HIZLI ARAMA
| Fan Club Şenliği Sevdiğiniz sanatçı, ünlü, manken veya markaların fan clublarını kurarak paylaşın, sevginizi gösterin.. |
| | #14 (permalink) |
| Kayıt: 04.06.2007 Yaş: 22
Mesajlar: 44 İtibar Gücü: 0 | büyük sanatçıydı.gerçekten çok mükemmel bir sesi vardı |
| |
| | #15 (permalink) |
![]() BeşiktAŞK Kayıt: 24.04.2006
Mesajlar: 320 İtibar Gücü: 14 | Maalesef cok genc yasta kaybettik bu büyük sanatciyi ![]() Kazim icin güzel bir sayfa hazirlamissin golden_girl tesekkürler |
| |
| | #16 (permalink) |
| Kayıt: 13.02.2007 Yaş: 24
Mesajlar: 419 İtibar Gücü: 0 | efet çok guzel bı insandı tşklr |
| |
| | #17 (permalink) |
![]() ∂ιℓвєя Kayıt: 29.05.2007
Mesajlar: 671 İtibar Gücü: 10 | bazı şeylerin değerini yitirdikten sonra anlıyoruz... kendine özgün tarzıyla işini iyi yapan seven ve bizlerede müziğini sevdiren birisiydi ne mutlu ona... saolsın güzel sunum... |
| |
| | #18 (permalink) |
![]() '_bÜyÜk iNsaN_' Kayıt: 20.12.2006
Mesajlar: 3.751 İtibar Gücü: 47 | çok sağol golden_girl gercekten muhteşem bir sanatcıydı şarkılarının çoğu ezberimde Allah mekanını cennet eylesin hiç unutulmuycak Kazım KOYUNCU..!!! |
| |
| | #19 (permalink) |
![]() ღBad-ı sabahღ Kayıt: 20.04.2006
Mesajlar: 4.557 İtibar Gücü: 75 | Kazım Koyuncu’nun ardından o kadar çok şey yazıldı ki, insan “ Ne kadar çok seviliyormuş” diye düşünmeden edemiyor. Ama Kazım Koyuncu’ya gösterilen sevginin Türkiye’de yaşayan diğer sanatçılara gösterilen sevgiden çok önemli bir farkı var. Kazım Koyuncu, öldükten sonra değil yaşarken sevilenlerdendi. Koyuncu tam da yakın arkadaşı Volkan Konak’ın Hey Gidi Karadeniz türküsünde dediği gibi “Oynayın uşaklar, oynayın gayrı/ Horonu ibadet sayacak Tanrı” sözlerine inanarak müzik yaptı ve bu müziği herkese sevdirmeyi başardı. Ve yine kendi sözleriyle “Hey gidi Karadeniz/Doldu da taşamadı/ Etmiyelum sevdaluk/ Edenler yaşamadı” sözlerini doğrularcasına aramızdan ayrıldı. Koyuncu’nun müziğiyle ilk defa Arhavili bir arkadaşım sayesinde tanışmıştım. O zamanlar dershaneye gidiyordum ve arkadaşım bana heyecanla “ Ya Zuğaşi Berepe diye bir grup çıkmış. Mutlaka dinlemelisin. Harikalar yaratmışlar” diye anlatıyordu. Arkadaş tavsiyesidir diyerek aldığım Zuğaşi Berepe’nin “Va Mişkunan” albümü beni gerçekten çok etkilemişti. Bir yandan arkadaşıma teşekkür ederken, öte yandan bir Karadenizli olarak böyle bir müziğin yapılmış olmasına çok sevinmiştim. Umarım devamı gelir diye temenni ediyordum ki geldi. Zuğaşi Berepe’nin kurucusu ve beyni Kazım Koyuncu İgzas ismini verdiği ikinci albümüyle arz-ı endam etti. Türkiye’de ve dünyada Lazca-Rock yapan ilk grup olma başarısını gösteren ve bu müziği kitleselleştiren Zuğaşi Berepe, sıkı muhalif olmasının yanında Karadeniz’i bildik sloganlarından dışarı çıkarmayı da becerebilmişti. Ama Türkiye’deki birçok grup gibi, özellikle rock gruplarında görülen dağılmalar bu grupta da baş gösterdi ve bu çok