Kendini aşan 2de1'ci ... . .-. .--. .. .-..
Kayıt: 21.04.2006 Yaş: 25 Mesajlar: 7.765 Rep gücü: 27 Rep derecesi:   | Ynt: : : : Müzik Aletleri : : :  | |  | | | SİPSİ/2
TULUM : 
a—Tulum sipsileri
b—Tulum boruları
c—Ağaç aksamı (lüle)
Sadece dört tane sipsi ile çalınan sazımızı tanımış olduk. Üflemeli çalgılarımız, sipsilerin titreşmesinden yararlanılarak çalınan (ses elde edilen) sazlarımızdır.
Sipsili ve sipsinin ana maddesi sulak yerlerde yetişen kargı adı verilen kamıştan yapılır. Kullanılan araç ve gereçler ise, sipsiliye yarayacak kargı (kamış) keskin bir bıçak, deliklerin açılmasında kullanılacak 3mm veya 4mm kalınlığında bir tel, sipsinin ve sipsili borusunun içini temizleyecek kuru bir kargı parçası yeterli olacaktır. Sipsili borularının süslü olmasını istiyorsak, delice kiraz, delice vişne ağaçlarının uygun dallarından uygun kabuklar çıkarılarak borulara geçirilir.
Sipsili borusuna delikler açılırken, borunun üzerindeki doğru bir çizgi oluşturulur. Bu doğru üzerinde ustaların ölçülerine uygun üste beş delik, alta bir delik açılır. Bu delikler sipsili borusunun içindeki havanın boyunun değiştirilmesinde kullanılır.
“Bu çalgılarda boruya yan delikler açılmıştır. Deliklerin temel işlevi hava sütununun boyunu değiştirmek farklı frekanslı titreşimler yapmasını sağlamaktır.”20
Yazılı yerel basında, televizyon programlarında, internet sayfalarında borular üzerinde bulunan deliklere perde demekte israr edenler vardır.
Sipsilinin üzerinde bulunan bu delikler perde değil deliktir. Belirli sesleri elde etmek için sipsilinin borusunun üzerini bağlar bağlanmamış, delerek delikler elde edilmiştir. Bu ses perdeleri perde değil deliktir.
Prof. Dr. M.Ayhan Zeren, Prof. Dr. Bahattin Ögel,Prof. Mahmut Ragıp Gazi Mihal Deliktir diyerek bize yol göstermektedir.
“ a—Müzik Fiziği sayfa 220
b—Türk Kültür Tarihine giriş Sayfa 406
c—A. g. E. Sayfa 448
d—Türk Nefesli çalgıları (Türk Ötkü Çalgıları)sayfa 29
Türk Ötkü (üflemeli )sazlarımızdan, sipsinin titreşmesi ile ses çıkaran ötkü sazlarımız şunlardır.
a—Sipsili b—Mey( balaban) c— Zurna d-Tulum
Sipsisiz, zarsız , sadece hava blokunun titreşmesi ile ses çıkaran üflemeli (ötkü) sazlarımız ise:
a—ÇOBAN DÜDÜĞÜ (TÜYDÜK) 
b- Ney
c- Kaval
d—ÇIĞIRTMA dır.
Sipsisiz, zarsız, sadece hava blokunun titreşmesi ile ses çıkaran diğer üflemeli (ötkü ) saz1arımız ise:
a—DİLLİ DÜDÜK
b- FÜLÜT
c—Yan fülüt
Bu sazlarımızın çoban düdüğünden farkı, üflenen bölümünde (havanın giriş yerinde) havanın şiddetini artırmak için, tiz sesler elde etmek için borunun üst tarafına, bir dil (parçacık) takılmıştır. Bu parça dildir. Bu sazlarımızda da hava bloku titreşmektedir. Dil titreşmez. Titreşen hava sesi meydana getirmektedir.
Zarın titreşmesi ile ses çıkaran üflemeli (ötkü )sazlarımız ise:
a – Klarnet
b—Obua dır.
Bu sazlarımızın çoban düdüğünden sipsiden, dilli düdükten farkı, havanın üflendiği bölüme bir veya iki, tane zarın takılmasıdır. Bu saz1arımızda takılan zar ses çıkarmaktadır.
Önceki bölümlerde ekin, ceviz, ot yapraklarını iki başparmağımızın arasına alarak üflemiş ses elde etmiştik. Bu sazlarımızda ana tema budur.
