ÜYE GİRİŞİ

HIZLI ARAMA


Hikayeler ve Efsaneler Bildiğiniz, gerçek veya değil, güzel hikayeleri burdan bizimle paylaşabilirsiniz.

Cevapla
Alt 21-04-2006, 01:32   #1 (permalink)
PariLine_
Kendini aşan 2de1'ci
 
PariLine_ - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Kayıt: 20.04.2006
Yaş: 20
Mesajlar: 3.808
İtibar Gücü: 21


Benim İçin Yaşayacaksın

..* Benim İçin Yaşayacaksın *..

Bir otobüs durağında karşılaşmışlardı ilk kez.... Biri tıpta okuyordu, öbürü mimarlıkta. O ilk karşılaşmadan sonra, bir kere, bir kere, bir kere daha karşılaşabilmek için, hep aynı saatte, aynı duraktan, aynı otobüse bindiler. Gençtiler, çok genç... Birbirileriyle konuşacak cesareti bulmaları biraz zaman aldı ama sonunda başardılar. İkisi de her sabah otobüse bindikleri semtte oturmuyorlardı aslında. Delikanlı arkadaşında kaldığı için o duraktan binmişti otobüse, kız ise ablasında.... Sırf birbirilerini görebilmek için, her sabah erkenden evlerinden
çıkıp, şehrin öbür ucundaki o durağa, onların durağına geldiklerini, gülerek itiraf
ettiler bir süre sonra...

Okullarını bitirince hemen evlendiler. Mutluydular hem de çok mutlu... Bazen işsiz,bazen parasız kaldılar ama öylesine sıkı kenetlenmişti ki yürekleri ve elleri hiçbir şeyi umursamadılar. Ayın sonunu zor getirdikleri günlerde de ünlü bir doktor ve ünlü bir mimar olduklarında da hep mutluydular. Zaman aşımına uğrayan, alışkanlıklara yenik düşen, banka hesabında para kalmadığı için yada tam tersine o hesabı daha da kabarık hale getirmek uğuruna bitip-tükeniveren sevgilerden değildi onlarınki... Günler günleri, yıllar yılları kovaladıkça sevgileri de büyüdü, büyüdü... Tek
eksikleri çocuklarının olmamasıydı. Zorlu bir tedavi sürecine rağmen çocuk sahibi olmayınca, "bütün mutlulukların bizim olmasını beklemek, bencillik olur" diyerek devam ettiler hayatlarına. Çocuk yerine, sevgilerini büyüttüler... "Senin için ölürüm" derdi kadın, sımsıkı sarılıp adama ve adam: "Hayır, ben senin için ölürüm" diye yanıt verirdi hep...

Bazen eve geldiğinde, aynanın üzerinde bir not görürdü kadın, "Bir tanem, kütüphanenin ikinci rafına bak...." Kütüphanenin ikinci rafında başka bir not olurdu, "Mutfaktaki masanın üzerine bak ve seni çok sevdiğimi sakın unutma" Mutfaktaki masadan, salondaki dolaba sevgi dolu notları okuya okuya koşturan kadın, sonunda kimi zaman bir demet çiçek, kimi zaman en sevdiği çikolatalar, kimi zaman da pahalı armağanlarla karşılaşırdı.. Aldığı hediyenin ne olduğu önemli değildi zaten....

Hayat ne kadar hızlı akarsa aksın, işleri ne kadar yoğun olursa olsun hep birbirlerine ayıracak zaman buluyorlardı bulmasına ama kırklı yaşların ortalarına geldiklerinde, daha az çalışmaya karar verdiler. Adam, hastaneden ayrıldı ve muayenehanesinde hasta kabul etmeye başladı. Kadın da mimarlık bürosunu kapadı ve sadece özel projelerde görev aldı. Artık daha fazla beraber olabiliyorlardı. Bir gün sahilde dolaşırken, harap durumda bir ev gördü kadın, üzerinde "satılık" levhası asılı olan. "Ne dersin, bu evi alalım mı?" dedi adama. "Bu viraneyi yıktırır, harika
bir ev yaparız. Projeyi kafamda çizdim bile. Kocaman terası olan, martıları kahvaltıya davet edeceğimiz bir deniz evi yapalım burayı..." "Sen istersin de ben hiç hayır diyebilir miyim?" diye yanıt verdi adam. "Amerika'daki tıp kongresinden döner dönmez ararım emlakçıyı... Kaç para olursa olsun, burası bizimdir artık...."

Sadece bir hafta ayrı kalacaklarını bildikleri halde, ayrılmaları zor oldu adam
Amerika'ya giderken. Her gün, her saat konuştular telefonla. Gözyaşları içinde
kucaklaştılar havaalanında. Fakat birkaç gün sonra, kocasında bir tuhaflık olduğunu
fark etti kadın. Eskisi kadar mutlu görünmüyor, konuşmaktan kaçınıyordu. Onu
neşelendirmek için, sahildeki evi hatırlattı ve çizdiği projeyi verdi kadın ama hiç
beklemediği bir cevap aldı: "Canım, o ev bizim bütçemizi aşıyor. Sen en iyisi o evi unut..."

Mutsuzluk, mutluluğun tadına alışmış insanlara daha da acı, daha da çekilmez gelir. Kadın, hiç sevmedi bu beklenmedik misafiri. Derdini söylemesi için yalvardı adama, "Senin için ölürüm, biliyorsun, ne olur anlat" diye dil döktü boş yere... Yıllardır sevdiği adam, duyarsız ve sevgisiz biriyle yer değiştirmişti sanki. Ona ulaşmaya çalıştıkça, beton duvarlara çarpıyordu kadın, her çarpmada daha fazla kanıyordu yüreği...

