HIZLI ARAMA
| Fan Club Şenliği Sevdiğiniz sanatçı, ünlü, manken veya markaların fan clublarını kurarak paylaşın, sevginizi gösterin.. |
| | #131 (permalink) |
| Kayıt: 21.03.2007 Yaş: 22
Mesajlar: 129 İtibar Gücü: 10 | ߀nd€ q€Lm€k isTiom q€L€ß!L!r m!!m ![]() |
| |
| | #132 (permalink) |
| Kayıt: 04.03.2007
Mesajlar: 20 İtibar Gücü: 0 | evet ya osmanlı olunca bende varımm her zaman,her yerde,her durumdaa helal olsun |
| |
| | #133 (permalink) |
![]() Kayıt: 23.07.2006
Mesajlar: 1.794 İtibar Gücü: 19 | çanakkalenin ilk şehitleri Yıl 1912, İngilizler Hindistan'ı işgal eder, Hindistan Kralı Osmanlı'dan yardım ister. Yıllardır savaş içinde olan Osmanlı bu yardımı karşılıksız bırakmamakla birlikte 350 kişilik bir askeri birliği gemiyle Hindistan'a gönderir. 350 kişilik birlikten 20 kadarı hastalıktan yolda şehit olur, kalan 330 Osmanlı askeri Hindistan'a çıkarlar ve İngilizlerle savaşmaya başlarlar. Mühimmat açısından kısıtlı olan Osmanlı askerleri birkaç günlük mücadeleden sonra teknolojik donanıma sahip İngiliz askerleri karşısında yenik düşerler ve 40 kadarı esir alınır, diğerleri de savaşta şehit olurlar. Savaş bittikten sonra bu 40 Osmanlı esir askerini, İngilizler gemilerde çalıştırmaya başlarlar. Bir İngiliz gemisi Avustralya'ya geldiğinde, esir iki Osmanlı askeri gemiden bir yolunu bulup kaçarlar. Bir sure sonra, adı Karadeniz diyarından Mentesoğlu Abdullah olan, baba mesleği dondurmacılığa, Karahisar diyarından Tarakçıoğlu Mehmet de baba mesleği kasaplığa başlar. Avustralya Çanakkale'ye asker çıkarır ve bizim iki Osmanlı askeri olayı duyarlar ve hemen buluşur, durum değerlendirmesi yaparlar. Biz Osmanlı askeriyiz ve Avustralya'da yaşıyoruz. Avustralya devleti Osmanlıya savaş açmış ve bizim ülkemizi işgale gitmiş, bundan dolayı biz de Avustralya devletine savaş açalım derler. Alırlar kağıdı, kalemi ve yazarlar: Sayın Avustralya Başkanı, Ekselans Hazretleri, Biz iki Osmanlı askeri, ülkenizde bulunuyoruz. Duyduk ki, devletimiz Osmanlıya Avustralya devleti olarak savaş açmış ve Çanakkale'ye asker göndermişsiniz. Bundan dolayı iki Osmanlı askeri olarak biz de Avustralya devletine savaş açmış bulunmaktayız. Bu bir "Osmanlı Savaş Fermanı "dır. Ekselanslarının bilgilerine duyurulur. Karahisar diyarından Tarakçıoğlu Mehmet, Karadeniz diyarından Mentesoğlu Abdullah İki Osmanlı askeri, Sidney' in 250 km uzağında Karlıdağlar denilen bölgede önce virajlarda tren raylarını sökerek 3 tren devirirler. Üçüncü trende askeri mühimmat bularak silahlanırlar. Aynı bölgede 8 karakol basar ve karakollardaki askerlerin tamamını vururlar. Ne olduğunu bir turlu çözemeyen Avustralya devletının sonunda iki Osmanlı askerinin yazmış olduğu mektup akıllarına gelir ve bölgeye 250 kadar asker gönderirler ve iki Osmanlı askeri araştırılmaya başlanır. Birkaç günlük araştırmadan sonra sıcak çatışma olur Ve iki Osmanlı askeri bu karlı dağlarda şehit edilir. İki askerin şu an mezarı Sidney'e 250 km uzakta Karlıdaglar'da ve mezarlarında fotoğraf çekmek yasak. Avustralyalılar iki Osmanlı askeriyle savaştık demek zorlarına gittiği için bu askerlerimize Hindistan asıllı diyorlar. Oysa Hindistan'da ne Karahisar diyarı, ne de Karadeniz diyarı diye bir bölge yok. |