önemli grup da bir daha bir araya gelmemek koşuluyla tarihteki yerini aldı. Grubun beyni dediğimiz Kazım Koyuncu daha sonra “ Viya” ve “ Hayde” isimli iki sıkı albümle Karadeniz yerel tınısını bambaşka bir boyuta taşıdı. Arada yaptığı “Gülbeyaz” ve “Sultan Makamı” dizilerinin müzikleri, Trabzonspor için yaptığı besteler de cabasıydı. İlk olarak 1991’de Volkan Konak’ın “Efulim” albümüyle başlayan ve daha sonra Fuat Saka’nın Lazutlar’ı, Birol Topaloğlu’nun “Lazuri Birabape” ve “Aravani”, Efkan Şeşen’in “Pek de Tanınmayan Karadeniz”, Gökhan Birben’in “Hey Gidi Karadeniz” gibi albümleriyle çok farklı bir kulvara taşınan Karadeniz ezgileri Kazım Koyuncu’da tam anlamıyla çok büyük bir ivme kazandı. Doğu Karadeniz’in renkli coğrafyasını ve bu coğrafyanın renkli insanlarını, Lazları, Hemşinlileri, Gürcüleri yani, müzikleriyle Anadolu’ya ulaştırdı. Erkan Oğur’la birlikte çıkardığı iki albümle çok iyi bir dinleyici kitlesi yakalayan İsmail Hakkı Demircioğlu’nun söylediği “Ben Seni Sevduğumi”, “Divane Aşuk Gibi”, “Oy Trabzon”, “Uyan Osmanım Uyan” gibi halk türkülerini dinlerken birden bire ortalığın altyapısı tekno- ritmlerle donatılmış saçmalıklarla karşılaşıldı. Oysa ismini zikrettiğimiz insanlar, dışarıya Karadeniz müziği diye lanse edilen şaklabanlıkların, gerçek Karadeniz’i yansıtmadığını birçok kez gösterdi. O nedenle bu insanların müziğini salt müzik açısından değil, kültürel açıdan da son derece önemli buluyorum. Tüm bu yapılan değerli çalışmaların içinde dinlerken insanın içinde hüzünlü yolculuklar yapmasına vesile olan Kazım Koyuncu’nun yaptığı müziğin bundan sonra yerel çalışmalarda bulunacak diğer insanlara örnek teşkil etmesi temennisiyle.. UĞUR BİRYOL-Gazeteci |
| |
| | #20 (permalink) |
![]() ღBad-ı sabahღ Kayıt: 20.04.2006
Mesajlar: 4.557 İtibar Gücü: 75 | ![]() Çernobil yağmurları üzerimize yağdı Ses çıkarmadık sustuk, hayatımız karardı Yaprak dökümü gibi tek tek gitti yiğitler Biz susarken haykıran Cihan Eren’ler vardı Sahil yoluna karşı direnişe geçmedik Yanlıştan yana olduk doğruları seçmedik Yaşarken insanların kıymetini bilmedik Haksızlığa dur diyen bir Kazım’ımız vardı Bir bir kayıp oluyor bütün değerlerimiz Eski Karadeniz’den kalmadı ki hiçbir iz Onlar yağmalıyorken alkış tutuyoruz biz Eskiden aramızda cesur yürekler vardı Karadeniz sahili boyuca yolculuk yaparsanız kıyı katliamının sonuçlarını, dinamitlerle indirilmiş dağları, mahkeme kararıyla dolgu inşaatı durdurulan ilçeleri, yol seviyesinin altında bırakılan ve bu yüzden çamura mahkûm edilen mahalleleri görürsünüz ve kendinize sorarsınız: Bu güzelim sahil nasıl bu hale geldi? Sustuk, sıra bize geldi Çoğumuz sustuk, ya da haykıran insanların yanında olmadık. Bir yıl önce aramızdan ayrılan Kazım Koyuncu çevre gönüllüsü idi. Çernobil, Karadeniz otoyolu konularında yıllarca kamuoyu oluşturmaya çalışmıştı. Kendisine kanser teşhisi konulmadan kısa süre önce