Bir gün, çocukluğunun, gençliğinin ve bütün hayatının birlikte geçtiği arkadaşına dert yanarken, "Artık dayanamıyorum, sana söylemek zorundayım" diye sözünü kesti arkadaşı. "O, seni aldatıyor. İş yerimin tam karşısındaki restoranda genç bir kadınla yemek yiyiyor her öğlen. Sonra sarmaş dolaş biniyorlar arabaya...."

"Sus, sus çabuk, duymak istemiyorum bu yalanları" diye bağırdı kadın. Onca yıllık arkadaşını, kendisini kıskanmakla suçladı.... Ertesi gün, öğle vakti o restoranın hemen karşısında bir köşeye sindi sessizce ve peri masallarının sadece masal olduğunu anladı... Kocasının eskiden aynı hastanede çalıştığı genç çocuk doktorunu tanıdı hemen. Bazen evlerinde ağırladıkları kadına nasıl sarıldığını gördü adamın...

Akşam kocası eve gelir gelmez, bazen bağırıp, bazen ağlayarak, bazen ona sımsıkı sarılıp bazen de yumruklayarak haykırdı suratına her şeyi. İnkar etmedi adam. Zamanla duyguların değişebildiği, insanların orta yaşa geldiklerinde farklılık aradığı gibi bir şeyler geveledi ağzında ve bavulunu alıp gitti evden. Kapıdan çıkarken, "son bir kez kucaklamak isterim seni" diyecek oldu ama kadın, "defol" dedi nefretle...

İlk celsede boşandılar... Modern bir aşk hikayesinin böyle son bulmasına kimse inanamadı. Arkadaşlarının desteğiyle ayakta kalmaya çalıştı kadın. Adamın, sevgilisiyle birlikte Amerika'ya yerleştiğini öğrendi. Bazen yalnız kaldığında, onu hala sevdiğini hissedince, ağlama nöbetleri geçiriyor, aşkın yerini, en az onun kadar yoğun bir duygu olan nefretin alması için dua ediyordu.

Aradan bir yıl geçti... Her şeyin ilacı olduğu söylenen zaman bile, kadının derdine çare olamamıştı. Bir sabah, ısrarla çalan zilin sesiyle uyandı. Kapıyı açtığında, karşısında o kadını gördü. "Sen, buraya ne yüzle geliyorsun" diye bağırmak istedi ama sesi çıkmadı. "Lütfen, içeri girmeme izin ver, mutlaka konuşmamız gerekiyor" dedi genç kadın. Kanepeye ilişti ve zor duyulan bir sesle konuşmaya başladı: "Hiçbir şey göründüğü gibi değil aslında. Çok üzgünüm ama o bir saat önce öldü. Geçen yıl
Amerika'daki kongre sırasında öğrendi hastalığını ve yaklaşık bir senelik ömrü kaldığını. Buna dayanamayacağını, hep söylediğin gibi onunla birlikte ölmek isteyeceğini biliyordu. Seni kendinden uzaklaştırmak için, benden sevgilisi rolünü oynamamı istedi. Ailesine de haber vermedi. Birlikte Amerika'ya yerleştiğimiz yalanını yaydı. Oysa ilk karşılaştığınız otobüs durağının karşısında bir ev
tutmuştu. Tedavi görüyor ve kurtulacağına inanıyordu ama olmadı. Gece fenalaşmış, bakıcısı beni aradı, son anda yetiştim. Sana bu kutuyu vermemi istedi..." Gözlerinden akan yaşları durduramayacağını biliyordu kadın. Hemen oracıkta ölmek istiyordu. Eline tutuşturulan kutuyu açmayı neden sonra akıl edebildi. İtinayla katlanmış bir sürü kağıt duruyordu kutuda. İlk kağıtta, "Lütfen bütün notları sırayla oku bir tanem" diyordu... Sırayla okudu; "Seni çok sevdim", "Seni sevmekten
hiç vazgeçmedim", "Senin için ölürüm derdin hep, doğru söylediğini bilirdim." "Fakat benim için ölmeni istemedim" "Şimdi bana söz vermeni istiyorum." "Benim için yaşayacaksın, anlaştık mı?" son kağıdı eline alırken, kutuda bir anahtar olduğunu gördü kadın... Ve son kağıtta şunlar yazılıydı:

"Sahildeki evimizi senin çizdiğin projeye göre yaptırdım. Kocaman terasta martılarla
kahvaltı ederken, ben hep seni izliyor olacağım...
PariLine_ Çevrimdışı   Alıntı ile Cevapla
 
PariLine_ isimli kullanıcıya, bu konu için teşekkür edenler:
vuelve (02-08-2007)
Alt 21-04-2006, 06:47   #2 (permalink)
belongtodeath
Kendini aşan 2de1'ci
 
belongtodeath - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Kayıt: 20.04.2006
Yaş: 20
Mesajlar: 4.172
İtibar Gücü: 22


Ynt: ..* Benim İçin Yaşayacaksın *..