| |
| | #134 (permalink) |
![]() Kayıt: 19.04.2006 Yaş: 22
Mesajlar: 19.919 İtibar Gücü: 150 | OSMANLININ YAPTIRIM GÜCÜ Venediklilerle 1502 yılının 14 Aralık Çarşamba günü bir antlaşma imzalarız.Buna rağmen sultan Bayezid haberler alır ki, venedikliler yeminle teyid ettikleriantlaşmayı hiçe saymışlar ve yün ,pamuk yüklü ve iki gemimizi zaptedip Girit adasına göndermişlerdir. İşte bu günlerin birinde İstanbul2a bir başka haber daha gelir. Venedikliler iki, evet sadece iki yeniçerimizi esir almışlardır. Birni satmış ve diğerinide çeşitli işkence ettikten sonra hapsetmişlerdir. Üstelik, Venedik Doç'un sarayında bir duvara Osmanlı Türkü aleyhinde bir resim asılmışdır. Bunu duyan Sultan Bayezıd hemen bir Name-i Hümayun gönderir. ama ne name: '' Haber aldım ki, nihayet iki askerimi esir alıp satmış ve işkence etmişsin. Bu name-i hümayünumu sana getiren Turan oğlu Ömer Bey'in yanındaki kulum Ali'ye , vakit geçirmeden sattığın askerimi nerde ise bulup teslim edersin, İşkence edilene ise 150 bin gümüş akçe tazminat ödeyip kendisine veresin. Ve sarayında da bizim aleyhimize ki 'ol tasviri' yerinden söküp yakasın ve küllerini bana verilmek üzere kendisine hemen teslim edersin. Yoksa bilesin ki , sonu senin içün nice ve nasıl azaplarla dolu olacağını tahmin edemeyeceğin bir sefer açarım ki, sefil ü rezil olursun.'' Namesin başına '' Yedi iklim ve diğer bütün toprakların ve de Kürre-i arzı mutlak sahibi'' sıfatını kullanan Sultan II. Bayezıd'ın emri hemen yerine getirilmiş, esir bulunmuş, diğerinede tazminat ödenmiş ve o resim yerinden sökülüp hepsi İstanbul'a gönderilmiş. |
| |
| | #135 (permalink) |
| Kayıt: 20.04.2006
Mesajlar: 17.884 İtibar Gücü: 49 | yok abi bu saatten sonra ben yokum ![]() konu eklemekten çevreme bakamıyorumki, keşke bende erken duysaydım ![]() katılımcıların hepsine teşekkürlerimi bir borç bilirim. |
| |
| | #136 (permalink) |
| ==={คг๔ค}=== Kayıt: 25.03.2007
Mesajlar: 732 İtibar Gücü: 11 | gercekten de gecmişimiz boyle parlak |
| |
| | #137 (permalink) |
![]() sessiz çığlık Kayıt: 22.04.2006
Mesajlar: 3.879 İtibar Gücü: 26 | PARA HIRSI YÜZÜNDEN AKINCI ORDUMUZUN TAMAMINI KAYBETTİK Adları efsane gibi anılan Türk akıncıların 16. yüzyılın sonuna kadar girdiğimiz hemen bütün savaşların kazanılmasında büyük katkıları olmuştu. Bir ‘‘özel tim’’ gibi çalışan akıncı teşkilátı 1595'te zamanın veziriazamı Sinan Paşa'nın savaş sırasında askerden vergi toplamaya kalkması üzerine düşmanın saldırısına uğrayıp yokoldu ve bir daha da kurulamadı. OSMANLI ordusunun en önemli vurucu gücü olan akıncılar, Yahya Kemal'in 'Bin atlı akınlarda çocuklar gibi şendik' mısraıyla başlayan şiirinin yayınlanmasından sonra tam bir efsane haline gelmişti. Gözünü budaktan esirgemeyen ve filmlere, romanlara, şiirlere kadar konu olan akıncılar, 1595'te Veziriazam Sinan Paşa'nın