HIZLI ARAMA
| Hikayeler ve Efsaneler Bildiğiniz, gerçek veya değil, güzel hikayeleri burdan bizimle paylaşabilirsiniz. |
![]() |
| | #1 (permalink) |
| Kayıt: 10.11.2006
Mesajlar: 1.639 İtibar Gücü: 0 | "Seni seviyorum" diyebilmek... 15 yıl kadar önceydi. Tommy'yi ilk o gün görmüştüm. 'İnancın Tarihi' dersimin öğrencilerinden biriydi. Uzun saçlı, değişik bir gençti. Sınıfta benimle en çok tartışan öğrenci oldu. Tanrı'ya kayıtsız şartsız inanmayı kabullenmiyordu. Mezun olurken bana, imalı imalı "Günün birinde Tanrı'yı bulacağıma inanıyor musun, hocam?" dedi... "Hayır" dedim, yumuşakça. "Yaa..." dedi. "Oysa senin bu derste Tanrı'yı pazarladığını sanıyordum hocam..." Kapıdan çıkıp gitmek üzereyken arkasından bağırdım: "Tanrı'yı bulabileceğini düşünmüyorum. Ama o seni mutlak bulacak, bir gün, eminim." Tommy omzunu silkip yürüdü. Mezuniyetten sonra izini kaymetmiştim ki, acı haberi kendisi getirdi bana. Ölümcül kansere yakalanmıştı. Odama girdiğinde zayıflamış, çökmüştü. Kemoterapi, o uzun saçlarını dökmüştü. Ama gözleri hâlâ pırıl pırıldı. "Birkaç haftalık ömrüm kalmış hocam" dedi. "Sana bir şey sorabilir miyim?" dedim. "Tabii," dedi... "Ne öğrenmek istiyorsun?" "Sadece 24 yaşında olmak ve ölmekte olduğunu bilmek nasıl bir şey?" "Daha kötüsü olabilirdi. 50 yaşında olmak, kafayı çekmek, kadınları becermek ve müthiş paralar kazanmayı, yaşamak sanmak gibi..." Sonra niye geldiğini anlattı: "Okulun son günü sana Tanrı'yı bulup bulamayacağımı sormuş, 'Hayır' yanıtı alınca şaşırmıştım. Sonra 'Ama o seni bulur' dedin... İşte bunu çok düşündüm. Doktorlar ciğerimden parça alıp kötü huylu olduğunu söyleyince, Tanrı'yı aramayı ciddiye aldım birden. Habis ur diğer hayati organlarıma yayılmaya başlayınca sabahlara kadar dualar etmeye başladım. Hiçbir şey olmadı... Bir sabah uyandığımda, ilahi bir mesaj alma yolundaki umutsuz çabalarımdan vazgeçiverdim, aniden. Ömrümün geri kalan vaktini, Tanrı, ölümden sonra hayat falan gibi şeylerle geçirmeyecektim. Daha önemli şeyler yapma kararı aldım. O zaman gene seni düşündüm.. 'En büyük mutsuzluk sevgisiz bir hayat sürmektir. Bundan daha kötüsü de bu dünyadan, sevdiklerine 'Seni seviyorum' diyemeden gitmektir' demiştin. Son günlerimi bu eksiği gidermekle harcayacaktım işte... En zorundan başladım. Babamdan..." Oğlu yanına geldiğinde babası gazete okuyormuş. "Baba seninle konuşmam lazım" demiş, Tommy. "Peki konuş oğlum." "Yani çok önemli bir şey..." Babası gazeteyi 10 santim indirmiş o zaman aşağı: "Neymiş o bakalım?" "Baba, seni seviyorum. Bunu bilmeni istedim..." Tommy gülümsedi, arkasını anlatırken.. Babasının elinden yere düşmüş gazete. Hayatında hiç yapmadığı iki şeyi yapmış: Tommy'ye sarılmış ve ağlamış. Sabaha kadar konuşmuşlar. Babası ertesi sabah işe gitmek zorunda olduğu halde. "Annem ve kardeşimle daha kolay oldu" diye devam etti Tommy. "Onlar da bana sarılıp ağladılar. Yıllardır bana söylemedikleri, söyleyemedikleri şeyleri anlattılar... Bütün bunları yapmak için bu kadar geç kalmış olmama üzüldüm sadece. Ölümün gölgesi üzerime düşünce kalbimi açıyordum, bana aslında çok daha yakın olması gereken insanlara." "Tommy" dedim, "Sandığından çok önemli şeyler söylüyorsun, tüm insanlığa... Sen Tanrı'yı bulmanın en emin yolunu anlatıyorsun. Onu