İÇim UrpErDı YemIn EdErIm ya : (
hıç bişİ gOruldU GıbI olmUo

GuSel amA sOnu kotU bItTI : (

TesEkKURLEr
belongtodeath Çevrimdışı   Alıntı ile Cevapla
 
Alt 25-04-2006, 21:26   #3 (permalink)
PariLine_
Kendini aşan 2de1'ci
 
PariLine_ - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Kayıt: 20.04.2006
Yaş: 20
Mesajlar: 3.808
İtibar Gücü: 21


GüLüM .... ÖLÜMSÜZ KIRMIZI GÜLLER

ÖLÜMSÜZ KIRMIZI GÜLLER....

Kan rengi, kıpkırmızı güllere bayılırdı. Zaten onlarla
adaştı da. Rose... Gül... Kocasının sevgili Rose'u... Her yıl
Sevgililer Günü'nü kapının önünde bulduğu enfes fiyonklarla
süslü kucak dolusu kırmızı güllerle kutlardı. Hiç aksamadan.
Hatta, eşini kaybettiği yıl dahi kapısı çalınmış, gülleri kucağına
bırakılmıştı..Tıpkı geçmişte olduğu gibi, küçük bir kartla birlikte..
Her yıl güllere iliştirdiği karta aynı cümleleri yazardı:
"Seni, geçen sene bugünkünden, daha çok seviyorum..."
Birden, bunların son gülleri olduğunu düşündü.. Önceden
ısmarlanmış olmalıydı.. Öleceğini nasıl bilebilirdi?..
Zaten her seyi önceden planlamayı ve yapmayı severdi,
yumurta kapıya gelmeden...

Gülleri özenle içeri taşıdı..saplarını kesti, vazoya yerleştirdi..
Vazoyu da konsolun üzerine, eşinin kendisine gülümseyen
fotoğrafının yanına koydu. Orada kocasının koltuğunda
oturup saatlerce güller ve fotoğrafı seyretti sessizce.. Bitmek
bilmeyen bir yıl geçti.. Yapayalnız ve hüzün dolu bir yıl..
Sonra bir sabah kapı çalındı.. Tıpkı eski günlerde olduğu gibi..
Kırmızı gülleri, üzerinde küçük kartıyla birlikte eşikteydi..
Sevgililer Günü'nü kutluyordu. Gülleri içeri aldı. Şaşkınlık
içinde doğru telefona gitti. Çiçekçi dükkanını aradı...
Onu bu kadar üzmeye kimin hakkı vardı ?

"Biliyorum" dedi, çiçekçi.. " Eşinizi geçen yıl kaybettiniz..
Telefon edeceğinizi de biliyordum.. Bugün size yolladığım gülleri
çok önceden ısmarlamış, parasını da ödemisti.. Hep öyle
yapardı zaten, hiç şansa bırakmazdı. Dosyamda talimat var.
Bu çiçekleri size her yıl yollayacağım. Bir de özel kart vardı,
kendi el yazısıyla. Bilmeniz gerek diye düşünüyorum..
Ölümünden sonra çiçeklere iliştirmemi istediği kart..."
Rose hıçkırıklar arasında teşekkür ederek telefonu kapattı.
Parmakları titreyerek zarfı açtı..

" Merhaba gülüm" diye başlıyordu, kart.. " Bir yıldır ayrıyız.
Umarım senin için çok zor olmamıştır. Yalnızlığınıı ve acılarını
hissedebiliyorum. Giden sen, kalan ben olsaydım neler çekerdim
kimbilir? Sevgi paylaşıldığında yaşamın tadına doyum olmuyor.
Seni kelimelerle anlatılmayacak kadar çok sevdim. Harika
bir eştin dostum, sevgilim benim... Sadece bir yıldır ayrıyız.
Kendini bırakma. Ağlarken bile mutlu olmanı istiyorum.
Onun için bundan sonraki yıllarda güller hep kapımızda olacak.
Onları kucağına aldığında paylaştığımız mutluluğu ve
kutsandığımızı düşün. Seni hep sevdim.. Her zaman da
seveceğim. Ama yaşamalısın. Devam etmelisin... Lütfen..
Mutluluğu yeniden yakalamaya çalış. Kolay değil,
biliyorum ama bir yolunu bulacağına eminim....

Güller, senin kapıyı açmadığın güne dek gelmeye devam
edecek. O gün çiçekçi beş ayrı zamanda gelip kapıyı çalacak,
eve dönüp dönmediğini kontrol edecek. Beşinciden sonra
emin olarak gülleri ona verdiğim yeni adrese getirip
seninle yeniden ve ebediyyen kavuştuğumuz yere bırakacak..
SENİ SEVİYORUM GÜLÜM..."
PariLine_ Çevrimdışı   Alıntı ile Cevapla
 
Alt 25-04-2006, 21:28   #4 (permalink)
PariLine_
Kendini aşan 2de1'ci
 
PariLine_ - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Kayıt: 20.04.2006
Yaş: 20
Mesajlar: 3.808
İtibar Gücü: 21


ELVEDA BITANEM

Sabah uyandiginda midesinde bir yanma hissetti yanmanin nedeni aksam yedikleri degil uyanir uyanmaz bugün yapacaklarinin aklina gelmesiydi. Bugün 2 yildir götürmeye çalistigi bir birlikteligi bitirecekti aslinda bunda geç bile kalmisti. Bitmeli dedi içinden her gün; bu tatsiz uyanis bitmeli... Içinde bir muhakeme baslamisti, kendi kendine söyleniyordu:

“Ona da haksizlik etmek istemiyorum belki hatali olan benim.... Bulunmaz Hint kumasi degilim ya, görünüs olarak himmm yakisikli çocuk denilecek biri hiç degilim.... Ama yaptim çok çalistim bitmesin diye kendimle mantigimla çok kavga ettim olmadi....” Genç adam bunlari düsünürken surati sekilden sekille giriyordu. Süratle giyinerek disari çikti, bugüne kadar hiç bekletmemisti onu simdide bekletmemeliydi. Istanbul soguk ve yagmurlu bir Nisan ayi yasiyordu.Genç adam gökyüzüne bakarak iç geçirdi bulutlar bizim yasayacaklarimizi biliyor onlar bile agliyor halimize.