yaptığımız röportajda Karadeniz sahil yolu ve Çernobil konularına tam bir sanatçı duyarlılığı ile yaklaşıyor ve “Bu sahiller geri gelmeyecek. Herkesin bir katkısı vardır bu işlerde. Yol bir şekilde bitti sayılır, sahiller mahvoldu. Bizim orada yaşayan insanların da çok büyük kusurları var ama politikacıların ve bürokratların suçu daha büyük. Sahiller geri gelmeyebilir ama birilerinin hayatımda ilk defa bu kadar cezalandırılmasını istiyorum.” diyor ve avucumuzun içinden uçup giden sahillerimiz için verdikleri mücadeleyi hatırlatıyordu: “2000 yılında sahil yoluyla ilgili ses çıkarmaya başladık birkaç arkadaşla. VİYA! albümünün adının viya olmasının sebebi sahil yoluna nazik bir tepki idi. Çünkü viya sahillerde yapılan bir nevi aletsiz sörf. Ardeşen’de tahtasız yaparlar. Böyle dalgaya bırakıyorlar kendilerini . Kayalarla kavga ediyor insanlar, çocuklar. Bu çok önemli bir kültürel durumdu aslına bakarsanız. Bir ritueldi ya da. Fakat eğer şimdi sahilleri doldurursak böyle bir şey de olmayacak.” “Viya” sahil yoluna nazik bir tepki idi “Bu bir simgeydi. Küçük bir şey. Onu da albümün içine de koyduk. Öyle kocaman bir sahili yol yapmak için dolduruyorsunuz. Dünyanın hiçbir yerinde yoktur böyle bir şey. 700-800 sene sonra bu sahiller tekrar elimize gelecek ve bu insanlar yüzünden tarihin içini boşaltmış olacağız. 700-800 sene sonra sahil oluşacak efendime söyleyeyim, kaç bin yılda oluşmuş sahilimiz yok olacak. Siz kimsiniz ya, binlerce yılda oluşan bir şeyi siz hangi kafayla, hangi vicdanla tutup da yok edebiliyorsunuz?. İnsanın geleceğiyle oynuyorsunuz. Sizin kısa vadede kazanacağınız birkaç milyon doların karşılığı milyonlarca insanın geleceği ve bütün dünyanın ortak mirası olan oradaki doğa, oradaki deniz, oradaki fırtına deresi, oradaki Artvin’in dereleri. Bütün bunlara karşı çıkmak için ne filozof olmak lazım ne sanatçı. Hiçbir şey olmaya gerek yok. Sadece gören bir çift göze sahip olmak... Korkmamak lazım. Devlet niçin var? Devlet modern toplumda benim için var. Topluluk için değil, bütün halk için de değil. Ayrı duranlar için, daha marijinal duranlar için, hayatı tehlikede olanlar için devlet vardır. Hak hukuku böyledir yanı. Ama öyle bir gelenek yok. Türkiye’de her şey devlet için. Hayır efendim devlet benim haklarımı korumak için var. Ben devleti korumak için ne çaba sarf edeceğim? Koskoca devlet yani...” diyordu. Hayatta hep gıcık işlerle uğraştım Kazım koyuncu ölümünden tam dokuz ay önce Çernobil olayında duyarsız davranan dönemin yetkilileri için Sultanahmet Adliyesi’nde suç duyurusunda bulunanların arasındaydı. Karadeniz’de artan kanser vakalarına dikkat çekilerek kendisine sorulan “Ailenizde kanserli var mı” sorusuna sorusuna bir yıl sonra “Ben” diye cevap veriyordu. O gün kendisiyle uzunu uzun Karadeniz’i konuşmuştuk. O yaşamı süresince haksızlıkların ve yanlışlıkların karşısında olmuştu. Ya biz değerlerimiz, güzelliklerimiz