Türk üflemeli( ötkü ) çalgılarımızdan sipsilimizi ve ustalarımızı gelin iyice tanıyalım. Sipsili bir çocuk çalgısıdır. Sipsili bir çoban sazıdır. Halk çalgılarımızdan en (tiz) ince sesli bir çalgımızdır.
Üstte beş, altta bir deliği bulunmaktadır. Altı delik altı ses yaratmaktadır. İyi bir çalıcı, iyi bir teknikle , iyi bir sipsili ile bir iki ses daha çıkarabilir.
Bu sazımızı çalan ustalarımız ,çalma ustalıklarını,duyma yeteneklerini, yöre tınısını, akıl ve yürekle harmanlayarak hemen hemen her usta sipsili yapmaktadır.
Sipsilimiz fizik yönünden, müzik yönünden, halk bilim yönünden bilimsel bir araştırmaya, incelemeye tabi tutulmamıştır. Bilimsel bir sonuç çıkarılmamıştır.
Teke yöresi Burdur, Gölhisar, Dirmil ve köylerinde yapılan alan çalışmalarında yörenin sipsili çalmış, çalmakta olan bütün ustaları bir bir taranmıştır.
Osman Ali Aslan, Osman Yiğit, Mahmut Kılıç, Aziz Karakaya, Mehmet Canyıldırım (Kumpurcu) ölen ustalarımızdır. İsmail Evcil,Ali Tekin,Mehmet Ali Kayabaş, Hüseyin Demir, Tuncay Türe, Kazım Yılmaz, Abdil Acar, İnanç Ekinci yaşayan ustalarımızdır. Adı sayılan bütün ustalar uzun bir zaman diliminde (ölenler dahil) derleme çalışmaları yapılmış, birer birer, yüz yüze sohbetler edilmiş, sorular sorulmuştur. Bazılarına kendi el yazıları ile, kendileri sipsililer ustalıkları anlattırılmıştır.
Sipsi Ustalarımız
MEHMET ALİ KAYABAŞ  
Yöremiz otantik sanatçılarının önde gelen ustamızdır. Sazına sahip, çok ustanın yetişmesinde emeği olan ustamızdır. Yanında iki tane sipsili bulunmaktadır.
Cebinden çıkardığı sipsiliği bana göstererek “Bu sipsilim bundan bir az kalın seslidir. Bu sipsilim ise bundan biraz incedir. Sipsilinin uzunluğu bu kadar olur. Bundan daha uzun daha kısa olmaz. Sipsi ve boru bu kalınlıkta olur. Daha ince daha kalın olmaz. Büyük veya, ince veya kalın olursa sipsili sipsililikten çıkar. Biz ustalarımızdan böyle gördük dedi.”
Mehmet Ali Kayabaşın sipsilileri alınarak ölçümlendirildi.
Elektronik akort aleti ile ustanın bu biraz kalındır dediği sipsili çalınarak karar sesi ve diğer sesler belirlendi.
Mehmet Ali Kayabaş’ın sipsilisinin tüm delikleri kapatılınca, fa sesi veren, sol karar sipsilisinin borusunun uzunluğu 17,2 cm, boru kalınlığı ise, O,9cm olduğu belirlendi. Boruya sipsinin takıldığı ağız bölümünden ölçüme başlandı: Birinci delik sipsi takım yeri 3,8cm, birinci delik ikinci delik arası 2,3cm, İkinci delik üçüncü delik arası 2,3cm, üçüncü delik dördüncü delik arsı 2,3 cm, dördüncü delik, beşinci delik arası 2,5cm beşinci delik sipsili borusunun sonu ise 4cm olarak ölçülmüştür.Diğer ayrıntılı ölçümler çizimlerde gösterilmiştir.
Mehmet Ali Kayabaş’a sipsilisinin tüm delikleri kapattırılarak sipsilisi çaldırılmıştır. Fa —sol, la, si, do, re, sesleri üst deliklerden alt delikten de mi sesinin çıkarıldığı ‘belirlenmiştir. Bu sipsilinin sol karar bir sipsili olduğu kararına varılmıştır.
HÜSEYİN DEMİR 
Yöre folklorunu ustadan almış, sazına hakim, yöre tınısını iyi bilen, kaynak ustaların yanında yetişen, okumuşlukla otantikliği birleştiren yörede iyi usta olarak tanınan, uluslararası yarışmalarda ülkemizi altı defa temsil eden, başarılı, çalmakta usta olduğu kadar, sipsili yapımında da çok iyi bir ustamızdır. Nota bilgisine ve kendisine yeterli müzik bilgisine sahip olduğu gözlendi.
