#20 (permalink)
15-06-2007, 01:44
|
Kendini aşan 2de1'ci ღBad-ı sabahღ
Kayıt: 21.04.2006 Yaş: 24 Mesajlar: 3.724 Rep gücü: 35 |  | |  | | | Çernobil yağmurları üzerimize yağdı
Ses çıkarmadık sustuk, hayatımız karardı
Yaprak dökümü gibi tek tek gitti yiğitler
Biz susarken haykıran Cihan Eren’ler vardı
Sahil yoluna karşı direnişe geçmedik
Yanlıştan yana olduk doğruları seçmedik
Yaşarken insanların kıymetini bilmedik
Haksızlığa dur diyen bir Kazım’ımız vardı
Bir bir kayıp oluyor bütün değerlerimiz
Eski Karadeniz’den kalmadı ki hiçbir iz
Onlar yağmalıyorken alkış tutuyoruz biz
Eskiden aramızda cesur yürekler vardı Karadeniz sahili boyuca yolculuk yaparsanız kıyı katliamının sonuçlarını, dinamitlerle indirilmiş dağları, mahkeme kararıyla dolgu inşaatı durdurulan ilçeleri, yol seviyesinin altında bırakılan ve bu yüzden çamura mahkûm edilen mahalleleri görürsünüz ve kendinize sorarsınız: Bu güzelim sahil nasıl bu hale geldi?
Sustuk, sıra bize geldi
Çoğumuz sustuk, ya da haykıran insanların yanında olmadık. Bir yıl önce aramızdan ayrılan Kazım Koyuncu çevre gönüllüsü idi. Çernobil, Karadeniz otoyolu konularında yıllarca kamuoyu oluşturmaya çalışmıştı. Kendisine kanser teşhisi konulmadan kısa süre önce yaptığımız röportajda Karadeniz sahil yolu ve Çernobil konularına tam bir sanatçı duyarlılığı ile yaklaşıyor ve “Bu sahiller geri gelmeyecek. Herkesin bir katkısı vardır bu işlerde. Yol bir şekilde bitti sayılır, sahiller mahvoldu. Bizim orada yaşayan insanların da çok büyük kusurları var ama politikacıların ve bürokratların suçu daha büyük. Sahiller geri gelmeyebilir ama birilerinin hayatımda ilk defa bu kadar cezalandırılmasını istiyorum.” diyor ve avucumuzun içinden uçup giden sahillerimiz için verdikleri mücadeleyi hatırlatıyordu: “2000 yılında sahil yoluyla ilgili ses çıkarmaya başladık birkaç arkadaşla. VİYA! albümünün adının viya olmasının sebebi sahil yoluna nazik bir tepki idi. Çünkü viya sahillerde yapılan bir nevi aletsiz sörf. Ardeşen’de tahtasız yaparlar. Böyle dalgaya bırakıyorlar kendilerini . Kayalarla kavga ediyor insanlar, çocuklar. Bu çok önemli bir kültürel durumdu aslına bakarsanız. Bir ritueldi ya da. Fakat eğer şimdi sahilleri doldurursak böyle bir şey de olmayacak.”
“Viya” sahil yoluna nazik bir tepki idi
“Bu bir simgeydi. Küçük bir şey. Onu da albümün içine de koyduk. Öyle kocaman bir sahili yol yapmak için dolduruyorsunuz. Dünyanın hiçbir yerinde yoktur böyle bir şey. 700-800 sene sonra bu sahiller tekrar elimize gelecek ve bu insanlar yüzünden tarihin içini boşaltmış olacağız. 700-800 sene sonra sahil oluşacak efendime söyleyeyim, kaç bin yılda oluşmuş sahilimiz yok olacak. Siz kimsiniz ya, binlerce yılda oluşan bir şeyi siz hangi kafayla, hangi vicdanla tutup da yok edebiliyorsunuz?. İnsanın geleceğiyle oynuyorsunuz. Sizin kısa vadede kazanacağınız birkaç milyon doların karşılığı milyonlarca insanın geleceği ve bütün dünyanın ortak mirası olan oradaki doğa, oradaki deniz, oradaki fırtına deresi, oradaki Artvin’in dereleri. Bütün bunlara karşı çıkmak için ne filozof olmak lazım ne sanatçı. Hiçbir şey olmaya gerek yok. Sadece gören bir çift göze sahip olmak... Korkmamak lazım. Devlet niçin var? Devlet modern toplumda benim için var. Topluluk için değil, bütün halk için de değil. Ayrı duranlar için, daha marijinal duranlar için, hayatı tehlikede olanlar için devlet vardır. Hak hukuku böyledir yanı. Ama öyle bir gelenek yok. Türkiye’de her şey devlet için. Hayır efendim devlet benim haklarımı korumak için var. Ben devleti korumak için ne çaba sarf edeceğim? Koskoca devlet yani...” diyordu.