vergi hırsı yüzünden ortadan kalkmışlardı. Osmanlı sınırlarında, süratle hareket edebilen hafif süvariler bulunur, 'akıncı' denilen bu birlikler savaşlardan önce düşman topraklarına girerek her tarafı tahrip ederlerdi. On bin kişilik bir akıncı ordusu beşer kişiden oluşan iki bin vurucu time ayrılarak sınırı geçer, bu kadar çok sayıda timle karşılaşan düşman komşular ise nereye ne kadar asker göndereceklerini şaşırır, akınlar karşısında bir şey yapamazlardı. 'Akın', akıncı beyinin kumandası altında yapılan operasyonların adıydı. Beyin katılmadığı saldırılar yüz kişiden fazla akıncı ile yapılmışsa 'haramilik', daha az sayıda akıncının katıldığı bir operasyon ise 'çete' veya 'potera' ismini alırdı. Akıncılar, kendi aralarında da birkaç gruba ayrılırlardı. Düşmana ölümle sonuçlanabilecek korkusuzca saldırıları yapan fedailere 'deli', 'serdengeçti' yahut 'dalkılıç' denilirdi. En meşhur akıncı ailelerinden olan Tarhanğulları Mora'da, Mihaloğulları Sofya'da, Evrenosoğulları Arnavutluk'ta, Malkoçoğulları da Silistre'de üslenmişlerdi. Yıldırım Bayezid döneminde ortaya çıkan Akıncı Ocağı, imparatorluğun yükselişine paralel olarak büyüdü. 16. yüzyılın sonlarında Osmanlı ordusunda 40 bin akıncı vardı. 1526 yılında Macaristan'ın fethiyle sonuçlanan Mohaç muharebesinin kazanılmasında en önemli rol, düşman ordusunu arkadan kuşatan Akıncı beyi Yahya Paşazade Bali Bey'e aitti. 1593 yılında Avusturya ile 13 yıl sürecek uzun bir savaşa girilmiş, bir taraftan da Eflak'ın isyancı voyvodası Mihal ile uğraşılıyordu. Bu sırada Malkara'da sürgünde bulunan Sinan Paşa, rakibi Veziriazam Ferhat Paşa'yı 7 Temmuz 1595'te entrikalarla görevinden azlettirdi ve kendisi veziriazam oldu. Paşa 18 Temmuz'da ordunun başında cepheye doğru yola çıkarak Ağustos sonunda Bükreş'e girdi. Mihal, her tarafı tahrip ederek kaçıyor ve fırsat bulduğu yerde Osmanlı kuvvetlerine saldırarak vahşice katliam yapıyordu. Ele geçirdiği kalelerdeki Osmanlı askerlerini ya kazıklatmış, yahut şişe geçirerek pişirtmişti. Bir süre sonra Avusturya'dan ve Erdel'den destek alan Mihal, kaçmayı bırakarak Osmanlı ordusunu takip etmeye başladı. Voyvodanın vahşetinden ürken askerlerin Bükreş'te kalmak istememesi üzerine, ordu Yerköy'e geçti. Burada konaklanmışken, Sinan Paşa, Mihal'in destek kuvveti alarak üzerine geldiğini duyunca orduyu Tuna üzerindeki köprüden Rusçuk tarafına geçirmeye başladı. Geçiş, oldukça yavaş şekilde ilerliyordu. Üç gün üç gece olmuş ama toplar ve akıncı birlikleri hálá karşı sahile geçememişti, zira Veziriazam Sinan Paşa, harekátın askeri tarafını bir yana bırakmış, askerden vergi toplatmaya başlamıştı. Köprünün başında bekleyen vergi memurları, askerlerden düşmandan alınan ganimetlerin vergisini tahsil etmeye başlamışlardı. Tahsilát devam ettiği sırada Eflak Voyvodası Mihal baskına gelmiş, tahsiláta son verilmiş ama iş işten geçmişti. Eflaklılar top ateşi açarak üzerinde binlerce Osmanlı askerinin bulunduğu köprüyü havaya uçurdular, ardından da akıncıların neredeyse tamamını yok ettiler. Baskın sırasında akıncılara ait 100 bin kadar at da telef oldu. Uzun mesafeleri kısa sürede alabilen özel yetiştirilmiş bu atların bir daha bulunması imkánı yoktu. Veziriazam Sinan Paşa'nın aç gözlülüğü ve tedbirsizliği, üç asırdan beri Avrupa'yı titreten akıncı ocağının sonunu getirmişti. Baskından sonra sadece birkaç bin kalan akıncılar bir daha toparlanamadılar ve tarihe karıştılar. |