Cebinden çıkararak: “Bu sipsilimin 17,5 cm uzunluğunda olanıdır. Üflendiği zaman fa sesini verir. Sol karar bir sipsilidir. 14 cm uzun1u olan bu sipsilim ise üflendiğinde do veya do diyez ses verir. Si karar bir sipsilidir. Kendime göre yaptığım gözlem ve denemelerde bütün sipsililerin bu boyutlarda olması kanaatine vardım. Aziz Karakaya, Osman Ali Aslan Kumpurcu Mehmet Ustanın çaldığı sipsililer hala kulağımda. Aynı rengi aynı tavrı aynı tadı arayarak, bularak çalmak benim için mutluluktur.
Sipsilinin tüm delikleri kapatı1ıp üflenince altı ses verir. İyi bir usta, iyi bir sipsili ile çok ustaca üfleme ile iki ses daha çıkarabilir bu yedek sesleri her usta çıkaramaz. Korolarda ve bayan seslerinde do karar sipsilinin sesine uyarlar.”Geniş bilgi kendi el yazısı ile kaleme a1dı bilgi yazısındadır.
Hüseyin Demir Burdur Valiliğinin çıkarmış olduğu Burdur Araştırmaları sayı 3, yıl iki Haziran 2002 sayılı dergide yayınlanan ilgili yazara ait “Sipsi” konulu yazıyı okuduğunu, derginin üzerinde kendi el yazısı ile yapılan yanlışları düzelttiğini belirtti.” “Sipsi bir ağaç veya tekne üzerine teller takılmasıyla dikey ve yatay olarak çalınır.” “Kesinlikle ağaçtan sipsi yapılmaz, tel takılmaz” 94. sayfanın birinci paragrafında “sipsili boyunun 15—25 cm” olarak belirtilmesini “üst sınır 20cm’ye varmaz”. 94. sayfada yayınlanan yazının ses genişliği olarak verdiği “1,5 (bir buçuk oktav)” ses genişliği görüşünü “bir buçuk oktav ses çıkmaz” bir oktavdan bir ses fazla diyebiliriz diyerek” eleştiride bulunmuştur,
Kazım Yılmaz iyi bir usta. Otantik çalma tekniğine sahip, çok iyi sipsili yapım usta ustası. Yeterli, nota ve müzik bilgisine sahip değil. Sipsili yapımında Burdurumuzu yüzünün akı ile temsil edebilecek yaşayan tek ustamız denebilir.
KAZIM YILMAZ 
Kazıyım Yılmaz yi bir usta. Otantik çalma tekniğine sahip, çok iyi sipsili yapım ustası. Yeterli nota ve müzik bilgisine sahip değil. Sipsili yapımında Burdurumuzu yüzünün akı ile temsil edebilecek yaşayan tek ustamız denilebilir.
İNANÇ EKİNCİ 
Teke yöresinde, Teke yöresine ve Türkiye’ye sipsiliyi yeniden tanıtan, yeniden sevdiren Gölhisar’ın Asmalı köyünde yaşayan sipsili ustalarının babası Osman Ali Aslanın yanında uzun süre çıraklık yapmış otantikliği kaynağından almış, Şahin Akay, Ferhat Erdem gibi sanatçıları etkilemiş ve etkilenmiş bir ustamızdır. Gölhisar ilçesi Armutlu mahallesinden Osman Yiğit’in ilginç sipsili çalmasını dinlemiş ve izlemiştir.
Dirmil ekolunu yerinde izlemiş ve gözleyerek bilgi ve görgüsünü arttırmıştır. Araştırmacı ve derlemeci babasının derlemelerini sürekli izleyerek, dinleyerek ilginç sonuçlara varmıştır.
Burdur Gölhisar doğumlu olan sanatçı bir taraftan ilköğrenimini yaparken bir taraftan da Şaban Sirel usta ile sipsili çalışması yapmıştır. Lise öğrenimi süresince Osman Ali Aslanın çıraklığını yapmıştır.
Marmara Üniversitesi Müzik Eğitimi Bölümü sınavlarını kazanarak müzik öğrenimini tamamlamıştır.
Süleyman Demirel Üniversitesi Eğitim Fakültesi Müzik bölümünün açmış olduğu öğrenim görevlisi sınavını kazanarak aynı üniversitede görev yapmaktadır.