Birkaç saatlik yolculuktan sonra Kadiköy iskelesine geldi her zamanki gibi yine ilk kendisi gelmisti bulusma yerine. Birkaç dakikalik beklemeden sonra karsidan kiz arkadasinin geldigini gördü, simdi midesindeki agri daha da artmisti. Karsilama faslindan sonra Besiktas'a gitme karari aldilar, yolculuk sirasinda hiç konusmadilar; genç adam günesin yoklugunda grilesen denize bakiyordu. Genç kiz arkadasinin bu durgunluguna anlam verememisti, öyle ya nereden bilecekti bu gün ayrilik çanlarini çaldigini.

“Üsüdüm” dedi genç kiz, bu yolculuk boyunca edilen tek lafti. Besiktas'a geldiklerinde bir cafe de oturdular, genç kiz anlamisti kendisine bir sey söylenmek istendiginin... “Bana bir sey mi söylemek istiyorsun” dedi, genç adamin gözlerine bakarak. Genç adam gözlerini kaçirarak “evet” seklinde basini salladi.

Genç kiz daha da heyecanlanmisti. Biraz da sinirlenerek “söyle öyleyse ne diye bekliyorsun.”

Genç adam içini çektikten sonra “sence biz nereye kadar gidecegiz, daha dogrusu biz iyi bir ikiliyiz”

“Bunlari sorma geregini neden duydun.” dedi genç kiz.

Genç adam söze basladi: “bak canim bundan birkaç ay önce aksam saat 11:00 civariydi sanirim, hatirladin mi?

Genç kiz “evet hatirladim” dedi, ama genç adam genç kizin sözünü bitirmesini beklemeden “o aksam seni düsünüyordum diger aksamlarda oldugu gibi senin için bir siir yazmistim onu o an sana okumak istemistim, sana telefon açtigimda siirimi bile dinlemeden simdi sirasi mi canim ya senin de isin gücün yok mu demistin bana. Biliyor musun o an bir kaç yumruk yedikten sonra kroki durumuna düsen bir boksör gibi olmustum sessiz kalip özür dileyerek telefonu kapatmistim. Daha sonra bu siiri benden hiç istememistin. Ve bunun gibi bir çok defa tartismamiz oldu. Geçenlerde hasta olup yataklara düstügümde arkadaslarimla birlikte sen de gelmis, Meral'in bana sen sanslisin Nalan sana bakar sözüne karsilik sinirli bir edayla “aaaa banane isim yok da sana bakacagim, annen baksin demistin bunu da hatirladin mi?”

Genç kiz tekrar “evet” dedikten sonra saskin saskin “evet ama bunlari neden hatirlatiyorsun bilmiyorum. Biliyorsun benim kisiligim böyle, duygusalligi sevmiyorum . Ve hasta bakici gibi göründügümü de kimse söyleyemez.”

Genç adam güldü “Evet canim bak burda haklisin, sen zaten olmak istesen bile bu kalbi tasidigin müddetçe hasta bakici hemsire falan olamazsin.”

Genç adam devam etti “bana simdiye kadar kaç kere sabahin erken saatlerinde güzel sözcüklerden olusan bir mesaj çektin, hiç hatta günün hiçbir saatinde çekmedin. Duygusalligi sevmeyebilirsin ama sen seni seven insanlari mutlu etmeyi de sevmiyorsun, halbuki ben senin tam tersine kendimden çok insanlari mutlu etmeyi seviyorum. Seni tanidigimdan beri her sabah aksam, gece yani seni andigim her saat tatli sözcük mesajim vardi senin için biliyor musun? seninle ben ak ile kara gibiyiz”

Genç kiz anlamisti, “yani ne istiyorsun benden sair olmami mi?”

Genç adam tekrar gülümsedi içinden dün gece verdigin ayrilik kararinin ne kadar dogru oldugunu düsünüyordu.

“Hayir dedi sair olmani istemiyorum zaten olamazsin da; yalniz biz ayrilmaliyiz, ayrilirsak ikimiz içinde en hayirlisi bu olacak.”

Genç kiz sasirmisti, “Neden ama ben seni seviyorum, senin de beni sevdigini saniyordum.”

Genç adam iç çekerek “hayir canim sen esas beni sevdigini saniyorsun, eger beni sevseydin simdi burda baska seyler konusuyor olurduk.”

Genç kizin gözleri yasarmisti, Genç adam cebinden çikardigi mendili uzatti, genç kiz göz yaslarini silerek kesik bir sesle “Sen bilirsin, umarim beni baska biri için birakmiyorsundur.”

Genç adam “Nasil böyle bir seyi düsünürsün, senden baska olmadi ve uzun sürede olacagini sanmiyorum.” Genç adam ve genç kiz iki sevgili olarak oturduklari masada artik iki yabanci gibi duruyorlardi. Istanbul yagmurlarla yikanirken yagmura iki sevgilinin umutlari da karisiyordu.