Hayatta hep gıcık işlerle uğraştım
Kazım koyuncu ölümünden tam dokuz ay önce Çernobil olayında duyarsız davranan dönemin yetkilileri için Sultanahmet Adliyesi’nde suç duyurusunda bulunanların arasındaydı. Karadeniz’de artan kanser vakalarına dikkat çekilerek kendisine sorulan “Ailenizde kanserli var mı” sorusuna sorusuna bir yıl sonra “Ben” diye cevap veriyordu. O gün kendisiyle uzunu uzun Karadeniz’i konuşmuştuk. O yaşamı süresince haksızlıkların ve yanlışlıkların karşısında olmuştu. Ya biz değerlerimiz, güzelliklerimiz elimizden gidince veya ailemizde bir kanser hastası olunca mı uyanacağız. Her gün Karadeniz’den yüzlerce insan tedavi için İstanbul’a geliyor.
Türkiye’de hiç radyasyon olmasa da sistem adamı kanser eder
Kazım Koyuncu Trabzon Dernekler Birliği’nce 23 Nisan 2005’te organize edilen “Çernobil’in Etkileri ve Hasta Hakları” konulu panele hasta olduğu halde konuşmacı olarak katılmıştı. Orada yaptığı konuşmada “O koca burnumu her şeye soktuğum için bu hastalığın da tanrıdan geldiğini düşünüyorum” sözleriyle dinleyenleri güldürmeyi başarmıştı. Konuşmasında, “Bir kaset yaptım, gazete çıkarır gibi yazdım. Hayatta hep gıcık işlerle uğraştım. “Beni kanser ettiniz” demek istiyorum. Her şeyin içinde bulunmak zorundaydım. Sistem bizim gibi insanları dinlemiyor. Asi, muhalif... Kanser beni ilgilendirmiyor. Beni yaşamlar ilgilendiriyor. Mücadele edin. Güç bizde. Yönetenlerden kanserden ölen var mı son dönemlerde? Ben Türkiye’de her şeyin bir sektör olduğuna inanıyorum. Türkiye’de hiç radyasyon olmasa da sistemin kendisi yeter zaten. Ama hiç merak etmeyin bundan sonra da muhalif, illet, deli bir herif olmaya devam edeceğim” diyordu. Ayrıca panelde sarf ettiği ve altını önemle çizmek istediğim “Türkiye’de bir sistem sorunu var. Beni radyasyon değil Türkiye’deki sistem kanser etti” cümlesini unutamıyorum.
“Hopa’ya gitmek istiyorum”
Amerikan Hastanesi’nde bir ziyaretinde “Hopa’ya gitmek istiyorum” diyordu. Hopa derken boğazının düğümlendiğini hissediyordum. Bizler ona “Seni iyi gördük” derken gerçekler de bizi endişelere itiyordu. Sahnelerin hırçın çocuğu sakinleşmişti. O kabul etmiyordu. Öyle ya bir konser düzenlese büyük gelir elde edebilirdi ama o bunu kabul etmedi.
Aramızdan ayrılalı bir yıl oldu. Karadeniz’in bizim sorunlarımızı dile getiren hırcın çocuğunu bu bir yıl içinde daha fazla yanımızda oldu. 25 haziran 2006 tarihinde Hopa’daki köyünde Yeşilyut’a misafiri olacağız. Çok kalabalık geliyoruz Kazım. Şarkılarınla karşıla bizi. Birini Çernobil, diğerini sahil yolu aldı elimizden!
Avukat Cihan Eren ( soldan 1.) Kazım Koyuncu
onları aynı karede buluşturan şey memleket ve insan sevgisiydi Kazım Koyuncu Çernobil olayında duyarsız davranan dönemin yetkilileri için Sultanahmet Adliyesi’nde suç duyurusunda bulunanlar arasında yer alıyordu. Şimdi ise gönüllerde..... | |  | |  | |
| |