Uluslararası yarışmalarda ülkemizi temsil ederek başarı belgesi almıştır. (Fransa Dijon’da, Polonya Krakow’da) . Yurt içi oyun ekiplerine teke yöresi türkülerini çalarak eşlik etmektedir. Ulusal oyun ekiplerine uluslararası yarışmalarda eşlik etmektedir. Kendi üniversitesinin Halkoyunları ve THM korosuna eşlik etmektedir.Ayrıca Hoytur,Anadolu folklor vakfı,Tuana,Gazi üniversitesi,Ankara üniversitesi oyun ekiplerine de eşlik etmektedir.
“Otantik ustalarımızla ve diğer ustalarımızla sürekli diyalog içindeyim. Öncelikle Kazım Yılmaz , Ali Tekin, Mehmet Ali Kayabaş gibi ustalarımızın kişisel tekniklerinin, sipsililerini, çaldıkları melodileri (Türküleri) inceleyip takip etmekteyim. Araştırmacı, derlemeci babam Abdurrahman Ekinci’nin derlemelerini izleyerek dinleyerek kayıtlarını tutuyorum, arşivini yapıyorum.
Sipsinin boyutları üzerinde durulması gerekirse şu açıklamayı getirmek yararlı olacaktır. Aslında diğer ustalarımız kendi dilleri ile konunun gereğini dile getirmişlerdir. Ben yerel basında ve ulusal basında yapılan ve yazılan yanlışlıklar üzerinde durmayı daha uygun buluyorum. www.burdur.gov.tr Mefdaa. internet sitesinde ilgili yazar sipsinin boyunun yirmi cm olarak vermiştir . Bu boyutta bir sipsi sipsilikten çıkar. Gerçek boyutlar çizimlerdir.
I.T.Ü. Devlet Konservatuvarı Saz Yapım Bölümü Öğretim Görevlisi bir yazarımız sol karar bir sipsilinin boyutunu 20cm, la karar bir sipsili’nin boyunu ise 18cm olarak vermiştir. Masa başı bir çalışma olduğuna inandığım bu çalışma da Otantik ölçülere uymamaktadır. Gerçek boyutlar çizimdedir.
Burdur basınında sipsinin bir buçuk oktav ses genişliğine sahip bir saz olduğu savlanmaktadır. Bilindiği gibi sipsilinin üzerinde beş delik altta bir delik bulunmaktadır. Her delik bir ses bir de kapalı vazıyetteki ses yedi ses olur.
İyi bir usta, iyi bir sipsi ile üç ses daha çıkarabilir. Toplam dokuz ses civarında bir genişliğe varılır. Bir buçuk oktav ses genişliği 12 ses demektir. Benim sipsi ile çaldığım türkülerin hiç birisi on sesi aşmamıştır. 
Burdur Life,Burdur Belediyesi Kültür Hizmetleri Dergisinin 57. sayfasında ilgili yazar sipsiye “dilli dük” demektedir. İki saz birbirinden çok farklı iki sazdır. Karıştırılmaması gerekir’’.
Sipsili bir çocuk ve çoban çalgısıdır.
“Çoban çocuklarımız da ağaç kabuğundan en eski Türkler gibi bura bura boru yapıp ve sipsi (sıbızgı) takıp öttürürler.”24
Anadolu ve Trakya’da çocuk düdüklerinin yapılma adetleri çeşitlidir.Fakat, aslının bir uydurmalık, bir gelenekten kalmalığı apaçıktır: Tekerlemeleri ve göreneği vardır. Ağaç kabuğundan buru burup tepesine (sipsi) takmaları çocukların bir marifetidir. (sipsi)ile (boru) bu oyuncakta iç içe geçmiş bulunuyor.”25
Siz nice nice sazlar yapın, yaratın çobanlar, çocuklar. Biz onları bulur ,alır, kullanır, korur gelecek nesillere aktarırız. Varsın adları ne olursa olsun.
‘Anadolu’nun Kızılırmak yayı içinde Hattuşaşa-Boğazköyde Hatiler Anadolu’nun en eski sahiplerinden sayılırlar. Daha sonrada Anadolu’ya Hititler sahip oluyor. Bu iki kültür Ekrem AKURGAL
Anadolu’da çalınan sazlar kayalara kabartma olarak işlenirken bu sazlar vazoları süslerken, biz dediğimiz bizi biz yapan atalarımız nerelerde neler yapıyorlardı.