Birkaç dakika sesiz oturduktan sonra genç kiz “kalkalim istersen” dedi.

Genç adam ben biraz daha burda kalmak istiyorum, istersen sen kalkabilirsin. Genç kiz “tamam o zaman sana mutluluklar dilerim” diyerek elini uzatti. Genç kizin sesi ve eli titriyordu genç adam “arkadas olarak beraberiz ama sen istersen tabi” dedi. Genç kiz evet” anlaminda basini salladi ayrilirken son kez sarildilar birbirlerine.

Genç kiz uzaklasirken genç adam masada dondu kaldi vakit ögleni bulurken yagan yagmur yerini günese birakmisti, ama genç adam titriyordu onu titreten açan günese ragmen esen rüzgar miydi, yoksa kalbindeki ayrilik acisi miydi. Saatlerce dolasti devamli kendini sorguluyordu hatayi bastan yaptim diyordu, ama yasadigi güzel günlerde olmustu.”allahim” dedi “allahim güç ver bana”.

Dostlarini düsündü onlarin dediklerini düsündü. Arkadaslari sizler birbirine zit insanlarsiniz yol yakinken dönün bu yoldan dememis miydiler. Tabi ya dogru olani yapmisti. Saatler geçtiginde artik günes yerini yildizlara birakmisti, eve döndügünde yürümekten bitap duruma düsmüstü. Kendisini karsilayan annesine hiçbir sey söylemeden kendi odasina gitti. Gece bir türlü bitmek bilmiyordu anilarin agirligi altinda eziliyordu genç adam, ama sabah erken kalkip ajansa gidecekti, bunun için uyumasi gerekiyordu.

Birkaç saat sonra genç adam uykuya dalmayi basarmisti ve sabah 7'de saatin zirlamasiyla uyandi genç adam. Evden çikacagi zaman cep telefonuna bakti, mesaj ve 10 tane cevapsiz arama vardi. Genç adam yorgun oldugu için duymamisti telefonunun sesini. Cevapsiz arama ve mesaj canimcim'dan gelmisti canimcim onun Nalana taktigi isimdi, heyacanla mesaji açti mesajda sunlar yaziyordu.......

“Sadece onlari sevmeyi sevdim Hepsini onlarsiz yasadim da Bir seni sensiz yasayamiyorum Bu aski tek kalpte tasiyamiyorum Sana yemin güzel gözlüm bir tek seni sevdim Ve seni severek ölecegim, ELVEDA BIRTANEM.......”

evet, genç adam sasirmisti, mesajin gelis saatine bakti sabahin besini gösteriyordu güldü kahkahalar atarak güldü onu tanidigi ve arkadas oldugu günden beri ilk defa bir siir aliyordu ve ilk defa bu saatte araniyordu....

Heyecanla hizli arama yapti, çalan telefonu yabanci bir ses açti.

Genç adam “Nalan ile görüsebilirmiyim” dedi. Fakat karsidaki agliyordu, hiçkira hiçkira agliyordu; “Ben onun annesiyim yavrum, canim kizim bu sabah intihar etti. Gece odasinda birilerini arayip durdu, sabah odasinin isigini sönmemis görünce merak ederek odasina girdim, ama yavrum kendini asmisti.”

Genç adam beyninden vurulmusa döndü. Bir gün önceki mide agrisinin iki katini çekiyordu simdi. Oldugu yere yigilip kaldi.............

Birkaç ay sonra...

Iki doktor konusur. Doktorlardan biri digerine karsidaki hastanin durumunu soruyor ....

- haaa o mu, üç ay önce getirdiler elindeki cep telefonunu hiç birakmiyor, kendisi yüzünden bir genç kiz intihar etmis, o günden sonra o cep telefonu her zaman elinde devamli bir seyler yazip birine yolluyor. Geçenlerde merak ettim o uyurken gönderdigi numarayi aradim hayret ki numara 3 ay önce iptal edilmis, ve gelen mesajlarda bir siir:

“Sadece onlari sevmeyi sevdim Hepsini onlarsiz yasadim da Bir seni sensiz yasayamiyorum Bu aski tek kalpte tasiyamiyorum Sana yemin güzel gözlüm Sana yemin güzel gözlüm bir tek seni sevdim Ve seni severek ölecegim, ELVEDA BIRTANEM.......”
PariLine_ Çevrimdışı   Alıntı ile Cevapla
 
Alt 25-04-2006, 23:40   #5 (permalink)
___SuNrİsE___
Kendini aşan 2de1'ci
 
___SuNrİsE___ - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
_SaRıMeLeK_
Kayıt: 20.04.2006
Yaş: 21
Mesajlar: 6.737
İtibar Gücü: 27


Ynt: ELVEDA BITANEM


ağlamamak için zor duruyorum hiç sıkılmadan okudum
cnm yüreğine sağlık
___SuNrİsE___ Çevrimdışı   Alıntı ile Cevapla
 
Alt 25-04-2006, 23:43   #6 (permalink)
PariLine_
Kendini aşan 2de1'ci
 
PariLine_ - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Kayıt: 20.04.2006
Yaş: 20
Mesajlar: 3.808
İtibar Gücü: 21


Ynt: ELVEDA BITANEM

gözlerine sağlık bitanem...