elimizden gidince veya ailemizde bir kanser hastası olunca mı uyanacağız. Her gün Karadeniz’den yüzlerce insan tedavi için İstanbul’a geliyor. Türkiye’de hiç radyasyon olmasa da sistem adamı kanser eder Kazım Koyuncu Trabzon Dernekler Birliği’nce 23 Nisan 2005’te organize edilen “Çernobil’in Etkileri ve Hasta Hakları” konulu panele hasta olduğu halde konuşmacı olarak katılmıştı. Orada yaptığı konuşmada “O koca burnumu her şeye soktuğum için bu hastalığın da tanrıdan geldiğini düşünüyorum” sözleriyle dinleyenleri güldürmeyi başarmıştı. Konuşmasında, “Bir kaset yaptım, gazete çıkarır gibi yazdım. Hayatta hep gıcık işlerle uğraştım. “Beni kanser ettiniz” demek istiyorum. Her şeyin içinde bulunmak zorundaydım. Sistem bizim gibi insanları dinlemiyor. Asi, muhalif... Kanser beni ilgilendirmiyor. Beni yaşamlar ilgilendiriyor. Mücadele edin. Güç bizde. Yönetenlerden kanserden ölen var mı son dönemlerde? Ben Türkiye’de her şeyin bir sektör olduğuna inanıyorum. Türkiye’de hiç radyasyon olmasa da sistemin kendisi yeter zaten. Ama hiç merak etmeyin bundan sonra da muhalif, illet, deli bir herif olmaya devam edeceğim” diyordu. Ayrıca panelde sarf ettiği ve altını önemle çizmek istediğim “Türkiye’de bir sistem sorunu var. Beni radyasyon değil Türkiye’deki sistem kanser etti” cümlesini unutamıyorum. “Hopa’ya gitmek istiyorum” Amerikan Hastanesi’nde bir ziyaretinde “Hopa’ya gitmek istiyorum” diyordu. Hopa derken boğazının düğümlendiğini hissediyordum. Bizler ona “Seni iyi gördük” derken gerçekler de bizi endişelere itiyordu. Sahnelerin hırçın çocuğu sakinleşmişti. O kabul etmiyordu. Öyle ya bir konser düzenlese büyük gelir elde edebilirdi ama o bunu kabul etmedi. Aramızdan ayrılalı bir yıl oldu. Karadeniz’in bizim sorunlarımızı dile getiren hırcın çocuğunu bu bir yıl içinde daha fazla yanımızda oldu. 25 haziran 2006 tarihinde Hopa’daki köyünde Yeşilyut’a misafiri olacağız. Çok kalabalık geliyoruz Kazım. Şarkılarınla karşıla bizi. ![]() Birini Çernobil, diğerini sahil yolu aldı elimizden! Avukat Cihan Eren ( soldan 1.) Kazım Koyuncu onları aynı karede buluşturan şey memleket ve insan sevgisiydi ![]() Kazım Koyuncu Çernobil olayında duyarsız davranan dönemin yetkilileri için Sultanahmet Adliyesi’nde suç duyurusunda bulunanlar arasında yer alıyordu. Şimdi ise gönüllerde..... |
| |
| Konuyu Toplam 1 Üye okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir) | |
| Seçenekler | |
| Stil | |
| |
Benzer Konular | ||||
| Konu | Konuyu Başlatan | Kategori | Cevaplar | Son Mesaj |
| ..::Kazım Koyuncu::.. | !NC!PéR!S! | Sanatçılar | 48 | 17-02-2009 18:11 |
| "Kazım Koyuncu"nun ardından | goldengirl | Genel Müzik Konuları | 7 | 27-01-2008 04:33 |
| GAFFuR FIn CLuB (Yoksa CLub ümü Beğenmiğürmüsün?:D) | Argion | Fan Club Şenliği | 7 | 18-06-2007 18:27 |
| Hoşçakal / Kazım Koyuncu | M'LANCOLY | Türkçe Şarkı Sözleri | 0 | 05-02-2007 23:49 |