| |
| | #138 (permalink) |
| Kayıt: 01.04.2007 Yaş: 17
Mesajlar: 34 İtibar Gücü: 0 | bendekatılmak istiyorumm |
| |
| | #139 (permalink) |
![]() ÆonFLux Kayıt: 20.04.2006 Yaş: 25
Mesajlar: 1.494 İtibar Gücü: 22 | Ne güzeL söyLemiş Fatih SuLtan... ![]() |
| |
| | #140 (permalink) |
![]() sessiz çığlık Kayıt: 22.04.2006
Mesajlar: 3.879 İtibar Gücü: 26 | Fatih Sultan Mehmet'in Halkını İmtihanı... Fatih Sultan Mehmet Han istanbul'u fethetme plânları yapıyordu. Daha henüz 21 yaşında bulunan hükümdar, İstanbul'un fethine girişmeden önce, halkını imtihan etmek istemişti. Sabahın erken saatlerinde tebdili kıyafet ederek, Osmanlı'nın başşehri olan Edirne'de çarşıya çıktı. Çarşının bir tarafından girip, alış veriş yapmaya başladı. Birinci dükkâna varıp birşey aldı. İkinci bir şey istediğinde dükkân sahibi vermedi. Fatih'i tanımıyordu dükkân sahibi. Fatih Hazretleri mal olduğu halde neden vermediğini sordu. Adam: -Ben sana bir şey satmakla sabah siftahımı yapmış oldum, ikinci alacağını da karşıdaki dükkândan al. Çünkü o henüz siftah etmemiştir, dedi. Fatih memnun olmuştu. Öbürüne vardı, bir miktar mal aldı... İkincisini istediğinde o da vermeyip komşu dükkâna gönderdi. Böylece Hazreti Fatih koca çarşıyı baştan sona kadar dolaştı... Hepsinde aynı mukabele ile karşılaşmıştı. Aldıkları erzakı, medresede ilim tahsil eden talebelere gönderdi, kendisi de saraya gelip Allah'a şükür secdesine kapandı ve şöyle dedi: — Ya Rabbi sana hamdolsun... Bana böyle birbirini düşünen millet ihsan ettin. Ben bu milletimle değil Bizans'ı, dünyayı bile fethederim, dedi ve istanbul'un Fetih planlarını hazırlamaya başladı. 51 gün süren muhasaradan sonra Bizans, Akşemseddin Hazretlerinin de bizzat iştirakiyle fetholunmuştu. İstanbul fetholunduktan sonra, Osmanlı imparatorluğunun merkezi Edirne'den İstanbul'a taşındı |
| |
| Konuyu Toplam 1 Üye okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir) | |
| Seçenekler | |
| Stil | |
| |
Benzer Konular | ||||
| Konu | Konuyu Başlatan | Kategori | Cevaplar | Son Mesaj |
| Büyük derbiye, büyük koruma | Haberci | Son Dakika Haberleri | 0 | 02-02-2008 15:30 |
| En BÜyÜk Yildiz KeŞfedİldİ GÜneŞten Bİle BÜyÜk | Emirhann | Bilelim Öğrenelim | 0 | 07-12-2007 20:29 |
| Osmanlı NÜmİsmatİĞİnİn BÜyÜk Problemİ "İŞaret Harfler” | goldengirl | Osmanlı Devleti | 2 | 01-09-2007 15:57 |
| Osmanlı Tarihi : A'dan Z'ye Herşeyi İle Osmanlı Devletiii... | adLer | Türkiye Hakkında - Genel - | 82 | 18-08-2007 19:14 |
| Ortaylı: Fatih, büyük bir Türk, büyük bir Müslüman ve büyük bir imparatordu | Haberci | Son Dakika Haberleri | 0 | 26-05-2007 15:10 |