ağlama ama
PariLine_ Çevrimdışı   Alıntı ile Cevapla
 
Alt 25-04-2006, 23:50   #7 (permalink)
sagopakajmer
Hırslı 2de1'ci
 
sagopakajmer - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
canını yakacak eller uzatıyor insanlar..
Kayıt: 20.04.2006
Yaş: 25
Mesajlar: 853
İtibar Gücü: 16


Ynt: ELVEDA BITANEM

eline saglık cok hüzünlü bi hikaye
sagopakajmer Çevrimdışı   Alıntı ile Cevapla
 
Alt 25-04-2006, 23:55   #8 (permalink)
firari04
Yeni 2de1'ci
 
firari04 - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Kayıt: 22.04.2006
Yaş: 36
Mesajlar: 19
İtibar Gücü: 0


Ynt: ELVEDA BITANEM

Çok uzun diye okumaktan vaz geçtim ama arkadaşların yazdıklarını okuduktan sonra okumaya karar verdim. Gerçekten de çok güzel paylaştığın için çok teşekkürler....
firari04 Çevrimdışı   Alıntı ile Cevapla
 
Alt 26-04-2006, 18:13   #9 (permalink)
belongtodeath
Kendini aşan 2de1'ci
 
belongtodeath - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Kayıt: 20.04.2006
Yaş: 20
Mesajlar: 4.172
İtibar Gücü: 22


Ynt: GüLüM .... ÖLÜMSÜZ KIRMIZI GÜLLER

uFss tEsEkkUrLEr bU PayLAsImIn Içın
belongtodeath Çevrimdışı   Alıntı ile Cevapla
 
Alt 26-04-2006, 23:18   #10 (permalink)
PariLine_
Kendini aşan 2de1'ci
 
PariLine_ - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Kayıt: 20.04.2006
Yaş: 20
Mesajlar: 3.808
İtibar Gücü: 21


**Sırların Çözüldüğü An**

Genç asistan lavaboda ellerini yıkarken, morgdaki islere alışmanın herşeye rağmen zor olduğunu düşünüyordu. Arkadaşlarının çoğu buna alışmış görünüyordu. Fakat ilk talebelik yıllarında bir çoğunun kadavraların kesilmesine dayanamadıklarını, bazılarının fenalaştıklarını hatırlayarak gülümsedi. Aynada yüzüne baktı... Yüzünde geçmiş talebelik yıllarını görebiliyordu. Bir bakıma bomboş, gayesiz geçmişti yılları. Çok şey öğrenmiş, ama karmakarışık bilgilerini, idrakte birliğe ve bütünlüğe ulaştıramamıstı. Bu anlayışı kazanmanın derin tesirlerini simdi ruhunda duyuyor, yasıyordu. Büyük bir ağacın yaprak, meyve ve dallarını inceledikten sonra onların bir köke bağlı olduğunu anlamak; kökü bulduktan sonra o anlayışın rahatlığıyla yeniden ağaca dönüp, meyve ve yaprakların mahiyetini kolayca kavramak gibiydi bu. Yılları boşa geçmişti belki ama, bilgileri işine yaramıştı. "Keşke kökten yola çıkmış olsaydım, ama belki de o zaman şimdiki kadar hayret ve hayranlığım olmazdı." diye düşündü.

Satıhta görünen eşya ve hâdiselerin temelleri ve sebepleri, evveliyatı, nelerden, nerelerden gelişip geldiği hakkında düşünme, onda eski bir alışkanlıktı. Her mevzuda böyle yapardı. Öyle ki bir arkadaşı ona öfkelense o anda niye Öfkelendiğinden çok, acaba daha önce ona bir haksızlık mı yapmıştım diye düşünürdü. Eşya ve hâdiselere böyle bakma, bir akvaryumu karsıdan gördükten sonra bir de yan yüzden bakmaya benzer. İlk anda buutlar değişivermiş gibi gelir, farklı bir derinlik ve genişlik görür insan. Tıp tahsili sırasında bu, değişik bir şekil almıştı. İnsanlara baktığı zaman hemen İç yapılarını düşünüyordu. Doktorların mikroskopla baka baka herşeyin mikroplu olduğu düşüncesiyle hayatlarının tadını kaçırdıklarını duymuştu.. Bunun da böyle bir hastalık olduğu düşüncesi epey canını sıkmıştı. Sonra bu histen kurtulmaya değil, ondan rahatsız olmamaya karar verdi.

Talebelik yılları boyunca o da her tıp öğrencisi gibi insan bedeninin her yanını öğrendiğini sanıyordu. Fakat sırf maddî cesede hasr-ı nazar o nu bir bakıma körleştirmişti. Fakültedeki kadavralar umumiyetle kimsesiz, zavallı insanlardı. Bu yüzden kimse onların şahsiyetleri üzerinde düşünme ihtiyacı duymazdı. Hepsi birbirinin aynıydı. Herhangi bir iç organı bulmak için hep aynı yerin açılması gerekirdi. Fakat o, bu insanların maddeten bir olmakla beraber birer şahsiyetleri, birer geçmişleri de olduğunu düşünmüştü. Böyle bir kadavra kimbilir neler yaşamış, nelere gülmüş, nelere ağlamış, neler düşünmüştür. Simdi ise bütün geçmişinin sırlarını donuk gözlerinde saklamaktadır.