“Bazı modern tarihçiler, Avarların tarihi köylerinden bahsederken , bir zamanlar Çin’in kuzey bozkır sınırlarında yaşamış olan büyük ihtimalle Proto Moğol nesli olan halkları kastetmektedir. M.Ö ilk 1000 yılın geç döneminde Çin kaynaklarında, bunlar Hu olarak bilinirlerdi esasen Hu ibaresi Çinlilerce tanınan ilk atlı , okçu olarak gözükmektedir.“30
“Kuzeydoğu Macaristan yakınında tepede bulunan bütün Avar mezarlarının en zengini olan , zengin asil mezarına gömülen insan olduğuna inanıyorlar.”
Bu mezarların birisinden çıkarılan Avar çifte kavalları ile Hunların, Anadolu’da ki Hititlerden hiçte geri kalmadığını, ispatlar.”31
Sipsilinin Türkler tarafından İsa’dan önce bin yıllarından önce çalındığının ispatıdır.
“Tukiyu (Türk) Erkeklerinin düşkünlükle (hyupu) çaldıklarını kadınlarının (çelik çomak) oynamayı sevdiklerini Çin kaynağından öğreniyoruz. Pipanın neslimizden iki bin kusur yıl önceleri Türkistan’dan Çin’e geçtiğini Çinliler haber vermiştir. “
“Mezapotamya’ nın diğer bir üflemeli enstrümanı eskiden çifte düdük veya çifte fülüt denilen ve bir çift kamış veya borudan oluşan ça1gıdır.“33-A
Çifte Obua, tef ve ksilofona benzer bir enstrüman çalan müzisyenler; fildişi kutu,
YENİ ASSUR DÖNEMİ
Sadberk Hanım Müzesi’ndeki URARTU kemer parçası
Saz ve çifte obua çalan kızlar ; Mısır, 18. Sülale
“(Obua) Çifte düdük veya çifte fülüt yazılı belgelerde geçer GI—DI ses çıkarın kamış ile eşitlenebilmektedir. Akatça karşılığı EMBUBU dur.”33-B
“Uygur duvar resimlerinde,Turfan duvarlarından alınmış Türk flütçüleri
M.S .938—985” 33— C
Günümüzden 3500 yı1 önce pipa denen sazımızı (kopuzumuzu) Çin’e ihraç eden atalarımız, sipsiliyi de, çifte kavalı da bulmuş çalmıştır. Bundan hiç kimsenin şüphesi olmasın. Anado1u’da, Önasya ‘da,Mısır’da, Avrupa’da,Asya’nın doğusundan verdiğim örneklerle sözü biz Türkmenlere getirmek istiyorum. : Ha sahi kimdi Türkmenler, nerelerden gelip nerelere yerleşmişti, Bu boylar Oğuzlardı. Bilinen 24 boydu.Doğudan, uzaklardan sarıp göçünü gelivermişler.
“Kayıcık (Kayı), Yazır (Yazgır), Düver (Döğer)(Düğer), Dodurga, Kumavavşar Karayükavşar, (Avşar),Bayındır,Çavdır( Çavuldur), Yuva Yuvalak (Yıva) (Yıvva), Salır (Salur)(Salgur)” 33-D
Buralara çadır tutmuş , hem yaylasına hem düzüne . İsim olmuş, isim vermiş ,obasına dağına, suyuna Teke yöresine.
“Türkmen Yörüktür adları, yeniye güzele açık. Edindiği kültürünü korumada tutucudur. Bağnaz ve gerici degillerdir. “34
“Yaylacı ve hayvancı Türkmenler musiki aletleri bakımından en tutucu, fakat sazları, kemençeleri , davul ve zurnaları ile en muhteşem Türk kesimidir. 35
Biz Tiirkmenler sazımızı sözümüzü arar buluruz.Alır kullanırız. . Tanır tanıtırız. Korumak için ,dirilmeyen,sönmeyen, yıpranmayan genlerimize geçiririz.Tüm sazlarımızı şimdi kullanırken, gelecek nesillere aktarır kullanmalarını sağlarız.
Türkmen ilinde Teke yöresinde kimin evinde sipsili, saz, cura, üç telli bağlama, çoban düdüğü yoktur ki. Burdur deyince üç telli bağlamada doğal çok sesle avşar beylerini çalarken ,sipsilide eşlik eder.
