bilmedigim kentin sokaklarinda yürüyorum. Öfkeli bir avarelikle yürüyorum, kime kizdigimi bilemeden, çigneye çigneye asfalti, tekmeledigim taslar hep ayni yere gidip çarpiyor, yalnizligin duvarina. Yere düserken sesleri bile çikmiyor, yuh ulan ne kallesmissiniz... Kayboluyorum hiçlik havuzunda kimsenin umurunda degil. Simdi bagiracagim: “İyi geceler, iyi geceler, iyi geceler... Allah iyiligini versin gecelerinizin” Sesim çikti mi, çikmadi mi? Gecenin benim dileklerime ihtiyaci yok. Gece karanlik bir ana. Kollarini açmis bekliyor. Gel kizim, gel koynuma, gel de uyu artik... Hayir uykum yok benim, uyumayacagim... Yagmur artiyor, artiyor, artiyor. Ben yürüyorum, yürüyorum, yürüyorum. Belki de bir ev istiyorsun, bir sicak oda, bir pijama, bir fincan kahve... Hatta belki bir yatak, birbirine dokunan ayaklar... Geceyi senlendiren seyler... Senligin çöpü kalir bana nasilsa, yerinde kalsin, istemem. Emin misin? Hiçbir seyden emin degilim ben, yalnizligimin disinda, tek onu bilirim, tek ona güvenirim. Yürürüm bilmedigim kentlerin sokaklarinda onunla kolkola, kendimi kendime anlata anlata. Yagmur yagsa da... Bu gece de yürüyorum, uzaklarda biri var görmek istedigim eskidin tandigim, gidip ona merhaba diyecegim geçerken, nasilsin, ne yapiyorsun diyecegim, elini sikacagim yanyana otururken, birlikte o çamurlu irmagin sularina bakarken, yaptiklarimi anlatacagim, onun yaptiklarini dinleyecegim, özledigim sesini içime çeke çeke. Yapmadiklarim için özür dileyip, yapamadiklarim için bahaneler uyduracagim, ama hep tadini çikaracagim yasadigimiz anin kaçirdigimiz anlarin anisina nispet. Yagmurda oturup birer sigara tüttürecegiz, dumanlarimiz savrulup gidecek kimsesiz sokaklarinda kentin, süngerlenmis pencerelerden içeri sizacak, sicak yataklarinda gizemli rüyalarla sarmas dolas olmuslarin genzini yakacak, ah diye dönecekler öbür yanlarina, yorganlarina sarilacaklar. Biz Mozart heykelinin yaninda oturup sogugu tadacagiz, sabaha karsi ayazda gülmekten katilirken terleyecegiz. Sonra sabah olacak, o gidecek, ben uyuya kalacagim, belki uyanacagim, belki de uyanamayacagim. Uyanirsam yürüyecegim, bilmedigim kentin karanlik sokaklarinda geceden kalma köhne bir yakamoz gibi... Sigaralarimizin dumani sis olacak sabaha. Sonra damla damla aglayarak inecek damlara, bacalara, köprünün yesil kadife kapli ayaklarina. Yesil bana yansiyacak, ben de yasayacak, Fosforlu yesil bir isik.. Küçük bir isik.. Defne dalindaki küçük bir isik... Özlemin rengi midir nedir o isik? Parça pürçek kalmis mutlulugun rengi yoksa yesil mi ola? |
| | |
![]() |
| Konuyu Toplam 1 Üye okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir) | |
| Seçenekler | |
| Stil | |
| |
Benzer Konular | ||||
| Konu | Konuyu Başlatan | Kategori | Cevaplar | Son Mesaj |
| Gecenin Rengi | OxigeN | Kendi kaleminizden şiir ve deneme yazılarınız | 6 | 26-12-2007 17:34 |
| gecenin sessizliği | serDaRslan | Şiir Köşesi | 0 | 09-09-2007 01:10 |
| GeCeNiN BeReKeTi... | ahSenTi | Paylaşmak İstedikleriniz | 5 | 08-02-2007 00:46 |
| Gecenin Rengi | CiwCiw | Fotoğrafçılık ve Resimler | 6 | 12-08-2006 19:41 |
| Bir gecenin içinden... | ..MeNeK$e.. | Hikayeler ve Efsaneler | 4 | 18-06-2006 12:22 |