sadece kendine ayırmak, sadece ihtiyaç duyunca aramak işe yaramaz. Ama hayatını sevgiye açarsan o gelir seni bulur... Bunu anlatıyorsun farkında mısın?" Devam ettim: "Tommy bana bir iyilik yapar mısın? Bunları gelip sınıfımda da anlatabilir misin?" Bir gün tespit ettik. Ama Tommy gelemedi o gün. Ölümle hayatı sona ermemişti tabii. Şekil değiştirmişti. Büyük bir adım atmıştı sadece... İnanmaktan, görmeye geçmişti. Ölümünden önce son bir defa konuşmuştuk. "Söz verdiğim derse gelemeyeceğim. Çok halsiz ve bitkinim hocam," demişti. "Anlıyorum Tommy!" "Benim yerime onlara sen anlatır mısın hocam? Sen anlatır mısın? Herkese, bütün dünyaya benim için anlatır mısın?" "Anlatırım Tommy" dedim... "Anlatırım, merak etme..!" İnsanlara "Seni seviyorum" demek için, ölümü beklemenize gerek yok. Şimdi, hemen şimdi başlayabilirsiniz. Başlayın ki, hayatınız güzelleşsin, zenginleşsin. Hem... Şimdi başlamazsanız, belki de söyleme şansınız hiç olmayabilir... |
| | |
| | #2 (permalink) |
| Kayıt: 10.11.2006
Mesajlar: 1.639 İtibar Gücü: 0 | Kaç kişi böyle sevebilir? Otobüs yolcuları elinde beyaz bir baston taşıyan genç ve güzel kadının otobüse binişini içten gelen bir sempati ile izlediler. Basamakları geçti. Boş olduğu söylenen koltuğu el yordamı ile buldu. Oturdu. Çantasını kucağına aldı. Bastonu koltuğa yasladı. 34 yaşındaki Susan, bir yıldır görmüyordu. Bir yanlış teşhis sonucu görmez olmuş, birden karanlık bir dünyanın içine düşmüştü. Öfke... Kızgınlık... Kendine acıma.. Hayatta tek dayanağı artık kocası Mark'tı.. Mark Hava Kuvvetleri'nde subaydı. Susan'ı bütün kalbi ile seviyordu. Susan gözlerini kaybedince, Mark karısının içine düştüğü umutsuzluğu hemen farketmişti. Ona yeniden güç kazanması, kaybettiği kendine güvene yeniden sahip olması için yardım etmeliydi. Susan gene kendi kendine yeterli olduğuna inanmalı, kimseye bağımlı olmadan yaşayabilmeliydi. Sonunda Susan'ı işine dönmeye ikna etti. Peki ama evden işe nasıl gidecekti? Genelde otobüsle giderdi. Ama şimdi koca kenti bir uçtan ötekine tek başına geçmekten korkuyordu. Mark her sabah onu arabası ile işe bırakmayı önerdi. Kendi işi tam aksi yönde olduğu halde... İlk günler Susan kendini rahat hissetti. Mark da, "Görmüyorum, artık hiçbir işe yaramam" diyen karısını çalışmaya başlattığı için mutluydu. Ama bir süre sonra Mark işlerin iyi gitmediğini farketti. Başkasına bağımlı yaşamın Susan'ı mutlu etmesi mümkün değildi. İşe eskiden olduğu gibi kendi başına otobüsle gitmeliydi. Ama Susan hâlâ o kadar hassas, o kadar kırılgan, o kadar öfkeliydi ki... Ne yapabilirdi? "Otobüs" lafı ağzından çıkar çıkmaz, Susan öfkeyle haykırdı: "Nasıl yaparım?.. Görmüyor musun, ben körüm!.. Nerde olduğumu nerden bilirim, nereye gittiğimi nasıl anlarım! Galiba sana ağır gelmeye başladım, beni başından atmaya çalışıyorsun.." Duydukları Mark'ın kalbini fena halde kırdı. Ama ne yapacağını biliyordu... "Her sabah ve akşam otobüsünü arabamla takip edeceğim. Sen bu yolculuğu tek başına yapmaya hazır olana dek sürecek bu..." Tam iki hafta Mark, Susan'ın otobüsünün arkasından gitti. İki hafta boyu karısına görme dışındaki duyularını nasıl kullanacağını anlattı. Özellikle duymanın pek çok sorunu çözeceğini izah etti. Kulakları ona nerede olduğunu söyleyebilirdi. Yeni yaşam