Bir derste hocasının söylediklerini hatırlıyordu. Söyle demişti:

"İnsanın psikolojik yapısını çözmek, hislerini tahlil etmek çoğu defa imkânsız denecek derecede zordur. Bir insanın bütün ruh yapısını, his tesirleşmelerini, akıl, idrak, duygu, hafıza ve şuuraltı gibi kuvvelerinin sistematiğini yapmak, bunları bütünüyle açıklamak ise tamamen imkânsızdır. Hafızamızı bir havuza ve şuuraltının malûmatını da onun dibindeki tortuya benzetiriz. Ama kimsenin kafasında havuz yoktur. Öyleyse nedir hafıza? Bana sinapslardan, DNA şifrelerinden bahsedeceksiniz. Elektronik kompütürlerin hafızalarını misâl vereceksiniz. Peki ama kompütürün hâtıraları onu üzer veya sevindirir mi? Hisler ve aklî kuvveler nasıl birbirine tesir eder. Bunun mekanizmasını açıklamak yanında en karmaşık bilgi işlem makinesinin çalışmasını anlatmak çok kolay değil midir? "Sonra bir misal vermişti: "Çok karamsar ve bedbin olduğunuz birgün ile, neşeli canlı olduğunuz diğer bir günü kiyas edin. Bu iki gün arasında hiç önemli bir farklılık göremeyeceksiniz. İkisinde de olan hâdiseler günlük, normâl, hergün olan veya olabilen hâdiselerdir. Halbuki birinde ruhunuzda karanlıklar üst-üste yığılmış, dünyadan nefret etmiş, diğerinde ise canlı cansız herseyi gülümsüyor görmüş olabilirsiniz. Bu hâllerin analizini bir kan tahlili kolaylığında yapabilir misiniz?" Ne kadar haklıydı! İste böylece maddî kalıpların bir mânâ kadehi gibi fikrine takdim edilişini hissetmeye başlamıştı. Bir kitap nasıl üzerine mürekkep bulaşmış selüloz yığını değilse, insan da bir proteinler bileşimi değildi. Onu okumak, anlamak gerekiyordu..

Asistanlığı sırasında bir gün bir otopside beynin açılması gerekmişti. Bu iş testere ile yapılıyordu ve oldukça iç gıcıklayıcı idi. Her tarafı kapalı, sağlam bir kutudan bir şey çıkarmak, garip gelmişti ona. Kapağı olmadan içine bir cisim nasıl konmuş olabilirdi? Esasen basit olan bir problem idi bu. Bir sandık içine eşya konduktan sonra çakılabilirdi. Ama yine de tatmin olamıyordu. Beyin ve kafatasının teşekkülünü araştırmaya karar verdi. Muhakkak ki bu ikisi birlikte gelişiyordu. Kafatası teşekkül edip de sonra bunun içine beynin "nasıl konulacağı" diye bir problem olamazdı. Ama bir zamanlama problemi olduğu âsi kârdı. Böyle basit bir meseleden yola çıkarak bir çok bilgiyi gözden geçirdi. Tek bir hücrenin mükemmel insan hâline gelişinin safhalarını düşündü. Basit bir halı, birkaç bin ilmekten belli bir motifi meydana çıkaracak şekilde dokunuyordu. Bu bile bir plânlama, estetik bir zevk, göznuru gerektiriyordu. İnsanı meydana getiren dokuların mikroskobik hücrelerden dokunmasını halı ile kıyas edince müthiş bir hayret duydu. Arkasından da o nisbette büyük bir hayranlık. Sanatın büyüklüğüne destan tutup, sanatkârın adını anmamanın affedilmez bir cehalet olduğunu böylece idrak etmişti. Gecen yıllarının niye boşa geçmiş olduğunu da böylece anlamıştı. Kimbilir, belki o da şuuraltında körler ülkesinde görür olmanın hastalık sayılacağı korkusunu taşıyarak şuurunu harekete geçirememişti. Ellerini kurularken yeniden aynada kendine baktı, "insan ne garip." diye düşündü. "Hislerimizi tahlil etmek hakikaten ne zor! Bazen hissiyatımız dünyayı yutar, kâinata yayılır da, sonra gider bir zerrenin içinden çıkamaz. Hislerimiz bazen çakıl tası kadar bir şeyi dünya kadar büyütür, bazen de dünyayı çakıl taşı gibi görür. Binlerce haykırısı yağmurun şıpırtıları gibi alelade seslermiş gibi dinleriz de, birden çok hafif bir inilti tüylerimizi diken diken eder, kulak kesiliriz. Güneşli havada bir adım önümüzü göremeyiz, ama zaman olur bir kıvılcımın her tarafı aydınlattığını fark ederiz. Hayretle kendine sordu: "Neden her insanın hakikati görmesi için belli bir zaman vardır da o an geldiği zaman birden gerçeği anlar?" Bu, çok yönlü cevabı olan bir soruydu. Ama bütün hakikatlerin O'na dayalı olduğu Yüce Yaratıcı öyle vazıhtı ki görünmüyor, Öyle şiddetli zuhur ediyordu ki bilinmiyordu. Gözlerimizi kamaştıran çok kuvvetli bir ışığın her yanı kaplayıp, herseyi örtmesi gibi. Güneye gitmek mümkün olsa herhalde müthiş bir parıltıdan başka ne güneşi, ne de başka bir şeyi göremezdik. Ama "O" bir bilindi mi, bu defa her şeyin onu gösterdiği, her yolun ona götürdüğü hayretle anlaşılıyordu.