“Kar mı yağmış şu Avşarın düzüne
Sızılar mı girmiş kıratımın dizine
Selam söyleyin şu(o) Avşarın kızına( beyine)
Kendi gülüp bizi ağlatıp durmasın”36
SİPSİLİNİN KORUNMASI
Sipsiliyi korumak her zaman çalmaya hazır halde tutmak ayrı bir ustalık gerektirir. Sipsiyi ve borusunu korumak için ustalarımız yine doğal maddelerden yararlanmıştır. Çoban düdüğü kalınlığında bir kargı alınarak bir tarafı boğumlu, kalacak şekilde, bir tarafı da ağız olacak şekle getirilir. Hazırlanan kargının içi boşaltılır. Temizlenir.Hazırlanan sipsili kabının sipsi ve borusu kadar uzunlukta olmasına dikkat edilir. Sipsili kaplarının üzerleri yakılarak bıçakla çizilerek, oyularak, çeşitli Türk motifleri ile süslenir. Bazı ustalarda bu kabı deri bir kılıf içine sokarlar. Hazır1anan kabının havanın nem ve kuraklığından etkilenmemesi için mantarla tıkanır.(Kapatılır)
SiPSİLİYİ HAZIR HALDE TUTMAK
Sipsili kesinlikle kabı içinde tutulmalıdır.
Sipsi ve borusu çabuk kuruyan, çabuk ıslanan bir kargıdan yapılmamalıdır.
Sipsi uzun bir süre çalınarak pişirilmelidir.
Sipsiyi ağızda tutmasını bilmeyenlere kesinlikle vermemelidir.
Akort ipliği yerinde olmalıdır.
Akort ipliği faza kuruyan fazla nem alan maddeden olmamalıdır.
Sipsi dilinin normal bir açıklıkta durması sağlanmalıdır.
Sipsinin dili ile gereksiz şekilde oynanmamalıdır.
SİPSİNİN VE BORUNUN GELİŞTİRİLMESİ
Sipsili borusunun çeşitli metal ve plastik maddelerden geliştirilmesi sağlanabilir. (aliminyum.bakır,nikel, plastik yapılarak).
Sipsili borusuna diğer sipsiler takılarak (zurna,mey-balaban sipsileri) elde edilecek sesler dikkatle incelenmeli.
Sipsinin ve borunun dış alınlığı değiştirilerek denenmeli ve sonuç belirlenmelidir.
Sipsinin ve borunun iç delik genişliği değiştirilerek nasıl bir sonuca varılacağı belirlenmelidir.Borunun iç genişliği de incelenmelidir.
Sipsinin boru uzunluğunu artırılarak ve kısaltılarak nasıl bir sonuca varılacağı belirlenmelidir.
Sipsili borusunda üstte beş delik olduğuna göre Türklerin kendi buluşu olan pentatonik dizi ile ilişkisi araştırılmalı. Sonuç bilim dünyasına sunulmalıdır.
Beşperdeli, üçtelli,üçtelli bağlama ile pentatonik dizi açısından bağı araştırılmalı ve bilimsel bir sonuca varılmalıdır.
Diyez ve bemollerle, daha çok daha rahat ses almak için boruya, sipsiye yapılacak ekleme ve çıkarmalar belirlenmelidir.
Yapılacak çalışmalarda, yapılacak eklemeler, çıkarmalar özüne yani halkın bulduğu esasına bağlı kalmalıdır.
Yapılacak çalışmalar sonucunda elde edilecek yeni veriler ses uyumunu, ses güzelliğini, sesin tınısını, sazın icra kolaylığını bozmamalıdır.
SONUÇ
Bu sazımız sadece batı Akdeniz’ de çalınmaz.Yurdun ve diğer yurtların etkilenmiş her bölgesinde çalınmaktadır.
Bu sazımızın adı sipsilidir.
Boru artı sipsi den meydana gelmiştir.
Ölçüler oturmuştur.Sol karar bir sipsili borusu 17 cm - Do karar olan bir sipsili borusunun uzunluğu 14 cm dir.
Araştırmaya,geliştirmeye hazır ve yatkın bir sazımızdır.
Ses genişliği 7 artı 3 ses. Toplam ses genişliği 10 sestir.
Sipsili borusunun üzerindeki delikler perde değil deliktir. Delikler yardımı ile ses perdeleri bulunmaktadır.Perdelenerek değil.
Tarihte Avarlarda, Uygurlarda, Hititlerde, Akadlarda, Sümerlerde, Mısırlılarda, Çinlilerde çeşitli adlarla çalınmış ve tanınmıştır.
Tarihte kurulan bütün Türk devletlerinde biliniyor çalınıyordu. Türklerin ulaşabildiği her yerde çalınmaktadır, çalınacaktır,
Abdurrahman Ekinci. Araştırmacı Yazar
Araştırma Ana Sayfa | |  | |  | |