tarzına alışmasına yardımcı olabilirdi. Otobüs şoförü ile ahbap olursa, her şey kolaylaşır, şoför her gün ona önde bir yer bile ayırırdı. Nihayet Susan, yolculuğu tek başına yapmaya hazır olduğunu hissetti. Pazartesi sabahı geldi... Ayrılırken, otobüsünün geçici eskortu kocasına, hayattaki en büyük dostuna sarıldı. Gözleri yaşla doluydu Susan'ın... Kocasına öyle teşekkürle doluydu ki... Onun sabrı, sadakati, desteği ve sevgisiyle umutsuzluk uçurumundan nasıl çıkmış, nasıl yeniden hayata dönmüştü.. "Allahaısmarladık" dedi kocasına ve uzun zamandan beri ilk defa ters yönlerde yola çıktılar. Pazartesi.. Salı.. Çarsamba. Her gün mükemmel geçti Susan için.. Kendini hiç bu kadar iyi hissetmemişti. Yapıyordu.. Başarıyordu. Tek başına başarıyordu.. Kendi kendine gidip gelebiliyordu işte. Cuma sabahı, Susan her günkü gibi otobüse bindi. Ofisinin karşısındaki durakta inerken bilet parasını uzattı şoföre.. . "Sizi kıskanıyorum bayan" dedi, şoför.. Susan şoförün başkasına hitap ettiğini düşündü... Bir körün gıpta edilecek nesi olabilirdi ki?.. "Sizin kadar sevilmek, sizin kadar şefkat ve sevgiyle korunmak çok hoş bir duygu olmalı bayan" dedi şoför.. "Nasıl yani" dedi, Susan.. "Bir haftadır, her sabah yakışıklı bir subay köşede duruyor ve siz otobüsten inene kadar izliyor. Yolu kazasız geçmenize bakıyor, ofisinize girene kadar oradan ayrılmıyor. Sonra size bir öpücük yolluyor, elini sallıyor ve yürüyüp gidiyor. Siz çok talihli bir kadınsınız bayan.." Mutluluk gözyaşları Susan'ın yanaklarından akmaya başladı.Ve birden hatırladı... Mark'ı hiç görmüyordu ama, bir haftadır yanında olduğunu, hem de öyle kuvvetli hissediyordu ki..Talihli, gerçekten çok talihli idi.Öyle bir armağan vermişti ki ona hayat, görmekten daha değerliydi. Bu armağanın varlığına inanması için görmesi gerekmiyordu..... Sevginin aydınlatmayacağı hiçbir karanlık yoktu çünkü... |
| | |
| | #3 (permalink) |
| Kayıt: 28.12.2006 Yaş: 21
Mesajlar: 431 İtibar Gücü: 0 | sizi seviyorum 2de1liler |
| | |
| | #5 (permalink) |
![]() '_bÜyÜk iNsaN_' Kayıt: 20.12.2006
Mesajlar: 3.751 İtibar Gücü: 47 | çok güzeldi hatta süperdi elinize saglık seni seviyorum hayat,seni sevıyorum ailem,seni sevıyorum2de1 |
| | |
| | #6 (permalink) |
| Kayıt: 10.11.2006
Mesajlar: 1.639 İtibar Gücü: 0 | seni seviyorum superisi |
| | |
| | #7 (permalink) |
| _SaRıMeLeK_ Kayıt: 20.04.2006 Yaş: 21
Mesajlar: 6.737 İtibar Gücü: 27 | çok gzldi saol cnm |
| | |
| | #8 (permalink) |
| Kayıt: 10.11.2006
Mesajlar: 1.639 İtibar Gücü: 0 | seni seviyorum sunrise |
| | |
![]() |
| Konuyu Toplam 1 Üye okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir) | |
| Seçenekler | |
| Stil | |
| |
Benzer Konular | ||||
| Konu | Konuyu Başlatan | Kategori | Cevaplar | Son Mesaj |
| Seni Seviyorum Demek İsterdim.. | BurcuUu_ | Şiir Köşesi | 15 | 14-02-2008 00:05 |
| 'Seni Seviyorum' demek sadece bir başlangıçtır.. | DeJJaVu | Paylaşmak İstedikleriniz | 0 | 22-01-2007 16:58 |
| 'İnsanlık için Çin'e dur demek gerekiyor' | Haberci | Son Dakika Haberleri | 0 | 10-12-2006 14:40 |
| "Seni Seviyorum" demek... | Kara GözLüm | Paylaşmak İstedikleriniz | 15 | 21-08-2006 19:55 |
| ''Seni SeviyOrum''demek icin Gec kaLma!! | aSi MeLeq | Paylaşmak İstedikleriniz | 8 | 18-06-2006 01:02 |