Duyduğu mânânın büyüklüğü ile bası Önüne eğik, dışarı çıktı, merdivenleri tırmanıp koridordaki kalabalık arasında kayboldu aitti.
PariLine_ Çevrimdışı   Alıntı ile Cevapla
 
 
Cevapla


Konuyu Toplam 1 Üye okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir)
 
Seçenekler
Stil

Yetkileriniz
You may not post new threads
You may not post replies
You may not post attachments
You may not edit your posts

BB code is Açık
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-KodlarıKapalı
Trackbacks are Açık
Pingbacks are Açık
Refbacks are Açık


Benzer Konular
Konu Konuyu Başlatan Kategori Cevaplar Son Mesaj
Sevmek İçin Geç Ölmek İçin Erken yoruldum Şiir Köşesi 7 18-04-2009 10:07
İLiŞik yaŞayacakSın.. Ucundan TutaRak.. BurcuUu_ Paylaşmak İstedikleriniz 10 26-02-2008 18:06
Canımdan Çektiğin Adını Benim İçin SakLarmıSın..? BurcuUu_ Şiir Köşesi 6 17-10-2007 15:26
Sen dünyanın en güzel KADINISIN.......Benim İçin.... sweet_ Paylaşmak İstedikleriniz 10 26-06-2007 01:29
Benim İçin Ağlar mısın..? rap!n k!z! Paylaşmak İstedikleriniz 7 06-12-2006 23:41





1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 24 25 26 27 28 29 30 31 32 33 34 35 36 37 38 39 40 41 42 43 44 45 46 47 48 49 50 51 52 53 54 55 56 57 58 59 60 61 62 63 64 65 66 67 68 69 70 71 72 73 74 75 76 77 78 79 80 81 82 83 84 85 86 87 88 89 90 91 92 93 94 95 96 97 98 99 100 101 102 103 104 105 106 107 108 109 110 111 112 113 114 115 116 117 118 119 120 121 122 123 124 125 126 127 128 129 130 131 132 133 134 135 136 137 138 139 140 141 142 143 144 145 146 147 148 149 150 151 152 153 154 155 156 157 158 159 160 161 162 163 164 165 166 167 168 169 170 171 172 173 174 175 176 177 178 179 180 181 182 183 184 185 186 187 188 189 190 191 192 193 194 195 196 197 198 199 200 201 202 203 204 205 206 207 208 209 210 211 212 213 214 215 216 217 218 219 220 221 222 223 224 225 226 227 228 229 230 231 232 233 234 235 236 237 238 239 240 241 242 243 244 245 246 247 248 249 250 251 252 253 254 255 256 257 258 259 260 261 262 263 264 265 266 267 268 269 270 271 272 273 274 275 276 277 278 279 280 281 282 283 284 285 286 287 288 289 290 291 292 293 294 295 296 297 298 299 300 301 302 303 304 305 306 307 308 309 310 311 312 313 314 315 316 317 318 319 320 321 322 323 324 325 326 327 328 329 330 331 332 333 334 335 336 337 338 339 340 341 342 343 344 345 346 347 348 349 350 351 352 353 354 355 356 357 358 359 360 361 362 363 364 365 366 367 368 369 370 371 372 373 374 375 376 377 378 379 380 381 382 383 384 385 386 387 388 389 390 391 392 393 394 395 396 397 398 399 400 401 402 403 404 405 406 407 408 409 410 411 412 413 414 415 416 417 418 419 420 421 422 423 424 425 426 427 428 429 430 431 432 433 434 435 436 437 438 439 440 441 442 443 444 445 446 447 448 449 450 451 452 453 454 455 456 457 458 459 460 461 462 463 464 465 466 467 468 469 470 471 472 473 474 475 476 477 478 479 480 481 482 483 484 485 486 487 488 489 490 491 492 493 494 495 496 497 498 499 500 501 502 503 504 505 506 507 508 509 510 511 512 513 514 515 516 517 518 519 520 521 522 523 524 525 526 527 528 529 530 531 532 533 534 535 536 537 538 539 540 541 542 543 544 545 546 547 548 549 550 551 552 553 554 555 556 557 558 559 560 561 562 563 564 565 566 567 568 569 570 571 572 573 574 575 576 577 578 579 580 581 582 583 584 585 586 587 588 589 590 591 592 593 594 595 596 597 598 599 600 601 602 603 604 605 606 607 608 609 610 611 612 613 614 615 616 617 618 619 620 621 622 623 624 625 626 627 628 629 630 631 632 633 634 635 636 637 638 639 640 641 642 643 644 645 646 647 648 649 650 651 652 653 654 655 656 657 658 659 660 661 662 663 664 665 666 667 668 669 670 671 672 673 674 675 676 677 678 679 680 681 682 683 684 685 686 687 688 689 690 691 692 693 694 695 696 697 698 699 700 701 702 703 704 705 706 707 708 709 710 711 712 713 714 715 716 717 718 719 720 721 722 723 724 725 726 727 728 729 730 731 732 733 734 735 736 737 738 739 740 741 742 743 744 745 746 747 748 749 750 751 752 753 754 755 756 757 758 759 760 761 762 763 764 765 766 767 768 769 770 771 772 773 774 775 776 777 778 779 780 781 782 783 784 785 786 787 788 789 790 791 792 793 794 795 796 797 798 799 800 801 802 803 804 805 806 807 808 809 810 811 812 813 814 815 816 817 818 819 820 821 822 823 824 825 826 827 828 829 830 831 832 833 834 835 836 837 838 839 840 841 842 843 844 845 846 847